Kadın'a Dair

Latin Amerika’da, Venezüella ve Küba devrimlerinin öncülüğünde sosyalist feminizmin dirilişi söz konusu.UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) ve Venezüella Kadın İşleri Bakanlığı tarafından düzenlenen, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle ilgili bir atölyeden yeni döndüm. Atölyedeki konuşmacılar arasında Maria Leon (Kadın İşleri Bakanı) ve Nora Casteneda (Banmujer ya da Kadın Kalkınma Bankası Başkanı) bulunuyordu. Bu iki kadın, Venezüella’da Bolivarcı sosyalist devrimin sonucunda kadınların elde ettiği kazanımları anlattı.

Aynı zamanda, bu ülkede yaşayan kadınların karşılaştıkları güçlüklerin henüz tamamen çözülmediğini içtenlikle özetleyen her iki kadın tarafından, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik olarak kadınların güçlendirilmesi için atılan gerçekten inanılmaz adımların bir raporu sunuldu.

Bolivarcı anayasa Güney’de (ve büyük ihtimalle bütün dünyada), kadınların ev içi emeğini gelir getiren ve toplumun sosyal refahına katkıda bulunan yasal bir ekonomik aktivite olarak tanımasıyla bir ilktir: “Devlet, ev işlerini katma değer yaratan, zenginlik ve sosyal refah üreten bir ekonomik aktivite olarak tanıyacaktır. Kanuna göre, ev kadınlarının sosyal güvenlik hakkı bulunmaktadır” (Madde 88). Maria Leon’un da belirttiği gibi, Madde 88’de “geçmiş bütün kadın nesillerinin emeği de tanınmış ve değer verilmiş oldu”.

Mart 2007’de kadınların şiddet içermeyen bir hayat sürme hakkı, Venezüella Milli Meclisi tarafından yasalaştırıldı. Şimdi, yasanın fiilen uygulamaya konulması gerekiyor. Bu, ülke genelinde kadına yönelik şiddet davalarını incelemek üzere özel mahkemelerin ya da yasal birimlerin kurulmasını –ki bütün bölgeleri kapsayan 19 mahkeme çoktan açılmış durumda- içeriyor. Bu mahkemeler, “Venezüella devletinin kadına yönelik şiddeti ortadan kaldıracak yeni kurumları” olarak tanımlandı. Kadına yönelik şiddetle ilgilenen ilk mahkemeler Karakas’ta, 27 Haziran 2008’de kurulmuştu.

Bu mahkemeler kadınlara şiddet uygulayan failleri geçici olarak tutuklama ve ülke dışına çıkmalarını engelleme hakkına sahip. İlk duruşma günü, şiddet eyleminin gerçekleştiği günden on ila yirmi gün sonrasına verilmeli, hapis ve para cezası da hüküm verildiği gün uygulamaya konulmalı. Temyiz işlemleri mevcut. Bu mahkemeler “kadına yönelik şiddetle ilgili özel birimler” ve “kadına yönelik şiddetle mücadelede kullanılan silahlar” olarak da nitelendirildi.

Maria Leon’a göre, “Konuşmak yetmiyor. Yasalar yeterli değil. Kurumlar yeterli değil. Dünyaya bakışımızda ve görüşlerimizde kültürel bir değişime ihtiyacımız var.” Bu, kadınların “gerçek, caydırıcı bir güç, kadına yönelik şiddete karşı savaşan ve kadınların dayak yiyen kurbanlar, zayıf insancıklar olarak algılanmasını değiştirmek için uğraşan bir ordu” haline gelmesi için seferber olmasını gerektirdi. Kadınları harekete geçirmek amacıyla, kadınların bürokratik kurallar ve külfetler olmadan bilgiye ve hizmetlere kolay ulaşımını sağlayacak yirmi beş bin kadar “buluşma noktası” kurulmakta. Bu yirmi beş bin “buluşma noktası”, “kadına yönelik şiddetle savaşmak için bir ordu hazırlamak amacıyla başka kadınları da örgütleyecek en az on kadından oluşacak –burada mesele sadece kadına yönelik şiddeti azaltmak değil, tamamen ortadan kaldırmak”.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadın İşleri Bakanlığı 8 Mart 2009’da kuruldu. Yeni bakanlığın ilk işlerinden biri bakanlığın çalışmaları ve planları hakkında kadınlarla görüş alışverişinde bulunmak üzere bir kadın kongresi düzenlemek oldu. Bakanlığın temel amacı, ‘toplumsal cinsiyet eşitliğiyle insani gelişim’ ve ‘ülkenin devrimci dönüşüm sürecinde kadın haklarının korunması ve garanti altına alınması hususlarında aktif katılım’ ile ilgili Başkan’a tavsiyelerde bulunmak. Bakanlığın buna bağlı bir başka temel amacı da, “üretim araçlarının sosyalizasyonunda toplumsal cinsiyet eşitliğinin göz önüne alındığı sosyalist bir üretim modelini teşvik etmek amacıyla, kadınları -özellikle de marjinalleştirilmiş, dışlanmış, ayrımcılık, sömürü ve şiddete maruz kalan kadınları- hedef alan yatırımların, sosyal ve finansal kaynakların dağıtımında göz önüne alınacak kriterlerin seçilmesi”dir.

