{"id":1605,"date":"2009-11-27T18:56:52","date_gmt":"2009-11-27T15:56:52","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/"},"modified":"2009-11-27T18:56:52","modified_gmt":"2009-11-27T15:56:52","slug":"modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/","title":{"rendered":"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" style=\"float: left; border: 0; border-width: 0px;\" src=\"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM\" width=\"155\" height=\"205\" border=\"0\" \/>I. \u2018WELCOME TO THE JUNGLE\u2019*<\/p>\n<p>Zaten kendisi de bir hayli mu\u011flak bir terim olan \u2018postmodernizm\u2019in ne id\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc tart\u0131\u015fmaya ge\u00e7meden \u00f6nce onun tarihsel ve mant\u0131ksal \u00f6nc\u00fcl\u00fc olan \u2018modern\u2019 teriminin etraf\u0131ndaki kafa kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131p g\u00f6rece bir netlik sa\u011flamaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m uzunca bir s\u00fcre. Bu terminolojik bulan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 gidermek \u00f6nemli, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u2018modernlik\u2019, \u2018modernle\u015fme\u2019 ve \u2018modernizm\u2019 terimlerinin i\u00e7eriklerinde anla\u015famamak ortaya bir sa\u011f\u0131rlar diyalo\u011fu \u00e7\u0131kar\u0131yor. S\u00f6zgelimi Amerikan kapitalizminin \u00f6nde gelen ideologlar\u0131ndan, \u015fimdilerde pek moda olan \u2018ideolojilerin sonu\u2019 kuram\u0131n\u0131 daha 1950\u2019lerin sonunda ortaya atan Daniel Bell ile J\u00fcrgen Habermas\u2019\u0131n bu terimlere \u00e7ok farkl\u0131 anlamlar y\u00fcklemeleri anla\u015f\u0131l\u0131r bir \u015fey; ama sol ayd\u0131nlar aras\u0131nda da birbirine taban tabana z\u0131t \u015feyler s\u00f6yleyip bamba\u015fka siyasi tav\u0131rlar al\u0131nmas\u0131n\u0131 \u00f6nerenlerin olmas\u0131 manidar, hatta vanim bir durum. \u00c7\u00fcnk\u00fc ileride daha ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak \u00fczerinde durace\u011fa\u011f\u0131m gibi, ger\u00e7ek anlamda solun ya da sosyalizm d\u00fc\u015f\u00fcncesinin de\u011ferden d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015fu g\u00fcnlerde \u2018modernlik\u2019 ve \u2018postmodernlik\u2019le ilgili tart\u0131\u015fmalar sol kimli\u011fin yeniden tan\u0131mlanmas\u0131nda canal\u0131c\u0131 \u00f6nem ta\u015f\u0131yor.<\/p>\n<p>Halihaz\u0131rda soldaki anla\u015fmazl\u0131klar o d\u00fczeylere var\u0131yor ki, Habermas, Boris Frankel ve T\u00fcrk ayd\u0131nlar\u0131ndan da \u00c7a\u011flar Keyder modernlik projesine ba\u011fl\u0131 kalmaktan s\u00f6z ederken,1 Perry Anderson sosyalist bir devrimin g\u00f6revinin modernli\u011fe son vermek oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliyor.2 \u00d6te yandan bir Zygmunt Bauman yeni solun siyasi konumunu modernizmin kar\u015f\u0131-k\u00fclt\u00fcr\u00fc olarak yeniden in\u015fa etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor (ona g\u00f6re eski sol kapitalizmin kar\u015f\u0131-k\u00fclt\u00fcr\u00fcyd\u00fc).3 \u0130\u015fin i\u00e7ine bir de postmodernizme kar\u015f\u0131 nas\u0131l bir tav\u0131r al\u0131nmas\u0131 gerekti\u011fi konusu girince ortal\u0131k iyice kar\u0131\u015f\u0131yor. Mesela \u0130talyan mimar Tafuri, Lukacs\u2019\u0131n modernizme bakt\u0131\u011f\u0131 gibi, postmodernizme yeni bir \u201cdekadans\u201d formu olarak bak\u0131p reddederken,4 Jameson tarihsel bir olgu hakk\u0131nda \u2018etik\u2019 yarg\u0131lar ileri s\u00fcrmekten ka\u00e7\u0131n\u0131lmas\u0131 gereklili\u011fini vurguluyor ve bunun yerine daha \u2018diyalektik\u2019 bir yakla\u015f\u0131m \u00f6neriyor. vb. vb.5<\/p>\n<p>II. \u2018IT\u2019S SO EASY\u2019<\/p>\n<p>Bu kar\u0131\u015f\u0131l\u0131ktan kurtulmak i\u00e7in \u00f6ncelikle modernlik, modernle\u015fme ve modernizm kavramlar\u0131 aras\u0131nda ayr\u0131m yap\u0131p, yaz\u0131 i\u00e7inde enine boyuna inceleyip, geni\u015fletmeyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm tali tan\u0131mlar \u00f6nermek istiyorum. Bundan b\u00f6yle \u2018modernle\u015fme\u2019 terimini Bat\u0131 toplumlar\u0131n\u0131n (ve tabii Bat\u0131l\u0131la\u015fma \u00f6zlemi i\u00e7indeki toplumlar\u0131n) idari-siyasi ve ekonomik altsistemlerinin, ya\u015fam-d\u00fcnyas\u0131n\u0131 (lebenswelt), pozitivist anlamda kavranan \u201cgeli\u015fme\u201dyi hedefleyen tek-y\u00f6nl\u00fc bilimsel-teknik\/ara\u00e7salc\u0131 bir mant\u0131kla hegemonyas\u0131 alt\u0131na ald\u0131\u011f\u0131 sosyo-ekonomik s\u00fcre\u00e7 anlam\u0131nda kullanaca\u011f\u0131m. \u00d6zetle modernlik projesinin kapitalist, kapitalistle\u015fmek isteyen ve b\u00fcrokratik-kom\u00fcnist toplumlarda ald\u0131\u011f\u0131 pi\u00e7le\u015ftirilmi\u015f, bi\u00e7imidir denebilir modernle\u015fmeye. \u2018Modernizm\u2019i de bu s\u00fcre\u00e7le ili\u015fkili olarak tan\u0131mlayabiliriz. Bundan b\u00f6yle \u2018modernizm\u2019i kabaca 1860-1930\u2019lu y\u0131llar aras\u0131nda giderek artan metala\u015fmaya kar\u015f\u0131 sanata sahici bir deneyim alan\u0131 sa\u011flamak ve m\u00fcbadele yasalar\u0131na tabi bir meta olarak an\u0131nda t\u00fcketilmekten ka\u00e7\u0131nmak gibi \u00fctopyen bir i\u015flevi yerine getirmek i\u00e7in ba\u015fvurulan sanatsal bir direni\u015f stratejisi olarak kullanaca\u011f\u0131m. Son olarak \u2018modernlik\u2019le de tarihsel olarak Frans\u0131z Devrimi\u2019yle birlikte bi\u00e7imlenmeye ba\u015flayan b\u00fcy\u00fck \u00d6zg\u00fcrl\u00fck Anlat\u0131s\u0131n\u0131 kastedece\u011fim. Habermas\u2019la birlikte bunu \u015f\u00f6yle ifade edebiliriz: Modernlik, amac\u0131 nesnel bilimin, evrensel hukuk ve eti\u011fin ve estetik deneyimin \u00f6zerkliklerini geli\u015ftirmek ve bu alanlar\u0131 g\u00fcndelik ya\u015fam\u0131 s\u00f6m\u00fcrgele\u015ftiren tek y\u00f6nl\u00fc modernle\u015fme s\u00fcreci i\u00e7inde edindikleri i\u00e7rek bi\u00e7imlerinden kurtararak ya\u015fam d\u00fcnyas\u0131n\u0131 zenginle\u015ftirmek olan bir projedir.6 \u0130nsanlar\u0131n kendi iradelerinden ba\u015fka her t\u00fcrl\u00fc a\u015fk\u0131n otoriteyi (Tanr\u0131, gelenek, vb.) reddederek, \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerinin \u00f6n\u00fcne yine kendilerinin koyduklar\u0131 engelleri (ekonomik, siyasal ve en \u00f6nemlisi zihinsel engelleri) a\u015fma kararl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve ki\u015fisel \u00f6zg\u00fcrl\u00fckle birarada ya\u015faman\u0131n gereklerinin birbirlerini k\u0131s\u0131tlad\u0131\u011f\u0131 de\u011fil zenginle\u015ftirdi\u011fi bir toplum, daha do\u011frusu bir d\u00fcnya yaratma hayalleridir modernlik ve ilk ifadelerinin Schiller\u2019in Estetik \u00dczerine Mektuplar\u2019\u0131nda, Charles Fourier\u2019in \u00fctopik yaz\u0131lar\u0131nda. Marquis de Sade\u2019\u0131n romanlar\u0131nda, Beethoven\u2019\u0131n senfonileri\u2019nde ve Kant\u2019\u0131n \u2018\u201cAyd\u0131nlanma Nedir?\u201d Sorusuna Yan\u0131t\u2019 adl\u0131, Foucault\u2019nun \u00f6nemle \u00fczerinde durdu\u011fu yaz\u0131s\u0131n\u0131n \u015fu sat\u0131rlar\u0131nda bulmu\u015ftur: \u201cAyd\u0131nlanma, insan\u0131n kendi su\u00e7u ile d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f oldu\u011fu bir ergin olmama durumundan kurtulmas\u0131d\u0131r. Bu ergin olmay\u0131\u015f durumu ise, insan\u0131n kendi akl\u0131n\u0131 bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n k\u0131lavuzlu\u011funa ba\u015fvurmaks\u0131z\u0131n kullanamay\u0131\u015f\u0131d\u0131r.\u201d7 Bakhtin ve Kundera\u2019n\u0131n g\u00f6sterdikleri anlamda8 b\u00fct\u00fcn bir roman gelene\u011fi, Feuerbach\u2019\u0131n din ele\u015ftirisi, Marx\u2019\u0131n eylemi, Nietzsche\u2019nin de\u011ferlerin ele\u015ftirisi ve yeni de\u011ferlerin yarat\u0131lmas\u0131n\u0131 odak alan felsefeleri, Benjamin\u2019in tarih felsefesi, sanat alan\u0131nda tarihsel avant-garde, \u00f6zellikle de Paz\u2019\u0131n ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilan etti\u011fi ger\u00e7ek\u00fcst\u00fcc\u00fcl\u00fck. Habermas ve son d\u00f6nemde \u2018bir varolu\u015f esteti\u011fi olarak etik\u2019 kavray\u0131\u015f\u0131n\u0131 kurcalayan son d\u00f6nem yaz\u0131lar\u0131yla Michel Foucault modernlik denen projenin k\u00f6\u015feta\u015flar\u0131n\u0131 yerle\u015ftirdiler.9<\/p>\n<p>Bu canal\u0131c\u0131 \u00f6nemdeki konuya V. b\u00f6l\u00fcmde tekrar d\u00f6nece\u011fim. \u015eimdi yukar\u0131da kaba \u00e7izgileriyle verilen tan\u0131mlardan da yararlanarak son d\u00f6nemin \u00fc\u00e7 \u00f6nemli d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcn\u00fcn -Daniel Bell, Marshall Berman ve Perry Anderson\u2019\u0131n- modernlik hakk\u0131ndaki tezlerini ele\u015ftirerek s\u00f6zkonusu tan\u0131mlar\u0131 a\u00e7may\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum.<\/p>\n<p>III. \u2018GET IN THE RING\u2019<\/p>\n<p>Bell ve Berman, s\u0131ras\u0131yla modernizmin ve modernlik ad\u0131n\u0131 verdikleri \u015feyin, benlik (self)\u2019in s\u0131n\u0131rs\u0131z geli\u015fimini ya da s\u0131n\u0131rs\u0131z \u00f6znellik d\u00fc\u015f\u00fcncesini temel etik de\u011fer olarak alan bir k\u00fclt\u00fcr\u00fcn tarihsel deneyimi oldu\u011fu konusunda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi i\u00e7indedirler. Ama Berman, hem ekonomik hem de bireysel anlamda \u201cgeli\u015fmenin\u201d pe\u015findeki bitmez t\u00fckenmez takibin do\u011fal sonucu olan ve Bat\u0131l\u0131 milyonlarca \u2018birey\u2019i pen\u00e7esine alan (ve bir d\u00f6nem sosyolojisince \u2018anomi\u2019 ya da \u2018kayg\u0131\u2019 ya da postmodern kulaklara antika gelebilecek Marksist bir terimle \u2018yabanc\u0131la\u015fma\u2019 olarak vaftiz edilen) psi\u015fik hastal\u0131\u011f\u0131n inan\u0131lmaz yayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131n, bireyin \u2018kat\u0131 olan her \u015feyin buhar oldu\u011fu\u2019 modernlik denen tarihsel deneyime ayak uydurmak i\u00e7in giri\u015fti\u011fi \u2018daemonik\u2019 m\u00fccadeleyi \u00f6verken; Bell bireyin keyfi tercihlerini k\u00fclt\u00fcrel de\u011ferlendirme \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc haline getirip modern bireylere \u201ckutsal hi\u00e7bir \u015fey\u201d b\u0131rakmayan modernizmden b\u0131k\u0131p usanm\u0131\u015f gibidir.10 Ona g\u00f6re burjuva d\u00fcnyas\u0131n\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fclmesinden k\u00fclt\u00fcr alan\u0131nda hegemonyay\u0131 ele ge\u00e7iren modernizm sorumludur. Bell \u00fcz\u00fclerek, kapitalist toplumlar\u0131n tatminin ertelenmesi ilkesine, i\u015f ahlak\u0131na (Weberci anlamda \u00e7ileceli\u011fe) dayanan tekno-ekonomik alan\u0131yla benli\u011fin \u00f6zg\u00fcrce ifade edilmesi ilkesine (Sombardc\u0131 anlamda elde etmecili\u011fe) dayanan k\u00fclt\u00fcrel alan\u0131 aras\u0131nda bir \u00e7eli\u015fki oldu\u011funu g\u00f6zlemler. Art\u0131k, der, k\u00fclt\u00fcr de\u011fi\u015fim yaratma inisyatifini eline ge\u00e7irmi\u015ftir; toplumsal davran\u0131\u015flar\u0131n me\u015fruluk kazand\u0131\u011f\u0131 yer art\u0131k din de\u011fil, sanatla hayat aras\u0131ndaki mesafeyi ortadan kald\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fan modernist k\u00fclt\u00fcrd\u00fcr. Ama biraz da rahatlam\u0131\u015f bir edayla, modernizmin i\u00e7inin bo\u015fald\u0131\u011f\u0131n\u0131, eskiden \u015fok olan \u015feyin bug\u00fcn sadece \u015f\u0131kl\u0131k oldu\u011funu ekler. Kar\u015f\u0131k\u00fclt\u00fcr art\u0131k sahte bir k\u00fclt\u00fcrden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Din tekrar gelecek, modern \u00f6zg\u00fcrl\u00fck\u00e7\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131p, bir kez daha, ama bu kez daha g\u00fcvenlikli temellerde disiplin ve i\u015f ahlak\u0131n\u0131 telkin edecek normlar\u0131 tesis ederek bizi kurtaracakt\u0131r.<\/p>\n<p>IV. \u2018PAT\u0130ENCE\u2019 YA DA MODERN\u0130ZM\u0130N SANCISI<\/p>\n<p>Bell\u2019i d\u00fczeltmeye neresinden ba\u015flamal\u0131? Her \u015feyi birbirine kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p g\u00f6ze batan bir s\u00fcr\u00fc hata yap\u0131yor, ama fark\u0131nda olmadan g\u00f6z a\u00e7\u0131c\u0131 birtak\u0131m noktalar da geli\u015ftirmiyor de\u011fil, onun ele\u015ftirisi bizi postmodernizmle ilgili tart\u0131\u015fmalar\u0131n g\u00f6be\u011fine g\u00f6t\u00fcrece\u011fi gibi, sanatsal bir direni\u015f stratejisi olarak tan\u0131mlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z modernizmle avant-garde hareketler aras\u0131ndaki farklara da de\u011finmemize imkan verecek. Ama \u00f6nce temel bir yakla\u015f\u0131m bozuklu\u011funa dikkat \u00e7ekelim. Habermas\u2019\u0131n dedi\u011fi gibi, \u201cYeni muhafazak\u00e2r, \u00e7al\u0131\u015fma, t\u00fcketim, ba\u015far\u0131 ve i\u015fsizli\u011fe kar\u015f\u0131 de\u011fi\u015fen tav\u0131rlar i\u00e7in, ekonomik ve sosyal nedenler aramaz. Sonu\u00e7 olarak da hedonizm, sosyal kimli\u011fin olmay\u0131\u015f\u0131, itaat noksanl\u0131\u011f\u0131, narsisizm, stat\u00fc ve ba\u015far\u0131 yar\u0131\u015f\u0131ndan \u00e7ekilmenin sorumlulu\u011funu \u201ck\u00fclt\u00fcr\u201d alan\u0131na y\u00fckler. Ger\u00e7ekte ise, k\u00fclt\u00fcr, b\u00fct\u00fcn bu problemlerin yarat\u0131lmas\u0131na, sadece olduk\u00e7a dolayl\u0131 ve dolay\u0131ml\u0131 bir yoldan kat\u0131l\u0131r.\u201d11 Tekno-ekonomik yap\u0131daki de\u011fi\u015fikliklerin k\u00fclt\u00fcr \u00fcr\u00fcnlerinin \u00fcretimi ve al\u0131mlanmas\u0131 \u00fczerideki etkilerini \u00f6zg\u00fclle\u015ftiremez. Bu y\u00fczden de k\u00fclt\u00fcr alan\u0131n\u0131n ekonomik alan \u00fczerinde hegemonya olu\u015fturdu\u011funu iddia etti\u011fi s\u00fcreci inand\u0131r\u0131c\u0131 bir bi\u00e7imde a\u00e7\u0131klamay\u0131 beceremez.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak da sanat tarihinde modernizm olarak adland\u0131r\u0131lan estetik tav\u0131r onun atfetti\u011fi \u00f6zelliklerin hemen hi\u00e7birini ta\u015f\u0131maz. Ki\u015fiselli\u011fin temel d\u0131\u015favurum arac\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen \u00fcslup modernist sanat\u00e7\u0131n\u0131n topos\u2019udur, tamam, ama \u00fcslup, \u00f6ztatmini pe\u015finde ko\u015fan narsisist bir benli\u011fin ehlikeyf bir tarzda ifade edilmesi demek de\u011fildir modernistlerde. (Bu daha \u00e7ok Bukowski ve Beuys gibi baz\u0131 postmodernistlerin ve \u00f6nceki d\u00f6nemlerden de Walt Whitman ya da Henry Miller gibi egosu \u015fi\u015fkin tek t\u00fck birka\u00e7 yazar\u0131n bak\u0131\u015f\u0131d\u0131r.) Modernistler i\u00e7in sahici benlik ancak Dil\u2019in \u00f6znenin niyetlerinden ba\u011f\u0131ms\u0131z i\u015fleyen anaforik ak\u0131\u015f\u0131na kap\u0131l\u0131p oradan bir \u00fcslup \u00e7\u0131kart\u0131labilirse olu\u015fturulabilir, bu zorlu bo\u011fu\u015fmaya giri\u015fmeden \u00f6nce ortada bir ki\u015filik de\u011fil duyumlar ve izlenimlerden olu\u015fan bir y\u0131\u011f\u0131n vard\u0131r modernist yazarlar i\u00e7in. Bu y\u00fczdendir ki, Joyce\u2019un Sanat\u00e7\u0131n\u0131n&#8230;Portresi d\u0131\u015f\u0131nda modernist romanlar otobiyografik bir i\u00e7d\u00f6k\u00fcme de\u011fil, bilin\u00e7 ak\u0131\u015f\u0131na ve izlenimci bir esteti\u011fe yaslan\u0131rlar. Ayr\u0131ca \u201csanatla hayat aras\u0131ndaki mesafenin ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131\u201d gibi bir kayg\u0131ya Joyce, Proust, Mann, Pound, Rilke, Musil, Broch, Schoenberg, Mahler, Eliot, Pessoa, Klee, Malevi\u00e7 gibi \u2018baba\u2019 modernistlerin hi\u00e7birinde rastlanmaz. (Akl\u0131ma ayr\u0131ks\u0131 bir \u00f6rnek olarak bir tek Kavafis geliyor)12 Tam tersine, bu sanat\u00e7\u0131lar giderek daha fazla, seriyalize, an\u0131nda t\u00fcketilebilir nesnelerin kitlesel \u00fcretimi ve d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda da\u011f\u0131t\u0131m\u0131 taraf\u0131ndan \u015fekillenen \u201cger\u00e7ek\u201d d\u00fcnyay\u0131 parenteze al\u0131rlar; \u00e7\u00fcnk\u00fc -postmodern sanat\u00e7\u0131lar\u0131n tersine- sanatlar\u0131n\u0131n \u201cd\u0131\u015far\u0131daki kirli hayat ak\u0131nt\u0131s\u0131\u201d (Joyce) \u00fczerinde a\u015fk\u0131n bir de\u011fer ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131na inan\u0131rlar. \u201cYap\u0131tlar\u0131n\u0131n kolayca t\u00fcketilmesini engellemek i\u00e7in yap\u0131tlar\u0131n\u0131n dokusunu yo\u011funla\u015ft\u0131r\u0131p bi\u00e7imlerini bozar, onlar\u0131 gizemli, i\u00e7rek nesneler haline getirirler.\u201d13 Sanat ile hayat aras\u0131ndaki mesafeyi ortadan kald\u0131rmak \u015f\u00f6yle dursun, b\u00fct\u00fcn modernizm ideolojisi bu mesafe \u00fczerinde temellenir (postmodernistlerin bu mesafeye yakla\u015f\u0131mlar\u0131 iki y\u00f6nl\u00fcd\u00fcr. Postmodernizmin pop\u00fclist varyantlar\u0131 g\u00fcn\u00fcm\u00fcz k\u00fclt\u00fcr\u00fcnde bu mesafenin zaten ortadan kalkt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrer ve bunun keyfini \u00e7\u0131kartmam\u0131z gerekti\u011fini iddia ederken, baz\u0131 postmodernist yazar ve ele\u015ftirmenler ise sanat\u0131n zaten hi\u00e7bir zaman hayatla y\u00fczy\u00fcze gelmedi\u011fini, metinden ba\u011f\u0131ms\u0131z, onun anlamland\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 bir \u201chayat\u201d oldu\u011fu anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n metafizik oldu\u011funu, metinlerin ana ve hatta tek kayna\u011f\u0131n\u0131n ba\u015fka metinler oldu\u011funu s\u00f6yler ya da yap\u0131tlar\u0131yla bunu ima ederler. Onlar\u0131n d\u00fcnyas\u0131nda her \u015fey \u201cher zaman\/zaten\u201d metinsel yani \u201cedebi\u201ddir. Modernistlerin metne kapan\u0131\u015f\u0131ndaki o sanc\u0131l\u0131 tav\u0131r, sonradan \u201cger\u00e7eklik nostaljisi\u201d ad\u0131 verilen ve bence modernizme sahicilik ve hayatiyet kazand\u0131ran o gerilim b\u00f6ylece ortadan kalkm\u0131\u015f olur. Modernistlerdeki tarihsel, stratejik metne kapanma tercihi postmodernistler ve \u00fclkemizdeki gibi baz\u0131 ge\u00e7 modernistler taraf\u0131ndan bu tarihsel i\u00e7eri\u011finden bo\u015falt\u0131larak ontolojikle\u015ftirilir, yazman\u0131n do\u011fas\u0131na ili\u015fkin bir \u015fey haline getirilir. \u00c7o\u011fu okurun postmodernist romanlarda -\u00f6rne\u011fin, Orhan Pamuk\u2019ta-, son derece oyuncul olmalar\u0131na kar\u015f\u0131n, do\u011fru olarak te\u015fhis ettikleri \u2018kuruluk\u2019 bence buradan kaynaklan\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc edebiyat yap\u0131tlar\u0131 da Orpheus gibi \u00f6l\u00fcms\u00fczl\u00fck, yani ger\u00e7ek