{"id":2913,"date":"2009-12-22T12:50:02","date_gmt":"2009-12-22T09:50:02","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/"},"modified":"2009-12-22T12:50:02","modified_gmt":"2009-12-22T09:50:02","slug":"2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/","title":{"rendered":"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><strong><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" src=\"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy\" border=\"0\" width=\"155\" height=\"205\" style=\"float: left;\" \/><\/strong>2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R<strong><br \/><\/strong><br \/>I .\u00a0\u00a0\u00a0 \u0130dealizmin son s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131.<br \/>II .\u00a0\u00a0\u00a0 Marksist anlay\u0131\u015f.<br \/> a)\u00a0\u00a0 Prati\u011fin rol\u00fc.<br \/> b)\u00a0\u00a0 Marksist pratik kavram\u0131n\u0131n bir tahrifi.<br \/>III .\u00a0\u00a0 G\u00f6reli ger\u00e7ek ve mutlak ger\u00e7ek.<br \/>IV .\u00a0\u00a0 Teori ve prati\u011fin birli\u011fi.<\/p>\n<p> <strong> I. \u0130DEAL\u0130ZM\u0130N SON SI\u011eINA\u011eI<\/strong><\/p>\n<p>Bundan \u00f6nceki dersimizde, 18. y\u00fczy\u0131lda, Berkeley&#8217;in \u00f6znel idealizminin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131n, do\u011fa bilimlerinin ve materyalizmin darbeleri alt\u0131nda ezilen dinin nesnel idealizmini ba\u015fka bir yola \u00e7evirerek kurtarmak zorunlu\u011fu ile a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fck. Ama, Berkelay&#8217;in felsefesinin, kendisiyle \u00e7a\u011fda\u015f olan bilimsel ilerlemeleri, bu arada yaln\u0131zca bir \u00f6rnek vermek istersek, \u00f6rne\u011fin matematikteki ilerlemeleri a\u00e7\u0131klamak yetene\u011finde olmamak gibi b\u00fcy\u00fck bir kusuru vard\u0131. Berkeley felsefesi, bunlar\u0131 bilmezlikten geliyor, sa\u00e7ma olduklar\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcr\u00fcyordu ve g\u00f6rd\u00fck ki Berkeley gibi idealist filozoflar, kendilerini, \u00e7o\u011fu kez bilimsel sorunlardan uzak tutuyorlard\u0131. Ama bu yeterli de\u011fildir. 18. y\u00fczy\u0131lla birlikte, bilimlerin geli\u015fmesi, \u00f6zellikle Newton&#8217;un evrenin genel mekanik teorisini (sayfa 214) kurmas\u0131ndan sonra \u00f6yle oldu ki, Berkeley felsefesinin art\u0131k tutulur yan\u0131 kalmad\u0131. \u0130dealizm geri \u00e7ekilmek zorunda kald\u0131: ama\u00e7 hi\u00e7 de\u011filse dinin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 devam ettirme olana\u011f\u0131n\u0131 muhafaza etmek, ve ona, ku\u015fkudan bir k\u00e2r sa\u011flamakt\u0131r. Yeni felsefe, &#8220;materyalizmin maddenin ilk oldu\u011funu iddia etti\u011fini, kendisinin bu konuda hi\u00e7bir \u015fey bilmedi\u011fini&#8221; ileri s\u00fcrecektir.<br \/> B\u00f6ylece, bu yeni felsefe, kendisini idealizmle materyalizm aras\u0131nda bir &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc yol&#8221; gibi g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r; yan tutman\u0131n olanakl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na karar vererek felsefenin temel sorununda bir yan\u0131 tutmay\u0131 reddeder; &#8220;dogmatik&#8221; de\u011fil &#8220;ele\u015ftirici&#8221; bir durum benimsemekle \u00f6v\u00fcn\u00fcr.<br \/> Nesnel idealizm, maddeyi bir evrensel Ruha ba\u011f\u0131ml\u0131 k\u0131l\u0131yordu, \u00f6znel idealizm maddeyi bilincimizde eritip yok ediyordu. Ama biri, do\u011fa bilimleri taraf\u0131ndan; \u00f6teki de, fizyoloji ve toplum bilimleri taraf\u0131ndan y\u0131k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eimdi de &#8220;Peki ama, bilimin bize ger\u00e7e\u011fi oldu\u011fu gibi tan\u0131tt\u0131\u011f\u0131n\u0131, nereden biliyorsunuz? Elbette ki, bilimler vard\u0131r; ama, nesnel ger\u00e7e\u011fin kendi ilkesi i\u00e7inde madde mi yoksa ruh mu oldu\u011funu bilmek i\u00e7in, ilkin bizim ruhumuzun bizzat nesnel ger\u00e7e\u011fi tan\u0131yabilip tan\u0131yamayaca\u011f\u0131n\u0131 bilmek gerekirdi.&#8221; diyen yeni felsefe ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Demek ki, b\u00f6ylece bu &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc felsefe&#8221;, maddeyi ruha ba\u011f\u0131ml\u0131 k\u0131lm\u0131yor, maddeyi bilincin i\u00e7inde eritip yok etmiyor, ama, ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131nda sanki biri \u00f6tekine yabanc\u0131 imi\u015f gibi, sanki madde ruha ve bilgimize n\u00fcfuz edemezmi\u015f gibi, sanki bilgimiz, do\u011fay\u0131 ve bizim ruhumuzun olanaklar\u0131n\u0131 bulup g\u00fcn \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131na koymak yetene\u011finden yoksunmu\u015f gibi muhakeme y\u00fcr\u00fct\u00fcyor.<br \/> Felsefenin temel sorununu yan\u0131tlaman\u0131n olanaks\u0131z oldu\u011fu, \u00e7\u00fcnk\u00fc, bizim, \u015feylerin birinci ilkelerini bilmek, tan\u0131mak yetene\u011finde olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 ve hi\u00e7bir zaman olmayaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 ileri s\u00fcren bu e\u011filim, (Yunanca &#8220;bilmek yetene\u011finde&#8221; olmayan anlam\u0131na gelen iki s\u00f6zc\u00fckten t\u00fcretme) agnostisizm bilinemezcilik ad\u0131n\u0131 al\u0131r.<br \/> Bu felsefenin 18. y\u00fczy\u0131ldaki habercisi, \u0130sko\u00e7yal\u0131 David Hume&#8217;dur. Bu felsefenin ba\u015fl\u0131ca temsilcisi Frans\u0131z Devriminin \u00e7a\u011fda\u015f\u0131, daha \u00f6nce de s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fimiz Alman (sayfa 215) Emmanuel Kant&#8217;t\u0131r (1724-1804)[55] Fransa&#8217;da, 19. y\u00fczy\u0131lda, Auguste Comte (1798-1857), buna yak\u0131n bir tutumu benimsemi\u015ftir, ve daha bir s\u00fcr\u00fc yazarda, bilinemezcilik idealizmin ba\u015fka bi\u00e7imleriyle kar\u0131\u015fm\u0131\u015f durumdad\u0131r (ger\u00e7ekten de, bu yazarlarda, felsefi e\u011filimler, \u00f6\u011freti kurucular\u0131ndaki gibi saf durumda g\u00f6r\u00fclmez, ancak de\u011fi\u015fken dozlarda e\u011filimler vard\u0131r). Bundan ba\u015fka, Kant&#8217;\u0131n felsefesi, i\u015f\u00e7i hareketinde bir rol oynam\u0131\u015ft\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc, marksizmin d\u00fc\u015fmanlar\u0131, marksizmin &#8220;revizyonu&#8221;nu denemek i\u00e7in bu felsefeye dayanm\u0131\u015flard\u0131r.<br \/> \u00d6yleyse, \u015fimdi de, bilinemezcili\u011fin &#8220;kan\u0131tlar\u0131&#8221;n\u0131 g\u00f6relim.<br \/> Hume \u015f\u00f6yle yaz\u0131yor:<br \/> &#8220;\u0130nsanlar\u0131n do\u011fal i\u00e7g\u00fcd\u00fcleriyle &#8230; kendi duyular\u0131na g\u00fcvenmeye e\u011filimli olduklar\u0131 ve bizim alg\u0131lar\u0131m\u0131za ba\u011f\u0131ml\u0131 olmayan ve duyarl\u0131l\u0131kla bezenmi\u015f b\u00fct\u00fcn varl\u0131klarla birlikte ortadan kalkt\u0131\u011f\u0131m\u0131z takdirde bile varolacak olan bir d\u0131\u015f evrenin varl\u0131\u011f\u0131, en ufak bir uslamlama yapmadan ya da hatta uslamlamaya ba\u015fvurmadan \u00f6nce her zaman varsayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z, apa\u00e7\u0131k belli bir \u015fey plarak kabul edilebilir.&#8221;<br \/> \u015eunu g\u00f6r\u00fcyoruz: buraya kadar Hume, materyalizmin sa\u011fduyuya uygun d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kabul ediyor.<br \/> &#8220;Ama b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n bu evrensel ve birincil kan\u0131s\u0131, bize, zihnimizde hi\u00e7bir \u015feyin bir imgesi ya da alg\u0131s\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda varolamayaca\u011f\u0131n\u0131 &#8230; \u00f6\u011freten birazc\u0131k felsefeyle hemen sars\u0131l\u0131r. G\u00f6rmekte oldu\u011fumuz masa, ondan uzakla\u015ft\u0131k\u00e7a daha k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, ama bizden ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak varolan ger\u00e7ek masa, de\u011fi\u015fmez; o halde bizim zihnimiz, masan\u0131n imgesinden ba\u015fka bir \u015feyi alg\u0131lamam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221;[56]<br \/> \u0130\u015fte en kat\u0131ks\u0131z Berkeley tarz\u0131n\u0131n bir kan\u0131t\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunuyoruz: &#8220;d\u00fcz ve k\u0131rm\u0131z\u0131&#8221; g\u00fcne\u015f \u00f6rne\u011fini an\u0131msayal\u0131m (ge\u00e7en dersimizden). Bununla birlikte gene bir ayr\u0131m var: Berkeley maddenin ba\u011f\u0131ms\u0131z varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yads\u0131yordu; Hume bunu yads\u0131m\u0131yor: bizden ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak varolan ve bizim duyumlar\u0131m\u0131z de\u011fi\u015fti\u011fi halde de\u011fi\u015fmeyen &#8220;ger\u00e7ek masa&#8221;n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul ediyor, ama mademki biz bu masadan ancak (sayfa 216) duyular\u0131m\u0131z\u0131n bize verdikleri g\u00f6reli imgeleri tan\u0131yoruz, o halde hi\u00e7bir zaman bu masan\u0131n nas\u0131l odu\u011funu bilemeyece\u011fiz. Kendinde masa ise bilinemez.<br \/> Demek ki, Hume, ger\u00e7ek i\u00e7inde iki d\u00fczey ay\u0131rdediyor: bir yanda bizim g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi, bize g\u00f6re masa, imge bi\u00e7iminde bizim bilincimizde olan, \u00f6znel olan, yaln\u0131zca g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f olan masa; \u00f6te yanda &#8220;ger\u00e7ek&#8221; masa, kendinde masa, bizim bilincimizin d\u0131\u015f\u0131nda olan, nesnel olan, ve ger\u00e7e\u011fi te\u015fkil eden ama bilinemez olan masa. \u00c7\u0131kan sonu\u00e7: hi\u00e7bir zaman \u015feylerin g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerinden ba\u015fkas\u0131n\u0131 tan\u0131m\u0131yoruz, hi\u00e7bir zaman onlar\u0131n varl\u0131klar\u0131n\u0131 bilmeyiz, \u00f6yleyse, kendimizi idealizmle materyallizm aras\u0131nda g\u00f6steremeyiz. Kendinde-\u015feylerin ne olduklar\u0131, madde mi, yoksa ruh mu olduklar\u0131 \u00fcst\u00fcne durmadan birbirleriyle tart\u0131\u015fan idealist ile materyalist, karda y\u00fcr\u00fcyen, biri mavi g\u00f6zl\u00fckl\u00fc, \u00f6teki k\u0131rm\u0131z\u0131 g\u00f6zl\u00fckl\u00fc ve durmadan kar\u0131n ne renk oldu\u011funu tart\u0131\u015fan iki insana benzerler. Materyalist, e\u015fyan\u0131n maddi yan\u0131n\u0131n \u00f6nemini g\u00f6r\u00fcr, idealist ise d\u00fc\u015f\u00fcncel yan\u0131n\u0131n \u00f6nemini; a\u015fkolsun kendinde-\u015feylerin ne olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yleyecek olana, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n ikisi de &#8220;kendi g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131 i\u00e7ine hapsolmu\u015f&#8221; durumdad\u0131rlar.