{"id":4711,"date":"2010-10-07T11:07:19","date_gmt":"2010-10-07T08:07:19","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/"},"modified":"2010-10-07T11:07:19","modified_gmt":"2010-10-07T08:07:19","slug":"yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/","title":{"rendered":"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" src=\"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg\" border=\"0\" width=\"155\" height=\"205\" style=\"float: left;\" \/>\u0130\u00e7inde hi\u00e7 kimse yoktu onun; y\u00fcz\u00fcn\u00fcn (o g\u00fcnlerin k\u00f6t\u00fc portrelerinde bile ba\u015fka hi\u00e7 kimseye benzemeyen y\u00fcz\u00fcn\u00fcn) ve bol bol sarf etti\u011fi akla hayale s\u0131\u011fmaz, f\u0131rt\u0131nal\u0131 s\u00f6zc\u00fcklerin ard\u0131nda yaln\u0131zca bir par\u00e7a so\u011fukluk ve ba\u015fka hi\u00e7 kimsenin g\u00f6rmedi\u011fi bir d\u00fc\u015f vard\u0131. \u00d6nceleri b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n kendisine benzedi\u011fini sand\u0131, ama i\u00e7indeki bo\u015fluktan bir arkada\u015f\u0131na s\u00f6z edecek oldu\u011funda yanl\u0131\u015f\u0131n\u0131 fark etti ve o andan sonra ba\u015fkalar\u0131ndan farkl\u0131 olan ki\u015finin, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle herkese benzemesi gerekti\u011fini anlad\u0131. <\/p>\n<p>G\u00fcn geldi, derdine kitaplarda \u00e7are bulaca\u011f\u0131n\u0131 sand\u0131, bunun i\u00e7in \u00e7a\u011fda\u015flar\u0131n\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 kadar Latinceyle biraz da Grek\u00e7e \u00f6\u011frendi; sonra bir g\u00fcn arad\u0131\u011f\u0131n\u0131n belki de insano\u011flunun en belli ba\u015fl\u0131 tap\u0131nma bi\u00e7iminde bulunabilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve uzun, s\u0131cak bir haziran, \u00f6\u011fleden sonras\u0131, Anne Hathaway\u2019\u0131n kendisini ba\u015ftan \u00e7\u0131karmas\u0131na izin verdi. Yirmi k\u00fcsur ya\u015f\u0131nda Londra\u2019ya gitti. \u00d6tekiler \u2018hi\u00e7 kimse\u2019 oldu\u011funu fark etmesinler diye \u2018ba\u015fka birisiymi\u015f gibi yapma\u2019 al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 sezgisel olarak iyice geli\u015ftirmi\u015fti; Londra\u2019da kaderin kendisi i\u00e7in haz\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 mesle\u011fi buldu; sahnedekinin ba\u015fka birisi oldu\u011funa inan\u0131rm\u0131\u015f gibi yapan bir insan toplulu\u011funun \u00f6n\u00fcnde o ba\u015fka biriymi\u015f gibi yapan oyuncu\u2019nun mesle\u011fini\u2026 Sahnede yerine getirmesi gereken g\u00f6revler ona b\u00fcy\u00fck bir zevk verdi.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Belki de ya\u015fam\u0131nda ilk tatt\u0131\u011f\u0131 zevk buydu: Ama rol\u00fcn\u00fcn son dizesi s\u00f6ylenip de son ceset de cehenneme s\u00fcr\u00fcklenip g\u00f6t\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde, ger\u00e7ek d\u0131\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n nefret edilesi tad\u0131 gene d\u00f6n\u00fcp geliyordu a\u011fz\u0131na. Ferrex ya da Timurlenk olmaktan \u00e7\u0131k\u0131yor, gene o \u2018hi\u00e7 kimse\u2019 oluyordu. Yakas\u0131n\u0131 bir t\u00fcrl\u00fc b\u0131rakmayan bu lanetten kurtulmak i\u00e7in kendisi ba\u015fka kahramanlar, ba\u015fka ac\u0131kl\u0131 masallar uydurmaya ba\u015flad\u0131. B\u00f6ylece, bedeni Londra\u2019n\u0131n meyhaneleriyle kerhanelerinde et olarak i\u015flevini yerine getirirken,\u00b7 onu zapt eden ruh, falc\u0131n\u0131n kehanetine kulak asmayan Sezar, tarla ku\u015funun \u00f6t\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc nefretle anan Juliet, ayn\u0131 zamanda Kader Ulaklar\u0131 olan \u00fc\u00e7 cad\u0131yla ovada konu\u015fan Macbeth oldu.<\/p>\n<p>Hi\u00e7 kimse onun kadar \u00e7ok ve de\u011fi\u015fik ki\u015fili\u011fe b\u00fcr\u00fcnmemi\u015ftir; o M\u0131s\u0131rl\u0131 Proteus gibi ger\u00e7ekli\u011fin b\u00fct\u00fcn y\u00fczlerini t\u00fcketti. Kimi kereler, \u00e7\u00f6z\u00fclmeyece\u011finden emin olarak, eserlerinin \u015furas\u0131na buras\u0131na itiraflar serpi\u015ftirdi; Richard, kendinde birden fazla ki\u015finin bar\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yler; \u0130ago, \u201cOldu\u011fum ki\u015fi de\u011filim ben,\u201d gibi garip s\u00f6zler sarf eder. Varolu\u015fun, r\u00fcya g\u00f6rmenin ve oyun oynaman\u0131n temelde ayn\u0131 \u015feyler olmas\u0131 ona nice unutulmu\u015f dizeler esinlemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Yirmi y\u0131l boyunca. o denetimli sanr\u0131larda diretti, sonra bir sabah k\u0131l\u0131\u00e7tan ge\u00e7irilen onca kral, ayr\u0131lan, kavu\u015fan ve ahenkli s\u00f6zlerle son nefeslerini veren onca ac\u0131l\u0131 a\u015f\u0131k olman\u0131n can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 ve deh\u015feti ans\u0131z\u0131n \u00e7\u00f6kt\u00fc omuzlar\u0131na. Hemen o g\u00fcn tiyatrosunu satt\u0131. Bir hafta i\u00e7inde do\u011fdu\u011fu k\u00f6ye d\u00f6nd\u00fc; orada \u00e7ocuklu\u011funun a\u011fa\u00e7lar\u0131yla \u0131rmaklar\u0131na yeniden kavu\u015ftu, onlarla Esin Perisi\u2019nin pek sevdi\u011fi, mitolojik \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131mlar\u0131 Latince adlar\u0131yla dolduran \u00f6teki a\u011fa\u00e7lar ve \u0131rmaklar aras\u0131nda hi\u00e7bir ba\u011f kurmad\u0131. Birisi olmak zorundayd\u0131; zaman\u0131nda y\u00fck\u00fcn\u00fc tutmu\u015f, art\u0131k sa\u011fa sola bor\u00e7 para vermekle, mahkemelerdeki davalar\u0131yla, ufak \u00e7apl\u0131 tefecilikle u\u011fra\u015fan k\u00f6\u015fesine \u00e7ekilmi\u015f bir tiyatro m\u00fcd\u00fcr\u00fc oldu. Ondan bize kalan, i\u00e7inde duygu\u2019nun ne de edebiyat\u2019\u0131n izine rastlanmayan o kupkuru vasiyetnameyi de, bu rol\u00fc \u00fcstlenmi\u015fken yazd\u0131 i\u015fte. Aras\u0131ra, Londra\u2019da ki dostlar\u0131 onu \u00e7ekildi\u011fi k\u00f6\u015fede yoklamaya gelirler, o da onlar\u0131n hat\u0131r\u0131na \u015fairli\u011fini tak\u0131n\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p> Tarihler, \u00f6lmeden \u00f6nce ya da sonra kendini Tanr\u0131\u2019n\u0131n huzurunda buldu\u011funu ve O\u2019na \u015f\u00f6yle dedi\u011fini yazar \u201cBo\u015fu bo\u015funa onca ki\u015fi olan ben, tek ve kendim olmak istiyorum.\u201d Tanr\u0131\u2019n\u0131n sesi bir girdaptan kar\u015f\u0131l\u0131k verdi ona: \u201cBen de tek ki\u015fi de\u011filim; senin eserlerini d\u00fc\u015flemen gibi, ben de d\u00fcnyay\u0131 d\u00fc\u015fledim, Shakespeare kulum. Ve sen de d\u00fc\u015f\u00fcmdeki suretlerden birisin; ve t\u0131pk\u0131 benim gibi, hem herkes hem de hi\u00e7 kimse olans\u0131n.