{"id":4741,"date":"2010-10-27T04:06:20","date_gmt":"2010-10-27T01:06:20","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/"},"modified":"2010-10-27T04:06:20","modified_gmt":"2010-10-27T01:06:20","slug":"hegemonya-etienne-de-la-boetie","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/","title":{"rendered":"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\">S\u00f6yiev\\&#8217;de, tek bir ki\u015finin, \\&#8221;bir\\&#8221;in milyonlarca insana h\u00fckmetmesi, adland\u0131ramayacak kadar do\u011faya ayk\u0131r\u0131 bir olgu ve boyun e\u011fenler a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir erdemsizlik olarak g\u00f6steriliyor. La Boetie, ilk \u00f6nce, bu durumun insanl\u0131\u011f\u0131n korkakl\u0131\u011f\u0131ndan, al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131ndan kaynaklan\u0131p kaynaklanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirlemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Yan\u0131t\u0131 olumsuzdur: iki hatta on ki\u015fi tek,bir insandan korkabilir, fakat milyonlar\u0131n s\u0131rf korktuklar\u0131ndan dolay\u0131 kulu\u011fuk\u00f6leli\u011fi benimsemeleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Korkakl\u0131\u011f\u0131n da belli bir s\u0131n\u0131r\u0131 vard\u0131r ve b\u00f6ylesine b\u00fcy\u00fck boyutlara ula\u015fmas\u0131 olanaks\u0131zd\u0131r. \u00dcstelik, tiran\u0131n her t\u00fcrl\u00fc karar\u0131na ve uygulamas\u0131na ses \u00e7\u0131karmadan katlanan insan, sava\u015fmak s\u00f6z konusu oldu\u011funda can\u0131n\u0131 vermeye varacak kadar b\u00fcy\u00fck bir y\u00fcreklilik g\u00f6steren insan\u0131n ta kendisidir28. Neden, korkakl\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re acaba insanlar\u0131n zenginlik elde etme arzusunda bulunabilir mi? En a\u00e7\u0131k ifadesini Locke\\&#8217;te bulmu\u015f olan tam bir g\u00fcvence ve rahatl\u0131k i\u00e7inde malm\u00fclk edinme u\u011fruna do\u011fal \u00f6zg\u00fcrl\u00fckten va\u015fge\u00e7ip bir siyasal iktidara ba\u011flanma g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, pek de yabana at\u0131lacak gibi de\u011fil. Fakat La Boetie, bu ekonomik a\u00e7\u0131klamay\u0131 da reddeder: \\&#8221;Sizler g\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fcn \u00f6n\u00fcnde, en g\u00fczel ve en parlak kazan\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131n g\u00f6t\u00fcr\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcne, tarlalar\u0131n\u0131z\u0131n ya\u011flanmas\u0131na, evlerinizin ve e\u015fyalar\u0131n\u0131z\u0131n \u00e7al\u0131nmas\u0131na seyirci kal\u0131yorsunuz. \u00d6yle bir ya\u015fam s\u00fcr\u00fcyorsunuz ki, hi\u00e7bir \u015feyin size ait oldu\u011funu s\u00f6yleyebilecek durumda de\u011filsiniz\\&#8221; (s. 24). Yaln\u0131z halk de\u011fil, fakat devlet mekanizmas\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitli basamaklar\u0131nda bulunup siyasal iktidar sahibine hizmet eden ki\u015filer de can ve mal g\u00fcvenli\u011finden yoksun, durlar.<\/p>\n<p>26 La Boetie, tiranlar\u0131 i\u00e7in (dolay\u0131s\u0131yla kulk\u00f6le durumlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmek i\u00e7in) seve seve canlar\u0131n\u0131 veren insanlara \u00f6rnek olarak Osmanl\u0131 Padi\u015fah\u0131\\&#8217;n\u0131n \\&#8221;kullar\u0131n\u0131\\&#8221; g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyecek kadar mant\u0131k d\u0131\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fcnen g\u00f6n\u00fcll\u00fc kulluk olgusunu var k\u0131lan, insan do\u011fas\u0131n\u0131n yozla\u015fmas\u0131d\u0131r ya da daha do\u011frusu insan\u0131n yozla\u015farak bir ikinci do\u011faya sahip olmas\u0131d\u0131r. Clastres\\&#8217;a g\u00f6re La Boetie, modern insan\u0131n, b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015f toplum insan\u0131n\u0131n antropolojisini kuran ilk ki\u015fidir ve \u00fc\u00e7 y\u00fczy\u0131l \u00f6ncesinden Marx\\&#8217;mkinden \u00e7ok Nietzsche\\&#8217;nin yozla\u015fmayla yabanc\u0131la\u015fmaya ili\u015fkin \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131na \u0131\u015f\u0131k tutmu\u015f olan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrd\u00fcr27. Evet, \u00f6zg\u00fcr olma, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc sevip kollama do\u011fald\u0131r, ancak \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn bu niteli\u011fi onun s\u00fcrgit olaca\u011f\u0131 anlam\u0131na gelmez; \u00e7\u00fcnk\u00fc \\&#8221;do\u011fal olan ne kadar iyi olursa olsun, e\u011fer onun bak\u0131m\u0131 yap\u0131lmazsa yok gider.\\&#8221; (s. 32) La Boetie\\&#8217;nin g\u00f6renekler, al\u0131\u015fkanl\u0131klar ya da e\u011fitim diye adland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 k\u00fclt\u00fcrel ve ideolojik yap\u0131, insanlar \u00fczerinde b\u00fcy\u00fck bir etkiye sahiptir ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc yads\u0131yan bir bi\u00e7im ald\u0131\u011f\u0131nda insanlar\u0131n \\&#8217;birinci do\u011falar\u0131n\u0131 yitirmelerine neden olur.<\/p>\n<p>Bu durumda ortaya \u00e7\u0131kan sorun, do\u011fas\u0131n\u0131 yitiren insan\u0131n hl insan olma niteli\u011fini koruyup koruyamad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. \u0130lk bak\u0131\u015fta, insan\u0131n \u00f6zg\u00fcr bir varl\u0131k olmamay\u0131 ye\u011fleyerek insan olmamay\u0131 se\u00e7ti\u011fi san\u0131labilir. Oysa, burada insan\u0131n yeni bir tan\u0131mlanmas\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131l\u0131yor. Do\u011fas\u0131n\u0131 yitirmi\u015f olmakla birlikte insan, bir bak\u0131ma hl \u00f6zg\u00fcrd\u00fcr; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu kez yozla\u015fmay\u0131, yabanc\u0131la\u015fmay\u0131 se\u00e7mi\u015ftir, se\u00e7imi yapan yine kendisidir. \u00d6yle g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, \\&#8221;\u00f6zg\u00fcrl\u00fck \u00f6ylesine b\u00fcy\u00fck ve \u00f6ylesine ho\u015f bir iyiliktir ki, bir kez kayboldu mu t\u00fcm k\u00f6t\u00fcl\u00fckler arka arkaya s\u0131ralan\u0131rlar\\&#8221; (s. 23) diyen La Boetie i\u00e7in yabanc\u0131la\u015fma, ilk \u00f6nce siyasald\u0131r, ekonomik yabanc\u0131la\u015fma bunun ard\u0131ndan gelir. Do\u011fas\u0131n\u0131n bozulmas\u0131 sonucunda insan\u0131n istenci de anlam de\u011fi\u015ftirir, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck yerine kullu\u011fu ama\u00e7lar. Bunun yan\u0131nda, kulluk etme al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 insanda bir \u00e7e\u015fit \u00f6zg\u00fcrl\u00fck bi\u00e7imi al\u0131r. B\u00f6ylece insan, iki ayr\u0131 (ve kar\u015f\u0131t) do\u011faya sahip olabilen tek yarat\u0131k olarak belirir. \\&#8221;E\u011fitim ve al\u0131\u015fkanl\u0131kla kazan\u0131lm\u0131\u015f her \u015fey do\u011fal oldu\u011funa\\&#8221; (s. 36) g\u00f6re siyasal iktidar ortaya \u00e7\u0131kar \u00e7\u0131kmaz birinci insan do\u011fas\u0131 yerini ikinci insan do\u011fas\u0131na b\u0131rak\u0131r ve yeni insan, yani yozla\u015f\u0131p yabanc\u0131la\u015fm\u0131\u015f insan ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f olur. \u0130nsan do\u011fas\u0131ndan yola \u00e7\u0131km\u0131\u015f olan Hobbes, y\u00fcz y\u0131l sonra buna benzer bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc siyasal kuram\u0131n\u0131 temellendirmede kullanm\u0131\u015ft\u0131r28. Fakat Hobbes, La Boetie\\&#8217;den farkl\u0131 olarak, ikinci do\u011fan\u0131n insana \u00f6zg\u00fc ger\u00e7ek do\u011fa oldu\u011funu, siyasal b\u00f6l\u00fcnmenin rasyonel bir varl\u0131k olan insan\u0131n \u00f6zg\u00fcr iradesinden kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve Hegel\\&#8217;den \u00f6nce \\&#8221;ger\u00e7\u00f6i \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\\&#8221; ancak siyasal iktidar kurumuna (Leviathan\\&#8217;a) ba\u011f\u0131ml\u0131 olmakla ger\u00e7ekle\u015febilece\u011fini lieri s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Oysa, S\u00f6ylev\\&#8217;de kulluk do\u011fas\u0131, her ne kadar insan taraf\u0131ndan bir \u00e7e\u015fit \u00f6zg\u00fcrl\u00fck bi\u00e7iminde alg\u0131lanm\u0131\u015f olsa da, ger\u00e7ek bir \u00f6zg\u00fcr se\u00e7imin sonucu de\u011fildir; daha \u00f6nceden belirmi\u015f olan siyasal iktidar, ki\u015fileri \u00e7e\u015fitli y\u00f6ntemlerle yozla\u015fmaya, bir ba\u015fka deyi\u015fle kullu\u011fu arzulay\u0131p se\u00e7meye ko\u015fulland\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>28 Thomas HOBBES\\&#8217;a g\u00f6re do\u011fa durumundan toplum durumuna ge\u00e7ilirken insan da de\u011fi\u015fir, daha do\u011frusu bu ge\u00e7i\u015fin olabilmesi i\u00e7in ilk \u00f6nce insan kendi do\u011fas\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir; fakat bu bir yozla\u015fma de\u011fil, tam tersine ger\u00e7ek insan\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bununla ilgili olarak s\u00f6z\u00fc bir HOBBES uzman\u0131na b\u0131rakal\u0131m: \\&#8221;Do\u011fru \u00f6nermelerle desteklenmi\u015f ve s\u00f6zc\u00fcklerin s\u00f6ylem \u015feklinde birle\u015fmelerinden olu\u015fmu\u015f rasyonel teleolojik hesap, insan\u0131n kendi kendisini yaratmas\u0131na yarayan arac\u0131 olu\u015fturur. B\u00f6ylece insan, bu teleolojik hesap, konu\u015fma ve gelece\u011fi alg\u0131lamayla hareket ederek toplumsal insan\u0131n \u2014yani ger\u00e7ek insan\u0131n\u2014 yap\u0131c\u0131s\u0131, artisti i\u015flevini yerine getirir.\\&#8221; Raymond POL\u0130N, Politique et Philosophie chez Thomas Hobbes, Paris, Vrin, 1977, s. 13.<\/p>\n<p>\u0130ktidar\u0131n en \u00e7\u0131plak g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc bask\u0131d\u0131r, \u015fiddettir. La Boetie\\&#8217;ye g\u00f6re insanlar aras\u0131nda dostluk, karde\u015flik ba\u011flar\u0131n\u0131 kuran dil, iktidar kar\u015f\u0131s\u0131nda bu olguyu adland\u0131ramayacak kadar aciz kalmaktad\u0131r. H\u00fckmetme ile iktidara r\u0131za g\u00f6stererek boyun e\u011fme ili\u015fkilerinin bir adla tan\u0131mlanamamalar\u0131n\u0131n nedeni, siyasetin dil (konu\u015fma) olmadan ileti\u015fimi sa\u011flam\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r; bir ba\u015fka deyi\u015fle dil dostluksa, siyaset \u015fiddettir. Fakat siyasal iktidar\u0131n tam anlam\u0131yla ger\u00e7ekle\u015fmesi, hele g\u00f6n\u00fcll\u00fc kullu\u011fun olu\u015fmas\u0131 i\u00e7in yaln\u0131zca \u015fiddet yeterli olmaz; kuvvet zoruyla, k\u0131l\u0131\u00e7 zoruyla insanlar\u0131n k\u00f6le yap\u0131lmalar\u0131na kar\u015f\u0131n onlar\u0131n bu k\u00f6lelik: durumlar\u0131n\u0131 benimseyip sevmelerini sa\u011flamak olanaks\u0131zd\u0131r. Rousseau\\&#8217;nun \\&#8221;en g\u00fc\u00e7l\u00fc g\u00fcc\u00fcn\u00fc hak, boyun e\u011fmeyi de \u00f6dev bi\u00e7imine sokmad\u0131k\u00e7a hep egemen kalacak kadar g\u00fc\u00e7l\u00fc de\u011fildir\\&#8221;29 deyi\u015fiyle a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtti\u011fi \u00fczere y\u00f6netilenlerin g\u00f6z\u00fcnde belli bir me\u015fruluk kazanamayan hi\u00e7bir siyasal iktidar, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 uzun bir s\u00fcre s\u00fcrd\u00fcrmek ba\u015far\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6steremez. Me\u015fruluk, iktidar\u0131 elinde bulunduran ki\u015finin (ya da ki\u015filerin) ne istencine ne de g\u00fcc\u00fcne ba\u011f\u0131ml\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 yeri doldurulamaz bir \u00f6neme sahiptir. \u0130ktidara d\u0131\u015far\u0131dan gelir ve iktidar\u0131n daha sa\u011flam temeller \u00fczerine oturmas\u0131n\u0131 sa\u011flar. Onamay\u0131 (r\u0131za g\u00f6stermeyi) y\u00fccelten me\u015fruluk, korkudan kaynaklanan davran\u0131\u015flar\u0131 \u00e7e\u015fitli \u00f6devlerden do\u011fan y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckler bi\u00e7imine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr.30 Me\u015frulu\u011fu elde eden iktidar ise, kendini \u00e7epe\u00e7evre saran bir imgeler, inan\u00e7lar sistemi yaratarak ki\u015filerin iktidar ili\u015fkilerini kendisinin saptad\u0131\u011f\u0131 y\u00f6nde alg\u0131lanmalar\u0131na yol a\u00e7ar.<\/p>\n<p>29 Jean Jacques ROUSSEAU, Toplum S\u00f6zle\u015fmesi, \u0130stanbul, Adam Y., 1982, s. 17.<\/p>\n<p>G\u00f6n\u00fcll\u00fc kullu\u011fun gizinin burada yatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirten La Boetie, Rousseau\\&#8217;dan daha ileri gider: \u0130nsanlar\u0131n k\u00f6le kalmalar\u0131n\u0131n nedeni korkakl\u0131klar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan ba\u015fka,31 onlar\u0131n boyun e\u011fmeyi bir \u00f6dev gibi g\u00f6rmeleri de yeterli de\u011fildir. \u0130ktidar\u0131n kendini tam bir g\u00fcvence alt\u0131na sokabilmesi i\u00e7in y\u00f6netilenlerin boyun e\u011fmeyi bir \u00f6dev gibi alg\u0131lamalar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda, verilen kararlarla bu kararlar\u0131n uygulanmas\u0131n\u0131 onaylamalar\u0131 ve iktidardan kaynaklanan her \u015feyi (dolay\u0131s\u0131yla kulk\u00f6le olmalar\u0131n\u0131) sevip s\u00fcrd\u00fcrmek istemeleri gerekir.<\/p>\n<p>S\u00f6ylev\\&#8217;de ele al\u0131nan siyasal iktidar, yetke (otorite) niteli\u011fine b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f olan iktidard\u0131r. Bourricaud\\&#8217;nun tan\u0131m\u0131yla \\&#8221;yetke, me\u015fru iktidard\u0131r ya da daha a\u00e7\u0131k bir bi\u00e7imde kaJba \u00e7\u0131plak bir g\u00fc\u00e7 gibi de\u011fil, fakat hakl\u0131 oldu\u011fundan ya da hi\u00e7 olmazsa hakl\u0131 olabilece\u011finden dolay\u0131 insanlar\u0131n g\u00fcven duyabildi\u011fi bir g\u00fc\u00e7 \u015feklinde alg\u0131lanan buyurmad\u0131r.\\&#8221;32 La Boetie\\&#8217;nin bir ayd\u0131n olarak her t\u00fcrl\u00fc siyasal rejime kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmas\u0131, var olan ger\u00e7e\u011fi, \u0130ktidar ger\u00e7e\u011fini de\u011fi\u015ftirmez. Bu bak\u0131mdan La Boetie, neyin olup neyin olmamas\u0131 bi\u00e7iminde ideal toplum anlay\u0131\u015f\u0131yla ilgili spek\u00fclasyonlara girmeyip kar\u015f\u0131s\u0131ndaki ger\u00e7e\u011fi anlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r ve (a\u00e7\u0131k\u00e7a bu kavramlar\u0131 kullanmam\u0131\u015f olmakla bilrikte) siyasal iktidar\u0131n yetkeye d\u00f6n\u00fc\u015ferek kendini, bir ba\u015fka deyi\u015fle \u00f6z\u00fcn\u00fc, hakl\u0131 ve me\u015fru g\u00f6stermeyi ba\u015farm\u0131\u015f oldu\u011funu vurgular. Zaten b\u00f6yle olmasayd\u0131, siyasal iktidar yerle\u015femezdi; g\u00fcc\u00fcn\u00fc buyurmaonama ili\u015fkileriyle peki\u015ftirmeden yaln\u0131zca h\u00fckmetmeboyun e\u011fme ili\u015fkilerine dayanarak varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmesi olanaks\u0131z olurdu.<\/p>\n<p>30 Georges BURDEAU, l\\&#8217;Etat, Paris, Seuil, 1970, s. 45.<\/p>\n<p>31 \\&#8221;\u0130lk k\u00f6leleri k\u00f6le yapan kaba g\u00fc\u00e7se, onlar\u0131 k\u00f6lelikte tutan korkakl\u0131klar\u0131 olmu\u015ftur\\&#8221;. J. J. ROUSSEAU, Toplum S\u00f6zle\u015fmesi, op. cit., s. 16.<\/p>\n<p>32 Francois BOURRICAUD, Esquisse d\\&#8217;une theorie de l\\&#8217;autorite, Paris, Plon, 1969, s. 10.