<br \/> &#8220;Tarafs\u0131z kalmak&#8221; ve &#8220;bilimsel ihtiyat\u0131 elden b\u0131rakmamak&#8221; iddiasinda olan kimseler i\u00e7in bu felsefenin ne kadar \u00f6nemli oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r.<br \/> Kant, Hume&#8217;un d\u00fc\u015f\u00fcnme d\u00fczenine dayanarak do\u011frudan do\u011fruya bilim alan\u0131na m\u00fcdahale edecektir. Kant, \u00e7ok g\u00fc\u00e7 anla\u015f\u0131l\u0131r bir filozof olarak \u00fcn yapm\u0131\u015ft\u0131r.[57] Ger\u00e7ekte, kant\u00e7\u0131 ideolojiyle her yerde kar\u015f\u0131la\u015f\u0131l\u0131r. Bu \u015feylerin bir &#8220;giz&#8221;i oldu\u011fu ve bizim bu gize ula\u015fmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z fikridir, bu sanki do\u011fru ile yanl\u0131\u015f aras\u0131nda, bilim ile bilgisizlik aras\u0131nda e\u015fit bir denge tutturmak olanakl\u0131ym\u0131\u015f gibi, burjuva okuluna kabul ettirilen yalanc\u0131 bir tarafs\u0131zl\u0131kt\u0131r; bu, fazla do\u011frulay\u0131c\u0131 olman\u0131n do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131, her yanda ger\u00e7ek oldu\u011fu, ve &#8220;herkesin kendi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc bulundu\u011fu&#8221; vb. fikridir. O halde, bu, y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n yolunu (sayfa 217) \u015fa\u015f\u0131rtmaya \u00f6zg\u00fc ideoloji t\u00fcr\u00fcn\u00fcn kendisidir.<br \/> \u015eu halde Kant, bilinemez olan kendinde-\u015fey ile, bu kendinde-\u015feyin bizim duyu organlar\u0131m\u0131zda olu\u015fturdu\u011fu \u00e7arpmadan ileri gelen d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f, bize-g\u00f6re-\u015fey aras\u0131nda ayr\u0131m yapmakla i\u015fe ba\u015fl\u0131yor. Biz, \u015feylerin i\u00e7inde de\u011filiz ve hi\u00e7bir zaman da olmayaca\u011f\u0131z. \u00d6te yanda, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fler \u00e7e\u015fitlidir, karmakar\u0131\u015f\u0131kt\u0131r ve \u00e7eli\u015fkilidir. \u00d6yleyse bilimin g\u00f6revi bunlar\u0131 bir d\u00fczene koymak ve bunlardan, bizim mant\u0131k gereksinmemizi kar\u015f\u0131layacak bir tablo olu\u015fturmaktan ibaret olacakt\u0131r. Bu, nas\u0131l yap\u0131lacakt\u0131r? O zaman Kant, insan zihninin, duyular\u0131n verilerini kendi \u00f6z gereklerine g\u00f6re yorumlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtiyor. Bilim, bu yorumlaman\u0131n sonucundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. B\u00f6ylece bilimin yasalar\u0131, olaylar aras\u0131ndaki ili\u015fkiler, yaln\u0131zca insan zihninin \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcrler. Hareket halindeki maddenin ger\u00e7ek yasalar\u0131n\u0131 yans\u0131tmak \u015f\u00f6yle dursun, insan zihninin &#8220;yasalar\u0131n\u0131&#8221;, gereksinmelerini yans\u0131t\u0131rlar. Nesnel ger\u00e7e\u011fi temsil etmekten uzakt\u0131rlar, ancak \u00f6znel bir ger\u00e7e\u011fi temsil ederler. Elbette ki, bilimin yasalar\u0131, olaylar aras\u0131ndaki ili\u015fkiler \u015fu ya da bu ki\u015fiye ba\u011fl\u0131 de\u011fildirler. Bununla birlikte Kant&#8217;a g\u00f6re insan zihnine g\u00f6relidirler (sanki d\u00fcnyay\u0131 ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc g\u00f6rebilen tanr\u0131sal bir zihin olabilirmi\u015f gibi).<br \/> Bu teoriden \u00e7\u0131kan sonu\u00e7lar nelerdir? Bilim, \u015feylerin y\u00fczeyinde kal\u0131r. Ger\u00e7ekte, mutlak, n\u00fcfuz edilemez, sonsuz bir gizem, \u00fczerinde bilimlerin yan\u0131lsamal\u0131 ilerlemesinin cereyan etti\u011fi ger\u00e7ek arka pland\u0131r. Sonu\u00e7 olarak, bilime hi\u00e7bir mutlak ger\u00e7eklik atfetmemelidir. Bu yaln\u0131zca bir yorumlama sorunudur. Kant\u00e7\u0131l\u0131k, insan\u0131 dosdo\u011fru, ku\u015fkuculu\u011fa (scepticisme), bilimsel teorik ara\u015ft\u0131rmalar alan\u0131 da dahil olmak \u00fczere hareketsizli\u011fe g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Bilinemezciler, b\u00f6ylece, d\u00fcn\u00fcn biliminin yanl\u0131\u015flar\u0131 ile bug\u00fcn\u00fcn biliminin do\u011frular\u0131 aras\u0131nda hi\u00e7bir ayr\u0131m yapmamak durumuna d\u00fc\u015ferler. Bilim bir kez yan\u0131ld\u0131ktan sonra, hangi anda yan\u0131lmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n bilinemeyece\u011fi yarg\u0131s\u0131na vararak, &#8220;bug\u00fcn do\u011fru, yar\u0131n yanl\u0131\u015f&#8221; derler. Bilginin, laboratuvanndaki y\u00f6ntemli ele\u015ftirici zihniyeti ile ku\u015fkuculuktan gelen evrensel ku\u015fku zihniyetini birbirine (sayfa 218) kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131rlar. Onlara g\u00f6re, bilgi, bizimle d\u00fcnya aras\u0131na bir engel koyar. Burjuva \u00fcniversitede, modaya g\u00f6re ortaya konan bilimin de\u011feri bilimin iflas\u0131 vb. \u00fcst\u00fcne bitmez t\u00fckenmez d\u00fc\u015f\u00fcnceler buradan ileri gelmektedir. E\u011fer bilim ancak d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flere dayan\u0131yorsa, k\u0131sacas\u0131, bir bilim g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcnden, bir bilgi g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcnden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<br \/> Daha \u00f6nce de s\u00f6yledi\u011fimiz gibi, bilinemezcilik, gene tan\u0131nmas\u0131 gereken ba\u015fka yak\u0131n bi\u00e7imlere de b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr. Auguste Comte&#8217;un olguculu\u011fu (positivisme), bilimin, olaylar aras\u0131ndaki ili\u015fkilerin nedenlerini ara\u015ft\u0131rmaks\u0131z\u0131n yaln\u0131zca bu ili\u015fkileri ortaya \u00e7\u0131karmakla yetinmesi gerekti\u011fini savunur; bilim, \u015feylerin &#8220;nedenini&#8221; aramay\u0131 kendine yasak etmeli, mutla\u011fa ula\u015fmay\u0131 istememelidir; Auguste Comte bu yoldaki her ara\u015ft\u0131rmay\u0131, olaylar\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc ortaya \u00e7\u0131karan a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 her teoriyi, s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn pek me\u015fru olmayan bir kullan\u0131m\u0131 ile &#8220;metafizik&#8221; olarak mahkum eder. Bu, bilim konusunda burjuva \u00fcniversitesinin resmi ament\u00fcs\u00fcd\u00fcr.<br \/> \u00d6rne\u011fin, Henri Poinear\u00e9&#8217;nin destekledi\u011fi adc\u0131l\u0131\u011fa (nominalisme) g\u00f6re bilim, bir &#8220;anlat\u0131\u015f&#8221;tan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir, ancak, bizim olaylardan alg\u0131lad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feyin bir ifade edili\u015f tarz\u0131d\u0131r, ama hi\u00e7bir \u015fekilde ger\u00e7e\u011fin kesin bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 de\u011fildir. Henri Poincar\u00e9, d\u00fcnyan\u0131n, g\u00fcne\u015fin \u00e7evresinde d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc gibi b\u00fcy\u00fck bir bulu\u015ftan bile ku\u015fku duyuyor ve Kopernik sisteminde ancak bir &#8220;anlat\u0131\u015f&#8221; g\u00f6rmek istiyor. Bu felsefeler, bilim hakk\u0131nda yanl\u0131\u015f bir g\u00f6r\u00fc\u015f vermekle kalmazlar, bilimi, onu k\u0131s\u0131rla\u015ft\u0131racak yollara s\u00fcrerler; R\u00f6nesans \u00e7a\u011f\u0131ndaki o g\u00fczelim g\u00f6z\u00fcpekli\u011fini ve at\u0131lganl\u0131\u011f\u0131n\u0131, bilimin elinden al\u0131rlar; onu zarars\u0131z k\u0131lmak i\u00e7in elbirli\u011fi yaparlar. B\u00fct\u00fcn bu ak\u0131mlar, y\u00fcz y\u0131ldan beri Fransa&#8217;da ve Almanya&#8217;da, \u0130ngiltere&#8217;de ve Amerika&#8217;da yeni ku\u015faklardan da bol bol yanda\u015flar buldular. \u00d6zelikle toplum bilimleri alan\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir ba\u015far\u0131ya ula\u015ft\u0131lar.<br \/> \u015eimdi bilinemezcili\u011fin yerini belirleyelim.<br \/> 1. Bilinemezcilik, bilime kar\u015f\u0131dan sald\u0131rmaz; bu, Kant ve Comte zaman\u0131nda art\u0131k olanakl\u0131 de\u011fildir. Nesnel ger\u00e7e\u011fin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 da yads\u0131maz; \u00f6yleyse, bilinemezci, bilim kar\u015f\u0131s\u0131nda, (sayfa 219) materyalisttir. Ama \u00f6te yandan hemen g\u00fcvence vermekte, bilimin, bilginin t\u00fcm\u00fc olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 temin etmekte acele eder. Bilinemezci, bilimin sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrmeye, onun materyalist i\u00e7eri\u011fini ve bilgi de\u011ferini saklamaya, ba\u015f\u0131na hi\u00e7 dert a\u00e7mayacak bir \u015fekilde bir yandan kabul ederek maddeyi savu\u015fturmaya \u00e7abalar. K\u0131saca ama\u00e7, idealizm lehinde bilime elkoymakt\u0131r; bilim, &#8220;insan ruhunun&#8221; \u00f6vg\u00fclerini okumaya hizmet edecektir. K\u0131saca, bu materyalizm, utanga\u00e7 bir materyalizmdir.<br \/> &#8220;Bununla birlikte, yeni-kant\u00e7\u0131lar Almanya&#8217;da Kant&#8217;\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcncelerine, bilinemezciler ise \u0130ngiltere&#8217;de Hume&#8217;un d\u00fc\u015f\u00fcncelerine (bu d\u00fc\u015f\u00fcnceler \u0130ngiltere&#8217;de hipbir zaman ortadan kalkmad\u0131) yeni bir canl\u0131l\u0131k vermeye u\u011fra\u015f\u0131yorlarsa da, bu, bilimsel a\u00e7\u0131dan, bunlar\u0131n \u00e7ok zaman \u00f6nce yap\u0131lm\u0131\u015f olan teorik \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fclmelerine oranla bir geriye gidi\u015ftir, pratikte ise, materyalizmi a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa geri \u00e7evirirken, gizlice utanga\u00e7 bir bi\u00e7imde kabul etmektedir.&#8221;[58]<br \/> 2. Bu &#8220;ara&#8221; durum, kapitalizmin h\u0131zla ilerleyi\u015fi d\u00f6neminde; \u00fcretimin hizmetindeki bilimlerin geli\u015fmesinden ge\u00e7emeyen, ama ayn\u0131 zamanda, ister Comte zaman\u0131ndaki Fransa&#8217;da oldu\u011fu gibi kendi iktidar\u0131n\u0131 daha sa\u011flamla\u015ft\u0131rmak i\u00e7in gereksindi\u011finden olsun, ister Kant zaman\u0131ndaki Almanya&#8217;da oldu\u011fu gibi hen\u00fcz feodal d\u00fczenden yakas\u0131n\u0131 tam kurtarmam\u0131\u015f olmas\u0131ndan olsun, feodal ideoloji ile dinle bir uzla\u015fma arayan buijuvazinin gereksinmelerine \u00e7ok uygun d\u00fc\u015fmektedir.<br \/> 3. Bilinemezcilik, ancak g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte bir &#8220;ara&#8221; durumdur. \u0130lkin pratik olarak, Comte&#8217;ta, \u00f6rne\u011fin siyasette mutlak\u0131n reddi ne anlama gelir? Bunu Comte&#8217;un kendi slogan\u0131 ile g\u00f6r\u00fcyoruz: &#8220;Ne eskiye d\u00f6n\u00fc\u015f, ne devrim&#8221;, g\u00fczel bir burjuva slogan\u0131. Bilinemezci, yan tutulamaz bahanesiyle y\u00fcz\u00fc a\u00e7\u0131k d\u00f6v\u00fc\u015fmeye giri\u015femeyen utanga\u00e7 bir materyalizmle yetinerek alan\u0131 bo\u015f b\u0131rak\u0131r ama her iki yana da e\u015fit \u015fekilde de\u011fil, g\u00fc\u00e7l\u00fc olana. Pratikte daha g\u00fc\u00e7l\u00fc olan hangisidir? Lenin&#8217;in Ne Yapmal\u0131?