{"id":4188,"date":"2010-02-10T13:59:51","date_gmt":"2010-02-10T10:59:51","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/"},"modified":"2010-02-10T13:59:51","modified_gmt":"2010-02-10T10:59:51","slug":"hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/","title":{"rendered":"Hegel&#8217;in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" style=\"float: left;\" src=\"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg\" width=\"155\" height=\"205\" border=\"0\" \/><br \/>Hegel&#8217;in insana bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 anlayabilmek i\u00e7in sisteminin b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fc bir tablo g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc i\u00e7inde genel \u00e7izgileriyle kavramak laz\u0131md\u0131r. Ama ondan \u00f6nce Hegel&#8217;in yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nemin fikri, felsefi, siyasi ve toplumsal ortam\u0131 nas\u0131ld\u0131? sorusuna bir cevap arayal\u0131m.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Hegel&#8217;in yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nem Avrupa&#8217;n\u0131n \u00e7ok \u00e7alkant\u0131l\u0131 bir d\u00f6nemidir, Hegel 1770 do\u011fumludur. 1776 da Amerikan devleti kurulmu\u015ftur. Avrupa&#8217;da modern d\u00fc\u015f\u00fcnce ortaya \u00e7\u0131kal\u0131 150 seneden fazla bir zaman ge\u00e7mi\u015f, 17.y\u00fczy\u0131hn mekanik ve mekanistik d\u00fcnyas\u0131na kar\u015f\u0131 daha bu y\u00fczy\u0131l\u0131n ortalar\u0131nda \u00e7e\u015fitli tepkiler ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Bilhassa Almanya tarih ve arkeoloji ara\u015ft\u0131rmalar\u0131 derinle\u015ftirilmi\u015f, mitolojik ara\u015ft\u0131rmalar \u00e7e\u015fitli boyutlar kazanm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00fct\u00fcn bunlar mekanistik d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn insan\u0131 bir makine gibi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne onun sevgisine ac\u0131s\u0131na, elemine yani duygular\u0131na yer vermemesine ve bu duygulan matematik-fizik form\u00fcllere s\u0131\u011fd\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131na kar\u015f\u0131 bir tepkidir. Buradan romantik felsefe do\u011fmu\u015f ve Hegel de bu felsefenin temsilcilerinden biri olmu\u015ftur.<br \/><strong><br \/>Ayd\u0131nlanmaya Bak\u0131\u015f\u0131<br \/><\/strong><br \/>\u00d6te yandan Ayd\u0131nlanma hareketi onun yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nemde bilhassa Fransa&#8217;da hakim bir d\u00fc\u015f\u00fcnce hareketi idi. Voltaire, Rousseau ve Montesquieu gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrleri istisna edersek, di\u011ferleri materyalist ve naturalist bir anlay\u0131\u015fa sahipti. Romantizmin filozofu Schelling, Ayd\u0131nlanma hareketine tepki g\u00f6sterdi\u011fi gibi Hegel de tepki g\u00f6stermi\u015ftir.<br \/><strong><br \/>Hegel&#8217;de \u0130nsan<\/strong><\/p>\n<p>Hegel&#8217;in Ayd\u0131nlanma hareketine g\u00f6sterdi\u011fi tepkinin m\u00fcsbet taraf\u0131 olmakla beraber, daha \u00e7ok bu tepki menfidir. Ayd\u0131nlanman\u0131n, insanda hak-hukuk duygular\u0131n\u0131n do\u011fu\u015ftan bulundu\u011funu kabul etmesini, Hegel, bu hareketin m\u00fcsbet y\u00f6n\u00fc olarak g\u00f6r\u00fcr. Ama o bu hakikati daha \u00e7ok menfi y\u00f6n\u00fcyle belirtir: ona g\u00f6re esas tav\u0131r itibariyle Ayd\u0131nlanma y\u0131k\u0131c\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Ayd\u0131nlanma felsefesi, dine, geleneklere, ahlaka, al\u0131\u015fkanl\u0131klara, kurulu d\u00fczene, devlete, idareye, siyasi ve idari otoriteye yani mevcut her\u015feye kar\u015f\u0131 y\u0131k\u0131c\u0131, tahripkar bir tutumu temsil eder.<\/p>\n<p>Esasen bu tahripkar tutum, Frans\u0131z d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerden gelmektedir. \u0130ngiliz ve Alman ayd\u0131nlanmac\u0131lar\u0131nda bu tarz y\u0131k\u0131c\u0131l\u0131k yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n \u00e7o\u011fu materyalist ve ateist de\u011fillerdir. Mesela John Locke Hristiyanh\u011fa ba\u011fl\u0131 bir filozoftur. Bununla beraber Hegel Ayd\u0131nlanmadan yine de etkilenmi\u015ftir.<\/p>\n<p><strong>Hristiyanl\u0131k ve \u0130htilal ile \u0130li\u015fkisi<\/strong><\/p>\n<p>HegeFin Hristiyanh\u011fa ba\u011fl\u0131 olmakla beraber ondan e\u00fcdlenme derecesi \u00e7ok \u00f6nemlidir. Bu etkinin y\u00f6nlendirici olup olmad\u0131\u011f\u0131 daha b\u00fcy\u00fck \u00f6nem ta\u015f\u0131r. Bunun yan\u0131nda Hegel bir Hristiyand\u0131r, bir protestand\u0131r; ve daha m\u00fchimi teoloji fak\u00fcltesi mezunudur. Yani formasyon itibariyle teologdur. Teoloji mezunu di\u011fer Alman \u00fclk\u00fcc\u00fcleri gibi (Fichte, Schelling) onun da derdi, Hristiyanl\u0131\u011f\u0131 akl\u00ee temellere oturtarak ya\u015fan\u0131r ve savunulabilir hale sokmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Reformasyon hareketi, Kilise&#8217;nin bozulmas\u0131ndan, kudretin ve hakimiyetin yanl\u0131\u015f kullan\u0131lmas\u0131ndan do\u011fmu\u015ftur. O derun\u00ee (i\u00e7sel) olan\u0131, Hristiyanl\u0131\u011f\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc benimsemi\u015ftir. Dolay\u0131s\u0131yla Hegel, bu g\u00f6r\u00fc\u015flerden de etkilenmi\u015ftir. Hegel&#8217;in yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nemin, muhakkak ki, en b\u00fcy\u00fck hareketi 1789 Frans\u0131z \u0130htilalidir. B\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 etkileyen bu hareketten de gen\u00e7 Hegel&#8217;in bir tak\u0131m etkiler almas\u0131 tabiidir.<\/p>\n<p>Bundan sonra Almanya, 1806 da Napolyon ordular\u0131 taraf\u0131ndan \u00e7i\u011fnendi. Fichte ve Goethe, Napolyon&#8217;u &#8220;insanl\u0131\u011f\u0131n kurtar\u0131c\u0131s\u0131&#8221; olarak kar\u015f\u0131lad\u0131lar ve bunda yan\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131, Alman gururunun Frans\u0131z \u00e7izmeleri alt\u0131nda ezilmesinden sonra anlad\u0131lar, t\u015fte, bu yeni idrak Fichte ve Hegel&#8217;de Almanl\u0131k yahut &#8220;germenlik ruhu&#8221; nun y\u00fckselmesine yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131. Alman \u00fclk\u00fcc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc (idealizmi) bu kar\u0131\u015f\u0131k, karma\u015f\u0131k, gerilimli ortamda ne\u015fv \u00fc nema buldu. B\u00f6ylece kudret, kendini yenileme, ve a\u015fma, farkl\u0131 olmak, hamle yapmak iradeli, \u00fcst\u00fcn ve hakim olmak gibi unsurlar, Alman \u00dclk\u00fcc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne ve Hegel&#8217;e de ge\u00e7ti. Hegel&#8217;in sistemi bu havada olu\u015furken onun insana bak\u0131\u015f\u0131 da yukar\u0131daki vas\u0131flar\u0131 da ta\u015f\u0131yan bir anlay\u0131\u015fla sistemin i\u00e7inde yerini alm\u0131\u015f oldu.<\/p>\n<p><strong>Hegel Felsefesinin Esaslar\u0131<br \/><\/strong><br \/>Hegel felsefesinin temelinde varl\u0131k vard\u0131r. Hegel&#8217;de &#8220;ak\u0131l&#8221;, &#8220;Ruh-Tin&#8221; (Geist), &#8220;Cevher-t\u00f6z&#8221;, &#8220;ide&#8221; gibi kavramlar, \u00e7o\u011fu zaman ayn\u0131 anlamda birbirinin yerine kullamlabilmi\u015ftir. Bunlar, insan\u0131 onun i\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 tabiat alemini k\u00fclt\u00fcr ve toplum hayat\u0131n\u0131 yahut tarihi varl\u0131k sahas\u0131n\u0131 olu\u015fturur, y\u00f6nlendirir, tasarlar, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, ger\u00e7ekle\u015ftirir. \u015eu halde bunlar, her \u015feyden evvel \u015fuurlu, gayri madd\u00ee bir \u00f6zneyi temsil eder. Dolay\u0131s\u0131yla &#8220;tin&#8221; metafizik bir ilkedir. Hegel&#8217;in niyeti varl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn alanlar\u0131n\u0131n bilgisine ula\u015fmak ve b\u00f6ylece onun felsefesi, varl\u0131\u011f\u0131n ne olup ne olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kavramakt\u0131r. Bu bak\u0131mdan Hegel fesefesi varl\u0131\u011f\u0131n (ide&#8217;nin, akl\u0131n) kendi kendine d\u00fc\u015f\u00fcnmesidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hegel&#8217;in sisteminde varl\u0131k ve d\u00fc\u015f\u00fcnme, ilke itibariyle bir -ve ayn\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 tabiat ile ruh alemi aras\u0131nda varl\u0131k bak\u0131m\u0131ndan (ontik) bir fark yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc madd\u00ee olan manev\u00ee olandan, tinsel olandan \u00e7\u0131kar, manev\u00ee olan madd\u00ee olan\u0131 y\u00f6netir. Y\u00f6netirken s\u0131n\u0131rlamaz, geli\u015fmesine, ilerlemesine imkan verir.<\/p>\n<p>Burada \u015funa da i\u015faret etmek yerinde olur: d\u00fc\u015f\u00fcnen, eyleyen, \u015fuurlu ve manev\u00ee olan temel metafizik varl\u0131k ilkesi nedir? Bu, din\u00ee manada Tann&#8217;d\u0131r. Buna &#8220;Hristiyanl\u0131\u011f\u0131n Tanr\u0131&#8217;s\u0131d\u0131r&#8221; diyenler \u00e7o\u011funluktad\u0131r. Zaten kendisi de bunu gizlememektedir. Bu sebeble &#8220;ak\u0131l alemi idare ediyor&#8221; demek &#8220;Tanr\u0131 alemi idare ediyor&#8221; demektir. Onun alemi idare etmesi, plan\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirmesi, d\u00fcnyay\u0131 ve alem tarihini meydana getirir.<\/p>\n<p>Hegel sisteminde kavram, varl\u0131\u011fa tekab\u00fcl eder; burada diyalektik i\u015fleyi\u015f, Hegel mant\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc te\u015fkil eder. Onun mant\u0131\u011f\u0131 saf fikirden, b\u00fct\u00fcn niteliklerden soyutlanm\u0131\u015f fikirden ba\u015flayarak i\u015fler.<br \/>Hegel&#8217;e g\u00f6re en genel, en kapsaml\u0131 kavram varl\u0131k kavram\u0131d\u0131r. O, hi\u00e7 bir tayine hi\u00e7 bir belirlenime sahip de\u011fildir. O, yaratmaya ge\u00e7memi\u015f Tanr\u0131d\u0131r. Bu varl\u0131k, kendinde kendi z\u0131dd\u0131n\u0131 bar\u0131nd\u0131r\u0131r; yani varl\u0131k mahiyeti icab\u0131 yoklu\u011fu da kendisinde ihtiva eder. Varl\u0131k yokluktan olu\u015f ile kurtulur. Do\u011fru, ne varl\u0131kta ne yoklukta ama olu\u015ftad\u0131r. Ak\u0131l veya varl\u0131k, ba\u015flang\u0131\u00e7ta kendi kendisiyle \u00f6zde\u015f, \u00e7eli\u015fkisiz bir imkand\u0131r. Bu bak\u0131mdan kendi kendisinde ve kendi i\u00e7indedir. Yani bizatihi varl\u0131kt\u0131r. Kendi kendine vard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn olu\u015flar, geli\u015fmeler daha do\u011frusu yarat\u0131l\u0131\u015flar, \u00fc\u00e7l\u00fc evreler halinde meydana gelir. Bu da tez antitez ve sentez \u00fc\u00e7lemesidir. \u00dc\u00e7lemeli diyalektik metod, Hegel sisteminin kavranmas\u0131 zor ve tutars\u0131zl\u0131klar ta\u015f\u0131yan zorlamac\u0131 taraf\u0131d\u0131r. En kapsaml\u0131 ve tayin edici \u00fc\u00e7leme varl\u0131k-tabiat-ruh \u00fc\u00e7lemesidir.