{"id":466,"date":"2010-03-13T01:00:00","date_gmt":"2010-03-12T22:00:00","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/"},"modified":"2010-03-13T01:00:00","modified_gmt":"2010-03-12T22:00:00","slug":"marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/","title":{"rendered":"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods &#8211; Ted Grant"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><span style=\"font-size: 14pt;\"><strong><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" src=\"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg\" border=\"0\" alt=\"darwin\" width=\"155\" height=\"203\" style=\"float: left;\" \/><\/strong><\/span>Darwin\u2019in Tedricili\u011fi<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">\u201cBazen denir ki, diyalekti\u011fin hareket noktas\u0131, evriminkiyle ayn\u0131d\u0131r. Bu iki y\u00f6ntemin temas noktalar\u0131 bulundu\u011fundan ku\u015fku duyulamaz. Buna ra\u011fmen, bunlar aras\u0131nda esasl\u0131 ve \u00f6nemli bir fark da vard\u0131r, ki bu fark\u0131n evrim \u00f6\u011fretisinin lehine olmaktan hayli uzak oldu\u011fu da itiraf edilmelidir. Modern evrimciler kendi \u00f6\u011fretilerine hat\u0131r\u0131 say\u0131l\u0131r bir muhafazak\u00e2rl\u0131k kat\u0131p kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131yorlar. Ne do\u011fada ne de tarihte herhangi bir s\u0131\u00e7rama olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kan\u0131tlamak istiyorlar. Di\u011fer taraftan diyalektik \u00e7ok iyi bilir ki, hem do\u011fada hem de insan d\u00fc\u015f\u00fcncesinde ve tarihte s\u0131\u00e7ramalar ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r. Ancak diyalektik, ayn\u0131 kesintisiz s\u00fcrecin, de\u011fi\u015fimin t\u00fcm evrelerinde i\u015flemekte oldu\u011fu reddedilmez ger\u00e7e\u011finin de \u00fcst\u00fcnden atlamaz. O yaln\u0131zca, tedrici de\u011fi\u015fimin ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olarak bir s\u0131\u00e7ramaya yol a\u00e7mak durumunda oldu\u011fu ko\u015fullar dizisini a\u00e7\u0131\u011fa kavu\u015fturmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r.\u201d[1] (Plehanov)<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Darwin evrimin ilerleyi\u015fini, d\u00fczenli ad\u0131mlarla y\u00fcr\u00fcyen tedrici bir s\u00fcre\u00e7 olarak ele ald\u0131. Evrim sabit bir oranda ilerlemi\u015fti. Darwin, Linnaeus\u2019un \u00f6zdeyi\u015fine ba\u011fl\u0131yd\u0131: \u201cDo\u011fa s\u0131\u00e7ramalar yapmaz.\u201d Bu kavray\u0131\u015f bilim d\u00fcnyas\u0131n\u0131n her alan\u0131na yans\u0131d\u0131, en ba\u015fta da tedricili\u011fin havarisi olan Darwin\u2019in \u00e7\u00f6mezi Charles Lyell taraf\u0131ndan jeoloji alan\u0131na. Darwin tedricili\u011fe o denli ba\u011fl\u0131yd\u0131 ki, t\u00fcm teorisini onun \u00fczerine in\u015fa etmi\u015fti. \u201cJeolojik kay\u0131tlar son derece eksik\u201d diyordu Darwin, \u201cve bu olgu, t\u00fcm nesli t\u00fckenmi\u015f ya\u015fam formlar\u0131 ile ya\u015fayan ya\u015fam formlar\u0131n\u0131 en ince tedrici ad\u0131mlarla birbirine ba\u011flayan sonsuz \u00e7e\u015fitlilikte t\u00fcrler bulamay\u0131\u015f\u0131m\u0131z\u0131n nedenini b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde a\u00e7\u0131klayacakt\u0131r. Jeolojik kay\u0131tlar\u0131n tabiat\u0131na ili\u015fkin bu g\u00f6r\u00fc\u015fleri reddeden kimse benim t\u00fcm teorimi hakl\u0131 olarak reddedecektir.\u201d Bu Darvinci tedricilik, k\u00f6klerini Viktorya d\u00f6nemi toplumunun felsefi g\u00f6r\u00fc\u015flerinde bulur. Bu \u201cevrim\u201dden, t\u00fcm s\u0131\u00e7ramalar, ani de\u011fi\u015fimler ve devrimci d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmler elenmi\u015ftir. Bu anti-diyalektik bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131, g\u00fcn\u00fcm\u00fcze dek bilimin tepesinde sallan\u0131p durdu. \u201cBat\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesinin derinlere k\u00f6k salm\u0131\u015f bir e\u011filimi, hepimizi, s\u00fcreklilik ve tedrici de\u011fi\u015fim aray\u0131\u015f\u0131na \u015fartland\u0131r\u0131r\u201d diyor Gould.<\/p>\n<p>Ne var ki bu g\u00f6r\u00fc\u015fler ate\u015fli bir tart\u0131\u015fmaya yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Mevcut fosil kay\u0131tlar\u0131 bo\u015fluklarla doludur. Bu kay\u0131tlar uzun vadeli e\u011filimleri a\u00e7\u0131\u011fa vurur, fakat ayn\u0131 zamanda olduk\u00e7a kesik kesiktirler. Darwin, bu kesikliklerin kay\u0131tlardaki bo\u015fluklardan kaynakland\u0131\u011f\u0131na inanm\u0131\u015ft\u0131. Kay\u0131p par\u00e7alar bir kez ke\u015ffedildi\u011finde, do\u011fal d\u00fcnyan\u0131n tedrici d\u00fczg\u00fcn bir evrimi a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015f olacakt\u0131. Acaba \u00f6yle mi? Tedricilik yakla\u015f\u0131m\u0131na kar\u015f\u0131 palaeontolog Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould, fosil kay\u0131tlar\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc kadar tamamlanmam\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6neren ve kesintili denge olarak adland\u0131r\u0131lan bir evrim teorisi ortaya att\u0131lar. Bo\u015fluklar ger\u00e7ekte olan biteni, yani evrimin, uzun sakin ve tedrici geli\u015fme d\u00f6nemleriyle kesilen, s\u0131\u00e7ramalar ve atlamalarla i\u015fledi\u011fini yans\u0131t\u0131yor olabilirdi.<\/p>\n<p>\u201cYa\u015fam\u0131n tarihi bir geli\u015fim s\u00fcreklili\u011fi de\u011fildir, tersine k\u0131sa ve kimi zaman jeolojik a\u00e7\u0131dan ani, kitlesel t\u00fckeni\u015f ve bunu takip eden \u00e7e\u015fitlenme d\u00f6nemleriyle kesiklilikler g\u00f6steren bir tarihtir\u201d der Gould. Tedrici bir de\u011fi\u015fimden ziyade, \u201cmodern \u00e7ok h\u00fccreli hayvanlar\u0131n fosil kay\u0131tlar\u0131nda ilk beliri\u015fi yakla\u015f\u0131k 570 milyon y\u0131l \u00f6ncedir ve bu uzun bir kre\u015fendoyla de\u011fil bir patlamayla kendisini g\u00f6sterir. Bu \u00abKambriyen patlama\u00bb, modern hayvanlar\u0131n neredeyse t\u00fcm b\u00fcy\u00fck gruplar\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 (en az\u0131ndan do\u011frudan kan\u0131t olarak) m\u00fcjdeler; ve t\u00fcm bunlar, jeolojik olarak bakarsak, birka\u00e7 milyon y\u0131ll\u0131k k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck bir zaman diliminde ger\u00e7ekle\u015fir.\u201d[2]<\/p>\n<p>Gould ayn\u0131 zamanda, jeolojik zaman dilimlerinin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131n, canl\u0131lar\u0131n evrimindeki d\u00f6n\u00fcm noktalar\u0131yla \u00e7ak\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131na da i\u015faret ediyor. Evrimin bu \u015fekilde kavran\u0131lmas\u0131 Marksist g\u00f6r\u00fc\u015fe \u00e7ok yak\u0131nd\u0131r. Evrim, a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131ya d\u00fczg\u00fcn, tedrici bir hareket de\u011fildir. Evrim birikmi\u015f de\u011fi\u015fikliklerin nitel bir de\u011fi\u015fiklik bi\u00e7iminde patlamas\u0131 sayesinde, devrimler ve d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmler sayesinde ger\u00e7ekle\u015fir. Neredeyse y\u00fcz y\u0131l \u00f6nce Marksist Georgi Plehanov, evrimin tedrici kavran\u0131l\u0131\u015f\u0131na kar\u015f\u0131 polemik y\u00fcr\u00fctm\u00fc\u015ft\u00fc:<\/p>\n<p>Alman idealist felsefesi, b\u00f6ylesine \u015fekilsiz bir evrim anlay\u0131\u015f\u0131na kar\u015f\u0131 kararl\u0131 bi\u00e7imde ba\u015fkald\u0131rd\u0131. Hegel onunla ac\u0131mas\u0131zca alay etti ve hem do\u011fada hem insan toplumunda, bir evrim a\u015famas\u0131n\u0131n olu\u015fumunda, s\u0131\u00e7ramalar\u0131n da tedrici nicel de\u011fi\u015fimler kadar \u00f6zsel oldu\u011funu \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fclmez bi\u00e7imde g\u00f6sterdi. \u201cVarl\u0131ktaki de\u011fi\u015fimler\u201d der, \u201cyaln\u0131zca, bir niceli\u011fin bir ba\u015fka niceli\u011fe ge\u00e7i\u015finden de\u011fil, ayn\u0131 zamanda niteli\u011fin de bir ba\u015fka niteli\u011fe ge\u00e7i\u015finden \u2013ve tersi\u2013 olu\u015fur. Bu sonuncu tipteki her ge\u00e7i\u015f, tedricilikteki bir kesikli\u011fi temsil eder ve olguya, bir \u00f6ncekinden nitel olarak farkl\u0131 yeni bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm verir.\u201d[3]<\/p>\n<p>\u201cEvrim\u201d ve \u201cdevrim\u201d ayn\u0131 s\u00fcrecin iki yan\u0131d\u0131r. Tedricili\u011fi reddetmekle Gould ve Eldredge evrime alternatif bir a\u00e7\u0131klama getirme aray\u0131\u015f\u0131na girdiler, ve diyalektik materyalizmden etkilendiler. Gould\u2019un \u201cKesintili denge\u201dye ili\u015fkin makalesi, tarihin materyalist kavran\u0131l\u0131\u015f\u0131yla paralellikler sunar. Do\u011fal seleksiyon teorisi, t\u00fcrlerin, yapt\u0131klar\u0131 \u015feyi nas\u0131l daha iyi hale getirdiklerini iyi a\u00e7\u0131klamakla beraber, yeni t\u00fcrlerin olu\u015fumu konusunda yetersiz bir a\u00e7\u0131klama getirir. Fosil kay\u0131tlar\u0131, alt\u0131 b\u00fcy\u00fck kitlesel t\u00fckeni\u015fi g\u00f6steriyor; ilk ikisi, Kambriyen zaman\u0131n ba\u015f\u0131nda ve sonunda (s\u0131ras\u0131yla 600 milyon ve 500 milyon y\u0131l \u00f6nce), di\u011ferleri de Devonyen (345 milyon y\u0131l \u00f6nce), Permiyen (225 milyon y\u0131l \u00f6nce), Triyas (180 milyon y\u0131l \u00f6nce) ve Kretas (63 milyon y\u0131l \u00f6nce) zamanlar\u0131n sonunda. Bu olguyu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in nitel olarak yeni bir yakla\u015f\u0131ma ihtiya\u00e7 vard\u0131r.