\u201d<\/p>\n<p>***********<\/p>\n<p>*-&#8220;Do\u011fru cevab\u0131 satran\u00e7 olan bir bilmecede ge\u00e7meyen ge\u00e7meyen tek s\u00f6zc\u00fck hangisidir?&#8221;<br \/>-Bir an d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckten sonra cevap verdim\u201dsatran\u00e7 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc\u201d<br \/>-\u201cTam \u00fcst\u00fcne bast\u0131n\u0131z\u201ddedi Albert\u201dYollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e konusu zaman olan u\u00e7suz bucaks\u0131z bir bilmece ya da mesel;bu \u00e7ok gizli nedenden \u00f6t\u00fcr\u00fc zaman s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc ge\u00e7miyor.Bir s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc hi\u00e7 kullanmamak,onun yerine yetersiz benzetmeler ve dolamba\u00e7l\u0131 anlat\u0131m yollar\u0131na ba\u015fvurmak onu vurgulaman\u0131n belki de en etkili yoludur\u201d<\/p>\n<p>**************<br \/>Zaman beni s\u00fcr\u00fckleyen bir nehir,ama nehir benim;<br \/>Beni par\u00e7alayan bir kaplan,ama kaplan benim.<br \/>Beni t\u00fcketen bir ate\u015f,ama ate\u015f benim.<br \/>Evren,ne yaz\u0131k ki,ger\u00e7ek;<br \/>Ben,ne yaz\u0131k ki,Borges\u2019im<\/p>\n<p>Y\u0131llar boyu,insano\u011flu bir bo\u015flu\u011fu imgelerle,illerle,krall\u0131klarla,da\u011flarla,k\u00f6rfezlerle,<br \/>gemilerle,adalarla,bal\u0131klarla,odalarla,aletlerle,y\u0131ld\u0131zlarla,atlarla,insanlarla doldurur.\u00d6l\u00fcm\u00fcnden az \u00f6nce,usanmaz \u00e7izgi labirentinin kendi y\u00fcz\u00fcn\u00fcn imgesini olu\u015fturdu\u011funu anlar.<\/p>\n<p>****************<\/p>\n<p>*Zaman say\u0131s\u0131z gelece\u011fe do\u011fru hi\u00e7 durmamacas\u0131na \u00e7atallan\u0131yor. Bunlardan birinde ben sizin d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131z\u0131m.<br \/>***<\/p>\n<p>Victoria Ocampo&#8217;ya<\/p>\n<p>Liddell Hart&#8217;\u0131n Birinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 Tarihi&#8217; nin 22. sayfas\u0131nda, 24 Temmuz 1916 g\u00fcn\u00fc on \u00fc\u00e7 \u0130ngiliz t\u00fcmeni taraf\u0131ndan -1400 top\u00e7u deste\u011finde- Serre Montauban hatt\u0131na kar\u015f\u0131 giri\u015filmesi gereken sald\u0131r\u0131n\u0131n 29&#8217;u sabah\u0131na ertelendi\u011fini okuyacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>&#8220;Hi\u00e7 ku\u015fku yok ki, bu \u00f6nemsiz gecikmeye sa\u011fanak halinde ya\u011fan ya\u011fmurlar neden olmu\u015ftur&#8221; diyor Y\u00fczba\u015f\u0131 Liddell Hart.<\/p>\n<p>Tsingtao&#8217;daki Hochschule&#8217;nin eski \u0130ngilizce profes\u00f6rlerinden Dr. Yu Tsun taraf\u0131ndan yazd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, g\u00f6zden ge\u00e7irilmi\u015f ve imzalanm\u0131\u015f a\u015fa\u011f\u0131daki sayfalar, olaya hi\u00e7 beklenmedik bir a\u00e7\u0131kl\u0131k kazand\u0131rmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Belgenin ilk sayfas\u0131 kay\u0131pt\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;&#8230;ve ahizeyi yerine koydum. Hemen ard\u0131ndan telefonda Almanca kar\u015f\u0131l\u0131k veren sesi tan\u0131d\u0131m. Y\u00fczba\u015f\u0131 Richard Madden&#8217;in sesiydi bu. Madden&#8217;in Viktor Runeberg&#8217;in apartman kat\u0131nda olmas\u0131 dertlerimizin ve ayn\u0131 zamanda -ama bana daha az \u00f6nemli geliyordu ya da \u00f6yle gelmeliydi- onunla benim ya\u015fam\u0131m\u0131z\u0131n da sonu demekti.<br \/>Runeberg ya tutuklanm\u0131\u015f ya da \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olmal\u0131yd\u0131.(1)<\/p>\n<p>(1)Dipnot: \u0130\u011fren\u00e7 ve tuhaf bir varsay\u0131m. Prusyal\u0131 casus Hans Rabener, n\u00e2m-\u0131 di\u011fer Viktor Runeberg, otomati\u011fini \u00e7ekti\u011fi gibi tutuklama emrini getiren Y\u00fczba\u015f\u0131 Richard Madden&#8217;e sald\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Madden ise kendini savunmak \u00fczere Runeberg&#8217;i \u00f6ld\u00fcr\u00fcc\u00fc bi\u00e7imde yaralam\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>O g\u00fcn g\u00fcne\u015f batmadan ben de ayn\u0131 kaderi payla\u015facakt\u0131m. Madden, son derece ac\u0131mas\u0131zd\u0131. Ya da belki \u00f6yle olmak zorundayd\u0131. \u0130ngiltere&#8217;nin hizmetinde bir \u0130rlandal\u0131&#8217;n\u0131n, gev\u015feklik ve hatt\u00e2 ihanetle su\u00e7lanan bir adam olarak b\u00f6yle mucizev\u00ee bir f\u0131rsata d\u00f6rt elle sar\u0131l\u0131p, duac\u0131 olmas\u0131 do\u011fal de\u011fil miydi? Alman Reich&#8217;\u0131n iki casusunun ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131, tutuklanmas\u0131 ve hatt\u00e2 belki de \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeleri&#8230;<\/p>\n<p>Odama \u00e7\u0131kt\u0131m; nedendir bilmem, kap\u0131y\u0131 kilitledim ve kendimi s\u0131rt\u00fcst\u00fc dar demir karyolama att\u0131m. Pencereden tan\u0131d\u0131k damlar\u0131 ve bulutlar\u0131n g\u00f6lgeledi\u011fi saat alt\u0131 g\u00fcne\u015fini g\u00f6rd\u00fcm. Bu her t\u00fcrl\u00fc belirti ve simgeden yoksun g\u00fcn\u00fcn, aman vermez \u00f6l\u00fcm\u00fcn yakama yap\u0131\u015faca\u011f\u0131 g\u00fcn olmas\u0131, bana inan\u0131lmaz bir \u015fey gibi geliyordu. \u00d6lm\u00fc\u015f babama, Hai Feng&#8217;in simetrik bah\u00e7esinde ge\u00e7en \u00e7ocuklu\u011fuma kar\u015f\u0131n -\u015fimdi?- \u00f6l\u00fcp gidecek miydim? Sonra, insano\u011flunun ba\u015f\u0131na gelen her \u015feyin, tam ama tastamam \u015fimdi&#8217;de ge\u00e7ti\u011fini hat\u0131rlad\u0131m. Y\u00fczy\u0131llar ge\u00e7iyor ve yaln\u0131zca \u015fimdiki zaman&#8217;da oluyor her \u015fey; havada, yerin ve denizin \u00fczerinde say\u0131s\u0131z insan var, ama ger\u00e7ekte, olup biten her olay bana oluyor&#8230;<\/p>\n<p>Madden&#8217;in beygir surat\u0131n\u0131 y\u00fcre\u011fim daralarak hat\u0131rlay\u0131nca bu dal\u0131p gitmelerim yar\u0131da kald\u0131. Duydu\u011fum nefretle deh\u015fetin ortas\u0131nda (ho\u015f, Richard Madden&#8217;e hayat\u0131m\u0131n oyununu oynad\u0131\u011f\u0131ma, boynum art\u0131k dara\u011fac\u0131n\u0131n ilmi\u011fini hasretle bekledi\u011fine g\u00f6re, deh\u015fetten s\u00f6zetmenin de anlam\u0131 yok ya) o ate\u015fli ve ku\u015fkusuz \u015fu anda mutlu Sava\u015f\u00e7\u0131&#8217;n\u0131n, B\u00fcy\u00fck S\u0131rr\u0131n bende oldu\u011funu bilmedi\u011fi geldi akl\u0131ma; Amre \u0131rma\u011f\u0131 \u00fczerindeki yeni \u0130ngiliz top\u00e7u cephaneli\u011finin bulundu\u011fu yerin ad\u0131!