<\/p>\n<p><strong>Tanr\u0131-alem ili\u015fkisi<\/strong><\/p>\n<p>Evrensel ak\u0131l&#8217;in veya varl\u0131k\u0131n kendinde olu\u015fu tez safhas\u0131d\u0131r. Bundan sonra varl\u0131k (Tanr\u0131) kendi d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmak, Islami gelenekteki tabiriyle &#8220;bilinmek&#8221; ister. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hegel&#8217;in dedi\u011fine g\u00f6re Tanr\u0131 &#8220;k\u0131skan\u00e7 de\u011fil&#8221;dir. Hegel alemin olu\u015funu, Tanr\u0131-alem, Tanr\u0131-insan ili\u015fkisini izah ederken, psikolojik bir unsuru, &#8220;k\u0131skan\u00e7l\u0131k&#8221; unsurunu menfi y\u00f6nde kullanm\u0131\u015ft\u0131r. Tanr\u0131-alem ili\u015fkisi de b\u00f6ylelikle kurulmu\u015f olur. O, tabiatta tezah\u00fcr etmek ister. Bundan dolay\u0131 Tanr\u0131 tabiat\u0131 meydana getirmi\u015ftir. O ayn\u0131 zamanda vahy eder. Ama neye vahy eder?<\/p>\n<p>Hegel burada \u00e7ok a\u00e7\u0131k bir tav\u0131r sergiler; Evet Tanr\u0131 payla\u015f\u0131r ve vahy eder ama &#8220;tabiata, ta\u015fa a\u011faca, hayvana&#8221; vahy etmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan d\u00fc\u015f\u00fcnen ve ruhu olan varl\u0131kt\u0131r. Tanr\u0131&#8217;n\u0131n ruhu da insandad\u0131r. \u0130\u015fte bu Evrensel Ak\u0131l&#8217;\u0131n kendine \u015fuurudur ki bu da insan bilgisinde fark edilir.<\/p>\n<p>Evrensel Ak\u0131l, ba\u015fka olan\u0131n bi\u00e7iminde kendisini ide olarak meydana getirince tabiat olu\u015fur. Fakat tabiat madd\u00eedir. Evrensel Ak\u0131l, manev\u00eedir, maddeden uzakt\u0131r, kendi \u00f6zel amac\u0131 vard\u0131r. Bu durumda Evrensel Ak\u0131l, bilinci olmayan tabiat\u0131 meydana getirerek kendilik \u015fuurundan uzakla\u015f\u0131r ve kendisine yabanc\u0131la\u015f\u0131r. Tabiatta sabitlik, h\u00fcrriyet ve birlik de yoktur. Bu safha da antitez safhas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Yaln\u0131z burada \u00f6nemli bir noktaya temas edilmesi gerekir: Evrensel Ak\u0131l, bilin\u00e7siz tabiat\u0131 meydana getirmekle (Hegel, yaratma diyor) tabiat\u0131n ayn\u0131s\u0131 m\u0131 oluyor? Hay\u0131r. Bir \u00e7ok kimse bunu, b\u00f6yle yaz\u0131yor. Bu da Hegel&#8217;i panteist g\u00f6rme gayretinden ileri geliyor. Halbuki Hegel Tanr\u0131n\u0131n yaratt\u0131klar\u0131ndan, evrenden ayr\u0131 bir varl\u0131k oldu\u011funu \u00f6zellikle a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtmektedir. O yarat\u0131klar\u0131n, evrenin, ba\u015fkas\u0131 olarak Tanr\u0131&#8217;n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda oldu\u011funun \u0131srarla vurgulamaktad\u0131r. Hegel&#8217;in panteist oldu\u011fu iddialar\u0131na kendisi cevap verir gibidir: &#8220;\u00dcr\u00fcn, Tanr\u0131&#8217;dan farkl\u0131d\u0131r ki bu evrendir. Alem, yarat\u0131lan, Tanr\u0131&#8217;n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fkas\u0131 olarak ve O&#8217;nsuz kal\u0131r&#8221;. Zaten tabiat\u0131 meydana getirince Evrensel ak\u0131l kendi bilincini kaybetseydi,tekrar onu kazanamazd\u0131.<\/p>\n<p>Evrensel Ak\u0131l tabiat\u0131 (evreni) nas\u0131l meydana getirdi? Hegel, bunu &#8220;Tanr\u0131&#8217;n\u0131n bizzat eylem, h\u00fcr eylem&#8221; olmas\u0131yla kendi yak\u0131n\u0131nda kalmas\u0131yla (demeurant aupr\u00e8s de soi) izah eder ki Tanr\u0131&#8217;n\u0131n h\u00fcr eylem olu\u015fu, b\u00fct\u00fcn ilah\u00ee tasar\u0131mlan da i\u00e7ine alan kavram\u0131n temel belirlenimi, yahut tayinidir.<\/p>\n<p>Acaba yaratma, arac\u0131l\u0131k kategorisi mi ile olmu\u015ftur, yoksa, arac\u0131s\u0131z m\u0131? \u0130\u015fte burada Hegel \u00e7ok \u00f6nemli bir uyanda bulunur: \u015eayet yaratma i\u015fine arac\u0131l\u0131k kategorisi (cat\u00e9gorie de la mediation) girmi\u015f olsayd\u0131, bu do\u011frudan do\u011fruya Tanr\u0131&#8217;n\u0131n alem (monde) arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla varoldu\u011fu anlam\u0131na gelirdi. Hegel&#8217;e g\u00f6re bu da &#8220;bo\u015f bir totoloji&#8221; olurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hegel&#8217;in sisteminde tabiat fikrin (ide&#8217;nin) d\u0131\u015fla\u015fm\u0131\u015f, haricile\u015fmi\u015f olmas\u0131ndan, kendisini bildirmek istemesinden meydana gelmi\u015ftir; dolay\u0131s\u0131yla alem, idenin bir tezah\u00fcr\u00fc veya g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Evrensel Ak\u0131l, s\u0131rf ide (fikir) halinde iken, kendi kendisiyle \u00f6zde\u015f olup \u00e7eli\u015fkisizdir, dolay\u0131s\u0131yla kapal\u0131 bir imkand\u0131r, bir olabilirliktir. Bu safha, Hegel sistemindeki diyalektik i\u015fleyi\u015fin tez safhas\u0131d\u0131r. \u0130de, haricile\u015fmekle kendi d\u0131\u015f\u0131nda, kendisi olmayan, bir varl\u0131\u011f\u0131 yani tabiat\u0131 meydana getirmi\u015f oldu. Bu durumda kendine z\u0131t, kendisi ile \u00e7eli\u015fir bir duruma d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f oldu. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hegel sisteminde fikir, (Tanr\u0131) tamamen manev\u00eedir, madde ile ilgisi yoktur. Kendisi de varl\u0131kt\u0131r, kendi bilincine sahiptir. Mutlak varl\u0131k (ide) h\u00fcrd\u00fcr, birdir, birli\u011fi temsil eder, ezel\u00ee ve ebed\u00eedir, yani do\u011fumlu ve \u00f6l\u00fcml\u00fc de\u011fildir, sonlu de\u011fildir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k tabiat maddedir, madd\u00eedir, bilin\u00e7sizdir. Tabiatta ne h\u00fcrriyet ne birlik; ne de \u00f6l\u00fcms\u00fczl\u00fck vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 ide, kendisine yabanc\u0131la\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Bu durum, diyalektik i\u015fleyi\u015fin antitez yani ikinci safhas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Evrensel Akhn, bu yabanc\u0131la\u015fmadan, bu \u00e7eli\u015fkiden kurtulmas\u0131 laz\u0131md\u0131r. Bunun i\u00e7in kendine d\u00f6nmesi gerekir. \u00c7eli\u015fkiden ancak ruh d\u00fcnyas\u0131nda kurtulmak m\u00fcmk\u00fcn olur. Ruh d\u00fcnyas\u0131nda varl\u0131k ve fikir kendine d\u00f6nerek asliyetini kazan\u0131r. Tabiat ve madde olmaktan kurtulur. Ruh d\u00fcnyas\u0131, insan\u0131n ve k\u00fclt\u00fcr\u00fcn d\u00fcnyas\u0131d\u0131r. Bu d\u00fcnyada ak\u0131l, &#8220;Kendisi i\u00e7in&#8221; olan bir ger\u00e7ekliktir. Ruh d\u00fcnyas\u0131nda tabiattaki kendine kar\u015f\u0131 bir ger\u00e7eklik olmaktan da \u00e7\u0131km\u0131\u015f olacak, o art\u0131k diyalektik i\u015fleyi\u015fin \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc safhas\u0131 olan sentez safhas\u0131na ula\u015f\u0131lm\u0131\u015f olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130de&#8217;nin kendine d\u00f6nerek asliyetine kavu\u015fmas\u0131 ilk belirlenme, ilk tayin say\u0131l\u0131r; bu da duygu ve duyum seviyesinde olur. Kazan\u0131lan bilin\u00e7 kendine d\u00f6nerek ak\u0131l haline gelir. Ruh ise akl\u0131, mutlak yeti olarak kavrar. Bu durumda felsefe, bu diyalektik ilerleyi\u015fe ve konusuna uygun olarak \u00fc\u00e7e ayr\u0131l\u0131r:<\/p>\n<p>1) Mant\u0131k: kendinde varl\u0131k olan, ayn\u0131 zamanda metafizik veya ontoloji olan ideyi inceler.<br \/>2) Tabiat felsefesi: Varl\u0131\u011f\u0131n ba\u015fkala\u015fm\u0131\u015f, yabanc\u0131la\u015fm\u0131\u015f halini inceler.<br \/>3) Ruh (Tin) Felsefesi: Bu da kendisi i\u00e7in olan varl\u0131\u011f\u0131 bilir ve inceler.<\/p>\n<p><strong>Ak\u0131l ve Ruh<\/strong><\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n d\u00fcnyas\u0131nda, onun eseri olan tarih ve k\u00fclt\u00fcr aleminde g\u00f6r\u00fcnen, a\u00e7\u0131lan, a\u00e7\u0131larak geli\u015fen ak\u0131l, &#8220;Ruh-Tin&#8221; olur. Bu safhada ruh kendini a\u00e7maya ba\u015flar. Bu safhada ruh kendi \u015fuuruna erer, kendini bilir.<\/p>\n<p>Ruh burada &#8220;\u00f6znel ruh&#8221; olarak tecelli eder. Kendini bilen ruhun bilmesi, kendini &#8220;somut-m\u00fc\u015fahhas&#8221; olarak belirlemesidir. Bu somutla\u015fma \u00fc\u00e7 safhadan ge\u00e7er:<\/p>\n<p>1) Aristo&#8217;nun bitkisel ruh dedi\u011fi safha ki arac\u0131s\u0131z ruh olarak tabiattaki ruhtur. Bu, antropolojinin konusudur.<\/p>\n<p>2) Kendisinde ve ba\u015fkas\u0131nda \u00f6zde\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnme olarak kendisi i\u00e7in ruh. Bu arac\u0131l\u0131 olup fenomonolojiyi ilgilendirir.<\/p>\n<p>3) Kendisi i\u00e7in \u00f6zne olup kendini kendinde belirleyen ruhtur ki bununla da psikoloji ilgilenir. Burada psikolojinin konusu olan &#8220;duyum&#8221;, &#8220;alg\u0131&#8221;, &#8220;tasavvur&#8221;, &#8220;anlama&#8221;, &#8220;hat\u0131rlama&#8221;, &#8220;Hayalg\u00fcc\u00fc&#8221;, &#8220;haf\u0131za&#8221; gibi olaylarla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan sonraki safha, &#8220;nesnel ruh&#8221;un kendisini a\u00e7ma safhas\u0131d\u0131r. Nesnel ruh, hukuk ve ahlak\u00eelik basamaklar\u0131ndan aile, \u015fehir toplumu ve devlet basamaklar\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirir. Buradan da son safha olarak d\u00fcnya tarihine y\u00fckselir. Tez, antitez ve sentez \u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fc i\u00e7inde ilerleyen ruh en son basamakta &#8220;mutlak ruh&#8221; halini al\u0131r.