{"id":4390,"date":"2010-03-19T12:59:36","date_gmt":"2010-03-19T09:59:36","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/"},"modified":"2010-03-19T12:59:36","modified_gmt":"2010-03-19T09:59:36","slug":"descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/","title":{"rendered":"Descartes ve Spinoza&#8217;da &#8220;iyi&#8221; | Nurten G\u00d6KALP"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" style=\"float: left;\" src=\"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg\" width=\"155\" height=\"205\" border=\"0\" \/>\u0130lk\u00e7a\u011fdan \u00f6zellikle de Platon\u2019dan beri s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmekte olan ger\u00e7ek iyinin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 \u00e7abas\u0131 17. y\u00fczy\u0131lda, Descartes\u2019le ba\u015flayan gelenekte de \u00f6nemlidir ve hakikatin anla\u015f\u0131lmas\u0131 ile yak\u0131ndan ilgilidir. Kartezyen filozoflar aras\u0131ndaki bu ortak belirleyici, aralar\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131klara ra\u011fmen temeldir. Buradaki amac\u0131m\u0131z ger\u00e7ek iyi ile hakikatin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi Descartes ve Spinoza d\u00fc\u015f\u00fcncesini temele alarak ortaya koyabilmektir.<\/p>\n<p><strong>DESCARTES<br \/><\/strong><br \/>Descartes\u2019e g\u00f6re ahl\u00e2k\u0131n en son gayesi, hedefi \u00fcst\u00fcn iyidir: \u201c\u2026sadece iyili\u011fin bilgisinden ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyden gelmeyecek derecede katk\u0131s\u0131z ve eksiksiz olan faziletlerin hepsi ayn\u0131 mahiyettedir ve onlar\u0131 yaln\u0131z bilgelik ad\u0131 alt\u0131nda toplayabiliriz.\u201d Bu \u00fcst\u00fcn iyiyi veren bilgelikle, ki\u015finin bilgisi ile bilgeli\u011finin meyvesi olan ve onu \u00fcst\u00fcn iyi ile ili\u015fkilendirecek olan ahl\u00e2k\u0131 birbirini tamamlamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde akl\u0131n\u0131 g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi kadar iyi kullanan, b\u00fct\u00fcn i\u015flerinde en iyi oldu\u011funa h\u00fckmetti\u011fi \u015feyi yapabilmek i\u00e7in sa\u011flam ve sabit bir iradeye sahip olan kimse ger\u00e7ekten bilgedir ve bundan dolay\u0131 do\u011fru, cesur ve \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc oldu\u011fu oranda di\u011fer b\u00fct\u00fcn faziletlere de sahiptir.<\/p>\n<p>Bilgili olmak ve bilgisini uygulamak yetene\u011fi olarak belirlenebilecek bilgelik i\u00e7in ne gereklidir?<\/p>\n<p>Descartes bu sorunun cevab\u0131n\u0131 Prensese Elizabeth\u2019e yazd\u0131\u011f\u0131 mektupta \u015f\u00f6yle vermektedir:<\/p>\n<p>\u201c\u2026bahsetti\u011fimiz bu bilgelik i\u00e7in iki \u015fey laz\u0131md\u0131r; birincisi anlay\u0131\u015f (m\u00fcdrike) iyi olan her \u015feyi bilmelidir; ikincisi, irade de daima anlay\u0131\u015f\u0131 takibe haz\u0131r olmal\u0131d\u0131r; bunlardan yaln\u0131z irade b\u00fct\u00fcn insanlarda e\u015fit olarak mevcuttur, h\u00e2lbuki baz\u0131lar\u0131n\u0131n anlay\u0131\u015f\u0131 di\u011ferlerinin ki kadar iyi de\u011fildir.\u201d<\/p>\n<p>Anlay\u0131\u015f ve irade olarak belirlenen bilgelik incelendi\u011finde, onun yaln\u0131zca i\u015flerde \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fcl\u00fck de\u011fil, hayat\u0131 devam ettirmede ve sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 korumada insan\u0131n bilebilece\u011fi b\u00fct\u00fcn \u015feylerin tam bilgisine sahip olma anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. B\u00f6yle bir bilgi de ilk nedenlerden \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f bilgi yani felsefenin bilgisidir. Descartes i\u00e7in bilgelik ara\u015ft\u0131rmas\u0131 felsefe yapma, felsefe yapma ise yetkin bilginin olu\u015fturulmas\u0131 yani ilk neden ve ilkelerin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ile i\u015fe ba\u015flanmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Descartes bu ilkelerde de iki \u015fart\u0131n olmas\u0131 gerekti\u011fini ifade eder. Birincisi, bu ilkelerin a\u00e7\u0131k ve apa\u00e7\u0131k olmas\u0131d\u0131r ki, insan akl\u0131 onlar\u0131 dikkatle tetkik etti\u011finde onlar\u0131n do\u011fruluklar\u0131ndan \u015f\u00fcphe etmemesi; ikincisi, ba\u015fka \u015feylerin bilgisinin bu ilkelere ba\u011fl\u0131 olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan zihninin bilebilece\u011fi \u015feyleri i\u00e7ine alan b\u00f6yle bir felsefe etkinli\u011fi, onu ba\u015fkalar\u0131n\u0131n ard\u0131ndan g\u00f6z\u00fc kapal\u0131 gitmesini engelleyecek, ahl\u00e2k\u0131n\u0131 d\u00fczenleme ve hayat\u0131n\u0131 y\u00f6netme imkan\u0131 verecektir. \u0130nsan\u0131n temel d\u00fc\u015f\u00fcncesi ruhun ger\u00e7ek g\u0131das\u0131 olan bilgeli\u011fi aramak ve b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir iyili\u011fi istemektir. \u201cBu, bir \u00fcst\u00fcn iyi, hakikatin ilk nedenlerle bilinmesinden, yani felsefenin inceledi\u011fi bilgelikten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.\u201d<\/p>\n<p>Ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemde ula\u015f\u0131lan d\u00f6rt bilgelik derecesinden bahseden Descartes, bilgeli\u011fin ilk derecesinde, d\u00fc\u015f\u00fcnmeksizin elde edilebilecek derecede kendili\u011finden a\u00e7\u0131k kavramlar\u0131; ikinci derecesinde duyular\u0131n tecr\u00fcbesinin bildirdi\u011fi b\u00fct\u00fcn \u015feyleri; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcnde, ba\u015fka insanlarla ileti\u015fimin \u00f6\u011fretti\u011fi \u015feyleri; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fcnde, iyi bilgi vermeye yetenekli ki\u015filerin yazd\u0131\u011f\u0131 kitaplar\u0131 okumay\u0131 saymaktad\u0131r. O zamana kadar elde edilen b\u00fct\u00fcn bilgeli\u011fin de ancak d\u00f6rt yolla olabildi\u011fini ifade etmektedir. Ancak as\u0131l olan bu d\u00f6rt dereceden \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcz bi\u00e7imde \u00fcst\u00fcn olan be\u015finci dereceyi \u00e7\u0131karmakt\u0131r ki bu da b\u00fct\u00fcn \u015feylerin ilk sebeplerini kendilerinden \u00e7\u0131karabilece\u011fimiz, ilk nedenleri ve ger\u00e7ek ilkeleri aramakt\u0131r. \u0130\u015fte ger\u00e7ek anlamda filozoflar bu bunun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fanlard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan hayat\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcn iyisini te\u015fkil eden bu en y\u00fcksek bilgelik basama\u011f\u0131na iletebilecek ger\u00e7ek ilkelerin kendi ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc ilkeler oldu\u011funu kan\u0131tlamak isteyen Descartes, bunlardan ikisini \u015f\u00f6yle belirlemektedir: birincisi bu ilkelerin pek a\u00e7\u0131k oldu\u011fu, ikincisi ise bu ilkelerden di\u011fer b\u00fct\u00fcn \u015feylerin \u00e7\u0131kar\u0131labilece\u011fidir.<\/p>\n<p>Bu ilkelerin pek a\u00e7\u0131k oldu\u011funu onlar\u0131 bulmak i\u00e7in kulland\u0131\u011f\u0131 y\u00f6ntem ile g\u00f6sterebilece\u011fini ifade eden Descartes\u2019e g\u00f6re, bu \u00f6ylesine \u015f\u00fcphe g\u00f6t\u00fcrmez bir hakikattir ki, incelendi\u011finde reddedilmesine imkan yoktur ve insan akl\u0131n\u0131n bilebilece\u011fi \u015feylerin en a\u00e7\u0131k ve apa\u00e7\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Yani insan\u0131n her \u015feyden \u015f\u00fcphe edebilmesine ra\u011fmen yaln\u0131zca d\u00fc\u015f\u00fcnen kendinden \u015f\u00fcphe edemeyece\u011fi ger\u00e7e\u011fidir. Bu d\u00fc\u015f\u00fcncenin varl\u0131\u011f\u0131 ilk ilkedir; bundan pek a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde \u00e7\u0131kar\u0131labilecek olan da d\u00fcnyada varolan b\u00fct\u00fcn \u015feylerin yaratan\u0131 bir Tanr\u0131 vard\u0131r ve b\u00fct\u00fcn hakikatlerin kayna\u011f\u0131d\u0131r. O d\u00fc\u015f\u00fcncemizi \u00f6yle bir tabiatta yaratm\u0131\u015ft\u0131r ki, zihnin pek a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde kavranan \u015feyler \u00fczerindeki h\u00fck\u00fcmlerde hi\u00e7bir zaman aldanmas\u0131na imkan yoktur. Bu ilkeler metafizik ilkelerdir ve bunlardan cisimli ya da fizik ilkeler \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131r. Fizik ilkeler, \u00e7e\u015fitli \u015fekilleri olan, \u00e7e\u015fitli tarzda hareket eden, uzunluluk, enlilik ve derinlik\u00e7e uzaml\u0131 bulunan cisimler vard\u0131r.<\/p>\n<p>Descartes\u2019e g\u00f6re ilkeler aras\u0131na konan b\u00fct\u00fcn hakikatler her zaman herkes taraf\u0131nda bilinmesine ra\u011fmen, bunlar\u0131 felsefenin ilkeleri olarak d\u00fc\u015f\u00fcnen yani bunlardan d\u00fcnyada bulunan b\u00fct\u00fcn \u015feylerin bilgisini \u00e7\u0131karabilecek hakikatler olarak kabul eden kimse olmam\u0131\u015ft\u0131r. Mevcut bilimler de bunlar\u0131 vermekten \u00e7ok uzakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar da ilkelerini felsefeden ald\u0131klar\u0131 i\u00e7in sa\u011flam olmayan bir temel olu\u015fturmu\u015flard\u0131r. Ahl\u00e2ktan bahsedenler ise erdemleri y\u00fckseklere \u00e7\u0131kar\u0131yor, d\u00fcnyadaki b\u00fct\u00fcn \u015feylerin \u00fczerinde g\u00f6steriyor ama onlar\u0131 yeterince \u00f6\u011fretmiyorlar.<\/p>\n<p>O halde bu ilkeleri elde etmeye, do\u011fru d\u00fc\u015f\u00fcnmeye, yani iyi h\u00fck\u00fcm vermeye ve en y\u00fcksek ilim elde etmeye \u00e7al\u0131\u015fmak laz\u0131md\u0131r. Zira bunu elde etmeye g\u00fcc\u00fc yetmeyecek hi\u00e7bir zihin yoktur. Bu t\u00fcrl\u00fc ilkeleri ve ondan \u00e7\u0131kar\u0131lacak \u015feyleri anlayacak kadar ak\u0131l herkeste vard\u0131r. Sadece zihni olgunla\u015ft\u0131rmak, bunun i\u00e7in de bu \u00fcst\u00fcnl\u00fckleri elde edebilecek \u015feyleri tatbik etmek, akl\u0131 kullanmak gerekir.<\/p>\n<p><strong>Peki, nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015febilir?<\/strong><\/p>\n<p>Descartes\u2019e g\u00f6re ak\u0131l veya sa\u011fduyu insan\u0131 hayvanlardan ay\u0131ran tek \u015fey olmas\u0131na ve herkeste bulunmas\u0131na kar\u015f\u0131n \u00e7e\u015fitli sebeplerle bunu herkesin kolayl\u0131kla ger\u00e7ekle\u015ftirmesi de beklenemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc pe\u015fin h\u00fck\u00fcmlerin \u00f6tesinde insanlar\u0131n bilimleri inceleme ve \u00f6\u011frenmeyi ihmal etmeleri ya da fazla ate\u015fli olanlar\u0131n da acele edip a\u00e7\u0131k olmayan ilkeleri kabul ederek \u015f\u00fcpheli, belirsiz sonu\u00e7lara s\u00fcr\u00fcklenmeleri gibi nedenler, insan\u0131n bu ilkelere dolay\u0131s\u0131yla hakikate ve \u00fcst\u00fcn iyiye ula\u015fmas\u0131n\u0131 engellemektedir.<\/p>\n<p>O akl\u0131n\u0131 kullanma ve ilimlerde hakikati aramak i\u00e7in yap\u0131lmas\u0131 gerekenleri Metot \u00dczerine Konu\u015fma adl\u0131 eserinde ele al\u0131r. Ancak bu y\u00f6ntemi uygulamadan \u00f6nce ki\u015fi kendi hayat\u0131n\u0131 d\u00fczenleyen bir ahl\u00e2k edinmelidir. Bu, b\u00fct\u00fcn bilimlerin (t\u0131p ve teknik) tam bilgisini gerektiren ve bilgeli\u011fin son basama\u011f\u0131 olan en y\u00fcksek ve en tam ahl\u00e2ka (\u00fcst\u00fcn iyiye) ula\u015f\u0131ncaya kadar ge\u00e7erli olan ge\u00e7ici bir ahl\u00e2kt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu ge\u00e7ici ahl\u00e2k\u0131n ilkeleri nelerdir?