<\/p>\n<p>Bir ku\u015f, k\u00fclrengi g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne \u00e7izgi \u00e7ekerek ge\u00e7ti, ben de onu zihnimde do\u011fruca bir u\u00e7a\u011fa, u\u00e7a\u011f\u0131 da (Frans\u0131z g\u00f6\u011f\u00fc \u00fczerinde) dikine bombalarla cephaneli\u011fi yokeden say\u0131s\u0131z Frans\u0131z u\u00e7aklar\u0131ndan birine \u00e7evirdim. Bir kur\u015funla parampar\u00e7a olmadan \u00f6nce a\u011fz\u0131m o gizli yerin ad\u0131n\u0131 ta Almanya&#8217;dan duyulacak bi\u00e7imde hayk\u0131rabilse&#8230;<\/p>\n<p>\u0130nsan bedenindeki ses yetersizdi. Nas\u0131l yapmal\u0131 da, o ad\u0131 \u015eefin kula\u011f\u0131na ula\u015ft\u0131rmal\u0131yd\u0131m? Ben ve Runeberg<br \/>hakk\u0131nda, ikimizin de Staffordshire&#8217;de bulundu\u011fundan ba\u015fka bir \u015fey bilmeyen ve Berlin&#8217;deki \u00e7\u0131plak duvarl\u0131 b\u00fcrosunda sonsuza dek gazeteleri g\u00f6zden ge\u00e7irerek bo\u015fubo\u015funa raporumuzu bekleyen o hasta, o nefret edilesi adam\u0131n kula\u011f\u0131na?.. Y\u00fcksek sesle: ka\u00e7mal\u0131y\u0131m, dedim. Sanki Madden \u015fimdi pusuda bekliyormu\u015f gibi, hi\u00e7 g\u00fcr\u00fclt\u00fc \u00e7\u0131karmadan, sessiz hareket etme konusunda gereksiz bir \u00f6zen g\u00f6stererek yerimden do\u011fruldum. Bir \u015fey -belki de yaln\u0131zca, ba\u015fvurabilece\u011fim hi\u00e7bir \u00e7are olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 apa\u00e7\u0131k g\u00f6rmenin bo\u015funa tel\u00e2\u015f\u0131- beni ceplerimi yoklamaya y\u00f6neltti. Bulaca\u011f\u0131m\u0131 bildi\u011fim \u015feyleri buldum. Amerikan i\u015fi cep saati, nikel zinciri,. d\u00f6rtk\u00f6\u015fe demir para, \u00fczerinde Runeberg&#8217;in dairesinin i\u015fe yaramaz -ama su\u00e7 niteli\u011fi ta\u015f\u0131yan&#8211;anahtarlar\u0131 bulunan anahtarl\u0131k, not defteri, hemen yoketmeye karar verdi\u011fim (ama etmedi\u011fim) bir mektup, bir crown, iki \u015filin ve birka\u00e7 pen\u00e7e, mavi &#8211; k\u0131rm\u0131z\u0131 yazan kalem, mendil, tek kur\u015funlu tabanca. Nedendir bilmem, tabancay\u0131 tutup, cesaret versin diye elimde \u015f\u00f6yle bir tartt\u0131m.<\/p>\n<p>Tabanca sesinin \u00e7ok uzaklardan duyulabilece\u011fini ge\u00e7irdim akl\u0131mdan. On dakika i\u00e7inde plan\u0131m haz\u0131rd\u0131. Mesaj\u0131 ula\u015ft\u0131rabilecek tek ki\u015finin ad\u0131 telefon rehberinde yaz\u0131l\u0131yd\u0131; trenle yar\u0131m saat \u00e7eken Fenton&#8217;\u0131n bir banliy\u00f6s\u00fcnde oturuyordu.<\/p>\n<p>Korkak bir adam\u0131m ben. Bunu \u015fimdi, tehlikeli oldu\u011funu kimsenin yads\u0131yamayaca\u011f\u0131 bir plan\u0131 sona erdirdikten sonra s\u00f6yl\u00fcyorum. Biliyorum, yerine getirilmesi korkun\u00e7 oldu. Almanya i\u00e7in yapmad\u0131m, hay\u0131r. Bana casus olma al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131n\u0131 y\u00fckleyen o barbar \u00fclkeye hi\u00e7bir sevgi beslemiyorum. Ayr\u0131ca, \u0130ngiltere&#8217;de benim i\u00e7in Goethe&#8217;den daha az b\u00fcy\u00fck olmayan bir adam -al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fc bir adam- tan\u0131d\u0131m. Onunla bir saat bile konu\u015fmad\u0131m, ama o bir saat i\u00e7inde Goethe&#8217;ydi o&#8230;<\/p>\n<p>\u015eefin benim \u0131rk\u0131mdan insanlardan -benim kimli\u011fimde eriyip birbirine kar\u0131\u015fan say\u0131s\u0131z atalar\u0131mdan- biraz \u00fcrkt\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc sezdi\u011fim i\u00e7in yerine getirdim plan\u0131m\u0131. Sar\u0131 derili bir adam\u0131n ordular\u0131n\u0131 kurtarabilece\u011fini kan\u0131tlamak istedim ona. Hem Y\u00fczba\u015f\u0131 Madden&#8217;den da ka\u00e7mam gerekiyordu. Yumruklar\u0131 her an kap\u0131ma inebilir, sesi her an kap\u0131ma dayanabilirdi. Gene g\u00fcr\u00fclt\u00fc etmeden giyindim, bir aynada vedala\u015ft\u0131m kendi kendimle, merdivenlerden a\u015fa\u011f\u0131 indim, sakin soka\u011f\u0131 kola\u00e7an ettim ve d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131m. \u0130stasyon, evimden uzak de\u011fildi, ama bir taksiye binmenin daha ak\u0131ll\u0131ca olaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm. B\u00f6ylelikle tan\u0131nma tehlikesinin daha azalaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledim kendi kendime; i\u015fin do\u011frusu \u015fu ki, \u0131ss\u0131z sokakta kendimi \u00e7ok daha g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde, \u00e7ok daha tehlikede hissediyordum.<\/p>\n<p>Taksi \u015fof\u00f6r\u00fcne ana giri\u015f kap\u0131s\u0131n\u0131n biraz uza\u011f\u0131nda durmas\u0131n\u0131 s\u00f6yledi\u011fimi hat\u0131rl\u0131yorum. \u00d6zellikle, son derece a\u011f\u0131r hareketlerle indim taksiden; Ashgrove k\u00f6y\u00fcne gidiyordum, ama daha uzak bir istasyona bilet ald\u0131m. Tren birka\u00e7 dakika i\u00e7inde, tam sekiz ellide hareket edecekti.<\/p>\n<p>Ko\u015ftum; bunu ka\u00e7\u0131r\u0131rsam bir sonraki tren ta dokuz bu\u00e7uktayd\u0131. Platformda kimsecikler yoktu. Ardarda vagonlardan ge\u00e7tim; birka\u00e7 \u00e7ift\u00e7i, yas elbiseleri i\u00e7inde bir kad\u0131n, b\u00fcy\u00fck bir ilgiyle Tacitus Tarihi&#8217;ni okuyan gen\u00e7 bir \u00e7ocuk, yaral\u0131 ama mutlu bir asker g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc hat\u0131rl\u0131yorum. Sonunda vagonlar \u00f6ne do\u011fru bir sars\u0131ld\u0131. Bir adam bo\u015fubo\u015funa platformun sonuna kadar ko\u015ftu; onu tan\u0131d\u0131m. Y\u00fczba\u015f\u0131 Richard Madden&#8217;di bu. Akl\u0131m<br \/>ba\u015f\u0131mdan gitmi\u015fti, tir tir titreyerek oturdu\u011fum koltu\u011fun bir k\u00f6\u015fesine, lanet olas\u0131 pencerenin iyice uza\u011f\u0131na b\u00fcz\u00fcld\u00fcm.<\/p>\n<p>Bu m\u00fcthi\u015f korku giderek rezilce bir mutlulu\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc. D\u00fcellonun art\u0131k ba\u015flam\u0131\u015f oldu\u011funu ve k\u0131rk dakika i\u00e7in de olsa, talihin yard\u0131m\u0131yla da olsa, kar\u015f\u0131mdakinin sald\u0131r\u0131s\u0131n\u0131 bo\u015fa \u00e7\u0131kararak ilk hamleyi kazand\u0131\u011f\u0131m\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm.<\/p>\n<p>Zaferlerin bu en s\u0131radan\u0131n\u0131n mutlak bir zaferin habercisi oldu\u011funu s\u00f6yledim kendi kendime; i\u00e7imde hissetti\u011fim korkak\u00e7a mutlulu\u011fun, ser\u00fcveni ba\u015far\u0131yla sonu\u00e7land\u0131rabilecek bir adam oldu\u011fumu kan\u0131tlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledim (bu \u00f6ncekinden daha az yalan de\u011fildi). Bu zaaftan, beni hi\u00e7 yar\u0131yolda b\u0131rakmayan bir g\u00fc\u00e7 ald\u0131m. \u0130nsano\u011flunun g\u00fcnden g\u00fcne daha b\u00fcy\u00fck ac\u0131mas\u0131zl\u0131klara giri\u015fece\u011fini seziyorum; yak\u0131nda sava\u015f\u00e7\u0131larla haydut \u00e7etelerinden ba\u015fka bir \u015fey kalmayacak; onlara bir \u00f6\u011f\u00fcd\u00fcm var: Korkun\u00e7 bir i\u015fe kalk\u0131\u015fan ki\u015fi bunu \u00e7oktan tamamlay\u0131p bitirmi\u015f oldu\u011funu d\u00fc\u015flemeli, ge\u00e7mi\u015f kadar geriye d\u00f6nd\u00fcr\u00fclemeyecek bir gelecek oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesini kendine kabul ettirmeli. Bir \u00f6l\u00fcn\u00fcn g\u00f6zleriyle, belki de ya\u015fam\u0131n\u0131n son g\u00fcn\u00fc olacak o g\u00fcn\u00fcn biti\u015fini, gecenin \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc seyrederken bunlar\u0131 ge\u00e7iriyordum akl\u0131mdan.