{"id":4133,"date":"2010-02-03T12:01:02","date_gmt":"2010-02-03T09:01:02","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/"},"modified":"2010-02-03T12:01:02","modified_gmt":"2010-02-03T09:01:02","slug":"nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/","title":{"rendered":"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine &#8211; J.Paul Sartre"},"content":{"rendered":"<p><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" src=\"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg\" border=\"0\" width=\"155\" height=\"205\" style=\"float: left;\" \/><\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Herkesin kendine g\u00f6re bir nedeni var: \u015funun i\u00e7in sa\u00adnat bir ka\u00e7\u0131\u015ft\u0131r; \u00f6b\u00fcr\u00fc i\u00e7inse bir fetih yolu. Ama insan ke\u00ad\u015fi\u015fli\u011fe, delili\u011fe, \u00f6l\u00fcme de s\u0131\u011f\u0131nabilir; fetih, silahla da yap\u0131\u00adlabilir. Neden ille de yazmak, ka\u00e7\u0131\u015f ve fetihlerini &#8216;yaz\u0131 ara\u00adc\u0131l\u0131\u011f\u0131yla yapmak?\u00c7\u00fcnk\u00fc, yazarlar\u0131n \u00e7e\u015fitli ama\u00e7lar\u0131 ard\u0131n\u00adda, hepsinde ortakla\u015fa bulunan, daha derin ve daha anl\u0131k bir se\u00e7im var. Bu se\u00e7imi ayd\u0131nlatmaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z ve i\u015fte s\u0131rf bu yazmay\u0131 se\u00e7i\u015fleri y\u00fcz\u00fcnden yazarlar\u0131n ba\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcr\u00fcp s\u00fcremeyece\u011fimizi g\u00f6rece\u011fiz.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Alg\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n her biri, insani ger\u00e7ekli\u011fin &#8220;ke\u015ffettirici&#8221; oldu\u011fu) yani varl\u0131\u011f\u0131n bu ger\u00e7eklik arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla &#8220;varoldu\u011fu&#8221;, \u015feylerin insano\u011flu arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 konusunda bi\u00adlince eri\u015fle birlikte olu\u015fur; bizim yery\u00fcz\u00fcnde bulunu\u015fumuz\u00addur ili\u015fkileri \u00e7o\u011faltan, \u015fu a\u011fa\u00e7la \u015fu g\u00f6k par\u00e7as\u0131n\u0131 bir araya getiren biziz; bizim sayemizde binlerce y\u0131ld\u0131r \u00f6l\u00fc duran \u015fu y\u0131ld\u0131z, ay\u0131n \u015fu par\u00e7as\u0131 ve \u015fu karanl\u0131k nehir bir manzaran\u0131n birli\u011fi i\u00e7inde ortaya \u00e7\u0131kar; engin toprak par\u00e7alar\u0131n\u0131 d\u00fczene sokan arabam\u0131z\u0131n, u\u00e7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n h\u0131z\u0131d\u0131r; edimlerimizden her \u00adbirinde d\u00fcnya yeni bir y\u00fczle \u00e7\u0131kar kar\u015f\u0131m\u0131za. Ama bizler varl\u0131\u011f\u0131 bulup ortaya \u00e7\u0131karan ayg\u0131t oldu\u011fumuzu bildi\u011fimiz kadar, bu varl\u0131\u011f\u0131n yap\u0131mc\u0131s\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 da bilmekteyiz. S\u0131rt\u0131m\u0131z\u0131 d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz zaman, \u015fu manzara tan\u0131ks\u0131z kal\u0131p o karanl\u0131k s\u00fcreklili\u011fi i\u00e7inde yitip gidecektir. Ama yaln\u0131z karanl\u0131\u011fa g\u00f6m\u00fclecektir: onun hi\u00e7le\u015fip gidece\u011fini sanacak kadar \u00e7\u0131lg\u0131n insan yoktur her halde.<\/p>\n<p>Hi\u00e7le\u015fip gidecek olan biziz, toprak, yeni bir bilin\u00e7 gelip de kendisini uyand\u0131rana dek bayg\u0131n uykusuna devam edecektir. B\u00f6ylece, &#8220;gizleri bu\u00adlan&#8221; bir varl\u0131k oldu\u011fumuzu, ama ayn\u0131 zamanda, bulup or\u00adtaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feye oranla daha \u00f6nemsiz kald\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 bi\u00adliriz.<\/p>\n<p>Sanatsal yarat\u0131\u015f\u0131n belli ba\u015fl\u0131 d\u00fcrt\u00fclerinden biri, hi\u00e7 ku\u015fkusuz, d\u00fcnyaya oranla daha \u00f6nemli, oldu\u011fumuzu duyma gereksinimidir. Tarlalar\u0131n ya da denizin bulup ortaya \u00e7\u0131kar\u00add\u0131\u011f\u0131m \u015fu g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc, y\u00fczdeki \u015fu anlam\u0131, oradaki ba\u011flar\u0131 s\u0131k\u0131la\u015ft\u0131rarak, d\u00fczen olmayan yere d\u00fczen getirerek, e\u015fyalar aras\u0131ndaki ba\u015fka ba\u015fkal\u0131\u011fa zihinsel bir birlik kazand\u0131rarak bir kez \u00fcst\u00fcne, bir yaz\u0131ya d\u00f6kersem, bu g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc, bu ha\u00advay\u0131 yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131n bilincine var\u0131r\u0131m, yani yaratt\u0131\u011f\u0131m \u015feye oranla kendimi daha \u00f6nemli hissederim.<\/p>\n<p>Ama bu kez de yarat\u0131lan nesne elimden ka\u00e7\u0131p gider: bulup ortaya \u00e7\u0131karma ile yaratma i\u015fini bir arada y\u00fcr\u00fctemem. Yarat\u0131c\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmaya oranla yarat\u0131\u015f ikinci plana d\u00fc\u015fer. Bir kere, ba\u015fkalar\u0131na ke\u00adsin olarak g\u00f6z\u00fckse bile, yarat\u0131lan nesne bize hep sallant\u0131da, bekleme durumunda gibi gelir: \u015fu \u00e7izgiyi, \u015fu rengi, \u015fu s\u00f6z\u00adc\u00fc\u011f\u00fc her an de\u011fi\u015ftirebiliriz; bu y\u00fczden de yarat\u0131lm\u0131\u015f olan \u015fey hi\u00e7bir zaman bize kendini zorla kabul ettirmez. Yeni yeti\u015fen bir ressam ustas\u0131na sorar: &#8220;Tabloma ne zaman bit\u00admi\u015f g\u00f6z\u00fcyle bakmal\u0131y\u0131m.&#8221; Ustan\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u015f\u00f6yledir: &#8220;Kar\u00ad\u015f\u0131s\u0131na ge\u00e7ip de, \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla: &#8216;Ben mi yapt\u0131m bunu! dedi\u011fin zaman.&#8221;<\/p>\n<p>Bir ba\u015fka deyi\u015fle: hi\u00e7 bir zaman. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunu diyebilmek, kendi eserine ba\u015fka birinin g\u00f6zleriyle bak\u0131p yarat\u0131lan \u015feyin \u00fcst\u00fcndeki \u00f6rt\u00fcleri kald\u0131rmak anlam\u0131na gelecektir. Oy\u00adsa \u015furas\u0131 \u00e7ok a\u00e7\u0131k ki bizler ortaya konan eserden \u00e7ok, yarat\u0131c\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmam\u0131z\u0131n bilincine var\u0131r\u0131z. Bir \u00e7anak ya da bir \u00e7at\u0131<\/p>\n<p>s\u00f6z konusu oldu\u011funda ve biz bunlar\u0131 geleneksel \u00f6l\u00e7\u00fclere g\u00f6re, nas\u0131l kullan\u0131laca\u011f\u0131 belli ayg\u0131tlardan yararlanarak yapmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, ellerimizi kullanarak \u00e7al\u0131\u015fan Heideg\u00adger&#8217;in o \u00fcnl\u00fc &#8220;belirsiz insan\u0131, yani herkes&#8221;dir. Bu durumda, sonu\u00e7, g\u00f6z\u00fcm\u00fcze hala nesnelli\u011fini s\u00fcrd\u00fcrecek kadar garip g\u00f6z\u00fckebilir. Ama yarat\u0131\u015f\u0131n kurallar\u0131n\u0131, \u00f6l\u00e7\u00fcleri, de\u011fer \u00f6l\u00e7\u00fc\u00adlerini kendimiz ortaya koyuyorsak ve yarat\u0131c\u0131 itki ta i\u00e7imiz\u00adden geliyorsa, o zaman eserimizde ancak kendimizi buluruz: bu eseri yarg\u0131larken kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131z yasalar\u0131 kendimiz koy\u00admu\u015fuzdur; orada buldu\u011fumuz kendi \u00f6yk\u00fcm\u00fcz, kendi a\u015fk\u0131\u00adm\u0131z, kendi sevincimizdir; art\u0131k hi\u00e7 dokunmadan baksak bi\u00adle, bu eserde hi\u00e7 bir zaman bir sevin\u00e7 ya da bir a\u015fk bulma\u00ady\u0131z: onlar\u0131 oraya biz koyar\u0131z; bez ya da k\u00e2\u011f\u0131t \u00fczerinde elde etti\u011fimiz sonu\u00e7lar hi\u00e7 bir zaman nesnel g\u00f6z\u00fckmez bize; \u00e7ok iyi tan\u0131r\u0131z onlar\u0131 do\u011furan yollar\u0131.<\/p>\n<p>Bu yollar hep birer \u00f6znel bulu\u015f olarak kal\u0131r: bizim esinleni\u015fimiz bizim kurnazl\u0131\u011f\u0131m\u0131z, k\u0131sacas\u0131 kendimizdir bunlar, ve kendi eserimizi alg\u0131lama&#8217;ya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman, onu bir kez daha yarat\u0131r\u0131z, onu meyda\u00adna getiren i\u015flemleri kafam\u0131zda tekrarlar\u0131z, her \u00f6zelli\u011fini bir sonu\u00e7 gibi g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. B\u00f6ylece, alg\u0131lama s\u0131ras\u0131nda nesne as\u0131l \u00f6\u011fe, \u00f6zne ise \u00f6nemsiz \u00f6\u011fe gibi g\u00f6z\u00fck\u00fcr; \u00f6zne \u00f6nemlili\u011fi ya\u00adrat\u0131\u015fta arar ve bulur, ama o zaman da nesne \u00f6nemini yiti\u00adrir.<\/p>\n<p>Bu dialektik en a\u00e7\u0131k olarak yaz\u0131 sanat\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kar. \u00c7\u00fcnk\u00fc edebi nesne, ancak devinim i\u00e7inde varolan garip bir topa\u00e7t\u0131r. Bu nesneyi ortaya \u00e7\u0131karabilmek i\u00e7in okuma ad\u0131n\u0131 verdi\u011fimiz somut bir edim gereklidir ve topa\u00e7, bu okuma s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcnce vard\u0131r. Okuma kesildi mi, ka\u011f\u0131t \u00fczerindeki ka\u00adra \u00e7izgilerden ba\u015fka bir \u015fey yoktur art\u0131k kar\u015f\u0131m\u0131zda.Ayakkab\u0131c\u0131, e\u011fer \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc tutuyorsa, kendi yapt\u0131\u011f\u0131 ayakkab\u0131y\u0131 giye\u00adbildi\u011fi, bir mimar kendi yapt\u0131\u011f\u0131 evde oturabildi\u011fi halde, ya\u00adzar kendi yazd\u0131\u011f\u0131n\u0131 okuyamaz. Okurken bir tahmin y\u00fcr\u00fct\u00fcr\u00fcz, bekleriz. C\u00fcmlenin sonunu, bir sonraki c\u00fcmleyi, bir sonraki sayfay\u0131 tahmin ederiz; onlar\u0131n bu tahminleri do\u011frulamas\u0131n\u0131 ya da \u00e7\u00fcr\u00fctmesini bekleriz; okuma bir y\u0131\u011f\u0131n varsa\u00ady\u0131mdan, birbirini \u00f6zleyen d\u00fc\u015flerle uyan\u0131\u015flardan, umutlardan ve hayal k\u0131r\u0131kl\u0131klar\u0131ndan meydana gelir; okuyucular hep okuduklar\u0131 c\u00fcmlenin ilersindedirler, ilerledikleri \u00f6l\u00e7\u00fcde bir yan\u0131 y\u0131k\u0131lan, bir yan\u0131 sa\u011flamla\u015fan, bir sayfadan \u00f6tekine dur\u00admadan gerileyen ve edebi nesnenin hareketli ufkunu mey\u00addana getiren, yaln\u0131zca olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn bir gelecek i\u00e7indedir\u00adler. Beklemenin, gelece\u011fin, bilmezli\u011fin( bulunmad\u0131\u011f\u0131 yerde nesnellik olamaz. Oysa yazma i\u015finde, ger\u00e7ek okumay\u0131 ola\u00adnaks\u0131z k\u0131lan, gizli bir yar\u0131-okuma vard\u0131r. S\u00f6zc\u00fckler kalemin ucunda bi\u00e7imlendi\u011finde yazar da onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcr tabii, ama okuyucu gibi g\u00f6rmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc yazmadan \u00f6nce tan\u0131maktad\u0131r onlar\u0131, bak\u0131\u015f\u0131n\u0131n g\u00f6revi, okunmay\u0131 bekleyen bu uyuyan s\u00f6z\u00adc\u00fckleri ok\u015fayarak uyand\u0131rmak de\u011fil, imlerin ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 denetle\u00admek, d\u00fczene koymakt\u0131r; bu salt d\u00fczenleyici bir i\u015ftir asl\u0131nda, ve bak\u0131\u015f burada, k\u00fc\u00e7\u00fck iml\u00e2 yanl\u0131\u015flar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda, hi\u00e7 bir \u015fey \u00f6\u011fretmez insana. Yazar ne tahmin eder, ne de g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr: tasarlar.