&#8217;da (sayfa 220) g\u00f6sterdi\u011fi gibi, daha kuvvetli olan yads\u0131nmaya yer b\u0131rakmayacak bir bi\u00e7imde idealizmdir, \u00e7\u00fcnk\u00fc, idealizmin resmi ideoloji olarak eski olma \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc vard\u0131r ve \u00e7\u00fcnk\u00fc, teorik olarak kafalar i\u00e7in daha kolay bir yoldur. Materyalizm, tersine, resmi ideoloji de\u011fildir, g\u00fc\u00e7t\u00fcr, \u00e7\u00fcnk\u00fc bilimseldir ve al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Bilinemezcili\u011fin &#8220;yans\u0131zl\u0131\u011f\u0131&#8221; \u0130spanyol Cumhuriyeti ile fa\u015fist m\u00fcdahale aras\u0131ndaki \u00e7at\u0131\u015fmada L\u00e9on Blum&#8217;un &#8220;m\u00fcdahale etmeme&#8221;sine benziyor. Bizzat Kant da \u00e7ok iyi bilir ki, ge\u00e7erli bir teorik yan\u0131ttan yoksun b\u0131rak\u0131lan insanlar, b\u00f6yle bir yan\u0131t getirdiklerini ileri s\u00fcrenlere ve i\u015fin ba\u015f\u0131nda olanlara, idealistlere, tanr\u0131bilimcilere do\u011fru d\u00f6neceklerdir, \u00e7\u00fcnk\u00fc, insanlar\u0131n felsefi bir kesinli\u011fe gereksinmeleri vard\u0131r; o halde bilinemezcili\u011fin &#8220;yans\u0131zl\u0131\u011f\u0131&#8221; ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fckten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. \u00dcstelik g\u00f6rece\u011fiz ki, teorik planda, bilinemezcili\u011fin idealist\u00e7e \u00f6n-varsay\u0131mlar\u0131 vard\u0131r.<br \/> 4. Sonu\u00e7 olarak, bilinemezcilik dosdo\u011fru gizemcili\u011fe (mysticisme) ya da inanc\u0131l\u0131\u011fa (fid\u00e9isme) gider. Akl\u0131n \u00fcst\u00fcnde ba\u015fka bir &#8220;bilgi&#8221; cinsi: inan (iman) kabul eden gerici \u00f6\u011fretiye inanc\u0131l\u0131k denir. Asl\u0131nda, bilinemezcili\u011fe g\u00f6re, tanr\u0131 ya da madde olsun, alemin ilkelerini, ak\u0131l yoluyla, felsefe yoluyla tan\u0131mak mademki olanaks\u0131zd\u0131r, bilinemezcilik nesnel idealizmin kendini verdi\u011fi dinsel dogmalar\u0131n ussal olarak tan\u0131tlanmas\u0131 yolunda b\u00fct\u00fcn \u00e7abalar\u0131 reddediyor demektir. Sonu\u00e7 olarak: \u015feylerin gizli nedeni bilinmedi\u011fine g\u00f6re, insan, akl\u0131n \u00e7\u00f6zemeyece\u011fi bir gizle ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funa g\u00f6re, hi\u00e7bir \u015fey, y\u00fcce ger\u00e7e\u011fe, ussal-olmayan (non rationelle), gizemli yollarla ula\u015f\u0131lmas\u0131na engel olmaz, hi\u00e7bir \u015fey inana \u015fans tan\u0131maya engel olmaz, hi\u00e7bir \u015fey inan\u0131n ger\u00e7ek bilgi oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmeye engel olmaz.[59] Bilinemezcilik, dinsel idealizm gibi &#8220;din, felsefi bak\u0131mdan do\u011fru oland\u0131r&#8221; demez, &#8220;belki din bir yan\u0131lg\u0131 de\u011fildir, belki dinde ger\u00e7eklik vardir&#8221; der. Aradaki &#8220;ufak ayr\u0131m&#8221; g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor, \u00f6yle bir ayr\u0131m ki, teorik olarak kilisenin y\u0131ld\u0131r\u0131mlar\u0131n\u0131 \u00fcst\u00fcne \u00e7ekmeye, pratikte ise deste\u011fini sa\u011flamaya (sayfa 221) yetiyor.<br \/> &#8220;\u00c7a\u011fda\u015f inanc\u0131l\u0131k, bilimi kesinlikle reddetmez, ancak nesnel ger\u00e7e\u011fi bulmak iddias\u0131 gibi &#8216;a\u015f\u0131r\u0131 iddialar\u0131&#8217; reddeder. E\u011fer, (materyalistlerin d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri gibi) nesnel bir ger\u00e7ek varsa, e\u011fer, yaln\u0131zca d\u0131\u015f d\u00fcnyay\u0131 insan\u0131n &#8216;deneyim&#8217;inde yans\u0131tan do\u011fa bilimleri bize nesnel ger\u00e7e\u011fi vermek yetene\u011finde iseler, b\u00fct\u00fcn inanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n mutlak surette reddedilmi\u015f olmas\u0131 gerekir.&#8221;[60]<br \/> Bilimi bir \u00f6znel ger\u00e7ek haline getirirken, bilinemezcilik, nesnel ger\u00e7e\u011fi inana b\u0131rak\u0131r. &#8220;Bilinemezciyi biraz kaz\u0131y\u0131n\u0131z diyor Lenin alt\u0131nda idealist bulacaks\u0131n\u0131z.&#8221; \u00d6znel idealizimden hareket ederek riesnel idealizme ula\u015f\u0131l\u0131r. Yeter ki ona bir \u015fans verilsin, bug\u00fcn tanr\u0131bilimin b\u00fct\u00fcn isteyebilece\u011fi de i\u015fte budur. Bilinemezcilik ve olguculuk, bilginlerin ufuklar\u0131n\u0131 daraltarak, onlara geni\u015fli\u011fi olan b\u00fct\u00fcn teorik genellemeleri yasaklayarak, onlar\u0131n ellerini-kollar\u0131n\u0131 ba\u011flay\u0131p, tanr\u0131bilimin buyru\u011funa verdi\u011fi ger\u00e7ekli\u011fi olmayan uydurmalar\u0131n kuca\u011f\u0131na atarlar; papa, kendilerine a\u015fa\u011f\u0131-yukar\u0131 \u015fu a\u011f\u0131zla konu\u015fur: &#8220;Bilim, g\u00f6r\u00fcyorsunuz, g\u00fc\u00e7s\u00fczd\u00fcr: yaln\u0131z, onu a\u015fan inan evrenin gizemini bulup ortaya \u00e7\u0131karmaya olanak verir.&#8221; Yaln\u0131z marksist bilgi anlay\u0131\u015f\u0131 ve diyalektik materyalizm y\u00f6ntemi, olguculu\u011fun i\u00e7ine hapsetti\u011fi bu g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fckten, bilimi, \u00e7ekip \u00e7\u0131karabilir.<\/p>\n<p><strong>II. MARKS\u0130ST ANLAYI\u015e<\/strong><\/p>\n<p>&#8220;D\u00fcnyay\u0131 ve onun yasalar\u0131n\u0131 bilebilme olana\u011f\u0131n\u0131 yads\u0131yan, bilgilerimizin de\u011ferine inanmayan; nesnel ger\u00e7e\u011fi tan\u0131mayan ve d\u00fcnyan\u0131n, bilimin hi\u00e7bir zaman tan\u0131yamayaca\u011f\u0131, bilemeyece\u011fi &#8216;kendinde-\u015feyler&#8217;le dolu oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnen idealizme kar\u015f\u0131l\u0131k, marksist felsefi materyalizm, d\u00fcnyan\u0131n ve yasalar\u0131n\u0131n pekala tan\u0131nabilir, bilinebilir olduklar\u0131, deneyimle, pratikle ger\u00e7eklenmi\u015f do\u011fan\u0131n yasalar\u0131 hakk\u0131ndaki bilgimizin ge\u00e7erli bir bilgi oldu\u011fu, nesnel bir ger\u00e7ek imlemi ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131; d\u00fcnyada hi\u00e7 de bilinemez \u015feyler olmad\u0131\u011f\u0131, ama yaln\u0131zca (sayfa 222) hen\u00fcz bilinmeyen, bilim ve pratik yoluyla bulunacak ve bilinecek \u015feyler oldu\u011fu ilkesinden hareket eder.&#8221;[61]<br \/> G\u00f6r\u00fcyoruz ki, Stalin, ger\u00e7e\u011fin bulunu\u015fu ve bilgilerimizin do\u011frulanmas\u0131 arac\u0131 olarak, bilimin temeli olarak prati\u011fin merkez olma rol\u00fcn\u00fc belirtiyor.<\/p>\n<p> a) Prati\u011fin rol\u00fc.<\/p>\n<p>Engels, \u00fcnl\u00fc bir metninde, Kant&#8217;\u0131n kendinde-\u015fey teorisini ele\u015ftirmi\u015ftir:<br \/> &#8220;Bu felsefi saplantan\u0131n en \u00e7arp\u0131c\u0131 \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fclmesi, b\u00fct\u00fcn \u00f6teki saplant\u0131larda oldu\u011fu gibi, pratiktir, \u00f6zellikle deneyim ve sanayidir. E\u011fer biz, do\u011fal bir s\u00fcre\u00e7 hakk\u0131ndaki anlay\u0131\u015f\u0131m\u0131z\u0131n do\u011frulu\u011funu, bu s\u00fcreci biz kendimiz yaratarak onu ko\u015fullar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131p varl\u0131k haline getirerek ve onu kendi ama\u00e7lar\u0131m\u0131za hizmet ettirerek tan\u0131tlayabiliyorsak, Kant&#8217;\u0131n bilinemez &#8216;kendinde-\u015fey&#8217;inin i\u015fi biter. Bitkisel ve hayvansal organizmalarda \u00fcretilen kimyasal t\u00f6zler, organik kimya birbiri ard\u0131ndan onlar\u0131 birer birer yapmaya koyuluncaya kadar b\u00f6yle &#8216;kendilerinde-\u015feyler&#8217; olarak kald\u0131lar; ama kimya onlar\u0131 yapt\u0131 m\u0131, &#8216;kendinde-\u015fey&#8217; bizim-i\u00e7in-\u015fey haline gelir, t\u0131pk\u0131 \u00f6rne\u011fin, art\u0131k k\u0131z\u0131l k\u00f6k halinde tarlalarda yeti\u015ftirmeyip \u00e7ok daha kolayl\u0131kla daha ucuza ta\u015f k\u00f6m\u00fcr\u00fc katran\u0131ndan \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131m\u0131z alizarin gibi. Kopernik&#8217;in g\u00fcne\u015f sistemi, \u00fc\u00e7 y\u00fczy\u0131l boyunca bir varsay\u0131m oldu; bunun \u00fczerinde bire kar\u015f\u0131 y\u00fcz, bin, onbinle de bahse giri\u015filse, gene de varsay\u0131md\u0131; ama Le Verrier, bu sistemden \u00e7\u0131kar\u0131lan veriler yard\u0131m\u0131yla, yaln\u0131z, bilinmeyen yeni bir gezegenin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n zorunlu oldu\u011funu de\u011fil, ama ayn\u0131 zamanda bu gezegenin g\u00f6ky\u00fcz\u00fcnde bulunmas\u0131 gereken yeri hesaplay\u0131nca ve daha sonra Galilei onu ger\u00e7ekten bulunca Kopernik&#8217;in sistemi tan\u0131tlanm\u0131\u015f oldu.&#8221;[62]<br \/> Prati\u011fin tahlili, neden, bilinemezcilik olan bu &#8220;felsefi (sayfa 223) kapris&#8221;in \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fclmesini sa\u011flar? Bir teori, pratikte nas\u0131l \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fcl\u00fcr? Bizzat bu, idealistlerin s\u00f6ylemekten hi\u00e7 geri kalmad\u0131klar\u0131 gibi, bizi &#8220;felsefenin d\u0131\u015f\u0131na&#8221; \u00e7\u0131karmaz m\u0131? \u0130lkin onlar\u0131n kendi g\u00f6r\u00fc\u015flerinin savunulamaz bir g\u00f6r\u00fc\u015f oldu\u011funu g\u00f6relim: onlar, bilimin pratik, s\u0131nai bir de\u011feri oldu\u011funu, ondan yararlanman\u0131n yerinde oldu\u011funu ifade ederler, ve ayn\u0131 zamanda da bilimin b\u00fct\u00fcn teorik de\u011ferini reddederler. Bu iki davran\u0131\u015f birbiriyle nas\u0131l uyu\u015fur, idealistler bilimin &#8220;pratik&#8221; de\u011ferinden ne anlarlar? Ger\u00e7ekte bunu yan\u0131tlayamazlar. E\u011fer pratikle teorinin ayr\u0131lmas\u0131n\u0131n bir anlam\u0131 varsa, bu ancak \u015fu olabilir: bu ayr\u0131lma, kapitalist d\u00fczende kafa eme\u011fi ile kol eme\u011fi aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131tl\u0131k, ayr\u0131l\u0131k demektir, ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil.<br \/> O halde marksist pratik anlay\u0131\u015f\u0131 nedir? Pratik s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc ayn\u0131 zamanda hem 1\u00b0 emek, \u00fcretim, sanayi; hem 2\u00b0 bilimsel ara\u015ft\u0131rma \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131, deney, deneysel denetleme; hem de 3\u00b0 toplumsal pratik, \u00f6teki iki prati\u011fin tabi olduklar\u0131 prati\u011fin en \u00fcst bi\u00e7imi, \u00f6rne\u011fin s\u0131n\u0131f sava\u015f\u0131m\u0131 prati\u011fi i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Pratik, ger\u00e7e\u011fi de\u011fi\u015ftiren insan\u0131n eylemidir; pratik, maddi emek ve duyum ile ba\u015flar. Kant, duyumu basit bir imge olarak kabul eder, duyarl\u0131\u011f\u0131 edilgin bir yeti sayar: diyalekti\u011fe g\u00f6re duyum harekettir, ve bundan \u00f6nceki dersimizde g\u00f6rd\u00fck ki, duyum, pratik eyleme ba\u011fl\u0131d\u0131r. Duyarl\u0131k ve eylem, Kant&#8217;\u0131n[63] metafizik\u00e7i olarak \u00f6\u011fretti\u011fi gibi, birbirinden ayr\u0131lm\u0131\u015f \u015feyler de\u011fillerdir.