<\/p>\n<p>Siyasal iktidar varsa, insanlar\u0131n onu isteyip onad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 siyasal iktidar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131, prensin, y\u00f6netenin de\u011fil, halk\u0131n istencine Cvolontarizm\\&#8217;ine) ba\u011fl\u0131d\u0131r. Mesnard, La Boetie ile Machiavelli\\&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015flerinin kar\u015f\u0131t y\u00f6nlere do\u011fru geli\u015fmekle birlikte ayn\u0131 ilkeden kaynakland\u0131klar\u0131n\u0131 belirtir: \\&#8221;Gerek Machiavelli, gerek La Boetie i\u00e7in yetke ancak uyruklar\u0131n kabul etmesiyle kurulur. Fakat Eki prens\u00a9 uyruklar\u0131n\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 zorla elde edebilece\u011fini \u00f6\u011fretirken, di\u011feri halka reddetmesinin ne denli g\u00fc\u00e7l\u00fc bir \u015fey oldu\u011funu g\u00f6sterir.\\&#8221;33. Ger\u00e7ekten La Boetie\\&#8217;ye g\u00f6re, siyasal iktidar\u0131n y\u0131k\u0131lmas\u0131 i\u00e7in halk\u0131n ayaklan\u0131p m\u00fccadeleye girmesi gerekmez bile, onu desteklememesi, bir ba\u015fka deyi\u015fle pasif direni\u015fe ge\u00e7mesi yeterli olur. Bu ba\u011flamda, La Boeti\\&#8217;yi Frans\u0131z Devrimi\\&#8217;\u0131\u0131e kadar halk\u0131n b\u00f6ylesine kar\u015f\u0131 konmaz bir g\u00fcce sahip oldu\u011funu a\u00e7\u0131klayan tek d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr olarak yorumlamak m\u00fcmk\u00fcn34. Ancak S\u00f6ylev\\&#8217;in b\u00fct\u00fcn\u00fc g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, bu a\u00e7\u0131klaman\u0131n halk\u0131n g\u00fcc\u00fcn\u00fc de\u011fil, fakat g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc vurgulad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc siyasal iktidar bir kere kurulup yerle\u015fti mi, halk bu b\u00fcy\u00fck g\u00fcc\u00fcn\u00fc psikolojik olarak t\u00fcm\u00fcyle yitirir. Bu durumda bulunan halk, art\u0131k do\u011fas\u0131 yozla\u015fm\u0131\u015f, k\u00f6leli\u011fi benimsemi\u015f olan \\&#8217; halkt\u0131r. Derinliklerinde yatan bu g\u00fcc\u00fcn bilincine varamayacak kadar yozla\u015fman\u0131n i\u00e7ine d\u00fc\u015fen halktan La Boetie\\&#8217;nin bir beklentisi yoktur ve ondan tiksinircesine \\&#8221;a\u015fa\u011f\u0131 halk tabakas\u0131\\&#8221; diye s\u00f6z etmekten de \u00e7ekinmez.<\/p>\n<p>Bununla birlikte La Boetie, bu insanlara b\u00fct\u00fcn\u00fcyle olumsuz bir bi\u00e7imde yakla\u015fmaz: \\&#8221;Boyunduruk alt\u0131nda do\u011fup da \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn g\u00f6lgesini bile g\u00f6remeyip k\u00f6le olman\u0131n ne kadar k\u00f6t\u00fc bir \u015fey oldu\u011funu anlayamayan insanlar\u0131n ho\u015f g\u00f6r\u00fclmelerinin ya da ba\u011f\u0131\u015flanmalar\u0131n\u0131n\\&#8221; (s. 35) gerekti\u011fini belirtirken, g\u00f6n\u00fcll\u00fc kullu\u011fun yerle\u015fmesinde iktidar\u0131n oynad\u0131\u011f\u0131 role dikkati \u00e7eker. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanlar\u0131n, i\u00e7inde bulunduklar\u0131 durumu do\u011fal kar\u015f\u0131lay\u0131p benimsemeleri i\u00e7in onlara belli de\u011fer ve davran\u0131\u015f kal\u0131plar\u0131, belli bir d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc a\u015f\u0131lamak gerekir. Bu ideolojik i\u015flevi yerine getiren de siyasal iktidard\u0131r. La Boetie, t\u0131pk\u0131 Platon gibi,35 ideolojik ko\u015fulland\u0131rman\u0131n ancak istenilen kal\u0131ba sokulabilecek ikinci ku\u015fak \u00fczerinde etkili olabilece\u011fini de ekler: \\&#8221;&#8230;Bundan sonra gelen ku\u015fak, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc hi\u00e7 g\u00f6rmeyip tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131, pi\u015fmanl\u0131k duymadan hizmet eder ve ondan \u00f6ncekilerin zorla yapt\u0131klar\u0131n\u0131 seve seve yerine getirir. Boyunduruk alt\u0131nda do\u011fan insanlar, kulluk, k\u00f6lelik i\u00e7inde b\u00fcy\u00fct\u00fcl\u00fcp e\u011fitilirler.\\&#8221; (s. 31). Dolay\u0131s\u0131yla bu insanlar, siyasal iktidar\u0131 yikmaya y\u00f6nelik herhangi bir eyleme kalk\u0131\u015famazlar. B\u00f6yle bir eylemin gerektirdi\u011fi \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnceden, \u00f6zg\u00fcr iradeden yoksundurlar; kurulu d\u00fczeni sevip benimsemekte ve \u00abs\u00fcrd\u00fcrd\u00fckleri ya\u015fam\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka ya\u015fam bi\u00e7imleri oldu\u011funun ya da olabilece\u011finin bile fark\u0131na varamamaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>33 Pierre MESNARD, L\\&#8217;Essor de la philosophic politique au XVIe Siecle, Paris, Vrin, 1977, 2. Bas\u0131m, s\\&#8217; 400.<\/p>\n<p>34 Francois H\u0130NCKER, \\&#8221;Introduction\\&#8221; in CEuvres Politiques de la Boetie, op. cit., s. 29.<\/p>\n<p>35 Platon ideal devletlerinin modelini olu\u015fturdu\u011fu iki yap\u0131t\u0131nda kurulacak yeni d\u00fczenin, kendi deyi\u015fiyle \\&#8221;balmumu gibi bi\u00e7imlendirilebilecek\\&#8221; (Yasalar, VII, 789 e) \u00e7ocuklar\u0131n ya da ikinci ku\u015fa\u011f\u0131n benimsemesiyle ger\u00e7ekle\u015febilece\u011fini a\u00e7\u0131klar: \\&#8221;(Filozoflar) devletimizde on y\u0131l\u0131 dolduranlar\u0131n hepsini k\u0131rda ya\u015famaya g\u00f6nderecekler, \u00e7ocuklar\u0131 al\u0131p zaman\u0131n ve ana baban\u0131n g\u00f6reneklerinden koruyacaklar. Onlar\u0131 kendi g\u00f6rg\u00fclerine, yukar\u0131da anlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z kendi ilkelerine g\u00f6re yeti\u015ftirecekler.\\&#8221; (Devlet, VII, 541a).<\/p>\n<p>\\&#8221;Bu insanlar hi\u00e7 bir yasam\u0131z\u0131 kendi istekleriyle kabul etmezler. Fakat, e\u011fer onlar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n sindire sindire yap\u0131lm\u0131\u015f ortak bir e\u011fitim sonunda yasalar\u0131m\u0131z\u0131 anlay\u0131p benimseyecekleri kadar beklersek&#8230; \u015fahsen ben, bu d\u00f6nem atlat\u0131ld\u0131ktan sonra, bu bi\u00e7imde y\u00f6netilen devletin uzun y\u0131llar s\u00fcrece\u011finden en ufak bir ku\u015fku duymuyorum.\\&#8221; (Yasalar, VI, 752 c). Platon\\&#8217;un b\u00f6l\u00fcmler aktard\u0131\u011f\u0131m\u0131z iki yap\u0131t\u0131 \u015funlard\u0131r: Devlet, \u0130stanbul, Remzi K., 1980 ve Les Lois, Paris Librairie Garnier Freres, 1946.<\/p>\n<p>Bu sonucu yaratan ideolojik s\u00f6ylemdir (dolay\u0131s\u0131yla ideolojik s\u00f6ylemin ald\u0131\u011f\u0131 somut bi\u00e7imlerdir, bunun pratikler b\u00fct\u00fcn\u00fcd\u00fcr). Bu bak\u0131mdan, dili yaln\u0131zca insanlar aras\u0131nda dostluk ili\u015fkileri kuran bir ba\u011f olarak ele alan La Boetie\\&#8217;nin madalyonun di\u011fer y\u00fcz\u00fcn\u00fc farketmekle birlikte pek iyi kavrayamad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yor. La Boetie,, g\u00f6nll\u00fc kullu\u011fun hakim ideolojinin \u00abbesledi\u011fi g\u00f6reneklerden, geleneklerden, e\u011fitimden kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamas\u0131na kar\u015f\u0131n, ideolojinin dil (konu\u015fma) ile olan ba\u011flant\u0131s\u0131n\u0131 kuramaz. Konu\u015fma, hem yak\u0131nla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131, hem par\u00e7alay\u0131p b\u00f6l\u00fcc\u00fc iki kar\u015f\u0131t i\u015flevi birden yerine getirir; yaln\u0131z dostlu\u011fa de\u011fil, \u015fiddete, uranl\u0131\u011fa da yol a\u00e7abilir.<\/p>\n<p>S\u00f6ylev\\&#8217;e bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda konu\u015fman\u0131n, insanlar\u0131n birbirlerini tan\u0131mas\u0131n\u0131 sa\u011flay\u0131p aralar\u0131nda dostluk ili\u015fkileri olu\u015fturan bir ara\u00e7 bi\u00e7iminde alg\u0131land\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor: \\&#8221;(Do\u011fa) birbirimizle daha fazla yak\u0131nla\u015f\u0131p karde\u015f\u00e7e ge\u00e7inmek, d\u00fc\u015f\u00fcncelerimizin ortak ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bildirisiyle isten\u00e7lerimizin ortakl\u0131\u011f\u0131n\u0131 olu\u015fturmak i\u00e7in hepimize birden bu b\u00fcy\u00fck arma\u011fan\u0131, ses ve konu\u015fma arma\u011fan\u0131n\u0131 vermi\u015ftir.