<\/p>\n<p>Kimi zaman kendini bekler, hani her zamanki deyimle, esinleni\u015fi bekler. Ama insan kendini, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 bekledi\u011fi gibi beklemez; yazar, gelece\u011fin daha olu\u015fmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bu gelece\u011fi kendisinin kurmas\u0131 gerekti\u011fini bildi\u011fi i\u00e7in duraksar; kahraman\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na ne gelece\u011fini he\u00adn\u00fcz bilmiyorsa, bu, yaln\u0131zca bu konuda d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015f, bir karara varmam\u0131\u015f bulundu\u011funu g\u00f6sterir; bu durumda gele\u00adcek bembeyaz bir sayfad\u0131r, oysa okuyucunun gelece\u011fi kita\u00adb\u0131n sonuyla kendisi aras\u0131nda kalan, t\u0131ka basa s\u00f6zc\u00fckle dolu \u015fu iki y\u00fcz sayfada&#8221;. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, yazar her yerde kendi bilgisiyle, kendi istemiyle, k\u0131sacas\u0131 kendi kendisiyle kar\u015f\u0131la\u00ad\u015f\u0131r, hep kendi \u00f6znelli\u011fine dokunur, yaratt\u0131\u011f\u0131 nesne elinin eremeyece\u011fi yerdedir, yazar onu kendisi i\u00e7in yaratmaz. Sonradan kendi yazd\u0131\u011f\u0131n\u0131 okusa bile \u00e7ok ge\u00e7tir art\u0131k; c\u00fcmlesi hi\u00e7 bir zaman g\u00f6z\u00fcne tam bir nesne gibi g\u00f6z\u00fckmeyecektir.<\/p>\n<p>\u00d6znelin s\u0131n\u0131r\u0131na dek gider, ama bu s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015famaz, bir \u00e7izgi\u00adnin, bir \u00f6zdeyi\u015fin, yerini bulmu\u015f bir s\u0131fat\u0131n etkisini be\u011fe\u00adnir; ama bu, onlar\u0131n ba\u015fkas\u0131 \u00fczerinde yapacaklar\u0131 etkidir; yazar bu etkiyi be\u011fenebilir, ama duyamaz. Proust, Char\u00adlus&#8217;\u00fcn homoseks\u00fcelli\u011fini sonradan ke\u015ffetmedi, \u00e7\u00fcnk\u00fc kita\u00adba ba\u015flamadan buna karar vermi\u015fti. Ve eser g\u00fcn\u00fcn birinde yazan i\u00e7in nesnelli\u011fe benzer bir \u015fey kazan\u0131rsa, bunun ne\u00addeni, aradan y\u0131llar ge\u00e7mi\u015f, yazar\u0131n eseri unutmu\u015f olmas\u0131n\u00addad\u0131r, art\u0131k onun i\u00e7ine giremeyi\u015finde ve onu yeniden ya\u00adzamayacak duruma gelmi\u015f olmas\u0131ndad\u0131r. \u00d6mr\u00fcn\u00fcn sonun\u00adda Toplum S\u00f6zle\u015fmesi&#8217;ni okuyan Rousseau gibi.<\/p>\n<p>Demek ki insan\u0131n kendisi i\u00e7in yazmas\u0131 diye bir \u015fey yoktur: b\u00f6yle bir \u015fey tam bir bozgun olurdu; insan heye\u00adcanlar\u0131n\u0131 ka\u011f\u0131t \u00fcst\u00fcne d\u00f6kmekle onlara g\u00fc\u00e7 bela cans\u0131z bir uzant\u0131 sa\u011flayabilir belki. Yarat\u0131c\u0131 edim, bir eserin ortaya \u00e7\u0131\u00adk\u0131\u015f\u0131ndaki noksan ve soyut bir andan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir; e\u011fer yazar tek ba\u015f\u0131na ya\u015fasayd\u0131, istedi\u011fi kadar yazs\u0131n, eser hi\u00e7 bir zaman bir nesne gibi ortaya \u00e7\u0131kmayacak ve yazar\u0131n ya kalemi b\u0131rakmas\u0131, ya da umutsuzlu\u011fa kap\u0131lmas\u0131 gereke\u00adcekti. Ama yazma i\u015fleminin kar\u015f\u0131s\u0131nda dialektik bir ba\u011fla\u015f\u0131k terim, yani okuma i\u015flemi vard\u0131r ve birbirine ba\u011fl\u0131 bu iki edim iki ayr\u0131 edimci gerektirir. Zihnin eseri olan bu so\u00admut ve hayali nesneyi yazarla okuyucunun birle\u015fik \u00e7abas\u0131 ortaya \u00e7\u0131karacakt\u0131r. Sanat ancak ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in ve onun arac\u0131\u00adl\u0131\u011f\u0131yla vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de okuma, alg\u0131lama ile yarat\u0131\u015f\u0131m bire\u015fimi gi\u00adbidir1; hem \u00f6znenin, hem de nesnenin \u00f6nemli oldu\u011funu g\u00f6sterir; nesne \u00f6nemlidir, \u00e7\u00fcnk\u00fc kesin olarak a\u015fk\u0131nd\u0131r, ken\u00addine \u00f6zg\u00fc yap\u0131lar\u0131 zorla benimsetir ve onu beklemek ve g\u00f6z\u00adlemek zorunlu\u011fu vard\u0131r; ama \u00f6zne de \u00f6nemlidir, \u00e7\u00fcnk\u00fc yaln\u0131zca nesneyi ortaya \u00e7\u0131karmak i\u00e7in (yani ortada bir nesne\u00adnin mevcut olmas\u0131 i\u00e7in gereken \u015feyi yapmak \u00fczere) de\u011fil, ayr\u0131ca bu nesnenin mutlak bir bi\u00e7imde varolmas\u0131 (yani bu nesneyi yaratmak) i\u00e7in gereklidir. K\u0131sacas\u0131, okuyucu hem ke\u015ffetti\u011finin, hem de yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131n bilincine var\u0131r, yarat\u0131r\u00adken ke\u015ffetti\u011fini, ke\u015ffederken yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 fark eder. Ger\u00e7ek\u00adten de, okuman\u0131n mekanik bir i\u015flem oldu\u011fu ve, bir foto\u011fraf ka\u011f\u0131d\u0131n\u0131n \u0131\u015f\u0131ktan etkileni\u015fi gibi, okuyucunun da imlerden etkilendi\u011fi san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. E\u011fer okuyucu dalg\u0131n, yorgun, aptal, ya da \u015fa\u015fk\u0131nsa, ili\u015fkilerin \u00e7o\u011fu g\u00f6z\u00fcnden ka\u00e7acak, nesneyi &#8220;alamayacakt\u0131r&#8221; (bu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc ate\u015f &#8220;almak&#8221; ya da &#8220;almamak&#8221; deyimlerindeki anlam\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir); karanl\u0131\u011f\u0131n i\u00e7inden sanki rasgele bir tak\u0131m c\u00fcmleler \u00e7ekip \u00e7\u0131karacakt\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fer iyi bir g\u00fcn\u00fcndeyse, s\u00f6zc\u00fcklerin \u00f6tesinde bire\u015fimsel bir bi\u00e7im tasarlayacakt\u0131r ki, her c\u00fcmle bu bi\u00e7i\u00admin ufak bir i\u015flevinden ba\u015fka bir \u015fey olmayacakt\u0131r: &#8220;tema&#8221;, &#8220;konu&#8221; ya da &#8220;anlam&#8221;. B\u00f6ylece, daha i\u015fin ba\u015f\u0131nda g\u00f6\u00adr\u00fcl\u00fcyor ki anlam s\u00f6zc\u00fcklerde de\u011fildir, \u00e7\u00fcnk\u00fc tam tersine, bu s\u00f6zc\u00fcklerin her birinin imlemini anlamam\u0131za yard\u0131m eden \u015fey anlam\u0131n kendisidir; ve dil arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ger\u00e7ekle\u015fmesine ra\u011fmen, edebi nesne, hi\u00e7 bir zaman dilin i\u00e7inde verilmemi\u015f\u00adtir; tam tersine, yap\u0131s\u0131 gere\u011fi, sessizliktir, s\u00f6z\u00fcn yads\u0131nma\u00ads\u0131d\u0131r. Nitekim bir kitapta yan yana uz at\u0131lm\u0131\u015f duran y\u00fcz bin s\u00f6zc\u00fck birer birer okunsa bile, eserin anlam\u0131 ortaya \u00e7\u0131kmayabilir; anlam s\u00f6zc\u00fcklerin toplam\u0131 de\u011fildir, onlar\u0131n \u00f6r\u00adgensel (organique) b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr. E\u011fer okuyucu bu sessiz\u00adli\u011fe bir anda ve hemen hemen k\u0131lavuzsuz eri\u015femezse, hi\u00e7 bir \u015fey yap\u0131lmam\u0131\u015f demektir. K\u0131sacas\u0131, e\u011fer okuyucu bu sessizli\u011fi kafas\u0131nda uydurmazsa ve sonra da uykudan uyand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 s\u00f6zc\u00fckleri ve c\u00fcmleleri onun i\u00e7ine yerle\u015ftirmez ve orada tutmazsa, hi\u00e7 bir \u015fey elde edilemez. E\u011fer bana, bu i\u015fleme ikinci bir icat ya da bulu\u015f ad\u0131n\u0131 vermenin daha uygun d\u00fc\u015fece\u011fini s\u00f6ylerseniz, ben de size b\u00f6yle bir icad\u0131n, ilk icat kadar yeni ve benzersiz bir edim olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylerim. \u00d6zellikle de, bir nesne daha \u00f6nce hi\u00e7 varolmad\u0131ysa, onu ne yeniden icat etmek, ne de ke\u015ffetmek s\u00f6z konusu olabilir, derim.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc, yazar\u0131n as\u0131l ere\u011fi sessizlikse de, kendisi bu\u00adnu hi\u00e7 bir zaman tadamam\u0131\u015ft\u0131r; onun sessizli\u011fi \u00f6zneldir ve dilden sonra gelir, s\u00f6zc\u00fck yoklu\u011fudur bu, esinleni\u015fin kay\u0131t\u00ads\u0131zla\u015fm\u0131\u015f ve ya\u015fanm\u0131\u015f sessizli\u011fidir; s\u00f6z, sonradan onu ken\u00addine \u00f6zg\u00fc k\u0131lacakt\u0131r; oysa okuyucunun yaratt\u0131\u011f\u0131 sessizlik bir nesnedir. Ve bu nesnenin i\u00e7inde daha ba\u015fka sessizlikler vard\u0131r: yazar\u0131n s\u00f6ylemedi\u011fi \u015feylerdir bunlar. Burada s\u00f6z ko\u00adnusu olan, okuman\u0131n ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 nesnenin d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7 bir anlam ta\u015f\u0131yamayacak pek \u00f6zel niyetlerdir; bununla bir\u00adlikte ona yo\u011funluk kazand\u0131ran ve \u015fu benzersiz \u00e7ehreyi ve\u00adren de i\u015fte bu niyetlerdir. Bu niyetlerin dile getirilmemi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemek yetersizdir: onlar asl\u0131nda dile getirilmesi olanaks\u0131z \u015feylerdir.<\/p>\n<p>Ve i\u015fte bu y\u00fczden okuman\u0131n hi\u00e7 bir belli an\u0131nda bulamay\u0131z onlar\u0131; her yerde vard\u0131rlar, hi\u00e7 bir yerde yokturlar: Grand Maulnes&#8217;\u00fcn o ola\u011fan\u00fcst\u00fc niteli\u011fi, Armance&#8217;\u0131n s\u00fcsl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc, Kafka mitolojisindeki ger\u00e7eklik ve do\u011fruluk pay\u0131, b\u00fct\u00fcn bunlar hi\u00e7 bir yerde verilmemi\u015ftir; okuyucunun, yaz\u0131l\u0131 \u015feyi hi\u00e7 durmadan a\u015farak b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 kafas\u0131nda yaratmas\u0131 gerekir. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz yazar ona yol g\u00f6sterir; ama sadece yol g\u00f6sterir; koydu\u011fu i\u015faret kaz\u0131kla\u00adr\u0131n\u0131n aras\u0131 bo\u015ftur, bu bo\u015fluklar\u0131 doldurmak gerekir, onlar\u0131n \u00f6tesine ge\u00e7mek gerekir. S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131, okuma k\u0131lavuzlu bir yarat\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de, bir bak\u0131ma, edebi nesnede okuyu\u00adcunun \u00f6znelli\u011finden ba\u015fka bir \u00f6z yoktur: Raskolnikof&#8217;un bekleyi\u015fi, ona \u00f6d\u00fcn\u00e7 verdi\u011fim, kendi bekleyi\u015fimdir; oku\u00adyucunun bu sab\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 olmasa, ortada c\u0131l\u0131z imlerden ba\u015fka bir \u015fey kalmayacakt\u0131r; sorgu yarg\u0131c\u0131na duydu\u011fu nefret, be\u00adnim imler taraf\u0131ndan k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131lan, elde edilen nefretimdir, ve sorgu yarg\u0131c\u0131n\u0131n kendisi bile, Raskolnikof arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ona duydu\u011fum nefret olmadan varolamayacakt\u0131r; bu nefret\u00adtir ona can veren, etidir bu onun. Ama \u00f6te yandan s\u00f6zc\u00fckler, duygular\u0131m\u0131z\u0131 k\u0131\u015fk\u0131rtmak ve sonra onlar\u0131 bize do\u011fru yans\u0131tmak \u00fczere kurulmu\u015f birer tuzak gibi oradad\u0131rlar; her s\u00f6zc\u00fck bir a\u015fk\u0131nl\u0131k yoludur, o duygulan\u0131mlar\u0131m\u0131z\u0131 haberdar eder, adland\u0131r\u0131r, hayali bir ki\u015fiye y\u00fckler, bu ki\u015fi de onlar\u0131 bizim yerimize ya\u015far ve onun bu \u00f6d\u00fcn\u00e7 al\u0131nm\u0131\u015f tutkular\u00addan ba\u015fka bir \u00f6z\u00fc yoktur; s\u00f6zc\u00fck bu tutkulara birer ama\u00e7, birer perspektif, bir ufuk kazand\u0131r\u0131r<\/p>\n<p>B\u00f6ylece, okuyucu i\u00e7in, her \u015fey yap\u0131lmay\u0131 beklemektedir ve her \u015fey daha \u00f6nce yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r; eser ancak onun yetenekleri \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde vard\u0131r; okudu\u011fu ve yaratt\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada, her an anlamay\u0131 daha ileri g\u00f6\u00adt\u00fcr\u00fclebilece\u011fini, daha derinine yaratabilece\u011fini bilir; ve bu y\u00fczden de eser ona e\u015fya gibi t\u00fckenmek bilmez ve kat\u0131 ola\u00adrak g\u00f6z\u00fck\u00fcr. \u00d6znelli\u011fimizin \u00fcr\u00fcnleri \u015feklinde ortaya \u00e7\u0131kt\u0131k\u00ad\u00e7a, g\u00f6zlerimizin \u00f6n\u00fcnde ge\u00e7irimsiz nesnellikler halinde do\u00adnup kalan bu de\u011ferli ve mutlak \u00fcretimi biz, Kant&#8217;\u0131n tanr\u0131sal Ak\u0131l&#8217;a \u00f6zg\u00fc diye g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015fu &#8220;ak\u0131lsal sezgi&#8221;ye benzete\u00adbiliriz pekala.<\/p>\n<p>Yarat\u0131\u015f ancak okumada b\u00fct\u00fcnlendi\u011fine, sanat\u00e7\u0131 ba\u015fla\u00add\u0131\u011f\u0131 i\u015fi bitirme g\u00f6revini bir ba\u015fkas\u0131na b\u0131rakmak zorunda ol\u00addu\u011funa ve ancak okuyucunun bilinci arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla kendisini eserinin \u00f6nemli bir \u00f6\u011fesi olarak yakalayabildi\u011fine g\u00f6re, her edebi eser bir \u00e7a\u011fr\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Yazmak, benim dil arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla giri\u015fti\u011fim ortaya \u00e7\u0131kar\u0131\u015f\u0131 nesnel varl\u0131k durumuna ge\u00e7irmesi i\u00e7in okuyucuya \u00e7a\u011fr\u0131da bulunmakt\u0131r. Ve e\u011fer yazar\u0131n neye \u00e7a\u011f\u00adr\u0131da .bulundu\u011funu soracak olursan\u0131z, cevap \u00e7ok basittir, Her kitapta, estetik nesnenin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 gerektirecek kadar neden de\u011fil de, yaln\u0131zca bu nesnenin yarat\u0131lmas\u0131 i\u00e7in bir tak\u0131m \u00e7a\u011fr\u0131lar bulundu\u011fundan; ayr\u0131ca yazar\u0131n zihninde bu i\u015f i\u00e7in yeterli bir neden mevcut olmad\u0131\u011f\u0131 ve hi\u00e7 bir zaman elinden kurtulamayaca\u011f\u0131 \u00f6znelli\u011fi de nesnelli\u011fe ge\u00e7i\u015f i\u00e7in yeterli bir sebep olmad\u0131\u011f\u0131ndan, sanat eserinin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, daha \u00f6nce elde bulunan verilerle a\u00e7\u0131klanamayacak yeni bir olayd\u0131r. Ve bu k\u0131lavuzlu yarat\u0131\u015f mutlak bir ba\u015flang\u0131\u00e7 oldu\u00ad\u011funa g\u00f6re, sanat eserini okuyucunun \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc, hem de en katk\u0131s\u0131z \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc yaratmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse yazar, eserinin ortaya konu\u015funa yard\u0131m etmesi i\u00e7in okuyucunun \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne \u00e7a\u011fr\u0131da bulunmaktad\u0131r. Denecek ki, b\u00fct\u00fcn ara\u00e7lar \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u00ad\u011f\u00fcm\u00fcze hitap eder, \u00e7\u00fcnk\u00fc bunlar ger\u00e7ekle\u015febilecek bir eyle\u00admin ayg\u0131tlar\u0131d\u0131r ve bu konuda, sanat eseri biricik \u00f6rnek de\u011fildir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de ara\u00e7, bir i\u015flemin donup kalm\u0131\u015f tasla\u011f\u0131d\u0131r. Bununla birlikte ara\u00e7, varsay\u0131msal emir kipi d\u00fczeyin\u00adde kal\u0131r: bir \u00e7ekici, bir sand\u0131\u011f\u0131 \u00e7akmakta ya da kom\u015fumu gebertmekte kullanabilirim. Kendi ba\u015f\u0131na ele ald\u0131\u011f\u0131mda, \u00e7e\u00adki\u00e7 \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcme y\u00f6netilmi\u015f bir \u00e7a\u011fr\u0131 de\u011fildir, beni \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u00ad\u011f\u00fcmle y\u00fcz y\u00fcze getirmez, yapaca\u011f\u0131m i\u015fde kullan\u0131lacak yol\u00adlar\u0131 \u00f6zg\u00fcrce bulabilmenin yerine bir dizi geleneksel d\u00fczen\u00adli davran\u0131\u015f ge\u00e7irerek daha \u00e7ok \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcme hizmet etme ere\u011fini ta\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Kitapsa \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcme hizmet etmez: onu gerektirir. Ger\u00e7ekten de sahici \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc zorlama, b\u00fcy\u00fcleme ya da yalvarmalarla \u00e7a\u011f\u0131ramazs\u0131n\u0131z. Ona eri\u015febilmek i\u00e7in tek bir yol vard\u0131r: ilkin onu tan\u0131mak, sonra da g\u00fcvenmek; en sonunda da ondan, kendi ad\u0131na, yani ona duydu\u011fumuz g\u00fc\u00adven ad\u0131na, bir edim istemek. Demek ki kitap, ara\u00e7 gibi, herhangi bir amaca varman\u0131n bir yolu de\u011fildir: O kendini okuyucunun \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc \u00f6n\u00fcne bir ama\u00e7 gibi \u00e7\u0131kar\u0131r. Kant&#8217;\u0131n &#8220;ama\u00e7s\u0131z ama\u00e7l\u0131l\u0131k&#8221; deyimi, bence, sanat eserini nitelemeye hi\u00e7 uygun d\u00fc\u015fmeyen bir deyimdir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de bu deyim, estetik nesnenin yaln\u0131zca bir ereklilik d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 ve hayal g\u00fcc\u00fcn\u00fcn \u00f6zg\u00fcr ve d\u00fczenli oyununu gerektirmekten \u00f6te ge\u00e7medi\u011fini i\u00e7ermektedir. Bunu ileri s\u00fcrmek, se\u00adyircinin hayal g\u00fcc\u00fcnde yaln\u0131zca d\u00fczenleyici de\u011fil, ayn\u0131 zamanda kurucu bir i\u015flev bulundu\u011funu unutmakt\u0131r; oyun oynamaz bu hayalg\u00fcc\u00fc, onun g\u00f6revi sanat\u00e7\u0131n\u0131n b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 izlere g\u00f6re g\u00fc\u00adzel nesneyi yaratmakt\u0131r.<\/p>\n<p>O, zihnin \u00f6teki i\u015flevleri gibi, kendi kendisine bak\u0131p zevklenemez, hep d\u0131\u015fardad\u0131r, hep bir giri\u00ad\u015fime ba\u011fl\u0131d\u0131r. E\u011fer bir nesnede, b\u00f6yle bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnmedi\u011fi\u00admiz anda bile bir ama\u00e7 bulundu\u011funu kabul ettirecek kadar kurallara uygun bir d\u00fczenlilik bulunsayd\u0131, o zaman ama\u00e7s\u0131z ama\u00e7l\u0131l\u0131ktan s\u00f6z edilebilirdi..G\u00fczeli bu t\u00fcrl\u00fc tan\u0131mlasak sanat\u0131n g\u00fczelli\u011fiyle do\u011fal g\u00fczelli\u011fi bir tutabilirdik. (Kant&#8217;\u0131n amac\u0131 da budur zaten) -; \u00e7\u00fcnk\u00fc, \u00f6rne\u011fin bir \u00e7i\u00e7ekte o ka\u00addar \u00e7ok bak\u0131\u015f\u0131m (symetrie), \u00f6ylesine birbirine uyan renk\u00adler, \u00f6ylesine d\u00fczg\u00fcn \u00e7izgiler vard\u0131r ki, insan\u0131n i\u00e7inden daha ilk anda b\u00fct\u00fcn bu \u00f6zelliklerde ama\u00e7\u00e7\u0131 bir a\u00e7\u0131klama aramak ve bunlar\u0131 bilinmez bir amaca y\u00f6nelmi\u015f yollar gibi g\u00f6rmek gelir. Ama d\u00fcped\u00fcz bir yan\u0131lmad\u0131r bu: do\u011fadaki g\u00fczellikle sanattaki g\u00fczelli\u011fin en ufak bir ili\u015fkisi yoktur. Sanat eseri bir ama\u00e7 g\u00fctmez; bu konuda Kant&#8217;la ayn\u0131 fikirdeyiz. Ama bu, sanat eserinin kendisinin bir ama\u00e7 olu\u015fundan ileri gel\u00admektedir. Kant&#8217;\u0131n form\u00fcl\u00fc her tablonun, her yontunun, her kitab\u0131n i\u00e7inde \u00e7\u0131nlayan \u00e7a\u011fr\u0131y\u0131 hi\u00e7 hesaba katmamaktad\u0131r. Kant eserin \u00f6nce bir olgu gibi, ancak daha sonra bir g\u00f6r\u00fc gibi varoldu\u011funu san\u0131yor.<\/p>\n<p>Oysa eser ancak kendisine bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman vard\u0131r ve \u00f6ncelikle de katk\u0131s\u0131z bir \u00e7a\u011fr\u0131, katk\u0131s\u0131z bir vara gerektirimidir. O, varl\u0131\u011f\u0131 belli, ere\u011fi ise belirsiz bir ayg\u0131t de\u011fildir: yerine getirilmesi gerekli bir \u00f6dev gibi \u00e7\u0131kar kar\u015f\u0131m\u0131za, daha ilk anda \u015farts\u0131z emir kipi i\u00e7inde yer al\u0131r. \u015eu kitab\u0131 masaya b\u0131rak\u0131vermek b\u00fct\u00fcn\u00fcyle elinizdedir. Ama a\u00e7t\u0131\u011f\u0131n\u0131z an, sorumlulu\u011funu y\u00fcklenmi\u015fsiniz demektir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, \u00f6znelli\u011fin \u00f6zg\u00fcr i\u015fleyi\u015finden al\u0131nan tadda de\u011fil, bir buyru\u011fun gerektirdi\u011fi yarat\u0131c\u0131 edimde ortaya \u00e7\u0131\u00adkar. De\u011fer dedi\u011fimiz \u015fey de i\u015fte bu ama\u00e7; a\u015fk\u0131n, ama seve seve katlan\u0131lan, en ger\u00e7ek \u00f6zg\u00fcrl\u00fckle uyulan bu buyruktur. Sanat eseri, bir \u00e7a\u011fr\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in bir de\u011ferdir.<\/p>\n<p>E\u011fer okuyucumu benim giri\u015fti\u011fim i\u015fi sona erdirmeye \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yorsam, \u015furas\u0131 \u00e7ok a\u00e7\u0131k ki, onu katk\u0131s\u0131z bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, katk\u0131s\u0131z bir yarat\u0131c\u0131 g\u00fc\u00e7, ko\u015fulsuz bir etkinlik gibi g\u00f6r\u00fcyo\u00adrum demektir; bu durumda, hi\u00e7 bir zaman onun edilginli\u00ad\u011fine \u00e7a\u011fr\u0131da bulunamam, yani onu etkilemeye, ona bir anda korku, istek ya da k\u0131zg\u0131nl\u0131k gibi heyecanlar vermeye kalk\u0131\u015fa\u00admam. Tahmin edilmeleri, y\u00f6netilebilmeleri m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu ve elde, \u00f6nceden denenip etkinlikleri g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f yollar bulundu\u011fu i\u00e7in, yaln\u0131zca bu heyecanlar\u0131 k\u0131\u015fk\u0131rtmakla u\u011fra\u015fan yazarlar da var tabii. Ama, ta eski \u00e7a\u011flardan beri, sahneye \u00e7ocuk sokmakla su\u00e7lanan Euripides gibi, bu yazarlar da b\u00f6yle dav\u00adrand\u0131klar\u0131 i\u00e7in su\u00e7lanmaktad\u0131r. Tutkunun bulundu\u011fu yerde \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ba\u015fkala\u015fm\u0131\u015f, yabanc\u0131la\u015fm\u0131\u015f durumdad\u0131r; kendini ufak tefek \u015feylere k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne kapt\u0131rd\u0131\u011f\u0131ndan, as\u0131l i\u015fi olan mutlak bir ama\u00e7 yaratmay\u0131 unutur.<\/p>\n<p>O zaman kitap, kin ya da arzuyu besleyen bir ara\u00e7 olur \u00e7\u0131kar. Yazar okuyucuyu al\u00adlak bullak etme pe\u015finde ko\u015fmamal\u0131d\u0131r, yoksa kendi kendi\u00adsiyle \u00e7eli\u015fir; ille de bir \u015feyler beklemek istiyorsa, yaln\u0131zca yerine getirilecek g\u00f6revi \u00f6nermelidir.