<\/p>\n<p>Tren di\u015fbudak a\u011fa\u00e7lar\u0131n\u0131n aras\u0131ndan yava\u015f\u00e7a ilerliyordu. Durdu, neredeyse tarlalar\u0131n ortas\u0131ndayd\u0131k. Kimse istasyonun ad\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131rmad\u0131.<\/p>\n<p>&#8220;Ashgrove mu?&#8221; diye sordum platformdaki o\u011flanlara. &#8220;Ashgrove,&#8221; dediler. \u0130ndim.<\/p>\n<p>Platformu bir l\u00e2mba ayd\u0131nlat\u0131yordu, ama o\u011flanlar\u0131n y\u00fczleri karanl\u0131ktayd\u0131. Biri ona, &#8220;Dr. Stephan Albert&#8217;in evine mi gidiyorsunuz?&#8221; diye sordu.<\/p>\n<p>Bir ba\u015fkas\u0131, cevab\u0131m\u0131 beklemeden, &#8220;Ev buradan \u00e7ok uzaktad\u0131r, ama \u015fu soldaki yoldan gider; her d\u00f6rtyol a\u011fz\u0131nda bir sola saparsan\u0131z kaybolmazs\u0131n\u0131z,&#8221; dedi.<\/p>\n<p>Onlara bir metelik (sonuncusunu) f\u0131rlatt\u0131m, iki \u00fc\u00e7 basamakl\u0131 ta\u015f merdivenden indim ve \u0131ss\u0131z yoldan y\u00fcr\u00fcmeye koyuldum.<\/p>\n<p>Yol, hafif bir e\u011fimle yoku\u015f a\u015fa\u011f\u0131 gidiyordu. Toprak bir k\u00f6y yoluydu; ba\u015f\u0131m\u0131n \u00fczerindeki dallar i\u00e7ice girmi\u015fti; al\u00e7ak dolunay bana e\u015flik eder gibiydi. Bir an, Richard Madden&#8217;in bir bi\u00e7imde umars\u0131z plan\u0131m\u0131 ke\u015ffetti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesine kap\u0131ld\u0131m. Sonra hemen ard\u0131ndan bunun imk\u00e2ns\u0131z oldu\u011funu anlad\u0131m. Hep sola sapmam konusunda s\u00f6ylenenlerin kimi labirentlerin merkez noktas\u0131na varmak i\u00e7in ba\u015fvurulan, \u00e7ok bilinen bir y\u00f6ntem oldu\u011funu hat\u0131rlad\u0131m.<\/p>\n<p>Labirentlerden anlar\u0131m biraz; Yunnan valisi olan ve hem Hung Lu Meng&#8217;den bile daha \u00e7ok ki\u015fili bir roman yazmak, hem de her i\u00e7ine girenin kaybolaca\u011f\u0131 bir labirent kurmak u\u011fruna yery\u00fcz\u00fcndeki b\u00fct\u00fcn yetkilerinden vazge\u00e7en Ts&#8217;ui Pen&#8217; in torunu olmam bo\u015funa de\u011fil. B\u00fcy\u00fckbabam, bu \u00e7ok farkl\u0131 u\u011fra\u015flara on \u00fc\u00e7 y\u0131l\u0131n\u0131 vermi\u015f, ama sonunda bir yabanc\u0131 taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>Roman\u0131 b\u00f6l\u00fckp\u00f6r\u00e7\u00fckt\u00fc, labirentiyse hi\u00e7 kimse bulamam\u0131\u015ft\u0131. \u0130ngiltere&#8217;nin a\u011fa\u00e7lar\u0131 alt\u0131nda y\u00fcr\u00fcrken o kay\u0131p labirenti d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm. G\u00f6zlerden uzak bir da\u011f doru\u011funda el de\u011fmemi\u015f ve kusursuz bi\u00e7imiyle g\u00f6z\u00fcm\u00fcn \u00f6n\u00fcne getirdim onu; pirin\u00e7 tarlalar\u0131yla yery\u00fcz\u00fcnden silindi\u011fini, sular alt\u0131nda kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6z\u00fcm\u00fcn \u00f6n\u00fcne getirdim; sonsuz bir labirentti, sekizgen tarhlar ve i\u00e7ice ge\u00e7mi\u015f, ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 noktaya d\u00f6nen yollardan de\u011fil, \u0131rmaklar, iller ve krall\u0131klardan kurulmu\u015f sonsuz bi\u00e7imiyle canlan\u0131yordu g\u00f6z\u00fcm\u00fcn \u00f6n\u00fcnde&#8230;<\/p>\n<p>Bir labirentler labirentiydi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm; ge\u00e7mi\u015fle gelece\u011fi ku\u015fatacak ve bir yolunu bulup y\u0131ld\u0131zlar\u0131 da i\u00e7ine alarak y\u0131lan gibi k\u0131vr\u0131la k\u0131vr\u0131la d\u00fcnya y\u00fcz\u00fcne yay\u0131lacak bir labirent. Bu aldat\u0131c\u0131 imgelere kap\u0131l\u0131p kaderimin ka\u00e7akl\u0131k oldu\u011funu unuttum. Belirsiz bir zaman dilimi i\u00e7inde d\u00fcnyay\u0131 soyut bi\u00e7imiyle alg\u0131layan bir varl\u0131k oldu\u011fumu sanm\u0131\u015ft\u0131m.<\/p>\n<p>Her t\u00fcrl\u00fc yorgunluk olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131ran ini\u015fli yol kadar, sanki usul usul soluk al\u0131p veren k\u0131rlar, g\u00f6ky\u00fcz\u00fcndeki ay, g\u00fcn\u00fcn son \u0131\u015f\u0131klar\u0131 da etkilemi\u015fti beni. G\u00fcn\u00fcn \u00f6\u011fleden sonras\u0131 sanki dost, sanki sonsuzdu. Yol iniyor, iniyor ve art\u0131k birbirine kar\u0131\u015fan \u00e7ay\u0131rl\u0131klar aras\u0131nda \u00e7atallan\u0131yordu. O an farkettim; r\u00fczg\u00e2r\u0131n esti\u011fi y\u00f6ne g\u00f6re yakla\u015f\u0131p uzakla\u015fan, s\u0131k yapraklarla aradaki uzakl\u0131\u011f\u0131n hafifletti\u011fi tiz, neredeyse g\u00fcm\u00fc\u015fs\u00fc t\u0131n\u0131lar ta\u015f\u0131yan bir m\u00fczik geliyordu ileriden. \u0130nsan\u0131n \u00f6teki insanlar\u0131n ya\u015famlar\u0131n\u0131n belli anlar\u0131nda onlar\u0131n d\u00fc\u015fman\u0131 olabilece\u011fini, ama bir \u00fclkenin d\u00fc\u015fman\u0131 olamayaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm o an; ate\u015fb\u00f6ceklerinin, s\u00f6zc\u00fcklerin, bah\u00e7elerin, akarsular\u0131n, g\u00fcnbat\u0131mlar\u0131mn d\u00fc\u015fman\u0131 olamayaca\u011f\u0131n\u0131&#8230;<\/p>\n<p>Bunlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek, y\u00fcksek, pasl\u0131 bir bah\u00e7e kap\u0131s\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne gelmi\u015ftim. Demir parmakl\u0131klar\u0131n aras\u0131ndan bir kavak korusuyla bir k\u00f6\u015fk se\u00e7iliyordu. Ans\u0131z\u0131n, birincisi \u00f6nemsiz, ikincisiyse neredeyse inan\u0131lmaz iki \u015feyin fark\u0131na vard\u0131m.<\/p>\n<p>M\u00fczik k\u00f6\u015fkten geliyordu ve \u00c7in m\u00fczi\u011fiydi. Demek ki bu y\u00fczden hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmeden, hemen benimseyivermi\u015ftim m\u00fczi\u011fi&#8230; Zil ya da \u00e7\u0131ng\u0131rak var m\u0131yd\u0131, yoksa elimle kap\u0131ya vurup seslendim mi, hat\u0131rlam\u0131yorum. M\u00fczi\u011fin \u015f\u0131ng\u0131rt\u0131lar\u0131 s\u00fcr\u00fcp gidiyordu.