<\/p>\n<p>Yeni bir t\u00fcr\u00fcn evrimi, bu yeni t\u00fcr\u00fcn \u00fcyelerinin, bir ba\u015fka t\u00fcr\u00fcn \u00fcyeleriyle de\u011fil de birbirleriyle \u00fcreyebilece\u011fi bir genetik bile\u015fimin evrilmesiyle belirlenir. Yeni t\u00fcrler, soy k\u00fct\u00fcklerinden dallara ayr\u0131larak ortaya \u00e7\u0131karlar. Yani Darwin\u2019in a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 gibi, bir t\u00fcr di\u011fer ba\u015fka bir t\u00fcrden gelir. Hayat a\u011fac\u0131, soy k\u00fct\u00fc\u011f\u00fcnde birden \u00e7ok t\u00fcr\u00fcn k\u00f6keninin bulunabilece\u011fini g\u00f6sterir. \u0130nsanlar ve \u015fempanzeler farkl\u0131 t\u00fcrlerdir, fakat nesli t\u00fckenmi\u015f bir ortak ataya sahiptirler. Bir t\u00fcr\u00fcn bir di\u011fer t\u00fcre d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc, iki istikrarl\u0131 t\u00fcr aras\u0131nda h\u0131zla ger\u00e7ekle\u015fir. Ama bu d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm, bir ya da iki ku\u015fakta de\u011fil, muhtemelen y\u00fczlerce ve binlerce y\u0131l i\u00e7erisinde ger\u00e7ekle\u015fir. Gould\u2019un yorumlad\u0131\u011f\u0131 gibi: \u201cBu s\u00fcre, bizlerin ya\u015famlar\u0131 \u00e7er\u00e7evesinde \u00e7ok uzun bir s\u00fcre olarak g\u00f6r\u00fcnebilir, ama asl\u0131nda jeolojik a\u00e7\u0131dan yaln\u0131zca bir and\u0131r&#8230; E\u011fer t\u00fcrler y\u00fczlerce ya da binlerce y\u0131lda ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor ve ard\u0131ndan da birka\u00e7 milyon y\u0131l b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde de\u011fi\u015fmeksizin hayatta kal\u0131yorlarsa, onlar\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f d\u00f6nemi, toplam varolu\u015f s\u00fcrelerinin y\u00fczde birlik k\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131sm\u0131 kadard\u0131r.\u201d<\/p>\n<p>Bu de\u011fi\u015fimin anahtar\u0131 co\u011frafi ayr\u0131l\u0131\u015fta yatar, k\u00fc\u00e7\u00fck bir topluluk kendi \u00e7evresindeki ana topluluktan ayr\u0131 d\u00fc\u015fer. Alopatrik* olarak adland\u0131r\u0131lan bu t\u00fcrle\u015fme bi\u00e7imi, h\u0131zl\u0131 bir evrimin ger\u00e7ekle\u015fmesini m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lar. Ata t\u00fcr ayr\u0131l\u0131r ayr\u0131lmaz, gruplar aras\u0131 \u00fcreme sona erer. B\u00fct\u00fcn genetik de\u011fi\u015fiklikler ayr\u0131 ayr\u0131 geli\u015fir. Ne var ki, daha k\u00fc\u00e7\u00fck olan toplulukta, genetik de\u011fi\u015fiklikler, atasal gruba k\u0131yasla \u00e7ok daha h\u0131zl\u0131 bir \u015fekilde yay\u0131labilir. Buna, de\u011fi\u015fen iklimsel ve co\u011frafi etkenlere yan\u0131t olarak do\u011fal seleksiyon neden olabilir. \u0130ki topluluk birbirinden uzakla\u015ft\u0131k\u00e7a, sonunda iki farkl\u0131 t\u00fcr\u00fcn olu\u015ftu\u011fu bir noktaya gelinir. Nicel de\u011fi\u015fimler nitel bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcme yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Gelecekte tekrar kar\u015f\u0131la\u015fsalar bile art\u0131k birbirlerinden genetik olarak o denli uzakla\u015fm\u0131\u015ft\u0131rlar ki, ba\u015far\u0131l\u0131 olarak \u00fcreyemezler; do\u011furacaklar\u0131 d\u00f6ller ya hastal\u0131kl\u0131 ya da k\u0131s\u0131r olacakt\u0131r. Sonu\u00e7ta, ayn\u0131 ya\u015fam yolundaki benzer t\u00fcrler birbirleriyle rekabet etme e\u011filiminde olacaklar ve bu da neticede bu rekabette daha ba\u015far\u0131s\u0131z olan\u0131n neslinin t\u00fckenmesine yol a\u00e7acakt\u0131r.<\/p>\n<p>Engels\u2019in yorumlad\u0131\u011f\u0131 gibi: \u201cgerek bireylerin gerek t\u00fcrlerin farkl\u0131la\u015fma yoluyla organik geli\u015fme s\u00fcreci, ak\u0131lc\u0131 diyalekti\u011fin en \u00e7arp\u0131c\u0131 testidir.\u201d Yine,<\/p>\n<p>Fizyoloji ne kadar geli\u015firse, bu ard\u0131 arkas\u0131 kesilmeyen sonsuz k\u00fc\u00e7\u00fck de\u011fi\u015fikliklerin ve dolay\u0131s\u0131yla \u00f6zde\u015flik i\u00e7indeki farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u00f6neminin hesaba kat\u0131lmas\u0131 da o kadar \u00f6nem kazan\u0131r ve organik bir varl\u0131\u011f\u0131n kendi kendisiyle \u00f6zde\u015f, de\u011fi\u015fmez bir \u015fey olarak ele al\u0131nmas\u0131 gerekti\u011fini savunan bi\u00e7imsel \u00f6zde\u015fli\u011fin eski soyut bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 g\u00fcn\u00fcn\u00fc doldurur.<\/p>\n<p>Engels daha sonra \u015fu sonuca var\u0131r:<\/p>\n<p>E\u011fer orada uyum sa\u011flam\u0131\u015f bireyler hayatta kal\u0131yorsa ve s\u00fcrekli artan bir uyumla yeni bir t\u00fcre do\u011fru geli\u015fiyorsa, \u00f6te yandan daha kararl\u0131 di\u011fer bireyler ve onlarla birlikte kusurlu ara a\u015famalar giderek yok oluyor ve sonunda ortadan kalk\u0131yorsa, o takdirde bu s\u00fcre\u00e7 Maltus\u00e7uluk olmaks\u0131z\u0131n da ilerleyebi\u00adlir ve ilerler, ve e\u011fer Maltus\u00e7uluk olsa bile bu durum s\u00fcreci de\u011fi\u015ftirmez, olsa olsa h\u0131zland\u0131rabilir.[4]<\/p>\n<p>Gould hakl\u0131 olarak, kesintili denge teorisinin Darvincili\u011fin temel ilkesiyle, yani do\u011fal seleksiyonla \u00e7eli\u015fki i\u00e7inde olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, tersine Darvincili\u011fi zenginle\u015ftirmekte ve g\u00fc\u00e7lendirmekte oldu\u011funu belirtiyor. K\u00f6r Saat\u00e7i adl\u0131 kitab\u0131nda Richard Dawkins, Gould ve Eldredge\u2019nin do\u011fadaki diyalektik de\u011fi\u015fimi tan\u0131malar\u0131n\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fcmsemeye kalkar. Dawkins, \u201cger\u00e7ek\u201d Darvinci tedricilik ile \u201ckesintili denge\u201d aras\u0131nda \u00e7ok az bir fark oldu\u011funu s\u00f6yler: \u201cKesintili denge teorisi, her ne kadar g\u00f6reli k\u0131sa tedrici evrim patlamalar\u0131n\u0131n aras\u0131na giren uzun denge d\u00f6nemlerini vurgulasa bile, yine de tedricilik yanl\u0131s\u0131 bir teoridir. Gould, retoriksel vurgular\u0131yla kendi kendini yan\u0131ltm\u0131\u015ft\u0131r\u2026\u201d Ard\u0131ndan Dawkins \u015fu sonuca var\u0131yor: \u201cAsl\u0131nda, hepsi \u00abtedricilik yanl\u0131s\u0131\u00bbd\u0131r.\u201d<\/p>\n<p>Dawkins, kesintili dengecileri Darwin\u2019e sald\u0131rmakla ve onu yanl\u0131\u015f tan\u0131tmakla ele\u015ftirir. Darwin\u2019in tedricili\u011fini kendi ba\u011flam\u0131 i\u00e7inde \u2013yarat\u0131l\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011fa bir sald\u0131r\u0131 olarak\u2013 g\u00f6rmemiz gerekti\u011fini belirtir. \u201cKesintili dengeciler, bu durumda, asl\u0131nda Darwin ya da herhangi bir Darvinci kadar tedricilik yanl\u0131s\u0131d\u0131rlar; yapt\u0131klar\u0131 tek \u015fey tedrici evrimin hamleleri aras\u0131na uzun durgunluk d\u00f6nemleri sokmakt\u0131r.\u201d Fakat bu t\u00e2li bir farkl\u0131l\u0131k de\u011fil, tersine meselenin \u00f6z\u00fcd\u00fcr. Darvincili\u011fin zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ele\u015ftirmek, onun e\u015fsiz katk\u0131s\u0131n\u0131 zay\u0131flatmak de\u011fil, onu ger\u00e7ek de\u011fi\u015fim anlay\u0131\u015f\u0131yla sentezlemektir. Do\u011fal evrimin a\u00e7\u0131klanmas\u0131na Darwin\u2019in yapt\u0131\u011f\u0131 tarihi katk\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcyle tamamlanabilmesi ancak bu \u015fekilde m\u00fcmk\u00fcn olur. Gould\u2019un hakl\u0131 olarak belirtti\u011fi gibi, \u201cModern evrim teorisi tedrici de\u011fi\u015fimi gerektirmez. Asl\u0131nda, Darvinci s\u00fcre\u00e7lerin i\u015fleyi\u015fi fosil kay\u0131tlar\u0131nda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u015feye boyun e\u011fmek zorundad\u0131r. Reddetmemiz gereken \u015fey tedriciliktir, Darvincilik de\u011fil.\u201d[5]<\/p>\n<p>\u0130lerleme Yok mu?<\/p>\n<p>Gould\u2019un arg\u00fcman\u0131n\u0131n temel d\u00fcrt\u00fcs\u00fc ku\u015fkusuz do\u011frudur. As\u0131l sorunlu olan nokta, evrimin i\u00e7sel bir ilerleyi\u015f \u00fczerinden hareket etmedi\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesidir:<\/p>\n<p>Artan \u00e7e\u015fitlilik ve \u00e7oklu ge\u00e7i\u015fler, daha y\u00fcksek varl\u0131klara y\u00f6nelen kararl\u0131 ve kar\u015f\u0131 konulmaz bir ilerlemenin yans\u0131mas\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcnebilir. Ancak fosil kay\u0131tlar\u0131 b\u00f6yle bir yorumu desteklemez. Organik tasar\u0131m\u0131n daha y\u00fcksek geli\u015fiminde d\u00fczenli bir ilerleme yoktur. Bunun yerine, uzun s\u00fcren de\u011fi\u015fmezlik ya da \u00e7ok az de\u011fi\u015fme d\u00f6nemleri, bir de b\u00fct\u00fcn sistemi yaratan bir evrimsel patlama olmu\u015ftur. Ya\u015fam tarihinin ilk \u00fc\u00e7te iki il\u00e2 alt\u0131da be\u015flik k\u0131sm\u0131nda, d\u00fcnyada yaln\u0131zca moneralar ya\u015fam\u0131\u015ft\u0131r, ve \u201cdaha d\u00fc\u015f\u00fck\u201d prokaryotlardan \u201cdaha y\u00fcksek\u201d prokaryotlara giden hi\u00e7bir d\u00fczenli ilerleme kayd\u0131na rastlanmaz. Benzer \u015fekilde, Kambriyen patlama biyosferimizi doldurdu\u011fundan bu yana, temel tasar\u0131mlara hi\u00e7bir ekleme olmam\u0131\u015ft\u0131r (az say\u0131da tasar\u0131m i\u00e7indeki \u2013\u00f6rne\u011fin omurgal\u0131lar ve damarl\u0131 bitkiler gibi\u2013 s\u0131n\u0131rl\u0131 geli\u015fmelerden bahsedebilsek bile). [6]<\/p>\n<p>Gould, \u00f6zellikle Harika Ya\u015fam adl\u0131 kitab\u0131nda, hayvan fila (temel v\u00fccut d\u00fczenleri) say\u0131s\u0131n\u0131n, \u201cKambriyen patlama\u201ddan hemen sonra, g\u00fcn\u00fcm\u00fczdekinden daha \u00e7ok oldu\u011funu iddia eder. \u00c7e\u015fitlili\u011fin artmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve evrimde uzun d\u00f6nemli e\u011filimler bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, zeki ya\u015fam\u0131n evriminin tesad\u00fcfi oldu\u011funu s\u00f6yler.