bir dirimsellik kazanmak i\u00e7in \u2018arkaya bakmak\u2019 zorundad\u0131rlar, yazarak koptuklar\u0131 hayatla aralar\u0131nda giderek a\u00e7\u0131lan mesafeye m\u00fcthi\u015f bir ba\u015fd\u00f6nmesi verse bile d\u00f6n\u00fcp bakmal\u0131d\u0131rlar. Bir Kafka\u2019y\u0131, bir Faulkner\u2019\u0131 sahiden b\u00fcy\u00fck yazar k\u0131lan \u015fey, bu ba\u015fd\u00f6nmesini, bu u\u00e7urum duygusunu metinlerinde derinlemesine iletebilmeleridir diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum). Yap\u0131tlar\u0131n\u0131n sahte oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri \u201cger\u00e7ek hayattan\u201d m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funca uzak durarak sahicilik kazanmas\u0131n\u0131 ama\u00e7larlar. Bunu yaparken de Bi\u00e7im\u2019i (bozarak, montaj kullan\u0131p organiklikten uzakla\u015farak) ve sanat yapt\u0131klar\u0131 arac\u0131 (romanda dili, m\u00fczikte tonal sistemi, resimde fig\u00fcr\u00fc) sorunsalla\u015ft\u0131r\u0131r, kesinlikten yoksun, mu\u011flak bir d\u00fcnyay\u0131 e\u015fde\u011fer bir belirsizlik ve \u00e7okanlaml\u0131l\u0131kla yeniden \u00fcretir; \u00e7o\u011fu kez de bi\u00e7im olu\u015fturup bozma, yani sanat yapma u\u011fra\u015f\u0131n\u0131n kendisini kurcalarlar. \u00d6zetle, modernizmin ay\u0131r\u0131c\u0131 \u00f6zelliklerinden birisi bilin\u00e7li (self-reflexive) bi\u00e7imcili\u011fidir (Lash modernist epistemoloji ad\u0131n\u0131 verdi\u011fi \u015feyde ve insan bilimlerinde de benzer bir bi\u00e7imcili\u011fi te\u015fhis ediyor.14) Bi\u00e7imci bir sanat anlay\u0131\u015f\u0131 da do\u011fas\u0131 gere\u011fi \u201chayat ile sanat aras\u0131ndaki ayr\u0131m\u0131 yok etmek\u201d gibi bir projeye kat\u0131lamaz.15<\/p>\n<p>Oysa b\u00f6ylesi bir proje f\u00fct\u00fcrizm, konstr\u00fcktivizm ve ger\u00e7ek\u00fcst\u00fcc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc kapsayan \u201ctarihsel avant-garde\u201d\u0131n (deyim Peter B\u00fcrger\u2019e ait) \u00e7ekirde\u011fini olu\u015fturur. 1960\u2019lardan sonra ortaya \u00e7\u0131kan postmodernist \u201cduyum (sensation) esteti\u011fi\u201dnin k\u00f6klerini bu hareketlerde buldu\u011funu iddia edenler vard\u0131r ve bu iddia bir anlamda do\u011frudur da. Daniel Bell tahta k\u0131l\u0131c\u0131n\u0131 yanl\u0131\u015f rakibe sallamaktad\u0131r: Ger\u00e7ek hedefi, Eagleton\u2019\u0131n da belirtti\u011fi gibi,16 \u201cmodernizmin de\u011fil de tarihsel avant-garde\u2019\u0131n bir parodisi olan\u201d postmodernizm olmal\u0131d\u0131r asl\u0131nda. Postmodernizm sadece bir parodidir, \u00e7\u00fcnk\u00fc t\u00fcketim kapitalizmi estetik ile hayat aras\u0131ndaki s\u0131n\u0131rlar\u0131, avant-garde sanat\u00e7\u0131lar\u0131n istedi\u011fi bi\u00e7imde olmasa bile onlar\u0131n hayal edebilece\u011finden \u00e7ok daha h\u0131zl\u0131 bir bi\u00e7imde ortadan kald\u0131rm\u0131\u015ft\u0131 zaten. II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sonras\u0131 iyice hantalla\u015fan kapitalist ekonomiyi canland\u0131rma harekat\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131 olarak \u00fcretimden \u00e7ok sat\u0131\u015fa aban\u0131lmas\u0131n\u0131n sonucu, mallar\u0131 satabilmek i\u00e7in estetik bir ambalajla sunman\u0131n gereklili\u011fi anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131: Her \u015fey i\u015flenmi\u015f, ambalajlanm\u0131\u015f, feti\u015fle\u015ftirilmi\u015f ve libidinalize edilmi\u015fti: estetik sat\u0131yordu. K\u00fclt\u00fcr alan\u0131 geni\u015fledi ve toplumun her alan\u0131 \u201ck\u00fclt\u00fcralize edildi\u201d.17 Durum bu olunca postmodernizm savunucular\u0131n\u0131n en \u015fiddetli bi\u00e7imde y\u00fcksek sanat ile a\u015fa\u011f\u0131 sanat (modernizmin kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131karak kendi \u00f6zg\u00fcll\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ortaya koydu\u011fu \u201ckitle k\u00fclt\u00fcr\u00fc\u201d) aras\u0131ndaki ayr\u0131ma sald\u0131rmalar\u0131 \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 olmuyor.18 Asl\u0131nda, \u00f6zellikle postmodern mimaride kendini bir estetik pop\u00fclizm olarak sunan bu tav\u0131r, inan\u0131lmaz bir zenginlik ve \u00e7e\u015fitlili\u011fe ula\u015fan metalarla b\u00fcy\u00fclenmenin bir ifadesi \u00f6z\u00fcnde.19 \u00d6zetle Bell modernizme sald\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 san\u0131rken, modernizme \u00f6zg\u00fc oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc \u00f6zelliklerin asl\u0131nda tam da modernist estetik paradigmadan postmodernist kopu\u015fu olu\u015fturan \u015feyler oldu\u011funu g\u00f6remiyor. B\u00fct\u00fcn bu \u00f6zellikler de, Bat\u0131 toplumlar\u0131n\u0131n tekno-ekonomik ve siyasi-y\u00f6netsel alanlar\u0131ndaki k\u00f6kl\u00fc de\u011fi\u015fimler taraf\u0131ndan belirlenmi\u015f denemese bile, bu de\u011fi\u015fikliklere \u201ceklemlenen\u201d k\u00fclt\u00fcrel bir mutasyon oldu\u011funun semptomlar\u0131. Frankel, sanayi-sonras\u0131 bir ekonomik paradigman\u0131n olu\u015fmas\u0131yla yak\u0131ndan ili\u015fkili olan postmodernist bir iklimin Japonya ya da Almanya\u2019da yayg\u0131n oldu\u011fundan pek s\u00f6z edilemeyece\u011fini s\u00f6yl\u00fcyor, \u00e7\u00fcnk\u00fc ona g\u00f6re bu \u00fclkelerin ekonomik yap\u0131lar\u0131 h\u00e2l\u00e2 yo\u011fun bir sanayile\u015fme taraf\u0131ndan belirleniyor.20 Yani, e\u011fer ortada bir \u2018kabahat\u2019 varsa, bunun ceremesi sadece, Bell\u2019in yanl\u0131\u015f bir bi\u00e7imde modernizmin hegemonyas\u0131 alt\u0131nda oldu\u011funu varsayd\u0131\u011f\u0131 k\u00fclt\u00fcr alan\u0131na \u00e7\u0131kart\u0131lamaz.<\/p>\n<p>Sol cenahtan Marshall Berman ise ayn\u0131 s\u00fcreci \u201cmodernlik\u201d ad\u0131yla vaftiz ediyor. Ama ahlaki bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131 farkl\u0131: Bell\u2019in g\u00fcnah dedikleri Berman\u2019da sevap oluyor. O da Bell gibi modernlik projesini son kertede \u201cs\u0131n\u0131rs\u0131z \u00f6znellik\u201dle ilgili bir soruna indirgeyerek ayn\u0131 vahim hatay\u0131 i\u015fliyor. Perry Anderson tam da bu ba\u011flamda Berman\u2019a gayet hakl\u0131 buldu\u011fum \u015fu itiraz\u0131 y\u00f6neltiyor: \u201cE\u011fer herkesin amac\u0131 benli\u011fin s\u0131n\u0131rs\u0131z geli\u015fimi olursa, topluluk nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olacak?\u201d21 Benlik di\u011ferleriyle ili\u015fkilerinden \u00f6nce gelmez, bizzat bu ili\u015fkiler taraf\u0131ndan olu\u015fturulur. Bu nedenle de geli\u015fimi hi\u00e7bir zaman s\u0131n\u0131rs\u0131z bir dinamik olamaz, \u00e7\u00fcnk\u00fc di\u011ferleriyle birlikte ya\u015famas\u0131 her zaman bir s\u0131n\u0131r fikrini zorunlu k\u0131lacakt\u0131r. Bu y\u00fczden de Berman\u2019\u0131n modernlik anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n pozitif y\u00f6n\u00fc (\u00e7\u00fcnk\u00fc benim \u2018modenle\u015fme\u2019 olarak adland\u0131rd\u0131\u011f\u0131m s\u00fcreci o da olumsuzluyor) olarak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc benli\u011fin geli\u015fmesi ya da geni\u015flemesi bir seraptan ibaret kal\u0131yor. Ki zaten postmodern d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler de -Lyotard, Deleuze, Baudrillard ve hatta Foucault- \u00f6znenin sonunun geldi\u011finden, ki\u015filik \u00e7ekirde\u011fi olmayan, merkezsiz bireylerden, organs\u0131z g\u00f6vdelerden, y\u00fczen yo\u011funluklardan (intensities) falan bahsederek benli\u011fin bu \u2018high-tech\u2019 ge\u00e7 kapitalizm d\u00f6neminde geli\u015fti\u011finden de\u011fil, \u2018patlad\u0131\u011f\u0131\u2019ndan (implosion), fragmanlara ayr\u0131lmas\u0131ndan dem vurulabilinece\u011fini ima ediyorlar; hatta Baudrillard\u2019\u0131n \u00e7al\u0131\u015fma arkada\u015f\u0131 Maffesoli bir \u2018kabile ruhu\u2019 (tribalism) geli\u015fti\u011finden s\u00f6z ediyor.22<\/p>\n<p>Yine Anderson\u2019a d\u00f6nersek, bu \u00fcnl\u00fc \u0130ngiliz d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fc \u201cher birimizin \u00f6zg\u00fcrce geli\u015fmesi sadece herkesin \u00f6zg\u00fcrce geli\u015fmesi g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulursa ger\u00e7ekle\u015febilir\u201d diyerek, sosyalist bir devrimin g\u00f6revinin modernli\u011fi ortadan kald\u0131rmak oldu\u011funu ileri s\u00fcr\u00fcp kestirip at\u0131yor. Ona g\u00f6re, modenlik terimi pozitif bir i\u00e7erikten tamamiyle yoksundur; \u201cmodernlik, tek g\u00f6ndergesi zaman\u0131n ge\u00e7i\u015fi olan derme \u00e7atma bir kavramd\u0131r.\u201d23<\/p>\n<p>Berman\u2019\u0131n birey-merkezli sakat modernlik anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 reddetmekte tamamen hakl\u0131 olmas\u0131na ra\u011fmen, ka\u015f yapay\u0131m derken g\u00f6z \u00e7\u0131kar\u0131yor. Bir McLuhan\u2019\u0131n modernle\u015fme s\u00fcrecini k\u00f6rlemesine, ele\u015ftirellikten uzak bir bi\u00e7imde kucaklamas\u0131 gibi, Anderson da modernli\u011fi \u00e7ok kolay harc\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc modernlik her \u015feyden \u00f6nce, sosyalizm d\u00fc\u015f\u00fcncesinin ifade edilmesini m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lan ve do\u011fru anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, sosyalist bir d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc i\u00e7in pek \u00e7ok imkan (k\u00fclt\u00fcr\u00fcn demokratikle\u015ftirilmesi fikri gibi) bar\u0131nd\u0131ran bir proje. Sosyalizm modernli\u011fin \u00e7ocu\u011fudur\u00a0 ve kendine sosyalist diyen biri modernli\u011fi bu kadar rahat \u00e7i\u011fnerse oturdu\u011fu dal\u0131 kesmi\u015f olur, ba\u015fka bir deyi\u015fle hayat damarlar\u0131ndan biri kopmu\u015f demektir.