<\/p>\n<p>Evin i\u00e7inden, gerilerden bir l\u00e2mba yakla\u015ft\u0131; a\u011fa\u00e7lar\u0131n bazan \u00e7izgiledi\u011fi, bazan \u00f6rt\u00fcp karartt\u0131\u011f\u0131 bir l\u00e2mba, davul bi\u00e7imli ve ay renginde k\u00e2\u011f\u0131ttan bir l\u00e2mba. Uzun boylu bir adam\u0131n elindeydi. I\u015f\u0131k g\u00f6z\u00fcm\u00fc ald\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in y\u00fcz\u00fcn\u00fc g\u00f6remedim.<\/p>\n<p>Kap\u0131y\u0131 a\u00e7t\u0131 ve ana dilimde tane tane: &#8220;G\u00f6r\u00fcyorum ki y\u00fcce g\u00f6n\u00fcll\u00fc Hsi Peng yaln\u0131zl\u0131\u011f\u0131m\u0131 payla\u015fmaya kararl\u0131. Bah\u00e7eyi g\u00f6rmek istiyorsunuz herhalde?&#8221; dedi.<\/p>\n<p>El\u00e7ilerimizden birinin ad\u0131 olan bu ad\u0131 tan\u0131d\u0131m ve \u015fa\u015f\u0131rarak, &#8220;Bah\u00e7e mi?&#8221; dedim.<\/p>\n<p>&#8220;Yollar\u0131 \u00e7atallanan bah\u00e7e.&#8221;<\/p>\n<p>Belle\u011fimde bir \u015feyler canland\u0131 ve nas\u0131l oldu bilmiyorum, hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmeden, &#8220;Atam Ts&#8217;ui Pen&#8217;in bah\u00e7esi,&#8221; dedim.<\/p>\n<p>&#8220;Atan\u0131z demek ki? \u015eanl\u0131 atan\u0131z&#8230; Girin i\u00e7eri ye.&#8221;<\/p>\n<p>Islak patika, \u00e7ocuklu\u011fumda gezdi\u011fim patikalar gibi zikzaklar \u00e7iziyordu. Do\u011fu&#8217;dan ve Bat\u0131&#8217;dan gelme kitaplarla dolu bir k\u00fct\u00fcphaneye girdik.<\/p>\n<p>&#8216;I\u015f\u0131kl\u0131&#8217; Hanedan\u0131n \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc h\u00fck\u00fcmdar\u0131 taraf\u0131ndan bask\u0131ya haz\u0131rlanan, ama hi\u00e7bir zaman bas\u0131lmayan Yitik Ansiklopedi&#8217;nin sar\u0131 ipekle ciltlenmi\u015f s\u0131ra s\u0131ra ciltlerini hemen tan\u0131d\u0131m. Gramofonun tablas\u0131nda d\u00f6nen pla\u011f\u0131n yan\u0131nda tun\u00e7tan bir anka ku\u015fu vard\u0131. Ayr\u0131ca famille rose \u00fcsl\u00fbbunda bir vazo ve ustalar\u0131m\u0131z\u0131n Acem \u00e7\u00f6mlek\u00e7ilerinden \u00f6rnek ald\u0131klar\u0131 mavi renkte, y\u00fczy\u0131llar \u00f6ncesinden kalma bir ba\u015fka vazo daha hat\u0131rl\u0131yorum&#8230;<\/p>\n<p>Stephan Albert beni g\u00fcl\u00fcmseyerek seyrediyordu. Dedi\u011fim gibi, \u00e7ok uzun boylu, y\u00fcz \u00e7izgileri sert, gri sakall\u0131 bir adamd\u0131. &#8216;Sinolog olmay\u0131 akl\u0131ma koymadan \u00f6nce&#8217;, T\u0131yen\u015fan&#8217;da misyonerlik yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledi bana.<\/p>\n<p>Oturduk. Ben uzun al\u00e7ak bir divana oturdum, o da pencereye, b\u00fcy\u00fck, yuvarlak bir saate s\u0131rt\u0131n\u0131 verecek bi\u00e7imde oturdu. Pe\u015fimdekinin, Richard Madden&#8217;in buraya bir saatten \u00f6nce varamayaca\u011f\u0131n\u0131 hesaplad\u0131m kafamda.<br \/>D\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc olmayan karar\u0131m hen\u00fcz bekleyebilirdi.<\/p>\n<p>&#8220;\u015eu Ts&#8217;ui Pen&#8217;inki de \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir talih,&#8221; dedi Stephen Albert.<\/p>\n<p>&#8220;Yerlisi oldu\u011fu ilin valisi, astronomi ve astroloji bilgini, yorulmak bilmez din kitaplar\u0131 yorumcusu, satran\u00e7 oyuncusu, \u00fcnl\u00fc \u015fair ve hat ustas\u0131 -b\u00fct\u00fcn bunlardan bir kitap ve labirent kurmak u\u011fruna vazge\u00e7mi\u015f. Hem de zorbal\u0131\u011f\u0131n, hem de adalet da\u011f\u0131tman\u0131n, yata\u011f\u0131ndaki cariyelerin, \u015f\u00f6lenlerin, hatt\u00e2 engin bilgisinin zevklerinden bile el etek \u00e7ekmi\u015f- hepsi de kendini on \u00fc\u00e7 y\u0131l Duru Yaln\u0131zl\u0131\u011f\u0131n K\u00f6\u015fk\u00fc&#8217;ne kapamak i\u00e7in. \u00d6ld\u00fc\u011f\u00fcnde, miras\u00e7\u0131lar\u0131 karmakar\u0131\u015f\u0131k elyazmalar\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey bulamam\u0131\u015flar. Belki biliyorsunuzdur, ailesi bunlar\u0131 ate\u015fe atmak istemi\u015f; ama vasiyetnameyi yerine getirmekle y\u00fck\u00fcml\u00fc olan ki\u015fi -Tao&#8217;cu ya da Buda&#8217;c\u0131 bir ke\u015fi\u015f- bas\u0131lmalar\u0131 gerekti\u011finde diretmi\u015f.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Biz Ts&#8217;ui Pen&#8217;in soyundan gelenler,&#8221; diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdim, &#8220;o ke\u015fi\u015fi h\u00e2l\u00e2 lanetle an\u0131yoruz. Bunlar\u0131n bas\u0131lmas\u0131nda hi\u00e7bir anlam yoktu. Kitap kar\u015f\u0131tl\u0131klar i\u00e7inde bir taslaklar y\u0131\u011f\u0131n\u0131. Bir kere g\u00f6zden ge\u00e7irmi\u015ftim; kahraman, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc b\u00f6l\u00fcmde \u00f6l\u00fcyor, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc b\u00f6l\u00fcmde canl\u0131. Ts&#8217;ui Pen&#8217;in \u00f6teki giri\u015fimine, labirente gelince&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;\u0130\u015fte Ts&#8217;ui Pen&#8217;in labirenti,&#8221; dedi Stephan Albert y\u00fcksek, lake boyal\u0131 bir yaz\u0131 masas\u0131n\u0131n \u00fczerini i\u015faret ederek.<\/p>\n<p>&#8220;Fildi\u015finden bir labirent!&#8221; diye ba\u011f\u0131rd\u0131m. &#8220;M\u00fcmk\u00fcn olan en k\u00fc\u00e7\u00fck labirent, \u00f6yle mi?&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Simgelerden kurulu bir labirent,&#8221; diye d\u00fczeltti.<\/p>\n<p>&#8220;G\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnmez bir zaman labirenti. Bu s\u0131rr\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc bana, barbar bir \u0130ngiliz&#8217;e l\u00e2y\u0131k g\u00f6r\u00fcld\u00fc. Aradan y\u00fczy\u0131ldan uzun bir s\u00fcre ge\u00e7ti\u011fi i\u00e7in ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 yerli yerine oturtmak imk\u00e2ns\u0131z; ama olup biteni kestirmek zor de\u011fil. Ts&#8217;ui Pen birdenbire, kitab\u0131 yazmaktan vazge\u00e7iyorum demi\u015f olmal\u0131. Ba\u015fka bir keresinde de; bir labirent kurmaktan vazge\u00e7iyorum demi\u015ftir. Herkes bunlar\u0131n iki ayr\u0131 eser oldu\u011funu san\u0131yordu; kitapla labirentin tek ve ayn\u0131 \u015fey oldu\u011fu hi\u00e7 kimsenin akl\u0131na gelmemi\u015f.<\/p>\n<p>Duru Yaln\u0131zl\u0131\u011f\u0131n K\u00f6\u015fk\u00fc, belki de yollar\u0131 son derece karma\u015f\u0131k bir bah\u00e7enin tam ortas\u0131nda duruyordu; bu durum miras\u00e7\u0131lara ger\u00e7ek bir labirentin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrm\u00fc\u015f olabilir. Ts&#8217;ui Pen \u00f6ld\u00fc; sahibi oldu\u011fu o u\u00e7suz bucaks\u0131z topraklarda ya\u015fayan hi\u00e7 kimse bir labirente rastlamad\u0131; romandaki kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131klar\u0131n bana labirentin roman\u0131n kendisi oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrd\u00fc. \u0130ki ipucu meselenin do\u011fru \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn\u00fc buldurdu bana.