<\/p>\n<p>Bu noktada Eric Lerner\u2019in Gould\u2019a y\u00f6neltti\u011fi ele\u015ftiri bize do\u011fru g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor:<\/p>\n<p>Yaln\u0131zca, \u00f6zel bir t\u00fcr\u00fcn evrimine yol a\u00e7an beklenmedik olaylar ile evrimde uzun d\u00f6nemli bir e\u011filim \u2013daha yetkin bir uyuma ya da zek\u00e2ya do\u011fru ilerleme e\u011filimi gibi\u2013 aras\u0131nda muazzam bir fark\u0131n bulunmas\u0131 de\u011fil, Gould\u2019un kendi davas\u0131n\u0131 dayand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 olgular da b\u00f6ylesi bir e\u011filimin \u00f6rne\u011finden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir! Zamanla, evrim, geli\u015fmenin \u00f6zg\u00fcl tarzlar\u0131 \u00fczerinde giderek daha fazla yo\u011funla\u015fmaya y\u00f6neldi. Neredeyse t\u00fcm kimyasal elementler on milyar y\u0131l ya da daha uzun bir s\u00fcre \u00f6nce varoldular. Ya\u015fam a\u00e7\u0131s\u0131ndan hayati \u00f6nem ta\u015f\u0131yan bile\u015fik tipleri \u2013DNA, RNA, proteinler vesaire\u2013 d\u00f6rt milyar y\u0131l kadar \u00f6nce yery\u00fcz\u00fcnde mevcuttular. Temel ya\u015fam \u00e2lemleri iki milyar y\u0131ld\u0131r varl\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyorlar; bu s\u00fcre i\u00e7inde tek bir yeni \u00e2leme bile rastlanmaz. Gould\u2019un g\u00f6sterdi\u011fi gibi, ana fila, alt\u0131 y\u00fcz milyon y\u0131ld\u0131r ve ana s\u0131n\u0131flar (daha d\u00fc\u015f\u00fck bir grupla\u015fma) d\u00f6rt y\u00fcz milyon y\u0131ld\u0131r mevcuttur.<\/p>\n<p>Evrim h\u0131zland\u0131k\u00e7a, giderek daha \u00f6zg\u00fcl hale geldi ve d\u00fcnya tek bir t\u00fcr\u00fcn, bizim t\u00fcr\u00fcm\u00fcz\u00fcn toplumsal evrimi taraf\u0131ndan d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcld\u00fc. Evrimci teoriye b\u00fcy\u00fck katk\u0131s\u0131na ra\u011fmen Gould\u2019un ideolojik olarak kararl\u0131 bir \u015fekilde g\u00f6zard\u0131 etti\u011fi uzun d\u00f6nemli e\u011filim tipi tam da budur. Ama yine de, t\u0131pk\u0131 zek\u00e2ya do\u011fru bir e\u011filimde oldu\u011fu gibi, b\u00f6yle bir e\u011filim vard\u0131r.[7]<\/p>\n<p>Evrimin, daha a\u015fa\u011f\u0131 organizmalardan daha y\u00fcksek olanlara do\u011fru, en karma\u015f\u0131k g\u00f6revleri yerine getirebilen b\u00fcy\u00fck beyinli insan varl\u0131\u011f\u0131na yol a\u00e7arak, daha b\u00fcy\u00fck bir karma\u015f\u0131kl\u0131kla sonu\u00e7lanmas\u0131, onun ilerici karakterinin kan\u0131t\u0131d\u0131r. Gould\u2019un hakl\u0131 olarak iddia etti\u011fi gibi, bu, evrimin lineer \u015fekilde y\u00fckselen bir \u00e7izgi \u00fczerinde ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi anlam\u0131na gelmez; evrimin genel ilerleyi\u015fi i\u00e7erisinde, kopu\u015flar, gerilemeler ve duraklamalar vard\u0131r. Do\u011fal seleksiyon, \u00e7evresel de\u011fi\u015fikliklere (yerel karakterde de olsa) yan\u0131t olarak ger\u00e7ekle\u015fse bile, yine de daha b\u00fcy\u00fck bir karma\u015f\u0131kl\u0131\u011fa sahip ya\u015fam formlar\u0131na yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Belli t\u00fcrler kendi \u00e7evrelerine uyum sa\u011flam\u0131\u015flar ve bu bi\u00e7imleriyle milyonlarca y\u0131l varolagelmi\u015flerdir. Di\u011fer t\u00fcrlerse, daha geli\u015fmi\u015f \u00f6rneklerle girdikleri rekabeti kaybetmi\u015f ve soylar\u0131 t\u00fckenmi\u015ftir. Ge\u00e7en 3,5 milyar y\u0131ll\u0131k ya\u015fam\u0131n evriminin kan\u0131t\u0131d\u0131r bu.<\/p>\n<p>Evrimde ilerleme d\u00fc\u015f\u00fcncesini Gould\u2019un \u0131srarl\u0131 bir bi\u00e7imde reddetmesi, kat\u0131 bilimsel nedenlerden \u00e7ok, toplumsal ve politik nedenlerden \u00f6t\u00fcr\u00fcd\u00fcr. Gould bilmektedir ki, evrimci ilerleme ve \u201cdaha y\u00fcksek t\u00fcrler\u201d d\u00fc\u015f\u00fcncesi, \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131k ve emperyalizmi hakl\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in ge\u00e7mi\u015fte sistematik bir bi\u00e7imde k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r; beyaz adam\u0131n s\u00f6z\u00fcmona \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn, Avrupa uluslar\u0131na, Afrika ve Asya\u2019daki \u201ckural tan\u0131maz daha a\u015fa\u011f\u0131 t\u00fcrlerin\u201d topraklar\u0131na ve zenginliklerini ele ge\u00e7irme hakk\u0131n\u0131 verdi\u011fi varsay\u0131l\u0131yordu. 1940\u2019lar gibi ge\u00e7 bir tarihe kadar sayg\u0131n bilim adamlar\u0131 h\u00e2l\u00e2, beyaz adam\u0131n en \u00fcstte oldu\u011fu ve zenci ve di\u011fer \u201c\u0131rklar\u0131n\u201d bundan ayr\u0131 ve daha a\u015fa\u011f\u0131lardaki dallarda, goril ve \u015fempanzelerin biraz \u00fcst\u00fcnde yer ald\u0131\u011f\u0131 \u201cevrim a\u011fa\u00e7lar\u0131\u201d yay\u0131nl\u0131yorlard\u0131. Evrimde ilerleme kavram\u0131n\u0131 \u201czararl\u0131\u201d bularak reddetmesi konusunda kendisine soru soruldu\u011funda, Gould, hakl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u015fa\u011f\u0131daki \u015fekilde kan\u0131tlamaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131:<\/p>\n<p>\u201c\u0130lerleme i\u00e7sel olarak ve mant\u0131ksal olarak zararl\u0131 de\u011fildir\u201d diye yan\u0131tlad\u0131. \u201cBat\u0131n\u0131n k\u00fclt\u00fcrel gelenekleri ba\u011flam\u0131nda zararl\u0131d\u0131r.\u201d On yedinci y\u00fczy\u0131la kadar uzanan k\u00f6kleriyle, merkezi bir toplumsal etik olan ilerleme, sanayi devrimi ve Viktorya yay\u0131lmac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla on dokuzuncu y\u00fczy\u0131lda zirvesine ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r, diye a\u00e7\u0131kl\u0131yor Steve. \u0130ster askeri c\u00fcr\u00fcmlerle olsun ister kirlilik nedeniyle olsun, son ony\u0131llardaki kendi kendini yok etme korkusu, Viktorya ve Edward d\u00f6nemlerinin ebedi iyimserli\u011fini k\u00f6reltmi\u015ftir. Bununla birlikte, bilimsel ke\u015fiflerin ve ekonomik b\u00fcy\u00fcmenin varsay\u0131lan amans\u0131z ilerleyi\u015fi, ilerlemenin tarihin iyi ve do\u011fal bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011fu fikrini beslemeye devam ediyor. \u201c\u0130lerleme, tarihsel ard\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n a\u00e7\u0131klan\u0131\u015f\u0131nda egemen \u00f6\u011freti olmu\u015ftur\u201d diyor ve s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyor Steve, \u201cve evrim t\u00fcm bunlar\u0131n en g\u00f6rkemli tarihi oldu\u011fundan, ilerleme kavram\u0131 derhal ona naklediliyor. Bu yakla\u015f\u0131m\u0131n baz\u0131 sonu\u00e7lar\u0131n\u0131n fark\u0131ndas\u0131n\u0131z.\u201d[8]<\/p>\n<p>B\u00f6ylesi cahil ve gerici sa\u00e7mal\u0131klara Gould\u2019un g\u00f6sterdi\u011fi tepkiye sempatiyle bak\u0131labilir. \u201c\u0130lerleme\u201d gibi terimlerin, evrime uyguland\u0131\u011f\u0131nda sa\u011flam bir bilimsel bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan ideal olmayabilecekleri de do\u011frudur. Teleolojik bir yakla\u015f\u0131m\u0131 i\u00e7erme riski, yani do\u011fan\u0131n bir Yarat\u0131c\u0131 taraf\u0131ndan ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak geli\u015ftirilen, \u00f6nceden yap\u0131lm\u0131\u015f bir plana g\u00f6re i\u015fledi\u011fi anlay\u0131\u015f\u0131na yol a\u00e7ma riski her zaman vard\u0131r. Ama al\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, g\u00f6sterilen tepki \u00f6teki uca savrulmu\u015ftur. E\u011fer ilerleme s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc yetersizse, yerine, \u00f6rne\u011fin karma\u015f\u0131kl\u0131k s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc konulabilirdi. \u0130lk tek h\u00fccreli hayvanlardan bug\u00fcne gelinceye dek, canl\u0131 organizmalarda ger\u00e7ek bir geli\u015fmenin oldu\u011fu yads\u0131nabilir mi?<\/p>\n<p>Ge\u00e7en 3,5 milyar y\u0131ll\u0131k evrimin yaln\u0131zca de\u011fi\u015fim de\u011fil, ayn\u0131 zamanda, basit formlardan daha karma\u015f\u0131k canl\u0131 sistemlere ge\u00e7en ger\u00e7ek bir geli\u015fim anlam\u0131na geldi\u011fini kabul etmek i\u00e7in, insan\u0131 evrimin en y\u00fcksek noktas\u0131 olarak g\u00f6ren eski tek yanl\u0131 bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131na geri d\u00f6nmek gerekmiyor. Fosil kay\u0131tlar\u0131 bunun tan\u0131\u011f\u0131d\u0131r. \u00d6rne\u011fin, yakla\u015f\u0131k olarak 230 milyon y\u0131l \u00f6nce, memelilerin s\u00fcr\u00fcngenlerden evrilmesiyle birlikte ortalama beyin boyutlar\u0131ndaki dramatik art\u0131\u015f. Ayn\u0131 \u015fekilde, insanlar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla beyin boyutlar\u0131nda nitel bir s\u0131\u00e7rama olmu\u015ftur ve bu da d\u00fczg\u00fcn bir nicel s\u00fcre\u00e7 olarak de\u011fil, bir dizi s\u0131\u00e7rama olarak ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir; Homo habilis, Homo erectus, Homo neanderthalensis ve nihayet, belirleyici d\u00f6n\u00fcm noktas\u0131n\u0131 temsil eden Homo sapiens.