\\&#8221; (s. 26). Ancak bu ortakl\u0131k, bireylerin bir b\u00fct\u00fcn i\u00e7inde eriyip tek \\&#8221;Bir\\&#8221;in ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 anlam\u0131na gelmez3*. La Boetie\\&#8217;ye g\u00f6re insanlar \\&#8221;bir\\&#8221;lerdir, yani ki\u015filik olarak birbirlerinden farkl\u0131d\u0131rlar ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, bu farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 konu\u015fma, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 s\u00f6ylem d\u00fczeyinde s\u00fcrmesidir. Bir ba\u015fka deyi\u015fle, \\&#8221;\u00f6zg\u00fcrl\u00fck, konu\u015fman\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olu\u015funda bulunur; bu durum ise konu\u015fmac\u0131lar\u0131n farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 i\u00e7erir37. Demek ki S\u00f6ylev\\&#8217;in mant\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde \\&#8221;\u00f6zg\u00fcr toplum\\&#8221;, \u00e7ok sesli olan toplumdur, \u00e7ok seslili\u011fin i\u00e7inde birbirleriyle dost\u00e7a ba\u011fla\u015fm\u0131\u015f ve \\&#8221;isten\u00e7lerinin ortakl\u0131\u011f\u0131n\u0131\\&#8221; sa\u011flam\u0131\u015f olan insanlar\u0131n toplumudur.<\/p>\n<p>30 \u00c7\u00fcnk\u00fc dana \u00f6nce de belirtti\u011fimiz gibi, La Boetie bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a dile getirmi\u015ftir: \\&#8221;Do\u011fa\\&#8217;nm t\u00fcm olanaklarla, ba\u011fla\u015fmam\u0131z ile toplumumuzun ba\u011flar\u0131n\u0131 daha s\u0131k\u0131 ba\u011flamaya u\u011fra\u015fmas\u0131ndan ve hepimizi birle\u015ftirmekten \u00e7ok birler yapmay\u0131 her durumda g\u00f6stermesinden dolay\u0131, t\u00fcm insanlar\u0131n do\u011fal olarak \u00f6zg\u00fcr oldu\u011fu \u00fczerine ku\u015fkuya d\u00fc\u015fmemek gerekir.\\&#8221; (s. 27). Bu konuda Mesnard, \u015f\u00f6yle bir yarg\u0131ya varmaktad\u0131r: \\&#8221;Do\u011fal olarak farkl\u0131la\u015fm\u0131\u015f bir yetkeye yol a\u00e7an organizmac\u0131 sosyolojiye do\u011frudan do\u011fruya kar\u015f\u0131 olan La Boetie, yaln\u0131zca, \u00f6zerk (autonome) ve kesinlikle ba\u011f\u0131ms\u0131z insanlar aras\u0131nda olu\u015fan do\u011fal bir toplumsalla\u015fmay\u0131 tasarlar.\\&#8221; (Op. cit., s. 394).<\/p>\n<p>Madalyonun di\u011fer y\u00fcz\u00fc ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, konu\u015fman\u0131n apayr\u0131 bir boyutuyla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131l\u0131r. Buradaki konu\u015fma, \u00e7ok seslili\u011fini yitirip diaylogdan monologa d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131, karde\u015fli\u011findostlu\u011fun, dolay\u0131s\u0131yla \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn yads\u0131nmas\u0131 olarak belirir. Siyasal iktidarla birlikte, do\u011fan\u0131n insanl\u0131\u011fa \\&#8221;bu b\u00fcy\u00fck arma\u011fan\u0131\\&#8221; herkesin hakk\u0131 olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p bir ayr\u0131cal\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. Clastres\\&#8217;m deyi\u015fiyle \\&#8221;iktidar\u0131n her t\u00fcrl\u00fc elde edili\u015fi, ayn\u0131 zamanda bir s\u00f6z (konu\u015fma) kazanc\u0131n\u0131 da beraberinde getirir.\\&#8221; Her iktidar, insanlar aras\u0131ndaki ili\u015fkilerin d\u00fczenlenmesine katk\u0131da bulunan ve insanlar\u0131n kendi durumlar\u0131n\u0131 onun yans\u0131tt\u0131\u011f\u0131 bi\u00e7imde alg\u0131lay\u0131p ya\u015famalar\u0131n\u0131 sa\u011flayan bu ara\u00e7 \u00fczerinde elinden geldi\u011fince bir tekel olu\u015fturma amac\u0131n\u0131 g\u00fcder. Singer, bu amac\u0131n S\u00f6ylev\\&#8217;de s\u00f6z\u00fc edilen tiranl\u0131k taraf\u0131ndan ger\u00e7ekle\u015ftirildi\u011fini belirtir: \\&#8221;Tiranl\u0131k, yaln\u0131z bir ki\u015finin konu\u015fup di\u011ferlerinin onu dinledi\u011fi&#8230; ve kitlelerin tiran\u0131n s\u00f6ylevini tekrarlamaktan ba\u015fka bir \u015fey yapmad\u0131\u011f\u0131 bir durumu temsil eder.\\&#8221;38 Clastres, bu konuda siyasal rejimler aras\u0131nda bir ayr\u0131m g\u00f6zetmek taraftar\u0131 de\u011fildir; ona g\u00f6re, ister prens, ister despot, ister devlet ba\u015fkan\u0131 olsun her iktidar adam\u0131, konu\u015fmaya h\u00fckmetmekle kalmay\u0131p me\u015fru konu\u015fman\u0131n tek kayna\u011f\u0131n\u0131 da olu\u015fturur39. B\u00f6ylece tek merkezden yay\u0131lan s\u00f6zler, (art\u0131k yitik) dostluk ba\u011flar\u0131n\u0131 de\u011fil, fakat toplumun (en az\u0131ndan y\u00f6netenlery\u00f6netilenler bi\u00e7imindeki) b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015fl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yans\u0131tmaya ba\u015flar.<\/p>\n<p>37 Brian SINGER, \\&#8221;The Politics of Obedience: The Discourse of Voluntary Servitude\\&#8221; in Telos, No. 43, Spring 1980, s. 224.<\/p>\n<p>38 ibid. La Boetie\\&#8217;nin tiranl\u0131k kavram\u0131n\u0131 genellikle kurumsalla\u015fm\u0131\u015f, farkl\u0131la\u015fm\u0131\u015f siyasal iktidar kavram\u0131 yerine kulland\u0131\u011f\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, Singer\\&#8217;in bu t\u00fcmceyle klasik anlamdaki tir anl\u0131\u011f\u0131 m\u0131 yoksa t\u00fcm siyasal rejimleri mi tan\u0131mlamakta oldu\u011fu pek iyi anla\u015f\u0131lamamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130ktidar\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 tek y\u00f6nl\u00fc konu\u015fma, birbirinden farkl\u0131 \u00e7e\u015fitli bi\u00e7imler alabilir. \u0130lk bi\u00e7imiyle, tehditlerve korkutmalarla desteklenmi\u015f bir buyurma olup dinleyenlerin itaatim sa\u011flamaya y\u00f6neliktir; bu anlamda konu\u015fma, iktidar olgusuna i\u00e7kin olan \u015fiddetin s\u00f6zl\u00fc olarak d\u0131\u015far\u0131ya vurulmas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey ifade etmez. Oysa daha \u00f6nce de belirtti\u011fimiz gibi, siyasal iktidar\u0131n kendini g\u00fcvence al, t\u0131nda s\u00fcrd\u00fcrebilmesi, uyruklar\u0131n\u0131n ya da kullar\u0131n\u0131n itaatim zor kullanarak sa\u011flamas\u0131na ba\u011fl\u0131 de\u011fildir; bunun i\u00e7in halk\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131n, onay\u0131n\u0131n kazan\u0131lmas\u0131 gerekir. Y\u00f6netilenlerin ikna edilmesinde kullan\u0131lan ara\u00e7 yine konu\u015fmad\u0131r; ancak bu kez buyurmaya k\u0131yasla b\u00fcy\u00fck bir i\u00e7erik ve bi\u00e7im de\u011fi\u015fimi ge\u00e7iren konu\u015fma, ideolojik s\u00f6ylem olarak kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kar40. Yeni olu\u015fan siyasal iktidar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 ilk i\u015flerden biri, ideolojisini ortaya koyarak iktidar\u0131n do\u011fall\u0131\u011f\u0131, me\u015frulu\u011fu ya da gereklili\u011fi \u00fczerinde genel bir kan\u0131 yaratmak olur. Daha sonraki ideolojik evre, kurulu d\u00fczenin bireylerce benimsenip onaylanmas\u0131d\u0131r. La Boetie bu durumu \\&#8221;g\u00f6reneklerin&#8230; bize hizmet etmeyi ve kulluk zehirini yutup ac\u0131 bulmamay\u0131 \u00f6\u011fretmeleri\\&#8221; (s. 31) \u015feklinde dile getirir. Ki\u015fi, ideolojik s\u00f6ylemin i\u00e7erdi\u011fi imgeler, d\u00fc\u015f\u00fcnceler, anlamlar b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fc \u00f6z\u00fcmsemekle kalmay\u0131p bunu kendi d\u00fczeyinde yeniden \u00fcretmeye de koyulur. Bunun sonucu olarak tek tek bireysel s\u00f6ylemler, iktidar\u0131n yayd\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylemin bir tekrar\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcrler ve ki\u015fi bir k\u0131s\u0131r d\u00f6ng\u00fc bi\u00e7imindeki al\u0131\u015fkanl\u0131klar \u00e7emberi i\u015fine oturtulur. Art\u0131k b\u00f6yle bir insandan iktidar\u0131n saptad\u0131\u011f\u0131 davran\u0131\u015f ve d\u00fc\u015f\u00fcnce kal\u0131plar\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 beklemek bo\u015funad\u0131r; i\u015fte La Boetie, kullukla\u015fan halk\u0131n \\&#8221;uyan\u0131p yeniden \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ele ge\u00e7irmesi olanaks\u0131zd\u0131r\\&#8221; (s. 31) derken b\u00f6yle bir beklentinin ne kadar yersiz oldu\u011funa dikkati \u00e7ekmektedir.