<\/p>\n<p>Mutlak ruh, \u00f6nce sanatta tecelli eder, sonra vahyedilmi\u015f mutlak din olarak Hristiyanl\u0131kta kendisini g\u00f6sterir. Daha sonra da bu ikisinin birli\u011fi olarak felsefede tecelli eder. Art\u0131k burada kendisi hakk\u0131nda mutlak bilgiye ula\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Hegel&#8217;e g\u00f6re, akl\u0131n alemi idare etmesi; alemi Tann&#8217;n\u0131n y\u00f6netmesi demektir. Akl\u00ee olan, ilah\u00ee oland\u0131r; dolay\u0131s\u0131yla iyi oland\u0131r. Akl\u0131n (Tann&#8217;n\u0131n) alemi idare etmesi, O&#8217;nun plan\u0131n\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi olup bu da tarihi meydana getirir. Hegel&#8217;de Tanr\u0131&#8217;n\u0131n kendisini ruh olarak a\u00e7mas\u0131 \u00fc\u00e7leme (Trinit\u00e9) ve bunun de\u011fi\u015fik \u015fekli olan diyalektik us\u00fblle olur. Yani Tanr\u0131, &#8220;insan-Tanr\u0131(o\u011ful-Tanr\u0131) olarak ilk ve son defa \u0130sa k\u0131l\u0131\u011f\u0131na b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f, insanlar\u0131n kendisini tan\u0131mas\u0131na f\u0131rsat vermi\u015ftir. (Neden \u0130sa ile bunu yapm\u0131\u015f, neden \u0130sa&#8217;ya kadar kendisini tan\u0131tmam\u0131\u015f? Daha \u00f6nce evren yok muydu ve insanlar yery\u00fcz\u00fcnde de\u011fil miydi?) gibi sorular, cevaplanmas\u0131 gereken sorulard\u0131r. B\u00f6ylelikle &#8220;K\u0131skan\u00e7 olmayan&#8221; Tanr\u0131, alem ile insan ile do\u011frudan ili\u015fki i\u00e7ine girmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Hegel&#8217;in insana bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 incelerken Hristiyanl\u0131k inan\u00e7lar\u0131n\u0131 g\u00f6z\u00f6n\u00fcne alarak incelemek laz\u0131md\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc, o, din\u00ee inan\u00e7lar\u0131n\u0131 daima \u00f6n planda tutmu\u015ftur. Hegel insana dair fikirlerini a\u00e7\u0131klarken bilhassa \u00fc\u00e7l\u00fc Tanr\u0131 inanc\u0131n\u0131 \u00e7ok\u00e7a kullanm\u0131\u015ft\u0131r. Hatta denilebilir ki \u00fc\u00e7leme olmasa Hegel&#8217;in dayana\u011f\u0131 elinden al\u0131nm\u0131\u015f ve s\u00f6yleyecek s\u00f6z\u00fc kalmam\u0131\u015f gibi olacakt\u0131r. Bu \u00e7er\u00e7evede insanla ilgili baz\u0131 sorulara cevap arayal\u0131m: \u0130nsan\u0131n mahiyeti (neli\u011fi) nedir? Tabiaten insan nas\u0131ld\u0131r?<\/p>\n<p><strong>\u0130nsan Mahiyeti ve Tabiat\u0131<\/strong><\/p>\n<p>Hegel&#8217;in d\u00fc\u015f\u00fcncesinde insan Tanr\u0131 ile ayn\u0131 mahiyete sahiptir; ba\u015fka deyi\u015fle insan Tann&#8217;n\u0131n mahiyetindendir. Hegel bu konuda a\u00e7\u0131k konu\u015fmaktad\u0131r; &#8220;insan\u0131n ve Tanr\u0131&#8217;n\u0131n kutsal birli\u011fi ruhun ruhla birli\u011fidir&#8221; Hegel&#8217;e g\u00f6re ak\u0131l, bilgidir, bilgi de inan\u00e7t\u0131r. Yahut iman bilgidir. Bu bak\u0131mdan insan\u0131n Tanr\u0131 hakk\u0131ndaki bilgisi, \u00f6ze ait birlik a\u00e7\u0131s\u0131ndan ortak bir bilgidir; yani Tann&#8217;yi Tanr\u0131 olarak (oldu\u011fu gibi) tan\u0131yan insanda, Tanr\u0131 bizzat bilinmi\u015f olur:; &#8220;i\u015fte bu bilgi Tanr\u0131&#8217;n\u0131n kendine olan \u015fuurudur&#8221; \u015f\u00f6yle de denebilir: &#8220;Esasen Tann&#8217;n\u0131n insana dair bilgisi, insan\u0131n Tanr\u0131 hakk\u0131ndaki biigisidir&#8221; Bu a\u00e7\u0131dan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, &#8220;Tann&#8217;y\u0131 tan\u0131yan insan ruhu, bizzat ancak Tanr\u0131&#8217;n\u0131n kendi ruhudur.&#8221;<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki Hegel&#8217;de insan, Tanr\u0131 ile ayn\u0131 ruha ayn\u0131 mahiyete sahiptir. B\u00f6ylece insanin neli\u011fini tespit etmi\u015f olduk. \u015eimdi Hristiyanl\u0131ktaki \u0130sa&#8217;n\u0131n Tanr\u0131 olup olmad\u0131\u011f\u0131 kavgalar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatan bu anlay\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan insan\u0131n tabiat\u0131 nedir? sorusuna cevap arayal\u0131m:<\/p>\n<p>Hegel a\u00e7\u0131s\u0131ndan insan, kendinde ruh ve Tanr\u0131&#8217;n\u0131n bir numunesi (\u00f6rne\u011fi) dir. \u0130nsan Tanr\u0131&#8217;n\u0131n bir \u00f6rne\u011fi olarak yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Hegel&#8217;e g\u00f6re, Tanr\u0131 iyidir. \u0130nsan da o&#8217;nun bir numunesi olarak yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na, Tanr\u0131&#8217;n\u0131n \u00f6zelliklerini yans\u0131tt\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, o&#8217;nun aynas\u0131 olarak iyidir. \u015eu halde insan tabiaten iyidir. Yahut \u015f\u00f6yle de denilebilir: Tanr\u0131 kendinde ruh ve kendinde iyi oldu\u011fu i\u00e7in Tanr\u0131&#8217;n\u0131n ruhuyla insan\u0131n ruhu da ayn\u0131 oldu\u011fundan insan da kendinde iyidir. Demek ki Hegel&#8217;in d\u00fc\u015f\u00fcncesinde insan, tabiaten yarat\u0131l\u0131\u015f icab\u0131 (f\u0131traten) iyidir. Peki k\u00f6t\u00fcl\u00fck nereden geliyor? \u0130nsan neden k\u00f6t\u00fc fiiller i\u015fliyor?<\/p>\n<p>\u0130nsan &#8220;kendinde iyidir&#8221; ama, &#8220;kendinde&#8221; kavram\u0131, tek y\u00f6nl\u00fcd\u00fcr. Halbuki insan daima kendinde (en soi) kalamaz. O, &#8220;kendisi i\u00e7in&#8221;(Pour soi) olmak zorundad\u0131r, &#8220;kendisi i\u00e7in&#8221; olabilmesi bir zarurettir, o, iradesini g\u00f6stermek mecburiyetindedir. O zaman da akl\u0131na ve iradesine tabi olmas\u0131 gerekir. T\u0131pk\u0131 Tanr\u0131&#8217;n\u0131n &#8220;kendinde varl\u0131k iken tabiat\u0131 ve evreni meydana getirmek i\u00e7in a\u00e7\u0131lmas\u0131 kendi d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmas\u0131 gibi. Tanr\u0131 tabiat\u0131 meydana getirince kendine nas\u0131l yabanc\u0131la\u015fm\u0131\u015f, asl\u0131ndan uzakla\u015fm\u0131\u015f, maddeye bula\u015fm\u0131\u015f ise, insan da &#8220;kendisi i\u00e7in&#8221; olmaya ba\u015flay\u0131nca asli h\u00fcviyetinden uzakla\u015f\u0131r, asl\u0131na yabanc\u0131la\u015f\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc, Hegel nazar\u0131nda, insan\u0131n mutlak varl\u0131ktan ayr\u0131lmas\u0131 k\u00f6t\u00fcd\u00fcr, su\u00e7tur; bu, onu kirletir, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe bula\u015ft\u0131r\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla insandan k\u00f6t\u00fc fiiller sudur eder. Demek ki Hegel&#8217;in d\u00fc\u015f\u00fcncesinde insan\u0131n tabiaten veya aslen iyi olmas\u0131, onun Tanr\u0131&#8217;dan gelmesine, k\u00f6t\u00fc olmas\u0131 da madd\u00ee y\u00f6n\u00fcne ba\u011flanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Tanr\u0131-\u0130nsan \u0130li\u015fkisi<\/strong><\/p>\n<p>Hegel insan\u0131n, Tanr\u0131 ile ili\u015fkisinde mahiyet itibariyle ortak oldu\u011funu ortaya koyarken Tanr\u0131 ile insan\u0131n esas ortakl\u0131\u011f\u0131na da a\u00e7\u0131kl\u0131k getirir. &#8220;Tanr\u0131&#8217;n\u0131n ve insan\u0131n ortakl\u0131\u011f\u0131 (communion) ruhun ruhla ortakl\u0131\u011f\u0131d\u0131r&#8221; \u0130nsanda Tanr\u0131&#8217;n\u0131n ruhu oldu\u011funa g\u00f6re bu ne anlama gelir? Hegel buradan bilgi \u00e7\u0131karmaktad\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: \u0130nsanda Tanr\u0131&#8217;n\u0131n ruhunun olmas\u0131, insan bilgisinde Tanr\u0131&#8217;n\u0131n tan\u0131nmas\u0131 anlam\u0131na gelir. Bu, ayn\u0131 zamanda Tanr\u0131 hakk\u0131nda bir bilin\u00e7 (\u015fuur) do\u011fmas\u0131na yol a\u00e7ar ki i\u015fte Tanr\u0131&#8217;n\u0131n kendilik bilinci budur.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n Tanr\u0131 hakk\u0131nda sahip oldu\u011fu bilgi, nas\u0131l bir bilgidir? Hegel bu bilginin &#8220;ortak bir bilgi&#8221; oldu\u011funu s\u00f6yler. Ard\u0131ndan \u015f\u00f6yle bir a\u00e7\u0131klama getirir: &#8220;Yani Tann&#8217;y\u0131 oldu\u011fu gibi (Tanr\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in) bilen insanda Tanr\u0131 bizzat kendisi bilinmi\u015f olur.&#8221; \u0130\u015fte bu bilgi de Tann&#8217;n\u0131n kendisi hakk\u0131ndaki \u015fuurudur. Hegel, insan hakk\u0131nda sahip oiunan bilginin, insan\u0131n Tanr\u0131 hakk\u0131ndaki bilgisinin ayn\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yler.<\/p>\n<p>Burada bir hususu hat\u0131rlatal\u0131m: Kant, kendinde varl\u0131\u011f\u0131n (Noumenon) bilinemiyece\u011fini s\u00f6yl\u00fcyordu. Hegel, bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tenkid eder ve mutlak varl\u0131\u011f\u0131n bilinebilece\u011fini s\u00f6yler. Burada insan\u0131n bilgisi ile Tanr\u0131&#8217;nm bilgisinin ortak olmas\u0131n\u0131 s\u00f6ylemesinin sebebi de inan\u0131lan \u015feyin bilinmesi gerekti\u011fi kanaatidir.<\/p>\n<p>Burada bir \u00e7eli\u015fki var, gibidir. \u015e\u00f6yle ki: Hegel, hem insan akl\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131ndan s\u00f6z ediyor; hem de insan ruhu ile Tanr\u0131 ruhunu adeta \u00f6zde\u015fle\u015ftiriyor. \u015e\u00f6yle diyor: &#8220;Tanr\u0131&#8217;y\u0131 bilen (conna\u00eet) insan ruhu, bizzat Tanr\u0131&#8217;n\u0131n ruhundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.&#8221; Bu konu, insan h\u00fcrriyeti ile ilgili sorulara g\u00f6t\u00fcr\u00fcr.&#8221;<\/p>\n<p><strong>\u0130nsan-Bilgi \u0130li\u015fkisi<\/strong><\/p>\n<p>Peki Hegel nas\u0131l oluyor da Tanr\u0131&#8217;n\u0131n ruhu ile insan\u0131n ruhunu ve bilgisini nerdeyse e\u015fitliyor? Bu soruya cevap vermek, iman-bilgi ili\u015fkisine girmemizi gerektiriyor. Hegel&#8217;in iman ve bilgi ili\u015fkisinde g\u00f6r\u00fc\u015fleri \u00e7ok dikkat \u00e7ekicidir. O, iman\u0131 bilgiden ay\u0131rman\u0131n sa\u00e7ma oldu\u011fundan s\u00f6z ediyor ve bunu \u015f\u00f6yle izah ediyor: &#8220;Zira iman, \u015fuurdan do\u011far; inan\u0131lan \u015fey bilinir ve o kesindir&#8221; Hegel buradan bilgi ile iman\u0131 \u00f6zde\u015f ve e\u015fit k\u0131l\u0131yor, &#8220;\u00f6yleyse iman, do\u011frudan bilgi olarak tarif edilebilir.&#8221; Hegel, Tanr\u0131n\u0131n insanda tezah\u00fcr etmesiyle bilinir hale geldi\u011fine inand\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in b\u00f6yle diyor. Hatta o \u015f\u00f6yle bir iddiada bulunuyor: &#8220;O, bilinmez dersek bir Hristiyan de\u011filiz.&#8221; G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki Hegel&#8217;in insan\u0131, varl\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan Tanr\u0131 ile ayn\u0131 ruha sahip olurken bilgi a\u00e7\u0131s\u0131ndan da yine Tanr\u0131 ile ortak bilgiye sahip olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Biraz \u00f6nce Hegel&#8217;in iman ile bilgiyi \u00f6zde\u015f k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmi\u015ftik. Asl\u0131nda ruh d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr; objeyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, kendini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, asl\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, bunlar bilgidir. Daha do\u011frusu Hegel nazar\u0131nda ruh, bilgidir. Ruhun bir spek\u00fclatif d\u00fc\u015f\u00fcnmesinde \u00fc\u00e7 an (moment) veya durak vard\u0131r:<\/p>\n<p>1)Saf (s\u0131rf) d\u00fc\u015f\u00fcnce yahut \u00f6z olarak Tanr\u0131<br \/>2)Varl\u0131k veya alem olarak d\u00fc\u015f\u00fcnce<br \/>3)Varl\u0131kta veya ayn\u0131 zamanda evrensel kendisi olarak kendinde olumsuzluk, ger\u00e7ek ruh.