Türkiye'den Öyküler

Daha kurumamıştı aşk dudaklarında, bastırdıkça kanayan bir yara gibi. Kemiriyordu düşlerini korkulu bir gülümsemeyle aradığı deniz feneri.Yaşlı bir yüzün çizgileri kadar yaşamıştı aslında bu anı ve o çizgilerdi her aynaya bakışında kendine yabancılaştıran...

Dur,gitme! diyebilecek soluğu olmasına rağmen demedi.Evet bileği bükülmedi yine, ancak bedenine köz bir hançeri hediye etti.

Hep yağmurlu günlere denk gelirdi bu terkedilişler.Ve kimse bilmezdi,en azından göremezdi gökyüzüyle gözlerinin yarışını.Dolaşırdı  saatlerce ıslanarak bilmediği sokaklarda ki su birikintilerini  tekmeleyerek.Bazen koşarak nefessiz kalana dek.Bazen çocuklaşarak,bazen gülerek,bazen kendi etrafında mevlevi ustalığında dönerek...

"Acılar insanı yakar, yandıkça küllerinden doğar insanlar" derdi...

Ayakta durmak,sağlam olmak gerek.Aynı bir çelik pota'sı gibi.Acıyı sımsıkı tutmak gerek taşırmadan.İşte böyle unuttu tüm hayal kırıklıklarını,kalbinin potasında, taşırmadan, soğutarak...

Oysaki dökülmesi gereken dökülmelidir daha soğumamışken,katılaşmamışken bakışlar, ve düğümlenmemişken boğazına cümleler, ve henüz soluk alabiliyorken yapmalı bunları,sokak lambalarının sönmesini beklemeden...

Acılar,herşeyin ucuz olduğu yerlerde daha kolay unutulur.Bu yüzden izbe sokak aralarına sıkışmış merdivenaltı meyhaneleri ideal yerlerdir.İçki,aşk,kadehini tokuşturduğun masa arkadaşın ucuzdur.O kadar ucuzdur ki, ne senin,ne de başka birinin ,sabah'a anımsayacağı tek bir kare bile kalmaz akılda...

Nerde kalmıştık?
yada kalmış mıydık bir yerde?
yada kalmalı mıydık?

Dursak ya hiç kıpırdamadan..
Nefes almadan...
Acıkmadan...
Susamadan...
yada bunlar bir yana, yok olsak mı acaba? diye düşündü.Ona sorsan iyi fikirdi...

Tüm acılar geride bırakılabilirmi diye sordu kendine.Sokmaz mı zaman denen yılan, hiç kıpırdamadan öylece durabilsek...?
Dursak ya çürüyene kadar,...
yada çürüsek ya kokana kadar...
Bırakır mı o zaman peşimizi...?
Umutsuzdu...
Soru sormayı bırakmıştı.Belkide tüm sorularına yanıt bulmuştu.
Sevgi kuşun kanadında...diye düşündü.


LAKİN DÜŞÜNDÜĞÜ YER,BU FİKRİNE HİÇ UYGUN BİR YER DEĞİLDİ...

Menu