<\/p>\n<p>\u201cBirincisi Tanr\u0131\u2019n\u0131n \u00e7ocuklu\u011fumdan beri i\u00e7inde yeti\u015fmeme l\u00fctuf ve inayet buyurdu\u011fu dine sa\u011flamca ba\u011fl\u0131 kalarak, memleketimin kanun ve adetlerine itaat etmek, en \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc ve a\u015f\u0131r\u0131l\u0131ktan en uzak kanaatlere g\u00f6re idare etmekti.\u201d<\/p>\n<p>\u0130kincisi i\u015flerinde m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu i\u015flerinde karal\u0131 ve sebatk\u00e2r olmak ve en \u015f\u00fcpheli durumlarda bile bir kez karar verdikten sonra onlar\u0131 \u0131srarla uygulamakt\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc talihten ziyade ki\u015finin kendisini yenmesi, d\u00fcnyan\u0131n d\u00fczeninden \u00e7ok kendi arzular\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcncelerin d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir \u015feyi do\u011frudan etkileme \u015fans\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan kendi d\u0131\u015f\u0131m\u0131zdaki \u015feyler hakk\u0131nda elimizden geleni yapt\u0131ktan sonras\u0131n\u0131n imkans\u0131z oldu\u011funa inanmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u201cEn son olarak da insanlar\u0131n bu d\u00fcnyada yapt\u0131klar\u0131 i\u015fler i\u00e7erisinden en iyisini se\u00e7ebilmek i\u00e7in bir g\u00f6zden ge\u00e7irmek ve t\u00fcm hayat\u0131m\u0131, akl\u0131m\u0131 i\u015fletmekte ve kabul etti\u011fim metodu g\u00fcderek g\u00fcc\u00fcm\u00fcn yetti\u011fi kadar hakikatin bilgisinde ilerlemekte kullanmaya devam etmekten daha iyi bir \u015fey yapamayaca\u011f\u0131ma inand\u0131m.\u201d<\/p>\n<p>Descartes\u2019in belirledi\u011fi ge\u00e7ici ahl\u00e2k, insan\u0131n ula\u015fmay\u0131 hedefledi\u011fi \u00fcst\u00fcn iyiyi elde edinceye kadar zihninin i\u015fleyi\u015fini bi\u00e7imlendirme ve bu esnada hayat\u0131n\u0131 d\u00fczenleme imkan\u0131 sa\u011flayarak amac\u0131 daha kolay ger\u00e7ekle\u015ftirmek i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Yani buradaki ahl\u00e2k \u00fcst\u00fcn iyiyi vermek de\u011fil, \u00fcst\u00fcn iyiye ula\u015fmada gerekli uyumu sa\u011flamakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00fcst\u00fcn iyi saadet ile ili\u015fkilidir ve ge\u00e7ici ahl\u00e2k, saadeti sa\u011flayamaz. Descartes Prenses Elzabeth\u2019e yazd\u0131\u011f\u0131, 4 A\u011fustos 1645 tarihli mektupta bahtiyarl\u0131k ile saadeti ay\u0131rarak bu konuya \u015f\u00f6yle i\u015faret etmektedir:<\/p>\n<p>\u201c\u2026hepsi mesut ya\u015famak istiyor, fakat saadeti v\u00fccuda getireni bilmiyor diyor, h\u00e2lbuki mesut ya\u015faman\u0131n ne oldu\u011funu bilmeye ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Bahtla saadet aras\u0131nda bir fark bulunmasayd\u0131, ben buna Frans\u0131zca olarak bahtl\u0131 (heureusement) ya\u015famak derdim: baht ancak bizden d\u0131\u015far\u0131da bulunan \u015feylere ba\u011fl\u0131d\u0131r, kendi eme\u011fi ile edinemedikleri bir nimete kavu\u015fan kimselere bilgeden \u00e7ok bahtiyar denmesi de bundand\u0131r. H\u00e2lbuki saadet (b\u00e9atitude) tam bir ruh memnunlu\u011fu ile i\u00e7 ho\u015fnutlu\u011fundan ibarettir, bu ise talihin l\u00fctfuna en fazla mahzar olanlar da bulunmaz da, talihten yard\u0131m g\u00f6remeyen bilgelerde bolca bulunur.\u201d<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi ge\u00e7ici ahl\u00e2k bahtiyarl\u0131k ile ili\u015fkilidir ve ki\u015finin d\u0131\u015f\u0131ndaki \u015feylere ba\u011fl\u0131d\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k as\u0131l ahl\u00e2k ki\u015finin zihnini bi\u00e7imlendirmesi ve hayat\u0131n\u0131 ona ba\u011fl\u0131 olarak d\u00fczenlemesi imkan\u0131 veren \u00fcst\u00fcn iyi ve onun ahl\u00e2k\u00ee sonucu olan saadetle ili\u015fkilidir.<\/p>\n<p>\u0130lkelerin elde edilmesi tasar\u0131s\u0131n\u0131 insanlara tam bir felsefe sistemi vermek i\u00e7in yegane yol olarak g\u00f6ren ve gelecek nesillere yap\u0131labilecek \u00f6nemli bir hizmet olarak de\u011ferlendiren Descartes bunun gelecekteki sonu\u00e7lar\u0131 hakk\u0131nda da \u015fu tespitleri yapar:<\/p>\n<p>\u201c\u0130lkelerimden elde edilebilecek meyvelerin birincisi, \u015fimdiye kadar bilinmeyen hakikatleri onlarda bulma memnunlu\u011fudur\u2026\u0130kincisi bu ilkeleri tetkik ettik\u00e7e kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z b\u00fct\u00fcn \u015feyler hakk\u0131nda yava\u015f yava\u015f daha iyi h\u00fck\u00fcm vermeye ve b\u00f6ylece daha bilge olmaya al\u0131\u015fmakt\u0131r\u2026 \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc bu ilkelerde bulunan hakikatler pek a\u00e7\u0131k ve kesin oldu\u011fundan, her t\u00fcrl\u00fc tart\u0131\u015fma sebeplerini ortadan kald\u0131racak ruhlar\u0131 tatl\u0131l\u0131\u011fa ve anla\u015fmaya haz\u0131rlayacaklad\u0131r..Bu ilkelerin son ve temelli meyvesi ise azar azar bilinenlerden bilinmeyenlere ge\u00e7mek suretiyle zamanla b\u00fct\u00fcn felsefenin tam bir bilgisini elde etmek ve bilgeli\u011fin en \u00fcst basama\u011f\u0131na \u00e7\u0131kmakt\u0131r.\u201d<\/p>\n<p>Descartes i\u00e7in bu ilkeleri elde etmenin ne kadar \u00f6nemli ve bu ilkelerle hakikatin ara\u015ft\u0131r\u0131lmaya devam edilmesi sonucunda elde edilen bilgelik ile kazan\u0131lacak hayat olgunlu\u011fu ve saadetin \u00f6nerilen tek yol oldu\u011fu yukar\u0131daki ifadelerde olduk\u00e7a a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde ortaya koyulmaktad\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Bu ilkelerin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 nas\u0131l yap\u0131lmaktad\u0131r?<\/strong><\/p>\n<p>\u0130lkelerin birinci b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde d\u00fc\u015f\u00fcncelerin konusunu te\u015fkil eden \u015fey yani insan bilgisinin ilkeleri ara\u015ft\u0131r\u0131lmaktad\u0131r. Yani insan bilgisinin a\u00e7\u0131k ve kendinden apa\u00e7\u0131k ba\u015flang\u0131\u00e7 noktalar\u0131n\u0131 tespit etmek i\u00e7in bir kez her \u015feyden g\u00fcc\u00fc yetti\u011fince \u015f\u00fcphe etmek yoluyla \u015f\u00fcphe edilmeyecek kadar kendili\u011finden apa\u00e7\u0131k bir noktay\u0131 bulmak. \u015e\u00fcphe etti\u011fimizden \u015f\u00fcphe edemeyece\u011fimiz ve \u015f\u00fcphe ederken varolmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnemeyece\u011fimize g\u00f6re D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum \u00f6yleyse var\u0131m neticesi ara\u015ft\u0131rmalar\u0131m\u0131z\u0131n sonucunda ula\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z felsefenin ilk ilkesidir. Bundan sonra kendili\u011finden a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde bilinen ve eldeki kesin bilgi de beden ile zihnin ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve Tanr\u0131\u2019n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131d\u0131r.<br \/>Descartes daha sonraki a\u015famada madd\u00ee \u015feylerin, dolay\u0131s\u0131yla d\u00fcnyan\u0131n ilkelerini tespit ederek bilginin b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc \u00e7er\u00e7evesinde ilerlemeye \u00e7al\u0131\u015fmakta, hakikatin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131ndaki ilerleyi\u015f metafizikten fizi\u011fe do\u011fru devam etmektedir. T\u00fcm maddi \u015feylerin kendilerinden olu\u015ftuklar\u0131 \u00fc\u00e7 unsur belirleyen Descartes, bunlar\u0131n ilkini \u00e7ok h\u0131zl\u0131 hareket eden \u2018ve \u015fiddetli bir \u015fekilde harekete ge\u00e7irilmi\u015f olmalar\u0131 neticesinde, di\u011fer cisimlerle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131nda belirsiz k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fckte par\u00e7ac\u0131klara b\u00f6l\u00fcnen\u2019 \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck par\u00e7ac\u0131klar, ikincisini biraz daha b\u00fcy\u00fck olmalar\u0131na ra\u011fmen yine de k\u00fc\u00e7\u00fck ve alg\u0131lanamaz olan k\u00fcresel par\u00e7ac\u0131klar ki bu unsur g\u00f6kleri olu\u015fturur; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcn\u00fc de d\u00fcnyan\u0131n ve di\u011fer gezegenlerin tertip edildi\u011fi madde olarak adland\u0131r\u0131r. Do\u011fadaki ilkeler ise madde ve hareket olarak belirlenir.<\/p>\n<p>\u0130lerleyi\u015fin \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc a\u015famas\u0131nda insan ara\u015ft\u0131rmas\u0131 yer alacakt\u0131r. Bilginin b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc \u00e7er\u00e7evesinde bu a\u015famada t\u00fcm bilgiler insan\u0131n zihinsel ve ahl\u00e2k\u00ee boyutunda birle\u015ftirecektir. \u00d6nce teorik bak\u0131mdan \u015feylerin apa\u00e7\u0131k bilgisine sahip, sonra da onlar\u0131 kullanan insan. Ancak Descartes\u2019\u0131n bu planlamas\u0131n\u0131 tamamlayamad\u0131\u011f\u0131 bilinmektedir. Bundan dolay\u0131 da onun insan ile ilgili de\u011ferlendirmelerini a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 olarak duygu de\u011ferlendirilmelerinin yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 Ruhun \u0130htiraslar\u0131 adl\u0131 eseri ile Ahlak \u00dczerine Mektuplar adl\u0131 eserine dayand\u0131raca\u011f\u0131z..<\/p>\n<p><strong>Descartes\u2019e g\u00f6re insan nedir?<\/strong><\/p>\n<p>Bu sorunun cevab\u0131n\u0131 \u015fu ana kadar y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz ara\u015ft\u0131rmadan elde ettiklerimize ba\u011fl\u0131 olarak \u015fekillendirirsek insanla ilgili ilk ilkenin zihni ile di\u011ferinin de maddi boyutu yani bedeni ile ilgili oldu\u011funu belirtmemiz gerekir. Bu iki boyut Descartes felsefesinin temel kavramlar\u0131ndan olan t\u00f6z kavram\u0131 ile ba\u011flant\u0131land\u0131r\u0131larak anlamland\u0131r\u0131l\u0131r. Ruh ve beden iki ayr\u0131 t\u00f6zd\u00fcr ve bilginin ilerleyi\u015fine ba\u011fl\u0131 olarak varl\u0131klar\u0131 hakk\u0131nda herhangi bir \u015f\u00fcphe yoktur. Onlar\u0131n birbirinden ay\u0131rt edilmesine vesile olan \u00f6znitelikleri vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc yoklu\u011fun ne bir \u00f6zniteli\u011fi ne de niteli\u011fi olabilir. Mademki \u00f6znitelikleri bilinmelerine vesile olmaktad\u0131r, bundan t\u00f6z\u00fcn varoldu\u011fu sonucunu \u00e7\u0131karmak laz\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>O halde ruh ve beden birer cevher olarak varolmak zorundad\u0131r. \u201cHer cevherin temelli bir s\u0131fat\u0131 vard\u0131r, ruhun ki d\u00fc\u015f\u00fcnce, cisminki uzamd\u0131r.\u201d diyen Descartes, her t\u00f6zde onun \u00f6z\u00fcn\u00fc ve tabiat\u0131n\u0131 te\u015fkil eden bir \u00f6znitelik oldu\u011funu ve b\u00fct\u00fcn di\u011fer niteliklerin ona ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu anlatmaktad\u0131r. Cisimli t\u00f6z yani bedenin \u00f6z\u00fcn\u00fc uzunluk, enlilik ve derinlik yani uzam \/ yer kaplama te\u015fkil ederken, d\u00fc\u015f\u00fcnce, d\u00fc\u015f\u00fcnen t\u00f6z\u00fcn yani ruhun \u00f6z\u00fcn\u00fc te\u015fkil etmektedir. Ruh ve bedenin iki ayr\u0131 t\u00f6z olarak g\u00f6r\u00fclmesi ve t\u00f6zleri belirleyen \u00f6zniteliklerin yaln\u0131zca o t\u00f6ze ait olup di\u011fer t\u00f6z\u00fcn o \u00f6zniteli\u011fe sahip olamamas\u0131 \u015fu problemi de ortaya \u00e7\u0131karmaktad\u0131r: Ruh, d\u00fc\u015f\u00fcnen bir t\u00f6zd\u00fcr dolay\u0131s\u0131yla maddesizdir. Beden ise maddedir. Bu iki t\u00f6z nas\u0131l olup da insanda bir araya gelmektedir ve nas\u0131l olup da sadece d\u00fc\u015f\u00fcnce olan ruh bedeni harekete ge\u00e7irmektedir?