<\/p>\n<p>Biri: Ts&#8217;ui Pen&#8217;in ger\u00e7ek anlam\u0131yla sonsuz bir labirent yarataca\u011f\u0131 yolundaki garip s\u00f6ylenti. \u00d6tekisi: ele ge\u00e7irdi\u011fim bir mektubun par\u00e7as\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>Albert aya\u011fa kalkt\u0131, bir an s\u0131rt\u0131n\u0131 d\u00f6nd\u00fc; siyah ve alt\u0131n renkli yaz\u0131 masas\u0131n\u0131n \u00e7ekmecesini a\u00e7t\u0131. Benden yana d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcnde elinde bir zamanlar k\u0131z\u0131l renkli olan, ama art\u0131k pembeye d\u00f6nm\u00fc\u015f, tekrar tekrar katlan\u0131p a\u00e7\u0131lmaktan zar gibi incelmi\u015f bir k\u00e2\u011f\u0131t tutuyordu. Ts&#8217;ui Pen hattat olarak hakl\u0131 bir \u00fcn kazanm\u0131\u015ft\u0131.<br \/>Kendi kan\u0131mdan bir adam\u0131n minicik bir f\u0131r\u00e7ayla yazd\u0131\u011f\u0131 \u015fu s\u00f6zleri anlamadan, yutarcas\u0131na okudum:<\/p>\n<p>Yollar\u0131 \u00e7atallanan bah\u00e7emi \u00e7e\u015fitli geleceklere (hepsine de\u011fil) b\u0131rak\u0131yorum.<\/p>\n<p>Tek s\u00f6z s\u00f6ylemeden k\u00e2\u011f\u0131d\u0131 geri verdim. Albert s\u00f6zlerini s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc:<\/p>\n<p>&#8220;Bu mektubu bulmadan \u00f6nce, kendi kendime bir kitab\u0131n nas\u0131l sonsuz olabilece\u011fini sormu\u015ftum. D\u00f6n\u00fcml\u00fc, dairev\u00ee bir ciltten ba\u015fka bir \u015fey gelmedi akl\u0131ma. Son sayfas\u0131 ilk sayfayla e\u015f olan, diledi\u011fince s\u00fcr\u00fcp gitme olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 i\u00e7eren bir kitap. 1001 Gece Masallar\u0131&#8217;n\u0131n tam ortas\u0131na rastgelen o geceyi de hat\u0131rlad\u0131m; hani \u015eehrazat (elyazmasm\u0131 kaleme alan\u0131n b\u00fcy\u00fcl\u00fc bir gaflet an\u0131 sonucunda) 1001 Gece Masallar\u0131&#8217;n\u0131 ba\u015flatan masal\u0131, yani &#8216;\u015eehra-zat&#8217;\u0131n sultana masal anlatmas\u0131 masal\u0131n\u0131&#8217; kelimesi kelimesine anlatmaya ba\u015flar da b\u00f6ylece sonsuza kadar tekrar tekrar ba\u015fa d\u00f6nmeyi de g\u00f6ze alm\u0131\u015f olur ya&#8230; Sonra babadan o\u011fula ge\u00e7en, ge\u00e7erken de her bir ki\u015finin yeni bir b\u00f6l\u00fcm ekledi\u011fi, ya da atalar\u0131n\u0131n yazd\u0131\u011f\u0131 sayfalar\u0131 sofuca bir dikkatle d\u00fczeltti\u011fi Platon&#8217;cu bir metni de d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm. Bu varsay\u0131mlarla oyaland\u0131m bir s\u00fcre; ama bunlardan hi\u00e7birinin Ts&#8217;ui Pen&#8217;in kitab\u0131n\u0131n birbiriyle \u00e7eli\u015fen b\u00f6l\u00fcmleriyle uzaktan yak\u0131ndan ilgisi yoktu.<\/p>\n<p>Zihnim b\u00f6yle karma\u015f\u0131kken Oxford&#8217;dan sizin de g\u00f6zden ge\u00e7irdi\u011finiz elyazmas\u0131 geldi. O c\u00fcmle dikkatimi \u00e7ekmi\u015fti elbet: Yollar\u0131 \u00e7atallanan bah\u00e7emi \u00e7e\u015fitli geleceklere (hepsine de\u011fil) b\u0131rak\u0131yorum.<\/p>\n<p>Daha ilk bak\u0131\u015fta anlad\u0131m: &#8216;Yollar\u0131 \u00e7atallanan bah\u00e7e&#8217;, o karmakar\u0131\u015f\u0131k romand\u0131; \u00e7e\u015fitli geleceklere (hepsine de\u011fil) s\u00f6z\u00fc \u00e7atallanman\u0131n uzamda de\u011fil zamanda oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrd\u00fc. Eseri iyice bir okuyunca bu kuram\u0131m do\u011fruland\u0131. B\u00fct\u00fcn kurgusal eserlerde, ki\u015fi birden fazla se\u00e7enekle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131nda, bir tekini se\u00e7er ve \u00f6tekilerden vazge\u00e7er; Ts&#8217;ui Pen&#8217; in kurgusal eserindeyse yazar -ayn\u0131 anda- hepsini birden se\u00e7iyordu. Yazar b\u00f6ylelikle kendileri de \u00e7o\u011fal\u0131p \u00e7atallanan \u00e7ok say\u0131da gelecek, \u00e7ok say\u0131da zaman da yarat\u0131yordu. Romandaki \u00e7eli\u015fkilerin a\u00e7\u0131klamas\u0131 da bu i\u015fte.<\/p>\n<p>Diyelim ki Fang diye birinin bildi\u011fi bir s\u0131r var; bir yabanc\u0131 \u00e7al\u0131yor kap\u0131s\u0131n\u0131; Fang araya giren bu adam\u0131 \u00f6ld\u00fcrebilir, araya giren adam Fang&#8217;\u0131 \u00f6ld\u00fcrebilir, ikisi de ka\u00e7\u0131p kurtulabilir, ikisi de \u00f6lebilir falan filan. Ts&#8217;ui Pen&#8217;in eserinde akla gelebilecek b\u00fct\u00fcn \u00e7\u00f6z\u00fcmler i\u00e7erilmi\u015f; her biri de ba\u015fka \u00e7atallanmalar i\u00e7in birer \u00e7\u0131k\u0131\u015f noktas\u0131. Bazan, bu labirentin yollar\u0131 kavu\u015fur; \u00f6rne\u011fin, siz bu eve geldiniz; olas\u0131 ge\u00e7mi\u015flerden birinde d\u00fc\u015fman\u0131ms\u0131n\u0131z, bir ba\u015fkas\u0131nda dostum. D\u00fczelmek bilmeyen \u00c7incemin kusuruna bakmazsan\u0131z birka\u00e7 sayfa okuyal\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>L\u00e2mbadan gelen \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n parlak yuvarla\u011f\u0131 i\u00e7indeki y\u00fcz\u00fc, ku\u015fku yok ki bir ya\u015fl\u0131 adam y\u00fcz\u00fcyd\u00fc; ama bu y\u00fczde inat\u00e7\u0131, hatt\u00e2 \u00f6l\u00fcms\u00fcz bir \u015feyler vard\u0131. Yava\u015f\u00e7a, olanca dikkatiyle ayn\u0131 destans\u0131 b\u00f6l\u00fcm\u00fcn iki yorumunu okudu.<br \/>Birincisinde bir ordu \u0131ss\u0131z bir da\u011f\u0131n ortas\u0131ndan sava\u015fa yollan\u0131yordu; kayalarla g\u00f6lgelerin \u00fcrk\u00fcn\u00e7l\u00fc\u011f\u00fc askerlerin ya\u015famlar\u0131n\u0131 hi\u00e7e saymalar\u0131na yol a\u00e7\u0131yor ve d\u00fc\u015fman\u0131 kolayca yeniyorlard\u0131. \u0130kincisinde, ayn\u0131 ordu b\u00fcy\u00fck bir \u015f\u00f6lenin yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir saray\u0131 bir u\u00e7tan \u00f6tekine ge\u00e7iyordu; g\u00f6rkemli sava\u015f onlara e\u011flentinin devam\u0131ym\u0131\u015f gibi geliyor ve d\u00fc\u015fman\u0131 yeniyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Bu eski metinleri gereken sayg\u0131yla dinledim; belki de as\u0131l \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 olan, metinlerin kendilerinden \u00e7ok benim kan\u0131mdan biri taraf\u0131ndan yarat\u0131lm\u0131\u015f ve \u00e7etin ser\u00fcvenler sonucunda, Bat\u0131 d\u00fcnyas\u0131ndaki bir ada \u00fczerinde, uzak bir k\u0131rall\u0131\u011f\u0131n hizmetk\u00e2r\u0131 taraf\u0131ndan bana aktar\u0131l\u0131yor olmalar\u0131yd\u0131. Her iki yorumda da gizli bir buyruk gibi yinelenen \u015fu son s\u00f6zleri hat\u0131rl\u0131yorum: \u0130\u015fte b\u00f6yle d\u00f6v\u00fc\u015ft\u00fc kahramanlar; \u00f6v\u00fclesi y\u00fcrekleri huzur i\u00e7inde, k\u0131l\u0131\u00e7lar\u0131 k\u0131y\u0131c\u0131, \u00f6lmeye ve \u00f6ld\u00fcrmeye yeminliydiler.