<\/p>\n<p>Bu \u00fc\u00e7 an ortak bilginin de anlar\u0131d\u0131r:<\/p>\n<p>1) Birinci d\u00fc\u015f\u00fcnce, peder&#8217;in (yani Tanr\u0131&#8217;n\u0131n) hakimiyetine<br \/>2) \u0130kinci d\u00fc\u015f\u00fcnce, o\u011ful&#8217;un (Yabanc\u0131la\u015fmas\u0131 i\u00e7inde Ruh&#8217;un)<br \/>3) \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnce de, Kutsal Ruh&#8217;un hakimiyetine tekab\u00fcl eder.<\/p>\n<p>Ruhun d\u00fc\u015f\u00fcnmesinin bilgi oldu\u011fu ifade edilmi\u015fti. Bunu Hegel ruhun idealitesinde geli\u015firken bilen ruh haline gelmesiyle izah eder.<\/p>\n<p>Hegel&#8217;de Ruh (Esprit) mutlak surette ilk ilkedir. Ruh kendisi i\u00e7in varl\u0131k olmaya ba\u015flay\u0131nca, objet, siije gibi \u015feyler onda kavram (Notion) haline gelir. B\u00f6ylece ruh, \u00f6nce kavramlar\u0131n\u0131 kurar. Bu bak\u0131mdan, formel olarak, ruhun \u00f6z\u00fc, h\u00fcrriyettir; kendisiyle \u00f6zde\u015flik olarak kavram\u0131n mutlak olumsuzlu\u011fudur. Ruhun geli\u015fiminde de Hegel, \u00fc\u00e7 basamak kabul eder:<\/p>\n<p>1) Ruhun kendisiyle ili\u015fki i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ki buradan idenin b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in kendisini ortaya \u00e7\u0131kar\u0131r; bu \u00f6znel ruhtur.<\/p>\n<p>2) Ger\u00e7eklik formu alt\u0131nda alem olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ki buradan h\u00fcrriyet zorunlu varolu\u015f olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ki bu da objektif ruh halidir.<\/p>\n<p>3) Kendinde ve kendisinde birlik olarak g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc haldir ki burada ruhun sonsuz objektifli\u011fi, idealitesi yahut kavram olu\u015fur ki bu da mutlak hakikati i\u00e7inde mutlak Ruhtur.<\/p>\n<p>Hegel&#8217;e g\u00f6re ilk iki ruh sonludur. Burada sonluluk \u00f6l\u00fcml\u00fcl\u00fck manas\u0131na de\u011fil kavram\u0131n, ger\u00e7eklik ile uygun d\u00fc\u015fmemesidir. Hegel \u00f6znel ruhun da \u00fc\u00e7 basamaktan ge\u00e7ti\u011fini s\u00f6yler:<\/p>\n<p>1)Kendinde yahut do\u011frudan ruhtur ki buna tabii ruh da diyor. Tabii ruh, antropolojinin konusudur.<\/p>\n<p>2)Kendisi i\u00e7in yahut vas\u0131tal\u0131 ruhtur ki bu da kendisi veya ba\u015fka \u015feyler \u00fczerine derinli\u011fine d\u00fc\u015f\u00fcnmedir. (Reflexion, teemm\u00fcl) \u015euur da b\u00f6ylece kazan\u0131l\u0131r. Bu ruh, ruhun fenomenolojisinin konusudur.<\/p>\n<p>Bilindi\u011fi gibi Hegel, Ruhun Fenomenolojisi adl\u0131 kitab\u0131nda insan \u015fuurunun geli\u015fmesini, bu geli\u015fmenin tek insandaki hali ile b\u00fct\u00fcn insanl\u0131kta geli\u015fme halinin benzer ve paralel oldu\u011funu g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Ona g\u00f6re insan t\u00fcr\u00fcn\u00fcn ge\u00e7irdi\u011fi geli\u015fmeyi fert olarak herkes kendi hayat\u0131nda da ge\u00e7irir. Hegel, insanl\u0131k tarihinde buldu\u011fu baz\u0131 esaslar\u0131, tabiat\u0131n ve tek insan\u0131n geli\u015fmesine de uygular.<\/p>\n<p>3) Kendinde belirlenen ruh. Bu da kendisi i\u00e7in suje olarak psikolojinin konusudur. Bu ruh, ferdi ruhtur, tek insana ait esas \u00f6znel ruhtur ki Hegel buna Leibniz&#8217;in tabiri ile &#8220;Monad&#8221; ad\u0131n\u0131 veriyor. Leibniz&#8217;de Monad&#8217;lar \u015fuurlu oldu\u011fu gibi Hegel&#8217;de de \u015fuurludur. Yani Hegel&#8217;in ferd\u00ee varl\u0131\u011f\u0131 \u015fuur kazan\u0131nca, kendini bilince &#8220;\u015fahsiyet&#8221; haline gelmektedir.<\/p>\n<p><strong>\u0130nsan\u0131n Alemdeki Yeri Nedir?<\/strong><\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n alem de ve tabiattaki yeri hakk\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken Hegel, \u00f6nce, tabiattaki durumunu ele al\u0131r ve &#8220;insan tabiatta nedir?&#8221; diye sorar. Hegel, insana tabiatta bir dayanak arar ama; tabiatta ve evrende bu dayana\u011f\u0131n bulunamayaca\u011f\u0131na kanaat getirir. Oradan tarihe y\u00f6nelmek ihtiyac\u0131n\u0131 duyar. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, tabiat\u0131n tarihinin olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylerken sadece insan\u0131n tarihi oldu\u011fu kanaatine ula\u015f\u0131r. Bu takdirde o, insan\u0131 tabiattan \u00e7ok farkl\u0131 bir yap\u0131da g\u00f6r\u00fcr ve insan\u0131 tabiata indirgeyen, onun tabiat\u0131n bir \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak g\u00f6ren g\u00f6r\u00fc\u015flerden tamamen ayr\u0131l\u0131r, Hegel burada judeo-kretiyen a\u015fk\u0131nh\u011fa da kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yor. Onlar\u0131n modern insan\u0131n maruz kald\u0131\u011f\u0131 &#8220;Elem&#8221;, &#8220;b\u00f6l\u00fcnme&#8221; ve &#8220;yabanc\u0131la\u015fma&#8221; dan insan\u0131 sorumlu tutmalar\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yor. Sadece onlara de\u011fil, Descartes, Kant, Fichte gibi modern felsefenin b\u00fcy\u00fck isimlerine h\u00fccum ederek onlar\u0131, evreni bir &#8220;Kadavra&#8221; ya, bir &#8220;\u00f6l\u00fc madde&#8221;ye (mati\u00e8re morte) indirgemekle su\u00e7luyor.<br \/>Hegel neden b\u00f6yle \u00e7e\u015fitli kesimlere huc\u00fcm ediyor? Biraz \u00f6nce i\u015faret edildi\u011fi gibi insan \u00f6l\u00fc maddeden \u00e7ok farkl\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in onu maddeye indirgemek yanl\u0131\u015ft\u0131r. Bir de insan\u0131n mahiyeti ve yap\u0131s\u0131 \u00fcst\u00fcn ve ilahi mahiyetle ayn\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in ayr\u0131 bir vazifesi vard\u0131r. Bunu, o, maddele\u015ferek ger\u00e7ekle\u015ftiremez. Hegel bu a\u00e7\u0131dan evreni \u00f6l\u00fcm\u00fcn hakim oldu\u011fu bir yer, madd\u00ee oldu\u011fu i\u00e7in Tann&#8217;n\u0131n mezar\u0131 olarak g\u00f6r\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc orada ruh maddeye bula\u015farak \u00f6lme noktas\u0131na gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7i Hegel maddenin ruhta hakikati olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia eder. Yine de maddeyle ili\u015fkiye girmi\u015ftir. Halbuki insan akl\u0131yla ve ruhuyla kendine d\u00f6nm\u00fc\u015f, bilin\u00e7lenmi\u015f ruhuyla tarihi yapmal\u0131 ve ilah\u00ee plan\u0131, ilah\u00ee g\u00f6revi ve ilah\u00ee hayat\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirmelidir.<\/p>\n<p><strong>Hegel Tanr\u0131&#8217;y\u0131 Nas\u0131l D\u00fc\u015f\u00fcnmektedir?<\/strong><\/p>\n<p>Hegel, tabiatc\u0131h\u011fa kar\u015f\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in Tanr\u0131 kavram\u0131n\u0131 (concept, der Begriff) spinozac\u0131l\u0131\u011f\u0131n &#8220;Deus \u015five Natura&#8221; anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n z\u0131dd\u0131 olarak g\u00f6r\u00fcr. O, daha da ileri giderek Tanr\u0131&#8217;n\u0131n Newton&#8217;un saat\u00e7isi de olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, evrenin ruhsuz, ilah\u00ee hayata yabanc\u0131, mekanik armonik sferi (Descartes ve Leibniz) olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da \u00f6zellikle vurgular. Sanki Hegel de\u011fil de \u00f6mr\u00fcn\u00fcn son 13 senesini, manast\u0131rda ge\u00e7iren Pascal (zaten 39 sene ya\u015fad\u0131) konu\u015fuyor; \u00e7\u00fcnk\u00fc o da, bana filozoflar\u0131n, bilginlerin de\u011fil. \u0130brahim&#8217;in, \u0130shak&#8217;\u0131n Yakup&#8217;un Tanr\u0131s\u0131 laz\u0131m, diyordu. Peki Hegel&#8217;in istedi\u011fi Tanr\u0131 nas\u0131l bir Tanr\u0131d\u0131r; \u00f6zellikleri nelerdir? ona g\u00f6re Tanr\u0131, &#8220;canl\u0131 Hayat&#8221; t\u0131r; alemde ilk g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc hayat\u0131, meydana getirendir.<\/p>\n<p>Ama bu canl\u0131, dinamik, yarat\u0131c\u0131, \u015fuurlu Tanr\u0131 \u00f6l\u00fc maddede &#8220;yabanc\u0131la\u015fm\u0131\u015f&#8221; t\u0131r. Onun asl\u0131na d\u00f6nerek yabanc\u0131la\u015fmadan kurtulmas\u0131, Hegel&#8217;e g\u00f6re, Tanr\u0131&#8217;n\u0131n ilk h\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc, ilk h\u00fcr hareketidir; kendine d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n bir amac\u0131 olmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan daima gelece\u011fe y\u00f6nelik ya\u015far. Hegel, \u015fuurlu varl\u0131klar\u0131n mutlaka bir hedefe g\u00f6re \u015fuurlu olarak hareket ettiklerini s\u00f6yler. O halde insan\u0131n amac\u0131 nedir? denirse yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi gibi, ilahi projeyi ilahi hayat\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirmektir, diye cevap verilmelidir. Bundan dolay\u0131 Hegel insan\u0131 da Tanr\u0131 gibi, manev\u00ee, \u015fuurlu canl\u0131, diri, dinamik olarak g\u00f6r\u00fcr. Aksi takdirde ilahi amac\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftiremiyecektir.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan Hegel Tanr\u0131&#8217;n\u0131n galakside &#8220;\u00f6l\u00fc&#8221; iken insan&#8217;da canland\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yler. Peki insan&#8217;da Tanr\u0131 nas\u0131l canlan\u0131yor? \u0130nsan \u00f6z\u00fc itibariyle tabiat\u0131 yoksar, inkar eder, maddeyi iptal eder. O, madd\u00ee varl\u0131\u011f\u0131n, cans\u0131z alemin d\u00fc\u015fman\u0131d\u0131r. Logos (Kelam, kutsal ruh) ona hulul eder, insana girer, b\u00f6ylelikle Tanr\u0131 insanda canlanm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte burada kar\u015f\u0131m\u0131za Hristiyanl\u0131\u011f\u0131n Tanr\u0131-insan&#8217;\u0131 veya insan-Tanr\u0131&#8217;s\u0131 \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Logos&#8217;un insana hulul\u00fc (incarnation), insan\u0131n bunal\u0131mlar\u0131n\u0131 a\u015fmas\u0131n\u0131 ve a\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131 tan\u0131mas\u0131n\u0131 sa\u011flar. B\u00f6ylece Tanr\u0131, insanda zaman ter\u00f6r\u00fc i\u00e7inde yasar, zaman\u0131n imaj\u0131n\u0131 kazan\u0131r. \u0130nsan zaman ile ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in Tanr\u0131 da zamana tabi olmu\u015f oluyor. Burada insan-Tanr\u0131 ili\u015fkisi a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir b\u00fct\u00fcnle\u015fme vard\u0131r. Bu b\u00fct\u00fcnle\u015fme Hegel&#8217;in mant\u0131\u011f\u0131na uygun d\u00fc\u015fer. \u00c7\u00fcnk\u00fc Tanr\u0131 ile insan ayn\u0131 mahiyetten ve ayn\u0131 ruhtand\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat burada bir problem \u00e7\u0131k\u0131yor? Tanr\u0131, o\u011ful ile birle\u015fmeden, yani Hz.