<\/p>\n<p>Evrimin kendi s\u0131n\u0131rlar\u0131na ula\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 ya da insano\u011flunun daha fazla geli\u015fme g\u00f6stermeyece\u011fini kabul etmek i\u00e7in hi\u00e7bir sebep yoktur. Evrim s\u00fcreci, mutlaka ge\u00e7mi\u015ftekiyle ayn\u0131 bi\u00e7imlere b\u00fcr\u00fcnmek zorunda olmasa da, devam edecektir. Genetik m\u00fchendislik de dahil, toplumsal \u00e7evredeki esasl\u0131 de\u011fi\u015fiklikler, tarihte ilk kez insano\u011fluna kendi evrimini en az\u0131ndan belli \u00f6l\u00e7\u00fclerde belirleme olana\u011f\u0131n\u0131 sunarak, do\u011fal seleksiyon s\u00fcrecini de\u011fi\u015ftirebilir. Bu durum, insan\u0131n geli\u015fiminde t\u00fcm\u00fcyle yeni bir sayfa a\u00e7acakt\u0131r, \u00f6zellikle de piyasa g\u00fc\u00e7lerinin k\u00f6r d\u00f6v\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ve hayatta kalmak i\u00e7in verilen hayvanca bir m\u00fccadelenin de\u011fil, insanlar\u0131n \u00f6zg\u00fcr ve bilin\u00e7li kararlar\u0131n\u0131n k\u0131lavuzluk etti\u011fi bir toplumda.<\/p>\n<p>Marksizm ve Darvincilik<\/p>\n<p>\u201cMarksist \u00f6\u011fretinin destekledi\u011fi de\u011ferler, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz \u015fartlar\u0131na d\u00f6n\u00fck bilimsel bir yakla\u015f\u0131mdan do\u011fan de\u011ferlere neredeyse tamamen kar\u015f\u0131tt\u0131rlar.\u201d (Roger Sperry, 1981 Nobel T\u0131p \u00d6d\u00fcl\u00fcn\u00fcn sahibi)<\/p>\n<p>\u201cKilise, kaosun a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 gediklere, yirminci y\u00fczy\u0131l\u0131n \u0130lerleme tanr\u0131lar\u0131na ve materyalist bir d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne kar\u015f\u0131 duruyor&#8230; Biyolojik k\u00f6kenlerin evrimci a\u00e7\u0131klan\u0131\u015f\u0131 ister benimsensin ister benimsenmesin, Yarat\u0131l\u0131\u015f her zamankinden daha do\u011fru g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.\u201d (Blackmore ve Page, Evrim: B\u00fcy\u00fck Tart\u0131\u015fma)<\/p>\n<p>Marx ve Engels, diyalektik materyalizm y\u00f6ntemini kullanarak, tarihe ve genel olarak toplumlar\u0131n geli\u015fimine h\u00fckmeden yasalar\u0131 ke\u015ffedebilmi\u015flerdi. Benzer bir y\u00f6ntemi bilin\u00e7siz olarak kullanan Charles Darwin de, bitkilerin ve hayvanlar\u0131n evrim yasalar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcndeki \u00f6rt\u00fcy\u00fc kald\u0131r\u0131p atabilmi\u015fti. \u201cDarwin kendi do\u011fa yorumuna tutarl\u0131 bir materyalizm felsefesini uygulad\u0131\u201d der paleontolog Stephen Jay Gould. \u201cMadde t\u00fcm varolu\u015fun temelidir; ak\u0131l, ruh ve Tanr\u0131 da, asl\u0131nda sinirsel karma\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n harikul\u00e2de sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 ifade eden s\u00f6zc\u00fcklerdir yaln\u0131zca.\u201d<\/p>\n<p>Charles Darwin\u2019in evrim teorisi do\u011fal d\u00fcnyaya bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131m\u0131z\u0131 devrimcile\u015ftirdi. Ondan \u00f6nce bilimciler aras\u0131ndaki egemen g\u00f6r\u00fc\u015f, do\u011fada kendine has birtak\u0131m i\u015flevler \u00fcstlenmek \u00fczere Tanr\u0131 taraf\u0131ndan yarat\u0131lm\u0131\u015f bulunan t\u00fcrlerin de\u011fi\u015fmez oldu\u011fu \u015feklindeydi. Baz\u0131lar\u0131 evrim fikrini mistik bir bi\u00e7imde, yani Y\u00fcce Varl\u0131\u011f\u0131n belirleyici m\u00fcdahalesine a\u00e7\u0131k kap\u0131 b\u0131rakan ya\u015famsal g\u00fc\u00e7ler taraf\u0131ndan y\u00f6nlendirilen bir evrim bi\u00e7iminde kabul etmi\u015flerdi. Darwin, idealist bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131yla kesin bir kopu\u015f sergiler. \u0130lk kez, tek ba\u015f\u0131na olmasa da esasen do\u011fal seleksiyon s\u00fcreci sayesinde evrim, t\u00fcrlerin, milyarlarca y\u0131l i\u00e7erisinde, tek h\u00fccreli organizmalardan, bizimki de dahil hayvan ya\u015fam\u0131n\u0131n en karma\u015f\u0131k formlar\u0131na nas\u0131l de\u011fi\u015fip geli\u015fti\u011finin bir a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 sundu. Darwin\u2019in devrimci katk\u0131s\u0131, de\u011fi\u015fimi ortaya \u00e7\u0131karan mekanizmay\u0131 ke\u015ffetmesi ve b\u00f6ylelikle de evrimi sa\u011flam bir bilimsel temele yerle\u015ftirmesi idi.<\/p>\n<p>Bu noktada Marx ve Engels\u2019in toplumsal bilimler alan\u0131nda oynad\u0131\u011f\u0131 rol ile kaba bir analoji kurulabilir. Onlardan \u00e7ok \u00f6nceleri, ba\u015fkalar\u0131 da s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesinin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kavram\u0131\u015flard\u0131. Ama Marx Emek De\u011fer Teorisini \u00e7\u00f6z\u00fcmleyene ve tarihsel materyalizmi geli\u015ftirene kadar, bu olguyu bilimsel bir a\u00e7\u0131klamayla donatmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildi. Marx ve Engels, do\u011faya uyguland\u0131\u011f\u0131nda kendi g\u00f6r\u00fc\u015flerinin do\u011frulan\u0131\u015f\u0131n\u0131 sunan Darwin\u2019in teorisine co\u015fkulu bir destek verdiler. 16 Ocak 1861\u2019de Marx, Lassalle\u2019a \u015funlar\u0131 yazm\u0131\u015ft\u0131:<\/p>\n<p>Darwin\u2019in kitab\u0131 \u00e7ok \u00f6nemli ve tarihteki s\u0131n\u0131f sava\u015f\u0131m\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan do\u011fal bir bilimsel temel olarak i\u015fime yar\u0131yor. \u0130ngilizlerin kaba tart\u0131\u015fma y\u00f6ntemine katlan\u0131lmal\u0131 ku\u015fkusuz. T\u00fcm eksikliklerine ra\u011fmen, kitap yaln\u0131zca do\u011fa bilimlerindeki \u201cteleolojiye\u201d ilk kez \u00f6l\u00fcmc\u00fcl bir darbe indirmekle kalm\u0131yor, ayn\u0131 zamanda onun rasyonel anlam\u0131n\u0131 da ampirik olarak a\u00e7\u0131kl\u0131yor.<\/p>\n<p>Darwin\u2019in T\u00fcrlerin K\u00f6keni adl\u0131 kitab\u0131 1859\u2019da \u00e7\u0131kt\u0131, ayn\u0131 y\u0131l Marx, tarihin materyalist kavran\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n \u00e7er\u00e7evesini tam olarak \u00e7izdi\u011fi Politik Ekonominin Ele\u015ftirisine Giri\u015f\u2019i yay\u0131nlad\u0131. Darwin do\u011fal seleksiyon teorisini yirmi y\u0131l \u00f6nce geli\u015ftirmi\u015fti, ama materyalist g\u00f6r\u00fc\u015flerine gelecek tepkiden koktu\u011fu i\u00e7in kitab\u0131n\u0131 yay\u0131nlamaktan ka\u00e7\u0131nd\u0131. Hatta daha sonra da, \u201cinsan\u0131n k\u00f6kenine ve tarihine \u0131\u015f\u0131k tutulaca\u011f\u0131\u201d c\u00fcmlesiyle yaln\u0131zca insan\u0131n k\u00f6kenlerine at\u0131fta bulunmu\u015ftu. D\u00fc\u015f\u00fcncelerini art\u0131k saklayamaz hale gelince, 1871\u2019de \u0130nsan\u0131n T\u00fcreyi\u015fi adl\u0131 kitab\u0131n\u0131 yay\u0131nlad\u0131. Darwin, b\u00f6yle kayg\u0131 verici fikirleri \u201cParis g\u00f6klerinin Kom\u00fcn\u00fcn k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131c\u0131 alevleriyle k\u0131z\u0131la boyand\u0131\u011f\u0131 bir s\u0131rada\u201d yay\u0131nlamas\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc azarland\u0131. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a reddetmi\u015f olmas\u0131na ra\u011fmen, din sorunundan \u00f6zenle ka\u00e7\u0131nd\u0131. 1880\u2019de \u015funlar\u0131 yazm\u0131\u015ft\u0131:<\/p>\n<p>Bana (do\u011fru ya da yanl\u0131\u015f) \u00f6yle geliyor ki, H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa ve Tanr\u0131c\u0131l\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 y\u00fcr\u00fct\u00fclen dolays\u0131z tart\u0131\u015fmalar\u0131n halk \u00fczerinde hemen hemen hi\u00e7bir etkisi olmuyor. D\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn yayg\u0131nla\u015fmas\u0131n\u0131n en etkili yolu, insan akl\u0131n\u0131n bilimin ilerlemesini izleyerek ad\u0131m ad\u0131m ayd\u0131nlanmas\u0131 olacakt\u0131r. Bu nedenle din hakk\u0131nda yazmaktan her zaman ka\u00e7\u0131nd\u0131m ve kendimi hep bilimle s\u0131n\u0131rlad\u0131m.