<\/p>\n<p>V. \u2018NICE BOYS\u2019 YA DA MODERNL\u0130K VERSUS\u00a0 MODERNLE\u015eME<\/p>\n<p>Kabaca bir tan\u0131m vermek gerekirse, modernlik \u00f6z\u00fcnde bir \u201c\u00d6zg\u00fcrl\u00fck, E\u015fitlik, Karde\u015flik\u201d \u00fctopyas\u0131, her t\u00fcrl\u00fc bask\u0131dan uzak bir toplum olu\u015fturmay\u0131 ama\u00e7layan tutkulu bir proje, Tanr\u0131 iradesi yerine insan\u0131n \u00f6zg\u00fcr iradesini temel alma yolundaki kararl\u0131l\u0131kt\u0131r (Dostoyevski\u2019nin burun k\u0131v\u0131rarak \u201cd\u00fcnya \u00fczerinde laik bir cennet olu\u015fturma d\u00fc\u015f\u00fc\u201d dedi\u011fi \u015fey yani). Tan\u0131mdan da anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczre, modernli\u011fin ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz \u00d6teki\u2019si, \u00fcyelerinin eylemlerine Gelenek, Atalar, \u0130lahi G\u00fc\u00e7ler ya da Tanr\u0131 gibi tarih a\u015f\u0131r\u0131 ve insan hayat\u0131na a\u015fk\u0131n g\u00fc\u00e7lere tabi olarak bir anlam verdi\u011fi ve me\u015fruiyet kazand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 geleneksel ve b\u00fcy\u00fcsel toplumlard\u0131. Bunlarda tarih al\u0131nyaz\u0131s\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi; tarihi anlamaksa bu al\u0131nyaz\u0131s\u0131n\u0131 yaz\u0131p i\u015fleten k\u00fclli iradenin bilgeli\u011fini tefsir etmekle ayn\u0131 kap\u0131ya \u00e7\u0131k\u0131yordu. Asl\u0131nda \u201cTarih\u201d diye \u00f6zerk bir disiplinin in\u015fas\u0131 da ancak modernlikle, yani insanlar\u0131n eylemlerinden kendilerinin sorumlu oldu\u011funun, ancak hem bu sorumlulu\u011funun bilincinde olmad\u0131klar\u0131 hem de ayr\u0131 ayr\u0131 do\u011frultularda i\u015fleyen farkl\u0131 iradeleri oldu\u011fu i\u00e7in ortaya y\u00f6nlendirilmesi ve anlamland\u0131r\u0131lmas\u0131 gereken bir eylemler y\u0131\u011f\u0131n\u0131n\u0131n \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131n fark\u0131na var\u0131lmas\u0131yla m\u00fcmk\u00fcn oldu. Modern kelimesinin alt\u0131ndaki \u2018bug\u00fcn\u2019 bilinci \u2018tarih\u2019 bilincine yol a\u00e7t\u0131. Tanr\u0131\u2019n\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra Tarih, art\u0131k do\u011frultusu sadece \u2018akletme\u2019 gibi bir yetileri olan \u00f6zg\u00fcr insanlar\u0131n eylemleriyle belirlenen a\u00e7\u0131k-u\u00e7lu bir s\u00fcre\u00e7 olarak g\u00f6r\u00fclmeye ba\u015fland\u0131.<\/p>\n<p>Modernli\u011fi sadece \u015fizofrenik bir red s\u00f6ylemi olmaktan ancak ele\u015ftirel \u00f6zbilin\u00e7lili\u011fi kurtarabilirdi. E\u011fer ama\u00e7 yukar\u0131da s\u00f6z\u00fc edilen ilkelerin hayata ge\u00e7irilmesiyse Bat\u0131 k\u00fclt\u00fcr\u00fcn\u00fcn kendi ge\u00e7mi\u015fine ya da di\u011fer k\u00fclt\u00fcrlere mutlak bir ink\u00e2rc\u0131l\u0131kla yakla\u015fmak \u00f6l\u00fcmc\u00fcl sonu\u00e7lar verir. Her \u015fey rasyonel ve daha da \u00f6nemlisi diyalojik olarak tart\u0131\u015f\u0131lmal\u0131yd\u0131. Tanr\u0131\u2019n\u0131n ya da Gelene\u011fin otoritesi eski g\u00fcnlerdeki gibi sorgusuz sualsiz kabul edilmedi\u011fi i\u00e7in insanlar kendileri hakk\u0131nda, birbirleri hakk\u0131nda, ge\u00e7mi\u015f k\u00fclt\u00fcrleri ve do\u011fa hakk\u0131nda taze bilgilere ihtiya\u00e7 duyuyorlard\u0131 (Habermas\u2019a g\u00f6re, modernlikle birlikte bilgi \u00fc\u00e7 ayr\u0131 alanda -bilimsel\/teknolojik, ahlaki\/pratik ve estetik\/d\u0131\u015favurumsal alanlarda- aranmaya ba\u015fland\u0131 ve bu alanlar modernle\u015fme s\u00fcrecinde giderek kurumla\u015ft\u0131). Ahlaki, bilimsel ve estetik bilgi konusunda esas olan \u015fey bunlar\u0131n ula\u015f\u0131labilir olmas\u0131, yani g\u00fcndelik hayat\u0131n zenginle\u015ftirilmesi i\u00e7in kullan\u0131labilecek \u00f6l\u00e7\u00fcde herkese ula\u015fabilmesiydi: Bir ba\u015fka deyi\u015fle, temel amac\u0131 insanlar\u0131 tarihi yapan\u0131n y\u00fcce bir varl\u0131k ya da kendilerini uydurmak zorunda olduklar\u0131 evrensel bir yasa (baz\u0131lar\u0131n\u0131n \u2018tarihin mant\u0131\u011f\u0131\u2019 dedi\u011fi \u015fey) de\u011fil, bizzat kendileri oldu\u011funun bilincine vard\u0131rarak b\u00fct\u00fcn sorumlulu\u011fun kendilerinde oldu\u011funu ve hayatlar\u0131n\u0131n anlamlar\u0131n\u0131 kendilerinin (birlikte) olu\u015fturmas\u0131 gerekti\u011fini \u00f6\u011fretmek olan modernlik vizyonunun temelinde bilginin demokratikle\u015ftirilmesi gibi bir ufuk yer al\u0131yordu. Ancak sosyalizmin, T.Paine, J.S.Mill veya J.Locke\u2019un yap\u0131tlar\u0131ndaki bi\u00e7imiyle ilk d\u00f6nem liberalizminin ve anar\u015fizmin ortak \u00e7ekirde\u011fini olu\u015fturdu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm bu modernlik anlay\u0131\u015f\u0131, kronolojik olarak kendisiyle hemen hemen ayn\u0131 zamanlarda do\u011fan ve kapitalist \u00fcretim tarz\u0131n\u0131n d\u00fcnya-tarihsel geli\u015fimi ve hegemonyas\u0131na zemin haz\u0131rlayan ve k\u0131smen de yeni yeni palazlanan bu sistemin \u00fcr\u00fcn\u00fc olan bir ba\u015fka mentaliteye yenik d\u00fc\u015ft\u00fc; insanlar \u00f6zg\u00fcrl\u00fckten \u00fcrkm\u00fc\u015ft\u00fc ya da daha determinist bir terminolojiyle bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fck anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n maddi ve k\u00fclt\u00fcrel temelleri yoktu da denebilir. Ahmet \u0130nsel\u2019i izleyerek,24 bu mentaliteye iktisat ideolojisi ad\u0131n\u0131 verece\u011fim: Ekonominin insanlar\u0131n m\u00fcdahalesiyle de\u011fi\u015ftirilemeyece\u011fi varsay\u0131lan kendine ait bir mant\u0131\u011f\u0131 ve \u2018do\u011fal ihtiya\u00e7lar\u2019\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lamak i\u00e7in, her insan ya da toplumun boyun e\u011fmek zorunda oldu\u011fu temel bir belirleme g\u00fcc\u00fc oldu\u011funu telkin eden bir ideolojiydi bu. \u0130nsan\u0131 siyasal de\u011fil, ekonomik bir varl\u0131k olarak tan\u0131ml\u0131yordu. Marx bile kimi zaman, asl\u0131nda giri\u015fti\u011fi \u015fey bu homo economicus mitinin amans\u0131zca ele\u015ftirilmesi gibi Prometheusvari bir \u00e7aba olmas\u0131na kar\u015f\u0131n, kendini bu mentalitenin etkilerine kapt\u0131rmaktan alam\u0131yordu. (Bu y\u00fczden geleneksel Marksizm \u00e7o\u011fu zaman kapitalistlerden daha \u00e7ok ekonomizm yapmak gibi garabetler ya\u015fad\u0131.) Tarihsel d\u00fczlemde kapitalizm bu mentalitenin somutla\u015fm\u0131\u015f hali oldu.<\/p>\n<p>Ancak yeni hakim s\u0131n\u0131f olan burjuvazinin hegemonyas\u0131 tesis edildikten ve temel dinamizmini piyasan\u0131n getirdi\u011fi bir toplumsal ya\u015fam bi\u00e7imi me\u015fruluk kazand\u0131ktan sonrad\u0131r ki, nesnel bir bilim olarak iktisat ve onu takiben de di\u011fer insan bilimleri kurulabildi. \u0130lk sosyoloji ekol\u00fcn\u00fcn (Comte) pozitivist bir epistemolojiye yaslanmas\u0131, insanlara \u015feyler gibi yakla\u015fan pozitivizmin kapitalizmin resm\u00ee felsefesi gibi bir \u015fey olmas\u0131 ve toplum bilimlerinde (en az\u0131ndan 1950\u2019lere dek), yorumbilgisi gelene\u011fi\u00a0 gibi toplumu \u00f6zbilin\u00e7li olarak anlama \u00e7abas\u0131 y\u00fcr\u00fcten di\u011fer yakla\u015f\u0131m bi\u00e7imleri \u00fczerinde hegemonya kurmas\u0131 \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 de\u011fil. Modernlik projesinin vazge\u00e7ilmez bir bile\u015feni olan yorumbilgisi olarak sosyoloji25 anlay\u0131\u015f\u0131, kendini ancak s\u00fcrekli bir ilerleme (burada \u2018ilerleme\u2019 tarihten mutlak bir kopu\u015f anlam\u0131nda kavran\u0131yordu) s\u00fcreci i\u00e7inde anlamland\u0131rabilen kapitalist toplumlar\u0131n ideolojik ifadesi olan \u2018modernle\u015fme\u2019 ile atba\u015f\u0131 giden pozitivist bir sosyolojininbast\u0131r\u0131lm\u0131\u015f alternatifi olarak kald\u0131; t\u0131pk\u0131 halen bir proje olarak kalan modernli\u011fin k\u00f6kl\u00fc farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n unutularak devasa bir kurumlar a\u011f\u0131 olu\u015fturarak somutluk kazanm\u0131\u015f \u2018modernle\u015fme\u2019nin herc\u00fcmerci i\u00e7inde\u00a0 kaybolmaya y\u00fcz tutmas\u0131 ve hep yenilmesi gibi.<\/p>\n<p>Tarih konusuna d\u00f6nersek, \u2018modernle\u015fme\u2019 her zaman ve her yerde Ge\u00e7mi\u015f\u2019le y\u00fczle\u015fmeme korusundaki isterik bir \u0131srar, postmodern mimar Portoghesi\u2019nin s\u00f6zleriyle,26 \u201c\u00f6nceki k\u00fclt\u00fcre kar\u015f\u0131 duyulan bir \u00d6dip kompleksi\u201d ta\u015f\u0131m\u0131\u015ft\u0131r. Modernle\u015fmenin savuncular\u0131 hep bunun sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 teknik ve maddi \u2018ilerleme\u2019yle \u00f6v\u00fcnm\u00fc\u015f ve bu ilerlemeyi m\u00fcmk\u00fcn k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri pozitivizmin \u00fcst\u00fcn ba\u015far\u0131s\u0131na ve \u2018evrensel\u2019 de\u011ferine iman ederek, insanl\u0131k k\u00fclt\u00fcr\u00fcne verdi\u011fi muazzam hasardan ve insan\u0131n varolu\u015funa anlam verdi\u011fi etik d\u00fc\u015f\u00fcncesini, yani de\u011ferleri y\u0131pratmas\u0131ndan dem vuranlara kulaklar\u0131n\u0131 t\u0131kam\u0131\u015flar ya da sadece \u201cbu da refah\u0131n bedeli\u201d deyip ge\u00e7mi\u015flerdir; sanki refah veya ilerleme insanl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131p yarataca\u011f\u0131 en y\u00fcce de\u011ferlermi\u015f gibi, sanki insanlara bu bedeli \u00f6deyip \u00f6demek istemedikleri sorulmu\u015f gibi.