18
Çrş, Tem

Tiyatro Kritikleri
Tiyatro deyince ne anlıyoruz, Cem Yılmaz yada Yılmaz Erdoğan'ı mı; yada şöyle sorayım, tiyatro sanatıyla ne kadar ilgilisiniz? Bu sorunun yanıtı için öyle uzun uzadıya düşünmeye gerek yok her şey ortada zaten, yine de durumu merak ediyorsanız şöyle etrafınızı bir kolaçan edin, bu soruyu tanıdıklarınıza bir sorun, moralinizin bozulacağını biliyorum. Tüm bunlara rağmen çıkmadık canda umut vardır hesabı, tiyatro sanatının geleceğine olan inancımı koruyorum. Sık sık piyasaya çıkan yeni yayınların bu sanatın bireylerin bilinçlerinde tiyatro'nun yerinin sağlamlaşmasına vesile olacağını düşünüyorum. Marx'ın söylediği gibi 'sanatın tadına varmak istiyorsanız, sanat kültürü almış biri olmalısınız..' sanat kültürü kazanımı da, ilgili alanlarda özellikle okuma edimiyle mümkün olabilmektedir. Lakin bilgilenme merakınız olmasına karşın kaynaklara ulaşmakta problem çekiyorsanız bu sadece sizin için değil genel olarak o ülke sanatı ve sanatçıları açısından bir talihsizliktir.

İşte bu noktada tiyatro açısından tabii özellikle Türkiye tiyatrosu açısından bilgisel arayış içinde olanlara Doç. Dr.Dikmen Gürün'ün kendi yaşamından damıtarak ortaya koyduğu 'tiyatro yazıları' adlı kitabı sizlere tanıtmak istiyorum. yaşamından damıtmak deyince sanki bir öykü kitabından bahsediyormuşum gibi yanlış anlamalara mahal vermemek için söyleyeyim: Dikmen Gürün uzun yıllarını eleştirmen, öğretim görevlisi ve festival yöneticisi olarak tiyatroya emek vermiş dolayısıyla, yaşamıyla tiyatroyu birleştirmiş bir insan, iş böyle olunca da yaşamından damıttığı üründe doğal olarak tiyatro oluyor.

Dikmen Gürün'ün, kitabın önsözünde belirttiği gibi "tiyatro yazıları, Türk tiyatrosunun son yirmi yılının tanıklığını yapması düşünülen çalışmalardan biri.' Kitap 1980' den günümüze tiyatro yaşantısı içinde türlü sorun ve konuların eleştirel, bir başka bir deyişle eleştirmen kaleminden bir yorumunu içermektedir. Kitaptaki yazıların en eskisi 31 Ocak Aralık 1986 tarihli 'Tiyatroda Baskı ve Sansür-1' adını taşırken en yenisi 21 mart 2000 tarihli ' Devlet Tiyatroları 'Bağlı' Kuruluş Değildir' isimli yazı. Yazıların çok büyük bir kısmı cumhuriyet gazetesinde yayınlanmışken birkaç tanesi de 'Gösteri' ve 'Tiyatro' dergilerinde yayınlanmış.

Kitapta ki yazılar 3 ana başlık altında konusal bir ayrıma tabi tutulmuş. Bunlar:

a) Yapılanma: Bu başlık altında, Türkiye tiyatrosu açısından cumhuriyet dönemi tiyatro eleştirisin- den, sanat ve sanatçı konusuna, tiyatro'da alkış olgusundan, Muhsin Ertuğrul'a vb.. kadar çok değişik konulara değinilmiş ve yapılan eleştiri ve sorgulamalarla tiyatronun yapılanmasına katkı sunma amacı yerine getirilmeye çalışılmış. Örneğin günümüzde bir furyaya dönen ve sel gibi çoğalan popçular ve bunlara sanatçı etiketinin yapıştırılmasına ilişkin neler düşünüyorsunuz.