<\/p>\n<p>Darwin\u2019in materyalist do\u011fa anlay\u0131\u015f\u0131, bilimsel bir evrim g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc sunan devrimci bir kopu\u015ftu. Ne var ki, Marx hi\u00e7bir \u015fekilde Darwin\u2019i ele\u015ftirmemezlik etmedi. \u00d6zellikle onun \u201ckaba \u0130ngiliz y\u00f6ntemini\u201d ele\u015ftirdi ve Darwin\u2019in eksikliklerinin, Adam Smith ve Malthus\u2019tan etkileni\u015fine nas\u0131l ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6sterdi. Kesin bir felsefi bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan yoksun olan Darwin ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olarak d\u00f6nemin egemen ideolojisinin etkisi alt\u0131na girmi\u015fti. Viktorya d\u00f6neminin \u0130ngiliz orta s\u0131n\u0131f\u0131, \u00e7ok para kazanma ve \u201chayatta ilerleme\u201d yetene\u011fine sahip pratik insanlar olmakla \u00f6v\u00fcn\u00fcrd\u00fc. Do\u011fal seleksiyonun bir tan\u0131m\u0131 olarak \u201cen uygun olan\u0131n hayatta kalmas\u0131\u201d, ilk \u00f6nce Darwin taraf\u0131ndan de\u011fil, 1864\u2019te Herbert Spencer taraf\u0131ndan kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Darwin, Spencer\u2019\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 anlamda ilerlemeyle \u2013\u201cuygun olmayan\u0131n\u201d elenmesine dayal\u0131 insan ilerleyi\u015fi\u2013 ilgilenmemi\u015fti ve bu ifadeyi benimsemek ak\u0131ls\u0131zcayd\u0131. Ayn\u0131 \u015fekilde, \u201chayatta kalma m\u00fccadelesi\u201d ifadesi Darwin taraf\u0131ndan bir metafor olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, ama bu ifade de Darwin\u2019in teorilerini kendi \u00e7\u0131karlar\u0131 i\u00e7in kullanan muhafazak\u00e2rlar taraf\u0131ndan \u00e7arp\u0131t\u0131ld\u0131. Toplumsal Darvinciler, \u201cen uygun olan\u0131n hayatta kalmas\u0131\u201d ve \u201chayatta kalma m\u00fccadelesi\u201d gibi en pop\u00fcler Darvinci sloganlar\u0131n topluma uygulanmas\u0131 durumunda, do\u011fan\u0131n rekabete dayal\u0131 bir ortamda en iyi rekabet edenlerin kazanmas\u0131n\u0131 sa\u011flayaca\u011f\u0131n\u0131, ve bu s\u00fcrecin s\u00fcrekli bir ilerlemeye yol a\u00e7aca\u011f\u0131n\u0131 iddia ettiler. Bunu da, toplumsal s\u00fcre\u00e7leri iyile\u015ftirmeye d\u00f6n\u00fck t\u00fcm \u00e7abalar\u0131n, d\u00fczelmezi d\u00fczeltme \u00e7abas\u0131 oldu\u011fu, ve do\u011fan\u0131n hikmetine m\u00fcdahale edildik\u00e7e, bunun ancak yozla\u015fmaya yol a\u00e7abilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesi izledi. Dobzhansky\u2019nin s\u00f6yledi\u011fi gibi:<\/p>\n<p>Do\u011fan\u0131n \u201cdi\u015fi ve pen\u00e7esi kanl\u0131\u201d oldu\u011fundan, yoksula, zay\u0131f olanlara ve genel olarak uygun olmayanlara, zenginler, g\u00fc\u00e7l\u00fcler ve uygun olanlar kadar rahat i\u00e7inde olacaklar\u0131 bir noktaya dek yard\u0131m ederek do\u011fan\u0131n ama\u00e7lar\u0131na duygular\u0131m\u0131z\u0131n kar\u0131\u015fmas\u0131na izin vermek b\u00fcy\u00fck bir hata olurdu. Do\u011fan\u0131n egemenli\u011fine izin vermek, sonu\u00e7ta en b\u00fcy\u00fck \u00e7\u0131kar\u0131 beraberinde getirecektir. \u201cT\u00fcm do\u011fay\u0131 istil\u00e2 eden kat\u0131 bir disiplinin i\u015fba\u015f\u0131nda oldu\u011funu g\u00f6rebiliriz, \u00e7ok nazik olmaktan ziyade bir par\u00e7a kaba bir disiplin\u201d diye yaz\u0131yordu Herbert Spencer. [9]<\/p>\n<p>Darwin ve Malthus<\/p>\n<p>\u201cN\u00fcfus, ba\u015f\u0131bo\u015f b\u0131rak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, geometrik bir oranda artar. Ge\u00e7im ara\u00e7lar\u0131 ise ancak aritmetik oranda.\u201d (Thomas Robert Malthus, N\u00fcfus \u0130lkesi)<\/p>\n<p>Adam Smith\u2019in laissez faire* ekonomisi, Darwin\u2019e do\u011fal seleksiyonun i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc kavrama f\u0131rsat\u0131 vermi\u015f olabilir, ama Engles\u2019in dedi\u011fi gibi: \u201cDarwin iktisat\u00e7\u0131lar\u0131n en \u00fcst\u00fcn tarihsel ba\u015far\u0131 olarak kutsad\u0131klar\u0131 serbest rekabetin, varolu\u015f m\u00fccadelesinin, hayvanlar \u00e2leminin normal durumu oldu\u011funu g\u00f6sterdi\u011finde, insanl\u0131k hakk\u0131nda ve \u00f6zellikle de kendi yurtta\u015flar\u0131 hakk\u0131nda ne ac\u0131 bir hiciv kaleme ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmiyordu.\u201d[10] Darwin, Malthus\u2019un 1798\u2019de kaleme ald\u0131\u011f\u0131 N\u00fcfus \u00dczerine Deneme\u2019den ilham alm\u0131\u015ft\u0131. Bu teori, k\u0131tl\u0131k, sava\u015f, hastal\u0131k ya da zor arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla dizginlenmedik\u00e7e, n\u00fcfusun geometrik olarak, besin kaynaklar\u0131n\u0131nsa aritmetik olarak artt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterme iddias\u0131ndad\u0131r. Bunun yanl\u0131\u015f oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Spencer\u2019\u0131n tersine Darwin, \u201cuygunlu\u011fu\u201d yaln\u0131zca verili bir \u00e7evreye g\u00f6re kavram\u0131\u015ft\u0131, mutlak bir kusursuzluk \u00f6l\u00e7e\u011fi olarak de\u011fil. Asl\u0131nda Darwin\u2019in ad\u0131yla an\u0131lan her iki terim de, \u201cevrim\u201d ve \u201cen uygun olan\u0131n hayatta kalmas\u0131\u201d, K\u00f6kenler\u2019in ilk bask\u0131lar\u0131nda mevcuttur. Darwin bu eserinde kilit d\u00fc\u015f\u00fcncelerini \u201cde\u011fi\u015fkenlik\u201d ve \u201cdo\u011fal seleksiyon\u201d s\u00f6zc\u00fckleriyle ifade etmi\u015fti. Marx, 18 Haziran 1862\u2019de Engels\u2019e \u015funlar\u0131 yaz\u0131yordu:<\/p>\n<p>Yeniden g\u00f6zden ge\u00e7irdi\u011fim Darwin, \u201cMaltus\u00e7u\u201d teoriyi hayvanlar ve bitkiler d\u00fcnyas\u0131na da uygulad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyerek beni \u00e7ok e\u011flendiriyor, sanki Bay Malthus\u2019un tek sorunlu taraf\u0131, teoriyi bitkiler ve hayvanlara de\u011fil de yaln\u0131zca insanlara \u2013ve bitkilerle hayvanlar\u0131n tersine geometrik bir diziyle\u2013 uygulamas\u0131ym\u0131\u015f gibi.<\/p>\n<p>Engels de Darwin\u2019in kaba tasvirini ya da jargonunu reddediyor ve \u015f\u00f6yle diyordu:<\/p>\n<p>Darwin\u2019in hatas\u0131, \u201cdo\u011fal seleksiyon\u201d ya da \u201cen uygun olan\u0131n hayatta kalmas\u0131\u201dnda, mutlak olarak ayr\u0131 iki \u015feyi bir araya koymas\u0131nda yatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>1. A\u015f\u0131r\u0131 n\u00fcfus bas\u0131nc\u0131yla seleksiyon; ki burada ba\u015fta belki en g\u00fc\u00e7l\u00fc olanlar hayatta kal\u0131rlar, ama en g\u00fc\u00e7s\u00fcz olanlar da bir\u00e7ok bak\u0131mdan hayatta kalabilirler.<\/p>\n<p>2. De\u011fi\u015fen ko\u015fullara daha b\u00fcy\u00fck uyum yetene\u011fiyle seleksiyon; ki burada hayatta kalanlar bu ko\u015fullara daha iyi uyum sa\u011flarlar, ama bu uyum bir b\u00fct\u00fcn olarak ilerleme kadar gerileme anlam\u0131na da gelebilir (asalak bir ya\u015fama uyum g\u00f6sterme daima gerilemedir).<\/p>\n<p>Esas nokta: Organik evrimde her ilerleme, tek y\u00f6nl\u00fc evrimi sabitle\u015ftirmek ve di\u011fer bir\u00e7ok do\u011frultuda evrimi d\u0131\u015flamak suretiyle, ayn\u0131 zamanda bir gerilemedir. Ne var ki bu temel bir yasad\u0131r.[11]<\/p>\n<p>A\u00e7\u0131kt\u0131r ki, k\u0131tl\u0131\u011f\u0131n oldu\u011fu ya da y\u0131rt\u0131c\u0131lar\u0131n t\u00fcr\u00fcn \u00fcyelerini tehdit etti\u011fi do\u011fada \u2013Spencerc\u0131 anlamda olmasa da\u2013 bir hayatta kalma m\u00fccadelesi vard\u0131r. \u015e\u00f6yle der Engels:<\/p>\n<p>Darwin\u2019in Maltus\u00e7u teoriyi bu denli naif\u00e7e ve bu denli ele\u015ftirmeksizin kabul ederek yapt\u0131\u011f\u0131 gaf ne denli b\u00fcy\u00fck olursa olsun, yine de herkes daha ilk bak\u0131\u015fta, do\u011fada varolma m\u00fccadelesini \u2013do\u011fan\u0131n bu denli savurgan bi\u00e7imde \u00fcretti\u011fi tohumlar\u0131n say\u0131s\u0131z \u00e7oklu\u011fu ile, sonunda olgunlu\u011fa ula\u015fabilenlerin son derece k\u00fc\u00e7\u00fck say\u0131s\u0131 aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fkiyi; ger\u00e7ekten de b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc itibariyle, \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn\u00fc bir varolma m\u00fccadelesinde ve genellikle de son derece ac\u0131mas\u0131zca bir m\u00fccadelede bulan bir \u00e7eli\u015fkiyi\u2013 fark etmek i\u00e7in Maltus\u00e7u g\u00f6zl\u00fcklere ihtiya\u00e7 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rebilir.[12]<\/p>\n<p>Bir\u00e7ok t\u00fcr, hayatta kalma oran\u0131n\u0131 azamiye \u00e7\u0131karmak i\u00e7in \u00f6zellikle ya\u015fam\u0131n ilk y\u0131llar\u0131nda muazzam say\u0131da tohum ya da yumurta \u00fcretir. Di\u011fer taraftan insan t\u00fcr\u00fc, geli\u015fimi \u00e7ok yava\u015f ilerleyen ve olduk\u00e7a ge\u00e7 olgunla\u015fan az say\u0131daki d\u00f6l\u00fcn\u00fc yeti\u015ftirmek i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir enerji ve \u00e7aba harcamas\u0131n\u0131 gerektiren ba\u015fka yollarla hayatta kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bizim avantaj\u0131m\u0131z beynimizde ve bu beynin \u00f6\u011frenme ve genelle\u015ftirme yetene\u011finde yatar. N\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131m\u0131z d\u00f6llerimizin b\u00fcy\u00fck say\u0131da \u00f6l\u00fcmleriyle kontrol edilmez ve bu nedenle de di\u011fer t\u00fcrlerle kaba bir \u015fekilde kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lamaz.<\/p>\n<p>Tarihin kendisi Malthus\u2019a nihai yan\u0131t\u0131 vermektedir. A. N. Whitehead, 10. y\u00fczy\u0131ldan 20. y\u00fczy\u0131la kadar, Avrupa\u2019daki s\u00fcrekli n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131na, genellikle y\u00fckselen ya\u015fam standartlar\u0131n\u0131n e\u015flik etti\u011fine i\u015faret etmi\u015fti. \u201cKa\u00e7\u0131n\u0131lmaz sonucu geciktirmenin\u201d bir arac\u0131 olan \u201ctedbirler\u201d sorunu i\u015fin i\u00e7ine kat\u0131lsa bile, bu olgu Maltus\u00e7u teori taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131klanamaz. Bin y\u0131l, bir teorinin do\u011fru mu yoksa yanl\u0131\u015f m\u0131 oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in yeterli olsa gerek. \u201cBariz ger\u00e7ek \u015fudur ki\u201d, der Whitehead, \u201cbu d\u00f6nem boyunca bu b\u00f6lgedeki (yani Avrupa\u2019daki) s\u00f6zde tedbirler, Maltus\u00e7u yasan\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmeyen ve \u00f6nemsiz bir olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 temsil etti\u011fini g\u00f6steriyordu.