<br \/> Pratik, duyumlar\u0131n, izlenimlerin, bilginin birinci derecesinin kayna\u011f\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re ayn\u0131 zamanda nesnelerin \u00fcretimidir de. Kant diyor ki: biz \u015feylerin i\u00e7inde de\u011filiz; Kant, nesne ile \u00f6zneyi metafizik bir bi\u00e7imde ay\u0131r\u0131r, d\u00fc\u015f\u00fcnce ile ger\u00e7ek aras\u0131na bir kopukluk koyar. Bundan daha yanl\u0131\u015f bir \u015fey olamaz. Biz, \u015feyleri \u00fcretti\u011fimiz \u00f6l\u00e7\u00fcde, \u015feylerin &#8220;i\u00e7inde&#8221;yiz: onlar\u0131 \u00fcretirken kendi eylemimizi, kendi d\u00fc\u015f\u00fcncemizi onlarda cisimle\u015ftiriyoruz. E\u011fer biz &#8220;yapay olarak&#8221; alizarini \u00fcretmeyi biliyorsak, bu, onun niteli\u011fine h\u00fckmedebildi\u011fimizden, onu (sayfa 224) kendisi olarak tan\u0131yabildi\u011fimizdendir. Materyalizm i\u00e7in &#8220;yapay&#8221; bir \u00fcr\u00fcn\u00fcn, &#8220;do\u011fal&#8221; bir \u00fcr\u00fcn de\u011ferinde olmad\u0131\u011f\u0131 yolundaki bo\u015finan\u0131n yeri yoktur. O halde e\u011fer, bir \u015fey hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015f ve anlay\u0131\u015f\u0131m\u0131z do\u011fru, kesin ise, prati\u011fimizin ortaya koydu\u011fu sonu\u00e7, bizim bekledi\u011fimize uygun olacakt\u0131r ve bu, bizim bilgilerimizin nesnel olarak do\u011frulanmas\u0131 olacakt\u0131r. Her nesne, kendisini olu\u015fturan s\u00fcrece, \u00e7\u00f6z\u00fclmez bir bi\u00e7imde ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130nsan, do\u011fru bir bi\u00e7imde bu s\u00fcrece m\u00fcdahale ederek, onu ortaya \u00e7\u0131kartarak, bizzat o \u015feyle kendisi aras\u0131nda tam bir ilgi kurar, ona n\u00fcfuz eder ve b\u00f6ylece kendi anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011funu tan\u0131tlar.<br \/> &#8220;Bu nesneleri, onlarda alg\u0131lad\u0131\u011f\u0131m\u0131z niteliklere g\u00f6re kendi yarar\u0131m\u0131za kullanmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131m\u0131z an, duyusal alg\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n do\u011frulu\u011funu ya da yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yan\u0131lmaz bir s\u0131namadan ge\u00e7irmekteyizdir. Bu alg\u0131lar yanl\u0131\u015fsa, bir nesnenin onlara g\u00f6re kestirdi\u011fimiz kullan\u0131m yolunun da yanl\u0131\u015f olmas\u0131 ve \u00e7abam\u0131z\u0131n bo\u015fa gitmesi gerekir. Ama amac\u0131m\u0131za varmay\u0131 ba\u015far\u0131rsak, o nesne ile onun bizdeki imgesinin uyu\u015ftu\u011funu anlarsak; nesne, ere\u011fimiz i\u00e7in kendisinden bekledi\u011fimizi verirse, o zaman bu, bizim o nesne ve onun nitelikleri \u00fczerine olan alg\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n kendi d\u0131\u015f\u0131m\u0131zdaki ger\u00e7eklikle uyu\u015ftu\u011funun o \u00f6l\u00e7\u00fcde olumlu kan\u0131t\u0131d\u0131r. Ve bir ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa u\u011ftad\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman, ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n nedenini bulmada genellikle pek gecikmeyiz; kendisine dayanarak i\u015f g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz alg\u0131n\u0131n ya eksik ve y\u00fczeysel, ya da ba\u015fka alg\u0131lar\u0131n sonu\u00e7lar\u0131 ile onlar\u0131n elvermedi\u011fi bir tarzda birle\u015ftirilmi\u015f oldu\u011funu kusurlu savurma dedi\u011fimiz \u015fey budur anlar\u0131z. Duyular\u0131m\u0131z\u0131 gerekti\u011fi gibi e\u011fitmeye ve kullanmaya, ve eylemimizi gerekti\u011fi gibi edinilmi\u015f[64] ve kullan\u0131lm\u0131\u015f alg\u0131lar\u0131n belirledi\u011fi s\u0131n\u0131rlar i\u00e7inde tutmaya ne kadar dikkat edersek, eylemimizin sonucunun, alg\u0131lar\u0131m\u0131zla alg\u0131lanan \u015feylerin nesnel do\u011fas\u0131 aras\u0131ndaki uyu\u015fmay\u0131 g\u00f6sterdi\u011fini o kadar iyi anlayaca\u011f\u0131z.&#8221;[65]<br \/> Engels&#8217;in de and\u0131\u011f\u0131 bir deyi\u015fi yinelersek &#8220;\u00e7\u00f6re\u011fin kan\u0131t\u0131, onu yememizdir&#8221;, bilimin do\u011fru oldu\u011funun kan\u0131t\u0131, do\u011fal ve (sayfa 225) toplumsal d\u00fcnyay\u0131 de\u011fi\u015ftirmeye olanak vermesindedir. Bunun i\u00e7in Marx:<br \/> &#8220;Nesnel hakikatin insan d\u00fc\u015f\u00fcncesine atfedilip atfedilemeyece\u011fi sorunu, bir teori sorunu de\u011fil, pratik bir sorundur. \u0130nsan hakikati, yani d\u00fc\u015f\u00fcncesinin ger\u00e7ekli\u011fini ve g\u00fcc\u00fcn\u00fc, bu d\u00fcnyaya aitli\u011fini pratikte kan\u0131tlamal\u0131d\u0131r.&#8221;[66] diye yazd\u0131.<br \/> Bunun i\u00e7in pratik, bize, ger\u00e7e\u011fin \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcn\u00fc verir. Ama belki de, bu neden b\u00f6yledir ve neden bilim olanakl\u0131d\u0131r, bilimin olanakl\u0131 olu\u015funun temeli, ger\u00e7e\u011fin temeli nedir, diye sorulacakt\u0131r. Bu sorunun yan\u0131t\u0131 bundan \u00f6nceki derste vard\u0131. Kant, bize, &#8220;insan zihni&#8221;nden s\u00f6zeder ve onun ger\u00e7e\u011fi bilebilmesinden ku\u015fku duyar, onu maddeye yabanc\u0131 ve deneyimden \u00f6nce gelen bir \u015fey olarak imgeler; ayr\u0131ca insan zihninin de\u011fi\u015fmez oldu\u011funa ve de\u011fi\u015fmelere elveri\u015fsiz oldu\u011funa inan\u0131r. \u0130\u015fte burada, Kant&#8217;\u0131n metafizik, anti-diyalektik durumunu g\u00f6r\u00fcyor, ayn\u0131 zamanda, zihnin kayna\u011f\u0131nda bir defada ve son \u015fekliyle olu\u015fmu\u015f b\u00fct\u00fcn &#8220;yetileri&#8221; ile birlikte verilmi\u015f oldu\u011funu kabul eden her idealizmin \u00f6n-varsay\u0131m\u0131n\u0131 tam\u0131tam\u0131na elege\u00e7iriyoruz. G\u00f6rd\u00fck ki, materyalizm, tersine, insan zihninin k\u00f6keni sorununu koyar ve g\u00f6zer, insan zihninin, evrimin bir \u00fcr\u00fcn\u00fc, insanl\u0131\u011f\u0131n binlerce y\u0131ll\u0131k deneyiminin \u00fcr\u00fcn\u00fc, prati\u011fin bir \u00fcr\u00fcn\u00fc oldu\u011funu, bilincin ise toplumsal bir \u00fcr\u00fcn oldu\u011funu g\u00f6sterir. E\u011fer bilin\u00e7, do\u011fadan ve toplumdan \u00e7\u0131k\u0131yorsa, do\u011faya ve topluma yabanc\u0131 de\u011fildir. O halde do\u011fan\u0131n ve toplumun yasalar\u0131n\u0131 do\u011fru olarak yans\u0131tabilir. &#8220;Fikirlerin diyalekti\u011fini olu\u015fturan, \u015feylerin diyalekti\u011fidir, fikirlerin diyalekti\u011fi \u015feylerin diyalekti\u011fini olu\u015fturmaz.&#8221; (Lenin).<br \/> Sonu\u00e7 olarak, yan\u0131lg\u0131y\u0131 insan i\u00e7in do\u011fal bir \u015fey gibi g\u00f6steren, ve ger\u00e7e\u011fin bulunmas\u0131n\u0131 hemen hemen bir mucize sayan idealizmin tersine, materyalizm, ilk elde hemen eksiksiz olmasa bile ger\u00e7e\u011fin ilk oldu\u011funu g\u00f6sterir, \u00e7\u00fcnk\u00fc, ger\u00e7ek, ger\u00e7ek olan\u0131n insan beynindeki yans\u0131s\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir, ve bu yansi do\u011fal bir s\u00fcre\u00e7tir: d\u00fcnyan\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 bizim i\u00e7in her an vard\u0131r. (sayfa 226)<br \/> Bu ko\u015fullarda materyalizm yan\u0131lg\u0131y\u0131 nas\u0131l a\u00e7\u0131klar? Yan\u0131lg\u0131n\u0131n olanakl\u0131 olmas\u0131 nereden gelmektedir? \u0130dealist d\u00fcnya anlay\u0131\u015f\u0131 gibi, \u00f6teki \u015feyler aras\u0131nda dinler gibi, yery\u00fcz\u00fcnde varolan bir\u00e7ok yanl\u0131\u015f anlay\u0131\u015flar, nereden gelmektedir? Bu sorular\u0131 yan\u0131tlamak i\u00e7in, \u015feylerin, ancak bizim pratik eylemimizin geli\u015fmesi sayesinde duyular\u0131m\u0131z\u0131n pe\u015fpe\u015fe ortaya \u00e7\u0131kartt\u0131klar\u0131 pek \u00e7ok y\u00f6nleri bulundu\u011fu olgusundan hareket etmek gerekir. Bu y\u00f6nlerin ancak bir tanesi ile yetinilirse, \u015feyler hakk\u0131nda ge\u00e7erli bir bilgiye sahip olmak olanakl\u0131 de\u011fildir. \u00d6rne\u011fin, suya dald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir \u00e7ubuk bi\u00e7imi hakk\u0131nda, yaln\u0131z g\u00f6zlerimizin tan\u0131kl\u0131\u011f\u0131yla yetinirsek, o, tam olarak bilinemez. Her \u015fey i\u00e7in durum ayn\u0131d\u0131r. Yan\u0131lg\u0131 mutlak de\u011fildir. Prati\u011fin bir an\u0131, \u00f6teki anlar\u0131ndan ayr\u0131 tutulursa, yan\u0131lg\u0131 k\u00f6kle\u015fir. Bunun i\u00e7indir ki, yan\u0131lg\u0131 her zaman prati\u011fin kendisiyle d\u00fczeltilebilir ve giderilebilir.<br \/> Ama bundan \u00f6nceki derste g\u00f6rd\u00fck ki, bilgi, iki derecelidir: duyum ve kavram. Birinci dereceden ikinci dereceye ge\u00e7i\u015f bir genelleme olu\u015fturur. \u0130\u015fte burada da ikinci bir yan\u0131lg\u0131 kayna\u011f\u0131 olabilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc, \u00f6yle durumlar olabilir ki, yeterli olmayan temellerden hareket edilerek genelle\u015ftirmeye gidilebilir. \u00d6rne\u011fin, baz\u0131 burjuva siyaset\u00e7ilerinin tutumlar\u0131na bakarak, b\u00fct\u00fcn siyaset adamlar\u0131n\u0131n koku\u015fmu\u015f oldu\u011funu ifade eden bir kimsenin durumu buna benzer. Burada, ger\u00e7e\u011fin bir y\u00f6n\u00fcn\u00fc mutla\u011fa g\u00f6t\u00fcren metafizik d\u00fc\u015f\u00fcnce tarz\u0131n\u0131 sapt\u0131yoruz: i\u015fte burada da gene, somut tahlil yetersizli\u011finin, yan\u0131lg\u0131n\u0131n k\u00f6keninde oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. Ama, \u015funa da i\u015faret etmek gerekir ki, bir genelleme yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, ger\u00e7ek olandan ayr\u0131lma ve bu ger\u00e7ekten edinilen imgeyi bozma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r. Yan\u0131lg\u0131 mutlak de\u011fil, bi\u00e7imi bozulmu\u015f bir ger\u00e7ektir. Lenin&#8217;in s\u00f6zlerine g\u00f6re, bizzat bilgi s\u00fcrecinde ger\u00e7e\u011fin d\u0131\u015f\u0131na do\u011fru imgelemeci bir u\u00e7u\u015f olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 bulunur. Fikirlerin, kendilerine \u00f6zg\u00fc olan bir s\u00fcr\u00fckleme g\u00fc\u00e7leri vard\u0131r. Bir kere do\u011fduktan sonra, kendiliklerinde vard\u0131rlar. Yani ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc s\u00f6ylersek, beyin, kendisinin d\u0131\u015f\u0131nda bi\u00e7imlenen fikir yap\u0131lar\u0131n\u0131n de\u011ferlerini yaln\u0131z kendisi denetleyebilen pratikten ayr\u0131larak, nispeten \u00f6zerk bir \u015fekilde i\u015fleyebilir. \u0130\u015fte pratik, (sayfa 227) burada da, yan\u0131lg\u0131y\u0131 ger\u00e7e\u011fin boyutlar\u0131 i\u00e7ine indirgemenin, d\u00fc\u015f\u00fcnceyi &#8220;yere ayak bast\u0131rman\u0131n&#8221; tek \u00e7aresidir.