<\/p>\n<p>O andan sonra kendimde ve karanl\u0131k g\u00f6vdemin i\u00e7inde elle tutulmaz, g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclmez bir k\u0131p\u0131rda\u015fma hissettim. Birbirine ko\u015fut ilerleyip sonra ayr\u0131\u015fan, derken birbirinin i\u00e7inde eriyip giden ordular\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 de\u011filse bile, bunlar\u0131n esinledi\u011fi, anlat\u0131lmaz, \u00e7ok derin bir i\u00e7 s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131yd\u0131 bu. Stephen Albert s\u00f6zlerini s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc:<\/p>\n<p>&#8220;\u015eanl\u0131 atan\u0131z\u0131n bu \u00e7e\u015fitlemeleri bo\u015fubo\u015funa kurcalad\u0131\u011f\u0131n\u0131 sanmam. On \u00fc\u00e7 y\u0131l\u0131n\u0131 b\u0131k\u0131p usanmadan bir retorik oyunu kurmaya adamas\u0131 akla yak\u0131n gelmiyor. Sizin \u00fclkenizde roman, edebiyat\u0131n dallar\u0131ndan biridir; Ts&#8217;ui Pen son derece usta bir romanc\u0131, ama ayn\u0131 zamanda da kendini yaln\u0131zca romanc\u0131 olarak g\u00f6rmeyen bir edebiyat adam\u0131yd\u0131. \u00c7a\u011fda\u015flar\u0131n\u0131n tan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 onun metafizik ve mistik ilgileri oldu\u011funu g\u00f6steriyor. Ya\u015fam\u0131 da bunu b\u00fct\u00fcn\u00fcyle do\u011frular nitelikte. Roman\u0131n b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc felsef\u00ee tart\u0131\u015fmalarla dolu. Kar\u015f\u0131s\u0131na \u00e7\u0131kan b\u00fct\u00fcn meseleler aras\u0131nda, zaman\u0131n bir u\u00e7urumu and\u0131ran sonsuzlu\u011fu kadar kafas\u0131n\u0131 u\u011fra\u015ft\u0131ran hi\u00e7bir mesele olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliyorum. Oysa, Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e&#8217;nin sayfalar\u0131nda kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kmayan tek mesele bu. Zaman s\u00f6z\u00fcn\u00fc bile kullanm\u0131yor. Bu s\u00f6zc\u00fckten bile bile vazge\u00e7mesini nas\u0131l a\u00e7\u0131kl\u0131yorsunuz?&#8221;<\/p>\n<p>\u00c7e\u015fitli a\u00e7\u0131klamalar \u00f6nerdim -hepsi de doyurucu olmaktan uzakt\u0131.- Bunlar \u00fczerinde tart\u0131\u015ft\u0131k.<\/p>\n<p>Stepnen Albert dedi ki:<br \/>&#8220;Do\u011fru cevab\u0131 satran\u00e7 olan bir bilmecede ge\u00e7meyen tek s\u00f6zc\u00fck hangisidir?&#8221;<\/p>\n<p>Bir an d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckten sonra cevap verdim: &#8220;Satran\u00e7 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc!&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Tam \u00fcst\u00fcne bast\u0131n\u0131z,&#8221; dedi Albert. &#8220;Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e, konusu zaman olan u\u00e7suz bucaks\u0131z bir bilmece ya da mesel; bu \u00e7ok gizli nedenden \u00f6t\u00fcr\u00fc zaman s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc ge\u00e7miyor. Bir s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc hi\u00e7 kullanmamak, onun yerine yetersiz benzetmeler ve dolamba\u00e7l\u0131 anlat\u0131m yollar\u0131na ba\u015fvurmak, onu vurgulaman\u0131n belki de en etkili yoludur. \u0130m\u00e2larla yazan Ts&#8217;ui Pen&#8217;in bitip t\u00fckenmez roman\u0131n\u0131n dolamba\u00e7lar\u0131nda ye\u011flenen dolayl\u0131 y\u00f6ntem de budur i\u015fte. Y\u00fczlerce elyazmas\u0131m kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131m, yazarlar\u0131n\u0131n dikkatsizli\u011fi sonucu ortaya \u00e7\u0131kan yanl\u0131\u015flar\u0131 d\u00fczelttim, bu kaosun i\u00e7 yap\u0131s\u0131n\u0131 kestirmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131m; ilk ba\u015ftaki d\u00fczenini yeniden kurdum -evet, yeniden kurdum san\u0131yorum- eseri t\u00fcm\u00fcyle &#8216;\u00e7evirdim&#8217;; &#8216;zaman&#8217; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bir kere bile kullanmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k.<br \/>Bunun nedeni ortada; Yollan \u00c7atallanan Bah\u00e7e, Ts&#8217;ui Pen&#8217;in alg\u0131lad\u0131\u011f\u0131 bi\u00e7imiyle evrenin belki<br \/>tamam olmayan, ama do\u011fru bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcd\u00fcr.<br \/>Newton&#8217;la Schopenhauer&#8217;in tersine, atan\u0131z, bir \u00f6rnek, mutlak bir zamana inanm\u0131yordu. Sonsuz zaman dizilerine, gittik\u00e7e b\u00fcy\u00fcyen, ba\u015f d\u00f6nd\u00fcr\u00fcc\u00fc h\u0131zla birbirine kavu\u015fup ayr\u0131\u015fan ko\u015fut zamanlar\u0131n olu\u015fturdu\u011fu bir a\u011fa inan\u0131yordu. Y\u00fczy\u0131llar boyu birbirine yakla\u015fan, \u00e7atallanan, sekteye u\u011frayan ya da birbirinden habersiz zamanlardan \u00f6r\u00fclen bu a\u011f b\u00fct\u00fcn olas\u0131l\u0131klar\u0131kucaklamaktad\u0131r.<br \/>Biz bu zamanlar\u0131n bir\u00e7o\u011funda varolmay\u0131z; baz\u0131lar\u0131nda siz varolursunuz, ben olmam; \u00f6tekilerde ben varolurum, siz varolmazs\u0131n\u0131z; ba\u015fkalar\u0131nda ne siz ne de ben varolmay\u0131z. Talihin y\u00fcz\u00fcme g\u00fcl\u00fcp de sizi kar\u015f\u0131ma \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 \u015fu i\u00e7inde bulundu\u011fumuz zamanda evime geldiniz; bir ba\u015fkas\u0131nda, bah\u00e7eden ge\u00e7erken cesedimi buldunuz; gene ba\u015fka birinde, ayn\u0131 s\u00f6zleri s\u00f6yl\u00fcyorum ama, ben bir aldatmaca, bir hayaletim.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Her birinde,&#8221; dedim sesimin titremesine engel olamayarak, &#8220;size te\u015fekk\u00fcr bor\u00e7luyum ve Ts&#8217;ui Pen&#8217;in bah\u00e7esini eksiksiz bi\u00e7imde kurdu\u011funuz i\u00e7in size b\u00fcy\u00fck bir sayg\u0131 duyuyorum.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Hepsinde de\u011fil,&#8221; diye m\u0131r\u0131ldand\u0131 g\u00fcl\u00fcmseyerek. &#8220;Zaman say\u0131s\u0131z gelece\u011fe do\u011fru hi\u00e7 durmamacas\u0131na \u00e7atallan\u0131yor. Bunlardan birinde ben sizin d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131z\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>S\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fim k\u0131p\u0131rda\u015fma bir kere daha ge\u00e7ti i\u00e7imden. Evi \u00e7evreleyen nemli bah\u00e7e sonsuz say\u0131da insanla dolup ta\u015f\u0131yordu sanki. Bu ki\u015filer Albert&#8217;le bendik; ba\u015fka zaman boyutlar\u0131nda ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z t\u00fcrl\u00fc bi\u00e7imlerde gizli ve etkindik. G\u00f6zlerimi kald\u0131rd\u0131m; o zar inceli\u011finde karabasan \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fcp yok oldu. Bu sar\u0131 ve siyah bah\u00e7ede bir tek adam vard\u0131; ama bu adam bir heykel kadar sars\u0131lmazd\u0131&#8230; bu adam bah\u00e7enin yolu boyunca ilerliyordu ve Y\u00fczba\u015f\u0131 Richard Madden&#8217;di.