\u201d[13]<\/p>\n<p>Whitehead, tahmini \u201ctedbirlerin\u201d n\u00fcfus yo\u011funlu\u011fuyla bile orant\u0131l\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na i\u015faret eder. \u00d6rne\u011fin veba, esas olarak n\u00fcfus b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn de\u011fil, k\u00f6t\u00fc sa\u011fl\u0131k ko\u015fullar\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fcyd\u00fc. Do\u011fum kontrol\u00fc de\u011fil, su, sabun ve adamak\u0131ll\u0131 bir kanalizasyon bu soruna \u00e7\u00f6z\u00fcm olu\u015fturabilirdi. Otuz Y\u0131l Sava\u015flar\u0131 Almanya\u2019n\u0131n n\u00fcfusunun yar\u0131s\u0131n\u0131 al\u0131p g\u00f6t\u00fcrd\u00fc: n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131 \u00fczerinde \u00e7ok sert bir \u201ctedbir\u201d. Sava\u015f\u0131n bir\u00e7ok sebebi vard\u0131, ama a\u015f\u0131r\u0131 n\u00fcfus asla bunlardan biri olarak an\u0131lmaz. Sava\u015flarla dolu Avrupa tarihindeki hi\u00e7bir sava\u015fta da, bu fakt\u00f6r bildi\u011fimiz kadar\u0131yla dikkate de\u011fer bir rol oynamam\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6rne\u011fin Orta\u00e7a\u011f\u0131n sonlar\u0131nda Fransa\u2019daki, Almanya\u2019daki ve \u0130ngiltere\u2019deki k\u00f6yl\u00fc ayaklanmalar\u0131 a\u015f\u0131r\u0131 n\u00fcfustan kaynaklanm\u0131yordu. \u0130\u015fin asl\u0131, t\u00fcm bu ayaklanmalar n\u00fcfusun b\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131n\u0131n Kara \u00d6l\u00fcm [Veba] taraf\u0131ndan silinip s\u00fcp\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc bir d\u00f6nemde ger\u00e7ekle\u015fmi\u015fti. 16. y\u00fczy\u0131l\u0131n ba\u015flar\u0131nda, Flanderler olduk\u00e7a kalabal\u0131klard\u0131, ama yine de k\u00f6yl\u00fclerin insan \u00f6\u011f\u00fcten yoksullu\u011funun K\u00f6yl\u00fc Sava\u015flar\u0131na katk\u0131da bulundu\u011fu Almanya\u2019dan daha y\u00fcksek ya\u015fam standartlar\u0131na sahiptiler.<\/p>\n<p>Malthus\u2019un teorileri bilimsel a\u00e7\u0131dan hi\u00e7bir de\u011fer ta\u015f\u0131mamakla beraber, piyasa politikalar\u0131 denen en insanl\u0131k d\u0131\u015f\u0131 uygulamalar i\u00e7in mazeret olarak m\u00fctemadiyen hizmet g\u00f6rmektedirler. 1840\u2019lar\u0131n \u0130rlanda\u2019s\u0131ndaki patates k\u0131tl\u0131\u011f\u0131nda, ki bunun sonucu olarak \u0130rlanda\u2019n\u0131n n\u00fcfusu 8 milyonlardan 4,5 milyona d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr, \u0130rlanda\u2019daki \u0130ngiliz toprak beyleri, bu\u011fday ihra\u00e7 etmeye devam etmi\u015flerdi. Serbest piyasa ilkelerini g\u00fcden Londra\u2019daki \u201cLiberal\u201d h\u00fck\u00fcmet, serbest ticarete ya da fiyatlara ters d\u00fc\u015febilecek her t\u00fcrl\u00fc \u00f6nlemi reddetmi\u015f ve \u0130rlandal\u0131lara ucuz m\u0131s\u0131r arz\u0131n\u0131 iptal ederek milyonlarca insan\u0131 a\u00e7l\u0131ktan \u00f6lmeye mahk\u00fbm etmi\u015fti. \u0130ngiliz h\u00fck\u00fcmetinin Maltus\u00e7u ilkeleri, Dan\u0131\u015fma Meclisi sekreteri Charles Grenville taraf\u0131ndan \u015fu \u015fekilde savunulmu\u015ftu:<\/p>\n<p>&#8230; \u0130rlanda\u2019n\u0131n durumu son derece i\u00e7ler ac\u0131s\u0131 ve \u00fcmitsizli\u011fi te\u015fvik etmek i\u00e7in yeterli: genel bir d\u00fczensizlik ve moral bozuklu\u011fu hakim, ender istisnalar d\u0131\u015f\u0131nda dik ba\u015fl\u0131l\u0131\u011fa ve tembelli\u011fe, g\u00f6z\u00fc karal\u0131\u011fa ve vah\u015fili\u011fe kendini kapt\u0131rm\u0131\u015f bir halk; ba\u015ftan sona hepsi olabildi\u011fince az \u015fey yapma ve olabildi\u011fince fazla \u015fey alma niyetinde, canlanmaya ve gayret g\u00f6stermeye isteksiz, bu \u00fclkeden yard\u0131m bekleyip ald\u0131klar\u0131 yard\u0131ma laf ediyorlar; kitleler zalim, hilek\u00e2r ve aylak, her \u015fey \u00e7eli\u015fkili ve mant\u0131\u011fa ayk\u0131r\u0131. K\u0131tl\u0131k tehdidi gelecek y\u0131l da devam ederken, onlar topra\u011f\u0131 s\u00fcrm\u00fcyorlar ve toprak orac\u0131kta bombo\u015f duruyor. Bir b\u00fct\u00fcn olarak insanlar\u0131n hi\u00e7bir zaman bu k\u0131tl\u0131k y\u0131l\u0131ndaki kadar tuzu-kuru olmad\u0131\u011f\u0131na \u015f\u00fcphe yoktur. Kimse kira \u00f6demiyor ve yat\u0131r\u0131m bankalar\u0131 dolup ta\u015f\u0131yor. Yard\u0131m fonlar\u0131m\u0131zdan ald\u0131klar\u0131 paralarla yiyecek de\u011fil silah sat\u0131n al\u0131yorlar ve ard\u0131ndan da yard\u0131mlar\u0131 d\u00fczenlemeleri i\u00e7in g\u00f6nderdi\u011fimiz memurlar\u0131 vuruyorlar. Onlar i\u015f talebiyle ustaba\u015flar\u0131n\u0131n tepesine \u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fcrken, toprak sahipleri \u00e7al\u0131\u015ft\u0131racak \u0131rgat bulam\u0131yor, kendilerini yoksul diye adland\u0131ran g\u00fc\u00e7l\u00fc kuvvetli dilenciler ceplerinde b\u00fcy\u00fck miktarda paralarla yakalan\u0131yorlar. 28 Kas\u0131m 1846.\u201d<\/p>\n<p>Neredeyse normal boyutlar\u0131n\u0131n iki kat\u0131na kadar \u015fi\u015fmi\u015f kollar\u0131yla yollarda \u00e7al\u0131\u015fan adamlar\u0131 g\u00f6rmekten \u00fcrken Doktor Burritt ise meselenin asl\u0131n\u0131 \u015f\u00f6yle betimliyordu; on iki ya\u015f\u0131ndaki bir erkek \u00e7ocu\u011fun v\u00fccudu \u201cal\u0131\u015f\u0131ld\u0131k boyutlar\u0131n\u0131n yakla\u015f\u0131k \u00fc\u00e7 kat\u0131na kadar \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve giydi\u011fi y\u0131rt\u0131k p\u0131rt\u0131k giysiyi par\u00e7alam\u0131\u015ft\u0131.\u201d Skull diye an\u0131lan bir yerin yak\u0131nlar\u0131nda, \u201c500 ki\u015filik bir kalabal\u0131\u011f\u0131n yan\u0131ndan ge\u00e7tik, yar\u0131s\u0131 \u00e7\u0131plak ve a\u00e7t\u0131. Da\u011f\u0131t\u0131lacak \u00e7orbay\u0131 bekliyorlard\u0131. Dikkatimizi \u00e7ektiler ve b\u00f6ylesi sefil bir manzaraya ac\u0131ma ve hayretle bakakald\u0131\u011f\u0131mdan, Do\u011fu Skull\u2019da ikamet eden ve bir t\u0131p adam\u0131 olan k\u0131lavuzum bana \u015funlar\u0131 s\u00f6yledi: \u00ab\u015eu an g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn insanlar\u0131n bir teki bile \u00fc\u00e7 haftaya sa\u011f \u00e7\u0131kamayacak, imk\u00e2ns\u0131z.\u00bb \u2026 burada g\u00fcnde ortalama 40 il\u00e2 50 ki\u015fi \u00f6l\u00fcyor. Yirmi v\u00fccut g\u00f6m\u00fclecek kadar \u015fansl\u0131. \u0130nsanlar, \u00e7ocuklar\u0131yla birlikte \u00f6lebilsinler ve yoldan gelip ge\u00e7enler onlar\u0131 g\u00f6rmesin diye kendilerini kul\u00fcbelerine kapat\u0131yorlar.\u201d[14]<\/p>\n<p>Bu insanlar\u0131n a\u00e7l\u0131ktan \u00f6lmelerinin nedeni, Avrupa Birli\u011fi\u2019nde ve ABD\u2019de besin yeti\u015ftirmemeleri i\u00e7in \u00e7ift\u00e7ilere para verildi\u011fi bug\u00fcn\u00fcn d\u00fcnyas\u0131nda a\u00e7l\u0131ktan k\u0131vranan milyonlarca insan i\u00e7in ge\u00e7erli olan nedenlerden daha farkl\u0131 de\u011fildi. Onlar do\u011fa kanunlar\u0131n\u0131n de\u011fil, piyasa kanunlar\u0131n\u0131n kurbanlar\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>Ba\u015f\u0131ndan itibaren Marx ve Engels, Maltus\u00e7ulu\u011fun yanl\u0131\u015f teorilerini te\u015fhir ettiler. Lange\u2019ye yazd\u0131\u011f\u0131 29 Mart 1865 tarihli bir mektubunda \u201cPapaz Malthus\u201dun arg\u00fcmanlar\u0131n\u0131 yan\u0131tlarken Engels \u015funlar\u0131 yazm\u0131\u015ft\u0131: \u201cN\u00fcfus bas\u0131nc\u0131, ge\u00e7im ara\u00e7lar\u0131 \u00fczerinde de\u011fil istihdam ara\u00e7lar\u0131 \u00fczerindedir; insanl\u0131k modern burjuva toplumunun talep etti\u011finden \u00e7ok daha h\u0131zl\u0131 \u00e7o\u011falabilirdi. Bize g\u00f6re bu durum, bu burjuva toplumunu, geli\u015fmenin \u00f6n\u00fcnde y\u0131k\u0131lmas\u0131 gereken bir engel olarak il\u00e2n etmemizin bir ba\u015fka nedenidir.\u201d<\/p>\n<p>Makinele\u015fmenin ba\u015flamas\u0131, yeni bilimsel teknikler ve g\u00fcbreler, d\u00fcnya besin \u00fcretiminin n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131na kolayl\u0131kla ayak uydurabilece\u011fini g\u00f6stermektedir. Tar\u0131mda yer alan n\u00fcfus oran\u0131 d\u00fc\u015fmeye devam ederken, tar\u0131msal verimlilikte g\u00f6zal\u0131c\u0131 bir art\u0131\u015f ger\u00e7ekle\u015fmektedir. Tar\u0131msal verimdeki b\u00fcy\u00fcmenin, zaten ileri \u00fclkelerde t\u00fcm \u00e7ift\u00e7ilik d\u00fcnyas\u0131na yay\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131, \u00fcretimde muazzam bir art\u0131\u015fa yol a\u00e7ar. Okyanuslar\u0131n u\u00e7suz bucaks\u0131z biyolojik \u00fcretkenli\u011finin bug\u00fcn ancak \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131sm\u0131 kullan\u0131l\u0131yor. A\u00e7l\u0131k ve a\u00e7l\u0131ktan \u00f6lmenin ba\u015fl\u0131ca sebebi, besin fiyatlar\u0131n\u0131 sabit tutmak i\u00e7in ve tar\u0131msal tekellerin k\u00e2r d\u00fczeylerini korumak i\u00e7in, fazlal\u0131k te\u015fkil eden besin maddelerinin imha edilmesidir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc D\u00fcnya denen \u00fclkelerdeki yayg\u0131n a\u00e7l\u0131k \u201cdo\u011fal seleksiyonun\u201d bir \u00fcr\u00fcn\u00fc de\u011fil, tersine olduk\u00e7a net bir bi\u00e7imde insan yap\u0131m\u0131 bir sorundur. Milyonlarca insan\u0131 \u00fcmitsiz bir yoksulluk ve ger\u00e7ek bir a\u00e7l\u0131ktan ibaret bir ya\u015fama mahk\u00fbm eden \u015fey, \u201cen uygun olan\u0131n hayatta kalmas\u0131\u201d de\u011fil, bir avu\u00e7 b\u00fcy\u00fck banka ve tekelin k\u00e2r h\u0131rs\u0131d\u0131r. En yoksul \u00fclkeler yaln\u0131zca birikmi\u015f bor\u00e7lar\u0131n\u0131n faizlerini \u00f6demek i\u00e7in, kendi halklar\u0131n\u0131 beslemek i\u00e7in kullanabilecekleri pirin\u00e7, kakao ve di\u011fer besinleri, ihracat amac\u0131yla yeti\u015ftiriyorlar. 