<\/p>\n<p>Sanat eserinin belli ba\u015fl\u0131 niteli\u011fi, yani katk\u0131s\u0131z bir sunu olma niteli\u011fi de bura\u00addan geliyor i\u015fte: okuyucunun elinde belli bir estetik geri \u00e7e\u00adkilme pay\u0131 bulunmal\u0131d\u0131r. Gautier&#8217;nin, budalaca, &#8220;sanat i\u00e7in sanat&#8221; kuram\u0131yla, Parnas\u00e7\u0131lar\u0131n da sanat\u00e7\u0131n\u0131n kay\u0131ts\u0131zl\u0131\u011f\u0131yla kar\u0131\u015ft\u0131rd\u0131klar\u0131 \u015fey i\u015fte budur. S\u00f6z konusu olan \u015fey yaln\u0131zca bir sak\u0131n\u0131md\u0131r ve Genet buna, daha do\u011fru bir deyimle, &#8220;ya\u00adzar\u0131n okuyucuya kar\u015f\u0131 nezaketi&#8221; ad\u0131n\u0131 veriyor. Ama bu de\u00admek de\u011fildir ki yazar kalk\u0131p bilmem hangi soyut ve kav\u00adramsal bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe \u00e7a\u011fr\u0131da bulunsun. Estetik nesne ancak duygularla yarat\u0131l\u0131r; e\u011fer dokunakl\u0131ysa, bu ancak bizim g\u00f6zya\u015flar\u0131m\u0131zda ortaya \u00e7\u0131kar; g\u00fcl\u00fcn\u00e7se, bunu ancak bi\u00adzim g\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcz kan\u0131tlayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Ne var ki bu duygular ayr\u0131 bir t\u00fcrdedir: \u00e7\u0131k\u0131\u015f noktalar\u0131nda \u00f6zg\u00fcrl\u00fck vard\u0131r onlar\u0131n, \u00f6d\u00fcn\u00e7 verilmi\u015ftirler. Anlat\u0131ya ba\u011flad\u0131\u011f\u0131m inan\u00e7 bile g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131yla verilmi\u015f bir inan\u00e7t\u0131r. S\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn H\u0131ristiyanca anla\u00adm\u0131yla, bir Tutku&#8217;dur bu, yani yapt\u0131\u011f\u0131 \u00f6zveriyle a\u015fk\u0131n bir sonu\u00e7 elde etmek \u00fczere, bile bile edilginlik durumuna giren bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fckt\u00fcr. Okuyucu kendini safla\u015ft\u0131r\u0131r, safl\u0131k i\u00e7ine iner ve safl\u0131k, sonunda bir d\u00fc\u015f gibi \u00fczerine \u00e7\u00f6kse bile, \u00f6z\u00adg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn her an bilincindedir. Zaman zaman yazarlar\u0131 \u015fu ikilem i\u00e7ine kapatmak istediler: &#8220;Ya anlatt\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u00f6yk\u00fcye ina\u00adnd\u0131r, ki bu dayan\u0131lacak \u015fey de\u011fildir; ya da hi\u00e7 inan\u0131lmaz, ki bu da g\u00fcl\u00fcn\u00e7t\u00fcr.&#8221; Ama bunun kan\u0131t\u0131 sa\u00e7ma, \u00e7\u00fcnk\u00fc estetik bilincin \u00f6zelli\u011fi, ba\u011flanma yoluyla, yemin ederek inanma\u00add\u0131r; kendi kendine ve yazara s\u00fcrekli olarak inanmad\u0131r; inan\u00admay\u0131 se\u00e7mek \u00fczere hi\u00e7 durmadan yenilenen bir se\u00e7medir. Her an uyanabilirim ve bilirim bunu; ama istemem: oku\u00adma, \u00f6zg\u00fcr bir d\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00d6yle ki, bu hayal\u00ee inanca dayanarak oynanan b\u00fct\u00fcn bu duygular, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn \u00f6zel dalgalanma\u00adlar\u0131 gibidirler; onlar, bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc \u00f6z\u00fcmlemek ya gizlemek \u015f\u00f6yle dursun, tam tersine, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn kendi kendisini ke\u015ffedebilmek \u00fczere se\u00e7ti\u011fi yollard\u0131r. Daha \u00f6nce de s\u00f6y\u00adledim: Raskolnikof, kendisine duydu\u011fum ve onu ya\u015fatan \u015fu tiksinti ve sevgi kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 olmasa, g\u00f6lge gibi kalacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Ama, hayal\u00ee nesneye \u00f6zg\u00fc bir tersy\u00fcz olu\u015fla, tiksintimi ya da be\u011fenmemi k\u0131\u015fk\u0131rtan onun davran\u0131\u015flar\u0131 olmay\u0131p, tersine, Raskolnikof&#8217;un davran\u0131\u015flar\u0131na yo\u011funluk ve nesnellik kazan\u00add\u0131ran benim tiksintim ve be\u011feni\u015fimdir. Demek ki, okuyucu\u00adnun duygulan\u0131mlar\u0131 hi\u00e7 bir zaman nesnenin etkisi alt\u0131nda de\u011fildir ve hi\u00e7 bir d\u0131\u015f ger\u00e7eklik onlar\u0131 ko\u015fulland\u0131ramayaca\u00ad\u011f\u0131 i\u00e7in, kaynaklar\u0131n\u0131 s\u00fcrekli olarak \u00f6zg\u00fcrl\u00fckten al\u0131rlar, yani bu duygulan\u0131mlar tepeden t\u0131rna\u011fa c\u00f6merttirler &#8211; \u00e7\u00fcnk\u00fc ben, ba\u015flang\u0131c\u0131nda da, bitiminde de \u00f6zg\u00fcrl\u00fck bulunan bir duygu\u00adlan\u0131ma c\u00f6mert derim. Bu duruma g\u00f6re, okuma bir c\u00f6mertlik temrinidir; ve yazar\u0131n okuyucudan bekledi\u011fi, soyut bir \u00f6z\u00adg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn uygulanmas\u0131 de\u011fil, tutkular\u0131, \u00f6nyarg\u0131lar\u0131, be\u011fenile\u00adri, cinsel mizac\u0131 ve de\u011fer \u00f6l\u00e7\u00fcleriyle b\u00fct\u00fcn ki\u015fili\u011fini verme\u00adsidir. Yaln\u0131z bu ki\u015filik elia\u00e7\u0131kl\u0131kla verilecektir; yazar\u0131n y\u00fc\u00adre\u011fi \u00f6zg\u00fcrl\u00fck doludur ve bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fck duyarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n en karanl\u0131k yanlar\u0131n\u0131 bile de\u011fi\u015ftirmektedir. Ve nas\u0131l etkinlik nes\u00adneyi daha iyi yaratmak \u00fczere edilgenle\u015ftiyse, ayn\u0131 \u015fekilde edilginlik de bir edim olmakta, okuyan insan en y\u00fcksek duyarl\u0131k d\u00fczeyine ula\u015fmaktad\u0131r. \u0130\u015fte bu y\u00fczden, y\u00fcrekleri\u00adnin kat\u0131l\u0131\u011f\u0131yla tan\u0131nm\u0131\u015f ki\u015filerin hayali mutsuzluklar kar\u015f\u0131\u00ads\u0131nda g\u00f6zya\u015f\u0131 d\u00f6kt\u00fc\u011f\u00fcne tan\u0131k oluruz; bu gibiler bir an i\u00e7in, \u00f6m\u00fcrleri boyunca kendi \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerini kendi g\u00f6zlerin\u00adden saklamam\u0131\u015f bulunsalard\u0131 nas\u0131l olacak idiyseler \u00f6yle olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Demek ki yazar, okuyucular\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne \u00e7a\u011fr\u0131da bu\u00adlunmak i\u00e7in yazar ve bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn eserini canland\u0131rmas\u0131n\u0131 bekler. Ama bununla yetinmez ve okuyuculardan, onlara g\u00f6s\u00adterdi\u011fi g\u00fcveni kendisine g\u00f6stermelerini, kendi yarat\u0131c\u0131 \u00f6z\u00adg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc tan\u0131malar\u0131n\u0131 ve bak\u0131\u015f\u0131k ve ters y\u00f6nl\u00fc bir \u00e7a\u011fr\u0131y\u00adla bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc davet etmelerini ister. Ve i\u015fte bu noktada okuman\u0131n bir ba\u015fka dialektik \u00e7eli\u015fkisi ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor: ken\u00addi \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz\u00fc hissetti\u011fimiz oranda ba\u015fkas\u0131n\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u00ad\u011f\u00fcne sayg\u0131 duyar\u0131z; ba\u015fkas\u0131 bizden ne kadar \u00e7ok \u015fey bek\u00adlerse, biz de ba\u015fkas\u0131ndan o kadar \u00e7ok \u015fey bekleriz.<\/p>\n<p>Bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm kar\u015f\u0131s\u0131nda heyecan duydu\u011fum zaman, bu g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc yaratan\u0131n ben olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131 \u00e7ok iyi bilirim; ama ben olmasam, g\u00f6zlerimin \u00f6n\u00fcnde a\u011fa\u00e7lar, yapraklar, toprak ve otlar aras\u0131nda beliren ili\u015fkilerin varolmayaca\u011f\u0131n\u0131 da bilirim. Renklerin uyu\u015fumunda, bi\u00e7imlerin birbirine uygun\u00adlu\u011funda ve r\u00fczgar\u0131n do\u011furdu\u011fu hareketlerde yakalad\u0131\u011f\u0131m \u015fu ama\u00e7l\u0131l\u0131k g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131k1ayamayaca\u011f\u0131m\u0131 pek iyi bilirim. Bununla birlikte o vard\u0131r, g\u00f6zlerimin \u00f6n\u00fcndedir ve asl\u0131nda ben, ancak daha \u00f6nceden varolan bir \u015feyi,var edebilirim, ama, Tanr\u0131&#8217;ya inansam bile, evrensel Tanr\u0131 \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131yla g\u00f6z\u00fc\u00adm\u00fcn \u00f6n\u00fcndeki \u00f6zel g\u00f6r\u00fcn\u00fcm aras\u0131nda, salt s\u00f6zsel bir ilinti d\u0131\u015f\u0131nda, hi\u00e7 bir ilinti kuramam: Tanr\u0131&#8217;n\u0131n manzaray\u0131 ben zevk alay\u0131m diye yaratt\u0131\u011f\u0131 ya da beni bu manzaradan ho\u015flanay\u0131m diye yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek, soruyu cevap yerine koymakt\u0131r. \u015eu mavi ile \u015fu ye\u015fil aras\u0131ndaki uyum isteyerek mi yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Nas\u0131l bilebilirim bunu? Evrensel bir yaratan fikri, hi\u00e7 bir \u00f6zel niyetin do\u011frulu\u011funu garantileyemez; hele \u015fu ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z du\u00adrumda &#8230; \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7imenin ye\u015fili biyolojik yasalarla, pek \u00f6zel s\u00fcrekliliklerle, co\u011frafi bir gerekircilikle a\u00e7\u0131klanmaktad\u0131r, oy\u00adsa suyun mavili\u011fi \u0131rma\u011f\u0131n derinli\u011finden, topra\u011f\u0131n yap\u0131s\u0131n\u00addan, suyun ak\u0131\u015f h\u0131z\u0131ndan gelmektedir. Renklerin bir araya geli\u015fi, e\u011fer bir iste\u011fe ba\u011fl\u0131ysa, ancak \u00fcst\u00fcne \u00fcstl\u00fck olabilir; iki neden dizisinin rasla\u015fmas\u0131d\u0131r bu, yani, ilk bak\u0131\u015fta, bir raslant\u0131 sonucudur. En iyi durumda bile, &#8220;ama\u00e7l\u0131l\u0131k&#8221; karanl\u0131k bir \u015fey olarak kalmaktad\u0131r. Buldu\u011fumuz b\u00fct\u00fcn ilintiler birer varsay\u0131md\u0131r; hi\u00e7 bir ama\u00e7 \u00f6n\u00fcm\u00fcze bir buyruk gibi \u00e7\u0131kma\u00admaktad\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu ama\u00e7lar\u0131n hi\u00e7 biri bir yarat\u0131c\u0131 taraf\u0131ndan istenmi\u015f oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a belli etmemektedir.. Nitekim, do\u00ad\u011fal \u00f6zellik hi\u00e7 bir zaman \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcze \u00e7a\u011fr\u0131da bulunmaz. Daha do\u011frusu, yapraklar\u0131n, bi\u00e7imlerin, hareketlerin b\u00fct\u00fc\u00adn\u00fcnde, d\u00fczene benzer bir \u015fey, yani bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc gerekti\u00adriyormu\u015f gibi duran, ama bak\u0131\u015flar alt\u0131nda eriyip giden yalanc\u0131 bir \u00e7a\u011fr\u0131 vard\u0131r. Bak\u0131\u015flar\u0131m\u0131z\u0131 bu d\u00fczenlilik \u00fcst\u00fcnde gezdirmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131m\u0131z an, \u00e7a\u011fr\u0131 yok olur: bir ba\u015f\u0131m\u0131za kal\u0131r\u0131z, \u015fu renkle bu rengi ya da bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcn\u00fc bir araya getirmek, a\u011fa\u00e7la suyu, ya da a\u011fa\u00e7la g\u00f6\u011f\u00fc, ya da a\u011fa\u00e7, su ve g\u00f6\u011f\u00fc birle\u015ftirmek elimizdedir.