\u0130sa \u015feklinde tarihte ilk ve son defa insan olarak g\u00f6r\u00fcnmeden \u00f6nce, neredeydi, ne yap\u0131yordu? Hz.\u0130sa ve d\u00f6neminden \u00f6nceki insanlar, insan de\u011fil miydi? Yoksa Galakside veya madd\u00ee evrende \u00f6l\u00fc olan Tanr\u0131 gibi, \u00f6nceki insanlar da \u00f6l\u00fc m\u00fc idiler? Hegel bunlara cevap aram\u0131yor. Ama Hristiyanlar\u0131n Tann&#8217;n\u0131n esrar\u0131na vak\u0131f oldu\u011funu da iddia ediyor. Buradan, olu\u015f ve Evrensel Ak\u0131l kavramlar\u0131yla evrensel bir tarih felsefesi olu\u015fturmaya \u00e7al\u0131\u015farak insana bir paha bi\u00e7iyor, bir g\u00f6rev y\u00fckl\u00fcyor: &#8220;Evrensel tarihin anahtar\u0131 bize verilmi\u015ftir.&#8221;<\/p>\n<p>Tarihi ak\u0131l yapmaktad\u0131r. Bu sebeble tarih felsefesini ortaya koydu\u011fu kitaba &#8220;Tarihte Ak\u0131l&#8221; demi\u015ftir. Ak\u0131l nedir? Hegel bu soruya de\u011fi\u015fik yerlerde farkl\u0131 cevaplar verirse de &#8220;Tarihte Ak\u0131l&#8221; da &#8220;Ak\u0131l, evrensel tarihte Tanr\u0131&#8217;n\u0131n eylemidir&#8221; diye cevap verir.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da insan\u0131n amac\u0131n\u0131 belirtmi\u015ftik. \u0130nsan\u0131 belirleyen esas \u00f6zelliklerinden birisi istikbal endi\u015fesi oldu\u011fu i\u00e7in fertler de, toplumlar da projelerini ve \u00fcmitlerini hep gelece\u011fe veya yar\u0131nlara aktar\u0131rlar. Akl\u0131n gayesi, i\u015fte bu amac\u0131 olan fertler taraf\u0131ndan ger\u00e7ekle\u015ftirilir. Tabii bu durumda insan ilah\u00ee gaye i\u00e7in bir vas\u0131ta, alem tiyatrosunda oyuncudur. Ama kendisi oynay\u0131p kendisi seyreden bir oyuncusudur. Fertler ve insanlar (fert, ki\u015filik kazanmam\u0131\u015f insand\u0131r), Hegel&#8217;in nazar\u0131nda, bizzat gaye (fin) nin muhtevas\u0131na g\u00f6re bir tak\u0131m &#8220;kendinde gayeler&#8221; dir.<\/p>\n<p>\u0130nsan olabilmenin \u015fartlar\u0131ndan birisi ki\u015fili\u011fe sahip olmaksa, bir di\u011feri kimli\u011fe (h\u00fcviyete) sahip olmakt\u0131r. Kimlik, ay\u0131r\u0131c\u0131d\u0131r. Kimlik sayesinde fertler ba\u015fkalar\u0131ndan ayr\u0131l\u0131r. Toplumlar da b\u00f6yledir; onlar\u0131n da ki\u015fili\u011fi ve kimli\u011fi vard\u0131r. Kimlik, ki\u015fiye kendilik \u015fuuru kazand\u0131r\u0131r. Hegel, bu hususta \u015f\u00f6yle der; &#8220;insan kendisini iyi tan\u0131rsa hayvanlardan ayr\u0131l\u0131r. O, d\u00fc\u015f\u00fcnen varl\u0131kt\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnmek evreni bilmektir.&#8221; (La raison, s.77) Ama bunun bir \u015fart\u0131 da mazi \u015fuuru, tarih \u015fuurudur. Tarih \u015fuurunu kazand\u0131ran \u00e7ok \u00e7e\u015fitli unsurlar vard\u0131r. Ama fert, ki\u015filik kazan\u0131nca varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 nas\u0131l devam ettirece\u011fini, bu \u015fuur vas\u0131tas\u0131yla belirler. Hatta ne gibi bir ad veya unvan ile varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 devam ettirebilece\u011fini, o kanalla belirler.<\/p>\n<p>Hegel, kendilik \u015fuuruna \u00e7ok \u00f6nem verir. Kendilik \u015fuuru, insan\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnce vas\u0131tas\u0131yla kendisini mahiyet olarak kavramas\u0131yla elde edilir. Kendilik \u015fuuru ne i\u015fe yarar? Bu sorunun cevab\u0131 Hegel i\u00e7in \u00e7ok \u00f6nemlidir. Kendilik bilinci &#8220;Hukukun, \u00f6znel ve nesnel ahlak\u0131n ilkesini olu\u015fturur.&#8221;<\/p>\n<p>Hukuk demek, onun nazar\u0131nda, ahlak demek, eylem demektir. \u0130nsan da eylemleri ve \u015fuurlu hareketleri ile varolu\u015funu ortaya koyar, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul ettirebilir. Yukar\u0131da tabiat\u0131n tarihi ile insan\u0131n tarihinin Hegel&#8217;de , Marx&#8217;in aksine, ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtmi\u015ftik. O, tabiat\u0131n yarat\u0131lmas\u0131ndan sonra zuhur eden insan\u0131n, alemin tabiat\u0131na, z\u0131t oldu\u011funu belirtir. \u00c7\u00fcnk\u00fc tarihte insan kendisine verilen vazifeyi yerine getirmek i\u00e7in eylem yapmak zorundad\u0131r. Bu bak\u0131mdan insan, art\u0131k orada &#8220;aktiftir&#8221;&#8216;<\/p>\n<p>Tarih, Hegel nazar\u0131nda &#8220;Mutlak\u0131n g\u00f6lgesi&#8221; &#8220;y\u00fcksek \u015fekillerinde Ruhun mutlak ilahi s\u00fcrecinin bir tezah\u00fcr\u00fc&#8221; d\u00fcr. Evrensel Ak\u0131l da, evren tarih olarak, \u00f6znel bir irade de\u011fil, fakat Tanr\u0131&#8217;n\u0131n eylemidir. Ak\u0131l, ve tarih, evrensel tarih a\u00e7\u0131s\u0131ndan Tanr\u0131&#8217;n\u0131n eylemi oldu\u011funa g\u00f6re, bunlar \u00f6zde\u015fle\u015fmi\u015f gibidir. Hegel, be\u015feri faaliyeti ferdi \u00e7\u0131karlara ve \u00f6zel ama\u00e7lara ba\u011flar. \u00d6yleyse eylem nedir? Eylem &#8220;\u00f6znel veya ahlaki iradenin d\u0131\u015fsalla\u015fmas\u0131&#8221; (haricile\u015fmesi) di. Burada eylem (action) ile Tanr\u0131 aras\u0131nda da bir ili\u015fki kuran Hegel, daha \u00f6nce ge\u00e7ti\u011fi gibi, \u015f\u00f6yle der: &#8220;Tanr\u0131 eylemdir, h\u00fcr<br \/>eylemdir&#8221;<\/p>\n<p><strong>\u0130nsan-Tanr\u0131 \u0130li\u015fkisi<\/strong><\/p>\n<p>\u0130nsan eylem i\u00e7indedir, Tanr\u0131 zaten eylemdir; Peki insan Tanr\u0131 ili\u015fkisi nas\u0131l kurulacakt\u0131r? Yaln\u0131z, insan\u0131n Tanr\u0131 ile ayn\u0131 mahiyetten olmas\u0131, m\u00fckemmelli\u011fini gerektirmez. \u0130nsan\u0131n hayat\u0131, bu bak\u0131mdan asla tam de\u011fildir, ba\u011f\u0131ml\u0131d\u0131r. \u0130nsan hayat\u0131, endi\u015fe, tahrik, hareketlilik, a\u00e7g\u00f6zl\u00fcl\u00fck (avidit\u00e9) bunal\u0131m ve korku ile doludur; \u00f6fke, so\u011fukluk, kin, ilgisizlik, yahut kay\u0131ts\u0131zl\u0131k, a\u015f\u0131r\u0131 ihtiraslarla mal\u00fcldur. \u0130\u015fte b\u00f6yle bir insan, ayn\u0131 zamanda zavall\u0131d\u0131r. Bu halden o nas\u0131l kurtulacakt\u0131r? Cevap; Tanr\u0131&#8217;yi bilmesi ile m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u0130nsan\u0131n Tanr\u0131 ile ili\u015fki kurmaya bu bilgi yeter mi? yetmez. Tabii \u00d6nce Tanr\u0131&#8217;y\u0131 bilmesi yani ona inanmas\u0131 gerekir. Sonra &#8220;Tanr\u0131 zaten insanlara i\u015ftirak eder ve k\u0131skan\u00e7 de\u011fildir&#8221;<\/p>\n<p>Hegel,Tanr\u0131&#8217;n\u0131n &#8220;bizimle ili\u015fkisi oldu\u011funa&#8221; inan\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc der, &#8220;bizim ruhumuz O&#8217;nunla ili\u015fki i\u00e7indedir.&#8221; Zira Tanr\u0131 vahiy yoluyla esas ili\u015fkiyi kurar. Ama Hegel&#8217;in, Tanr\u0131&#8217;n\u0131n \u00f6zellikle insana vahy etti\u011fine dair fikrini biliyoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Tanr\u0131, zaten Ruh&#8217;tur, insan da d\u00fc\u015f\u00fcnen ruhtur. Dolay\u0131s\u0131yla insanla Tanr\u0131 aras\u0131nda sars\u0131lmaz ve sa\u011flam bir ili\u015fki kurulmu\u015f olur.<\/p>\n<p>Yaln\u0131z Hegel, burada bir defa daha \u00e7eli\u015fkiye d\u00fc\u015fer; \u00e7\u00fcnk\u00fc muhtelif yerlerde insan\u0131n ve Tanr\u0131&#8217;n\u0131n mahiyetinin ve ruhunun ayn\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylerken, burada insan\u0131n Tanr\u0131&#8217;dan ayr\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyor. Hegel; Tanr\u0131&#8217;n\u0131n tabiat\u0131 ile varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 da ay\u0131rmak gerekti\u011fine inan\u0131r. Ona g\u00f6re Tanr\u0131 vard\u0131r, ama \u00f6nce O, bir tasavvur ve bir isimdir. Hegel burada bir nominalist gibi konu\u015fmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Hegel, ba\u015fta i\u015faret etti\u011fimiz gibi \u00fc\u00e7leme (Trinit\u00e9) yi en \u00f6nemli malzeme olarak kullan\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onunla Tanr\u0131 insan ili\u015fkisi, insan-Tanr\u0131 \u015fekline b\u00fcr\u00fcn\u00fcr. O, \u00fc\u00e7lemenin Hristiyanl\u0131\u011f\u0131n spek\u00fclatif bir unsuru oldu\u011funu s\u00f6yler ve ilave eder: &#8220;i\u015fte bunun i\u00e7in felsefe, onda ak\u0131l idesini bulur.&#8221; Hegel&#8217;in sisteminde, insan\u0131n geli\u015fmesi ve k\u00fclt\u00fcr alanlar\u0131n\u0131 olu\u015fturmas\u0131 \u015f\u00f6yle bir \u015fema ve s\u0131ralama ile belirtilebilir:<\/p>\n<p>Evrensel Ak\u0131l (Tanr\u0131)<br \/>\u0130de, Tabiat<br \/>Fert<br \/>Ki\u015filik<br \/>S\u00fcbjektif irade<br \/>Hukuk<br \/>M\u00fclkiyet<br \/>\u00f6znel Ahlakl\u0131l\u0131\u011fa ge\u00e7i\u015f<br \/>Nesnel ahlakl\u0131l\u0131k<br \/>Aile (Ruhun dolays\u0131z cevherlili\u011fi olarak sevgi)<br \/>Evlenme (Dolays\u0131z bir ahlak\u00ee olay)<br \/>E\u011fitim<br \/>Sivil Toplum<br \/>Yarg\u0131 g\u00fcc\u00fc<br \/>Kanun olarak Hukuk-Mahkeme<br \/>Kamu y\u00f6netimi<br \/>Devlet (Objektif ahlak idesinin fiilen ger\u00e7ekli\u011fi)<\/p>\n<p><strong>H\u00fcrriyet<\/strong><\/p>\n<p>Hegel&#8217;in insan\u0131, tarihi yapabilmek i\u00e7in faaliyet yapmak, eylem yapmak zorundad\u0131r. Asl\u0131nda Hegel, evrensel olu\u015fu izah ederken \u00e7eli\u015fkileri \u00f6n planda tutmu\u015ftur. Daha \u00f6nce de i\u015faret etti\u011fimiz gibi onda olu\u015fun bilgisi ile varl\u0131\u011f\u0131n bilgisi, tek ve ayn\u0131d\u0131r. Hegel, ruhu maddeye tamamen kar\u015f\u0131t olarak g\u00f6r\u00fcr. &#8220;Madde, bana kar\u015f\u0131 direnir.&#8221; der. Madde ile ruhun z\u0131tl\u0131\u011f\u0131ndan Hegel ba\u015fka bir \u00f6nemli unsura ula\u015fmak ister: H\u00fcrriyet.<\/p>\n<p>Daha \u00f6nce Tanr\u0131&#8217;n\u0131n h\u00fcr eylem oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fti. \u015eimdi ruhun \u00f6zelli\u011fini de h\u00fcrriyet olarak koymaktad\u0131r. Ona g\u00f6re &#8220;h\u00fcrriyet, ruhun hakiki birli\u011fidir.&#8221; Evrensel tarih ise bu h\u00fcrriyetin ilerlernesidir. Ruh esas\u0131nda, h\u00fcr oldu\u011fu i\u00e7in faaliyetlerinin neticesi olarak, daha \u00e7ok h\u00fcrle\u015fir.<\/p>\n<p>H\u00fcr olan ruhun kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirmesi, Evrensel tarihte Evrensel Ruhun takibetti\u011fi bir ama\u00e7t\u0131r.