<\/p>\n<p>Bu problem Descartes felsefesinin temel problemi olup insan\u0131 iki ayr\u0131 ve birbiri ile uyu\u015fmaz unsura ay\u0131r\u0131p ve bir b\u00fct\u00fcn olarak anla\u015f\u0131lmas\u0131n\u0131 engelledi\u011fi iddias\u0131 ile ele\u015ftirilmektedir. Ancak o, Prenses Elizabeth\u2019e yazd\u0131\u011f\u0131 bir mektupta \u00f6ncelikli niyetinin ruh ve beden ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispat etmek daha sonra ise ruh ve beden birle\u015fmesinin nas\u0131l kavranabilece\u011fini, ruhun bedeni nas\u0131l hareket ettirebilece\u011fini a\u00e7\u0131klayaca\u011f\u0131n\u0131 ifade etmektedir. Nitekim Ruhun \u0130htiraslar\u0131n\u0131n 2. maddesinde de ruhun ihtiraslar\u0131n\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in onun fonksiyonlar\u0131n\u0131 bedenin fonksiyonlar\u0131ndan ay\u0131rmak gerekti\u011fini s\u00f6yler. \u00c7\u00fcnk\u00fc yaln\u0131zca ruha ya da yaln\u0131zca bedene atfedebilece\u011fimiz deneyimlerimiz de vard\u0131r. \u201c B\u00f6ylece zeka irade ve b\u00fct\u00fcn bilmek ve istemek tarzlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen cevhere, nicelik yani uzunluk, enlilik, derinlik\u00e7e uzam, \u015fekil, hareket ve bu t\u00fcrl\u00fc di\u011fer \u00f6zellikler cisme aittir\u201d.<\/p>\n<p>\u00d6te yandan ne sadece ruha ne de sadece bedene y\u00fcklenebilecek, ruh ile bedenin s\u0131k\u0131 birlikteli\u011fine atfedilmesi gereken \u015feyler de vard\u0131r: \u00d6rne\u011fin yemek, i\u00e7mek ve benzeri arzular, hiddet, ne\u015fe, a\u015fk heyecanlar\u0131 gibi sadece d\u00fc\u015f\u00fcnceden gelmeyen ihtiraslar ile ac\u0131, g\u0131d\u0131klanma, \u0131\u015f\u0131k, renk, ses, koku, tat, \u0131s\u0131 ve sertlik duyumlar\u0131 gibi sadece bedenden gelmeyen ihtiraslar gibi.<\/p>\n<p>Descartes, ruh ile bedenin birlikteli\u011fini ikisinin b\u00fct\u00fcnle\u015fmesi olarak de\u011fil de iki ayr\u0131 \u015feyin bir arada \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 ve birbirini etkilemesi olarak anlar. Yaln\u0131zca uzam \/yer kaplama olarak varolan beden ile yaln\u0131zca d\u00fc\u015f\u00fcnce olarak varolan ruhun birle\u015fmesine, ruhun bedeni hareket ettirmesi ve bedenin de duygular veya ihtiraslar olu\u015fturmak suretiyle ruha etki etmesi anlam\u0131 y\u00fcklenir. Bu \u00e7er\u00e7evede de ihtiraslarla ilgili detayl\u0131 bir ara\u015ft\u0131rma yap\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ihtiraslar ruh ile beden aras\u0131ndaki s\u0131k\u0131 birle\u015fmenin kar\u0131\u015f\u0131k ve karanl\u0131k k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 idrakler olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcrler.<\/p>\n<p>O, ihtiraslar\u0131 \u201cruhun, ruha atfedilen ve hayvan ruhlar\u0131n\u0131n bir hareketi ile, meydana gelen, beslenen ve takviye edilen idrakleri veya duygular\u0131 veyahut da heyecanlar\u0131\u201d olarak tan\u0131mlamaktad\u0131r. Ona g\u00f6re, ruh ihtiraslar\u0131n\u0131, ruh ile bedenin birle\u015fmesinde ba\u011flant\u0131y\u0131 sa\u011flayan bir merkez olarak kabul edilen epifiz bezi vas\u0131tas\u0131yla elde eder.<\/p>\n<p>Descartes, manev\u00ee olan ruha, madd\u00ee bir merkez belirlerken ruhu da adeta maddele\u015ftiriyor. \u201cRuhun ba\u015fl\u0131ca merkezinin dima\u011f\u0131n ortas\u0131nda bulunan k\u00fc\u00e7\u00fck bezde bulundu\u011funu, oradan da ruhlar, sinirler ve hatta ruhlar\u0131n izlemelerine kat\u0131larak, onlar\u0131 atardamarlar yolu ile b\u00fct\u00fcn uzuvlara ta\u015f\u0131yabilen kan arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile v\u00fccudun b\u00fct\u00fcn geri kalan b\u00f6l\u00fcmlerine yay\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul edelim.\u201d \u015eu s\u00f6z\u00fc yukar\u0131daki ifadesiyle \u00e7eli\u015fki te\u015fkil ediyor: \u201cB\u00fct\u00fcn ihtiraslar hayvan ruhlar\u0131n\u0131n hareketi ile meydana gelir\u201d<\/p>\n<p>\u0130htiraslar, Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde, ruh ile beden aras\u0131ndaki t\u00f6zsel birle\u015fmedeki katk\u0131s\u0131n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra ruhun beden \u00fczerindeki iktidar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan da \u00f6nemlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnen cevherin iki farkl\u0131 y\u00f6n\u00fc olan anlay\u0131\u015f ve iradenin ihtiraslarla yak\u0131ndan ili\u015fkisi vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ruhun fonksiyonlar\u0131ndan bahsederken ruhun etkileri ve edilgileri aras\u0131nda bir ay\u0131r\u0131m yapar: \u201cRuhun aksiyonlar\u0131 dedi\u011fim d\u00fc\u015f\u00fcncelerin hepsi iradelerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011frudan do\u011fruya ruhumuzdan geldiklerini ve ancak ona ba\u011fl\u0131 olduklar\u0131n\u0131 tecr\u00fcbelerimizle biliyoruz; bunun aksine olarak bizde bulunan b\u00fct\u00fcn idrak ve bilgi t\u00fcrlerine de genel olarak ruhun passiyonlar\u0131 (etkilenme, infial, ihtiras) ad\u0131n\u0131 verebiliriz.\u201d Ruhun bu iki fonksiyonu yarg\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda dolay\u0131s\u0131yla akl\u0131n do\u011fru kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131nda \u00f6nemlidir.<\/p>\n<p>O halde \u00f6nce anlay\u0131\u015f ve iradeye y\u00fcklenen anlamlar\u0131 ortaya \u00e7\u0131karmak daha sonra da ihtiraslarla onlar aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi g\u00f6rmemiz gerekmektedir. \u0130nsanda anlay\u0131\u015f ve irade ad\u0131nda iki t\u00fcrl\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnce oldu\u011funu ifade eden Descartes, anlay\u0131\u015f\u0131 \u00e7e\u015fitli bi\u00e7imlerdeki kavrama, iradeyi de karar verme olarak tan\u0131mlamaktad\u0131r.Yarg\u0131ya ula\u015fmada hem anlay\u0131\u015f hem de irade etkilidir. A\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik olarak kavrad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feyler hakk\u0131ndaki yarg\u0131lar\u0131m\u0131zda de\u011fil ama tam bilgisini elde edemedi\u011fimiz halde yarg\u0131ya vard\u0131\u011f\u0131m\u0131zda aldanabiliriz. Anlay\u0131\u015f olmadan yarg\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir, ancak yarg\u0131 i\u00e7in anlay\u0131\u015f oldu\u011fu kadar iradeye de gerek vard\u0131r. \u015eayet iradenin alan\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131n alan\u0131ndan daha geni\u015f olursa yani a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik olarak bildiklerimizin d\u0131\u015f\u0131ndakilerle ilgili karar verirsek yanl\u0131\u015f yapma ihtimalimiz de artacakt\u0131r. \u201cAncak a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik olarak kavrad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feyler \u00fczerine h\u00fck\u00fcm verdi\u011fimiz takdirde hi\u00e7bir zaman aldanmam\u0131za imkan yoktur.\u201d<\/p>\n<p>O halde insan \u00f6zg\u00fcr bir irade ile bilgisini a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik hale getirmek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmak, yan\u0131lmalar\u0131n\u0131n kayna\u011f\u0131 olan yanl\u0131\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnmeden uzakla\u015fmak ve do\u011fru h\u00fck\u00fcm vermek zorundad\u0131r. Ancak adeta maddile\u015fmi\u015f olan bir ruhtan manevi nitelik ta\u015f\u0131yan irad\u00ee hareketin meydana gelmesi ise yeterince anlamland\u0131r\u0131lamayan bir noktad\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Peki, iyi h\u00fck\u00fcm verme ile ihtiraslar aras\u0131nda nas\u0131l bir ili\u015fki vard\u0131r?<\/strong><\/p>\n<p>Bu soruyu cevaplayabilmek i\u00e7in ihtiraslar\u0131n insanlar \u00fczerindeki etkisini g\u00f6z \u00f6n\u00fcne almak gerekir. Descartes, ihtiraslar\u0131n insanlar\u0131n ruhunu birtak\u0131m \u015feyleri istemeye tahrik etti\u011fini ve elveri\u015fli k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. \u0130htiraslar, do\u011frudan do\u011fruya irade ile tahrik edilemedikleri gibi ortadan da kald\u0131r\u0131lamazlar. Yaln\u0131zca dolayl\u0131 olarak tahrik edilir ya da giderilebilirler. Zira ruhun, ihtiraslar\u0131 tamamen kendi buyru\u011fu alt\u0131na almas\u0131na engel olan bir sebep vard\u0131r. O da \u201cihtiraslar\u0131n hepsi y\u00fcrekte ve dolay\u0131s\u0131yla b\u00fct\u00fcn kanda ve ruhlarda meydana gelen heyecanla \u00f6ylesine kar\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r ki, bu heyecan kesilinceye kadar, t\u0131pk\u0131 duyulur \u015feylerin duyu organlar\u0131m\u0131z \u00fczerine tesir ettikleri esnada zihnimizde mevcut oldu\u011fu gibi, d\u00fc\u015f\u00fcncemizde kal\u0131rlar.\u201d Dolay\u0131s\u0131yla iradenin ihtiraslar \u00fczerinde g\u00fc\u00e7 kazanmas\u0131 gerekmektedir.<\/p>\n<p><strong>\u0130radenin ihtiraslar\u0131 kontrol edebilmesi i\u00e7in g\u00fc\u00e7 kazanmas\u0131 ne demektir?<\/strong><\/p>\n<p>Hakikatin bilgisini elde edebilen ruh ihtiraslar\u0131 kontrol edebilen ruhtur. Yani iyi h\u00fck\u00fcm verebilmek i\u00e7in hakikatin bilgisinden ve al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131ndan faydalanmakt\u0131r. Zira herhangi bir ihtiras bizi heyecana d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcnde heyecan bitinceye kadar h\u00fckm\u00fc geciktirecek \u015fekilde akl\u0131m\u0131z\u0131 ve kendimizi kontrol etmek gerekmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Descartes\u2019e g\u00f6re ger\u00e7ekten yap\u0131lmas\u0131 gerekenin bilgisini nazari olarak bilmedi\u011fimiz i\u00e7in de\u011fil, ama bunu yaln\u0131z ameli olarak kullanmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u00e7in hata yapar\u0131z.