<br \/> \u015eunu da not etmek gerekir ki, \u00fcretimin ve toplumsal varl\u0131\u011f\u0131n baz\u0131 ko\u015fullar\u0131, bu s\u00fcrekli yan\u0131lg\u0131n\u0131n giderilmesini kolayla\u015ft\u0131rmazlar. \u00d6rne\u011fin, toplumlar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda &#8216;\u00fcretici g\u00fc\u00e7lerin zay\u0131f geli\u015fmesi insana do\u011fal olaylar\u0131n ger\u00e7ek nedenlerini bulmak olana\u011f\u0131n\u0131 vermiyordu, bunun \u00fczerine insan, do\u011fal olaylar\u0131 kendi kendine imgesel nedenlerle a\u00e7\u0131kl\u0131yordu: efsaneler, mitler, dinsel inan\u00e7lar buradan geliyor. Engels \u015f\u00f6yle yazar:<br \/> &#8220;T\u00fcm uygar halklar\u0131n ge\u00e7tikleri belli bir a\u015famada, &#8230; her yerde tanr\u0131lar yaratm\u0131\u015f olan [do\u011fa g\u00fc\u00e7lerini] &#8230; ki\u015file\u015ftirme i\u00e7 g\u00fcd\u00fcs\u00fc &#8230; dinin evrenselli\u011fini tan\u0131tlar.&#8221;[67]<br \/> Toplumun, biri \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken, \u00f6teki m\u00fclk sahibi olarak \u00fcretimi y\u00f6neten, planlar kuran ve kendisini bir fikir \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131na verebilen iki kar\u015f\u0131t s\u0131n\u0131fa b\u00f6l\u00fcnmesi, salt kurgusal kavramlar\u0131n geli\u015fmesini kolayla\u015ft\u0131r\u0131yor. Ayn\u0131 zamanda insan\u0131n zihinsel eyleminin \u00fcr\u00fcnleri, \u00fcretimi ve toplum ya\u015fam\u0131n\u0131 y\u00f6netmekte kulland\u0131\u011f\u0131 fikirleri, ger\u00e7e\u011fin ger\u00e7ek k\u00f6keni imi\u015fler ve ancak kendi kendilerine ba\u011fl\u0131 imi\u015fler gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Nesnel ger\u00e7ek ile fikirler arasindaki ili\u015fkinin, ancak &#8220;ger\u00e7ek olan\u0131n d\u0131\u015f\u0131na do\u011fru imgelemeci bir u\u00e7u\u015fla&#8221; olanakl\u0131 olabilen bu tersy\u00fcz edili\u015fi, her \u015feye tersine d\u00f6nm\u00fc\u015f, &#8220;ger\u00e7ek-d\u0131\u015f\u0131&#8221; bir imge veren, ve yan\u0131lg\u0131n\u0131n en y\u00fcksek bi\u00e7imini temsil eden idealist d\u00fcnya anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 olu\u015fturuyor.<br \/> B\u00f6ylece, materyalizm, idealizmi yaln\u0131z \u00e7\u00fcr\u00fctmekle kalm\u0131yor, onun k\u00f6kenini de a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Lenin, idealizm i\u00e7in, a\u015f\u0131r\u0131 bir \u015fekilde mutlak i\u00e7ine, maddeden kopmu\u015f bir mutlak i\u00e7ine dalan bilginin \u00e7izgilerinden ya da k\u00fc\u00e7\u00fck y\u00fczeyciklerinden biri, bir urudur, diye yazm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130dealizm, elbette ki ger\u00e7ek olan\u0131 yans\u0131t\u0131r, ama tersine yans\u0131t\u0131r, ve onu ba\u015fa\u015fa\u011f\u0131 y\u00fcr\u00fct\u00fcr. \u0130dealistler, diyor Lenin, k\u0131s\u0131r \u00e7i\u00e7eklerdir, nesnel ve mutlak olan ger\u00e7ek insanl\u0131k bilgisinin canl\u0131, \u00fcretken ve g\u00fc\u00e7l\u00fc a\u011fac\u0131 \u00fczerinde biten asalaklard\u0131r. Ve Mao \u00c7e-tung, &#8220;Pratikten (sayfa 228) ayr\u0131, ondan kopmu\u015f bilgi anla\u015f\u0131lamaz&#8221;[68] diye yaz\u0131yor.<\/p>\n<p>b) Marksist pratik kavram\u0131n\u0131n bir tahrifi.<\/p>\n<p>Marksizmin y\u00fckseli\u015fiyle, bu pratik kavram\u0131 \u00f6yle bir \u00f6nem kazanm\u0131\u015ft\u0131r ki, art\u0131k bundan vazge\u00e7mek olanakl\u0131 de\u011fildir. Bunun i\u00e7indir ki, gerici burjuvazi onu elege\u00e7irip kendine maletmeye ve tahrif etmeye kalk\u0131\u015ft\u0131. Burjuvazi de kendine bir eylem felsefesi haz\u0131rlamak istedi, i\u015fte bu, pragmac\u0131l\u0131k denen \u00f6\u011fretidir.<br \/> Emperyalist geni\u015fleme d\u00f6neminde, Amerika Birle\u015fik Devletleri&#8217;nde do\u011fan pragmac\u0131l\u0131k, \u00f6zellikle \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131ndan beri Avrupa&#8217;da geni\u015f \u00e7apta yay\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<br \/> Pratik, bilginin ger\u00e7ekli\u011fini tan\u0131tlad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, pragmac\u0131l\u0131k bundan \u015fu sonucu \u00e7\u0131karmak iddias\u0131ndad\u0131r: ba\u015far\u0131l\u0131 olan her \u015fey, yararl\u0131 olan her \u015fey, ger\u00e7ektir. &#8220;Ger\u00e7ek olan her \u015feyin yararl\u0131 oldu\u011fu&#8221; form\u00fcl\u00fcnden hareket eden pragmac\u0131l\u0131k bunu d\u00f6nd\u00fcr\u00fcr, ve &#8220;yararl\u0131 olan her \u015feyin ger\u00e7ek oldu\u011funu&#8221; ileri s\u00fcrer. O halde marksizmin tam kar\u015f\u0131t\u0131d\u0131r.<br \/> Pragmac\u0131l\u0131\u011f\u0131n, bilinemezcili\u011fin kaba bir \u00e7e\u015fidi oldu\u011funu g\u00f6rmek g\u00fc\u00e7 de\u011fildir. Pragmac\u0131l\u0131\u011fa g\u00f6re ger\u00e7e\u011fin temeli, ger\u00e7ek olana uygunluk, ger\u00e7ek olan\u0131n do\u011fru, ger\u00e7eklenmi\u015f, do\u011frulanm\u0131\u015f ve denetlenmi\u015f yans\u0131s\u0131 de\u011fil, yaln\u0131zca yararl\u0131l\u0131kt\u0131r. Ama kim i\u00e7in yararl\u0131l\u0131k? Ahmet i\u00e7in mi, yoksa Mehmet i\u00e7in mi? Burjuvazi i\u00e7in mi, yoksa proletarya i\u00e7in mi? Ger\u00e7ek olan her \u015fey yararl\u0131d\u0131r, yalana gereksinmesi olanlardan ba\u015fka herkese yararl\u0131. Gerici burjuvaziye gittik\u00e7e daha \u00e7ok yararl\u0131 olan ise yaland\u0131r, ve proletaryaya yaln\u0131zca ger\u00e7ek yararl\u0131 olabilir. O halde pragmac\u0131l\u0131\u011fa g\u00f6re, ger\u00e7ek, \u00f6zneldir, nesnel dedildir. Asl\u0131nda pragmac\u0131l\u0131k bizzat ger\u00e7e\u011fin kendisiyle ilgilenmez; o, bir bilisizlik felsefesidir, idealizmlerin en gerisidir.<br \/> \u00d6rn\u011fin pragmac\u0131l\u0131k \u015f\u00f6yle diyecektir: &#8220;din vard\u0131r, baz\u0131 kimseler i\u00e7in yararl\u0131d\u0131r, o halde ger\u00e7ektir&#8221;. Asl\u0131nda, gerileyen burjuvazinin, bilimi yads\u0131yan burjuvazinin tipik ideolojisi (sayfa 229) olan pragmac\u0131l\u0131k, ger\u00e7e\u011fi do\u011frudan do\u011fruya egemen s\u0131n\u0131f\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131na tabi k\u0131lar. Bu, makyavelcili\u011fin savunmas\u0131d\u0131r. Devletin \u00e7\u0131kar\u0131 (makkarticilik), Rosenbergler cinayetini hakl\u0131 g\u00f6sterecektir. E\u011fer sermayenin \u00e7\u0131kar\u0131 \u00f6yle ise, zaman zaman birbirine en kar\u015f\u0131t \u015feylerin do\u011fru oldu\u011fu karar alt\u0131na al\u0131nacakt\u0131r. Bu, azami k\u00e2ra tap\u0131nmad\u0131r.<br \/> Eylemin felsefesi olarak pragmatizm, ilkeleri ne olursa olsun, ba\u015far\u0131l\u0131 olan eylemi sal\u0131k verir; ona g\u00f6re sonu\u00e7, yararl\u0131l\u0131k, kullan\u0131lan ara\u00e7lar\u0131 hakl\u0131 g\u00f6sterir. Bu, &#8220;Ger\u00e7ek, \u015fu anda Mussolini&#8217;nin d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr&#8221; form\u00fcl\u00fcne uyan fa\u015fist ser\u00fcvencilerin tipik felsefesidir.<br \/> Bilimsel alanda, pragmac\u0131l\u0131k, teoriden, d\u00fc\u015f\u00fcnceden ve olaca\u011f\u0131 bilmeden vazge\u00e7ilmesini \u00f6\u011f\u00fctler. Geli\u015fig\u00fczel, &#8220;g\u00f6rmek i\u00e7in deneyimler&#8221;i \u00f6ver, bunlar ne olursa olsun. Bu deneyimler, ba\u015far\u0131l\u0131 olursa ne \u00e2l\u00e2, yok ba\u015far\u0131ya ula\u015famazsa ne yapal\u0131m, yaz\u0131k! Pragmac\u0131l\u0131k b\u00f6ylece caniyane &#8220;deneyimler&#8221;e de izin verir. Bu i\u011fren\u00e7 &#8220;teori&#8221;, mahpuslar \u00fczerinde deneyimler yapan nazi doktorlar\u0131n\u0131n ve onlara \u00f6zenen Japon doktorlar\u0131n b\u00fct\u00fcn ideolojik y\u00f6n\u00fcn\u00fc te\u015fkil ediyordu; gene bu teori, \u015fimdi de bakteriyolojik sava\u015f konusunda Amerikal\u0131lar\u0131n teorisidir.<br \/> Burjuva ideologlar\u0131 bir yandan b\u00f6ylece burjuvazinin kendi s\u0131n\u0131f prati\u011fini &#8220;hakl\u0131 g\u00f6stermeye&#8221; \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken, ayn\u0131 zamanda pragmac\u0131l\u0131\u011f\u0131 marksistlere maletmek iddias\u0131ndad\u0131rlar. Onlar\u0131n s\u00f6zlerine bak\u0131l\u0131rsa, g\u00fcya, marksistler &#8220;etkilili\u011fi&#8221; her \u015feyin ba\u015f\u0131na ge\u00e7irirlermi\u015f, ve kendi topluluklar\u0131n\u0131n karanl\u0131k ama\u00e7lar\u0131 i\u00e7in yararl\u0131 olan \u015feyi, do\u011fru ve ger\u00e7ek olarak kabul ederlermi\u015f. Baz\u0131 ideologlar, b\u00f6ylece, Hitlerin &#8220;ya\u015famsal yalan&#8221; teorisini, marksistlere ba\u011flamak iddiasindad\u0131rlar.<br \/> Marksist anlay\u0131\u015f bamba\u015fka bir anlay\u0131\u015ft\u0131r. Bir fikrin yararl\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in ger\u00e7ek olmas\u0131 \u015f\u00f6yle dursun, tam tersine, bir fikir do\u011fru ve ger\u00e7ek oldu\u011fu, yani nesnel olarak \u015fekillenmi\u015f oldu i\u00e7indir ki ve yaln\u0131z bu takdirde yararl\u0131d\u0131r, uygulanabilir, \u00e7unk\u00fc , daha zaman\u0131nda, rasyonalist Descartes&#8217;in da[69] belirttigi gibi, pratik, gelip yanl\u0131\u015f g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, hatal\u0131 y\u00f6ntemi (sayfa 230) &#8220;cezaland\u0131racak&#8221;t\u0131r. Amerikan emperyalizmi, Hitler&#8217;in de yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, bunu her g\u00fcn deneyip duruyor. Bir fikir ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa u\u011frad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in yanl\u0131\u015f ilan edilmez, tersine, nesnel olarak yanl\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa u\u011fram\u0131\u015ft\u0131r.