&#8217;Hegel&#8217;in d\u00fc\u015f\u00fcncesinde insan, insan olmas\u0131 hasebiyle h\u00fcrd\u00fcr. Bu h\u00fcrriyet, ona ayn\u0131 zamanda bir sorumluluk y\u00fckler. H\u00fcrriyet ile, \u015fah\u0131s, m\u00fclkiyet ve hukuk aras\u0131nda nas\u0131l bir ili\u015fki vard\u0131r? Hegel, h\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc insan\u0131n b\u00fct\u00fcn etkinlik alanlar\u0131na yayar. Bu sebeble o, hukuk sistemini, &#8220;ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f h\u00fcrriyet alemi&#8221; olarak g\u00f6r\u00fcr. Hegel, h\u00fcrriyet ile hukuk aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi k\u00f6kten kurar veya tarifinden \u00e7\u0131kar\u0131r: &#8220;Hukuk, tarifi gere\u011fi ide olarak h\u00fcrriyettir.&#8221;<\/p>\n<p>Fert olmaktan kurtulmu\u015f \u015fah\u0131s, varolabilmek i\u00e7in h\u00fcrriyetini d\u0131\u015f alanlara yaymak zorundad\u0131r. Bu bak\u0131mdan Hegel m\u00fclkiyeti de &#8220;\u015fahs\u0131n v\u00fccut bulmu\u015f varl\u0131\u011f\u0131&#8221; h\u00fcrriyetin bir ba\u015fka ger\u00e7ekle\u015fmesi olarak g\u00f6r\u00fcr. Hegel, ayn\u0131 \u015fekilde objektif ahlakl\u0131l\u0131\u011f\u0131 da h\u00fcrriyet olarak niteler .<\/p>\n<p><strong>Din<\/strong><\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n en cok faaliyet g\u00f6sterdi\u011fi alanlardan birisi de dindir. Din, insano\u011flunun hayat\u0131nda en etkili olan alanlar\u0131n ba\u015f\u0131nda gelir. Dinler, insana \u00e7ok b\u00fcy\u00fck de\u011fer verdikleri i\u00e7in birer antropoloji de say\u0131labilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Tanr\u0131 &#8216;n\u0131n muhatab\u0131 insan, e\u011fitilmesi gereken de odur. Hegel&#8217;in sisteminde dinin, \u00f6zellikle &#8220;mutlak din&#8221;, &#8220;Vahyedilmi\u015f din&#8221; dedi\u011fi Hristiyanl\u0131\u011f\u0131n \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir yeri ve etkisi vard\u0131r.<\/p>\n<p>Din, insan\u0131, toplumu ve devleti \u015fekillendiren unsurlar\u0131n ba\u015f\u0131nda gelir. Hatta o, devletin temelinde din oldu\u011funu, devletin dine ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011funu ileri s\u00fcrer Din (Hiristiyanhk), Hz.\u00eesa vas\u0131tas\u0131yla insan\u0131 ve toplumlar\u0131 e\u011fitmi\u015f, onlar\u0131 gelece\u011fe haz\u0131rlamak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f, ferd\u00ee ve toplumsal davran\u0131\u015flar\u0131 y\u00f6nlendirerek ahirete haz\u0131rlamay\u0131 hedeflemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Hegel bu d\u00fc\u015f\u00fcncelerle, insan\u0131n kendilik \u015fuurunun, h\u00fcrriyet \u015fuurunun \u00f6nce dinde g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yler. Dinin konusu nedir ve dinin birlikle ilgili nedir? Sanat ve bilimin din ile ne gibi bir ili\u015fkisi vard\u0131r? \u015eimdi bu sorulara cevap arayal\u0131m.<\/p>\n<p>Hegel din felsefesi \u00fczerine derslerinde dinle ilgili her \u00e7e\u015fit probleme girmekle beraber, &#8220;Tarihte Ak\u0131l&#8221;, &#8220;Felsefi Bilimler Ansiklopedisi&#8221; ve &#8220;Hukuk Felsefesinin Prensipleri&#8221; adl\u0131 eserlerinde de bu konulara zaman zaman yer vermi\u015ftir. Hegel, dinin konusunun do\u011fruluk (vrai), muhtevas\u0131n\u0131n mutlak hakikat oldu\u011funu dinin \u00f6znel ve nesnelin birli\u011fini ifade etti\u011fini s\u00f6yledikten sonra, Hristiyanl\u0131kta ilah\u00ee idenin ilah\u00ee ve insan\u00ee tabiat\u0131n birli\u011fi olarak vahyedildi\u011fini (yani Trinit\u00e9)&#8217; bu \u015fuurun din oldu\u011funu, sanat ve bilimin onun g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerinden ve formlar\u0131ndan ibaret bulundu\u011funu, g\u00fczel sanatlar\u0131n gelece\u011finin dinde bulundu\u011funu din duygusunun en y\u00fcce duygu oldu\u011funu belirtir. Ama, dinde \u00e7ok ba\u015fka bir \u00f6zellik daha g\u00f6ren Hegel, bu \u00f6zellik ile insan\u0131n h\u00fcrriyet ve mutlulu\u011fu aras\u0131nda \u00e7ok s\u0131k\u0131 bir ba\u011f kurar. O, \u015f\u00f6yle der:<\/p>\n<p>&#8220;Dinde \u00f6yle bir \u015fey vard\u0131r ki, alemin b\u00fct\u00fcn de\u011fi\u015fkenli\u011fine, gayelerin bo\u015flu\u011funa, menfaat ve m\u00fclklerin ge\u00e7icili\u011fine ra\u011fmen insana daima bir de\u011fi\u015fmezlik en y\u00fcksek derecede \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ve mutluluk \u015fuuru bulabilmenin g\u00fcven ve huzurunu verir.&#8221;<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi Hegel&#8217;in sisteminde insana de\u011fer bi\u00e7ilirken, bu de\u011fer din-fert ili\u015fkisi, \u00f6ncelikle insan\u0131n huzuru, g\u00fcveni ve h\u00fcrriyeti \u00fczerine kurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p><strong>Felsefe-Din \u0130li\u015fkisi:<\/strong><\/p>\n<p>Hegel dini bir ruh, hakikatin b\u00fct\u00fcn insanlar i\u00e7in modu olarak g\u00f6r\u00fcr. O, din-felsefe kavgas\u0131na da \u00e7\u00f6z\u00fcm \u00fcreterek dinin felsefe ile uzla\u015fabilece\u011fine kanidir. Hegel, bu uzla\u015fman\u0131n gerek\u00e7elerinden biri olarak felsefe ile dinin konular\u0131n\u0131n ayn\u0131 oldu\u011funu, birinin di\u011ferine obje (konu) olabilece\u011fini belirtiri Felsefeye gelince: Hegel felsefenin, sanat ve dinin birli\u011finden ibaret oldu\u011funu ileri s\u00fcrer. Peki Hegel felsefeden neyi anl\u0131yor? ona g\u00f6re, felsefe &#8220;mutlak tasavvurun muhtevas\u0131n\u0131n zorunlu bilgisi, do\u011frudan sezginin ve d\u0131\u015f vahyin bilgisi&#8221; olarak tarif edilebilir.<\/p>\n<p>Bu felsefe anlay\u0131\u015f\u0131ndan dolay\u0131 Hegel, insan\u0131n felsef\u00ee bilgisini din\u00ee bilgisinin \u00fcst\u00fcnde g\u00f6rmektedir ve insan\u0131n sanat ve dinden sonra ula\u015fabilece\u011fi en y\u00fcksek bilgi ve merhale olarak felsefeyi g\u00f6rmektedir. Daha do\u011frusu felsefeyi, insan\u0131n ula\u015fabilece\u011fi, sanat ve dinin bir sentezi olarak kabul etmektedir. Son merhalede alemin ruhu, mutlak ruha \u00f6zde\u015f olur. Dolay\u0131s\u0131yla son basamak mutlak bilginin elde edildi\u011fi felsef\u00ee basamakt\u0131r; bu basamakta ruh kendisine tasavvur olarak de\u011fil, kavram olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p><strong>Ahlak<\/strong><\/p>\n<p>Hegel&#8217;in sisteminde insan ahlak\u00ee bir s\u00fcjedir. \u0130nsan daha do\u011frusu \u015fah\u0131s, ne zaman ahlak\u00ee s\u00fcje olur? \u0130rade ne zaman ki kendili\u011finde sonsuz irade olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p, kendisi i\u00e7in sonsuz irade olur; i\u015fte kendisine d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc, kendi kendisiyle ayn\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 kendisi-i\u00e7in mevcut hale getirdi\u011fi zaman, ahlak\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015f noktas\u0131 belirir ve \u015fah\u0131s s\u00fcje olur. Hegel, s\u00fcbjektif ahlakl\u0131l\u0131k sferinin, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck kavram\u0131n\u0131n ger\u00e7ek yan\u0131n\u0131 temsil etti\u011fine kanidir.&#8217; Yaln\u0131z o, dolay\u0131s\u0131yla kendisi-i\u00e7in durumda olan \u00f6znel iradenin soyut, s\u0131n\u0131rl\u0131 ve formel oldu\u011funu iddia eder. Halbuki irade sonsuzca kendini belirleme g\u00fcc\u00fcne sahip olarak her \u00e7e\u015fit iradenin formel unsurunu te\u015fkil eder^ \u00d6yleyse, \u00f6znel irade nas\u0131l s\u0131n\u0131rl\u0131 olur? Hegel bu soruya \u015f\u00f6yle cevap verir: Ferdi iradenin tezah\u00fcr\u00fc kendisini esas irade kavram\u0131yla ayniyet halinde ortaya koyamad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ahlaki g\u00f6r\u00fc\u015f, izafi olup mutlak de\u011fildir.<\/p>\n<p>Burada iradenin sonlulu\u011fu, \u00f6zel olu\u015fu, ve fenomenli\u011fi de rol oynar. Bu engeller a\u015f\u0131l\u0131rsa irade, s\u0131n\u0131rl\u0131 olmaktan \u00e7\u0131kabilir. S\u00fcbjektif veya ahlaki irade, d\u0131\u015fla\u015f\u0131nca eylem meydana gelir. Bu eylem hem \u015fah\u0131sla, hem ba\u015fkalar\u0131yla irtibatl\u0131d\u0131r. Ba\u015fkalar\u0131yla ili\u015fkilerden insan\u0131n \u00f6zg\u00fcr eylemlerinin yayg\u0131nla\u015ft\u0131\u011f\u0131 objektif ahlakl\u0131l\u0131k ortaya \u00e7\u0131kar. O, kendilik \u015fuurunun faaliyeti sayesinde ger\u00e7eklik kazanan h\u00fcrriyet idesidir. Objektif ahlakl\u0131l\u0131k, soyut iyili\u011fin yerini al\u0131r, onun muhtevas\u0131 \u00f6znel ruh taraf\u0131ndan somut hale getirilir. \u0130denin \u00f6zel belirlemeleri olarak objektif ahlakl\u0131l\u0131k akli bir karakter ta\u015f\u0131r. Bundan dolay\u0131 da o, h\u00fcrriyettir. O, bir adet olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, devlet olarak tecelli eder. Onun al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f prati\u011fi, ikinci bir tabiat gibidir. Hegel iyili\u011fi de ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f h\u00fcrriyet olarak niteler; bunun da alemin mutlak niha\u00ee gayesi oldu\u011funu iddia eder. Demek ki evrenin ve insan\u0131n nihai gayesi de iyilik olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Hegel objektif ahlakl\u0131l\u0131k c\u00fcmlesinden ki\u015finin faaliyetleri ve ferdin ki\u015filik kazanmas\u0131, kendilik \u015fuurunun geli\u015fmesi ve kendisi i\u00e7in sonsuz irade olmas\u0131 safhalar\u0131ndan aileyi, sivil toplumu, yarg\u0131 g\u00fcc\u00fcn\u00fc, kamu y\u00f6netimini, devleti, d\u0131\u015f siyas\u00ee hukuk ile evrensel tarih alanlar\u0131n\u0131 ayr\u0131 ayr\u0131 alt ba\u015fl\u0131klarla ele al\u0131r ve inceler.<\/p>\n<p>Biz burada k\u0131saca aile ile fert (insan) aile ile -toplum aras\u0131ndaki ili\u015fkiler bak\u0131m\u0131ndan aileye ve topluma temas edece\u011fiz; sonra da objektif ahlakl\u0131l\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan fert-devlet ili\u015fkisini ele alaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p><strong>Aile<\/strong><\/p>\n<p>Aile her toplumda, tarihin ilk devirlerinden beri varolan en \u00f6nemli toplumsal birim ve kurumdur. Bu kurumu \u015fimdiye kadar ortadan kald\u0131rmak m\u00fcmk\u00fcn olmam\u0131\u015ft\u0131r. Hegel, ailenin, \u00f6nce yap\u0131s\u0131na ve olu\u015funa de\u011finir: Aile, evlili\u011fin, her iki cinsten ki\u015filerin kendi sonsuz \u015fahsiyetlerini kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak \u00f6zg\u00fcrce, feda etmeleri sonucu meydana gelir. Hegel, aileyi bir \u015fah\u0131s &#8220;evrensel ve devaml\u0131 bir \u015fah\u0131s&#8221; olarak g\u00f6r\u00fcr. O, &#8220;Do\u011frudan veya do\u011fal ruh olarak toplumsal cevher, ailedir&#8221; der. (Encyclop\u00e9die, s.276)<\/p>\n<p>Hegel, ailenin te\u015fekk\u00fcl\u00fcnde, ruhun (tinin) dolays\u0131z cevherselli\u011fi olarak temele sevgiyi yerle\u015ftirir. Sevgi ailenin \u00f6zel karakterini te\u015fkil eder. O, &#8220;ruhun kendi \u00f6z birli\u011fi hakk\u0131ndaki duygusudur&#8221; Ailede, ferdin birlik i\u00e7indeki bireylik bilincine sahip olmas\u0131, ruhun derun\u00ee halidir. Fert, aile birli\u011finde, kendisi i\u00e7in bir \u015fah\u0131s olarak de\u011fil yani benci ve nefsini tatmin i\u00e7in de\u011fil, sadece bir \u00fcye olarak bulunmal\u0131d\u0131r. Bu, \u015fu anlama gelebilir; fert, kendilik bilinci i\u00e7inde manev\u00ee bir birlik halini almal\u0131 ve bilin\u00e7li bir sevgiye kavu\u015fmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Aile \u00fc\u00e7 safhada tamamlan\u0131r: evlenme, m\u00fclkiyet ve servet edinme ve \u00e7ocuklar\u0131n e\u011fitimi.