<\/p>\n<p>Bilgelik bize ihtiraslara hakim olmam\u0131z\u0131 ve onlar\u0131 ustal\u0131kla kullanmam\u0131z\u0131 \u00f6\u011fretir. Bilgelik ve onun meyvesi olan \u00dcst\u00fcn iyi onun Prenses Elizabeth\u2019e yazd\u0131\u011f\u0131 4 A\u011fustos 1645 tarihli mektupta ele al\u0131n\u0131r. Bilgelikle ilgili ise \u015fu \u00fc\u00e7 kuraldan bahsedilir:<\/p>\n<p>1.Hayatta her zaman elden geldi\u011fi kadar d\u00fc\u015f\u00fcnceyi kullanmaya \u00e7al\u0131\u015fmak,<\/p>\n<p>2. \u0130htiras ve i\u015ftahlara kap\u0131lmaks\u0131z\u0131n akl\u0131n \u00f6\u011f\u00fctledi\u011fi her \u015feyi yerine getirmek, sa\u011flam ve sabit karar sahibi olmak,<\/p>\n<p>3.Elde olmayan \u015feylere g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fcn d\u0131\u015f\u0131ndaki \u015feyler diye bakmak ve onlar\u0131 hi\u00e7bir zaman arzu etmemeye \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Sonu\u00e7<\/strong>: \u00dcst\u00fcn iyi ve saadet<\/p>\n<p>\u00dcst\u00fcn iyinin bir sonu\u00e7 olarak elde edilebilmesinde etkili oldu\u011fu iddia edilen bu ilkelerin saadeti elde etmede yeterli olup olamayaca\u011f\u0131 yeterince a\u00e7\u0131k olmasa da, Descartes\u2019a g\u00f6re, ahl\u00e2k\u0131n gayesi olan \u00fcst\u00fcn iyiyi elde etmek yani bilge olmak i\u00e7in ilkelerin, felsefenin bilgisine sahip olmak gerekti\u011fi g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu ise Descartes\u2019in tavsiye etti\u011fi bi\u00e7imde do\u011fru d\u00fc\u015f\u00fcnme yoluyla iyi h\u00fck\u00fcm verme ve y\u00fcksek ilim elde etmek ile ger\u00e7ekle\u015febilir. Herkeste e\u015fit d\u00fczeyde bulunan akl\u0131n olgunla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 da ihtiraslar\u0131n kontrol edilmesiyle m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong>SP\u0130NOZA<\/strong><\/p>\n<p>Spinoza\u2019n\u0131n insan zihninin, do\u011fan\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ile olan birli\u011finde anlamland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 \u00fcst\u00fcn iyi kavram\u0131n\u0131n \u015fekillenmesi i\u00e7in insan\u0131n ya\u015fant\u0131s\u0131ndan hareket etmek gerekir. Descartes gibi, ger\u00e7ek iyinin ne oldu\u011funu ara\u015ft\u0131rmak gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnen Spinoza insanlar\u0131n g\u00fcndelik ya\u015famda iyi olarak kabul ettikleri \u015feylerle ilgili bir de\u011ferlendirme yapar ve iyi olarak kabul edilen \u015feylerin ger\u00e7ek iyi olmaktan uzak oldu\u011funa h\u00fckmeder.<\/p>\n<p>\u201c\u2026zenginlik, \u00fcn ve zevk, genellikle en y\u00fcksek iyi olarak kabul edilir. Bu \u00fc\u00e7\u00fc ile zihin \u00f6ylesine me\u015fgul olur ki, art\u0131k herhangi bir iyiyi d\u00fc\u015f\u00fcnemez olur.\u201d<\/p>\n<p>Ona g\u00f6re, duyusal zevk zihni \u00f6ylesine b\u00fcy\u00fcler ki, zihin sanki o en y\u00fcksek iyiymi\u015f gibi onda rahatl\u0131k bulur ve ara\u015ft\u0131rmalar\u0131ndan al\u0131konur, duyusal arzunun tatmin edilmesinin ard\u0131ndan da zihni donukla\u015ft\u0131ran ve sersemleten a\u015f\u0131r\u0131 melankoli gelir. Ayn\u0131 \u015fekilde, yaln\u0131zca kendilerini edinmek i\u00e7in u\u011fra\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda \u00fcn ve zenginlik aray\u0131\u015f\u0131 da zihinde ayn\u0131 tahribat\u0131 b\u0131rak\u0131r. Zira pe\u015flerinden ko\u015fuldu\u011funda onlar\u0131n en y\u00fcksek iyi oldu\u011funa inan\u0131l\u0131r. \u00dcn aray\u0131\u015f\u0131 rahats\u0131z edicidir, \u00e7\u00fcnk\u00fc o her zaman, kendisi i\u00e7in iyi ve t\u00fcm \u00e7abalar\u0131n nihai amac\u0131 olarak ele al\u0131n\u0131r. Dahas\u0131, \u00fcn ve zenginlik kazan\u0131lmas\u0131n\u0131 duyusal arzuda oldu\u011fu gibi pi\u015fmanl\u0131k izlemez. Fakat \u00fcn ve zenginlik ne kadar fazla olursa, duydu\u011fumuz haz da o denli b\u00fcy\u00fck olur ve onlar\u0131 art\u0131rma arzumuz daha da b\u00fcy\u00fcr. \u00d6te yandan bu arzunun bo\u015fa \u00e7\u0131kmas\u0131 bizi umutsuzlu\u011fa sevk eder.<\/p>\n<p>Benzeri de\u011ferlendirmelerden sonra kendi ya\u015fam\u0131nda bir tercih yapmak zorunda oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnen Spinoza, s\u0131radan ama\u00e7lar\u0131n pe\u015finden ko\u015fman\u0131n onu daha iyi bir ya\u015fam tarz\u0131 ke\u015ffetmekten al\u0131koyaca\u011f\u0131 i\u00e7in kendi deyimiyle \u201cbaya\u011f\u0131 \u015feylerin pe\u015finde ko\u015fmaktan vazge\u00e7ip yeni bir ara\u015ft\u0131rmaya ba\u015flaman\u0131n ger\u00e7ekte, biraz \u00f6nce g\u00f6sterildi\u011fi gibi do\u011fas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan kesin olmayan bir iyiden, do\u011fas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan de\u011fil, fakat ula\u015f\u0131labilirli\u011fi bak\u0131m\u0131ndan kesin olmayan bir iyinin yarar\u0131na olarak vazge\u00e7meye\u201d karar verir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan ya\u015fam\u0131nda ger\u00e7ekten iyi olan\u0131n ke\u015ffedilmesi gerekir ve bunu elde etmenin de bir yolu olmal\u0131d\u0131r. Bu yol pe\u015finden gitti\u011fi \u015feylerde bulunmaz. \u00c7o\u011funlu\u011fun ard\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc \u015feyler, varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesine yard\u0131mc\u0131 olmaktan \u00e7ok engel olurlar ve \u00e7o\u011fu kez onlara sahip olanlar\u0131n y\u0131k\u0131mlar\u0131na neden olurlar. B\u00fct\u00fcn bu k\u00f6t\u00fcl\u00fckler, t\u00fcm mutluluk ve mutsuzlu\u011fumuzun yaln\u0131zca bir \u015feye, sevgimizi y\u00f6neltti\u011fimiz nesnenin niteli\u011fine ba\u011fl\u0131 olmas\u0131ndan kaynaklan\u0131yor gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. S\u00f6z konusu kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n sebebi, yok olabilen \u015feylere duyulan sevgidir. \u00d6te yandan bu tip k\u00f6t\u00fcl\u00fckler ba\u015fka \u015feylerin ara\u00e7lar\u0131 oldu\u011funda de\u011fil, yaln\u0131zca kendileri i\u00e7in pe\u015flerine d\u00fc\u015f\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman zararl\u0131 olmaktad\u0131rlar. Yani hayat\u0131n gayesi olarak konulduklar\u0131nda zararl\u0131d\u0131rlar. Oysa ebedi ve sonsuz bir \u015feyin sevgisi zihni kat\u0131ks\u0131z mutlukla besler ve onu her t\u00fcrl\u00fc ac\u0131dan ar\u0131nd\u0131r\u0131r. Bu y\u00fczden o \u00e7ok \u00e7ekicidir ve t\u00fcm g\u00fcc\u00fcm\u00fczle ara\u015ft\u0131r\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Peki, bu durumda iyi nedir? Ger\u00e7ekten iyi nedir?<\/strong><\/p>\n<p>Spinoza\u2019ya g\u00f6re, iyi ve k\u00f6t\u00fc g\u00f6reli kavramlard\u0131r. Kusurlu olup olmamay\u0131 \u015fuura ba\u011flar: O, varolan b\u00fct\u00fcn \u015feylerin ayn\u0131 ebedi d\u00fczene ve do\u011fan\u0131n de\u011fi\u015fmez yasalar\u0131na uygun olarak b\u00f6yle davrand\u0131klar\u0131n\u0131 \u00f6zellikle bilincinde oldu\u011fumuz da hi\u00e7bir \u015feyin kendi ba\u015f\u0131na kusursuz ya da kusurlu olmas\u0131ndan bahsedilemeyece\u011fi iddias\u0131ndad\u0131r. Burada d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilecek iyi ve k\u00f6t\u00fcn\u00fcn izaf\u00eeli\u011fi de\u011fi\u015fene yani tav\u0131rla\u015fmalara ba\u011fl\u0131 olarak anla\u015f\u0131labilir.<\/p>\n<p>\u0130nsan kendinden g\u00fc\u00e7l\u00fc bir insan do\u011fas\u0131n\u0131n ihtimalini idrak ederek onu b\u00f6yle bir yetkinli\u011fe g\u00f6t\u00fcrebilecek her t\u00fcrl\u00fc araca iyi der. Y\u00fcce iyi, e\u011fer olanakl\u0131 ise, \u00f6teki insanlarla birlikte b\u00f6ylesi bir do\u011fadan zevk almakt\u0131r. Bu do\u011fa, zihnin do\u011fan\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ile olan birli\u011fidir. Do\u011fan\u0131n d\u00fczeni ile fikirlerin d\u00fczeninin ayn\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan (Etika II. B\u00f6l\u00fcm \u00d6nerme VII) hareketle insan do\u011fas\u0131n\u0131n da yetkinli\u011fe ula\u015f\u0131p bu birli\u011fi sa\u011flamas\u0131 yolu ayn\u0131 zamanda y\u00fcce iyinin yoludur. Bu rasyonalizmin bir ilkesinin uygulanmas\u0131d\u0131r. Fakat filozofun umdu\u011fu bu sonucu almaya yetecek mi? Oras\u0131 daima tart\u0131\u015f\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>T\u0131pk\u0131 Descartes gibi Spinoza da zihnin geli\u015ftirilmesi yollar\u0131n\u0131n bulunarak, t\u00fcm bilimlerin bir son amaca y\u00f6nelmesi ve en y\u00fcksek insan etkinli\u011fine ula\u015fmak amac\u0131ndad\u0131r ve buna ula\u015fmaya engel olacak \u015feyleri ortadan kald\u0131rmak gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p>Descartes\u2019\u0131n bilgelikle ili\u015fkilendirdi\u011fi bu ama\u00e7 Spinoza\u2019da da benzer \u015fekilde, d\u00fc\u015f\u00fcncelerin oldu\u011fu kadar eylemlerin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn bu amaca y\u00f6nelmesidir. Yani bilgi ve ahl\u00e2k b\u00fct\u00fcnle\u015ftirilmi\u015ftir. Descartes\u2019da bilgiyi ak\u0131ll\u0131ca kullanmak esasken, Spinoza\u2019da \u015fuuruna ermek esast\u0131r. Yetkinli\u011fe ula\u015fmak i\u00e7in takip edilecek yolu bulabilmek i\u00e7in yap\u0131lmas\u0131 gereken ilk \u015fey uyulmas\u0131 gereken baz\u0131 ya\u015fam ilkelerini koymakt\u0131r.<\/p>\n<p>Descartes\u2019\u0131n ge\u00e7ici ahl\u00e2k ilkelerine benzeyen bu ilkeler Spinoza taraf\u0131ndan \u015f\u00f6yle belirlenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1. Ortalama insan\u0131n anlayaca\u011f\u0131 bi\u00e7imde konu\u015fmak ve amaca ula\u015fmay\u0131 engellemeyecek her \u015feye uyum g\u00f6stermek.<br \/>2. Sa\u011fl\u0131m\u0131z\u0131 korumak i\u00e7in gerektik\u00e7e zevklerin pe\u015finden gitmek<br \/>3.Ya\u015fam\u0131 sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 desteklemek i\u00e7in gerekti\u011fi kadar para ve \u00f6teki \u015feyleri aramak ve toplumun amac\u0131m\u0131za ters d\u00fc\u015fmeyen al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131na uymak.<\/p>\n<p>Dikkat edilirse tespit edilen bu ilkeler Descartes\u2019ten farkl\u0131 olarak ahl\u00e2k\u00ee a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun ahl\u00e2k\u0131 ge\u00e7ici de\u011fil, kesin ve mutlakt\u0131r. Oysa Descartes\u2019\u0131n tespit etti\u011fi ilkelerde ahl\u00e2k\u0131n yan\u0131 s\u0131ra hakikatin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ve bilinmesi de \u00f6nemlidir.<\/p>\n<p>Spinoza\u2019n\u0131n daha sonraki ad\u0131m\u0131 gerekli ak\u0131l y\u00fcr\u00fctme y\u00f6ntemini se\u00e7mek, bunun i\u00e7in de mevcut y\u00f6ntemlerle elde edilen bilgileri incelemektir. Mevcut y\u00f6ntemlerin aran\u0131lan ak\u0131l y\u00fcr\u00fctme y\u00f6ntemi olmaktan uzak oldu\u011funa inanarak onlar\u0131n hatalar\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Bu de\u011ferlendirme bize Descartes\u2019\u0131n, yanl\u0131\u015flar\u0131m\u0131z\u0131n yahut da hatalar\u0131m\u0131z\u0131n kaynaklar\u0131 ile ilgili d\u00fc\u015f\u00fcncelerini \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131rmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Spinoza\u2019ya g\u00f6re; do\u011fum g\u00fcn\u00fcm, beni kimin d\u00fcnyaya getirdi\u011fi, gibi bilgiler kulaktan dolma bilgiler olup upuygun bilgiler olmaktan uzakt\u0131r. Aran\u0131lan bilme yolu olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu t\u00fcr bilgi kesin de\u011fildir, bize \u015feylerin \u00f6z\u00fcn\u00fc vermez. \u00d6zler bilinemeyece\u011fi i\u00e7in de nitelik bak\u0131m\u0131ndan bilimsel de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bir di\u011fer bilgi t\u00fcr\u00fc olan ele\u015ftirel olmayan tecr\u00fcbeden elde edilen bilgi de ayn\u0131 \u015fekilde aran\u0131lan bilgi de\u011fildir. (\u0130nsanlar\u0131n t\u00fcm\u00fcn\u00fcn \u00f6lece\u011fi bilgisi gibi.) Bu t\u00fcr bilgi kesinsiz ve belirsiz bilgidir, \u00f6zleri de\u011fil yaln\u0131zca rastlant\u0131sal \u00f6zellikleri verir. Daha g\u00fcvenilir bilgi oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen, bir \u015feyin \u00f6z\u00fcn\u00fc ba\u015fka bir \u015feyden \u00e7\u0131karsayan ama upuygun olmayan bilgi ise aran\u0131lan nitelikte upuygun bilgiyi veremez. Bu bilgi t\u00fcr\u00fc bize \u015feylere ili\u015fkin do\u011fru fikirler verir ve yan\u0131lg\u0131 riski olmaks\u0131z\u0131n<br \/>\u00e7\u0131karsamalar yapmam\u0131z\u0131 sa\u011flar. Fakat o tek bizim ama\u00e7lad\u0131\u011f\u0131m\u0131z yetkinli\u011fe ula\u015fman\u0131n arac\u0131 de\u011fildir. \u00d6rne\u011fin beden ile ruhun birlikteli\u011fi bilgisi \u00e7\u0131karsamal\u0131 bir bilgidir ama bu birli\u011fin do\u011fas\u0131n\u0131n ne oldu\u011funu tam olarak bilinemez.