20
Cu, Tem

Çeviri Öyküler

Bay K'ya ev sahibesinin küçük kızı; "Köpek balıkları insan olsalardı, öteki küçük balıklara şimdikinden daha nazik davranırlar mıydı?" diye sordu.

"Muhakkak" dedi Bay K: "Köpek balıkları insan olsalardı, küçük balıklar için sağlam muhafazalar yapar ve bu muhafazalara onlar için hayvan ve bitkilerden, gerekli her türlü yiyeceği koyarlardı. Muhafazaların suyunun sürekli taze kalmasına özen gösterirler, balıkçıların sağlıkları için her türlü tedbiri alırlardı. Meselâ bir balıkçığın yüzgeçleri yaralansa, lâzım olacakları vakitten önce ölmemeleri için, gereken ilk yardımı yaparlardı.

Onları Melankolizmden korumak için zaman zaman büyük Su Bayramları tertiplerlerdi. Çünkü manyak(neşeli) balıkçıklar melankoliklerden çok daha lezizdirler.

Söz konusu muhafazalar içinde kimi okullar da bulunurdu. Bu okullarda küçük balıklara, kendileri köpek balıkları tarafından yenilirken, onların ağızlarında uymaları gereken usûl ve teşrifat öğretilirdi. Bu okullarda ayrıca coğrafya dersi de bulunurdu. Böylece herhangi bir yerde bulunan acıkmış bir köpek balığını küçük balıkçıkların kolayca bulmaları sağlanır, ötekilerin berikileri bulma zahmeti giderilirdi.

Balıkçıklara itaatli olmayı öğrenmeleri halinde, geleceklerinin güvence altına alınacağı öğretilirdi. Kendilerine söylenen "İyi Bir İstikbal" vaadine bütün balıkçıkların içtenlikle inanmaları gereği öğretilirdi. Bir balıkçık için en erdemli ve soylu davranışın kendisini köpek balıklarına seve seve feda etmesi olduğu öğretilirdi.

Aralarındaki bütün adi, bencil, materyalist ve Marksist eğilimlerden kendilerini korumaları ve içlerinden birinin bu tür eğilimler göstermesi halinde onu hemen köpek balıklarına bildirmeleri gerektiği öğretilirdi.

Köpek balıkları insan olsalardı, elbet kendi içlerinde savaşlar da yaparlardı; yabancı köpek balığı muhafazaları ve içindeki balıkçıkları elde etmek için. Yine elbet, bu savaşları her köpek balığı kendi balıkçıklarına yaptırırdı. İşte bu arefede, kendileriyle kendi balıkçıklarının, sair tüm balık ve balıkçıklardan üstün ve farklı yaratılmış oldukları vurgulanırdı.

Bilindiği gibi, balıkçıklar "dilsiz" olduklarını beyan ederlerdi. Fakat, her kavmin kendi dilinin susmasıyla bütün dillerde sükût ettiklerinden birbirlerini de asla anlamazlardı. Yabancı bir dilde sükût eden bir kaç balıkçığı öldüren her balıkçığa deniz bitkilerinden bir nişan takılır ve kahraman ünvanı verilirdi.

Köpek balıkları insan olsalardı, elbet kendilerine has güzel sanatları da olurdu. Öyle güzel resimleri olurdu ki örneğin, bunlar muhteşem renklerle betimlenmiş köpek balığı dişleri, balıkçıkların neşeyle sıçrayıp yüzdükleri bahçelerden oluşan köpek balığı ağızlarını yansıtırdı.

Deniz dibindeki tiyatrolar yiğit balıkçıkların, coşkun bir şekilde köpek balığı ağızlarına doğru nasıl yüzdüklerini temsil ederdi.

Köpek balıkları insan olsalardı bir dinleri de olurdu kuşkusuz. Balıkçıklara, gerçek hayatı ancak köpek balıklarının karnında yaşayabilecekleri öğretilirdi.

Bunlardan başka, şimdi olduğu gibi, bütün balıkçıklar eşit de olmazlardı. Bazıları kimi görevler alır, ötekilerine hükmederlerdi. Balıkçıkların azıcık iri olanları küçükleri yutabilirlerdi. Ama bu yalnız köpek balıklarının işine gelirdi. Böylece köpek balıklarına yem olacak balıklar daha semiz olurdu. Öğretmen, zabıta gibi, görevli balıkçıklar öteki balıkçıklar arasındaki düzeni sağlardı. Mühendislerse, muhafaza yapımında hizmet verilirlerdi.

Kısacası köpek balıkları insan olsalardı, denizlerde bambaşka bir kültür oluşurdu."

Çeviri: Hasan Ekinci

Menu