<\/p>\n<p>39 Clastres\\&#8217;in bu konudaki g\u00f6r\u00fc\u015fleri i\u00e7in bkz.. La societe contre&#8230;, op. cit., s. 133134.<\/p>\n<p>40 Siyasal iktidar\u0131n elinde tuttu\u011fu konu\u015fma i\u00e7in \\&#8221;buyurma ve ideolojik s\u00f6ylem\\&#8221; \u015feklinde yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z metodolojik ayr\u0131m, buyurman\u0131n t\u00fcm\u00fcyle ideolojinin d\u0131\u015f\u0131nda bulundu\u011fu anlam\u0131na gelmez. \u0130ktidar\u0131n buyurma bi\u00e7iminde beliren konu\u015fmas\u0131 genellikle ideolojik bir y\u00fcklem ta\u015f\u0131maktad\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k ideolojik s\u00f6ylem de \u015fiddetle y\u00fckl\u00fc olabilir. Bu konudaki \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131yla tan\u0131nan Frans\u0131z sosyologlar\u0131 Bourdieu ile Passeron, y\u00f6netilen s\u0131n\u0131flara belli d\u00fc\u015f\u00fcnce ve davran\u0131\u015f kal\u0131plar\u0131n\u0131n a\u015f\u0131lanmas\u0131n\u0131n temelinde s\u0131n\u0131flar aras\u0131ndaki g\u00fc\u00e7 ili\u015fkilerinin yatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtirler. Buradan hareketle, g\u00fc\u00e7 ili\u015fkilerinin g\u00f6z ard\u0131 edilerek kurulu d\u00fczenin me\u015fru olarak behimsetiln\u0131esini, ya da bir ba\u015fka deyi\u015fle y\u00f6netilenlerin \u00fczerinde ideolojik egemenli\u011fin kurulmas\u0131n\u0131 \\&#8221;simgesel \u015fiddet\\&#8221; (violenco symbolique) kavram\u0131yla adland\u0131r\u0131rlar. Daha geni\u015f bilgi i\u00e7in bkz. Pierre BOURD\u0130EU ve JeanClaude PASSERON, La Reproduction, Paris, Minuit, 1970.<\/p>\n<p>Uyru\\&#8217;klarm suskunlu\u011fundan kaynaklanan bir kabul g\u00f6rme, kurulu d\u00fczenin uzun bir ya\u015fama sahip olabilmesi i\u00e7in yeterli de\u011fildir41. La Boetie, \\&#8221;tiranlar\u0131n&#8230; halk\u0131 yaln\u0131zca boyun e\u011fme ve kullu\u011fa de\u011fil, fakat k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011fa da al\u0131\u015ft\u0131rmaya u\u011fra\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131\\&#8221; (s. 48) yazar. \u00d6nemli olan y\u00f6netilenlerin i\u00e7inde bulunduklar\u0131 ko\u015fullar\u0131, ya\u015fam konumlar\u0131n\u0131 benimsemeleri de\u011fil, dahas\u0131 bunlar\u0131 sevip arzulamalar\u0131d\u0131r. Ger\u00e7e\u011fin ideolojik anlat\u0131mlar s\u00fczgecinden ge\u00e7irilerek alg\u0131lanmas\u0131, ki\u015finin kullu\u011funu, k\u00f6leli\u011fini bir \u00e7e\u015fit \u00f6zg\u00fcrl\u00fck olarak ya\u015famas\u0131na neden olur. Buna ba\u011f\u0131ml\u0131 olarak siyasal iktidara y\u00f6nelik derin bir sadakat (ba\u011fl\u0131l\u0131k) belirir ve siyasaltoplumsal kurallarla kurumlar \u00fczerinde aktif bir consensus yarat\u0131lm\u0131\u015f olunur.<\/p>\n<p>Bu durum, bir bak\u0131ma Hobbes\\&#8217;un Leviathan\\&#8217;\u0131 i\u00e7in \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc kan\u0131lar\u0131n denetlenip g\u00fcd\u00fcmlenmesi olgusunu and\u0131r\u0131r. The Elements of Law adl\u0131 yap\u0131t\u0131nda \\&#8221;d\u00fcnyan\u0131n kan\u0131lar taraf\u0131ndan y\u00f6netildi\u011fini\\&#8221; ileri s\u00fcren Hobbes, iktidara ki\u015fisel kan\u0131lar\u0131 ortadan kald\u0131rmas\u0131n\u0131 ve kendi d\u00fc\u015f\u00fcncesini b\u00fct\u00fcn yurtta\u015flara tek do\u011fru, tek me\u015fru d\u00fc\u015f\u00fcnce olarak kabul ettirmesini sal\u0131k vermektedir42. Kurulu d\u00fczen i\u00e7in tehlike olu\u015fturabilecek kan\u0131lar\u0131n do\u011fmas\u0131n\u0131 \u00f6nlemek, \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcncenin yok edilmesiyle olas\u0131d\u0131r. Bu i\u015flemin etkili olabilmesi ise, ideolojik ve k\u00fclt\u00fcrel ko\u015fulland\u0131rman\u0131n ba\u015far\u0131s\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r: Ki\u015fisel d\u00fc\u015f\u00fcnceler resmi ideolojinin bireysel d\u00fczende yinelenen \u00e7e\u015fitli bi\u00e7imlerine d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcnce ve ki\u015filer bu d\u00fc\u015f\u00fcnceleri \u00f6zg\u00fcr isten\u00e7lerinin \u00fcr\u00fcnleri olarak alg\u0131lay\u0131nca, halk, yaln\u0131z bedensel olarak de\u011fil, d\u00fc\u015f\u00fcnsel olarak da siyasal iktidar\u0131n h\u00fckm\u00fc alt\u0131na girmi\u015f demektir4\\&#8217;. B\u00f6ylece s\u00f6ylemle d\u0131\u015far\u0131ya vurulan bu g\u00fcd\u00fcmlenmi\u015f \\&#8221;bireysel d\u00fc\u015f\u00fcnceler\\&#8221;, kurulu siyasal d\u00fczenin gereksinim duydu\u011fu aktif desteklere d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcrler. La Boetie, kitab\u0131n\u0131n ba\u015flar\u0131nda iktidar\u0131n ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 amac\u0131yla halka \\&#8221;Onu itmenizi ya da dengesini bozman\u0131z\u0131 istemiyorum. Fakat yaln\u0131zca onu desteklemeyin.\\&#8221; (s. 25) \u015feklinde \u00f6\u011f\u00fct varirken siyasal iktidar\u0131n ayakta kalmas\u0131n\u0131n halktan ald\u0131\u011f\u0131 desteklere ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu vurgulamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>43 Marcuse, iktidar\u0131n \u00e7e\u015fitli yollarla y\u00f6netilenlere benimsetti\u011fi\u00e7eli\u015fkilerden ar\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, ele\u015ftirel i\u00e7eri\u011fi bulunmayan, hi\u00e7 bir \u015fey a\u00e7\u0131klamayan, do\u011fruyu yanl\u0131\u015f\u0131 ara\u015ft\u0131rmay\u0131p bunlar\u0131 saptayan, g\u00f6steren kararlar\u0131 ileten birle\u015ftirilmi\u015f s\u00f6ylemin, tek boyutlu d\u00fc\u015f\u00fcncenin yarat\u0131lmas\u0131ndaki \u00f6nemini vurgular. Bu s\u00f6ylemin benimsetilmesinde geli\u015ftirilmi\u015f kitle ileti\u015fim ara\u00e7lar\u0131n\u0131n oynad\u0131\u011f\u0131 rol g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki siyasal iktidarlar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnceleri bi\u00e7imlendirip y\u00f6nlendirmede La Boetie\\&#8217;nin tiran\u0131na ya da Hobbes\\&#8217;un Leviathan\\&#8217;ma g\u00f6re \u00e7ok b\u00fcy\u00fck kolayl\u0131klara sahip olduklar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Daha geni\u015f bilgi i\u00e7in bkz.: Herbert MARCUOSE, l\\&#8217;homme unidimensior\u0131nel, Paris, Minuit, 1970, s. 119140.<\/p>\n<p>Ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k ili\u015fkilerinin hakim ideoloji arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla g\u00f6zlerden saklanmas\u0131, bu ili\u015fkilerin daha kolay ve daha sa\u011flam bir bi\u00e7imde s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesini sa\u011flar. \u0130nsanlar\u0131n bilin\u00e7sizce ya\u015fad\u0131klar\u0131 bu ili\u015fkiler a\u011f\u0131n\u0131n g\u00fc\u00e7lenip toplumda \u00e7e\u015fitli al\u0131\u015fkanl\u0131klar yaratmas\u0131 ise, siyasal iktidar\u0131n k\u00f6k salmas\u0131, bir ba\u015fka deyi\u015fle \\&#8221;kaidesinin\\&#8221; sa\u011flam temeller \u00fczerine oturtulmas\u0131 demektir. E\u011fer bu yap\u0131lmazsa, La Boetie\\&#8217;nin b\u00fcy\u00fck bir heykele benzetti\u011fi iktidar \\&#8221;alt\u0131ndan kaidesi \u00e7ekilmi\u015fcesine&#8230; t\u00fcm a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcp par\u00e7alan\u0131r.