<\/p>\n<p>Bence \u2018modernle\u015fme\u2019 denen \u015fey, bir dizi \u00d6teki\u2019nin g\u00fc\u00e7 kullan\u0131larak d\u0131\u015flanmas\u0131 ve bast\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 hedefleyen stratejilerden olu\u015fmu\u015f karma\u015f\u0131k bir a\u011fdan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. \u00d6nce bir dizi ikili kar\u015f\u0131tl\u0131k yarat\u0131l\u0131r (Derrida\u2019ya g\u00f6re bu her zaman bat\u0131 metafizi\u011finin i\u015fleyi\u015f ilkesi olmu\u015ftur), sonra da ikinci terimler birinciye tabi k\u0131l\u0131n\u0131r: Ak\u0131l-Delilik,27 Bat\u0131-Do\u011fu,28 Erkek-Kad\u0131n,29 Uygar-\u0130lkel,30 Birey-Toplum,31 Modern-Tarihsel,32 \u0130nsan-Do\u011fa,33 vb.<\/p>\n<p>Oysa benim Habermas\u2019\u0131 izleyerek modernlik projesi ad\u0131n\u0131 verdi\u011fim \u015fey, hem kendi tarihini hem de di\u011fer tarihleri (ve tabi ba\u015fka k\u00fclt\u00fcrlerdeki farkl\u0131, \u00e7izgisel olmayan zaman anlay\u0131\u015flar\u0131n\u0131) anlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken ele\u015ftirel-yorumbilgisel bir yakla\u015f\u0131m benimsenmesini gerektirir. Modernlik hi\u00e7bir \u015fekilde di\u011fer s\u00f6ylemleri d\u0131\u015flama (ya da a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k bast\u0131rma ve manip\u00fcle etme) ilkesiyle i\u015fleyen monolitik bir s\u00f6ylem olamaz. Benim anlad\u0131\u011f\u0131m bi\u00e7imiyle, modernlik projesi yukar\u0131da s\u00f6z\u00fc edilen \u00d6tekilerle bask\u0131c\u0131 olmayan, rasyonel ve duygusal, ele\u015ftirel ve kabullenici, \u00f6zetle sahici bir etkile\u015fime girmelidir. Ba\u015fka bir deyi\u015fle, bi\u00e7im d\u00fczeyinde \u2018diyalojik\u2019, i\u00e7erik d\u00fczeyinde \u2018demokratik\u2019 olmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>VI. \u2018ANYTHING GOES\u2019 YA DA POSTMODERN\u0130ZM \u00dcZER\u0130NE B\u0130RKA\u00c7 S\u00d6Z<\/p>\n<p>Ama modernli\u011fin, \u00e7e\u015fitli s\u00f6ylemlerin demokratik bir bi\u00e7imde birarada ya\u015famas\u0131na ili\u015fkin tasar\u0131m\u0131, postmodernistlerin \u2018heterojenli\u011fe\u2019 methiye d\u00fczmelerinden k\u00f6kl\u00fc bir bi\u00e7imde farkl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc modernlik bu s\u00f6ylemler aras\u0131nda bir ge\u00e7i\u015flilik ve k\u0131yaslanabilirlik oldu\u011funu varsayar ve belli bir \u2018tutarl\u0131l\u0131k\u2019 aray\u0131\u015f\u0131n\u0131 zorunlu k\u0131larken, postmodernistler mutlak bir ge\u00e7i\u015fsizlik ve k\u0131yaslanamazl\u0131k oldu\u011fundan s\u00f6z edip, her t\u00fcrl\u00fc tutarl\u0131l\u0131k ve \u00f6ncelik belirleme kayg\u0131s\u0131n\u0131 \u2018totaliter\u2019 diye damgalamay\u0131 pek severler. \u0130\u00e7i bo\u015f bir bi\u00e7imde heterojenlik \u00f6vg\u00fcleri yaparken, s\u00f6ylemler aras\u0131nda diyalojik bir kar\u015f\u0131-la\u015fma olmas\u0131 imkan\u0131n\u0131 t\u00fcmden ortadan kald\u0131r\u0131rlar. \u2018Tutarl\u0131 bir bi\u00e7imde\u2019 yorumbilgisi kar\u015f\u0131t\u0131 olan postmodernistler i\u00e7in her t\u00fcrl\u00fc onaylama ve reddetme edimi en ba\u015ftan beri yasakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu edimleri m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lacak, \u00f6l\u00e7\u00fct olu\u015fturulacak hi\u00e7bir \u2018meta\u2019 d\u00fczey bulunamaz. B\u00fct\u00fcn metaanlat\u0131lar\u0131n reddiyle birlikte, b\u00fcy\u00fck harfli Tarih de silinir ya da hi\u00e7biri di\u011ferinden \u201cdaha iyi\u201d ya da \u201cdaha k\u00f6t\u00fc\u201d olmayan bir olas\u0131 \u00fcsluplar \u00e7o\u011fullu\u011fu haline getirilir. Eagleton bunu \u00e7ok g\u00fczel koyuyor: \u201c(PM i\u00e7in) De\u011fer, \u00e7a\u011fda\u015f deneyimler i\u00e7inde yap\u0131lacak \u015fu ya da bu ay\u0131r\u0131mda de\u011fil, tam da tarihin siren \u00e7\u0131\u011fl\u0131klar\u0131na kulak t\u0131kay\u0131p \u00e7a\u011fda\u015f olanla oldu\u011fu gibi, b\u00fct\u00fcn o bo\u015f dolays\u0131zl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde y\u00fczle\u015fme kapasitesinde yatar&#8230; De\u011fer sadece varolandad\u0131r.\u201d34\u00a0 \u0130nsan\u0131n \u2018\u015fu eski liberal hikaye de\u011fil mi bu\u2019 diyesi geliyor hemen: Benim i\u00e7in iyi olan bu, senin i\u00e7in de \u015fu. \u00d6yle olsun, biz gene ayr\u0131 hayatlar\u0131m\u0131za devam edelim. Liberalizmin, bireyler, gruplar ya da inan\u00e7 sistemleri aras\u0131nda ger\u00e7ek bir etkile\u015fim olmas\u0131 imkan\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131ran mutlak g\u00f6recelik\u00e7ili\u011finin sonucunda \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc yaln\u0131zca bireysel d\u00fczeyde savunup herhangi bir \u015fekilde toplumlar d\u00fczeyinde bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck tasarlayamay\u0131\u015f\u0131, postmodern d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler taraf\u0131ndan daha sofistike gerek\u00e7elerle de olsa devral\u0131n\u0131r. S\u00f6zgelimi Lyotard \u00e7ok basit bir ikili kar\u015f\u0131tl\u0131k koyar: Bir yanda totalle\u015ftirici b\u00fcy\u00fck-anlat\u0131lar, \u00f6te yanda da mikropolitika ya da paroloji vard\u0131r.35 Modernle\u015fme ve modernli\u011fin g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte ayn\u0131 olan metaanlat\u0131lar\u0131n\u0131n her iki s\u00f6ylemde de ayn\u0131 \u015fekilde i\u015fleyip i\u015flemedi\u011fini sorgulamad\u0131\u011f\u0131 gibi, belli bir mikropolitik eylemin (ister feminist, ister dinsel k\u00f6ktenci, ister ye\u015filci, ister milliyet\u00e7i olsun) bir di\u011ferinden niye daha de\u011ferli ya da \u00f6zg\u00fcrle\u015ftirici oldu\u011funu tan\u0131mlayamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc postmodern d\u00fc\u015f\u00fcnceyi karakterize eden \u015fey, bir \u00dctopya\u2019dan yoksun olmas\u0131, hatta art\u0131k g\u00fcndelik deneyimimiz haline gelen kabustan \u00fctopyalar\u0131 sorumlu tutmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ben \u015fahsen Lyotard ve Necmi Zeka\u2019n\u0131n k\u00fclt\u00fcrel \u00e7e\u015fitlilik diye adland\u0131rmaya te\u015fne olduklar\u0131 \u015feyin ard\u0131nda, her \u015feyin yan yana, tutarl\u0131l\u0131k kayg\u0131s\u0131 olmadan, ger\u00e7ekte birbirlerini de pek etkilemeden yan yana ya\u015fay\u0131p gittikleri bir kaos oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Bu \u00e7e\u015fitlilik ger\u00e7ek bir zenginli\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015fmedi\u011fi gibi -\u00e7\u00fcnk\u00fc arada ileti\u015fim sa\u011flayacak a\u011flar, ortak de\u011ferler yoktur-\u00a0 s\u00f6zde farkl\u0131l\u0131klar\u0131n alt\u0131nda herkes birbirine daha \u00e7ok benzemeye ba\u015fl\u0131yor gibi geliyor bana. Postmodernizmin \u00f6z\u00fcnde Amerikanla\u015fmak\u00a0 ile ilgili bir \u015fey oldu\u011funu s\u00f6yleyenlerin hakl\u0131 oldu\u011fu yanlar var. [Orta s\u0131n\u0131f\u0131m\u0131z televizyonda Amerikan dizilerini heyecanla izlerken, \u00fcst s\u0131n\u0131f\u0131m\u0131z da Addams Ailesi ya da Kuzular\u0131n Sessizli\u011fi gibi Amerikan sa\u00e7mal\u0131klar\u0131n\u0131 hayranl\u0131kla, (tabii daha \u00e7ok tekni\u011fe duyuldu\u011fu s\u00f6yleniyor bu hayranl\u0131\u011f\u0131n) seyretmek i\u00e7in sinemalar\u0131 dolduruyor.]<\/p>\n<p>Kendisini sadece mikro d\u00fczeyde tan\u0131mlayan bir siyaset prematuredir; uzakta ya da yak\u0131nda, daha insani makro sosyopolitik yap\u0131lar kurma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fu fikrini terkeden bir siyaset sonu\u00e7ta \u015fen ya da karamsar bir t\u00fcr konformizm olup \u00e7\u0131kar. Ayn\u0131 \u015fekilde, g\u00f6z\u00fc makro d\u00fczeyden a\u015fa\u011f\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6rmeyen, g\u00fcndelik hayatlar\u0131m\u0131zdaki iktidar ili\u015fkilerini ortadan kald\u0131rmaya ya da en az\u0131ndan azaltmaya ili\u015fkin, ya\u015fam d\u00fcnyam\u0131z\u0131 etik, yasal, siyasal, sanatsal ve bilimsel bilgi ak\u0131\u015f\u0131yla desantralize bir bi\u00e7imde, ger\u00e7ekten zenginle\u015ftirmeye ili\u015fkin hi\u00e7bir program\u0131 olmayan (Leninizm gibi) bir siyaset de sosyalist bir siyaset olarak tan\u0131mlanamaz. Modernli\u011fin ve tabii sosyalizmin amac\u0131n\u0131n ge\u00e7mi\u015fte de bug\u00fcn de, insanlar\u0131n hem ki\u015fisel hem de toplumsal d\u00fczeyde \u00f6zg\u00fcrle\u015ferek tarihte e\u015fi benzeri olmayan bir yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011fa sahip olacak ve \u201cdemokrasi\u201d s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcne sahici bir i\u00e7erik kazand\u0131racak bir insanl\u0131k yaratmak oldu\u011fu unutulmamal\u0131d\u0131r. Bu da Derim\u2019den sonra d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek, Kaf Da\u011f\u0131\u2019ndaki simurg de\u011fildir. (Ki oraya ula\u015fan ku\u015flar da simurgun kendilerinden ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015flerdi.) Ne yap\u0131lacaksa bug\u00fcn, \u015fimdi yap\u0131lacakt\u0131r. Bu projeye modernlik demekte \u0131srar etmemin nedeni de i\u00e7inde bar\u0131nd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 o \u201cbug\u00fcnbilinci\u201d, o aciliyet duygusudur. Modernlik, Ursula K.Le Guin\u2019in m\u00fcthi\u015f roman\u0131 M\u00fclks\u00fczler\u2019de sarfetti\u011fi \u015fu c\u00fcmlenin hakk\u0131n\u0131 vermektir: \u201cDevrim yapamazs\u0131n\u0131z, devrim olabilirsiniz ancak.