<\/p>\n<p>Oysa, bir \u015feyi yaln\u0131zca \u00f6z\u00fc ya da onun en yak\u0131n nedeni arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla kavrama yoluyla edinilen bilgi, \u015feylerin benzerliklerini, farkl\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 ve kar\u015f\u0131tl\u0131klar\u0131n\u0131 do\u011fru olarak saptamak, \u015feylerin uzamlar\u0131n\u0131 kesin olarak belirlemek, \u015feylerin do\u011fas\u0131n\u0131 ve g\u00fc\u00e7lerini insan\u0131nkilerle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmak \u00fczere yetkinle\u015fmek imkan\u0131 veren bilgidir. Bu yolla bir \u015feyi bildi\u011fimde, yan\u0131lg\u0131 riski olmaks\u0131z\u0131n \u015feylerin \u00f6z\u00fcn\u00fc, upuygun bilgi olarak bu bilginin ger\u00e7ek do\u011fas\u0131n\u0131 bilirim, ya da tinin \u00f6z\u00fcn\u00fc bildi\u011fimde onun bedenle birle\u015fti\u011fini bilirim. Dolay\u0131s\u0131yla bu en yararl\u0131 bilgidir ve insan\u0131n ula\u015fabilece\u011fi en y\u00fcksek yetkinlik olarak ortaya \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>\u015eeylerin \u00f6z\u00fcn\u00fc bilme olan upuygun bilgi Etika\u2019da ise \u015f\u00f6yle tan\u0131mlan\u0131r: \u201cUpuygun fikir deyince, obje ile ili\u015fi\u011fi olmadan kendi ba\u015f\u0131na g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nca do\u011fru bir fikrin b\u00fct\u00fcn i\u00e7sel \u00f6zellikleri ya da adland\u0131rmalar\u0131 olan fikri anl\u0131yorum. Do\u011fru bilgi upuygun bilgidir yani hakikatin rasyonel bilgisidir ve fikrin do\u011frulu\u011fu Tanr\u0131\u2019ya nispet edilmesi ile orant\u0131l\u0131d\u0131r. Yani bilgi yetkin, mutlak ve upuygun oldu\u011fu oranda do\u011frudur. Bu durumda de\u011fi\u015fmez, yetkin, upuygun bilgiye eri\u015fmek ama\u00e7t\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Peki, bizi bu amaca, do\u011fru bilgiye ula\u015ft\u0131racak y\u00f6ntem hangisidir?<\/strong><\/p>\n<p>Spinoza\u2019ya g\u00f6re bu y\u00f6ntem kesinli\u011fi, sistemli d\u00fc\u015f\u00fcnme ve ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmeyi i\u00e7eren yetkin bir y\u00f6ntem olmal\u0131d\u0131r: \u201cYetkin y\u00f6ntem, bu y\u00fczden en yetkin varl\u0131k fikri taraf\u0131ndan yerle\u015ftirilmi\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcn\u00fcn beklenen nitelikte oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in zihnin nas\u0131l y\u00f6nlendirilmesi gerekti\u011fini g\u00f6sterecektir.\u201d <\/p>\n<p>Y\u00f6ntemin ilk k\u0131sm\u0131 do\u011fu\u015f ile kazan\u0131lan bir tak\u0131m do\u011fru fikirler ile ba\u015flamak, onunla \u00f6teki fikirler aras\u0131ndaki fark\u0131 g\u00f6rmektir. Zihin daha fazla nesne bilgisi ile b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in kendi g\u00fc\u00e7lerini ve \u015feylerin d\u00fczenini daha iyi anlar. O kendi g\u00fc\u00e7lerini bildik\u00e7e kendini daha kolay y\u00f6nlendirebilir ve kendi k\u0131lavuzlu\u011fu i\u00e7in kurallar koyabilir. O \u015feylerin d\u00fczenini daha iyi bildik\u00e7e kendinin yarars\u0131z ara\u015ft\u0131rmalardan daha kolayl\u0131kla uzak tutabilir. Bu y\u00f6ntemin ikinci k\u0131sm\u0131d\u0131r ve y\u00f6ntemin genel toplam\u0131n\u0131 olu\u015fturur. \u0130yi y\u00f6ntem, zihni do\u011fru bilgi taraf\u0131ndan konmu\u015f \u00f6l\u00e7\u00fclere uygunluk i\u00e7inde y\u00f6nlendirmeyi i\u00e7erir.<\/p>\n<p>E\u011fer bir ku\u015fkucu, ilk do\u011frulu\u011fun varl\u0131\u011f\u0131 ve bu ilk do\u011fruluk taraf\u0131ndan konulmu\u015f standard\u0131 izleyerek yap\u0131labilen t\u00fcm \u00e7\u0131karsamalar hakk\u0131nda hala ku\u015fkuda kal\u0131yorsa, o ki\u015fi bilin\u00e7lilik durumuna uygun olmayarak konu\u015fuyordur, ya da do\u011fu\u015ftan veya yanl\u0131\u015f kavramlar y\u00fcz\u00fcnden kavray\u0131\u015flar\u0131 b\u00fct\u00fcn\u00fcyle k\u00f6relmi\u015f insanlar\u0131n da bulundu\u011funu itiraf etmemiz gerekir. Zira \u201cdo\u011fru bir fikre sahip olan ayn\u0131 zamanda do\u011fru bir fikre sahip oldu\u011funu bilir ve bilgisinin hakikatinden \u015f\u00fcphe edemez.\u201d<\/p>\n<p>E\u011fer t\u00fcm fikirlerimizi do\u011fru bilgi taraf\u0131ndan kurulan \u00f6l\u00e7\u00fcye uygun olarak s\u0131nayacak olursak, kulaktan dolma ya da ele\u015ftirel olmayan deneyden do\u011fan fikirlere kar\u015f\u0131 uyan\u0131k olmaya \u00f6zen g\u00f6stererek bu t\u00fcr yarg\u0131lardan ka\u00e7\u0131nabiliriz. T\u00fcm \u015feylerin k\u00f6keni \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnme, \u00fc\u00e7genin do\u011fas\u0131 \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnmenin \u00fc\u00e7 a\u00e7\u0131n\u0131n iki dik a\u00e7\u0131ya e\u015fit oldu\u011funu bize \u00f6\u011fretmesi gibi, Tanr\u0131n\u0131n aldat\u0131c\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6\u011fretir. Descartes\u2019de oldu\u011fu gibi, Tanr\u0131 bilgimizle t\u00fcm ku\u015fku kaybolur. Y\u00fcce bir aldat\u0131c\u0131 taraf\u0131ndan aldat\u0131l\u0131p aldat\u0131lmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 kesin olarak bilmeksizin Tanr\u0131 bilgisine ula\u015fabiliriz. A\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik bilgi ku\u015fkuyu da\u011f\u0131tmak i\u00e7in gereken bilginin t\u00fcm\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Spinoza\u2019n\u0131n t\u00fcm ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmelerinin amac\u0131 olan yetkinli\u011fe ula\u015fmada kullanaca\u011f\u0131 bilginin elde edilmesi en yetkin varl\u0131k fikri ile ba\u011flant\u0131land\u0131r\u0131lmaktad\u0131r. \u201c\u015eimdiye kadar:<\/p>\n<p>1. T\u00fcm ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmelerimizi y\u00f6neltmek istedi\u011fimiz amac\u0131<br \/>2. Yetkinli\u011fe ula\u015fmak i\u00e7in bizi en iyi k\u0131lacak bilgi t\u00fcr\u00fcn\u00fc<br \/>3. \u0130yi bir ba\u015flang\u0131\u00e7 i\u00e7in zihnin kullanmak zorunda oldu\u011fu ve \u00f6l\u00e7\u00fc olarak do\u011fru fikirler almay\u0131 onlar\u0131n yard\u0131m\u0131yla g\u00fcvenilir kurallar form\u00fcle etmeyi i\u00e7eren ara\u015ft\u0131rma i\u015fleminin saptam\u0131\u015f bulunuyoruz. En yetkin varl\u0131k fikrinin kavrad\u0131ktan sonra y\u00f6ntemimizin en yetkin olaca\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclecektir.\u201d<\/p>\n<p>O halde ama\u00e7:<\/p>\n<p>1.Bedenimiz \u00fczerindeki rastlant\u0131sal izlenimleri de\u011fil, zihnin a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik fikirlerine ula\u015fmak,<br \/>2. t\u00fcm fikirleri bir fikre indirgeyecek \u015fekilde birle\u015ftirme ve d\u00fczenleme yapmak, her \u015feyi \u00f6z\u00fc arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla kavramakt\u0131r.<br \/>T\u00fcm fikirlerimizi birle\u015ftirme ve sistemle\u015ftirme amac\u0131 i\u00e7in t\u00fcm \u015feylerin sebebi ve do\u011fas\u0131 olan bir Varl\u0131k\u2019\u0131n olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmak gerekli ve ak\u0131ll\u0131cad\u0131r. Bu ara\u015ft\u0131rma , ilk sebep olan Varl\u0131\u011f\u0131n fikrini t\u00fcm fikirlerimizin nedeni yapmam\u0131z\u0131 sa\u011flayacakt\u0131r. O zaman zihnimiz, do\u011fay\u0131 en iyi bi\u00e7imde temsil edecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o fikirlerinde do\u011fan\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc, d\u00fczenini ve birli\u011fini i\u00e7erecektir. Yapabildi\u011fimiz \u00f6l\u00e7\u00fcde ger\u00e7ek bir kendilikten bir ba\u015fkas\u0131na do\u011fal nedensel d\u00fczen ile uygunluk halinde ilerleyerek t\u00fcm fikirlerimizi fiziksel ya da ger\u00e7ek \u015feylerden \u00e7\u0131karsamak \u00e7ok gereklidir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ek \u015feylerin ve nedenlerin d\u00fczeninden s\u00f6z ederken Spinoza, burada tikel \u00f6l\u00fcml\u00fc \u015feylerin d\u00fczeninden de\u011fil, de\u011fi\u015fmez ebedi \u015feylerinkinden s\u00f6z etmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan zihninin zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 hem onlar\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fclemez y\u00fccelikleri y\u00fcz\u00fcnden, hem de hi\u00e7bir \u015feyin \u00f6teki \u015feyle girmek zorunda oldu\u011fu sonsuz ili\u015fkiler y\u00fcz\u00fcnden de\u011fi\u015fen tikel \u015feylerin t\u00fcm zincirini kucaklayamaz. \u00d6z bilgisine ise yaln\u0131zca de\u011fi\u015fmez ebedi \u015feylerin ve onlardan kaynaklanan yasalar\u0131n ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131yla ula\u015f\u0131labilir. Tikel \u015feylerin varolmas\u0131 ve \u015feyler sisteminde yerlerini almalar\u0131 bu yasalarla uygunluk halinde oldu\u011fundan ger\u00e7ekte de\u011fi\u015fen tek tek \u015feyler, de\u011fi\u015fmeyen \u015feylere \u00f6ylesine s\u0131k\u0131 ve zorunlu ba\u011fl\u0131d\u0131rlar ki onlar olmaks\u0131z\u0131n ne olabilir ne de kavranabilirler.<\/p>\n<p>De\u011fi\u015fen tek tek \u015feylerin bilgisine ula\u015fmada kar\u015f\u0131la\u015f\u0131labilecek sorun, onlar\u0131n t\u00fcm\u00fcn\u00fc bir arada kavramada insan zihninin g\u00fc\u00e7lerinin s\u0131n\u0131rl\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Onlar\u0131n sistemli kavran\u0131\u015f\u0131nda kullan\u0131lacak b\u00fct\u00fcnleyici kavray\u0131\u015f ara\u00e7lar\u0131 geli\u015ftirmek zorunday\u0131z.. Ancak hem ebedi \u015feylerin ve \u015fa\u015fmaz yasalar\u0131n hem de duygular\u0131m\u0131z\u0131n yeterli bilgisine ula\u015fmadan \u00f6nce bunu yapamay\u0131z. T\u00fcm \u015feylerin ilk nedenini ara\u015ft\u0131rmay\u0131 arzuluyorsak, d\u00fc\u015f\u00fcncelerimizi y\u00f6nlendirecek temel ilke, hakikatin do\u011fas\u0131n\u0131n, \u00f6zelliklerinin ve g\u00fcc\u00fcn\u00fcn bilgisinden ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyi i\u00e7ermez. Ger\u00e7ek iyi, hakikatin do\u011fas\u0131n\u0131n, g\u00fcc\u00fcn\u00fcn ve \u00f6zelliklerinin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ve bunun i\u00e7in de \u00f6nce insan\u0131n ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ve dolay\u0131s\u0131yla ger\u00e7ek iyi ile olan ba\u011f\u0131n\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc varolan her \u015fey tam bir kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k i\u00e7indedir.<\/p>\n<p><strong>O halde Spinoza\u2019ya g\u00f6re insan nedir?<\/strong><\/p>\n<p>Kartezyen gelenek \u00e7er\u00e7evesinde d\u00fcnyada varolan her \u015feyin hem bir d\u00fc\u015f\u00fcnce hem de fiziksel bir nesne olarak ifade edilmesi sonucunda insan\u0131n da hem beden hem de bir ruh olarak varolmas\u0131 ve bu iki boyut aras\u0131ndaki ili\u015fkinin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 \u00f6nemli bir problem olmu\u015ftur. Bu gelene\u011fe ba\u011fl\u0131 bir filozof olarak kabul edilen Spinoza i\u00e7in de bu problem \u00f6nemlidir.<\/p>\n<p>Descartes\u2019in cevher d\u00fcalizminin sonucunda \u015fekillenen bu problemin Spinoza felsefesindeki \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc nedir?