\\&#8221; (s. 25). i\u015fte bundan dolay\u0131 siyasal iktidar, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc ortadan kald\u0131rmakla yetinemez: Ger\u00e7e\u011fi \u00e7arp\u0131t\u0131p ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fck bi\u00e7iminde alg\u0131lan\u0131lmasma \u00e7al\u0131\u015fmak, bunu ger\u00e7ekle\u015ftirmek zorundad\u0131r; bunu ger\u00e7ekle\u015ftirebildi\u011fi i\u00e7in de vard\u0131r. Ancak bu noktada bir yan\u0131lg\u0131ya saplanmamak gerekir. Kar\u015f\u0131m\u0131zdaki iktidar, La Boetie\\&#8217;nin de belirtti\u011fi gibi \u015fu ya da bu siyasal rejimi kar\u015f\u0131lamaz; o, kuram\u0131n\u0131 en a\u00e7\u0131k bir bi\u00e7imde Hegel\\&#8217;in yapt\u0131\u011f\u0131 modem devlettir, uyruklar\u0131na kendisine olan ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 \u00f6zg\u00fcrl\u00fck olarak ya\u015famalar\u0131n\u0131 a\u015f\u0131layan devlettir44. Nas\u0131l ki k\u00f6lelik kurumunun olmas\u0131 ve Spartacus gibi istisnalar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmamas\u0131) \u0130\u00e7in k\u00f6lelerin k\u00f6leliklerini benimseyip s\u00fcrd\u00fcrmeyi istemeleri gerekiyorsa, siyasal iktidar\u0131n kurumsalla\u015fmas\u0131 i\u00e7in de y\u00f6netilenlerin ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 sevmeleri ve bu durumu kendi katk\u0131lar\u0131yla ya\u015fatmalar\u0131 gerekmektedir.<\/p>\n<p>Her ne kadar La Boetie\\&#8217;nin siyasal iktidar \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesi sosyal s\u0131n\u0131flar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u0131\u015flamaktaysa da, \u015fimdiye de\u011fin g\u00f6n\u00fcll\u00fc kulluk olgusunu a\u00e7\u0131klamaya y\u00f6nelik olarak ortaya koydu\u011fumuz saptamalar\u0131 (iktidar\u0131n me\u015fruluk kazanmas\u0131, yetkeye d\u00f6n\u00fc\u015fmesi, ideolojik s\u00f6ylemiyle aktif consessus\\&#8217;\u00fc yaratmas\u0131 vb&#8230;) tek bir kavram alt\u0131nda, Gramsci\\&#8217;iiin s\u0131n\u0131f iktidar\u0131n\u0131 irdelemede kulland\u0131\u011f\u0131 \\&#8221;hegemonya\\&#8221; kavram\u0131 alt\u0131nda toplamak m\u00fcmk\u00fcn45. \u0130ktidar\u0131n s\u0131n\u0131fsal boyutuyla ilgilenmeyip La Boetie\\&#8217;yle birlikte sorunun \u00f6z\u00fcne inildi\u011finde, iktidar\u0131n iki ayr\u0131 d\u00fczeyde, yani hem siyasal toplum hem de sivil toplumda ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi ya da ger\u00e7ekle\u015fmek zorunda oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Gramsci, kurumsalla\u015fm\u0131\u015f siyasal iktidar\u0131 (devleti) \u015f\u00f6yle tan\u0131mlar: \\&#8221;Devlet=siyasal toplum+sivil toplum, yani zorlamayla z\u0131rhlanm\u0131\u015f hegemonya. Tam anlam\u0131yla devlet=diktatorya+hegemonya.\\&#8221;<\/p>\n<p>45 Antonio GRAMSC\u0130\\&#8217;nin hegemonya kavram\u0131yla ilgili olarak ba\u015fvurulan yap\u0131tlar \u015funlard\u0131r: Norberto BOBBIO ve Jacques TEXIER, Gramsci ve Sivil Toplum, Ankara, Sava\u015f, 1982, s. 7578 ve di\u011fer b\u00f6l\u00fcmler; Hugues PORTELLI, Gramsci ve Tarihsel Blok, Ankara, Sava\u015f, 1982, s. 6796; Christine BUCIGLUCKSMARIN, Gramsci et l\\&#8217;Etat, Paris, Fayard, 1975, s. 114138 ve 205230; MariaAntonietta MACCIOCCHI, Pour Gramsci, Paris, Seuil, 1974, s. 159199; JeanMarc PIOTTE, La pensle politique de Gramsci, Paris, Anthropos, 1970, s. 223 ve sonras\u0131.<\/p>\n<p>Bir toplumdaki y\u00f6netenler kesiminin (ki bu ister bir hanedan, ister bir s\u0131n\u0131f, ister \\&#8217;bir parti olarak g\u00f6r\u00fcls\u00fcn) ger\u00e7ek anlamda iktidar olabilmesi, siyasal ayg\u0131t\u0131 elde tutmas\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda k\u00fclt\u00fcrelideolojik yap\u0131ya da hakim olmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bu durum, siyasal toplumdaki zorlama, h\u00fckmetme i\u015flevine sivil toplumdaki hegemonya i\u015flevinin eklenmesidir.<\/p>\n<p>Y\u00f6neten s\u0131n\u0131f, genellikle \\&#8221;\u00f6zel\\&#8221; olarak kabul edilen \u00e7e\u015fitli ayg\u0131tlar (ki 16. y\u00fczy\u0131lda bunlar\u0131n en \u00f6nemlisi kilisedir) arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla toplumun k\u00fclt\u00fcrel y\u00f6netimini elinde tutup hegemonyas\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirir. Halk kitleleri \u00fczerinde entellekt\u00fcel bir denetim kurulur: \u0130deolojik y\u00f6nlendirmeg\u00fcd\u00fcmleme yoluyla onlara yeni de\u011ferler, yeni bir d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc\\&#8221; (Weltanschauung) benimsetilir, k\u00fclt\u00fcr o\u015f\u0131lamas\u0131yla da \\&#8221;pop\u00fcler k\u00fclt\u00fcr\\&#8221; ya da halk aras\u0131nda ya\u015fanan \\&#8221;ikincil ideolojiler\\&#8221; yozla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131p yeniden bi\u00e7imlendirilir. B\u00f6ylece kitlelerin, toplumun (y\u00f6netenlery\u00f6netilenler bi\u00e7imindeki) b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015fl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc hakl\u0131 g\u00f6rmeleri ve kurulu d\u00fczeni onaylay\u0131p desteklemeleri sa\u011flanm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, hegemonyan\u0131n kuruldu\u011fu ideolojik d\u00fczey, zorlamay\u0131, \u015fiddeti d\u0131\u015flamakta ve onamaya, consensus\\&#8217;e y\u00f6nelmektedir. \u0130ktidar\u0131n bask\u0131ya, fiziksel \u015fiddete ba\u015fvurmas\u0131, genellikle hegemonya i\u015flevinin ba\u015far\u0131s\u0131z oldu\u011fu anlam\u0131na gelir. Ancak b\u00f6yle bir durumda bile hakim ideoloji, halk\u0131n bu uygulamay\u0131 me\u015fru olarak g\u00f6rmesini sa\u011flar. T\u0131pk\u0131 zorla kabul ettirilen kurallar\u0131n daha sonra, al\u0131\u015fkanl\u0131klar yaratarak ideolojiye d\u00f6n\u00fc\u015fmesi gibi, iktidar\u0131n olas\u0131 bir \u015fiddet kullan\u0131m\u0131n\u0131 \u00e7ok \u00f6nceden do\u011frulay\u0131p me\u015fru k\u00fcmas\u0131yla toplumsal Ibir kesimin, hatta halk\u0131n t\u00fcm\u00fcn\u00fcn \u00fczerinde uygulanan bir bask\u0131, onaylan\u0131p kabul g\u00f6r\u00fcr. Dahas\u0131 \u00e7e\u015fitli (maddi ve manevi) bi\u00e7imler alt\u0131nda beliren bu \\&#8221;me\u015fru\\&#8221; \u015fiddet, halk taraf\u0131ndan \u00f6z\u00fcmsenerek ya\u015fam\u0131n ayr\u0131lmaz fair par\u00e7as\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr.<\/p>\n<p>S\u00f6ylev\\&#8217;deki halk \\&#8221;en g\u00fczel ve en parlak kazan\u00e7lar\u0131n\u0131n g\u00f6t\u00fcr\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcne, tarlalar\u0131n\u0131n ya\u011fmalanmas\u0131na, evlerinin ve e\u015fyalar\u0131n \u00e7al\u0131nmas\u0131na seyirci kalmaktan\\&#8221; da \u00f6te \\&#8221;tiranlar ya\u011fmalad\u0131k\u00e7a&#8230; yak\u0131p y\u0131kt\u0131k\u00e7a onlara daha \u00e7ok \u015fey vermekte ve daha \u00e7ok hizmet etmektedir.