Maria Leon ve diğer Venezüellalı konuşmacı kadınların hepsi, kadınların güçlendirilmesi ve seferberliğinde yerel, halka ait güç yapılarının, halk konseylerinin, önemini vurguladılar. Leon’a göre, “Toplumun gücü, yani halkın gücü, çok önemli ve halk konseylerinin %70’i kadınlar tarafından yönetiliyor.”

Nora Castaneda, Banmujer çalışmasındaki en son gelişmeleri aktardı. Banmujer, yoksul ve etnik azınlık gruplara mensup kadınları ekonomik ve siyasal olarak güçlendirme devriminde önemli bir siyasal araç. 2001’den beri, Banmujer 179 milyon dolara yakın varlığı, 106,616 mikro-kredi şeklinde yoksul kadınlara yeniden dağıttı. Sadece 2008’de, 35 milyon dolar değerinde toplam 13,689 mikro-kredi verilmesini onayladı.

Bu arada Küba’da, öncü nitelikteki tasarılar ve tedbirler, cinsel haklara dair toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamlaştırmak için Milli Cinsel Eğitim Merkezi (CENESEX) öncülüğünde halkın tamamı tarafından tartışılmakta ve savunulmakta. CENESEX müdürü Mariela Castro’nun dediğine göre, Homofobi ve Transfobiye Karşı Uluslararası Gün kutlamaları bu yıl, 16 Mayıs Cumartesi günü Havana’da yapılacak. Kutlamalar, sadece gençliğe değil ailelere de ithaf edilecek, “böylece anneler ve babalar homoseksüel ve transseksüel çocuklarını daha iyi anlayabilecekler.”

Milli Meclis (Küba parlamentosu), Küba’da 1975’ten beri yürürlükte olan, toplumsal cinsiyet kimliği ve ‘cinsel azınlıklar’ın hakları ile ilgili önermeleri bulunan milli Aile Yasası’nın reformu ile ilgili bir inisiyatifi çalışma gündemleri içine dâhil edecek. İnisiyatifler, hemcins evliliklerin yasal olarak tanınmasını ve bununla beraber çiftlerin rızaya bağlı olarak birleşmiş heteroseksüel çiftlerle aynı haklara sahip olmalarını içeriyor.

Haziran 2008’de, Sağlık Bakanlığı’nın bir önergesi, transseksüel bireylerin cinsiyet değiştirme operasyonu geçirmelerini yasallaştırdı. 126. Önerge, transseksüel bireyler için tamamlayıcı sağlık hizmetleri veren, bütüncül ve kısmi cinsiyet değiştirme operasyonları yapma yetkisi olan bir merkezin kurulmasını öngörüyor.

Bu durumun, anneliği idealleştiren önceki Sovyet projesiyle ya da Çin devrimi deneyimiyle hiçbir ilgisi yok. Ve bu, toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyetle ilgili cinsel haklar konusunda kazanılmış yasal hakların dahi bir kısmını geri alma eğiliminde olan endüstriyelleşmiş birtakım Batı ülkelerinde, ABD ve Avustralya dahil olmak üzere, yaşananların tam tersi istikamette, farklı bir yönelim.

Çeviren: Merve Tabur

Menu