<\/p>\n<p>Bu sorunun cevab\u0131n\u0131 bulmak i\u00e7in filozofun cevher anlay\u0131\u015f\u0131na bakmak gerekmektedir. O cevheri \u015f\u00f6yle tarif etmektedir: \u201cKendi ba\u015f\u0131na varolan ve kendisi ile tasarlanan, yani kendisini te\u015fkil edecek ba\u015fka hi\u00e7bir fikrin yard\u0131m\u0131 olmaks\u0131z\u0131n hakk\u0131nda fikir edinebilece\u011fimiz \u015feye cevher<br \/>diyorum.\u201d<\/p>\n<p>Spinoza burada kendi ba\u015f\u0131na varolan ve kendi kendisiyle tasarlanan yani kendisini te\u015fkil edebilecek ba\u015fka bir yarg\u0131ya ihtiya\u00e7 duymadan hakk\u0131nda do\u011frudan fikir edindi\u011fimiz \u015feyi cevher olarak tan\u0131mlamaktad\u0131r. Cevher kendi ba\u015f\u0131na varolan ve kendi kendisiyle tasarlanan oldu\u011funa g\u00f6re, alemde ayn\u0131 tabiat\u0131 ya da s\u0131fat\u0131 ta\u015f\u0131yan iki yahut bir \u00e7ok cevher olamaz ve bu cevher zorunlu olarak sonsuzdur.<\/p>\n<p><strong>Peki, bu cevher nas\u0131l bilinecek?<\/strong><\/p>\n<p>Cevher ancak s\u0131fatlar\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla bilinebilir. S\u0131fatlar cevheri tasarlamada hareket noktalar\u0131d\u0131r. S\u0131fatlar\u0131 vas\u0131tas\u0131yla tasarlayabilece\u011fimiz cevherin varl\u0131\u011f\u0131 zorunludur. \u00c7\u00fcnk\u00fc cevherin \u00f6z\u00fcne ait olarak tasarlayabilece\u011fimiz s\u0131fatlar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 cevherin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 da zorunlu k\u0131lar. T\u00fcm bu tan\u0131mlar \u00e7er\u00e7evesinde de Cevherle Tanr\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fki nedir? Sorunun cevab\u0131n\u0131 \u015fu tan\u0131mda buluyoruz. \u201cMutlak olarak sonsuz bir varl\u0131\u011fa, yani sonsuz s\u0131fatlar\u0131 olup ba\u015fs\u0131z ve sonsuz \u00f6z\u00fc bu sonsuz s\u0131fatlar\u0131ndan her biriyle ifade edilmi\u015f olan cevhere Tanr\u0131 diyorum.\u201d diyen Spinoza, cevher ile Tanr\u0131\u2019n\u0131n ayn\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koymaktad\u0131r. Buna ba\u011fl\u0131 olarak da varolan her \u015fey Tanr\u0131da vard\u0131r ve Tanr\u0131 olmadan hi\u00e7bir \u015fey varolamaz ve tasarlanamaz.<\/p>\n<p>Bu durumda insan da Tanr\u0131\u2019ya ba\u011fl\u0131 olarak anla\u015f\u0131lmak zorundad\u0131r. Bu ba\u011f\u0131 anlamak i\u00e7in onun tav\u0131r kavram\u0131na bakmak gerekir. Tav\u0131r nedir? Mahiyeti nas\u0131ld\u0131r? Tanr\u0131 ile insan ili\u015fkisi ne seviyededir?<\/p>\n<p>Onun tav\u0131r tarifi \u015f\u00f6yledir: \u201cCevherin duygulan\u0131\u015flar\u0131na, ba\u015fka deyi\u015fle kendi kendisine de\u011fil, ba\u015fka \u015feyde varolan ve ancak bu ba\u015fka \u015fey yard\u0131m\u0131yla tasarlanan \u015feye tav\u0131r diyorum.\u201d<\/p>\n<p>Spinoza\u2019ya g\u00f6re tav\u0131r kendi ba\u015f\u0131na duramaz, yaln\u0131z kendisi ile tasarlanan cevherde bulunur yani tav\u0131r ancak Tanr\u0131\u2019da varolabilir ve ancak Tanr\u0131 ile tasarlanabilir. Alemde yay\u0131lm\u0131\u015f b\u00fct\u00fcn tikel \u015feyler Tanr\u0131\u2019n\u0131n s\u0131fatlar\u0131n\u0131n duygulan\u0131\u015flar\u0131ndan ya da tav\u0131rlar\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildirler. Beden ve zihin de bu tav\u0131rlara ba\u011fl\u0131 olarak anla\u015f\u0131labilirler.<\/p>\n<p>Cisim yahut bedeni, uzaml\u0131 bir \u015fey olarak g\u00f6r\u00fclmesi bak\u0131m\u0131ndan, Tanr\u0131\u2019n\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc belirli ve gerektirilmi\u015f bir tarzda ifade eden tav\u0131r olarak tan\u0131mlayan Spinoza\u2019ya g\u00f6re biz, bedenler ve d\u00fc\u015f\u00fcnme tav\u0131rlar\u0131ndan ba\u015fka hi\u00e7bir tikel \u015feyi duyamaz ve tasarlayamay\u0131z. Yani beden ve zihin Tanr\u0131\u2019n\u0131n tav\u0131rlar\u0131 olarak anla\u015f\u0131labilir. Zira d\u00fc\u015f\u00fcnce ve uzam (ing.extention) Tanr\u0131\u2019n\u0131n s\u0131fatlar\u0131d\u0131r. B\u00f6yle olunca beden ve zihnin Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde yarat\u0131lm\u0131\u015f da olsa birer cevher olarak tan\u0131mlanmas\u0131ndan kaynaklanan problem, burada ortadan kald\u0131r\u0131lmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Spinoza\u2019ya g\u00f6re beden ve zihin cevher de\u011fil, sadece cevherin tav\u0131rlar\u0131d\u0131r. \u0130nsan zihni Tanr\u0131\u2019n\u0131n sonsuz zihninin bir par\u00e7as\u0131, bedeni de fiil halinde varolan bir uzam\u0131n bir tavr\u0131ndan bir de\u011fi\u015fiminden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. \u0130nsan ise Tanr\u0131\u2019n\u0131n tav\u0131rlar\u0131 olan ruh ve bedenden meydana gelmektedir. \u201cBuradan \u015fu \u00e7\u0131kar ki, insan ruh ve bedenden ibarettir ve insan\u0131n teni onun hakk\u0131ndaki duygumuza uygun olarak vard\u0131r.\u201d \u015eu halde tav\u0131r mahiyeti tav\u0131r ile birdir.<\/p>\n<p>\u0130nsanla m\u00fcnasebeti Tanr\u0131\u2019n\u0131n uzam s\u0131fat\u0131 ile ilgilidir. Beden ile ruh aras\u0131ndaki ili\u015fki ise, ruhun, bedenin tabiat\u0131na dair upuygun bilgisi oran\u0131nda a\u00e7\u0131klanabilir. \u0130nsan\u0131n bedeni, her biri \u00e7ok bile\u015fik olan t\u00fcrl\u00fc tabiatta bir\u00e7ok \u015feyden meydana gelmi\u015ftir; insan ruhu da bir\u00e7ok \u015feyi alg\u0131 ile kavramaya elveri\u015flidir. Ruhun bedeni alg\u0131lamas\u0131 yoluyla bilmesi m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funa g\u00f6re, ruh bedeni bedenin duygulan\u0131\u015flar\u0131na g\u00f6re bilecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan bedeninin fikri ya da bilgisi Tanr\u0131\u2019ya, ba\u011fl\u0131 ona nispet edilerek elde edilebilir. Zira \u015feylerin d\u00fczeni ile fikirlerin d\u00fczeni ayn\u0131d\u0131r ve insan ruhu ve bedeni hakk\u0131ndaki bilgi de ayn\u0131 \u015fekilde Tanr\u0131\u2019ya ba\u011fl\u0131d\u0131r ve Tanr\u0131\u2019ya nispet edilmi\u015ftir. Ruh bedeni de kendi kendisini de ancak bedenin duygulan\u0131\u015flar\u0131n\u0131n fikirlerini kavrayarak bilebilece\u011finden, gerek bedeni gerekse kendi hakk\u0131nda upuygun bilgiyi elde etmeye \u00e7al\u0131\u015fmak onun hedefidir.<\/p>\n<p><strong>Peki, gerek bedeni gerekse kendi ile ilgili upuygun bilgi m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr?<\/strong><\/p>\n<p>Spinoza\u2019ya g\u00f6re insan ruhu insan bedenini olu\u015fturan par\u00e7alara ait upuygun bilgiyi ku\u015fatamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bedenin duygulan\u0131\u015flar\u0131n\u0131n fikirleri yaln\u0131zca insan ruhuna dayand\u0131r\u0131l\u0131rsa a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik de\u011fil, kar\u0131\u015f\u0131kt\u0131r. Ancak Tanr\u0131\u2019ya nispet edildi\u011finde a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik bi\u00e7imde kavranmalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ayn\u0131 \u015fekilde ruhta da ancak upuygun fikirlerden \u00e7\u0131kan fikirler upuygundur. Bu ba\u011flamda insan ruhunun kendi kendisini, kendi bedenini alg\u0131lamas\u0131 ve sadece Tanr\u0131\u2019n\u0131n ezeli ve sonsuz \u00f6z\u00fc hakk\u0131nda upuygun bilgi imkan\u0131 vard\u0131r. Ruhun upuygun bilgiye ula\u015fabilecek kadar g\u00fc\u00e7l\u00fc olmas\u0131 i\u00e7in insan\u0131n duygulan\u0131\u015flar\u0131n\u0131n etkilerinin ve kuvvetlerinin incelenmesi gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnen Spinoza, bunun daha \u00f6nce yeterince incelenen bir konu olmad\u0131\u011f\u0131na i\u015faret etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u201cTan\u0131nm\u0131\u015f filozof Descartes, insan\u0131 yetkin zannetmi\u015fse de, ben onun tutkular\u0131m\u0131z\u0131n ilk nedenlerine y\u00fckseldi\u011fini ve onlar\u0131 bask\u0131 alt\u0131na alma ara\u00e7lar\u0131n\u0131 bize tan\u0131tmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 da biliyorum; fakat o, konusunu tamamlayamad\u0131\u2026\u201d \u00d6yleyse duygulan\u0131\u015flar\u0131n tabiat\u0131n\u0131, onlar\u0131n kuvvetini, ruhun onlar \u00fczerindeki g\u00fcc\u00fcn\u00fc de\u011ferlendirdikten sonra insan\u0131n amac\u0131n\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi ko\u015fullar\u0131na bakmak gerekir.<\/p>\n<p><strong>\u00d6nce duygulan\u0131\u015ftan Spinoza ne anl\u0131yor? <\/strong><\/p>\n<p>Ona bir bakal\u0131m. Onun tan\u0131m\u0131 beden\u00ee de\u011fi\u015fmelere a\u011f\u0131rl\u0131k veriyor: \u201cDuygulan\u0131\u015f deyince bedenin etkileme g\u00fcc\u00fcn\u00fcn artmas\u0131na veya eksilmesine sebep olan Beden duygulan\u0131\u015flar\u0131n\u0131, ayn\u0131 zamanda bu duygulan\u0131\u015flar\u0131n fikirlerini anl\u0131yorum.\u201d<\/p>\n<p>Spinoza, burada bedende olu\u015fan de\u011fi\u015fikliklerle bu de\u011fi\u015fikliklerin zihindeki yans\u0131mas\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne dayal\u0131 bir tan\u0131m yapmaktad\u0131r. \u00d6te yandan insan ruhu baz\u0131 \u015feylerde etkin baz\u0131 \u015feylerde de edilgindir. Zihin upuygun bilgiler, sahip oldu\u011funda etkin, upuygun olmayan bilgilere sahip oldu\u011funda edilgindir. Upuygun bilgiyi elde edecek ruhun, duygulan\u0131\u015flar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funca tan\u0131mas\u0131, bedenin etkilerini bilmesi laz\u0131md\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir ruh, upuygun olmayan bilgisi ne kadar \u00e7oksa o kadar pasif, karma\u015f\u0131k duygulara sahip, upuygun bilgisi ne kadar \u00e7oksa o kadar aktif ve o kadar berrakt\u0131r. Ruhun d\u00fc\u015f\u00fcnmesini gerektiren \u015fey D\u00fc\u015f\u00fcncenin bir tavr\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re, ruh d\u00fc\u015f\u00fcnerek upuygun bilgiyi elde etmek i\u00e7in \u00e7aba g\u00f6stermek zorundad\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Bu \u00e7aba yaln\u0131zca ruha y\u00f6nlendirildi\u011finde ne oluyor?<\/strong><\/p>\n<p>Filozofumuzun d\u00fc\u015f\u00fcncesinde bu, irade olarak adland\u0131r\u0131lmaktad\u0131r. Spinoza\u2019ya g\u00f6re irade ve zihin bir ve ayn\u0131 \u015feydir. Yani zihin iradeyi ve onun fonksiyonunu da i\u00e7ermektedir. Ayn\u0131 \u00e7aba ruh ve bedene \u00e7evrildi\u011fi zaman ise insan\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc olu\u015fturan i\u015ftah ad\u0131n\u0131 almaktad\u0131r. Arzu ise hem i\u015ftah hem de i\u015ftah\u0131n bilincine sahip olmakt\u0131r. Arzulanan \u015fey ise, ruhun kendi g\u00fcc\u00fcn\u00fc ve bedenin g\u00fcc\u00fcn\u00fc art\u0131racak \u015feyi hayal etmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan\u0131n kendi duygulan\u0131\u015flar\u0131n\u0131 y\u00f6neltme ve azaltmadaki g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc k\u00f6lelik olarak kabul edilir ve kendi \u00fczerindeki bask\u0131 alt\u0131ndaki g\u00fcc\u00fc kald\u0131rmas\u0131 gerekti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr \u0130nsan\u0131n kendi \u00fczerindeki bask\u0131y\u0131 kald\u0131rabilmesi i\u00e7in yapmas\u0131 gereken \u015fey akl\u0131n d\u00fcsturuna g\u00f6re ya\u015famakt\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Akl\u0131n d\u00fcsturuna g\u00f6re ya\u015famak nas\u0131l olmal\u0131d\u0131r?