\\&#8221; (s. 24). La Boetie\\&#8217;nin 450 y\u0131l \u00f6nceki bu saptamas\u0131n\u0131n bu ge\u00e7erlili\u011fini korudu\u011funu ileri s\u00fcrmek m\u00fcmk\u00fcn : G\u00fcn\u00fcm\u00fczde de halk\u0131n \u00fczerinde uygulad\u0131\u011f\u0131 maddi i\u00e7erikli \u015fiddeti \u00f6zveri olarak adland\u0131rmayan ve ondan daha \u00e7ok \u00f6zveride bulunmas\u0131n\u0131 istemeyen bir iktidardan s\u00f6z edilebilir mi? \u015eiddeti \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131ran bir ortamda, bombalar\u0131n g\u00f6lgesinde ya\u015famay\u0131 bir al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirmemi\u015f ve benimsedi\u011fi siyasal rejimin kendisinden istedi\u011fi \u00f6zverilere g\u00f6n\u00fclden katlanmayan bir halk\u0131n bulundu\u011fu s\u00f6ylenebilir mi? Demek ki halk\u0131n ideolojiye d\u00f6n\u00fc\u015fen bu \u015fiddete b\u00f6ylesine ko\u015fullanmas\u0131, hegemonyan\u0131n zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek \u015f\u00f6yle dursun, tam tersine onun ne denli sa\u011flam bir bi\u00e7imde yerle\u015fti\u011fine ili\u015fkin \\&#8217; kan\u0131t\u0131 olu\u015fturur.<\/p>\n<p>\u00d6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn yok olu\u015fu ile siyasal iktidar\u0131n belirmesi aras\u0131nda bir ko\u015futluk vard\u0131r. Bu noktada ise hegemonyan\u0131n kurulmas\u0131yla birlikte g\u00f6n\u00fcll\u00fc kulluk olgusunun ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir; daha do\u011frusu iktidar\u0131n ideolojik ba\u015far\u0131s\u0131 sonucu yarat\u0131lan bu yeni ortam, iktidar a\u00e7\u0131s\u0131ndan hegemonya ad\u0131n\u0131 al\u0131rken halk d\u00fczeyinde g\u00f6n\u00fcll\u00fc kulluk olarak belirir. Art\u0131k, d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015fleri, d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, davran\u0131\u015flar\u0131 bi\u00e7imlendirilmi\u015f ve hatta \u00fcstlerindeki bask\u0131y\u0131 bile onaylatan bir ko\u015fulland\u0131r\u0131lmaya u\u011fram\u0131\u015f insanlar\u0131n, \\&#8221;\u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc de\u011fil de k\u00f6leli\u011fi kaybetmi\u015fcesine&#8230; \u00e7ok i\u00e7ten ve istekli bir bi\u00e7imde kulluk (hizmet) etmelerini\\&#8221; (s. 31) ya da siyasal iktidar\u0131 \\&#8221;yerinde tutmak u\u011fruna canlar\u0131n\u0131 vermelerini\\&#8221; (s. 33) g\u00f6rmek \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 olmasa gerek46.<\/p>\n<p>46 Buna en iyi \u00f6rnek, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ideolojisinin s\u00fcrmesine kar\u015f\u0131n bunun iktidar\u0131n hakim ideolojisi taraf\u0131ndan yozla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ve e\u011flenceye d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmesi, bo\u015f \u015feylerle oyalanmaya y\u00f6nlendirilmesidir : \\&#8221;Tiyatrolar, oyunlar, e\u011flenceler, g\u00f6steriler, acaip hayvanlar, madalyonlar, tablolar ve di\u011fer uyu\u015fturucular eski halklar i\u00e7in kullukla\u015fmamn yemi, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc yitirmenin bedeli, tiranl\u0131\u011fm ara\u00e7lar\u0131d\u0131r.\\&#8221; (s. 42) Kendilerini b\u00f6yle bir ya\u015fama kapt\u0131ran ve bundan haz duyan insanlar, siyasal iktidar\u0131n i\u015fine gelen bir niteli\u011fe b\u00fcr\u00fcn\u00fcrler : \\&#8221;Effemine\\&#8221; (kadin\u0131msi) olurlar, gev\u015feyip yumu\u015farlar48. La Boetie\\&#8217;nin deyi\u015fiyle, art\u0131k \\&#8221;al\u00e7ak ve yumu\u015fak plan y\u00fcrekleri b\u00fcy\u00fck \u015feyleri (yani, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe kavu\u015fmak u\u011fruna herhangi bir eylemi) yapabilmekten yoksundur.\\&#8221; (s. 39). S\u00f6z konusu olan bu durum, insanlar\u0131n maddi temelleri yarat\u0131lm\u0131\u015f yeni bir k\u00fclt\u00fcr\u00fcn i\u00e7ine oturtulmas\u0131d\u0131r, bir bak\u0131ma hegemonyan\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesidir.<\/p>\n<p>Hegemonya, ilk bak\u0131\u015fta salt bir ideolojik olgu gibi g\u00f6r\u00fcnmesine kar\u015f\u0131n, iktidar\u0131n politikas\u0131, y\u00f6netimin kararlan ve uygulamalar\u0131 taraf\u0131ndan da belirlenmektedir. S\u00f6zler consensus\\&#8217;\u00fc yaratmada ya da s\u00fcrd\u00fcrmede yetersiz kalabilir ve genellikle bu b\u00f6yledir. Bu durumda baz\u0131 olgular\u0131n, belirli toplumsal edimlerin ideolojik y\u00f6nlendirmeyi desteklemeleri gerekir. B\u00f6ylece, ideoloji, s\u00f6ylemsel d\u00fczeyin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 a\u015f\u0131p eylemsel d\u00fczeye girer. Ancak bu destekleyici edimlerle pratikler, ideolojik s\u00f6ylemin i\u00e7erdi\u011fi tasar\u0131mlar\u0131n, imgelerin, mitoslar\u0131n somutla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bi\u00e7imleri olabilecekleri gibi, bu i\u00e7erikten t\u00fcm\u00fcyle ba\u011f\u0131ms\u0131z da olabilirler ve b\u00f6ylece hakim ideolojinin g\u00fc\u00e7lenmesine \\&#8221;d\u0131\u015far\u0131dan\\&#8221; katk\u0131da bulunurlar. \u0130ktidar\u0131n halk k\u00fclt\u00fcr\u00fcn\u00fcn maddi ko\u015fullar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmesi, k\u00fclt\u00fcr a\u015f\u0131lama i\u015flemini kolayla\u015ft\u0131rarak halk k\u00fclt\u00fcr\u00fcn\u00fcn daha b\u00fcy\u00fck bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm ge\u00e7irmesine neden olur; buna ba\u011f\u0131ml\u0131 olarak da kitlelerin hakim ideolojiye daha duyarl\u0131 k\u0131l\u0131nmas\u0131 ve toplumdaki hegemonik etkinli\u011fin artt\u0131r\u0131lmas\u0131 sa\u011flan\u0131r.<\/p>\n<p>La Boetie, tiranlar\u0131n uyruklar\u0131n\u0131 al\u0131kla\u015ft\u0131rmak ve g\u00f6n\u00fcll\u00fc kullu\u011fu s\u00fcrd\u00fcrmek i\u00e7in pratik alanda kulland\u0131klar\u0131 y\u00f6ntemleri, iktidar\u0131n kurnazl\u0131klar\u0131, hileleri olarak adland\u0131r\u0131r. E\u011fitim ve al\u0131\u015fkanl\u0131kla (yani ideolojiyle) \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc unutan ve kulk\u00f6leli\u011fi benimseyen insanlar, \\&#8221;a\u011f\u0131zlar\u0131na \u00e7al\u0131nan iki parmak bal ile\\&#8221; i\u00e7inde bulunduklar\u0131 duruma g\u00f6n\u00fclden ba\u011flan\u0131p onu kendi arzular\u0131yla s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrler47. \u0130ktidar\u0131n ba\u015fvurdu\u011fu y\u00f6ntemlerden ilki, halk\u0131n zevkden dolay\u0131, ki\u015filerin ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 \u00f6zg\u00fcrl\u00fck bi\u00e7iminde ya\u015famalar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>47 Bu b\u00f6l\u00fcmde La Boetie\\&#8217;nin halka kar\u015f\u0131 \u00e7ok ac\u0131mas\u0131z bir tutum i\u00e7inde oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr: \\&#8221; (Halk) kendini sevene kar\u015f\u0131 ku\u015fkulu, kendisini aldatana kar\u015f\u0131 ise saft\u0131r. A\u011f\u0131zlar\u0131na \u00e7alman iki parmak bal ile cezbed\u00fcen halklar kadar, ne avc\u0131 d\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcnekan\u0131p tuza\u011fa d\u00fc\u015fen saf bir ku\u015f, ne de yem i\u00e7in oltaya tak\u0131lan al\u0131k bir bal\u0131k olabilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmeyin.\\&#8221; (s. 4142).<\/p>\n<p>Kullu\u011fu sevdirmeye y\u00f6nelik bir ba\u015fka y\u00f6ntem, iktidar\u0131n \\&#8221;paternalistpop\u00fclist\\&#8221; bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm alarak halka belli maddi \u00e7\u0131karlar sa\u011flamas\u0131d\u0131r. Poulantzas\\&#8217;a g\u00f6re consensus, her zaman i\u00e7in maddi bir temele sahiptir. Siyasal iktidar (devlet) yaln\u0131zca \\&#8221;bask\u0131ideoloji\\&#8221; ikilisine indirgenemez; fa\u015fizm gibi en kat\u0131 rejimler bile kitlelerle ilgili olarak bir ,dizi olumlu \u00f6nlemler almak zorundad\u0131r. Ancak bu durum, kitlelerin s\u00f6m\u00fcr\u00fcs\u00fcn\u00fc engellemedi\u011fi gibi bu s\u00f6m\u00fcr\u00fcn\u00fcn (g\u00f6receli art\u0131de\u011fer yoluyla) daha da artmas\u0131na neden olur49. La Boetie de iktidar\u0131n \\&#8221;eli a\u00e7\u0131k davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131n\\&#8221; ard\u0131nda yatan ger\u00e7e\u011fin bilincindedir ve bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtir: Yiyeceki\u00e7ecek da\u011f\u0131t\u0131lmas\u0131, para ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131 ya da \u015f\u00f6lenler d\u00fczenlenmesi gibi uygulamalar, tiranlar\u0131n, halk\u0131 s\u00f6m\u00fcrerek elde ettiklerinin ufak bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc halka geri vermelerinden ba\u015fka bir anlam ta\u015f\u0131maz. \\&#8221;&#8230; \u00d6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne yeniden kavu\u015fmak amac\u0131yla \u00e7orba tas\u0131n\u0131 terketmeyi ak\u0131l edemeyen\\&#8221; (s. 42) halk, yaln\u0131zca k\u0131sa vadedeki \u00e7\u0131kar\u0131n\u0131 g\u00f6zetti\u011finden dolay\u0131, iktidar\u0131n kul k\u00f6le olmakta ve s\u00f6m\u00fcr\u00fc mekanizmas\u0131n\u0131n i\u00e7ine iyice g\u00f6m\u00fclmektedir.