1989\u2019da, Sudan kendi insanlar\u0131 a\u00e7l\u0131ktan \u00f6l\u00fcrken h\u00e2l\u00e2 besin ihra\u00e7 ediyordu. Brezilya\u2019da her y\u0131l 400.000 \u00e7ocu\u011fun a\u00e7l\u0131ktan \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc hesaplanmaktad\u0131r. Yine de Brezilya en b\u00fcy\u00fck besin ihracat\u00e7\u0131lar\u0131ndan biridir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc D\u00fcnyadaki k\u00e2bus ko\u015fullar\u0131n\u0131n su\u00e7unu bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne y\u0131kmak i\u00e7in h\u00e2l\u00e2 ayn\u0131 g\u00f6zden d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f fikirler zaman zaman su y\u00fcz\u00fcne \u00e7\u0131kart\u0131l\u0131yor: \u201c\u00e7ok fazla insan var\u201d (\u015f\u00fcphesiz siyah, sar\u0131 ve esmer derili insanlar kastediliyor). Emeklilik hakk\u0131n\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131 ko\u015fullarda, yoksul insanlar\u0131n, ya\u015fl\u0131l\u0131klar\u0131nda kendilerine bakacak m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funca fazla \u00e7ocu\u011fa (\u00f6zellikle de erkek) sahip olma gereksinimi ger\u00e7e\u011fi rahatl\u0131kla g\u00f6zard\u0131 ediliyor. Yoksulluk ve cehalet \u201cn\u00fcfus sorunu\u201d denen \u015feye yol a\u00e7\u0131yor. Ya\u015fam standartlar\u0131 ve e\u011fitim d\u00fczeyi artt\u0131k\u00e7a, n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131 otomatik olarak d\u00fc\u015fme e\u011filimine giriyor. Artan besin \u00fcretimi potansiyeli \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, ama Avrupa\u2019daki, Japonya\u2019daki ve ABD\u2019deki birka\u00e7 varl\u0131kl\u0131 \u00e7ift\u00e7inin k\u00e2rlar\u0131n\u0131 patlama noktas\u0131na getirmek i\u00e7in, bu potansiyel yapay bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fck d\u00fczeyde tutulmaktad\u0131r. 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n sonlar\u0131nda kitlesel a\u00e7l\u0131k skandallar\u0131n\u0131n ya\u015fanmas\u0131 \u00e7ok daha tiksindiricidir, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu bir zorunluluk de\u011fildir.<\/p>\n<p>Toplumsal Darvincilik<\/p>\n<p>Marx ve Engels, Darwin\u2019i \u00e7ok takdir etseler bile hi\u00e7bir \u015fekilde onun teorilerini ele\u015ftirmemezlik etmediler. Engels, Darwin\u2019in fikirlerinin daha sonralar\u0131 inceltilece\u011fini ve geli\u015ftirilece\u011fini anlam\u0131\u015ft\u0131; ki geneti\u011fin geli\u015fmesiyle bu do\u011frulanm\u0131\u015ft\u0131r. 1875 Kas\u0131m\u0131nda Lavrov\u2019a \u015funlar\u0131 yazm\u0131\u015ft\u0131:<\/p>\n<p>Darvinci \u00f6\u011fretinin evrim teorisini kabul ediyorum, ama Darwin\u2019in kan\u0131tlama y\u00f6ntemini (ya\u015fam m\u00fccadelesi, do\u011fal seleksiyon), yeni ke\u015ffedilmi\u015f bir ger\u00e7e\u011fin, yaln\u0131zca ilk, ge\u00e7ici ve kusursuz olmaktan uzak bir ifadesi olarak de\u011ferlendiriyorum.<\/p>\n<p>Ve yine Anti-D\u00fchring adl\u0131 kitab\u0131nda:<\/p>\n<p>Evrim teorisinin kendisi, yine de h\u00e2l\u00e2 ba\u015flang\u0131\u00e7 a\u015famas\u0131ndad\u0131r, ve bu nedenle, daha ileri ara\u015ft\u0131rmalar\u0131n, t\u00fcrlerin evrim s\u00fcreci gibi tam Darvinci fikirler de dahil bug\u00fcnk\u00fc fikirlerimizi b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde de\u011fi\u015ftirece\u011finden \u015f\u00fcphe duyulamaz.<\/p>\n<p>Engels, Darwin\u2019in tek yanl\u0131l\u0131\u011f\u0131 kadar onu izleyen Toplumsal Darvincili\u011fi de sert bir bi\u00e7imde ele\u015ftirmi\u015fti:<\/p>\n<p>Bu insanlar\u0131n her yerde m\u00fccadeleden ba\u015fka bir \u015fey g\u00f6rmemelerinden \u00f6nce, Darwin g\u00fc\u00e7l\u00fckle de olsa kabul g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc. Her iki g\u00f6r\u00fc\u015f de dar s\u0131n\u0131rlar i\u00e7erisinde do\u011frulanm\u0131\u015ft\u0131r ama ikisi de ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde tek tarafl\u0131 ve \u00f6nyarg\u0131l\u0131d\u0131r&#8230; Dolay\u0131s\u0131yla, do\u011faya ili\u015fkin olarak bile, insan\u0131n kendi bayra\u011f\u0131 \u00fczerine tek tarafl\u0131 olarak yaln\u0131zca \u201cm\u00fccadele\u201d yazmas\u0131na izin verilemez. Fakat tarihsel evrim ve \u00e7apra\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n her t\u00fcrl\u00fc zenginli\u011fini, yavan ve tek yanl\u0131 \u201cya\u015fam m\u00fccadelesi\u201d deyiminin i\u00e7ine t\u0131k\u0131\u015ft\u0131rma arzusu kesinlikle \u00e7ocukluktur. Bu, hi\u00e7ten biraz daha fazlas\u0131n\u0131 s\u00f6ylemektir.[15]<\/p>\n<p>Bu yanl\u0131\u015f\u0131n k\u00f6kenleriniyse \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131:<\/p>\n<p>Darvinci ya\u015fam m\u00fccadelesi teorisinin t\u00fcm\u00fc basit\u00e7e, Hobbes\u2019un Bellum Omnium Contra Omnes (herkesin herkese kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131 \u2013y.n.) teorisinin ve burjuva ekonomik rekabet teorisinin ve bir o kadar da Maltus\u00e7u n\u00fcfus teorisinin toplumdan organik do\u011faya ta\u015f\u0131nmas\u0131d\u0131r. Bu b\u00fcy\u00fck ustal\u0131k bir kez ba\u015far\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda (bunun ko\u015fulsuz do\u011frulan\u0131\u015f\u0131, hele ki Maltus\u00e7u teori s\u00f6z konusu oldu\u011funda, h\u00e2l\u00e2 olduk\u00e7a \u015f\u00fcphelidir), bu teorileri tekrar gerisin geriye do\u011fa tarihinden toplum tarihine aktarmak \u00e7ok kolayd\u0131r, ve b\u00f6ylelikle bu iddialar\u0131n toplumun \u00f6l\u00fcms\u00fcz do\u011fal yasalar\u0131 olarak kan\u0131tlanm\u0131\u015f bulundu\u011funu savunmak hepten b\u00f6nl\u00fckt\u00fcr.[16]<\/p>\n<p>Toplumsal Darvincilerin hayvanlar d\u00fcnyas\u0131yla kurduklar\u0131 paralellikler, insan karakterini kafatas\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcmlerine dayand\u0131ran egemen \u0131rk\u00e7\u0131 arg\u00fcmanlarla uyum i\u00e7indeydi. D. G. Brinton\u2019a g\u00f6re \u201cAvrupal\u0131 ya da beyaz \u0131rk listenin ba\u015f\u0131nda yer al\u0131r, Afrikal\u0131 olanlar ya da zenciler ise sonunda\u201d (1890). Bir \u0130talyan hekimi olan Cesare Lombroso 1876\u2019da, do\u011fu\u015ftan su\u00e7lular\u0131n asl\u0131nda maymun olduklar\u0131n\u0131, evrimde bir geri gidi\u015f olduklar\u0131n\u0131 iddia etmi\u015fti. \u0130nsan davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131 kal\u0131t\u0131m biyolojisiyle a\u00e7\u0131klama arzusunun bir par\u00e7as\u0131 olan bu e\u011filim bug\u00fcn bile g\u00f6zlenebilmektedir. \u201cHayatta kalma m\u00fccadelesi\u201d insanlar da dahil t\u00fcm hayvanlarda kal\u0131t\u0131msal olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu ve kapitalizmin s\u0131n\u0131fsal yap\u0131s\u0131 kadar, sava\u015flar\u0131, fetihleri, vurgunculu\u011fu, emperyalizmi ve \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131 da mazur g\u00f6stermeye hizmet ediyordu. Sosyobiyolojinin en kaba \u00e7e\u015fitlemelerinin ve \u00c7\u0131plak Maymun teorilerinin \u00f6n habercisidir bunlar. Her \u015fey bir tarafa, hicivli bir \u015fekilde \u015funlar\u0131 il\u00e2n eden W. S. Gilbert de\u011fil miydi:<\/p>\n<p>\u201cDarwin Adam\u0131, olsa da pek kibar,<\/p>\n<p>Yine de maymun, bir tek t\u0131ra\u015f\u0131 var!\u201d<\/p>\n<p>Darwin \u015fu noktay\u0131 vurgulam\u0131\u015ft\u0131; \u201cDo\u011fal seleksiyon, modifikasyon yollar\u0131ndan en yayg\u0131n olan\u0131d\u0131r, ama tek de\u011fildir.\u201d Bir par\u00e7adaki uyum sa\u011flay\u0131c\u0131 de\u011fi\u015fimlerin, hayatta kalmayla bir ilgisi olmayan di\u011fer \u00f6zelliklerin modifikasyonuna yol a\u00e7abilece\u011fini izah etmi\u015fti. Ne var ki, Yarat\u0131l\u0131\u015f\u00e7\u0131lar\u0131n \u00f6zetledikleri idealist ya\u015fam anlay\u0131\u015f\u0131na kar\u015f\u0131t olarak Darvinciler, gezegenimizde ya\u015fam\u0131n nas\u0131l evrildi\u011fini bilimsel olarak a\u00e7\u0131klad\u0131lar. Biyoloji kanunlar\u0131 ve organizmalar\u0131n kendi \u00e7evreleriyle etkile\u015fimleriyle a\u00e7\u0131klanabilen do\u011fal bir s\u00fcre\u00e7ti bu. Darwin\u2019den ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak, ba\u015fka bir naturalist olan Alfred Russel Wallace da, do\u011fal seleksiyon teorisini in\u015fa etmi\u015fti. Darwin\u2019i yirmi y\u0131ll\u0131k bir gecikmeyle \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 yay\u0131nlamaya zorlayan \u015fey de buydu. Ne var ki, Darwin ve Wallace aras\u0131nda temel bir fark vard\u0131, Wallace, t\u00fcm evrimsel de\u011fi\u015fimin ya da modifikasyonun yaln\u0131zca do\u011fal seleksiyon taraf\u0131ndan belirlendi\u011fine inan\u0131yordu. Fakat kat\u0131 a\u015f\u0131r\u0131-seleksiyoncu Wallace, beyin ve zek\u00e2 konusuna geldi\u011finde do\u011fal seleksiyonu reddediyordu, Tanr\u0131 bu e\u015fsiz mahl\u00fbku in\u015fa etmek i\u00e7in araya girmi\u015fti!