\u201d<\/p>\n<p>VII. POSTMODERN\u0130ZM VE HABERMAS \u00dcZER\u0130NE SON B\u0130RKA\u00c7 S\u00d6Z<\/p>\n<p>\u00c7a\u011fda\u015f toplumlarda son otuz y\u0131lda meydana gelen bir s\u00fcr\u00fc de\u011fi\u015fim \u2018postmodernizm\u2019 s\u00f6z\u00fcyle toparlanmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131yor. Bu terimle, art\u0131k ortaya tamam\u0131yla farkl\u0131 bir k\u00fclt\u00fcrel pratik \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 ve \u00e7a\u011fda\u015f toplumsal ger\u00e7ekli\u011fin ve siyasal prati\u011fin bamba\u015fka bir bi\u00e7imde tan\u0131mland\u0131\u011f\u0131 ifade edilmek isteniyor. Andy Warhol ve yeni-d\u0131\u015favurumculuk, Baudrillard ve Foucault, feminizm ve ekoloji, milliyet\u00e7ili\u011fin dirili\u015fi ve dinsel k\u00f6ktencili\u011fin ivme kazanmas\u0131, John Barth ve \u0130talo Calvino, Latife Tekin ve ANAP, K\u00f6rfez sava\u015f\u0131 ve Do\u011fu Bloku\u2019nun \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fc gibi birbirinden \u00e7ok farkl\u0131 isim ve olgular\u0131n hepsi \u201cpostmodernist paradigman\u0131n\u201d i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ve anla\u015f\u0131l\u0131yor. Ben bunun terimin anlam\u0131n\u0131 \u00e7ok geni\u015fletti\u011fini ve geride neredeyse hi\u00e7bir pozitif i\u00e7erik kalmamas\u0131 gibi bir tehlike i\u00e7erdi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Postmodernizm denen \u015fey i\u00e7inde ayr\u0131mlar yapmam\u0131z gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Burada yaln\u0131zca birka\u00e7 ba\u015flang\u0131\u00e7 \u00f6nermesi s\u0131ralamakla yetinece\u011fim:<\/p>\n<p>1. Sosyopolitik d\u00fczeyde postmodernli\u011fin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131, modernle\u015fme d\u00f6neminin sona erdi\u011fini ve iflas etti\u011fini g\u00f6steriyor. Bunu genel anlamda \u00f6nemli ve olumlu buluyorum.<\/p>\n<p>2. Postmodernist d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerin \u00e7o\u011fu bunu modernlik projesinin sonu geldi\u011fi \u015feklinde yanl\u0131\u015f yorumlayarak her \u015feye veda mektuplar\u0131 yaz\u0131p bir k\u0131yamet duygusu yarat\u0131yorlar. Sonu\u00e7ta yapt\u0131klar\u0131 \u00e7a\u011fda\u015f d\u00fcnyan\u0131n h\u00e2l\u00e2 bask\u0131c\u0131 bir s\u00fcr\u00fc nitelik ta\u015f\u0131yan ger\u00e7ekli\u011fini ele\u015ftirellikten uzak bir bi\u00e7imde \u00f6vmekten ba\u015fka bir \u015fey olmuyor.<\/p>\n<p>3. Sanat alan\u0131ndaki postmodernizm \u00e7o\u011fu kez tarihsel avant-garde\u2019\u0131n yozla\u015fmas\u0131 anlam\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yor. Avant-garde ve modernist sanat\u00e7\u0131lar\u0131n izleyiciyi sarsmak ya da sahicili\u011fini korumak amac\u0131yla ger\u00e7ekli\u011fe \u00f6zellikle enjekte ettikleri anlams\u0131zl\u0131k, her zaman zaten orada olan bir anlams\u0131zl\u0131kla kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131yor. Ger\u00e7ekli\u011fi belli bir bi\u00e7imde temsil etmenin sonunun gelmi\u015f olmas\u0131, her t\u00fcrl\u00fc ger\u00e7ekli\u011fin sona erdi\u011fi demek de\u011fildir. \u00d6te yandan modernistlerin siyasetten uzak durma konusundaki saplant\u0131lar\u0131n\u0131n ve baya\u011f\u0131 k\u00fclt\u00fcr olarak g\u00f6rd\u00fckleri \u015feylere kar\u015f\u0131 \u00f6nyarg\u0131l\u0131 tutumun sorgulanmas\u0131 \u00f6zellikle edebiyat alan\u0131nda faydal\u0131 oldu. Oyuncullu\u011fu \u00e7ok fazla abart\u0131p kuruyanlar\u0131n yan\u0131nda, ciddi kayg\u0131lar\u0131 olan \u00e7ok ba\u015far\u0131l\u0131 romanlar da yaz\u0131ld\u0131 (Barth, Perec, Calvino, Eco, Cortazar, Infante, Fowles).<\/p>\n<p>Son olarak Habermas: Genel \u00e7er\u00e7eveyi ondan y\u00fcr\u00fctmeme ra\u011fmen, bir s\u00fcr\u00fc sorunu oldu\u011funu da g\u00f6rmezlikten gelemiyorum. Birka\u00e7\u0131n\u0131 h\u0131zla s\u0131ralarsam, bir kere bazen fazlaca liberalle\u015ferek, modernle\u015fme ile modernlik aras\u0131nda yapt\u0131\u011f\u0131 ayr\u0131mlar\u0131 koruyam\u0131yor. Olu\u015fturdu\u011fu modernlik gelene\u011fine bence biraz aceleci davranarak modernist sanat\u00e7\u0131lar\u0131 rahat\u00e7a katarken bir Sade, bir Nietzsche ve bir Foucault\u2019nun putk\u0131r\u0131c\u0131 olsalar da, hatta putk\u0131r\u0131c\u0131 olduklar\u0131 i\u00e7in bu gelene\u011fin asil \u00fcyelerinden oldu\u011funu fark edemiyor. Onun \u00e7izdi\u011fi dar rasyonalizm kal\u0131plar\u0131na uymad\u0131klar\u0131 i\u00e7in herhalde. Fazla rasyonalist ve serinkanl\u0131 tak\u0131l\u0131yor. Oysa modernli\u011fi sadece rasyonelli\u011fi ile sunmak, bir kad\u0131na sadece akl\u0131 y\u00fcz\u00fcnden a\u015f\u0131k olmak gibi bir \u015fey. Bu da pek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil. A\u015fk i\u00e7in g\u00fczellik, canl\u0131l\u0131k, umutsuzluk ve tutku da gerekir denir \u00e7\u00fcnk\u00fc.<\/p>\n<p><strong>Dipnotlar<\/strong><\/p>\n<p>(*) Araba\u015fl\u0131klar, Guns \u2019n\u2019 Roses grubunun \u00fc\u00e7 alb\u00fcm\u00fcndeki \u00e7e\u015fitli \u015fark\u0131lardan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<br \/>1 J\u00fcrgen Habermas, &#8220;Modernlik: Tamamlanmam\u0131\u015f Bir Proje&#8221;, Postmodernizm (der. N. Zeka), 1990. Boris Frankel, Sanayi Sonras\u0131 \u00dctopyalar, s. 204, 1991. \u00c7a\u011flar Keyder, Ulusal Devletin Krizi, Defter 16, Nisan-Temmuz 1991. Frankel de Keyder de terime Habermas\u00e7\u0131 bir \u00e7er\u00e7eveden bak\u0131yorlar, fakat Frankel, Habermas\u2019\u0131n modernlik anlay\u0131\u015f\u0131na bir dizi \u00f6nemli soru getirirken (s. 202), Keyder bazen modernlikle liberal modernle\u015fme s\u00f6ylemini birbirine kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131r gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor ve postmodernlerin modernle\u015fme ele\u015ftirisine kar\u015f\u0131 tutarl\u0131 bir tav\u0131r geli\u015ftiremiyor.<br \/>2 Perry Anderson, \u2019Modernity and Revolution\u2019, New Left Review, 144, Mart-Nisan 1984.<br \/>3 Zygmunt Bauman, \u201cFrom Here to Modernity. Redefining the Project of the Left\u201d, New Statesman, 25 Eyl\u00fcl 1987.<br \/>4 Aktaran Fredric Jameson, &#8220;The Politics of Theory: Ideological Positions in the Postmodernism Debate&#8221;, Modern Criticism and Theory (ed. D. Lodge), 1990 i\u00e7inde.<br \/>5 Bu \u2018diyalektik\u2019 yakla\u015f\u0131m\u0131n ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 i\u00e7in bkz. Fredric Jameson, \u2018Post-modernizm ya da Ge\u00e7 Kapitalizmin K\u00fclt\u00fcrel Mant\u0131\u011f\u0131\u2019, Postmodernizm (der. N. Zeka), 1990 i\u00e7inde.<br \/>6 J. Habermas, a.g.e.<br \/>7 Immanuel Kant, \u201cAyd\u0131nlanma Nedir? Sorusuna Yan\u0131t\u201d, Se\u00e7ilmi\u015f Yaz\u0131lar, 1984 i\u00e7inde. Schiller, Fourier ve \u00f6zellikle de Sade\u2019 modernlik projesi i\u00e7inde dahil etmem yad\u0131rganabilir. Ama modernli\u011fin k\u00f6kenlerini yaln\u0131zca Ayd\u0131nlanma d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrleri\u2019nde (veya Habermas\u2019\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi Hegel\u2019de -bkz. &#8220;Hegel\u2019s Concept of Modernity&#8221;, The Philosophical Discourse of Modernity s. 23-44) bulmak, i\u015fin sadece felsefe y\u00f6n\u00fcn\u00fc \u00f6ne \u00e7\u0131kar\u0131rken as\u0131l heyacan verici olan estetik ve siyasal boyutlar\u0131 ihmal etmek gibi geliyor bana . Ben Habermas gibi temelde \u2018ak\u0131l\u2019 boyutuyla tan\u0131mlanan rasyonel bir modernlik d\u00fc\u015f\u00fcncesine sahip olmad\u0131\u011f\u0131m i\u00e7in Bat\u0131 akl\u0131n\u0131 amans\u0131zca ele\u015ftiren Nietzsche, Heidegger ve Foucault gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerle bir Sade\u2019\u0131, \u00f6zellikle de Tanr\u0131s\u0131z insana \u00f6zg\u00fc, pozitif bir etik olu\u015fturma gibi bir hedefe sahip olduklar\u0131 i\u00e7in modernlik projesinin temel ta\u015flar\u0131ndan birka\u00e7\u0131 olarak g\u00f6r\u00fcyorum. Sade\u2019\u0131n Yatakodas\u0131nda Felsefe\u2019sini okuyanlar\u0131n da farkedece\u011fi gibi, onun as\u0131l derdi cinsel fantazmalar olu\u015fturmak de\u011fil, paraya, g\u00fcce, tanr\u0131ya dayal\u0131 ahlaklar\u0131 y\u0131karak insani bir etik yarat\u0131lmas\u0131na katk\u0131da bulunmakt\u0131. Paz\u2019\u0131n dedi\u011fi gibi, o &#8220;ger\u00e7ek anlamda ateist bir toplumda insanlar aras\u0131ndaki ili\u015fkilerin nas\u0131l olaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek istiyordu.