<br \/>Hegel evlili\u011fi, do\u011frudan ahlaki bir olay, \u00f6zg\u00fcr bir ahlak\u00ee eylem olarak niteler. Hatta daha ileri giderek evlili\u011fin objektif bir gaye, ki\u015finin ahlak\u00ee bir vazifesi oldu\u011funu ileri s\u00fcrer. \u015eahs\u0131n se\u00e7imindeki h\u00fcrriyetini engelleyece\u011fi i\u00e7in Hegel, akraba evlili\u011fine kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Hegel, otonom fertlerin ba\u015fkalar\u0131yla y\u00fczy\u00fcze, ge\u00e7ici ili\u015fkilerinin b\u00fct\u00fcn\u00fc olarak sivil toplumu, organik bir ger\u00e7eklik halinde geli\u015fmi\u015f ruh, kendilik \u015fuurunun cevheri olan devleti ele al\u0131r. (Encyclop\u00e9die, s. 276)<\/p>\n<p><strong>\u0130nsan-Devlet \u0130li\u015fkisi<\/strong><\/p>\n<p>\u015eimdi k\u0131saca, insan-devlet ili\u015fkisine temas edelim; Devlet nedir? Devletin fertle, ahlakla, ak\u0131lla ilgisi nedir? Hegel devleti, insan\u0131n uygun bir varolu\u015fa sahip oldu\u011fu bir ortam olarak kabul eder. Bu bak\u0131mdan her e\u011fitimin amac\u0131, ferdi herhangi bir \u015fey ve s\u0131rf s\u00fcbjektif olmaktan \u00e7\u0131kar\u0131p devlette objektif bir varl\u0131k halinde yeti\u015ftirmektir. Hegel devletin, ger\u00e7ek ve varolan, somutla\u015fan ahlak\u00ee hayat oldu\u011funu s\u00f6yler. Devlet, kendilik \u015fuurunun toplumsal cevheri, aile ve sivil toplum ilkelerinin birli\u011fidir.<\/p>\n<p>&#8220;Devletin \u00f6z\u00fc, kendinde ve kendisi i\u00e7in evrensel olan, iradenin akli unsurudur&#8221; (Encyclop\u00e9die, s.281 ).<\/p>\n<p>Filozofumuz burada da devleti s\u00fcbjektif irade ile genel ve esas iradenin bir birli\u011fi (sentezi) olarak sunar. Bu birlikte o, ahlak\u00ee bir d\u00fczenin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr. Fert, ancak \u015fah\u0131sla\u015farak, b\u00f6yle bir birlikte ahlak\u00ee bir hayat ya\u015far \u00c7\u00fcnk\u00fc devlette, objektif ruh olarak bireyin kendisi, ancak onun bir \u00fcyesi oldu\u011fu takdirde, hakik\u00ee bireyli\u011fe ve ahlakl\u0131l\u0131\u011fa sahip olabilir. Fert objektifli\u011fe, objektif ahlaka b\u00f6ylelikle ula\u015fabilir. Devletin i\u00e7 formasyonunu kazanabilmesi i\u00e7in Anayasaya, d\u0131\u015f halk hukukuna, ve d\u00fcnya tarihine ihtiya\u00e7 vard\u0131r {Encyclop\u00e9die, s. 281)<\/p>\n<p>Hegel&#8217;in bu ifadelerinden anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, fert, esas \u015fahsiyete ve dolay\u0131s\u0131yla \u00fcst\u00fcn ahlak\u00ee hayata devletin ortam\u0131nda ula\u015fabilir. Devlet, ilahi iradenin yery\u00fcz\u00fcndeki tecellisi ve objektif ruh olarak g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in \u015fah\u0131s (insan) kanal\u0131yla ilah\u00ee proje de ger\u00e7eklik kazanma imkan\u0131na erer. Burada \u00fc\u00e7 hususa daha temas ederek, bu uzun tebli\u011fi bitirmeye \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z: Kahramanlar, \u015fiddet ve su\u00e7, k\u00f6le-efendi diyalekti\u011fi.<\/p>\n<p><strong>Kahramanlar<\/strong><\/p>\n<p>Hegel, devleti ve toplumu idare eden bir k\u0131s\u0131m insanlar\u0131n kahraman, b\u00fcy\u00fck adam oldu\u011funu s\u00f6yler. Kahramanlar nas\u0131l do\u011far? Carlay&#8217;\u0131n &#8220;Kahramanlar&#8221;\u0131 yazd\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemde Hegel de kahramanlardan s\u00f6z ederek onlara, sisteminde, insan anlay\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde yer veriyor.<\/p>\n<p>Tarih\u00ee b\u00fcy\u00fckadamlar, Hegel&#8217;e g\u00f6re &#8220;Yarat\u0131c\u0131 ide&#8221;yi, kendine d\u00f6n\u00fck &#8220;Hakikat hamlesi&#8221; momentini yani &#8220;\u00fcst\u00fcn evrensel&#8221;i kavrayan, ondan kendi hedeflerini \u00e7\u0131karan kimselerdir. Bunlar ayn\u0131 zamanda, o kimseler ki Ruhun (Tinin) \u00fcst\u00fcn kavram\u0131na tekab\u00fcl eden bu hedefi ger\u00e7ekle\u015ftirirler. Bundan dolay\u0131 onlar &#8220;Kahraman&#8221; olarak isimlendirilirler.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki Hegel, Evrensel Ruh&#8217;un koydu\u011fu hedefleri kavray\u0131p ger\u00e7ekle\u015ftirebilen insanlar\u0131 &#8220;B\u00fcy\u00fckadamlar&#8221; ve &#8220;Kahramanlar&#8221; olarak niteleyip, onlar\u0131 di\u011ferlerinden ay\u0131rmaktad\u0131r. Bu s\u0131rra eremeyenler ne olacakt\u0131r? onlar &#8220;k\u00f6le&#8221; dir.<\/p>\n<p><strong>K\u00f6le-Efendi Diyalekti\u011fi<\/strong><\/p>\n<p>Hegel, K\u00f6leyi tarif ederken esas olarak, insan olabilmek i\u00e7in kendi mahiyetini bilmemesini zikreder. Yani insan, insan olabilmek i\u00e7in Tanr\u0131 ile ayn\u0131 mahiyetten oldu\u011funu bilmesi gerekir. O \u015f\u00f6yle der;<\/p>\n<p>&#8220;K\u00f6le kendi mahiyetini, sonsuzlu\u011funu, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bilmez, kendisini mahiyet\u00e7e insan olarak bilmez, kendi kendisinin bilgisinden yoksundur. \u00c7\u00fcnk\u00fc kendi kendisini d\u00fc\u015f\u00fcnmez.&#8221;<\/p>\n<p>Hegel sisteminde insana de\u011fer katan, onu k\u00f6lelikten kurtaran kendilik bilinci yahut \u00f6zbilinctir. \u00d6zbilin\u00e7 (kendilik \u015fuuru), di\u011fer \u00f6zbilin\u00e7lerce kabul edilince hakikat olur. O, bu bilince sahip olan tek varl\u0131kt\u0131r. \u0130nsan ni\u00e7in &#8220;ben&#8221; diyor, nas\u0131l diyor? Husserl&#8217;e g\u00f6re bilin\u00e7 bir \u015feyin bilincidir. Yani biz bir \u015feye y\u00f6neliriz. Ama insani var olu\u015f, d\u0131\u015f d\u00fcnyan\u0131n bilincinden ibaret olabilir mi? \u00d6zbilin\u00e7, bilin\u00e7ten farkl\u0131 olmas\u0131 gerekmez mi?<\/p>\n<p>\u015eu halde k\u00f6le, kendi \u00f6zbilincine ermeyen, ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in var olan ferttir. Efendi kimdir? o, kendilik bilinci kendisi i\u00e7in var olan bilin\u00e7tir. K\u00f6le, eme\u011fin nesnesi olan \u015feye ba\u011f\u0131ml\u0131d\u0131r: ama efendi onun \u00fczerinde bir g\u00fc\u00e7t\u00fcr. K\u00f6le nesne ile olumsuz ili\u015fki i\u00e7indedir, onun \u00fczerinde \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, onu t\u00fcketir. Efendi ise \u015feyden ve k\u00f6leden olumlu olarak faydalan\u0131r; k\u00f6leyi nesne ile kendisi aras\u0131na koyarak onu arac\u0131 k\u0131lmaktad\u0131r. O, kendisini ba\u015fkas\u0131n\u0131n de\u011feri olarak tan\u0131t\u0131r, ba\u015fkalar\u0131 kat\u0131nda tan\u0131n\u0131r. K\u00f6le de kendisini ba\u015fkalar\u0131nda g\u00f6r\u00fcr. Daha a\u00e7\u0131k tabirle k\u00f6le ba\u011f\u0131ml\u0131, efendi ba\u011f\u0131ms\u0131z varl\u0131kt\u0131r. Hegel meseleyi tarihin derinliklerine ta\u015f\u0131yarak ilk insan\u0131n ya bir k\u00f6le veya bir efendi olaca\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrer. Buradan da insanlar aras\u0131 ili\u015fkilerin tarihini, \u00e7\u0131kar\u0131r. Bunu da insan-tabiat ili\u015fkisi, k\u00f6le ve efendinin birbirlerini etkilemelerinin tarihi olarak ortaya koyar ki bu da k\u00f6le-efendi diyalekti\u011fidir: (Hegel, b\u00f6ylelikle Marx&#8217;in i\u015fci-patron diyalekti\u011fine zemin haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r.)<\/p>\n<p>Hegel k\u00f6leli\u011fi soyut bir kavram olarak de\u011fil, tarihi bir ger\u00e7ek olarak ele al\u0131r ve k\u00f6leli\u011fi Hristiyanl\u0131\u011f\u0131n kald\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yler. O, K\u00f6le-efendi hukuku \u00fczerinde de durur. \u0130nsan\u0131n k\u00f6le olamayaca\u011f\u0131 vak\u0131as\u0131n\u0131n &#8220;\u00f6zg\u00fcrl\u00fck idesinin ancak devletin realitesi i\u00e7inde ger\u00e7ekle\u015febilece\u011fine&#8221; inan\u0131r.<\/p>\n<p>Bir ba\u015fka a\u00e7\u0131dan Hegel, arzular\u0131na, tutkular\u0131na tutsak olan fertleri k\u00f6le, bedenin, tutkulanndan bask\u0131lar\u0131ndan kurtulmu\u015f kimseyi de efendi olarak kabul eder. Ayr\u0131ca Tanr\u0131&#8217;y\u0131 Efendi, insanlar\u0131 k\u00f6le olarak da g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p><strong>\u0130nsan ve \u015eiddet \u0130li\u015fkisi<\/strong><\/p>\n<p>Son olarak insan ve \u015fiddet (ter\u00f6r) ili\u015fkilerine temas edelim: Hegel, insan iradesinin m\u00fclkiyet edinirken d\u0131\u015f nesneler \u00fczerine yans\u0131mas\u0131 neticesinde, bu d\u0131\u015f nesneler \u00fczerinde ele ge\u00e7irilebilece\u011fini, zor alt\u0131na sokulabilece\u011fini s\u00f6yler. Bu, insan iradesine kar\u015f\u0131 \u015fiddet kullan\u0131lmas\u0131na yol a\u00e7ar. \u0130nsan\u0131n beden\u00ee varl\u0131\u011f\u0131 bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n zoruna maruz kalabilir; ama Hegel &#8220;\u00f6zg\u00fcr irade, kendili\u011finde ve kendisi i\u00e7in olarak bask\u0131 alt\u0131na al\u0131namaz&#8221; der. Demek ki insan bedeniyle, ruhu d\u0131\u015f\u0131ndaki \u015feylere ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131 neticesinde \u00f6zbenlik \u015fuurunu, h\u00fcr iradesini kaybedebiliyor; bu, zora boyun e\u011fen bir iradenin teslimiyeti demektir. Soyut olarak al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman cebir ve \u015fiddet, Hegel nazar\u0131nda haks\u0131z fiildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;haks\u0131zl\u0131k, benim \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn bir d\u0131\u015f \u015fey i\u00e7indeki mevcudiyetine bir tecav\u00fczd\u00fcr.