<\/p>\n<p>&#8220;Gelecek \u015fu anda varoluyor,&#8221; kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verdim, &#8220;ama ben dostunuzum sizin. \u015eu mektubu bir kere daha g\u00f6rebilir miyim?&#8221;<\/p>\n<p>Albert aya\u011fa kalkt\u0131. Upuzun boyuyla ayakta durarak y\u00fcksek masan\u0131n \u00e7ekmecesini a\u00e7t\u0131; o an s\u0131rt\u0131 bana d\u00f6n\u00fckt\u00fc. Tabancay\u0131 do\u011frultmu\u015ftum. Olanca dikkatimle ate\u015fledim. Albert g\u0131k demeden hemen yere y\u0131k\u0131ld\u0131. Onun o an \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fcne yemin ederim &#8211; bir \u015fim\u015fek- \u00e7akm\u0131\u015ft\u0131 sanki.<\/p>\n<p>Gerisi ger\u00e7ek olmaktan uzak, \u00f6nemi de yok zaten. Madden i\u00e7eriye dald\u0131, beni tutuklad\u0131. Dara\u011fac\u0131na yollayacaklar beni. \u0130ntikam\u0131m\u0131 en pis bi\u00e7imde ald\u0131m; sald\u0131rmalar\u0131 gereken kentin gizli ad\u0131n\u0131 Berlin&#8217;e bildirdim. D\u00fcn bombalad\u0131lar; haberi, Yu Tsun adl\u0131 bir yabanc\u0131 taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fclen, \u00fcnl\u00fc Sinolog Stepnen Albert&#8217;i saran esrar perdesini t\u00fcm \u0130ngiltere&#8217;ye duyuran gazetelerde okudum. \u015eef esrar\u0131 \u00e7\u00f6zm\u00fc\u015ft\u00fc. Derdimin (sava\u015f\u0131n g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc pat\u0131rt\u0131s\u0131 aras\u0131nda) Albert adl\u0131 kente i\u015faret etmek oldu\u011funu, bunu yapmak i\u00e7in de ayn\u0131 ad\u0131 ta\u015f\u0131yan bir adam\u0131 \u00f6ld\u00fcrmekten ba\u015fka yol bulamad\u0131\u011f\u0131m\u0131 biliyordu. Say\u0131s\u0131z pi\u015fmanl\u0131klar\u0131mla b\u0131kk\u0131nl\u0131klar\u0131m\u0131 ise bilmiyor.<br \/>Hi\u00e7 kimse de bilemez zaten.<\/p>\n<p><strong>Jorge Luis Borges, Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e<\/strong><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>\u0130\u00e7inde hi\u00e7 kimse yoktu onun; y\u00fcz\u00fcn\u00fcn (o g\u00fcnlerin k\u00f6t\u00fc portrelerinde bile ba\u015fka hi\u00e7 kimseye benzemeyen y\u00fcz\u00fcn\u00fcn) ve bol bol sarf etti\u011fi akla hayale s\u0131\u011fmaz, f\u0131rt\u0131nal\u0131 s\u00f6zc\u00fcklerin ard\u0131nda yaln\u0131zca bir par\u00e7a so\u011fukluk ve ba\u015fka hi\u00e7 kimsenin g\u00f6rmedi\u011fi bir d\u00fc\u015f vard\u0131. \u00d6nceleri b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n kendisine benzedi\u011fini sand\u0131, ama i\u00e7indeki bo\u015fluktan bir arkada\u015f\u0131na s\u00f6z edecek oldu\u011funda yanl\u0131\u015f\u0131n\u0131 fark [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[115],"tags":[],"class_list":{"0":"post-4711","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-ceviri-oykuler"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"\u0130\u00e7inde hi\u00e7 kimse yoktu onun; y\u00fcz\u00fcn\u00fcn (o g\u00fcnlerin k\u00f6t\u00fc portrelerinde bile ba\u015fka hi\u00e7 kimseye benzemeyen y\u00fcz\u00fcn\u00fcn) ve bol bol sarf etti\u011fi akla hayale s\u0131\u011fmaz, f\u0131rt\u0131nal\u0131 s\u00f6zc\u00fcklerin ard\u0131nda yaln\u0131zca bir par\u00e7a so\u011fukluk ve ba\u015fka hi\u00e7 kimsenin g\u00f6rmedi\u011fi bir d\u00fc\u015f vard\u0131. \u00d6nceleri b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n kendisine benzedi\u011fini sand\u0131, ama i\u00e7indeki bo\u015fluktan bir arkada\u015f\u0131na s\u00f6z edecek oldu\u011funda yanl\u0131\u015f\u0131n\u0131 fark [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2010-10-07T08:07:19+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"28 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges\",\"datePublished\":\"2010-10-07T08:07:19+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/\"},\"wordCount\":5549,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg\",\"articleSection\":[\"\u00c7eviri \u00d6yk\u00fcler\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/\",\"name\":\"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg\",\"datePublished\":\"2010-10-07T08:07:19+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#primaryimage\",\"url\":\"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg\",\"contentUrl\":\"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg\"},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges","og_description":"\u0130\u00e7inde hi\u00e7 kimse yoktu onun; y\u00fcz\u00fcn\u00fcn (o g\u00fcnlerin k\u00f6t\u00fc portrelerinde bile ba\u015fka hi\u00e7 kimseye benzemeyen y\u00fcz\u00fcn\u00fcn) ve bol bol sarf etti\u011fi akla hayale s\u0131\u011fmaz, f\u0131rt\u0131nal\u0131 s\u00f6zc\u00fcklerin ard\u0131nda yaln\u0131zca bir par\u00e7a so\u011fukluk ve ba\u015fka hi\u00e7 kimsenin g\u00f6rmedi\u011fi bir d\u00fc\u015f vard\u0131. \u00d6nceleri b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n kendisine benzedi\u011fini sand\u0131, ama i\u00e7indeki bo\u015fluktan bir arkada\u015f\u0131na s\u00f6z edecek oldu\u011funda yanl\u0131\u015f\u0131n\u0131 fark [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2010-10-07T08:07:19+00:00","og_image":[{"url":"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"28 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges","datePublished":"2010-10-07T08:07:19+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/"},"wordCount":5549,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg","articleSection":["\u00c7eviri \u00d6yk\u00fcler"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/","name":"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg","datePublished":"2010-10-07T08:07:19+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#primaryimage","url":"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg","contentUrl":"http:\/\/4.bp.blogspot.com\/_gr41FEso034\/SRuxT9-HsfI\/AAAAAAAAYfw\/W7gCpzIbYOE\/s400\/Jorge+Luis+Borges.jpg"},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/07\/yollari-catallanan-bahce-jorge-luis-borges\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Yollar\u0131 \u00c7atallanan Bah\u00e7e | Jorge Luis Borges"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4711","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=4711"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4711\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=4711"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=4711"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=4711"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}