<\/p>\n<p>\u00d6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm, keyfi bir istek olup \u00e7\u0131kar; yeni ili\u015fkiler kurdu\u011fum oranda, beni \u00e7a\u011f\u0131ran ya\u00adlanc\u0131 nesnellikten uzakla\u015f\u0131r\u0131m; e\u015fyan\u0131n meydana getirdi\u011fi belli belirsiz motifler \u00fczerinde d\u00fc\u015f kurar\u0131m; do\u011fal ger\u00e7eklik, bu d\u00fc\u015fler i\u00e7in bir vesileden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir art\u0131k. Ya da, bir an i\u00e7in alg\u0131lanan bu d\u00fczenlili\u011fin bana hi\u00e7 kimse taraf\u0131ndan verilmemi\u015f olu\u015fundan, yani sahici olmay\u0131\u015f\u0131ndan b\u00fc\u00ady\u00fck bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc duyarak, d\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc yakalay\u0131p bir bez \u00fcst\u00fcne, bir yaz\u0131ya d\u00f6kmem m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. B\u00f6yle yapmakla, do\u011fal g\u00f6\u00adr\u00fcn\u00fcmlerde beliren ama\u00e7s\u0131z ama\u00e7l\u0131l\u0131k ile \u00f6teki insanlar\u0131n ba\u00adk\u0131\u015f\u0131 aras\u0131na girerim; bu ama\u00e7s\u0131z ama\u00e7l\u0131l\u0131\u011f\u0131 onlara aktar\u0131r\u0131m; o, bu aktarmayla insanla\u015f\u0131r; sanat burada bir verme t\u00f6reni olur ve yaln\u0131z bu verme bile bir de\u011fi\u015fime yol a\u00e7ar: burada, san\u00adki mader\u015fahi adland\u0131rmalarda ve g\u00fc\u00e7lerde bir de\u011fi\u015f toku\u015f olmu\u015ftur, bu mader\u015fahi d\u00fczende ana adlara sahip de\u011fildir, ama day\u0131yla ye\u011fen aras\u0131nda arac\u0131l\u0131k etmeye devam etmekte\u00addir. Ge\u00e7erken bu yan\u0131lsamay\u0131 yakalad\u0131\u011f\u0131ma- g\u00f6re; onu \u00f6teki insanlar\u0131n \u00f6n\u00fcne getirdi\u011fime ve onlar ad\u0131na bu ya\u00adn\u0131lsamay\u0131 ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131ma, onlar\u0131n yerine bu konuda d\u00fc\u00ad\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcme g\u00f6re, art\u0131k buna g\u00fcvenle bakabilirler: yan\u0131lsama art\u0131k bir niyete ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bana gelince, hi\u00e7 ku\u015fku yok ki ben, ba\u015fkalar\u0131na aktard\u0131\u011f\u0131m nesnel d\u00fczenlemeyi hi\u00e7 bir zaman g\u00f6remem ve \u00f6znellikle nesnellik s\u0131n\u0131r\u0131nda kalakal\u0131r\u0131m.<\/p>\n<p>Oysa okuyucu, g\u00fcvenlik i\u00e7inde ilerler. O ne kadar uza\u00ad\u011fa giderse gitsin, gene de yazar daha uza\u011fa gitmi\u015ftir. Kita\u00adb\u0131n \u00e7e\u015fitli \u00f6\u011feleri.- b\u00f6l\u00fcm ya da s\u00f6zc\u00fckler &#8211; aras\u0131nda bu\u00adlaca\u011f\u0131 yak\u0131nl\u0131k ne olursa olsun, g\u00fcvenlik i\u00e7indedir okuyucu : \u00e7\u00fcnk\u00fc bu yak\u0131nl\u0131klar bile bile yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Hatta,<\/p>\n<p>Descartes&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi, o, aralar\u0131nda hi\u00e7bir ilinti bulunmayan b\u00f6l\u00fcmler aras\u0131nda bile sanki gizli bir d\u00fczen varm\u0131\u015fcas\u0131na davranabilir, yarat\u0131c\u0131 bu yolu ondan \u00f6nce ge\u00e7mi\u015ftir ve en g\u00fczel d\u00fczensizlikler bile sanat\u0131n sonucudur, yani bir \u00e7e\u015fit d\u00fczendir. Okuma bir t\u00fcmevar\u0131m, araya yeni \u00f6\u011feler katma, ya da \u00e7\u0131karmad\u0131r ve t\u0131pk\u0131 uzun bir s\u00fcre bilimsel t\u00fcmevar\u0131m\u0131n temeli san\u0131lan tanr\u0131sal istem gibi, b\u00fct\u00fcn bu etkinliklerin (faa\u00adliyetlerin) temeli de yazar\u0131n istemindedir. Tatl\u0131 bir g\u00fc\u00e7, ilk sayfadan son sayfaya dek bizimle birlikte ilerler ve bize destek olur. Bu, bizler sanat\u00e7\u0131n\u0131n niyetlerini kolaycac\u0131k bulup ortaya \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131z demek de\u011fildir: daha \u00f6nce de s\u00f6yledi\u011fi\u00admiz gibi, bu niyetler bir tak\u0131m san\u0131lara dayan\u0131r ve okuma ya\u015fant\u0131s\u0131 denen bir \u015fey vard\u0131r; ama bu g\u00f6r\u00fcsel san\u0131lar, i\u00e7inde bulundu\u011fumuz a\u00e7\u0131k kesinlikle, yani bir kitapta ortaya \u00e7\u0131\u00adkan g\u00fczelliklerin hi\u00e7 bir zaman bir raslant\u0131 sonucu olmad\u0131\u011f\u0131 kesinli\u011fiyle desteklenmektedir.<\/p>\n<p>A\u011fa\u00e7 ile g\u00f6k, do\u011fada, ancak bir raslant\u0131 sonucu bir araya gelirler; oysa bir romanda kah\u00adramanlar \u015fu kulede, \u015fu hapishanedeyseler, \u015fu bah\u00e7ede geziniyorsalar, burada s\u00f6z konusu olan \u015fey, hem bir dizi ba\u011f\u0131m\u00ads\u0131z nedenin yeniden canland\u0131r\u0131lmas\u0131 (roman ki\u015fisi, ruh\u00adsal ve toplumsal bir dizi olay\u0131n do\u011furdu\u011fu belli bir ruh durumundad\u0131r: \u00f6te yandan, belli bir yere gitmektedir ve kentin bi\u00e7imi onun belli bir parktan ge\u00e7mesini gerektirmekte\u00addir), hem de daha derin bir ama\u00e7l\u0131l\u0131\u011f\u0131n dile getirilmesidir; \u00e7\u00fcnk\u00fc park ancak belli bir ruh durumuyla uyu\u015fmak, nesne\u00adler yard\u0131m\u0131yla bu ruh durumunu dile getirmek ya da kes\u00adkin bir kar\u015f\u0131tl\u0131kla onu daha belirginle\u015ftirmek \u00fczere varolmu\u015ftur; ve ruh durumunun kendisi de manzarayla birlikte d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Burada nedensellik d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f bi\u00e7iminde\u00addir ve buna &#8220;nedensiz nedensellik&#8221; ad\u0131 verilebilir; derin ger\u00e7eklik ise ama\u00e7l\u0131l\u0131kt\u0131r&#8230;<\/p>\n<p>Ama ama\u00e7lar d\u00fczenini b\u00f6yle b\u00fc\u00ady\u00fck bir g\u00fcvenle nedenler d\u00fczeni alt\u0131na yerle\u015ftirebilmem, da\u00adha kitab\u0131n kapa\u011fn\u0131 a\u00e7arken, nesnenin kayna\u011f\u0131n\u0131 insan\u00ee \u00f6z\u00adg\u00fcrl\u00fckten ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 olumlay\u0131\u015f\u0131mdan ileri gelmektedir. Sanat\u00e7\u0131\u00adn\u0131n tutku y\u00fcz\u00fcnden ve tutkuyla yazd\u0131\u011f\u0131ndan ku\u015fkulansayd\u0131m, g\u00fcvenim bir anda u\u00e7up giderdi, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu durumda neden\u00adler dizisini ama\u00e7lar dizisiyle desteklemenin hi\u00e7 bir anlam\u0131 kalmayacakt\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc ama\u00e7lar dizisi de ruhsal bir nedensel\u00adlikle desteklenmi\u015f olacak ve sonunda, sanat eseri gerekir\u00adcilik zinciri i\u00e7ine girmi\u015f bulunacakt\u0131. \u015euna hi\u00e7 ku\u015fku yok ki, okudu\u011fum s\u0131rada, yazar\u0131n kendini bir tutkuya kapt\u0131rabi\u00adlece\u011fini, hatta eserini \u00f6nce bir tutkunun etkisi alt\u0131nda ta\u00adsarlam\u0131\u015f bulunabilece\u011fini yads\u0131m\u0131yorum. Ama onun yazma\u00adya karar veri\u015fi, kendini duygulan\u0131mlar\u0131ndan uzak tutmas\u0131n\u0131 gerektirmektedir; k\u0131sacas\u0131, t\u0131pk\u0131 okurken benim yapt\u0131\u011f\u0131m gi\u00adbi, heyecanlar\u0131n\u0131 \u00f6zg\u00fcr heyecanlar durumuna getirmesi, ya\u00adni c\u00f6mert\u00e7e verme durumunu almas\u0131 gerekir. Demek ki oku\u00adma, yazarla okuyucu aras\u0131nda bir c\u00f6mertlik antla\u015fmas\u0131d\u0131r; her ikisi de birbirine g\u00fcvenir, birbirine inan\u0131r, kendinden bekledi\u011fini kar\u015f\u0131s\u0131ndakinden de bekler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu g\u00fcven eli \u00ada\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131n ta kendisidir: hi\u00e7 kimse yazar\u0131, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn okuyucu taraf\u0131ndan k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131laca\u011f\u0131na inanmaya zorlayamaz; hi\u00e7 kimse de okuyucuyu yazar\u0131n kendisine kar\u015f\u0131 b\u00f6yle davranaca\u011f\u0131na zorla inand\u0131ramaz. Her ikisi de \u00f6zg\u00fcr bir karar verirler. O zaman aralar\u0131nda dialektik bir al\u0131\u015f-veri\u015f ba\u015flar; okurken, bir \u015feyler beklerim, okudu\u011fum \u015fey isteklerimi kar\u00ad\u015f\u0131l\u0131yorsa, beni, yazardan daha fazlas\u0131n\u0131 istemeye, yani yazar\u0131n benden daha fazla \u015fey beklemesini istemeye iter. Ve ters y\u00f6nden bak\u0131l\u0131rsa, yazar da benim isteklerimi en y\u00fcksek dereceye \u00e7\u0131karmam\u0131 bekler. B\u00f6ylece \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm kendini ortaya koyarken, kar\u015f\u0131mdaki insan\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ortaya \u00e7\u0131karm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Estetik nesnenin \u00abger\u00e7ek\u00bb (ya da b\u00f6yle oldu\u011funu ileri s\u00fcren) veya \u00abbi\u00e7imci\u00bb bir sanat\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fc olmas\u0131 pek \u00f6nemli de\u011fildir. Her iki durumda da, do\u011fal ilintiler tepetaklak edilmi\u015ftir: Cezanne&#8217;\u0131n tablosu da birinci planda yer alan \u015fu a\u011fa\u00e7, \u00f6ncelikle nedensel bir zincirlemenin sonucudur. Ama nedensellik bir yan\u0131lsamad\u0131r; tabloya bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z s\u00fcrece bu nedensellik bir \u00f6nerme olarak kalacakt\u0131r tabii, ama derin bir ama\u00e7l\u0131l\u0131k taraf\u0131ndan da desteklenecektir: a\u011fac\u0131n \u015furaya konmas\u0131, tablonun, \u015fu bi\u00e7im ile \u015fu renklerin \u00f6n plana yerle\u015ftirilmesini gerektirmesindendir. B\u00f6ylece g\u00f6z\u00fcm\u00fcz, g\u00f6r\u00fcng\u00fcsel nedenselli\u011fin ard\u0131nda, nesnenin i\u00e7 yap\u0131s\u0131 olan ama\u00e7l\u0131l\u0131\u011f\u0131 yakalamakta ve, ama\u00e7l\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u00f6tesinde de, bunun kayna\u011f\u0131 ve ilksel temeli olan insan\u00ee \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe ula\u015fmaktad\u0131r. Ver Meer&#8217;in ger\u00e7ek\u00e7ili\u011fi \u00f6ylesine a\u015f\u0131r\u0131d\u0131r ki, ilk bak\u0131\u015fta foto\u011fraf gibi re\u00adsim yapt\u0131\u011f\u0131 san\u0131labilir.<\/p>\n<p>Ama resimlerindeki e\u015fyan\u0131n g\u00f6z al\u0131c\u0131\u00adl\u0131\u011f\u0131, o ufac\u0131k tu\u011fla duvarlar\u0131n pembe ve kadifemsi parlakl\u0131\u011f\u0131, bir han\u0131meli dal\u0131n\u0131n mavi kal\u0131nl\u0131\u011f\u0131, koridorlar\u0131n cilal\u0131 karanl\u0131kl\u0131\u011f\u0131, ki\u015filerin okunmu\u015f su vazosu \u00fczerindeki ta\u015flar gibi parlak ve portakal rengindeki derisi incelendi\u011fi zaman duyulan zevk de ortaya koyar ki, ama\u00e7l\u0131l\u0131k bi\u00e7imlerde ya da renklerde de\u011fil, ressam\u0131n \u00f6zdeksel hayal g\u00fcc\u00fcndedir; burada, e\u015fyaya \u015fu ya da bu bi\u00e7imi verdirten sebep o e\u015fyan\u0131n \u00f6z ve hamurunun ta kendisidir; bu ger\u00e7ek\u00e7i ressamla, mutlak ya\u00adrat\u0131\u015fa belki daha \u00e7ok yakla\u015f\u0131yoruz; \u00e7\u00fcnk\u00fc burada, madde\u00adnin edilginli\u011finde buluyoruz insan\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc.<\/p>\n<p>Oysa, eser hi\u00e7 bir zaman boyanan, yontulan ya da an\u00adlat\u0131lan nesneyle s\u0131n\u0131rl\u0131 de\u011fildir; e\u015fyay\u0131 nas\u0131l d\u00fcnya perdesi \u00f6n\u00fcnde g\u00f6r\u00fcyorsak, sanat eserinin canland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 nesneleri de evren perdesi \u00f6n\u00fcnde seyrederiz. Fabrice&#8217;nin ser\u00fcvenle\u00adrinin ard\u0131nda, 1820 \u0130talya&#8217;s\u0131, Avusturya&#8217;s\u0131 ve Fransa&#8217;s\u0131 g\u00f6r\u00fc\u00adn\u00fcr; rahip Blanes de y\u0131ld\u0131zlar\u0131yla birlikte g\u00f6\u011fe ve sonra da b\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fcne bakar. Her ne kadar ressam bize bir tarla ya da bir vazo dolusu \u00e7i\u00e7ek sunarsa da, tablolar\u0131 b\u00fct\u00fcn d\u00fcn\u00adyaya a\u00e7\u0131lan birer penceredir; ba\u015faklar aras\u0131na dal\u0131p giden \u015fu k\u0131rm\u0131z\u0131 yolu biz, Van Gogh&#8217;un \u00e7izdi\u011finden daha \u00f6teye, ba\u015fka bu\u011fday tarlalar\u0131 aras\u0131nda, ba\u015fka bulutlar alt\u0131nda, denize d\u00f6k\u00fclen bir \u0131rma\u011fa dek izleriz; ve tarlalar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 ile erek\u00adlili\u011fin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ayakta tutan derin topra\u011f\u0131 sonsuza dek, d\u00fcnyan\u0131n \u00f6teki ucuna dek uzat\u0131r\u0131z. Demek ki yarat\u0131c\u0131 edim, yaratt\u0131\u011f\u0131 ya da yeniden canland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 birka\u00e7 nesne arac\u01311\u0131\u011f\u0131&#8221; ile, d\u00fcnyay\u0131 tekrar ele ge\u00e7irme ere\u011fini g\u00fcder. Her tablo, her kitap varl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn yeniden ele ge\u00e7irili\u015fidir; her sanat eseri bu b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc seyircinin \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc \u00f6n\u00fcne getirir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc sanat\u0131n en son ere\u011fi de budur: d\u00fcnyay\u0131 oldu\u011fu gibi, ama sanki kayna\u011f\u0131n\u0131 insan\u0131 \u00f6zg\u00fcrl\u00fckten al\u0131yormu\u015f gibi g\u00f6s\u00adtererek yeniden ele ge\u00e7irmek, yakalamak. Bununla birlikte, yazar\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015fey ancak seyircinin g\u00f6z\u00fcnde nesnel bir ger\u00e7eklik kazand\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bu ele ge\u00e7iri\u015f, bu yakalay\u0131\u015f, sey\u00adretme &#8211; ve \u00f6zellikle de okuma &#8211; ayiniyle kutsan\u0131r. Az \u00f6n\u00adce ortaya att\u0131\u011f\u0131m\u0131z soruya daha iyi kar\u015f\u0131l\u0131k verecek durumday\u0131z \u015fimdi: yazar, aralar\u0131ndaki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 istekler yard\u0131m\u0131y\u00adla varl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc insano\u011fluna yeniden kazand\u0131rs\u0131nlar ve evreni tekrar insanl\u0131k \u00f6rt\u00fcs\u00fcyle kaplas\u0131nlar diye \u00f6teki insanlar\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne \u00e7a\u011fr\u0131da bulunur.<\/p>\n<p>Bu i\u015fi daha ileri g\u00f6t\u00fcrmek istersek, yazar\u0131n, b\u00fct\u00fcn \u00f6te\u00adki sanat\u00e7\u0131lar gibi, okuyucular\u0131na, genellikle estetik zevk ad\u0131 verilen ve kendi pay\u0131ma, daha \u00e7ok, estetik sevin\u00e7 diye adland\u0131raca\u011f\u0131m bir \u00e7e\u015fit duygulan\u0131m vermek istedi\u011fini hat\u0131r\u00adlatmam\u0131z gerekir; bu duygulan\u0131m\u0131n belirmesi, eserin eksik\u00adsiz duruma geldi\u011fini g\u00f6sterir. \u00d6yleyse bu duygulan\u0131m\u0131 daha \u00f6nce s\u0131ralad\u0131\u011f\u0131m\u0131z g\u00f6zlemlerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda inceleyelim. Ger\u00e7ek\u00adten de, yarat\u0131c\u0131n\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada tadamad\u0131\u011f\u0131 bu sevin\u00e7, se\u00adyircinin, yani ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z durumda, okuyucunun estetik bi\u00adlinciyle birdir. Bu, karma\u015f\u0131k, ama yap\u0131lar\u0131 birbirini ko\u015ful\u00adland\u0131ran ve birbirinden ayr\u0131lmayan bir duygudur. Bu duy\u00adgu, ilkin ama\u00e7-ara\u00e7lar\u0131n ve ara\u00e7-ama\u00e7lar\u0131n2 yararc\u0131 \u00e7a\u011flay\u0131\u015f\u0131n\u0131 bir an i\u00e7in durduran a\u015fk\u0131n ve mutlak bir ere\u011fin, yani bir \u00e7a\u011fr\u0131n\u0131n; ya da, ayn\u0131 \u015fey demek olan, bir de\u011ferin tan\u0131nmas\u0131, kabul edilmesidir.<\/p>\n<p>Ve bu de\u011ferin bende uyand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 durum\u00adsal bilin\u00e7, zorunlu olarak, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn durumsal-olmayan bilinciyle bir aradad\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00f6zg\u00fcrl\u00fck a\u015fk\u0131n bir gereklikle kendisini belli eder. \u00d6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn kendi kendini tan\u0131y\u0131\u015f\u0131, ka\u00adbul edi\u015fi sevin\u00e7tir, ama durumsal-olmayan bilincin bu yap\u0131\u00ads\u0131 bir ba\u015fka yap\u0131y\u0131 i\u00e7ermektedir: ger\u00e7ekten de) okuma bir yarat\u0131\u015f oldu\u011funa g\u00f6re, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm yaln\u0131zca katk\u0131s\u0131z bir ba\u015f\u0131na buyrukluk gibi de\u011fil, yarat\u0131c\u0131 bir etkinlik gibi ortaya \u00e7\u0131kmakta; yani kendi yasas\u0131n\u0131 kendi koymakla yetinmeyip ayn\u0131 zamanda nesneyi yaratan\u0131n da kendisi oldu\u011funu farket\u00admektedir.<\/p>\n<p>S\u00f6z\u00fcn en ger\u00e7ek anlam\u0131yla estetik g\u00f6r\u00fcng\u00fc, yani yarat\u0131lan nesnenin yarat\u0131c\u0131s\u0131na bir nesne gibi g\u00f6z\u00fckt\u00fc\u011f\u00fc yarat\u0131\u015f i\u015fte bu d\u00fczeyde ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r; yarat\u0131c\u0131 bir tek bu durumda yaratt\u0131\u011f\u0131 nesnenin tad\u0131na varmaktad\u0131r. Ve oku\u00adnan eserin durumsal bilincine verilen tat ad\u0131 da, burada es\u00adtetik sevincin bir temel yap\u0131s\u0131yla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya bulundu\u011fu\u00admuzu yeterince g\u00f6stermektedir. Bu durumsal zevkin yan\u0131nda, \u00f6nemli bir \u015fey olarak alg\u0131lad\u0131\u011f\u0131m\u0131z nesneye oranla kendimizin de vazge\u00e7ilmez oldu\u011funu fark ederiz; bu ikincisi durum\u00adsal de\u011fildir; bilincin bu g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne ben estetik bilin\u00e7 diyece\u011fim: yani g\u00fcvenlik duygusu; en g\u00fc\u00e7l\u00fc estetik heyecanlara y\u00fcce bir dinginlik kazand\u0131ran i\u015fte bu duygudur; kayna\u011f\u0131n\u0131, \u00f6znellikle nesnellik aras\u0131ndaki s\u0131k\u0131 bir uyumun saptanmas\u0131n\u00addan almaktad\u0131r. \u00d6te yandan estetik nesne hayal\u00ee \u015feyler arac\u0131\u00adl\u0131\u011f\u0131yla yakalanmak istenen d\u00fcnyan\u0131n ta kendisi oldu\u011fu i\u00e7in, estetik zevk (sevin\u00e7), d\u00fcnyan\u0131n bir de\u011fer, yani insani \u00f6zg\u00fcr\u00adl\u00fc\u011f\u00fcn \u00f6n\u00fcne \u00e7\u0131kar\u0131lan bir g\u00f6rev oldu\u011fu konusundaki durum\u00adsal bilin\u00e7le ayn\u0131 zamanda tad\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Ve ben bu bilince estetik de\u011fi\u015fim ad\u0131n\u0131 verece\u011fim; \u00e7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya, \u00e7o\u011fu kez, i\u00e7inde bu\u00adlundu\u011fumuz durumun s\u0131n\u0131r\u0131, bizi bizden ay\u0131ran sonsuz uzak\u00adl\u0131k, verinin bire\u015fimsel b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, engeller ile ara\u00e7lar\u0131n ayr\u0131ms\u0131zla\u015fm\u0131\u015f birli\u011fi gibi g\u00f6z\u00fckmekte &#8211; ama hi\u00e7 bir zaman \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcze y\u00f6nelmi\u015f bir istek, bir gereklik gibi g\u00f6z\u00fck\u00admemektedir. Bu y\u00fczden, estetik sevin\u00e7 hani \u015fu ben-olmayan \u015feyi ele ge\u00e7irmenin ve i\u00e7le\u015ftirmenin bilincine vard\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fczey\u00adde do\u011fmaktad\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu durumda veriyi buyruk, olguyu da de\u011fer bi\u00e7imine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmekteyim: d\u00fcnya benim g\u00f6re\u00advim&#8217; dir; yani \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn en \u00f6nemli ve g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131yla kabul edilmi\u015f g\u00f6revi, evren denen \u015fu biricik ve mutlak nes\u00adneyi, ko\u015fulsuz bir devinim i\u00e7inde, varl\u0131k haline getirmektir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak da, daha \u00f6nce ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z yap\u0131lar insan\u0131 \u00f6zg\u00fcrl\u00fckler aras\u0131nda var\u0131lm\u0131\u015f bir antla\u015fmay\u0131 i\u00e7ermektedir; \u00e7\u00fcnk\u00fc, bir kere okuma, yazar\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn g\u00fcvenle ve bir \u015feyler bekleyerek tan\u0131nmas\u0131d\u0131r; \u00f6te yandan da estetik zevk bir de\u011fer halinde hissedildi\u011fi i\u00e7in, ba\u015fkas\u0131na y\u00f6neltilmi\u015f mutlak bir iste\u011fi kapsamaktad\u0131r; bu, her insan\u0131n, bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck olarak bir eseri okurken ayn\u0131 zevki almak istemesidir. B\u00f6ylece b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k en b\u00fcy\u00fck \u00f6zg\u00fcrl\u00fck i\u00e7inde oradad\u0131r, hem kendi mal\u0131 olan, hem de kendisinin &#8220;d\u0131\u015f\u0131nda&#8221; kalan bir d\u00fcnyan\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 desteklemektedir. Estetik sevin\u00e7teki du\u00adrumsal bilin\u00e7, d\u00fcnyay\u0131 hem \u015fu anda oldu\u011fu, hem de ilerde olmas\u0131 gerekti\u011fi gibi; hem b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bizim, hem de bize iyice yabanc\u0131 ve bizim oldu\u011fu oranda bize yabanc\u0131 kalan bir d\u00fcnya halinde yakalayan imgeci (imageante) bir bilin\u00e7tir. Durumsal olmayan bilin\u00e7 ise, evrensel bir g\u00fcvenle evrensel bir gerekli\u011fe konu oldu\u011fu i\u00e7in, insani \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerin meydana getirdi\u011fi uyumlu b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ger\u00e7ekten kavramaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Demek ki yazmak hem d\u00fcnyan\u0131n \u00fcst\u00fcndeki \u00f6rt\u00fcleri kald\u0131rmak, hem de onu okuyucunun c\u00f6mertli\u011finin kar\u015f\u0131\u00ads\u0131na g\u00f6rev gibi \u00e7\u0131kartmakt\u0131r. Yazmak, varl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in pek gerekli oldu\u011funuzu kabul ettirebilmek \u00fczere ba\u015f\u00adkas\u0131n\u0131n bilincine ba\u015fvurmakt\u0131r; bu, \u00f6nemlili\u011fi arac\u0131<\/p>\n<p>ki\u015filerde ya\u015famak istemektir; ama \u00f6te yandan ger\u00e7ek d\u00fcnya ancak eylem i\u00e7inde ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131ndan, ancak bu d\u00fcnyay\u0131 de\u011fi\u015ftirmek \u00fczere a\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman kendimizi onun i\u00e7inde hissetti\u011fimizden, romanc\u0131n\u0131n evreni, e\u011fer bu evreni bir a\u015f\u00adma hareketi s\u0131ras\u0131nda bulup ortaya \u00e7\u0131karmam\u0131\u015f olsayd\u0131k, s\u0131\u011f kalacakt\u0131. S\u0131k s\u0131k dikkatimizi \u00e7ekmi\u015ftir: bir nesne, anla\u00adt\u0131 i\u00e7inde, varolu\u015f yo\u011funlu\u011funu ona ayr\u0131lan betimlemelerin say\u0131 ve uzunlu\u011fundan de\u011fil, kendisiyle \u00e7e\u015fitli ki\u015filer<\/p>\n<p>aras\u0131ndaki ba\u011flar\u0131n karma\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131ndan al\u0131r; nesne, kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131, al\u0131n\u0131p konuldu\u011fu, k\u0131sacas\u0131 ki\u015filer taraf\u0131ndan erekler u\u011fruna a\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 oranda ger\u00e7eklik kazanacakt\u0131r. Roman d\u00fcnyas\u0131, yani e\u015fyalarla insanlar\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fc i\u00e7in de durum ayn\u0131d\u0131r: bu d\u00fcnyan\u0131n en b\u00fcy\u00fck yo\u011funlu\u011fa eri\u015febilmesi i\u00e7in, okuyu\u00adcunun onu ke\u015ffetmesine yarayan \u015fu yar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar\u0131\u015f, ya\u00adr\u0131 yarat\u0131\u015f\u0131n ayn\u0131 zamanda eyleme hayal\u00ee bir kat\u0131l\u0131\u015f olmas\u0131 gerekir; bir ba\u015fka deyi\u015fle, bu d\u00fcnya, de\u011fi\u015ftirmek istedi\u011finiz oranda canlanacakt\u0131r. Ger\u00e7ek\u00e7ili\u011fin yan\u0131lg\u0131s\u0131, ger\u00e7e\u011fin seyretmekle ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131 ve bunun sonucu olarak da, yans\u0131z bir betimleme yap\u0131labilece\u011fini sanmak olmu\u015ftur. \u0130yi ama, alg\u0131laman\u0131n kendisi yan tutarak ger\u00e7ekle\u015fti\u011fine g\u00f6re, yaln\u0131zca adland\u0131rma bile nesneyi de\u011fi\u015ftirmek anlam\u0131na gel\u00addi\u011fine g\u00f6re, bu i\u015f nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olacakt\u0131? Ve evrenin vaz\u00adge\u00e7ilmez, \u00f6nemli bir \u00f6\u011fesi olmak isteyen yazar, bu evrendeki haks\u0131zl\u0131klardan nas\u0131l s\u0131yr\u0131labilirdi acaba? Oysa onun da pay\u0131 bulunmal\u0131d\u0131r bu haks\u0131zl\u0131klarda; ama yazar\u0131n haks\u0131z\u00adl\u0131k yaratmay\u0131 kabul edi\u015fi, ancak bu haks\u0131zl\u0131klar\u0131 ortadan kald\u0131rmak \u00fczere giri\u015filmi\u015f bir a\u015fma hareketi i\u00e7indedir.<\/p>\n<p>Ba\u00adna, yani okuyana gelince, e\u011fer haks\u0131zl\u0131k dolu bir d\u00fcnya ya\u00adrat\u0131yor ve onun varolmas\u0131na yard\u0131m ediyorsam, bunun so\u00adrumlusu olmamak elimde de\u011fildir. Ve yazar\u0131n b\u00fct\u00fcn sa\u00adnat\u0131 beni, kendisinin bulup ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 \u015feyi yaratma&#8217;\u00adya, yani su\u00e7 ortakl\u0131\u011f\u0131na kat\u0131lmaya zorlay\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. B\u00f6ylece onunla ben, evrenin sorumlulu\u011funu y\u00fckleniveririz. \u00d6zg\u00fcr\u00adl\u00fcklerimizin ortak \u00e7abas\u0131yla desteklendi\u011fi ve yazar onu be\u00adnim arac\u0131l\u0131\u011f\u0131mla insan\u00ee olana katmak istedi\u011fi i\u00e7in, bu ev\u00adrenin ger\u00e7ekten kendisi olarak, en derin \u00f6z\u00fcyle, sanki in\u00adsan\u0131 \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc ama\u00e7 edinmi\u015f bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck taraf\u0131ndan destek\u00adleniyormu\u015f ve bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fck onu bir ba\u015ftan bir ba\u015fa ge\u00e7ip gidiyormu\u015f gibi belirmesi, bir ama\u00e7lar sitesi olamasa bile, hi\u00e7 de\u011filse bu siteye giden yolun bir a\u015famas\u0131, yani bir olu\u015fum olmas\u0131 gerekir ve biz onu \u00fczerimize \u00e7\u00f6ken ezici bir k\u00fctle gibi de\u011fil, tersine bu ama\u00e7lar sitesine do\u011fru a\u015f\u0131l\u0131\u015f\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00f6r\u00fcp \u00f6yle sunmal\u0131y\u0131z; betimledi\u011fi insanl\u0131k ne denli k\u00f6t\u00fc ve umutsuz olursa olsun, eserde bir c\u00f6mertlik havas\u0131 bulunmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Hi\u00e7 ku\u015fkusuz, bu eli a\u00e7\u0131kl\u0131k \u00f6\u011fretici s\u00f6ylevler ya da erdemli ki\u015filer arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla dile gelmeyecek\u00adtir: hatta bunun \u00f6nceden d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f bile olmamas\u0131 gere\u00adkir ve iyi duygularla iyi kitap yaz\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 besbellidir. Ama bu c\u00f6mertlik kitab\u0131n alt dokusu, ki\u015filerin ve e\u015fyalar\u0131n bi\u00ad\u00e7ildi\u011fi kuma\u015f olmal\u0131d\u0131r: konu ne olursa olsun, bir \u00e7e\u015fit ha\u00adfiflik her yanda hissedilmeli ve eserin hi\u00e7 bir zaman do\u011fal bir veri olmay\u0131p, tersine, bir gereklik ve bir sunu (arma\u00ad\u011fan) oldu\u011funu an\u0131msatmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu d\u00fcnyan\u0131n haks\u0131zl\u0131klar\u0131y\u00adla birlikte \u00f6n\u00fcme getirili\u015fi, bu haks\u0131zl\u0131klar\u0131 so\u011fukkanl\u0131l\u0131k\u00adla seyredeyim diye de\u011fil, tiksintimle canland\u0131ray\u0131m, \u00fcstle\u00adrindeki perdeyi kald\u0131ray\u0131m ve onlar\u0131 birer haks\u0131zl\u0131k, yani yokedilmesi-gereken-yolsuzluklar olarak yaratay\u0131m diyedir. B\u00f6ylece yazar\u0131n evreni ancak okuyucunun incelemesi, hay\u00adranl\u0131\u011f\u0131, tiksinmesi sonunda t\u00fcm derinli\u011fiyle ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r; ve c\u00f6mert sevgi bir s\u00fcrd\u00fcrme yemini, c\u00f6mert tik\u00adsinme bir de\u011fi\u015ftirme yemini, hayranl\u0131k ise bir \u00f6yk\u00fcnme yeminidir; edebiyat ile ahlak apayr\u0131 \u015feyler olmas\u0131na ra\u011fmen, estetik buyru\u011fun k\u00f6k\u00fcnde ahlaki bir buyruk bulundu\u011funu fark ederiz.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc yazar, yazma zahmetine katlan\u0131\u015f\u0131yla okuyucu\u00adlar\u0131n\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc; okuyucu da, daha kitab\u0131 a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 an ya\u00adzar\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc tan\u0131d\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, sanat eseri, hangi y\u00f6n\u00adden bak\u0131l\u0131rsa bak\u0131ls\u0131n, insanlar\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne g\u00fcvenme i\u015fi\u00addir . Ve gerek okuyucular, gerekse yazar bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc ancak onun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in tan\u0131d\u0131klar\u0131na g\u00f6re, eser, d\u00fcnyan\u0131n, insan\u00ee \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc gerektiren hayali bir canland\u0131r\u0131l\u0131\u015f\u0131 olarak tan\u0131mlanabilir. Bundan \u00f6ncelikle \u015fu sonu\u00e7 \u00e7\u0131k\u0131yor: kullan\u0131lan renkler ne denli koyu olursa olsun, d\u00fcnyay\u0131, insanlar onun kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerini hissetsinler diye betimledi\u011fimize g\u00f6re, kara edebiyat yoktur. Demek ki ancak iyi ve k\u00f6t\u00fc romanlar vard\u0131r. Ve k\u00f6t\u00fc roman, pohpohlayarak ho\u015fa gitmeye \u00e7al\u0131\u015fan romand\u0131r, iyi romansa bir inanma ve inan\u0131lma i\u015fidir. Yaln\u0131z, yazar aralar\u0131nda bir uyum kurmak istedi\u011fi bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fckler kar\u015f\u0131s\u0131na eseri, ancak, her an daha fazla \u00f6zg\u00fcrle\u015fen bir d\u00fcnya g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc alt\u0131nda \u00e7\u0131karabilir.<\/p>\n<p>Ya\u00adzar\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 bu c\u00f6mertlik ya\u011fmurunun bir haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n onaylanmas\u0131 i\u00e7in kullan\u0131lmas\u0131 ve okuyucunun, insan\u0131n insana kullu\u011funu destekleyen ya da kabullenen ya da bunu yarg\u0131lamaktan ka\u00e7\u0131nan bir eseri okurken \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn ta\u00add\u0131na varmas\u0131 ak\u0131l alacak \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>Beyazlara kar\u015f\u0131 duyu\u00adlan nefretle dopdolu olsa da, Amerikal\u0131 bir zencinin iyi bir roman yazm\u0131\u015f olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu nefret arac\u0131\u00adl\u0131\u011f\u0131yla istedi\u011fi \u015fey, kendi \u0131rk\u0131n\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr. Ve o beni c\u00f6mertli\u011fe \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, kendimi katk\u0131s\u0131z bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ha\u00adlinde hissetti\u011fim an, ezilen bir \u0131rkla \u00f6zde\u015f olmakta g\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7ekmem. Bu durumda beyaz \u0131rka ve, ben de bu \u0131rktan oldu\u011fuma g\u00f6re, kendime kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131karak, b\u00fct\u00fcn \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerden kara derili insanlar\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcnden yana olmalar\u0131n\u0131 iste\u00adrim.<\/p>\n<p>Ama hi\u00e7 kimse yahudi d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6verek iyi bir ro\u00adman yaz\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnemez.3 \u00c7\u00fcnk\u00fc hi\u00e7 kimse, \u00f6zg\u00fcr1\u00fc\u011f\u00fc\u00adm\u00fcn s\u0131ms\u0131k\u0131 ba\u011flarla b\u00fct\u00fcn \u00f6teki insanlar\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu hissetti\u011fim an, beni bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc baz\u0131 in\u00adsanlar\u0131n k\u00f6lele\u015ftirilmesini onaylamak i\u00e7in kullanmaya zor\u00adlayamaz. B\u00f6ylece, ister denemeci, yergici, mizah\u00e7\u0131 ya da ro\u00admanc\u0131 olsun; isterse yaln\u0131zca bireysel tutkulardan s\u00f6z etsin ya da toplumun y\u00f6netim bi\u00e7imine sald\u0131rs\u0131n, yazar\u0131n, \u00f6zg\u00fcr insanlara hitap eden bu \u00f6zg\u00fcr ki\u015finin tek bir konusu var\u00add\u0131r: \u00f6zg\u00fcrl\u00fck. Bu b\u00f6yle olunca da, okuyucular\u0131n\u0131 k\u00f6lele\u015ftirme yolunda ataca\u011f\u0131 her ad\u0131m sanat\u0131n\u0131 tehlikeye d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr.<\/p>\n<p>Fa\u015fizm, bir demirciyi, insan olarak etkileyecek, ama demirci olarak bel\u00adki de etkilemeyecektir: oysa bir yazar\u0131 her iki durumda da, hatta belki ya\u015fam\u0131ndan \u00e7ok mesle\u011finde etkileyecektir. Sa\u00adva\u015ftan \u00f6nce fa\u015fizmin gelmesini isteyen baz\u0131 yazarlar\u0131n, Naziler tam kendilerini g\u00f6klere \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada, kuruyup git\u00adtiklerini g\u00f6rd\u00fcm. \u00d6zellikle Drieu la Rochelle geliyor akl\u0131\u00adma: yan\u0131ld\u0131, ama i\u00e7tendi, b\u00f6yle oldu\u011funu g\u00f6sterdi. G\u00fcd\u00fcm\u00adl\u00fc bir derginin y\u00f6netimini kabullenmi\u015fti. \u0130lk birka\u00e7 ay yurtta\u015flar\u0131n\u0131 azarl\u0131yor, payl\u0131yor, onlara uzun va\u0131zlar \u00e7eki\u00adyordu. Hi\u00e7 kimse kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi: \u00e7\u00fcnk\u00fc art\u0131k bunu ya\u00adpacak \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe sahip de\u011fildik. K\u0131zd\u0131 buna, okuyucular\u0131n\u0131 hissedemiyordu art\u0131k.<\/p>\n<p>Daha s\u0131k\u0131 giri\u015fti, ama s\u00f6ylediklerinin anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterecek hi\u00e7 bir belirti yoktu. Ne bir nefret, ne de bir k\u0131zg\u0131nl\u0131k belirtisi: hi\u00e7 bir \u015fey yoktu. \u015ea\u015f\u0131rd\u0131, tela\u015fa kap\u0131ld\u0131, Almanlara ac\u0131 ac\u0131 dert yand\u0131; makaleleri \u00f6nce anl\u0131 \u015fanl\u0131yd\u0131, kezzapla\u015ft\u0131lar; \u00f6yle bir an geldi ki, g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc yumruklad\u0131: hor g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc sat\u0131lm\u0131\u015f baz\u0131 gazeteciler bir yana, hi\u00e7 bir yank\u0131 gelmedi. Y\u00f6netmenlikten \u00e7ekildi, sonra geri geldi, biraz daha konu\u015ftu, ama hep \u0131ss\u0131zl\u0131kta. En sonunda, \u00f6teki insanlar\u0131n suskunlu\u011fuyla s\u00fcng\u00fclenmi\u015f olarak sustu. Onlar\u0131 k\u00f6lele\u015ftirmek istemi\u015fti, ama o \u00e7\u0131lg\u0131n kafas\u0131nda, bu i\u015fin de iste\u011fe ba\u011fl\u0131, hala \u00f6zg\u00fcr bir \u015fey oldu\u011funu sanm\u0131\u015ft\u0131; sonra yola geldi; i\u00e7indeki insan\u00ee yan bu d\u00f6n\u00fc\u015ften pek ho\u015f\u00adnut oldu, ama yazar yan\u0131 buna dayanamad\u0131. Ayn\u0131 g\u00fcnlerde, ne mutlu ki say\u0131lar\u0131 daha kalabal\u0131k olan \u00f6teki yazarlar, yazma \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn yurtta\u015f \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc i\u00e7erdi\u011fini anl\u0131yorlard\u0131. \u0130nsan k\u00f6leler i\u00e7in yazmaz.<\/p>\n<p>D\u00fczyaz\u0131 sanat\u0131, d\u00fczya\u00adz\u0131n\u0131n anlam ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 biricik y\u00f6netim bi\u00e7imi olan demokrasi ile ba\u011fda\u015f\u0131r ancak. Biri tehlikedeyse, \u00f6teki de \u00f6yledir. Ve o zaman onlar\u0131 kalemle savunmak yetmez. Bir g\u00fcn gelir, kalem durmak zorunda kal\u0131r; o zaman yazar\u0131n kalemi b\u0131rak\u0131p silaha sar\u0131lmas\u0131 gerekir. B\u00f6ylece, hangi yoldan gelmi\u015f olur\u00adsan\u0131z olun, savundu\u011funuz g\u00f6r\u00fc\u015fler ne olursa olsun, edebi\u00adyat sizi kavgan\u0131n ortas\u0131na at\u0131verir; yazmak, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck iste\u00admenin bir bi\u00e7imidir; bir kez yazmaya ba\u015flad\u0131n\u0131z m\u0131, ister istemez ba\u011flanm\u0131\u015fs\u0131n\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>Neye ba\u011flanm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r? diye sorulabilir. \u00d6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc ko\u00adrumaya, demek, kolay bir kar\u015f\u0131l\u0131k olur. T\u0131pk\u0131 Julien Ben\u00adda&#8217;n\u0131n rahibi gibi, ihanetten \u00f6nce, d\u00fc\u015f\u00fcnsel bir tak\u0131m de\u00ad\u011ferlerin bek\u00e7ili\u011fini mi yapmal\u0131; yoksa, siyasal ve toplum\u00adsal kavgalara kat\u0131larak somut ve g\u00fcnl\u00fck \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc m\u00fc ko\u00adrumal\u0131? Bu soru, \u00e7ok basit gibi g\u00f6z\u00fcken, ama hi\u00e7 bir zaman akl\u0131m\u0131za getirmedi\u011fimiz bir ba\u015fka soruya ba\u011fl\u0131d\u0131r: &#8220;Kimin i\u00e7in yaz\u0131yoruz?&#8221;<\/p>\n<p>* * *<\/p>\n<p>NOTLAR:<\/p>\n<p>1 \u00d6teki sanat eserleri (tablo, senfoni, heykel, vb.) kar\u015f\u0131s\u0131nda seyircinin tutumu da, daha de\u011fi\u015fik derecelerde olmak \u00fczere, ayn\u0131d\u0131r.<br \/>2 K\u0131lg\u0131sal ya\u015fam&#8217;da, her yol, aranmaya ba\u015fland\u0131\u011f\u0131 an, ama\u00e7 gibi, ve her ama\u00e7 da bir ba\u015fka ere\u011fe varma yolu gibi g\u00f6z\u00fckebilir.<br \/>3 Bu son g\u00f6r\u00fc\u015f kar\u015f\u0131s\u0131nda baz\u0131lar\u0131 heyecana kap\u0131l\u00add\u0131. Ben de diyorum ki, a\u00e7\u0131k amac\u0131 insanlar\u0131n ezilmesine hizmet etmek olan iyi bir tek roman, Yahudilere, Zencilere, i\u015f\u00e7ilere, s\u00f6m\u00fcrge halklar\u0131na kar\u015f\u0131 yaz\u0131lm\u0131\u015f bir tanecik iyi roman ad\u0131 verin bana. &#8220;E\u011fer bug\u00fcn yoksa,&#8221; denecek, &#8220;bu, g\u00fcn\u00fcn birinde yaz\u0131lmayaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermez ki.&#8221; Ama bunu dedi\u011finiz an soyut bir kuramc\u0131 oldu\u011funuzu itiraf etmi\u015f olu\u00adyorsunuz. Ben \u00f6yle de\u011filim. \u00c7\u00fcnk\u00fc siz soyut sanat kavra\u00adm\u0131n\u0131z ad\u0131na ileri s\u00fcr\u00fcyorsunuz \u015fu hi\u00e7 ger\u00e7ekle\u015fmemi\u015f \u015feyin olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131; oysa ben, herkesin kabul etti\u011fi bir olgu i\u00e7in bir a\u00e7\u0131klama \u00f6ne s\u00fcrmekle yetiniyorum.<\/p>\n<p>Jean Paul SARTRE \u2013 Edebiyat \u00dczerine \u00c7ev: Bertan Onaran \/ de yay\u0131nlar\u0131 &#8211; \u015eubat 1967<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Herkesin kendine g\u00f6re bir nedeni var: \u015funun i\u00e7in sa\u00adnat bir ka\u00e7\u0131\u015ft\u0131r; \u00f6b\u00fcr\u00fc i\u00e7inse bir fetih yolu. Ama insan ke\u00ad\u015fi\u015fli\u011fe, delili\u011fe, \u00f6l\u00fcme de s\u0131\u011f\u0131nabilir; fetih, silahla da yap\u0131\u00adlabilir. Neden ille de yazmak, ka\u00e7\u0131\u015f ve fetihlerini &#8216;yaz\u0131 ara\u00adc\u0131l\u0131\u011f\u0131yla yapmak?\u00c7\u00fcnk\u00fc, yazarlar\u0131n \u00e7e\u015fitli ama\u00e7lar\u0131 ard\u0131n\u00adda, hepsinde ortakla\u015fa bulunan, daha derin ve daha anl\u0131k bir se\u00e7im var. Bu se\u00e7imi ayd\u0131nlatmaya [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[134],"tags":[],"class_list":{"0":"post-4133","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-kuram"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine - J.Paul Sartre - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine - J.Paul Sartre\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"Herkesin kendine g\u00f6re bir nedeni var: \u015funun i\u00e7in sa\u00adnat bir ka\u00e7\u0131\u015ft\u0131r; \u00f6b\u00fcr\u00fc i\u00e7inse bir fetih yolu. Ama insan ke\u00ad\u015fi\u015fli\u011fe, delili\u011fe, \u00f6l\u00fcme de s\u0131\u011f\u0131nabilir; fetih, silahla da yap\u0131\u00adlabilir. Neden ille de yazmak, ka\u00e7\u0131\u015f ve fetihlerini &#8216;yaz\u0131 ara\u00adc\u0131l\u0131\u011f\u0131yla yapmak?\u00c7\u00fcnk\u00fc, yazarlar\u0131n \u00e7e\u015fitli ama\u00e7lar\u0131 ard\u0131n\u00adda, hepsinde ortakla\u015fa bulunan, daha derin ve daha anl\u0131k bir se\u00e7im var. Bu se\u00e7imi ayd\u0131nlatmaya [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2010-02-03T09:01:02+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"48 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine &#8211; J.Paul Sartre\",\"datePublished\":\"2010-02-03T09:01:02+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/\"},\"wordCount\":9583,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg\",\"articleSection\":[\"Kuram\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/\",\"name\":\"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine - J.Paul Sartre - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg\",\"datePublished\":\"2010-02-03T09:01:02+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#primaryimage\",\"url\":\"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg\",\"contentUrl\":\"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg\"},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine &#8211; J.Paul Sartre\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine - J.Paul Sartre - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine - J.Paul Sartre","og_description":"Herkesin kendine g\u00f6re bir nedeni var: \u015funun i\u00e7in sa\u00adnat bir ka\u00e7\u0131\u015ft\u0131r; \u00f6b\u00fcr\u00fc i\u00e7inse bir fetih yolu. Ama insan ke\u00ad\u015fi\u015fli\u011fe, delili\u011fe, \u00f6l\u00fcme de s\u0131\u011f\u0131nabilir; fetih, silahla da yap\u0131\u00adlabilir. Neden ille de yazmak, ka\u00e7\u0131\u015f ve fetihlerini &#8216;yaz\u0131 ara\u00adc\u0131l\u0131\u011f\u0131yla yapmak?\u00c7\u00fcnk\u00fc, yazarlar\u0131n \u00e7e\u015fitli ama\u00e7lar\u0131 ard\u0131n\u00adda, hepsinde ortakla\u015fa bulunan, daha derin ve daha anl\u0131k bir se\u00e7im var. Bu se\u00e7imi ayd\u0131nlatmaya [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2010-02-03T09:01:02+00:00","og_image":[{"url":"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"48 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine &#8211; J.Paul Sartre","datePublished":"2010-02-03T09:01:02+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/"},"wordCount":9583,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg","articleSection":["Kuram"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/","name":"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine - J.Paul Sartre - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg","datePublished":"2010-02-03T09:01:02+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#primaryimage","url":"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg","contentUrl":"http:\/\/atheisme.free.fr\/Biographies\/Photos\/Sartre.jpg"},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/03\/nicin-yaziyoruz-edebiyat-uzerine-jpaul-sartre\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Ni\u00e7in Yaz\u0131yoruz ? | Edebiyat \u00dczerine &#8211; J.Paul Sartre"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4133","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=4133"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4133\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=4133"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=4133"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=4133"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}