<\/p>\n<p>Buraya kadar, Hegel&#8217;in insana bak\u0131\u015f\u0131n\u0131, onun sistemi i\u00e7indeki ve evrendeki yerini, de\u011ferini, mahiyetini ve muhtelif faaliyet alanlar\u0131ndaki eylemlerini, m\u00fcnasebetlerini belirtmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131k. \u0130nsan\u0131n ilah\u00ee men\u015feli, ilah\u00ee mahiyetli olup ilah\u00ee plan\u0131n uygulay\u0131c\u0131s\u0131, tabir caizse &#8220;Mukaddes y\u00fck\u00fcn hamah&#8221; oldu\u011funu ortaya koyduk. Onun insan, evren, toplum ve k\u00fclt\u00fcr anlay\u0131\u015f\u0131nda Tann&#8217;n\u0131n, Tanr\u0131sal Akl\u0131n, vahyedilmi\u015f din olarak Hristiyanl\u0131\u011f\u0131n rollerini belirttik. B\u00fct\u00fcn sisteminde oldu\u011fu gibi, sistemin y\u00fck\u00fcn\u00fc ta\u015f\u0131yan insan da trinite&#8217;nin (\u00fc\u00e7l\u00fc Tanr\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n) hulul\u00fcn yani Tann&#8217;n\u0131n insan \u015feklinde g\u00f6r\u00fclmesinin, temel fikir oldu\u011funu ortaya koyduk. Hegel&#8217;de insan\u00ee tabiatla, ilah\u00ee tabiat\u0131n Hz.Isa&#8217;da birli\u011fini ger\u00e7ekle\u015ftiren dinin Hristiyanl\u0131k oldu\u011funu tesbit ettik. Fakat burada Hegel, hulul\u00fcn (incarnation) antropomorfik (insana benzer) tarzda sunulmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemeye \u00f6zen g\u00f6sterir. Bu Tanr\u0131&#8217;n\u0131n insan (isa) k\u0131l\u0131\u011f\u0131nda g\u00f6r\u00fcnmesinde antropomorfizm yoksa ne vard\u0131r? Hegel bu soruyu cevaplamal\u0131d\u0131r. Marx Scheler de, muhtemelen Hegel&#8217;den m\u00fclhem olarak , insan\u0131n kendisini Tanr\u0131la\u015ft\u0131rmas\u0131n\u0131n, insan\u0131n kendi olmas\u0131n\u0131n yeri olarak insan kalbini kabul eder.<\/p>\n<p>O, insan olma ile, Tanr\u0131 olman\u0131n birbirine muhta\u00e7 oldu\u011funu iddia eder. O, tamamlanm\u0131\u015f bir Tanr\u0131&#8217;ya (insana) inan\u0131r. Hegel ise &#8220;Tann&#8217;n\u0131n en m\u00fckemmel varl\u0131k&#8221; oldu\u011funu s\u00f6yler. Bu durumda, Hegel&#8217;in olu\u015fumu devam eden bir Tanr\u0131 kabul etti\u011fi iddias\u0131 yanl\u0131\u015ft\u0131r. \u0130nsan\u0131n de\u011feri de buradan gelir. Hegel, fertlerin halk\u0131n ruhuna uygun ya\u015fad\u0131klar\u0131 zaman bir de\u011fere sahip olacaklar\u0131n\u0131 s\u00f6yler \u00c7\u00fcnk\u00fc halk da dini ve ilahi akl\u0131 temsil eder.<\/p>\n<p>Hegel&#8217;in insan\u0131 huzur, g\u00fcven ve ilah\u00ee idealin ger\u00e7ekle\u015fmesi pe\u015findedir. O, Teknisyendir, hamlecidir, dinamiktir, ak\u0131ll\u0131d\u0131r, \u015fuurludur, iradesine hakim olmak zorunda ve varolu\u015funu ger\u00e7ekle\u015ftirmek durumundad\u0131r.<\/p>\n<p>Hegel&#8217;e g\u00f6re insan mevcut olan bir varl\u0131k de\u011fildir. O, varl\u0131\u011f\u0131n olumsuzla\u015fmas\u0131yla meydana gelmi\u015ftir. Bu m\u00e2n\u00e2da o, olu\u015ftur veya eylemdir, kendisinin esas \u00f6zelli\u011fi eylem i\u00e7inde olmakt\u0131r. \u0130nsan\u0131n varolu\u015fu, tabii varolu\u015f gibi, neyse o olan varl\u0131k de\u011fil, veri olan tabii varl\u0131\u011f\u0131n \u00f6zde\u015fli\u011fini a\u015fmak, ona zaman\u0131 katmakla m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bu da tarih yapmakla ger\u00e7ekle\u015fir. Peki zaman\u0131 katmay\u0131nca insan, insan olamaz m\u0131?<\/p>\n<p>20. as\u0131rda Hegel \u00fczerine \u00f6zg\u00fcn tezler ortaya koyan Alexandre Kojeve&#8217;e g\u00f6re, insan, ister hukuken isterse iktisaden ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu efendisine itaatle hizmet eden k\u00f6le ile, ahiret saadeti i\u00e7in Efendi&#8217;ye hizmete den k\u00f6le aras\u0131nda fark yoktur. \u0130kisinde de insan hayat\u0131n\u0131n zamanla s\u0131n\u0131rl\u0131 olu\u015funu kabul edecek tav\u0131r vard\u0131r.<\/p>\n<p>Kojeve nazar\u0131nda insan\u0131n, her t\u00fcrl\u00fc a\u015fk\u0131nl\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131karak kendisini zaman\u00ee bir varl\u0131k olarak kabul etmesi \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ger\u00e7ekle\u015ftirmesinin esas \u015fart\u0131d\u0131r. B\u00f6ylece o, tabiat\u0131 reddetmek yerine orada \u00e7al\u0131\u015farak, zaman\u00ee bir varl\u0131k, tarihi bir varl\u0131k haline gelir. Kojeve, Hegel&#8217;i ateist bir anlay\u0131\u015fla yorumlam\u0131\u015ft\u0131r. Fakat Hegel&#8217;in insan\u0131, ne Tanr\u0131 tan\u0131mazd\u0131r, ne de metafizik a\u015fk\u0131nhklar\u0131 reddeder.<\/p>\n<p>Onun tabiat\u0131, maddeyi a\u015fmak istemesi, kendisini maddeden ayr\u0131 ve \u00fcst\u00fcn bir varl\u0131k olarak g\u00f6rmesi (burada \u00fc\u00e7l\u00fc tanr\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131 \u00f6nemli bir i\u015f g\u00f6r\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc ona madd\u00ee d\u00fcnyay\u0131 a\u015fma dinamizmi ve ideali verir.) hatta J.Paul Sartre&#8217;in insan\u0131n verilmi\u015f madd\u00ee d\u00fcnya kar\u015f\u0131s\u0131nda &#8220;bulant\u0131&#8221; duymas\u0131ndan daha ileri ve bilin\u00e7li bir varl\u0131k oldu\u011funu g\u00f6sterir. Zaman\u00ee varl\u0131k olmak i\u00e7in metafizik a\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131 inkar m\u0131 gerekir?<\/p>\n<p>Buraya kadar s\u00f6ylenenlerden anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere, Hege]&#8217;in insan\u0131 farkl\u0131d\u0131r ve yine de problemlerle doludur.<\/p>\n<p>\u00a0<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Hegel&#8217;in insana bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 anlayabilmek i\u00e7in sisteminin b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fc bir tablo g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc i\u00e7inde genel \u00e7izgileriyle kavramak laz\u0131md\u0131r. Ama ondan \u00f6nce Hegel&#8217;in yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nemin fikri, felsefi, siyasi ve toplumsal ortam\u0131 nas\u0131ld\u0131? sorusuna bir cevap arayal\u0131m. Hegel&#8217;in yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nem Avrupa&#8217;n\u0131n \u00e7ok \u00e7alkant\u0131l\u0131 bir d\u00f6nemidir, Hegel 1770 do\u011fumludur. 1776 da Amerikan devleti kurulmu\u015ftur. Avrupa&#8217;da modern d\u00fc\u015f\u00fcnce ortaya \u00e7\u0131kal\u0131 150 seneden [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[41],"tags":[],"class_list":{"0":"post-4188","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-georg-wilhelm-friedrich-hegel"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Hegel&#039;in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Hegel&#039;in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"Hegel&#8217;in insana bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 anlayabilmek i\u00e7in sisteminin b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fc bir tablo g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc i\u00e7inde genel \u00e7izgileriyle kavramak laz\u0131md\u0131r. Ama ondan \u00f6nce Hegel&#8217;in yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nemin fikri, felsefi, siyasi ve toplumsal ortam\u0131 nas\u0131ld\u0131? sorusuna bir cevap arayal\u0131m. Hegel&#8217;in yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nem Avrupa&#8217;n\u0131n \u00e7ok \u00e7alkant\u0131l\u0131 bir d\u00f6nemidir, Hegel 1770 do\u011fumludur. 1776 da Amerikan devleti kurulmu\u015ftur. Avrupa&#8217;da modern d\u00fc\u015f\u00fcnce ortaya \u00e7\u0131kal\u0131 150 seneden [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2010-02-10T10:59:51+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"44 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Hegel&#8217;in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay\",\"datePublished\":\"2010-02-10T10:59:51+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/\"},\"wordCount\":8883,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg\",\"articleSection\":[\"Georg Wilhelm Friedrich HEGEL\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/\",\"name\":\"Hegel'in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg\",\"datePublished\":\"2010-02-10T10:59:51+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#primaryimage\",\"url\":\"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg\",\"contentUrl\":\"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg\"},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Hegel&#8217;in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Hegel'in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Hegel'in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay","og_description":"Hegel&#8217;in insana bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 anlayabilmek i\u00e7in sisteminin b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fc bir tablo g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc i\u00e7inde genel \u00e7izgileriyle kavramak laz\u0131md\u0131r. Ama ondan \u00f6nce Hegel&#8217;in yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nemin fikri, felsefi, siyasi ve toplumsal ortam\u0131 nas\u0131ld\u0131? sorusuna bir cevap arayal\u0131m. Hegel&#8217;in yeti\u015fti\u011fi d\u00f6nem Avrupa&#8217;n\u0131n \u00e7ok \u00e7alkant\u0131l\u0131 bir d\u00f6nemidir, Hegel 1770 do\u011fumludur. 1776 da Amerikan devleti kurulmu\u015ftur. Avrupa&#8217;da modern d\u00fc\u015f\u00fcnce ortaya \u00e7\u0131kal\u0131 150 seneden [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2010-02-10T10:59:51+00:00","og_image":[{"url":"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"44 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Hegel&#8217;in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay","datePublished":"2010-02-10T10:59:51+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/"},"wordCount":8883,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg","articleSection":["Georg Wilhelm Friedrich HEGEL"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/","name":"Hegel'in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg","datePublished":"2010-02-10T10:59:51+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#primaryimage","url":"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg","contentUrl":"http:\/\/grundlegung.files.wordpress.com\/2008\/01\/hegel.jpg"},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/02\/10\/hegelin-insani-suleyman-hayri-bolay\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Hegel&#8217;in \u0130nsan\u0131 | S\u00fcleyman Hayri Bolay"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4188","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=4188"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4188\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=4188"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=4188"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=4188"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}