&#8221; (Paz\u2019\u0131n Sade hak\u0131ndaki \u00e7ok \u00f6nemli saptamalar\u0131 i\u00e7in bkz. D\u00fc\u015fler Boyunca Yaratmak, s. 34-37.) Modernlik te \u00f6z\u00fcnde &#8220;insanlar aras\u0131ndaki ili\u015fkileri&#8221; g\u00fc\u00e7 ili\u015fkileri olmaktan \u00e7\u0131kararak sevgiye, yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011fa ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe dayanan, g\u00fc\u00e7l\u00fc estetik kayg\u0131lar\u0131 olan bir ahlak olu\u015fturmay\u0131 hedefleyen etik ve bu y\u00fczden de siyasi bir proje de\u011fil midir? Bu konu \u00fczerinde son d\u00f6nemde en \u00f6nemli ve ufuk a\u00e7\u0131c\u0131 yaz\u0131lar\u0131 yazan Foucault\u2019nun g\u00f6r\u00fc\u015flerinin, Kant ve Ayd\u0131nlanma konusundaki yakla\u015f\u0131m\u0131n\u0131 da \u00f6zetleyerek derlitoplu bir bi\u00e7imde sunulu\u015fu i\u00e7in bkz. Romand Coles, &#8220;Foucault\u2019s Dialogical Artistic Ethos&#8221;, Theory, Culture and Society, v.8,1991.<br \/>8 Milan Kundera, Roman Sanat\u0131, 1989. T\u00fcrk\u00e7e\u2019de Bakhtin\u2019in g\u00f6r\u00fc\u015flerini \u00f6zetleyen bir yaz\u0131 i\u00e7in bkz. Tahsin Y\u00fccel, &#8220;Mikhail Bakhtin&#8221;, \u00c7a\u011fda\u015f Ele\u015ftiri, 9 Kas\u0131m 1982. Daha ayr\u0131nt\u0131l\u0131 ve ele\u015ftirel bir de\u011ferlendirme i\u00e7in bkz. Ken Hirsckop, \u201cBakhtin, Discourse and Democracy&#8221;, New Left Review, 1989. Bakhtin\u2019in roman\u0131n diyalojik yap\u0131s\u0131na ili\u015fkin s\u00f6yledikleri i\u00e7eri\u011fi bo\u015falt\u0131lmaya y\u00fcz tutan demokrasi kavram\u0131n\u0131n yeniden tan\u0131mlanmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan birinci derecede \u00f6nem ta\u015f\u0131yor.<br \/>9 Modernlik gelene\u011finin i\u00e7inde bu denli heterojen \u00f6geleri bar\u0131nd\u0131rmas\u0131 bana g\u00f6re eklektizmin de\u011fil ger\u00e7ek bir zenginli\u011fin ifadesi. Bu zenginli\u011fin postmodernizmin kof, s\u00f6zde \u00e7o\u011fulculu\u011fundan ne anlamda farkl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6rebilmek ve genelde tarihten s\u00fcreksiz ama etkili bir gelenek \u00e7\u0131karman\u0131n sosyalizm i\u00e7in neden bu kadar can al\u0131c\u0131 \u00f6nem ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlayabilmek i\u00e7in tekrar tekrar bkz. Walter Benjamin, \u2018Tarih Felsefesi \u00dczerine Tezler\u2019, Ak\u0131nt\u0131yakar\u015f\u0131 2, 1986.<br \/>10 Daniel Bell\u2019in d\u00fc\u015f\u00fcncelerini &#8220;Modernism and Capitalism&#8221;, Partisan Review 3, 1979\u2019dan \u00f6zetliyorum.<br \/>11 Habermas, \u2019Modernlik: Tamamlanmam\u0131\u015f Bir Proje\u2019&#8230;<br \/>12 Kavafis\u2019in sanat-hayat ili\u015fkisini nas\u0131l g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcne ili\u015fkin \u00e7ok ho\u015f bir bak\u0131\u015f i\u00e7in bkz. \u0130skender Sava\u015f\u0131r, &#8220;Kavafis\u2019in Veda Etti\u011fi \u0130skenderiye&#8221;, Defter1, Ekim-Kas\u0131m 1987.<br \/>13 Terry Eagleton, &#8220;Capitalism, Modernism and Postmodernism&#8221;, Against The Grain, Verso 1986 i\u00e7inde.<br \/>14 Scott Lash, &#8220;Postmodernity and Desire&#8221;, Theory and Society, Ocak 1985.<br \/>15 Lash, a.g.e. Lash, bu terimi Gilles Deleuze\u2019\u00fcn Francis Bacon hakk\u0131ndaki kitab\u0131ndan \u00f6d\u00fcn\u00e7 alm\u0131\u015f.<br \/>16 Eagleton, a.g.e.<br \/>17 Jameson bunu daha farkl\u0131 ifade ediyor: Postmodernizmin tekab\u00fcl etti\u011fi depolitize b\u00fcrakratik toplumlarda g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fteki k\u00fclt\u00fcrel konular\u0131n tamam\u0131 siyasi ahlak\u0131n simgesel bi\u00e7imleri olup \u00e7\u0131karken, eski politik konum siyasal olmaktan \u00e7ok k\u00fclt\u00fcrel bir hal almaktad\u0131r. \u2018The Politics of Theory\u2019&#8230;<br \/>18 Asl\u0131nda \u00e7e\u015fitli Marksist d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler de\u00a0 (S. Hall, R. Williams, T. Bennett), Gramsci ve Bakhtin\u2019den ivme alarak, modernist se\u00e7kincili\u011fe kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yor, \u2019kitle k\u00fclt\u00fcr\u00fc\u2019n\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda hegemonyaya belli noktalarda direnebilen bir \u2019pop\u00fcler k\u00fclt\u00fcr\u2019 oldu\u011fundan s\u00f6z ediyorlar (Meral \u00d6zbek\u2019in Orhan Gencebay Arabeski ve Pop\u00fcler K\u00fclt\u00fcr adl\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 bu kurumsal \u00e7er\u00e7evenin T\u00fcrkiye\u2019ye ba\u015far\u0131yla uyarland\u0131\u011f\u0131 \u00f6nemli bir kitap). Ancak bu okulun muhatap ald\u0131\u011f\u0131 \u2019pop\u00fcler k\u00fclt\u00fcr\u2019 \u00fcr\u00fcnlerine kar\u015f\u0131 ele\u015ftirel bir uzakl\u0131\u011f\u0131 koruyabilmesine kar\u015f\u0131n, postmodernizm b\u00f6yle net tan\u0131mlanm\u0131\u015f, belli bir muhalefet i\u00e7eren bir \u2019pop\u00fcler k\u00fclt\u00fcr\u2019 kavram\u0131na sahip olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, hegemonyan\u0131n bir par\u00e7as\u0131n\u0131 olu\u015fturan \u2019kitle k\u00fclt\u00fcr\u00fc\u2019n\u00fcn \u00fcr\u00fcnlerini ciddi bir ele\u015ftirellik kayg\u0131s\u0131 ta\u015f\u0131madan sahipleniyor. (Eskiden horg\u00f6r\u00fclen\u00a0 kitsch\u2019in bug\u00fcn neredeyse ba\u015ftac\u0131 edilmesi de bunun belirtisi.) Y\u00fcksek k\u00fclt\u00fcr-a\u015fa\u011f\u0131 k\u00fclt\u00fcr ayr\u0131m\u0131 nihai olarak ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 gereken, ama bug\u00fcn nesnel temelleri olan bir ayr\u0131m. A\u015fa\u011f\u0131 k\u00fclt\u00fcr\u00fc de \u2018sevmek\u2019 onu a\u015fa\u011f\u0131 kalmaktan kurtaram\u0131yor, bunun yolu ancak alternatif bir k\u00fclt\u00fcrel- siyasal hegemonya kurmakta ge\u00e7iyor. Bu y\u00fczden de neyin ger\u00e7ekten bir muhalefet boyutu ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 neyin stat\u00fckoyu korumaya hizmet etti\u011fini tespit etmek canal\u0131c\u0131 \u00f6nemde bir konu.<br \/>19 Necmi Zeka, postmodern esteti\u011fin Habermas\u2019\u0131n sanatla hayat\u0131 birle\u015ftirme projesiyle uyumlu oldu\u011funu iddia ederken, postmodernist k\u00fclt\u00fcrde hayat\u0131n estetize edilmesinin sadece metalar d\u00fczeyinde, sadece t\u00fcketim kapitalizminin i\u00e7sel bir par\u00e7as\u0131 olarak ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini g\u00f6zden ka\u00e7\u0131r\u0131yor. Bkz. \u2018Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e, Aynal\u0131 G\u00f6kdelenler, Dil Oyunlar\u0131 ve Robespierre\u2019, Postmodernizm&#8230; i\u00e7inde.<br \/>20 Boris Frankel, a.g.e., 204.<br \/>21 P. Anderson, a.g.e.<br \/>22 Michel Maffesoli, &#8220;The Ethic of Esthetics\u2019&#8221; Theory, Culture and Society, v. 8, 1991.<br \/>23 P. Anderson, a.g.e.<br \/>24 Ahmet \u0130nsel, \u201cTopluma kar\u015f\u0131 \u0130ktisadi \u0130nsan&#8221;, Birikim 10-12, \u015eubat-Nisan 1990. Modernlik projesini \u00e7izerken, T\u00fcrkiye\u2019de yorumbilgisel sosyolojinin nadir g\u00f6r\u00fclen parlakl\u0131kta bir \u00f6rne\u011fi olan bu metinden \u00e7ok yararland\u0131m.<br \/>25 Yorumbilgisi olarak sosyoloji ve modernlikle ili\u015fkisi konusunda \u00e7ok yararl\u0131 bir a\u00e7\u0131klama \u015fu metinde bulunabilir: AgnesHeller, &#8220;From Hermeneutics in Social Science toward a Hermeneutics of Social Science&#8221;, Theory and Society, May\u0131s 1989.<br \/>26 Al\u0131nt\u0131l\u0131yan Necmi Zeka, &#8220;Toplumsal Be\u011feninin Fragmanla\u015fmas\u0131&#8221;, Yeni G\u00fcndem, 31, 1-18 Ekim 1985. Ge\u00e7erken, b\u00fct\u00fcn modernist sanatlar i\u00e7inde, modernle\u015fme s\u00fcreciyle en yak\u0131n ili\u015fkilere girenin modern mimari oldu\u011funu da belirtelim. Bu y\u00fczden de bu alandaki postmodern kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n olumlu i\u00e7erimleri oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. \u0130lgin\u00e7tir, modernist mimarinin do\u011fas\u0131n\u0131 modern hayat\u0131n \u2018ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131yla\u2019 ili\u015fkilendirerek son derece \u00f6zg\u00fcn bir bi\u00e7imde kavray\u0131p ele\u015ftiren ilk ki\u015filerden biri de Avusturyal\u0131 romanc\u0131 Hermann Broch olmu\u015ftur. The Sleepwalkers (Uyurgezerler) adl\u0131 ba\u015fyap\u0131t\u0131n\u0131n deneme niteli\u011fi ta\u015f\u0131yan \u2019De\u011ferlerin \u00c7\u00f6z\u00fcl\u00fc\u015f\u00fc\u2019 ba\u015fl\u0131kl\u0131 b\u00f6l\u00fcmlerinde modernle\u015fmenin getirdi\u011fi etik ve estetik y\u0131k\u0131m\u0131 enine boyuna tart\u0131\u015f\u0131r.<br \/>27 Bu konudaki en temel \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n, Sade, Artaud ve Nietzsche\u2019yi \u00e7ok iyi bilen Foucault\u2019un Delili\u011fin Tarihi olmas\u0131 \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 de\u011fil. Modernle\u015fme ideolojisinin temel bile\u015fenlerinden biri olan ak\u0131l\/beden ayr\u0131m\u0131na verilen sert ve umutsuz bir yan\u0131t olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor art\u0131k delillik pek \u00e7ok insan taraf\u0131ndan.<br \/>28 Bat\u0131\u2019n\u0131n Do\u011fu \u00fczerindeki egemenli\u011fi, Do\u011fu toplumlar\u0131n\u0131 s\u00fcrekli olarak g\u00f6zemleyen, de\u011ferlendiren ve s\u0131n\u0131fland\u0131ran, Edward Said\u2019in insanlardan \u00e7ok metinlerle ilgilendi\u011fini belirtti\u011fi oryantalizm sayesinde kurulmu\u015ftur biraz da. \u0130\u00e7inde ya\u015fan\u0131lan postmodernist d\u00f6nemin k\u0131smen de postoryantalist bir d\u00f6nem oldu\u011funu s\u00f6yleyenler var.