<\/p>\n<p>Darwin, zengin ve \u00e7e\u015fitlenmi\u015f formlar\u0131yla ya\u015fam\u0131n evriminin, bizzat ya\u015fam\u0131n \u00fcremesinin ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bir sonucu oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131. \u0130lk olarak benzer t\u00fcrler k\u00fc\u00e7\u00fck farkl\u0131l\u0131klarla da olsa benzer d\u00f6ller verir. Ama ikinci olarak, t\u00fcm organizmalar hayatta kal\u0131p \u00fcreyenlerden daha fazla d\u00f6l \u00fcretme e\u011filimindedir. Bu d\u00f6llerden hayatta kalma \u015fans\u0131 en fazla olanlar, kendi \u00e7evrelerine uyum sa\u011flamak \u00fczere daha iyi donat\u0131lm\u0131\u015f olanlard\u0131r, ve s\u0131ras\u0131 geldi\u011finde onlar\u0131n d\u00f6lleri de giderek daha fazla onlar gibi olma e\u011filiminde olacaklard\u0131r. Bu pop\u00fclasyonlar\u0131n \u00f6zellikleri, zamanla, giderek artan bir bi\u00e7imde kendi \u00e7evrelerine uyum sa\u011flayacakt\u0131r. Ba\u015fka bir deyi\u015fle, \u201cen uygun olan\u201d hayatta kal\u0131r ve kendisinin lehte \u00f6zelliklerini pop\u00fclasyon i\u00e7erisinde yayg\u0131nla\u015ft\u0131r\u0131r. Do\u011fada, Darvinci evrim de\u011fi\u015fen \u00e7evre ko\u015fullar\u0131na verilen bir yan\u0131tt\u0131r. Do\u011fa, \u00e7evresine en iyi uyum sa\u011flama yetene\u011findeki \u00f6zelliklere sahip organizmalar\u0131 \u201cse\u00e7er\u201d. \u201cDo\u011fal seleksiyon arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla evrim\u201d der Gould, \u201cbu de\u011fi\u015fen \u00e7evre ko\u015fullar\u0131n\u0131n, bu ko\u015fullar i\u00e7inde ya\u015famak i\u00e7in kendini daha iyi tasarlam\u0131\u015f organizmalar\u0131n ayr\u0131l\u0131p korunmas\u0131yla izinin s\u00fcr\u00fclmesinden fazla bir \u015fey de\u011fildir.\u201d B\u00f6ylece, do\u011fal seleksiyon evrimsel de\u011fi\u015fimin gidi\u015fat\u0131n\u0131 y\u00f6nlendirir. Darwin\u2019in bu ke\u015ffi, Lev Tro\u00e7ki taraf\u0131ndan \u201ct\u00fcm organik madde alan\u0131nda diyalekti\u011fin en b\u00fcy\u00fck zaferi\u201d diye de\u011ferlendirilmi\u015fti.<\/p>\n<p>[1] Plekhanov, Selected Works, cilt 1, s.480.<br \/>[2] S. J. Gould, Wonderful Life, s.54 ve 24.<br \/>[3] G. Plekhanov, The Development of the Monist View of History (Monist [Tek\u00e7i] Tarih G\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn Geli\u015fimi), s.96-7.<br \/>* Alopatrik Teori: Yeni t\u00fcrlerin, atalar\u0131n\u0131n ya\u015fam alan\u0131n\u0131n k\u0131y\u0131s\u0131nda, atasal gruplar\u0131ndan ayr\u0131lm\u0131\u015f \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck topluluklarda do\u011fdu\u011funu savunan teori.<br \/>[4] Engels, The Dialectics of Nature, s.154, 162 ve 235, 1946 bask\u0131s\u0131. [Do\u011fan\u0131n Diyalekti\u011fi, s.224, 235 ve 336]<br \/>[5] S. J. Gould, The Panda\u2019s Thumb, s.151.<br \/>[6] S. J. Gould, Ever Since Darwin, s.118. [Darwin ve Sonras\u0131, s.117]<br \/>[7] E. J. Lerner, The Big Bang Never Happened, s.402.<br \/>[8] R. Lewin, age, s.140.<br \/>[9] T. Dobzhansky, Mankind Evolving (Evrilen \u0130nsanl\u0131k), s.139-40.<br \/>* laissez faire: b\u0131rak\u0131n\u0131z yaps\u0131nlar. (\u00e7.n.)<br \/>[10] Engels, The Dialectics of Nature, s.19, 1946 bask\u0131s\u0131. [Do\u011fan\u0131n Diyalekti\u011fi, s.46-47]<br \/>[11] Engels, The Dialectics of Nature, s.236, 1946 bask\u0131s\u0131. [Do\u011fan\u0131n Diyalekti\u011fi, s.336]<br \/>[12] Engels, Anti-D\u00fchring, s.86. [Anti-D\u00fchring, s.142]<br \/>[13] A. N. Whitehead, Adventures in Ideas (D\u00fc\u015f\u00fcncelerde Yolculuk), s.77.<br \/>[14] P. Johnson, Ireland, a Concise History (\u0130rlanda, K\u0131sa Bir Tarih), s.102 ve 103.<br \/>[15] Engels, Anti-D\u00fchring, s.92 [Anti-D\u00fchring, s.149-150]<br \/>[16] Engels, The Dialectics of Nature, s.208-9. [Do\u011fan\u0131n Diyalekti\u011fi, s.337]<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Darwin\u2019in Tedricili\u011fi \u201cBazen denir ki, diyalekti\u011fin hareket noktas\u0131, evriminkiyle ayn\u0131d\u0131r. Bu iki y\u00f6ntemin temas noktalar\u0131 bulundu\u011fundan ku\u015fku duyulamaz. Buna ra\u011fmen, bunlar aras\u0131nda esasl\u0131 ve \u00f6nemli bir fark da vard\u0131r, ki bu fark\u0131n evrim \u00f6\u011fretisinin lehine olmaktan hayli uzak oldu\u011fu da itiraf edilmelidir. Modern evrimciler kendi \u00f6\u011fretilerine hat\u0131r\u0131 say\u0131l\u0131r bir muhafazak\u00e2rl\u0131k kat\u0131p kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131yorlar. Ne do\u011fada ne [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[178],"tags":[],"class_list":{"0":"post-466","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-marksizm"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods - Ted Grant - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods - Ted Grant\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"Darwin\u2019in Tedricili\u011fi \u201cBazen denir ki, diyalekti\u011fin hareket noktas\u0131, evriminkiyle ayn\u0131d\u0131r. Bu iki y\u00f6ntemin temas noktalar\u0131 bulundu\u011fundan ku\u015fku duyulamaz. Buna ra\u011fmen, bunlar aras\u0131nda esasl\u0131 ve \u00f6nemli bir fark da vard\u0131r, ki bu fark\u0131n evrim \u00f6\u011fretisinin lehine olmaktan hayli uzak oldu\u011fu da itiraf edilmelidir. Modern evrimciler kendi \u00f6\u011fretilerine hat\u0131r\u0131 say\u0131l\u0131r bir muhafazak\u00e2rl\u0131k kat\u0131p kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131yorlar. Ne do\u011fada ne [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2010-03-12T22:00:00+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"40 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods &#8211; Ted Grant\",\"datePublished\":\"2010-03-12T22:00:00+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/\"},\"wordCount\":8064,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg\",\"articleSection\":[\"Marksizm\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/\",\"name\":\"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods - Ted Grant - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg\",\"datePublished\":\"2010-03-12T22:00:00+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage\",\"url\":\"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg\",\"contentUrl\":\"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg\"},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods &#8211; Ted Grant\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods - Ted Grant - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods - Ted Grant","og_description":"Darwin\u2019in Tedricili\u011fi \u201cBazen denir ki, diyalekti\u011fin hareket noktas\u0131, evriminkiyle ayn\u0131d\u0131r. Bu iki y\u00f6ntemin temas noktalar\u0131 bulundu\u011fundan ku\u015fku duyulamaz. Buna ra\u011fmen, bunlar aras\u0131nda esasl\u0131 ve \u00f6nemli bir fark da vard\u0131r, ki bu fark\u0131n evrim \u00f6\u011fretisinin lehine olmaktan hayli uzak oldu\u011fu da itiraf edilmelidir. Modern evrimciler kendi \u00f6\u011fretilerine hat\u0131r\u0131 say\u0131l\u0131r bir muhafazak\u00e2rl\u0131k kat\u0131p kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131yorlar. Ne do\u011fada ne [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2010-03-12T22:00:00+00:00","og_image":[{"url":"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"40 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods &#8211; Ted Grant","datePublished":"2010-03-12T22:00:00+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/"},"wordCount":8064,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg","articleSection":["Marksizm"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/","name":"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods - Ted Grant - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg","datePublished":"2010-03-12T22:00:00+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage","url":"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg","contentUrl":"http:\/\/lymanbriggs.msu.edu\/current\/darwin.jpg"},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/03\/13\/marksizm-ve-darwincilik-alan-woods-ted-grant\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Marksizm ve Darwincilik | Alan Woods &#8211; Ted Grant"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/466","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=466"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/466\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=466"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=466"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=466"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}