<br \/> &#8220;Yararl\u0131&#8221; yalan\u0131, ger\u00e7e\u011fin e\u015fanlam\u0131 haline getirmek, oport\u00fcnistin &#8220;takti\u011fi&#8221;dir. Yaln\u0131z ilkesiz ikbal avc\u0131lar\u0131 ve emperyalist \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fcn \u00fcr\u00fcn\u00fc ser\u00fcvenciler, b\u00f6yle bir davran\u0131\u015f \u00e7izgisini \u00f6vebilirler. Marksizm hi\u00e7bir zaman ger\u00e7e\u011fi feda etmez. Marksistler g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fteki ve ge\u00e7ici &#8220;ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131klar&#8221;a katlanmas\u0131n\u0131 ve prati\u011fin en b\u00fcy\u00fck iyili\u011fi i\u00e7in bilimsel ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 bilirler. Bir zaman oldu ki, Fransa&#8217;da, Marshall plan\u0131n\u0131 ulusun \u00e7\u0131karlar\u0131na ayk\u0131r\u0131 olarak niteleyenler, yaln\u0131zca kom\u00fcnistler oldu. Pragmac\u0131l\u0131k, tersine, her zaman r\u00fczgar\u0131n esti\u011fi yandad\u0131r, ve yaln\u0131zca yak\u0131n ba\u015far\u0131y\u0131 ara\u015ft\u0131r\u0131r. Ama, pratik, Marshall plan\u0131n\u0131 su\u00e7laman\u0131n dayand\u0131\u011f\u0131 teorik verilerin do\u011frulanmas\u0131na olanak verdi, geni\u015f y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n g\u00f6z\u00fc \u00f6n\u00fcnde ger\u00e7e\u011fin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na, hangi de\u011ferlendirmelerin ger\u00e7e\u011fe uygun, hangilerinin ise ger\u00e7e\u011fe ayk\u0131r\u0131 olduklar\u0131n\u0131n g\u00f6sterilmesine olanak verdi.<br \/> \u0130\u015fte bu anlamdad\u0131r ki, pratik, ger\u00e7e\u011fin \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p> <strong>III. G\u00d6REL\u0130 GER\u00c7EK VE MUTLAK GER\u00c7EK<\/strong><\/p>\n<p> Demek ki, pratik, bize, bir \u015feyin \u00f6zellikleri hakk\u0131nda sahip oldu\u011fumuz fikrin do\u011frulu\u011funu tan\u0131tlama olana\u011f\u0131n\u0131 ver\u0131r. Bu andan itibaren Kant&#8217;\u0131n &#8220;kendinde-\u015fey&#8221;inden geriye ne kal\u0131r art\u0131k? Hi\u00e7!<br \/> Nitekim diyalektik, hatta idealist diyalektik\u00e7i Hegel bile, bir \u015feyin \u00f6zellikleri ile kendinde-\u015fey aras\u0131nda bir ayr\u0131\u0131m yapman\u0131n sa\u00e7ma oldu\u011funu \u00f6\u011fretir. E\u011fer bir \u015feyin b\u00fct\u00fcn \u00f6zelliklerini biliyorsan\u0131z o \u015feyin kendisini de bilirsiniz; kald\u0131 ki, bu \u00f6zellikler bizden ba\u011f\u0131ms\u0131zd\u0131r. \u0130\u015fte d\u00fcnyan\u0131n maddili\u011finden anla\u015f\u0131lmas\u0131 gereken \u015fey budur; ama madem ki onun \u00f6zelliklerini tan\u0131yoruz, bu nesnel ger\u00e7ek hi\u00e7 de tan\u0131nmas\u0131 olanaks\u0131z bir \u015fey de\u011fildir. \u00d6rne\u011fin \u015f\u00f6yle bir \u015fey s\u00f6ylesek sa\u00e7ma olurdu: &#8220;Sizin karakteriniz ba\u015fka bir \u015feydir, meziyetleriniz ve kusurlar\u0131n\u0131z (sayfa 231) ba\u015fka bir \u015fey; sizin meziyet ve kusurlar\u0131n\u0131z\u0131 biliyorum, ama karakterinizi bilmiyorum&#8221;; \u00e7\u00fcnk\u00fc, &#8220;karakter&#8221; do\u011frudan do\u011fruya kusurlar\u0131n ve meziyetlerin b\u00fct\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Ayn\u0131 \u015fekilde, ressaml\u0131k, resme ili\u015fkin yap\u0131tlar\u0131n t\u00fcm\u00fcd\u00fcr; tablolar, ressamlar, renkler, \u00e7e\u015fitli tarzlar, okullar vard\u0131r ve sonra kendinde &#8220;ressaml\u0131k&#8221; vard\u0131r, ve bunlar\u0131n hepsinin \u00fcst\u00fcnde duru ve tan\u0131nmaz bir \u015feydir, demek de sa\u00e7ma olurdu. Nesnenin i\u00e7inde iki b\u00f6l\u00fcm yoktur. Nesne, bizim, pratikle, derece derece ba\u015fka y\u00f6nlerini buldu\u011fumuz bir b\u00fct\u00fcnd\u00fcr.<br \/> \u015eeylerin &#8220;sakl\u0131&#8221; \u00f6zelliklerine gelince, diyalektik, bu \u00f6zelliklerin, de\u011fi\u015fikli\u011fi do\u011furan kar\u015f\u0131tlar\u0131n i\u00e7 sava\u015f\u0131m\u0131yla kendilerini ortaya koyduklar\u0131n\u0131 bize \u00f6\u011fretti: &#8220;kendinde&#8221; s\u0131v\u0131 durumu, kendi i\u00e7 \u00e7eli\u015fkisini donma ya da kaynama an\u0131nda a\u00e7\u0131\u011fa vuran bu durum, g\u00f6reli denge halidir. Sonu\u00e7 olarak:<br \/> &#8220;\u0130lkede, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcnt\u00fc ile kendinde-\u015fey aras\u0131nda hi\u00e7bir ayr\u0131m yoktur ve olamaz. Ancak bilinenle hen\u00fcz bilinmeyen aras\u0131nda ayr\u0131m vard\u0131r.&#8221;[70]<br \/> Ger\u00e7ek olan\u0131n gitgide daha derin bir bi\u00e7imde tan\u0131nmas\u0131yla &#8220;kendinde&#8221;-\u015fey, derece derece &#8220;bize-g\u00f6re&#8221;-\u015fey haline gelir.<br \/> \u015eu halde g\u00f6r\u00fcyoruz ki, diyalektik materyalist bilgi teorisine g\u00f6re, bir mutlak ger\u00e7ek, yani kendinde ger\u00e7ek olana uygun olan ger\u00e7ek vard\u0131r. Kant&#8217;a g\u00f6re, ger\u00e7ek, insan zihnine g\u00f6re g\u00f6relidir. Kant&#8217;\u0131n tersine, marksizm, ger\u00e7e\u011fi do\u011fal bir s\u00fcre\u00e7 olarak tan\u0131mlar: insanlar\u0131n bilincinde, bu bilincin d\u0131\u015f\u0131ndaki nesnel ger\u00e7e\u011fin gittik\u00e7e daha do\u011fru olan yans\u0131s\u0131, marksistlerin ger\u00e7e\u011fi yads\u0131diklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek; bu, art\u0131k d\u00fcped\u00fcz kara\u00e7almad\u0131r.<br \/> Ama s\u0131v\u0131 \u00f6rne\u011fine tekrar gelecek olursak, g\u00f6r\u00fcr\u00fcz ki, bir olay\u0131n i\u00e7 i\u00e7eri\u011fi de\u011fi\u015fiklikle ortaya \u00e7\u0131kar. \u015eu halde, bazan, bir olay\u0131n ger\u00e7e\u011finin net olarak belli olmas\u0131 i\u00e7in olay\u0131n belli bir geli\u015fme ve olganla\u015fma derecesine ula\u015fmas\u0131n\u0131 beklemek gereklidir; \u00e7eli\u015fkiler daha geli\u015fmemi\u015f olduklar\u0131 zaman hen\u00fcz farkedilemezler. \u00d6rne\u011fin bir canl\u0131 varl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131n\u0131n incelenmesini g\u00fc\u00e7le\u015ftiren budur. Kapitalizm i\u00e7in durum ayn\u0131d\u0131r; onun onulmaz yaralar\u0131, \u00e7\u00f6z\u00fclmez geli\u015fkileri, can \u00e7eki\u015fme (sayfa 232) haline geldi\u011fi zaman geni\u015f halk y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n\u0131n g\u00f6z\u00fcne gittik\u00e7e daha iyi \u00e7arpar. Diyalektik\u00e7i Hegel&#8217;in g\u00f6sterdi\u011fi gibi: &#8220;Minevra geceku\u015fu (bilimin ve ger\u00e7e\u011fin simgesi) ancak ak\u015fam\u0131n alacakaranl\u0131\u011f\u0131nda u\u00e7ar.&#8221;<br \/> \u00d6yleyse olaylar\u0131n geli\u015fmesi bilginin ilerlemesine olanak sa\u011flar; ve onun i\u00e7indir ki, sab\u0131rla g\u00f6zlemde bulunmas\u0131n\u0131 ve ger\u00e7e\u011fin yans\u0131s\u0131n\u0131n beyinde \u015fekillenmesi i\u00e7in gerekli zaman\u0131 hesaba katmas\u0131n\u0131 bilmek gerekir.[71]<br \/> &#8220;Bilgi teorisinde, bilimin b\u00fct\u00fcn \u00f6teki alanlar\u0131nda da oldu\u011fu gibi, diyalektik olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir, yani bilgimizi haz\u0131r ve de\u011fi\u015fmez olarak g\u00f6rmemiz, bilginin bilgisizlikten nas\u0131l \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131, nas\u0131l eksik, tam do\u011fru olmayan bilginin, daha eksiksiz ve daha kesin bir hale geldi\u011fini belirlememiz gerekir.&#8221;[72]<br \/> Acaba hi\u00e7bir zaman tan\u0131namayacak, bilinemeyecek \u015feyler var m\u0131d\u0131r? Hay\u0131r, asla; yaln\u0131zca &#8220;bilim ve pratik yoluyla bulunacak ve bilinecek&#8221; \u015feyler vard\u0131r. , B\u00fct\u00fcn bilim tarihi, bilinemezin varolmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bilinmeyenin durmadan bilinen haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc do\u011frular. Kant, tersine; baz\u0131 sorunlar\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fclmez say\u0131yordu. Zaten onun bilimsel ufku zaman\u0131n bilimlerinin s\u0131n\u0131rlar\u0131yla k\u0131s\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131: \u00f6rne\u011fin o zaman organik kimya, biyoloji&#8230; hen\u00fcz yoktu. O zamandan beri ufuk geni\u015fledi, ama durmadan Kant&#8217;\u0131 yineleyenler bunu g\u00f6rmek istemiyorlar.<br \/> Bunun i\u00e7in, bilinemezcilik k\u00f6t\u00fcmser oldu\u011fu ve &#8220;insan zihni&#8221;nin eksikli\u011finden yak\u0131nd\u0131\u011f\u0131 halde, materyalizm iyimserdir, hi\u00e7bir sorunu, \u00f6rne\u011fin kanser sorununu \u00e7\u00f6z\u00fcms\u00fcz saymaz. Yaln\u0131z ge\u00e7ici olarak bilinmeyen \u015feyler vard\u0131r ve kapitalist rejim, bilimin h\u0131z\u0131n\u0131 engelleyerek bu ge\u00e7icili\u011fi uzat\u0131r. Dahas\u0131 var, materyalizm, bulu\u015flar\u0131n olganla\u015fm\u0131\u015f olduklar\u0131 alanlar\u0131 \u00f6nceden g\u00f6rerek ve bunlar\u0131n \u00e7abukla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 i\u00e7in b\u00fct\u00fcn \u00f6nlemleri alarak bilimin geli\u015fmesinin planlanmas\u0131n\u0131 sa\u011flar. Zaten, ge\u00e7mi\u015fte, bir olgunlu\u011fa ula\u015fm\u0131\u015f olan bulu\u015flar\u0131n, (sayfa 233) birbirlerinden habersiz olan bilginler taraf\u0131ndan hemen hemen ayn\u0131 zamanda yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 s\u0131k s\u0131k olmam\u0131\u015f m\u0131d\u0131r; bilginin, \u015feylerin kendilerinin bizde neden olduklar\u0131 do\u011fal bir s\u00fcre\u00e7 oldu\u011funun en g\u00fczel kan\u0131t\u0131 de\u011fil midir bu?<br \/> Ama, \u015funu da g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundurmak gerekir ki, belli bir olay\u0131n geli\u015fmesi, b\u00fct\u00fcn \u00f6tekilerden ba\u011f\u0131ms\u0131z de\u011fildir, her \u015fey birbirine ba\u011fl\u0131d\u0131r ve do\u011fa, zaman ve uzay i\u00e7inde sonsuzdur, do\u011fa daima yeni \u015feyler olu\u015fturur, bitmez t\u00fckenmezdir. Bunun i\u00e7indir ki, bilginin geli\u015fmesi de sonsuzdur. D\u00fcnyada hi\u00e7bir zaman bizim bilgimizin i\u00e7inde yeralmayacak kadar \u00e7ok \u015fey vard\u0131r, ama her \u015fey birbirine ba\u011fl\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re, bilmediklerimiz de bildiklerimizle birbirine ba\u011fl\u0131d\u0131rlar. Sonu\u00e7 olarak bilim, belli bir noktada durmaz ve bu anlamda, bilimin ger\u00e7eklerinden her biri, kendi ba\u015f\u0131na ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda g\u00f6relidir, \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn \u00f6teki ger\u00e7eklerle ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131d\u0131r. Molek\u00fcl\u00fcn \u00f6tesinde atom bulundu, atomun \u00f6tesinde elektron, \u00e7ekirdek bulundu, \u00e7ekirde\u011fin \u00f6tesinde \u00f6teki par\u00e7ac\u0131klar, ama ger\u00e7e\u011fin sonuna ula\u015f\u0131labilece\u011fini sanmak yersizdir. &#8220;Elektronun kendisi de diyor Lenin bitmez t\u00fckenmez.&#8221;<br \/> Bu da, bilgilerimizin nesnel de\u011ferinden hi\u00e7bir \u015fey kaybettirmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc, &#8220;g\u00f6relinin i\u00e7inde mutlak vard\u0131r&#8221; (Lenin).