<\/strong><\/p>\n<p>Spinoza\u2019ya g\u00f6re bu, g\u00fc\u00e7 kazanma ve \u00e7ok say\u0131da erdem kazanma, bunun i\u00e7in de iyi ve k\u00f6t\u00fc hakk\u0131nda bilgi sahibi olmaya ba\u011fl\u0131 bir hayatt\u0131r. Etika\u2019da d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc b\u00f6l\u00fcmde ifade edildi\u011fi gibi:<\/p>\n<p>\u201c \u0130nsan faydal\u0131 olan\u0131 aramaya, yani kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 korumaya ne kadar \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsa, o kadar fazla g\u00fc\u00e7 sahibi olur ve o kadar \u00e7ok erdem kazan\u0131r\u2026\u201d \u201c Mutlak olarak erdemle i\u015flemek bizde akl\u0131n y\u00f6netimi alt\u0131nda as\u0131l faydal\u0131n\u0131n aranmas\u0131 ilkesine g\u00f6re varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 korumak, i\u015flemek ve ya\u015famaktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir\u201d<br \/>Ayn\u0131 \u015fekilde Spinoza a\u00e7\u0131s\u0131ndan, bizde ilkesi ak\u0131l olan her \u00e7aban\u0131n bilgiden ba\u015fka objesi olamayaca\u011f\u0131na ve as\u0131l faydal\u0131n\u0131n aranmas\u0131nda varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 korumak, i\u015flemek ve ya\u015famak bir ve ayn\u0131 \u015fey oldu\u011funa g\u00f6re, gerekli bilgiye sahip olup bunu i\u015flemek ve ya\u015fam\u0131n amac\u0131 haline getirmek gerekir. Bu durumda iyi olan\u0131n bilgisini elde etmek ya\u015fam\u0131n da gayesi olmaktad\u0131r. \u0130nsanlar hep bir amaca g\u00f6re, yani i\u015ftah duyduklar\u0131 faydal\u0131 olan \u015feye g\u00f6re hareket etmektedirler. Faydal\u0131 olan ayn\u0131 zamanda iyi oland\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Spinoza, Yusuf Has Hacip gibi, iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc insan do\u011fas\u0131na faydal\u0131 olma kriterine ba\u011fl\u0131 olarak tan\u0131mlamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u201c\u0130yilik deyince, kesinlikle bize faydal\u0131 oldu\u011funu bildi\u011fimiz \u015feyi anlayaca\u011f\u0131m. K\u00f6t\u00fcl\u00fck deyince, tersine, bir iyili\u011fe sahip olmamam\u0131za engel oldu\u011funu kesinlikle bildi\u011fimiz \u015feyi anlayaca\u011f\u0131m.\u201d diyen Spinoza iyi ve k\u00f6t\u00fcy\u00fc, insan do\u011fas\u0131na, dolay\u0131s\u0131yla bu do\u011fan\u0131n iki y\u00f6n\u00fc olan ruh ve bedene, onlar\u0131n duygulan\u0131\u015flar\u0131na yani i\u015ftah ve arzular\u0131m\u0131za ba\u011flamaktad\u0131r. Bu \u00e7er\u00e7evede de bir \u015fey, biz onu iyi zannetti\u011fimiz i\u00e7in arzular\u0131m\u0131z\u0131n ya da isteklerimizin objesi de\u011fildir, tersine onu istedi\u011fimiz, arzu etti\u011fimiz i\u00e7in iyi oldu\u011funu zannederiz. \u00d6te yandan iyi ve k\u00f6t\u00fc bilgisi, haklar\u0131nda \u015fuur sahibi olmam\u0131z bak\u0131m\u0131ndan sevin\u00e7 ve duygulan\u0131\u015f\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de olmamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten, upuygun bilgiye g\u00f6t\u00fcrenden ya da ona sahip olmam\u0131za engel olabilenden ba\u015fka kesinlikle iyi ya da k\u00f6t\u00fc oldu\u011funu bildi\u011fimiz bir \u015fey yoktur. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki akl\u0131n d\u00fcsturuna g\u00f6re ya\u015fayan bir insan ruhunun bilgiden ba\u015fka \u015feye i\u015ftah\u0131 olmaz ve kendini bilgiye g\u00f6t\u00fcrenden ba\u015fka bir \u015feyin faydal\u0131 oldu\u011funa h\u00fckmetmez. Ger\u00e7ekten iyi olan, upuygun bilgiye ula\u015fmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Spinoza\u2019ya g\u00f6re, \u201cruhun \u00fcst\u00fcn iyili\u011fi Tanr\u0131 bilgisidir ve Ruhun \u00fcst\u00fcn erdemi Tanr\u0131\u2019y\u0131 bilmektir.\u201d Ve \u201cerdemin pe\u015finde gidenlerin y\u00fcce iyili\u011fi hepsinde ortakt\u0131r ve hepsi bundan ayn\u0131 derecede sevin\u00e7 duyarlar.\u201d Bu ba\u011flamda da insanlar\u0131 ortak bir topluma do\u011fru g\u00f6t\u00fcren \u015fey onlar\u0131n ak\u0131l d\u00fcsturuna g\u00f6re ya\u015famalar\u0131n\u0131 sa\u011flayan \u015feydir.<\/p>\n<p>Ak\u0131l d\u00fcsturuna g\u00f6re ya\u015famak mutlak bir egemenlik olu\u015fturamayaca\u011f\u0131m\u0131z duygulan\u0131\u015flar\u0131n iyi y\u00f6netilmesi ve \u00fczerlerinde g\u00fc\u00e7 kazan\u0131lmas\u0131d\u0131r. Duygulan\u0131\u015flar\u0131n bilinmesi, bedenin duygulan\u0131\u015flar\u0131n\u0131n d\u00fczen ve ba\u011flant\u0131s\u0131n\u0131n ruh taraf\u0131ndan bilinmesidir. Zira Spinoza\u2019ya g\u00f6re hakk\u0131nda a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik bir kavram te\u015fkil edemedi\u011fimiz, hi\u00e7bir beden duygulan\u0131\u015f\u0131 yoktur. Ayn\u0131 \u015fekilde hakk\u0131nda a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik bir kavram edinemedi\u011fimiz hi\u00e7bir ruh duygulan\u0131\u015f\u0131 da yoktur. Buna ba\u011fl\u0131 olarak ahl\u00e2kl\u0131l\u0131k denen erdem, duygulan\u0131\u015flardan do\u011fan a\u015f\u0131r\u0131 hallerin ak\u0131l ile y\u00f6nlendirilmesi sonucu upuygun fikirlere dayand\u0131r\u0131lmas\u0131 olmaktad\u0131r. Buna g\u00f6re ahl\u00e2kl\u0131l\u0131k il\u00e2h\u00ee bilgiye dayand\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r. Bu durumda da tabiat\u0131m\u0131za kar\u015f\u0131t duygulan\u0131\u015flar\u0131n yani k\u00f6t\u00fc duygulan\u0131\u015flar\u0131n h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda bulunmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z s\u00fcrece, bedenin duygulan\u0131\u015flar\u0131n\u0131 zihin i\u00e7in ge\u00e7erli\u011fi olan bir d\u00fczene g\u00f6re s\u0131ralama ve zincirleme g\u00fcc\u00fcm\u00fcz vard\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Peki, ruh bunu nas\u0131l bilir?<\/strong><\/p>\n<p>Ruh bedenin b\u00fct\u00fcn duygulan\u0131\u015flar\u0131n\u0131, yani \u015feylerin b\u00fct\u00fcn hayallerini Tanr\u0131 fikrine uygun olacak surette bilir. Spinoza\u2019n\u0131n genel d\u00fc\u015f\u00fcncesine uygun olarak \u015feylerin d\u00fczeni ve bilgi Tanr\u0131\u2019ya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bilgi ile duygulan\u0131\u015f aras\u0131ndaki ba\u011flant\u0131 gere\u011fince de ki\u015finin kendi duygulan\u0131\u015flar\u0131 ile bilgisi yani tabiat\u0131 ile bilgisi ve Tanr\u0131\u2019n\u0131n bilgisi ile sevgisi aras\u0131nda ili\u015fki olu\u015fturulur. Tanr\u0131 sevgisi ve bilgisi, bilginin ilerleyi\u015finde ve ahl\u00e2kl\u0131l\u0131\u011f\u0131n ger\u00e7ekle\u015ftirilmesinde bir t\u00fcr zorunluluktur. Spinoza\u2019ya g\u00f6re, \u201cTanr\u0131\u2019ya kar\u015f\u0131 sevgi ruhta en b\u00fcy\u00fck yeri almal\u0131d\u0131r.\u201d <\/p>\n<p><strong>Spinoza\u2019ya g\u00f6re bu bilgi nas\u0131l bir bilgidir?<\/strong><\/p>\n<p>Ruhun y\u00fcce \u00e7abas\u0131, y\u00fcce erdemi olan bu bilgi \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bilgi tarz\u0131 ile elde edilen bilgidir. Bu bilgi Tanr\u0131\u2019n\u0131n s\u0131fatlar\u0131n\u0131n upuygun fikrinden, \u015feylerin \u00f6z\u00fcn\u00fcn upuygun bilgisine do\u011fru giden bilgidir. Biz bu bilgiye ne kadar fazla sahip olursak Tanr\u0131\u2019y\u0131 o kadar \u00e7ok biliriz. Bu nedenle ruhun y\u00fcce erdemi, g\u00fcc\u00fc ve tabiat\u0131n\u0131n \u00e7abas\u0131 \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bilgi tarz\u0131 ile bilmek olmaktad\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bilgi tarz\u0131 ile bilgi edinmede ruhun bu bak\u0131mdan edinebilece\u011fi en y\u00fcksek memnunluk duyulaca\u011f\u0131 kabul edilmektedir. Yani entelekt\u00fcel yeterlilik ile ili\u015fkili bir ruhsal doyum \u00f6ng\u00f6r\u00fclmekte, bu bir erdem olarak sunulmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bilgi tarz\u0131 Spinoza\u2019n\u0131n bilgi s\u0131n\u0131flamas\u0131nda bulan\u0131k alg\u0131dan gelen bilgiden ve \u015feylerin \u00f6zellikleri hakk\u0131nda fikirlerimiz ve ortak kavramlar\u0131m\u0131zla ilgili ak\u0131l bilgisinden farkl\u0131 olarak Tanr\u0131\u2019n\u0131n baz\u0131 s\u0131fatlar\u0131n\u0131n \u015fekilli \u00f6z\u00fc hakk\u0131nda fikirlerden, \u015feylerin \u00f6z\u00fc hakk\u0131ndaki upuygun bilgiye uzanan sezgili bilgidir. Birinci tarz bilgide yanl\u0131\u015fl\u0131k m\u00fcmk\u00fcnken ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc tarz bilgi zorunlu olarak do\u011frudur. Ruhun y\u00fcce \u00e7abas\u0131n\u0131n hedefi olarak g\u00f6r\u00fclen ve insan yetkinli\u011finin \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olarak al\u0131nan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc tarz bilgide insan ne kadar y\u00fckselirse kendini ve Tanr\u0131\u2019y\u0131 o kadar \u00e7ok bilir, o kadar yetkin olur, o kadar \u00fcst\u00fcn mutlulu\u011fa ula\u015f\u0131r, Tanr\u0131\u2019ya kar\u015f\u0131 zihinsel bir sevgi duyar. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bilgiden do\u011fan Tanr\u0131\u2019ya kar\u015f\u0131 zihinsel sevgi ezel\u00eeyet ta\u015f\u0131r. Entelekt\u00fcel bir sevgi olan Tanr\u0131 sevgisi ile insan kutsal akla ve olu\u015fan ki\u015fisel olmayan evrensel sevgiye i\u015ftirak etmektedir. Bu sonsuz sevgide insan i\u00e7in huzur, kurtulu\u015f ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fck tesis edilmektedir. Bu sevgi ne kadar artarsa ruhun da duygulan\u0131\u015flar \u00fczerindeki g\u00fcc\u00fc o kadar artmaktad\u0131r. Zira Spinoza\u2019da insan\u0131n yeterlili\u011fi, bilgisinin yeterlili\u011fi ile bilgisinin yeterlili\u011fi g\u00fcc\u00fc ile e\u015fde\u011fer olarak g\u00f6r\u00fclmektedir.<\/p>\n<p>Sonu\u00e7 olarak, Spinoza\u2019ya g\u00f6re ger\u00e7ek iyinin elde edilmesi, zihnin geli\u015ftirilmesi imk\u00e2n\u0131n\u0131n ara\u015ft\u0131rmas\u0131 \u00e7er\u00e7evesinde Mutlak\u2019\u0131n kavran\u0131\u015f\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak a\u00e7\u0131klanan insan\u0131n yetkinle\u015fmesi s\u00fcreci ve bu s\u00fcre\u00e7teki bilgi ve ahl\u00e2k birli\u011finin sa\u011flanmas\u0131d\u0131r. Yani il\u00e2h\u00ee bilgiye ba\u011fl\u0131 bir t\u00fcr teoloji ile m\u00fcmk\u00fcn olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p><strong>K\u0131sa bir mukayese;<\/strong><\/p>\n<p>1. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, Descartes ve Spinoza, ger\u00e7ek iyinin ne oldu\u011funu ara\u015ft\u0131rmak, bunun i\u00e7in zihnin geli\u015ftirilmesi yolunu bulmak ve bunu tespit ederken bilgi ve ahl\u00e2k\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc sa\u011flamak gerekti\u011fi konusunda hemfikirler.<br \/>2. Ancak aran\u0131lan bilginin nitelikleri, bu bilginin elde edilmesinde insan\u0131n rol\u00fcn\u00fcn belirlenmesi ve insan\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131 konusunda iki d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcn g\u00f6r\u00fc\u015flerinde farkl\u0131l\u0131klar da mevcuttur.<br \/>3. Her iki filozof da ger\u00e7ek iyinin ne oldu\u011funun ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n \u00f6ncelikle bir hakikat ara\u015ft\u0131rmas\u0131 oldu\u011fu ve bu ara\u015ft\u0131rmay\u0131 destekleyen bir ya\u015fam bi\u00e7imi oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmektedirler.<br \/>4. Zihnin geli\u015ftirilmesine ba\u011fl\u0131 olarak \u015fekillenen hakikat ara\u015ft\u0131rmas\u0131na ba\u015flamadan ki\u015filerin ya\u015famlar\u0131nda uymalar\u0131 i\u00e7in tespit edilen ilkeler ise Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde hakikatin bilinmesi vas\u0131tas\u0131 iken, Spinoza\u2019da tabiat ile uyumlu bir ya\u015fam i\u00e7in tespit edilen ilkeler olmaktad\u0131r.<br \/>5. Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde aran\u0131lan bilginin nitelikleri olan a\u00e7\u0131kl\u0131k ve se\u00e7iklik, bilginin akl\u0131n ilkelerine g\u00f6re t\u00fcretilmesi anlam\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131rken, Spinoza d\u00fc\u015f\u00fcncesinde Tanr\u0131sal boyut ile ili\u015fkili olarak anlamland\u0131r\u0131lmakta ve sezgisel bir i\u00e7erik y\u00fcklenmektedir.<br \/>6. \u0130stenilen bu bilgiyi elde etmek y\u00fck\u00fcml\u00fc olan insan Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde tanr\u0131\u2019dan ba\u011f\u0131ms\u0131z bir ki\u015fili\u011fe sahip bir \u00f6zne iken, Spinoza\u2019da bireysel beni bulabilmek zor, insan yaln\u0131zca Tanr\u0131\u2019n\u0131n bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan temsil edilmektedir.<br \/>7. \u0130nsan\u0131n Spinoza d\u00fc\u015f\u00fcncesinde Tanr\u0131\u2019n\u0131n bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcnden ibaret olarak g\u00f6r\u00fclmesinin temel sebeplerinden biri Descartes\u2019\u0131n cevher d\u00fcalizminin yaratt\u0131\u011f\u0131 problemlerden uzakla\u015fmakt\u0131r. Spinoza\u2019n\u0131n varolan tek bir cevher oldu\u011funu bunun da Tanr\u0131 oldu\u011funu iddia etmesi ile Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesindeki cevher problemi belki a\u015f\u0131lm\u0131\u015f ancak bu kez de Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde mevcut olan insan\u0131n ba\u011f\u0131ms\u0131z beni kaybolmu\u015f, insan Tanr\u0131\u2019ya ba\u011fl\u0131 olarak a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<br \/>8.Cevher d\u00fc\u015f\u00fcncesinin uzant\u0131s\u0131ndaki ruh beden ili\u015fkisi Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde psiko -fiziksel etkile\u015fime ba\u011fl\u0131 olarak fizyolojik bir tabana oturtulurken, Spinoza d\u00fc\u015f\u00fcncesinde ruh ve beden duygulan\u0131\u015flar\u0131n\u0131n bilinmesi bi\u00e7iminde ifade edilen duygusal bir tabana dayal\u0131 rasyonellik ihtiva etmektedir.<\/p>\n<p><strong>Sonu\u00e7 <\/strong><\/p>\n<p>Descartes\u2019\u0131n tutkular\u0131n ak\u0131l ile kontrol edilerek, iyiyi, saadeti ve erdemi elde etme d\u00fc\u015f\u00fcncesine benzer bi\u00e7imde Spinoza ahl\u00e2k\u0131nda da tutkular\u0131n \u0131slah\u0131 \u00f6nem kazanm\u0131\u015f, erdem d\u00fc\u015f\u00fcncesi de niha\u00ee olarak kendini kontrol etmeye, duygular ile hareket etmeyip duygular\u0131 ak\u0131l ile g\u00f6rebilme \u00e7abas\u0131na dayand\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak Descartes\u2019dan farkl\u0131 olarak Spinoza ahl\u00e2k\u0131nda tutkular\u0131n ak\u0131l ile \u0131slah edilmesinden farkl\u0131 ikinci ve k\u00f6k\u00fc daha derinlere inen bir y\u00f6n bulunmaktad\u0131r ki o da Tanr\u0131sal bir i\u00e7erikle anlamland\u0131r\u0131lmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6te yandan insan\u0131n ahl\u00e2k\u00ee \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcnde etkili olan irade ve bilgide etkili olan anlay\u0131\u015f Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde birbirlerinden ayr\u0131 olarak de\u011ferlendirilirken Spinoza d\u00fc\u015f\u00fcncesinde irade zihin ve anlay\u0131\u015f bir ve ayn\u0131 \u015fey olarak kabul edilmektedir. Bu ba\u011flamda da Descartes d\u00fc\u015f\u00fcncesinde insan\u0131n \u00f6zg\u00fcr iradesinden bahsedilirken Spinoza d\u00fc\u015f\u00fcncesinde insan\u0131n \u00f6zg\u00fcr iradesinden Tanr\u0131\u2019n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda \u00f6zg\u00fcr iradesinden bahsedilemez. O d\u00fcnyay\u0131 tamam\u0131yla belirlenmi\u015f ve kontrol d\u0131\u015f\u0131 olarak g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu durumda insan hi\u00e7 bir \u015feyi de\u011fi\u015ftiremez ve kontrol edemez, yaln\u0131zca bu i\u015fleyi\u015fi anlayabilir. Ve onu anlay\u0131p ona kat\u0131lmas\u0131 onun h\u00fcrriyetidir. Bu sebeple Emile Boutroux, onu \u201ch\u00fcr iradenin katili\u201d olarak niteler. \u0130nsan\u0131n \u00f6zg\u00fcr iradesi yoktur. Varolan t\u00fcm fikir ve niyetleri Tanr\u0131\u2019n\u0131n zihninin de\u011fi\u015fimleridir. Peki, bu \u015fartlarda \u00fcst\u00fcn iyiye ula\u015fmak m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr? Gerek Descartes\u2019\u0131n gerekse Spinoza\u2019n\u0131n felsefesinde bu \u015fartlarda tasarlad\u0131klar\u0131 \u00fcst\u00fcn iyi\u2019ye ula\u015fmak m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6z\u00fckmemektedir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong>KAYNAKLAR<\/strong><\/p>\n<p>Descartes, Felsefenin \u0130lkeleri, \u00c7eviren: Mehmet Karasan, \u0130stanbul 1988.<br \/>Descartes, Metot \u00dczerine Konu\u015fma, \u0130stanbul 1986.<br \/>Descartes, Ahl\u00e2k \u00dczerine Mektuplar, \u00c7eviren: Mehmet Karasan, \u0130stanbul 1989.<br \/>Cottingam J., Descartes S\u00f6zl\u00fc\u011f\u00fc, \u00c7eviren: B. G\u00f6zkan, N. Ilg\u0131c\u0131o\u011flu, \u0130stanbul 1996.<br \/>Ruhun \u0130htiraslar\u0131, s. 26.<br \/>Spinoza, Kavray\u0131\u015f G\u00fcc\u00fcn\u00fcn Geli\u015fimi, \u00c7eviren: Can \u015eahan, \u0130stanbul.<br \/>Spinoza, Etika, \u00c7eviren: H. Ziya \u00dclken, \u0130stanbul 1984.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>\u0130lk\u00e7a\u011fdan \u00f6zellikle de Platon\u2019dan beri s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmekte olan ger\u00e7ek iyinin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 \u00e7abas\u0131 17. y\u00fczy\u0131lda, Descartes\u2019le ba\u015flayan gelenekte de \u00f6nemlidir ve hakikatin anla\u015f\u0131lmas\u0131 ile yak\u0131ndan ilgilidir. Kartezyen filozoflar aras\u0131ndaki bu ortak belirleyici, aralar\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131klara ra\u011fmen temeldir. Buradaki amac\u0131m\u0131z ger\u00e7ek iyi ile hakikatin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi Descartes ve Spinoza d\u00fc\u015f\u00fcncesini temele alarak ortaya koyabilmektir. DESCARTESDescartes\u2019e g\u00f6re ahl\u00e2k\u0131n en [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[44],"tags":[],"class_list":{"0":"post-4390","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-spinosizm"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Descartes ve Spinoza&#039;da &quot;iyi&quot; | Nurten G\u00d6KALP - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Descartes ve Spinoza&#039;da &quot;iyi&quot; | Nurten G\u00d6KALP\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"\u0130lk\u00e7a\u011fdan \u00f6zellikle de Platon\u2019dan beri s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmekte olan ger\u00e7ek iyinin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 \u00e7abas\u0131 17. y\u00fczy\u0131lda, Descartes\u2019le ba\u015flayan gelenekte de \u00f6nemlidir ve hakikatin anla\u015f\u0131lmas\u0131 ile yak\u0131ndan ilgilidir. Kartezyen filozoflar aras\u0131ndaki bu ortak belirleyici, aralar\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131klara ra\u011fmen temeldir. Buradaki amac\u0131m\u0131z ger\u00e7ek iyi ile hakikatin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi Descartes ve Spinoza d\u00fc\u015f\u00fcncesini temele alarak ortaya koyabilmektir. DESCARTESDescartes\u2019e g\u00f6re ahl\u00e2k\u0131n en [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2010-03-19T09:59:36+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"49 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Descartes ve Spinoza&#8217;da &#8220;iyi&#8221; | Nurten G\u00d6KALP\",\"datePublished\":\"2010-03-19T09:59:36+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/\"},\"wordCount\":9744,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg\",\"articleSection\":[\"Spinosizm\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/\",\"name\":\"Descartes ve Spinoza'da \\\"iyi\\\" | Nurten G\u00d6KALP - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg\",\"datePublished\":\"2010-03-19T09:59:36+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#primaryimage\",\"url\":\"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg\",\"contentUrl\":\"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg\"},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Descartes ve Spinoza&#8217;da &#8220;iyi&#8221; | Nurten G\u00d6KALP\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Descartes ve Spinoza'da \"iyi\" | Nurten G\u00d6KALP - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Descartes ve Spinoza'da \"iyi\" | Nurten G\u00d6KALP","og_description":"\u0130lk\u00e7a\u011fdan \u00f6zellikle de Platon\u2019dan beri s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmekte olan ger\u00e7ek iyinin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 \u00e7abas\u0131 17. y\u00fczy\u0131lda, Descartes\u2019le ba\u015flayan gelenekte de \u00f6nemlidir ve hakikatin anla\u015f\u0131lmas\u0131 ile yak\u0131ndan ilgilidir. Kartezyen filozoflar aras\u0131ndaki bu ortak belirleyici, aralar\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131klara ra\u011fmen temeldir. Buradaki amac\u0131m\u0131z ger\u00e7ek iyi ile hakikatin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi Descartes ve Spinoza d\u00fc\u015f\u00fcncesini temele alarak ortaya koyabilmektir. DESCARTESDescartes\u2019e g\u00f6re ahl\u00e2k\u0131n en [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2010-03-19T09:59:36+00:00","og_image":[{"url":"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"49 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Descartes ve Spinoza&#8217;da &#8220;iyi&#8221; | Nurten G\u00d6KALP","datePublished":"2010-03-19T09:59:36+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/"},"wordCount":9744,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg","articleSection":["Spinosizm"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/","name":"Descartes ve Spinoza'da \"iyi\" | Nurten G\u00d6KALP - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg","datePublished":"2010-03-19T09:59:36+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#primaryimage","url":"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg","contentUrl":"http:\/\/i67.servimg.com\/u\/f67\/13\/47\/52\/10\/felsef10.jpg"},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/19\/descartes-ve-spinozada-qiyiq-nurten-gokalp\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Descartes ve Spinoza&#8217;da &#8220;iyi&#8221; | Nurten G\u00d6KALP"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4390","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=4390"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4390\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=4390"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=4390"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=4390"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}