<br \/>29 Bu temel ilkeyi sorgulayan feminist hareketin de bu y\u00fczden postmodern paradigma i\u00e7inde de\u011ferlendirildi\u011fi oluyor.<br \/>30 Levi-Strauss (Yaban D\u00fc\u015f\u00fcncesi) ve Pierre Clastres (Devlete Kar\u015f\u0131 Toplum) bu kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131n \u00e7\u00fcr\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc \u00e7ok iyi g\u00f6sterir.<br \/>31 Raymond Williams\u2019\u0131n s\u0131k s\u0131k ifade etti\u011fi gibi, bu terimler bir kar\u015f\u0131tl\u0131k olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeye 19. y\u00fczy\u0131lda ba\u015fland\u0131. Tek ba\u015f\u0131na bu ayr\u0131m bile bir s\u00fcr\u00fc \u015feyi &#8211; \u00f6rne\u011fin \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc, ki\u015fi olmay\u0131- sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir bi\u00e7imde d\u00fc\u015f\u00fcnmemizi engelliyor.<br \/>32 Modern olan &#8220;sonradan a\u015f\u0131labilecek belli bir k\u00fclt\u00fcrel pratik ya da tarihsel d\u00f6nem olarak de\u011fil, bu t\u00fcr tarihsel d\u00f6nemselle\u015ftirmelerin tamam\u0131n\u0131 par\u00e7alayan, s\u00fcrekli el alt\u0131nda olan ontolojik bir imkan, bu t\u00fcr \u00e7izgisel kategorizasyonlar\u0131 bozan zamand\u0131\u015f\u0131 bir g\u00fc\u00e7 oldu\u011fu i\u00e7in tarihsel anlat\u0131lar i\u00e7ine yerle\u015ftirilemeyen zaman\u00f6tesi bir jest (olarak kavran\u0131r)&#8230; Bu Nietzsche\u2019nin tarihin \u2018aktif bir bi\u00e7imde unutulmas\u0131\u2019 dedi\u011fi \u015feyden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.&#8221; Eagleton ibid. Bu modernle\u015fmenin alt\u0131nda yatan modern fikrinin\u00a0 tamamen do\u011fru olarak te\u015fhis edilmesidir. Ancak modernlik projesi denen \u015fey b\u00f6yle bir modern anlay\u0131\u015f\u0131na sahip olamaz, \u00e7\u00fcnk\u00fc yukar\u0131da da belirtti\u011fimiz gibi Tarih modernlikle birlikte do\u011fmu\u015ftur.<br \/>33 Modernle\u015fmenin do\u011faya kar\u015f\u0131 insan anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n tersine, son d\u00f6nemdeki ekolojik hareketlerin do\u011fan\u0131n i\u00e7indeki insan gibi bir kavray\u0131\u015f\u0131 g\u00fc\u00e7lendirdikleri s\u00f6ylenebilir. Bu hareketler de teknolojik hedeflerine ula\u015fmak i\u00e7in do\u011fan\u0131n s\u00fcrekli olarak s\u00f6m\u00fcr\u00fclmesini gerektiren modernle\u015fmenin iflas etti\u011fini g\u00f6sterir. Herbert Marcuse\u2019nin \u00fclkemizde ge\u00e7en y\u0131l yay\u0131nlanan Kar\u015f\u0131devrim ve Ba\u015fkald\u0131r\u0131 adl\u0131 kitab\u0131n\u0131n \u2019Do\u011fa ve Devrim\u2019 b\u00f6l\u00fcm\u00fc uzun bir zaman \u00f6nce yaz\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131na kar\u015f\u0131n hala eskimemi\u015f, hatta giderek do\u011frulanan teorik tespitler i\u00e7eriyor.<br \/>34 Eagleton, a.g.e.<br \/>35 Jean-Francois Lyotard, Postmodern Durum, 1990. Lyotard totaliter diye nitelendirdi\u011fi metaanlat\u0131lara \u015f\u00f6yle kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yor: &#8220;Tarih, anlat\u0131 tutamlar\u0131ndan, anlat\u0131lan, dinlenen, eylenen hikayelerden olu\u015fur: insanlar bir \u00f6zne olarak de\u011fil, bazen b\u00fcy\u00fck hikayeler yaratmak i\u00e7in bir araya gelen bazen de farkl\u0131 do\u011frultulara sa\u00e7\u0131lan milyonlarca \u00f6nemsiz ve ciddi k\u00fc\u00e7\u00fck hikayeden olu\u015fan bir kitle olarak varolurlar. Ancak bunlar genellikle en az\u0131ndan yakla\u015f\u0131k olarak sivil toplum k\u00fclt\u00fcr\u00fc denen \u015feyi olu\u015fturmak i\u00e7in bir araya gelen hikayelerdir. Instructions paiennes\u2019den aktaran David Carroll, \u2018The Alterity of Discourse:Form, History and The Question of The Political in M.M. Bakhtin\u2019, Diacritics, Yaz 1983. B\u00fct\u00fcn bunlar gayet g\u00fczel de, bu hikayeler \u00e7e\u015fitli vesilelerle zaten bir \u015fekilde bir araya geliyorlarsa, ba\u015fka \u015fekillerde bir araya gelmelerini \u00f6nermek, kollektiflikler olu\u015fturup kollektif hedefler belirlemek neden totaliter, ya da sivil toplumun \u00f6z\u00fcne ayk\u0131r\u0131 oluyor, onu anlam\u0131yorum.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>I. \u2018WELCOME TO THE JUNGLE\u2019* Zaten kendisi de bir hayli mu\u011flak bir terim olan \u2018postmodernizm\u2019in ne id\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc tart\u0131\u015fmaya ge\u00e7meden \u00f6nce onun tarihsel ve mant\u0131ksal \u00f6nc\u00fcl\u00fc olan \u2018modern\u2019 teriminin etraf\u0131ndaki kafa kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131p g\u00f6rece bir netlik sa\u011flamaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m uzunca bir s\u00fcre. Bu terminolojik bulan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 gidermek \u00f6nemli, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u2018modernlik\u2019, \u2018modernle\u015fme\u2019 ve \u2018modernizm\u2019 terimlerinin i\u00e7eriklerinde anla\u015famamak ortaya [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[178],"tags":[],"class_list":{"0":"post-1605","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-marksizm"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"I. \u2018WELCOME TO THE JUNGLE\u2019* Zaten kendisi de bir hayli mu\u011flak bir terim olan \u2018postmodernizm\u2019in ne id\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc tart\u0131\u015fmaya ge\u00e7meden \u00f6nce onun tarihsel ve mant\u0131ksal \u00f6nc\u00fcl\u00fc olan \u2018modern\u2019 teriminin etraf\u0131ndaki kafa kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131p g\u00f6rece bir netlik sa\u011flamaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m uzunca bir s\u00fcre. Bu terminolojik bulan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 gidermek \u00f6nemli, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u2018modernlik\u2019, \u2018modernle\u015fme\u2019 ve \u2018modernizm\u2019 terimlerinin i\u00e7eriklerinde anla\u015famamak ortaya [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2009-11-27T15:56:52+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"40 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan\",\"datePublished\":\"2009-11-27T15:56:52+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/\"},\"wordCount\":7953,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM\",\"articleSection\":[\"Marksizm\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/\",\"name\":\"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM\",\"datePublished\":\"2009-11-27T15:56:52+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#primaryimage\",\"url\":\"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM\",\"contentUrl\":\"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM\"},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan","og_description":"I. \u2018WELCOME TO THE JUNGLE\u2019* Zaten kendisi de bir hayli mu\u011flak bir terim olan \u2018postmodernizm\u2019in ne id\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc tart\u0131\u015fmaya ge\u00e7meden \u00f6nce onun tarihsel ve mant\u0131ksal \u00f6nc\u00fcl\u00fc olan \u2018modern\u2019 teriminin etraf\u0131ndaki kafa kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131p g\u00f6rece bir netlik sa\u011flamaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m uzunca bir s\u00fcre. Bu terminolojik bulan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 gidermek \u00f6nemli, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u2018modernlik\u2019, \u2018modernle\u015fme\u2019 ve \u2018modernizm\u2019 terimlerinin i\u00e7eriklerinde anla\u015famamak ortaya [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2009-11-27T15:56:52+00:00","og_image":[{"url":"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"40 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan","datePublished":"2009-11-27T15:56:52+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/"},"wordCount":7953,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM","articleSection":["Marksizm"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/","name":"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM","datePublished":"2009-11-27T15:56:52+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#primaryimage","url":"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM","contentUrl":"https:\/\/encrypted-tbn2.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcQuo3uHsX9x_IMsy34ayz9ZsBrrCRqnggHno5aL20d7aRmn6oYb4VQeqEQM"},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/11\/27\/modernlik-olarak-sosyalizm-ve-postmodernizm-tuncay-birkan\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Modernlik Olarak Sosyalizm ve Postmodernizm | Tuncay Birkan"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1605","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1605"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1605\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1605"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1605"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1605"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}