<br \/> &#8220;Modern materyalizm, yani marksizm a\u00e7\u0131s\u0131ndan, bilgilerimizin nesnel, mutlak ger\u00e7e\u011fe yakla\u015f\u0131k s\u0131n\u0131rlar\u0131 tarihsel olarak g\u00f6relidirler, ama bu ger\u00e7e\u011fin varl\u0131\u011f\u0131,bizim ona yakla\u015fmakta oldu\u011fumuz kadar kesindir. Tablonun \u00e7evre \u00e7izgileri tarihsel olarak g\u00f6relidirler, ama tablonun nesnel olarak varolan bir modeli temsil etti\u011fi kesindir. \u015eu ya da bu anda, \u015fu ya da bu ko\u015fullar i\u00e7inde, \u015feylerin do\u011fas\u0131na ili\u015fkin bilgimizde, maden k\u00f6m\u00fcr\u00fc katran\u0131 i\u00e7inde alizarini bulacak ya da atom i\u00e7inde elektronlar\u0131 bulacak noktaya kadar ilerlemi\u015f olmam\u0131z olgusu tarihsel bak\u0131mdan g\u00f6relidir, ama hi\u00e7bir bak\u0131mdan g\u00f6reli olmayan \u015fey, bu cinsten her bulgunun mutlak nesnel bilgilnin bir ilerlemesi oldu\u011fudur.&#8221;[73]<br \/> \u015eu halde, zamanla, yanl\u0131\u015f ya da g\u00fcn\u00fc ge\u00e7mi\u015f bir hale gelecek, do\u011fru bilimsel bir teori olamaz; her bir teori, de\u011ferini (sayfa 234) korur; teorinin darl\u0131klar\u0131, s\u0131n\u0131rlamalar\u0131 bulundu\u011fu zaman, bunlar, deneyimin t\u00fckenmez katk\u0131s\u0131yla a\u015f\u0131lm\u0131\u015f olurlar. Bilimin ilerlemesi, \u00f6zg\u00fcnl\u00fc\u011fe do\u011fru, beceriye do\u011fru bir yar\u0131\u015f de\u011fildir, ger\u00e7e\u011fin i\u00e7inde derinli\u011fine do\u011fru bir ilerlemedir.<\/p>\n<p> <strong>IV. TEOR\u0130 VE PPAT\u0130\u011e\u0130N B\u0130RL\u0130\u011e\u0130<\/strong><\/p>\n<p>Diyalektik materyalizme g\u00f6re bilgi, akl\u0131n, duyular\u0131n verilerini &#8220;yorumlamas\u0131na&#8221; arac\u0131l\u0131k eden bir i\u015flem de\u011fildir, insan beyninde ger\u00e7e\u011fin gittik\u00e7e daha do\u011fru, daha \u015fa\u015fmaz yans\u0131s\u0131n\u0131 olu\u015fturan karma\u015f\u0131k bir s\u00fcre\u00e7tir. Biliyoruz ki, bu s\u00fcre\u00e7, nitel bak\u0131mdan birbirinden ayr\u0131lan iki dereceyi i\u00e7ine al\u0131r: duyusal derece, ussal derece ya da pratik ve teori. Ayr\u0131ca g\u00f6rd\u00fck ki, pratik, teorinin zorunlu hareket noktas\u0131, bilginin kayna\u011f\u0131d\u0131r ve ayn\u0131 zamanda ger\u00e7e\u011fin \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcd\u00fcr. \u015eu halde her teori, zorunlu olarak, prati\u011fe d\u00f6nmelidir ve bu, iki nedenden b\u00f6yle olmal\u0131d\u0131r: birincisi, teori, kesin olarak pratik taraf\u0131ndan yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, d\u00fcnyay\u0131 seyreden hevesli bir ho\u015f merak i\u00e7in de\u011fil, d\u00fcnyay\u0131 de\u011fi\u015ftirmeye yard\u0131m etmek i\u00e7in kurulup haz\u0131rlanm\u0131\u015ft\u0131r; ikincisi, mademki ger\u00e7ek, kesiksiz hareket ve de\u011fi\u015fikliktir, kendi kendine yeterli olmaya \u00e7al\u0131\u015fan bir teori, k\u0131s\u0131rla\u015f\u0131r, art\u0131k \u00f6l\u00fc bir dogmadan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir; \u0131srarla, durmadan prati\u011fe d\u00f6nmezse, bilgi s\u00fcreci duraklar, art\u0131k ger\u00e7e\u011fin gittik\u00e7e daha kesin, daha \u015fa\u015fmaz bir yans\u0131s\u0131n\u0131 elde etmek, teorinin yetersizliklerini d\u00fczeltmek, d\u00fcnya bilgisini derinle\u015ftirmek olanakl\u0131 olmaz.<br \/> Bilginin t\u00fcm birinci dereceye, duyumlar derecesine dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen filozoflara g\u00f6rg\u00fcc\u00fc (empiriste) denir; fikirlerin, teorik bilginin rol\u00fcne b\u00fcy\u00fck yer veren, ama onlar\u0131 g\u00f6kten inmi\u015f sayan, fikirlerin pratikten \u00e7\u0131kamayaca\u011f\u0131n\u0131 kabul eden filozoflara da rasyonalist (ak\u0131lc\u0131) idealistler denir. Bunlar da, \u00f6tekiler de, bilginin iki derecesini keyfi olarak ay\u0131n\u0131rlar; bu iki derecenin birli\u011fini kavramazlar.<br \/> Bu tezin devrimci pratik alan\u0131ndaki \u00f6nemi kolayca anla\u015f\u0131labilir. Bilimlerde oldu\u011fu gibi, burada da her insan\u0131n kendisi, her \u015feyi deneyemez; teorinin haz\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 ve i\u015f\u00e7i (sayfa 235) hareketinin y\u00fcz y\u0131ll\u0131k deneyimi sayesinde yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 daha \u00f6nce kabul edilen ve d\u00fczeltilen d\u00fcnya anlay\u0131\u015flar\u0131na kap\u0131lmak istemeyen her insan\u0131n \u00f6z\u00fcmlemeye \u00e7abalamak zorunda oldu\u011fu birikmi\u015f bir toplumsal deneyim vard\u0131r.<br \/> Teoriyi ihmal eden pratik\u00e7ili\u011fe saplan\u0131r, k\u00f6rler gibi davran\u0131r ve karanl\u0131klar i\u00e7inde y\u00fcr\u00fcr. Prati\u011fi ihmal eden ise dogmac\u0131l\u0131k i\u00e7inde donar kal\u0131r, art\u0131k kafas\u0131 t\u0131n t\u0131n \u00f6ten bir doktrinerden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<br \/> &#8220;Ku\u015fkusuz ki teori, devrimci prati\u011fe ba\u011flanmad\u0131k\u00e7a ama\u00e7s\u0131z kal\u0131r; t\u0131pk\u0131 yolu devrimci teori ile ayd\u0131nlat\u0131lmayan prati\u011fin, karanl\u0131kta, elyordam\u0131yla y\u00fcr\u00fcmesi gibi.&#8221;[74]<br \/> Marksist bilgi anlay\u0131\u015f\u0131, &#8220;yans\u0131z&#8221;, &#8220;nesnel&#8221; olmak i\u00e7in, kendinde ger\u00e7e\u011fi g\u00f6rmek i\u00e7in kendini pratikten uzak tutmak gerekti\u011fi yolundaki yanl\u0131\u015f fikri \u00e7\u00fcr\u00fctmemizi sa\u011flar. Burjuva nesnelcili\u011fi denen bu yanl\u0131\u015f fikir, marksizme kar\u015f\u0131 bir sava\u015f makinesidir. Bu, kendi deneyimlerinden &#8220;etkilenmi\u015f&#8221; oldu\u011fu i\u00e7in deneyler yapan fizik\u00e7inin nesnel olamayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek gibi bir \u015feydir!<br \/> &#8220;Bilgi edinmek isteyen, d\u00fcnyay\u0131, yani ger\u00e7e\u011fi de\u011fi\u015ftirme prati\u011fine bizzat kat\u0131lmal\u0131d\u0131r. Armudun tad\u0131n\u0131 bilmek isteyen, armudu, yiyerek de\u011fi\u015ftirmek zorundad\u0131r. Atomun yap\u0131s\u0131n\u0131 ve \u00f6zelliklerini bilmek isteyenin, atomun durumunu de\u011fi\u015ftirmek i\u00e7in, fizik ve kimya deneyleri yapmas\u0131 gerekir. Devrimin teorisini, y\u00f6ntemlerini bilmek isteyen, devrime kat\u0131lmak zorundad\u0131r. B\u00fct\u00fcn ger\u00e7ek bilgi, do\u011frudan deneyimlerden do\u011far.&#8221;[75]<br \/> Bunun i\u00e7indir ki, harekete kat\u0131lmak yerine kollar\u0131n\u0131 ba\u011flay\u0131p seyretmekle, marksizmi do\u011fru olarak ve derinlemesine \u00f6z\u00fcmlemek olanakl\u0131 de\u011fildir, ancak hareketten uzak durularak marksizmin de\u011feri hakk\u0131nda bir yarg\u0131ya varilabilece\u011fini ileri s\u00fcren k\u00fc\u00e7\u00fck-burjuva ideologlar\u0131 bundan al\u0131nmas\u0131nlar; teori ancak hareketle kurulur, do\u011fdulan\u0131r ve zenginle\u015fir. Yaln\u0131z devrimci pratik, kapitalist toplumun ger\u00e7e\u011fini bulmak (sayfa 236) olana\u011f\u0131n\u0131 sa\u011flar, \u00e7\u00fcnk\u00fc yaln\u0131z devrimci pratik, bu toplumu d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmeye, bu toplumun i\u00e7inde hareket etti\u011fi ko\u015fullar\u0131 de\u011fi\u015ftirmeye niyetlenir; ve yaln\u0131z devrimci pratik, ger\u00e7e\u011fe gereksinme duyar, \u00e7\u00fcnk\u00fc, do\u011fru bir teori olmay\u0131nca ba\u015far\u0131ya ula\u015f\u0131lamaz. Bunun i\u00e7indir ki:<br \/> &#8220;Materyalizm, \u015fu ya da bu bi\u00e7imde parti zihniyetini varsayar; materyalizm, her olay\u0131n de\u011ferlendirilmesinde, belirli bir toplumsal grubun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131k\u00e7a ve hi\u00e7bir ku\u015fkuya meydan vermeyecek bi\u00e7imde benimsememizi zorunlu k\u0131lar.&#8221;[76]<br \/> Zaman\u0131m\u0131zda bu grup, devrimci proletaryad\u0131r.<br \/> &#8220;Pratik yoluyla do\u011fruyu bulmak ve pratik yoluyla do\u011fruyu tan\u0131tlamak ve geli\u015ftirmek. Alg\u0131sal bilgiden ba\u015flayarak onu fiilen usa-uygun bilgi haline getirinek ve sonra usa-uygun bilgiden ba\u015flayarak \u00f6znel ve nesnel d\u00fcnyay\u0131 yeni bir kal\u0131ba d\u00f6kmek i\u00e7in devrimci prati\u011fe ge\u00e7mek, pratik, bilgi, daha fazla pratik, daha fazla bilgi ve bu \u00f6rne\u011fin sonsuza kadar yinelenmesi ve her devirde pratik ve bilginin kapsam\u0131n\u0131 daha y\u00fcksek bir d\u00fczeye ula\u015ft\u0131rmak.&#8221;[77]<br \/> \u015eu halde, marksizmi bir bilim olarak de\u011fil de, yaln\u0131zca tarihin proletarya i\u00e7in ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 &#8220;\u00f6znel&#8221; anlam\u0131 (ba\u015fka bir deyi\u015fle proletaryan\u0131n olaylar hakk\u0131ndaki \u00f6znel yorumunu) temsil etti\u011fini sanmak kesinlikle yanl\u0131\u015ft\u0131r. Bu de\u011ferlendirmeden \u015f\u00f6yle bir sonu\u00e7 \u00e7\u0131kard\u0131: mademki, bu onlar\u0131n kendili\u011finden gelme g\u00f6r\u00fc\u015fleridir, proleterlerin marksizmi \u00f6\u011frenmeye gereksinmeleri yoktur, proleter olmayanlar ise, mademki marksizm kendi g\u00f6r\u00fc\u015flerini temsil etmeyecektir, marksizmi \u00f6\u011frenmek zorunda de\u011fildirler! Tam tersine, biz diyoruz ki, marksizm bir bilimdir; herkes ona gereksinme duyar ve onu \u00f6\u011frenmelidir; marksizm hi\u00e7 kimse i\u00e7in ne gereksizdir, ne de yarars\u0131zd\u0131r!<br \/> Nesnel olmak, b\u00fct\u00fcn teorileri reddetmek demek de\u011fildir; toplumsal geli\u015fmenin s\u00fcre\u00e7lerine uygun bir teoriyle yetinmektir. Bu uygunluk, ancak toplumsal pratikle denetlenebilir, (sayfa 237) bu, pratik geli\u015fme s\u00fcrecini yaratmaz, ona ancak yard\u0131m eder, nas\u0131l ki, bir bilgin, laboratuvannda bir s\u00fcrecin gidi\u015fini h\u0131zland\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fabilir ama bu s\u00fcrecin yasas\u0131n\u0131 ne ortadan kald\u0131rabilir, ne de yaratabilirse.<br \/> Sonu\u00e7 olarak, bilinemezcili\u011fe kar\u015f\u0131 yaln\u0131zca teorik bak\u0131mdan sava\u015fmamal\u0131y\u0131z, ayn\u0131 zamanda, eylemimizle, ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilerek, d\u00fcnya \u00fczerinde etki yap\u0131labilece\u011fini ve marksizmin tarihsel ger\u00e7ek oldu\u011funu kan\u0131tlayarak onu pratik bak\u0131mdan da y\u0131kmal\u0131y\u0131z. \u00d6rne\u011fin, bilinemezcilik, sava\u015f kimin su\u00e7u? bilinmez! derken, namuslu insanlar\u0131n eylemi, onlar\u0131, sava\u015f su\u00e7lular\u0131n\u0131 ortaya \u00e7\u0131kartmaya y\u00f6neltti. B\u00f6ylece proletarya, marksist materyalizmin de\u011ferini, olmadan olaca\u011f\u0131 bilmenin de\u011ferini deneyimleriyle do\u011frulad\u0131. Sosyalistlerin hi\u00e7bir zaman do\u011fruyu s\u00f6yleyen ve hakl\u0131 olan ilk insanlar olmaktan ba\u015fka kusurlar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 yarg\u0131s\u0131na vard\u0131. Oysa, olmadan olaca\u011f\u0131 do\u011fru s\u00f6yleyen, do\u011fru bilimi s\u00f6yl\u00fcyor demektir.