19
Prş, Tem

Türkiye'den Öyküler

31 Mart-01 Nisan 2000

POST KAVGASI

Tekkede post kavgası var.Onun
da bir ucundan Derviş Mehmet,bir
ucundan ben çekip duruyoruz.-

Cezaevinin 52 no' lu koğuşuna geleli bir hafta olmuştu.Koğuşa ve sakinlerine alışmaya çalışıyordum.Aşağı yukarı hepsiyle tanışmış,hikayelerini dinlemiştim.Hiçbiri 30 yaşını geçmemişti ve yaralama veya hırsızlıktan yatıyorlardı.Yalnız bir tanesi vardı ki hiçbir yönden diğerlerine benzemiyordu.Bu 55-60 yaşlarında,temiz yüzlü,temiz giyimli bir adamdı.yalnızdı.Kimseyle sohbet ederken görmemiştim onu.Sabahları erken kalkıyor,sporunu yapıyor ve tıraşını oluyordu.Koğuşun çaycısı Tilki Naci'den çay alırken onu sordum.

''Ha o mu? İmam o''dedi.

''İmam mı''

"Evet,imam işte"dedi ve gürültülü bir şekilde güldü.

"Ama"dedi "dikkatli ol,politikaya bulaşmış o,siyasi yani"

Hem imam,hem siyasi hem de adlilerin koğuşunda olması ilgimi çekti.Tilki Naci'den bir çayda onun için aldım,yanına gittim.

"Merhaba baba"

"Çay içer misin"

dedim.Çayı aldı ama bana bir şey demedi.Bense ondan davet bekliyordum.Biraz bekledikten sonra gitmeye karar verdim.Tam bu arada
"oturmaz mısın?"

diye sordu.Hemen yanına oturdum.Hikayesini çok merak ediyordum.

"Geçmiş olsun baba suçun nedir?"

diye sordum.

Bana ters ters baktı.

"Ben hiçbir suç işlemedim"dedi.Onu kızdırmaya hiç niyetim yoktu.

"Peki öyleyse"dedim.

"Buraya niye getirdiler"

Bir süre suskun kaldı ama onun konuşmaya niyetli olduğunu anlamıştım.

"Sorma"dedi"

Belki duymuşsundur,ben siyasiyim.Yasadışı İslami terör örgütü üyesi olduğumu söylüyorlar"

"Yok mu öyle bir şey "dedim.

"En ufak bir ilgisi yok"dedi.Meraklanmaya başladım.Bu adam bir şeriatçı mıydı?

"İlgin yoksa o zaman nasıl geldin buraya"dedim

"Dinlersen anlatayım" dedi.Dinlemeye dünden razıydım.Çayından bir yudum aldı ve anlatmaya başladı.
"Ne olduysa geçen kurban Bayramında oldu.Ben astsubaydım evlat.On yıl önce emekli oldum.Üç yıl önce Ege'nin bir köyünde ev aldık.Yazları orada geçiriyorduk.Ufak,gelişmemiş bir köydü.Turistlerde gelmiyordu.Sessiz,sakin bir balıkçı köyü.Tam aradığımız,istediğimiz gibi.Köyü çok sevdik.Kızın okulu olmasa hanımla ben hep orada yaşayacağız.Neyse Kurban Bayramında köye gittik.Her şey çok güzeldi.Köyde dostlar da edinmiştik.Onlarla görüşüyoruz,ben arada balığa çıkıyordum.Yani her şey mükemmel.Bayramda da Allah kabul ederse kurban keselim dedik.Gittim kurbanı aldım,kesecek adamı ayarladım.Her şey tamam.Bayram sabahı kalktım,camiye gittim.Bayram namazını kıldım.Bak evlat ben yılda iki kez bayram namazı için camiye giderim.Birde ölen arkadaşların cenazesi için.Yoksa başka gitmem,gidene de karışmam.Camiden eve döndüm,hanımla,kızla bayramlaştık.Ayarladığım adam geldi.Kurbanı kesti,etleri ayırdı,gitti.Biz de etin bir kısmını ayırdık,kavurma yapıp yedik,bir kısmını da kesmeyen komşulara verdik.Bayram ziyaretlerine gittik.Akşam üzeri kızım

''baba'' dedi 'kurbanın postu öyle duruyor ne olacak?'dedi

Köyde ilk defa kurban kesiyoruz.Şehirdeki gibi THK arabası gelir alır diye düşündüm.''kalsın kızım''dedim.

'birazdan araba gelir alır'' Sonra komşulardan öğrendim ki köyde THK arabası 4. gün gelir,bütün derileri bir defada toplar gidermiş.Bu süre içinde de deriyi tuzlayıp saklamak gerekiyormuş.Bende tuz almamıştım.Komşulara sordum,onlarda da tuz bulamadım.Herhalde sabaha bulurum dedim.Postu katlayıp bir poşete koydum.Sabah her yere baktım,tuz yok.Tuz bulamazsam post kokacak ve hiçbir işe yaramayacak.Öyle böyle derken 2.günde geçti,tuz yok.3.gün baktım olacak gibi değil,deri çürümeye başladı.Artık bir işe yaramayacağını düşünerek onu gömmeye karar verdim.Öğleden sonra bahçede çukur açtım ve postu gömdüm.Bayramdan sonra jandarmalar geldi,beni alıp götürdüler.Karıma merak etmemesini,bir iki saat içinde döneceğimi,nasılsa benimle ilgili bir durum
olamayacağını,kesin bir yanlışlık olduğunu söyledim.Jandarma karakolunda bana
''demek kurban postunu bahçeye gömdün ha''dedi astsubay.