Bu konu hakkında Dikmen Gürün " sanat ve 'sanatçı': Çok değerli, çok değerli, çok hassas, çok önemli anlamlar yüklü bu sözcükler neden işporta usulü bini bir paraya savrulur? Acaba dünyanın neresinde bu denli rahat, bu denli umursamaz bir tavır içinde her önüne gelene yapıştırılıverir 'sanatçı'yaftası? 'Sanatçı' olmak bu kadar mı kolay? 'Sanat,' 'sanatçı' sözcüklerinin böylesine har vurulup harman savrulması toplumda bu kavramlara yönelik yanlış şartlanmaların kapılarını da ardına kadar açmakta.' Olduğunu söyleyerek duyarlı bir aydın tavrıyla, eleştirisini yapıyor.

b) İkinci bölüm yalnız tiyatro açısından değil diğer sanatlar açısından da büyük bir problem olan ve kanayan yara tabirini hak eden bir konu olan 'baskı ve sansür' ile ilgili değerlendirmeleri içeriyor. Bu bölümün yazı- larından ilki, Ferhan Şensoy'un Şan Tiyatrosu'nda sergiledikleri Mısır Müzikali oyununun bazı kişilerce basılması olayından hareketle yazılan, 'Tiyatroda Baskı ve Sansür' adlı 3 bölümlük yazıdır. Bu yazıda özellikle sansür konusu tarihten örnekler verilerek işlenmiş, yine 'Geçmişten Günümüze Tiyatroda Baskı' adlı yazı da aynı şekilde konuyu tarihsel akışı içinde değerlendirerek bu olguların köklü bir sorun olduğunu ispatlıyor. Özellikle 61 anayasası ile demokratik bir atmosfer kazandığını söylediğimiz Türkiye'de, bu dönemde pek çok sansür ve baskı olayının yaşanması gerçekten şaşırtıcı ve iç karartıcı. '1961'de Vatandaş Oyunu ile 'Genç oyuncular'-1962'de Aziz Nesin'in Fatih Şehir Tiyatrosu'nda sahnelenen 'Biraz Gelir misiniz' adlı oyunu temsilden kaldırılıyor- 22 mart 1964' te Tepebaşı Sahnesinde Brecht'in 'Sezuan'ın İyi insanı' adlı oyun gericilerin taşlı sopalı saldırısına uğruyor...' liste böyle uzuyor, umarız buraya yenileri katılmaz.

b) Üçüncü bölüm 'festivaller' adını taşıyor. Yazarın pek çok kereler tiyatro festivallerine yöneticilik yapmış olması, bu konuda ki bilgileri okuyucular açısından daha değerli kılıyor. Nede olsa, doğruya giden yolun büyük bir kısmı tecrübelerden geçiyor. Yeterince tiyatro festivali olmayan ve festivalleri çeşitli nedenlerle iptal edilen bir ülkede en azından okuyarak da olsa festivallerin havasını solumak güzel!!! '(...) Kültürel prizmamızı bir türlü yurt dışına taşıyamıyoruz. İç çekişmelerden dolayı kepenkleri açma fırsatını bulamıyoruz. Farklı kültürler arasındaki iletişimin önemini kavramakta zorlanıyor, daha doğrusu çok iyi bildiğimiz halde aldırmıyoruz. Bir ülkeyi tanıtacak şeyin o ülkenin sanatı olduğunu ısrarla göz ardı ediyoruz. (...) Karamsarım, ama yaşanan gerçekler bu karamsarlığın yersiz olmadığının kanıtları..' acaba bu kitabı bu yılki festivali iptal edenler okumuşlar mıdır? Hiç sanmıyorum. Gerçi okusalar neler değişir, o da ayrı bir mesele tabii.

Tiyatro yazıları, Türkiye tiyatrosu hakkında çok çeşitli konulara değinmesi sayesinde bu okuyuculara genel bir bakış verebilme potansiyeline sahip bir kitap. Gerek dili gerekse içeri açısından herkesin anlayabileceği sadelikteki dili ve denemeyi andıran tarzıyla okurken sıkılmayacağınız bir kitap, tabii eğer sanata ve de özelinde tiyatroya birazda olsa ilginiz varsa.

Kitap, Türk tiyatrosu ile ilgili bir boşluğu dolduruyor ve kıyaslamalarla dünya tiyatrosundaki konumunu sorguluyor

ERKAN KÜÇÜK
TİYATRO YAZILARI

Mitos Boyut Yayınları

Menu