<br \/> B\u00f6ylece, bilinemezcilik burjuvazinin s\u0131n\u0131f \u00e7\u0131karlar\u0131na hizmet eder: e\u011fer toplum bilimi yoksa hi\u00e7bir \u015fey \u00f6nceden bilinemez ve elbette hi\u00e7bir \u015fey yapmamak gerek; egemen s\u0131n\u0131f rahat\u0131na baks\u0131n! Bilinemezcilik s\u00f6m\u00fcr\u00fclenleri g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011fe g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Tam tersine, toplumun bilimsel olarak bilinmesi olanakl\u0131ysa, ezilenler ve s\u00f6m\u00fcr\u00fclenler bu bilgiye sahip olabilirler, pratik ile teori aras\u0131ndaki birli\u011fi, sava\u015f\u0131mlar\u0131n\u0131n yolg\u00f6sterici y\u0131ld\u0131z\u0131 yapabilirler.<br \/> Ku\u015fku ve k\u00f6t\u00fcmserlik do\u011furan, kavrayamad\u0131klar\u0131 olaylar\u0131n gerisinde kalan insanlar\u0131n, art\u0131k hi\u00e7bir \u015feye inanmayan, yani ne olursa olsun, herhangi bir \u015feye inanmaya haz\u0131r insanlar\u0131n i\u015fi olan bilinemezcili\u011fe kar\u015f\u0131 diyalektik materyalizm, ak\u0131ll\u0131ca bir iyimserlik yarat\u0131r ve insan\u0131n, olaylar\u0131n ak\u0131\u015f\u0131na bilerek y\u00f6n verebilece\u011finin anla\u015f\u0131lmas\u0131n\u0131 sa\u011flar. Materyalizm, eylemle birle\u015fen d\u00fc\u015f\u00fcncenin g\u00fcc\u00fcne s\u0131n\u0131rs\u0131z bir g\u00fcven ilham eder. Marx&#8217;\u0131n tezinin derin ger\u00e7e\u011fi b\u00f6ylede ayr\u0131nlan\u0131r.<br \/> &#8220;Filozoflar, d\u00fcnyay\u0131 yaln\u0131zca de\u011fi\u015fik bi\u00e7imlerde yorumlad\u0131lar oysa sorun onu de\u011fi\u015ftirmektir.&#8221;[78] (sayfa 238)<\/p>\n<p><strong>YOKLAMA SORULARI<\/strong><br \/>1. Bilinemezcilik, siyasal g\u00f6r\u00fc\u015flerde kendini nas\u0131l ortaya koyar?<br \/> 2. Bilinemezcili\u011fin bilim kar\u015f\u0131s\u0131ndaki tutumu nedir?<br \/> 3. Bilginler neden dine inanmaya devam ederler? Bilinemezcilik neden insan\u0131 inanc\u0131l\u0131\u011fa g\u00f6t\u00fcr\u00fcr?<br \/> 4. Bilinemezcili\u011fi nas\u0131l \u00e7\u00fcr\u00fctmeliyiz?<br \/> 5. Pragmac\u0131l\u0131k nedir? Neden bu anlay\u0131\u015fa kar\u015f\u0131 sava\u015fmal\u0131y\u0131z?<br \/> 6. Marksizme g\u00f6re ger\u00e7e\u011fin g\u00f6reli oldu\u011fu do\u011fru mudur?<br \/> 7. Neden teori ile prati\u011fin birli\u011fi \u00fczerinde \u0131srar etmek gerekir?<\/p>\n<p><strong>Dipnotlar<\/strong><\/p>\n<p> [55] Dokuzuncu derse bak\u0131n\u0131z: &#8220;Marksizm ve Din&#8221;, V.<br \/> [56] Aktaran: Lenin, Materyalizm ve Ampiryokritisizm, s. 25-26.<br \/> [57] Kant&#8217;\u0131n felsefesini ele\u015ftirmemiz, onun bilim adam\u0131 olarak katk\u0131lar\u0131n\u0131, Laplace&#8217;\u0131n yeniden ele ald\u0131\u011f\u0131 ve geli\u015ftirdi\u011fi bulutsu varsay\u0131m\u0131n\u0131 de\u011ferlendirmedi\u011fimiz anlam\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131maz.<br \/> [58] Ludwig Feuerbach&#8230;. s. 23; Felsefe \u0130ncelemeleri, s. 24-25; Din \u00dczerine, s. 213.<br \/> [59] Yukarda (9. Ders) g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi Kant i\u00e7in dinsel inanc\u0131n kar\u015f\u0131-devrimci pratik bir rol\u00fc vard\u0131r. Benim felsefem, diye a\u00e7\u0131klar Kant, hem bilime, hem de inanca yer verebilme \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne sahiptir.<br \/> [60] Lenin, T\u00fcm Yap\u0131tlar, c. XIII, s. 98-99 [Rus\u00e7a bask\u0131].<br \/> [61] Stalin, Leninizmin Sorunlar\u0131, s. 661.<br \/> [62] Ludwig Feuerbach&#8230;, s. 23; Felsefe \u0130ncelemeleri, s. 24; Din \u00dczerine, s. 213. Yukarda Engels&#8217;ten sonra ya\u015fayan bilinemezci Poincard&#8217;nin, Kopernik sistemini bir varsay\u0131m olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmekte direndi\u011fini g\u00f6rd\u00fck; o, Engels&#8217;in s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fi parlak do\u011frulamay\u0131 d\u00fcped\u00fcz bir yana b\u0131rakm\u0131\u015f bulunuyordu.<br \/> [63] &#8220;Im Anfang war die Tat&#8221; (&#8220;Ba\u015flang\u0131\u00e7ta Eylem Vard\u0131&#8221;) (Goethe), aktaran: M. Thorez, Fils du Peuple, s. 68.<br \/> [64] Yani &#8220;bilimsel olarak denetlenmi\u015f&#8221; (Engels).<br \/> [65] Friedrich Engels, \u00dctopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, Sol Yay\u0131nlar\u0131, Ankara 1993, s. 38.<br \/> [66] Marx, &#8220;Feuerbach \u00dczerine Tezler&#8221;, Felsefe \u0130ncelemeleri, s. 68; Ludwig Feuerbach&#8230;, s. 62; Din \u00dczerine, s. 62.<br \/> [67] Friedrich Engels, &#8220;Anti-D\u00fchring \u0130\u00e7in Elyazmalar\u0131&#8221;, Anti-D\u00fchring, s. 470<br \/> [68] Mao \u00c7e-tung, &#8220;Pratik \u00dczerine&#8221;, Teori ve Pratik, s. 14.<br \/> [69] Discours de la m\u00e9thode, 1. bolum.<br \/> [70] Lenin, Materyalism ve Ampiryokritisizm, s. 104-105.<br \/> [71] Bu, elbette, bilgi edinme s\u00fcrecini hayalg\u00fcc\u00fc, bilimsel \u00f6ng\u00f6r\u00fc, varsay\u0131m arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla h\u0131zland\u0131rman\u0131h olanakl\u0131 oldu\u011fu olgusunun reddedilmesi anlam\u0131na gelmez.<br \/> [72] Lenin, Materyalizm ve Ampiryokritisizm, s. 105.<br \/> [73] Lenin, Materyalizm ve Ampiryokritisizm, s. 143-144.<br \/> [74] J. Stalin, Leninizmin \u0130lkeleri, Sol Yay\u0131nlar\u0131, Ankara 1992, s. 21; Leninizmin Sorunlar\u0131, s. 24.<br \/> [75] Mao \u00c7e-tung, &#8220;Pratik \u00dczerine&#8221;, Teori ve Pratik, s. 13.<br \/> [76] Lenin, T\u00fcm Yap\u0131tlar, c. I. s. 380, 381, 4. bask\u0131, [Rus\u00e7a bask\u0131], 1946; ve Bref aper\u00e7u de sa vie et de son uvre, Moscou 1946.<br \/> [77] Mao \u00c7e-tung, &#8220;Pratik \u00dczerine&#8221;, Teori ve Pratik, s. 23.<br \/> [78] Marx, &#8220;Feuerbach \u00dczerine Tezler&#8221;, Felsefe \u0130ncelemeleri, s. 70; Ludwig Feuerbach&#8230;, s. 64; Din \u00dczerine, s. 64.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130RI .\u00a0\u00a0\u00a0 \u0130dealizmin son s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131.II .\u00a0\u00a0\u00a0 Marksist anlay\u0131\u015f. a)\u00a0\u00a0 Prati\u011fin rol\u00fc. b)\u00a0\u00a0 Marksist pratik kavram\u0131n\u0131n bir tahrifi.III .\u00a0\u00a0 G\u00f6reli ger\u00e7ek ve mutlak ger\u00e7ek.IV .\u00a0\u00a0 Teori ve prati\u011fin birli\u011fi. I. \u0130DEAL\u0130ZM\u0130N SON SI\u011eINA\u011eI Bundan \u00f6nceki dersimizde, 18. y\u00fczy\u0131lda, Berkeley&#8217;in \u00f6znel idealizminin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131n, do\u011fa bilimlerinin [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[104],"tags":[],"class_list":{"0":"post-2913","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-felsefenin-temel-ilkeleri-g-politzer"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130RI .\u00a0\u00a0\u00a0 \u0130dealizmin son s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131.II .\u00a0\u00a0\u00a0 Marksist anlay\u0131\u015f. a)\u00a0\u00a0 Prati\u011fin rol\u00fc. b)\u00a0\u00a0 Marksist pratik kavram\u0131n\u0131n bir tahrifi.III .\u00a0\u00a0 G\u00f6reli ger\u00e7ek ve mutlak ger\u00e7ek.IV .\u00a0\u00a0 Teori ve prati\u011fin birli\u011fi. I. \u0130DEAL\u0130ZM\u0130N SON SI\u011eINA\u011eI Bundan \u00f6nceki dersimizde, 18. y\u00fczy\u0131lda, Berkeley&#8217;in \u00f6znel idealizminin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131n, do\u011fa bilimlerinin [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2009-12-22T09:50:02+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"46 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R\",\"datePublished\":\"2009-12-22T09:50:02+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/\"},\"wordCount\":9187,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy\",\"articleSection\":[\"Felsefenin Temel \u0130lkeleri - Georges Politzer\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/\",\"name\":\"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy\",\"datePublished\":\"2009-12-22T09:50:02+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#primaryimage\",\"url\":\"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy\",\"contentUrl\":\"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy\"},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R","og_description":"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130RI .\u00a0\u00a0\u00a0 \u0130dealizmin son s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131.II .\u00a0\u00a0\u00a0 Marksist anlay\u0131\u015f. a)\u00a0\u00a0 Prati\u011fin rol\u00fc. b)\u00a0\u00a0 Marksist pratik kavram\u0131n\u0131n bir tahrifi.III .\u00a0\u00a0 G\u00f6reli ger\u00e7ek ve mutlak ger\u00e7ek.IV .\u00a0\u00a0 Teori ve prati\u011fin birli\u011fi. I. \u0130DEAL\u0130ZM\u0130N SON SI\u011eINA\u011eI Bundan \u00f6nceki dersimizde, 18. y\u00fczy\u0131lda, Berkeley&#8217;in \u00f6znel idealizminin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131n, do\u011fa bilimlerinin [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2009-12-22T09:50:02+00:00","og_image":[{"url":"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"46 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R","datePublished":"2009-12-22T09:50:02+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/"},"wordCount":9187,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy","articleSection":["Felsefenin Temel \u0130lkeleri - Georges Politzer"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/","name":"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy","datePublished":"2009-12-22T09:50:02+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#primaryimage","url":"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy","contentUrl":"http:\/\/t3.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcRd8t3VzHlYWLVWk-VpfRUOwIWAbe-MaSp_3RfBSuzBZPObSXOGZLGRsiGy"},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/12\/22\/2-nci-bolum-11-nci-ders-marksist-materyalizmin-ucuncu-cizgisi-dunya-taninabilir\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"2 NC\u0130 B\u00d6L\u00dcM 11 NC\u0130 DERS MARKS\u0130ST MATERYAL\u0130ZM\u0130N \u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dc \u00c7\u0130ZG\u0130S\u0130 D\u00dcNYA TANINAB\u0130L\u0130R"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/2913","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=2913"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/2913\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=2913"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=2913"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=2913"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}