''Evet,gömdüm'' dedim ve durumu açıklamaya başlamıştım ki

''gömdüğünü kabul ediyorsun ha,kim bilir kaç kişiyi de gömmüşsündür sen' diyerek sözümü kesti.'şimdi görürsün' dedi'

birde askermişsin sen,ne askeri lan sen olsa olsa yılan olursun'.Ben 'ne yılanı postu gömmekle askerliğin,yılanlığın ne ilgisi var' diyorum,o ise 'sen bilirsin,sen bilirsin' diyor başka bir şey demiyor.Geceyi orada geçirdim.Ertesi gün eşyalarımı geri verdiklerinde bu saçmalığın bittiğini düşündüm,ama astsubay bana 'seni polis istiyor,ilçeye gidiyorsun 'dedi.

'Ne ilçesi ne polisi' dedim

'ben eve gitmek istiyorum.'Ulan
vatan haini,dua et seni bana bırakmadılar.Meslektaşım olmanda kurtaramazdı seni elimden.Ama merak etme ilçede de gösterirler sana Hanyayı-Konyayı.'dedi.Elimde olmadan korkmuştum.Çünkü şimdiye kadar kimse benimle böyle konuşmamıştı.İlçeye götürülürken askerler ikide bir bana dönüp

'utanmıyor musun bu yaşta böyle işlerle uğraşmaya,hiç devlete karşı gelinir mi?'diyorlar,bende onlara 'yapmayın etmeyin çocuklar ben daha neyle suçlandığımı bile bilmiyorum hem ben devletime niye karşı geleyim ki,yok böyle bir şey' diyordum.Onlarsa 'bırak bu numaraları deyip gülüyorlardı.Çıldıracak gibiydim.İlçeye geldik ve beni Emniyet'e bırakıp gitti askerler.Poliste işin aslını öğrendim.Meğerse ben postu gömerken gören birileri ihbar etmişler beni.'Bu adam postu devlete vermemek için gömdü' diye.O sırada da polis ilçede adını bile telaffuz edemediğim bu islamcı örgüte yönelik operasyon başlatmış.Gözaltına alınanlardan biride benim eşkalime benzeyen bir tarif verince beni de operasyona katıyorlar.Ben bunları duyunca sevindim.Çünkü nasılsa bunların aslı astarı yoktu.Gerçi postu gömdüğüm doğru ama onu da anlattım sana.Onlara da gerçeği anlattım ama bana çok güldüler.Benimle dalga geçtiler.
Adımı Tuzsuz Deli Bekir olarak değiştirdiler.İkide bir de o tuz lazım mı tuz?'deyip gülüyorlardı.Hatta bir keresinde

'bugünkü yemek tuzsuz olmuştu bende onu gömdüm' diyen polis,şefinden takdir bile aldı;iyi espri yapıyormuş.Ama o benim hakkımı yemedi.

'Olur mu?'dedi'

Hangimiz Tuzsuz dan daha iyi espri yapabilir' En son çare olarak 'beni yüzleştirin' dedim.

Nasılsa hiçbir ilişkim olmadığı için beni kimse teşhis edemeyecek ve kurtulacağımı sanmıştım.Ama düşündüğüm gibi olmadı.Yüzleştirdikleri adam,beni uzun süredir tanıdığını,sorumlu düzeyde olduğumu ve örgütte imam kademesinde görev yaptığımı söyleyince şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım.

'Yalan' diye bağırdım ama dinlemediler.

Mahkemede örgütün üst düzey yöneticilerinden olduğuma inanınca beni tutuklayıp cezaevine attılar.8 aydır içerdeyim.Cezaevine girince o mendeburlardan ayrılarak buraya,adlilerin arasına geldim kendi isteğimle.Ama onlarda bana inanmıyorlar ve dalga geçiyorlar 'imam' diye.Daha ilginci örgüt benim için 'O itirafçı oldu,devlete sığındı,onu cezalandıracağız' diyormuş.Ulan ne itirafı,ne ihaneti be.Düşünebiliyor musun onlar bile beni kendi adamları zannediyor."
"işte böyle evlat"dedi benim hikayemde bu,ister inan ister inanma" Sonra güldü.Gülmesi geçince"Hayrola baba"dedim"niçin böyle iştahlı iştahlı güldün""bak evlat"dedi"ben kurban kestim postunu devlete vermek istedim,veremedim.Ama kendi postumu devlete kaptırdım,kurbanlık koyundan beter oldum.İşte buna gülüyorum."

Menu