<\/p>\n<p>\u0130ktidar, halk i\u00e7in yeni bir ya\u015fam bi\u00e7imi ve buna uygun bir ideolojikk\u00fclt\u00fcrel yap\u0131 olu\u015ftururken, yeni \\&#8221;halk k\u00fclt\u00fcr\u00fc\\&#8221;n\u00fcn cehaleti yaygmla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 bir nitelik ta\u015f\u0131mas\u0131na da \u00f6zen g\u00f6sterir. Bu amac\u0131n ger\u00e7ekle\u015ftirilmesinde ise kendisine ba\u011fl\u0131 ayd\u0131nlardan yararlan\u0131r. \\&#8221;\u0130ktidardaki grup, ayd\u0131nlar\u0131 yaln\u0131zca kitlelerin deste\u011fini kazanmak i\u00e7in de\u011fil, dahas\u0131 kitleleri ideolojik ve moral d\u00fczeyde kendi d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne uygun \u015fekilde bi\u00e7imlendirmek i\u00e7in kullan\u0131r50. Hegemonyan\u0131n kazan\u0131lmas\u0131ndan ve s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesinde ayd\u0131nlar\u0131n oynad\u0131\u011f\u0131 role dikkati \u00e7eken Gramsci, iktidar m\u00fccadelesinin ilk \u00f6nce ideolojik olmas\u0131ndan dolay\u0131, hakim s\u0131n\u0131f\u0131n y\u00f6netilenleri bilin\u00e7lendirebilecek ba\u011f\u0131ms\u0131z ayd\u0131nlar\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131p sivil toplumda etkili olmalar\u0131n\u0131 \u00f6nlemeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtir51. Bu konuda daha \u00e7ok Sokrates\u00e7i Platoncu yakla\u015f\u0131m\u0131 izledi\u011fi g\u00f6r\u00fclen La Boetie\\&#8217;ye g\u00f6re, \\&#8221;\u0130nsanlar\u0131n kendilerini tan\u0131malar\u0131na ve uranl\u0131ktan nefret etmelerine yard\u0131mc\u0131 olacak\\&#8221; (s. 37) bilge ki\u015filerin ayd\u0131nlar\u0131n, iktidar taraf\u0131ndan s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131l\u0131p denetlenmeleri olgusu, g\u00f6n\u00fcll\u00fc kullu\u011fun s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesine katk\u0131da bulunan \u00f6nemli etmenlerden birini olu\u015fturmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat La Boetie, bu saptamas\u0131yla yetinerek konuyu derinle\u015ftirmeye kalk\u0131\u015fmaz ve iktidar\u0131n ideolojikk\u00fclt\u00fcrel alan\u0131 y\u00f6netip y\u00f6nlendirme i\u015fleminde somut olarak kimlerden yararland\u0131\u011f\u0131na ili\u015fkin soruna de\u011finmez. Ancak, her ne kadar S\u00f6ylev\\&#8217;de a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclm\u00fcyorsa da, hakim dinselideolojik s\u00f6ylemle hurafeler yay\u0131p halk\u0131 sa\u00e7ma sapan inan\u00e7lara iten din adamlar\u0131n\u0131n, (Gramsci\\&#8217;nin deyi\u015fiyle) \\&#8221;iktidar\u0131n organik ayd\u0131nlan\\&#8221; bi\u00e7iminde alg\u0131lan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrebiliriz. \u00c7\u00fcnk\u00fc La Boetie, (\\&#8221;kilise\\&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc hi\u00e7bir zaman kullanmamas\u0131na kar\u015f\u0131n) Machiavelli ya da Hobbes\\&#8217;u and\u0131r\u0131rcas\u0131na siyasal iktidar ile din aras\u0131ndaki yak\u0131n ili\u015fkiyi g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sermekle kalmaz, dinin bir \u00e7e\u015fit toplumsal uyu\u015fturucu i\u015flev g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc de vurgular: \\&#8221;Tiranlar, dini koruyucu olarak \u00f6n plana koymay\u0131 arzular ve hatta, m\u00fcmk\u00fcnse, k\u00f6t\u00fc ya\u015famlar\u0131na destek olmas\u0131 i\u00e7in birka\u00e7 tanr\u0131sall\u0131k \u00f6rne\u011finden yararlan\u0131rlar\\&#8221; (s. 45).<\/p>\n<p>51 Gramsci\\&#8217;nin ayd\u0131nlar sorununa ve kilise adamlar\u0131n\u0131n entellekt\u00fcel i\u015flevine ili\u015fkin g\u00f6r\u00fc\u015fleri i\u00e7in, 54 no.lu dipnotta verdi, \u011fimiz kaynak\u00e7an\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda, \u00f6zellikle \u015fu kitaplara ba\u015fvurulabilir: Antonio GRAMSC\u0130, Ayd\u0131nlar ve Toplum, \u0130stanbul, \u00d6rnek Y., 1983; Antonio GRAMSC\u0130, Modern Prens, Ankara, Birey ve Toplum Y., 1984; Hugues PORTELLI, Gramsci et la qu estion religieuse, Paris, Anthropos, 1974.<\/p>\n<p>La Boetie, bu noktada ele\u015ftirilerini \u00f6zel bir alana y\u00f6nlendirip Frans\u0131z Monar\u015fisi\\&#8217;ni hedef al\u0131r. Dolayl\u0131 ve ironik (alayc\u0131) bir dil kullanarak Frans\u0131z krallar\u0131n\u0131n tiranlardan a\u015fa\u011f\u0131 kal\u0131r bir yanlan olmad\u0131klar\u0131n\u0131 vurgular: Buradaki siyasal iktidar da dinin yard\u0131m\u0131na ba\u015fvurmu\u015f ve kendisini dinsel ve kutsal i\u00e7erikli imgelerin, simgelerin,tasar\u0131mlar\u0131n olu\u015fturdu\u011fu bir giz perdesiyle \u00f6rtm\u00fc\u015ft\u00fcr52. Ronsard, Du Bellay gibi ozanlar yaratt\u0131klar\u0131 mitoslarla iktidar\u0131n \u00e7evresine \u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olan bu perdeyi daha da kal\u0131nla\u015ft\u0131rm\u0131\u015flar ve iktidar\u0131n laik organik ayd\u0131nlan olarak halk\u0131n bu \\&#8221;gizin etkisiyle hizmet etmeye al\u0131\u015fmas\u0131na\\&#8221; (s. 44) katk\u0131da bulunmu\u015flard\u0131r. Kraliyet buyruk ve fermanlar\u0131nda a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclen bir \u00e7e\u015fit \\&#8221;\u00e7ift dil\\&#8221; kullan\u0131m\u0131 ise, yap\u0131lan her t\u00fcrl\u00fc bask\u0131n\u0131n halk\u0131n iyili\u011fini g\u00f6zeten bir uygulama bi\u00e7iminde anla\u015f\u0131l\u0131p alg\u0131lan\u0131lmasm\u0131 sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. La Boetie i\u00e7in her siyasal iktidar, bir \\&#8221;iktidar imgesi\\&#8221; yaratmaktad\u0131r. Bu y\u00f6nde kullan\u0131lan y\u00f6ntemler, teknikler, de\u011fi\u015fiklik g\u00f6sterebilir; ancak iktidar\u0131n \u00f6z\u00fc hi\u00e7 de\u011fi\u015fmedi\u011finden dolay\u0131 hep ayn\u0131 sonul ama\u00e7 g\u00fcd\u00fclmektedir: Uyruklarda sayg\u0131 ve hayranl\u0131k do\u011furarak kurulu d\u00fczenin, y\u00f6netenlery\u00f6netilenler ili\u015fkilerinin g\u00fcvence alt\u0131nda s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesi.<\/p>\n<p>52 Do\u011fa ERGIL\\&#8217;in belirtti\u011fi gibi \\&#8221;ister dinsel olsun, ister laik olsun, ideoloji, kutsal olanla ilgilidir.\\&#8221; Bkz.: \\&#8221;\u0130deoloji \u00dczerine D\u00fc\u015f\u00fcnceler\\&#8221; in Siyasal Bilgiler Fak\u00fcltesi Dergisi, OcakAral\u0131k 1983, N. 14, s. 73. Fernand DUMONT \\&#8221;\u0130deolojik pratiklerin her zaman herhangi bir a\u015fkml\u0131\u011fa (transcendance) ba\u015fvurduklar\u0131n\u0131\\&#8221; yazar. Bkz.: Les ideologies, Paris, PUF, 1974, 6. 111.<\/p>\n<p>S\u00f6ylevin bu b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde g\u00f6n\u00fcll\u00fc kulluk olgusu, bir inan\u00e7 sorunu olarak belirmektedir, ideolojik s\u00f6ylemler, pratikler ve \u00e7e\u015fitli y\u00f6ntemler (\u00f6rne\u011fin, iktidar sahiplerinin Asur krallar\u0131 ya da Orwell\\&#8217;in big brother\\&#8217;\u0131 gibi kendilerini halka hi\u00e7 g\u00f6stermemeleri, ya da g\u00fcn\u00fcm\u00fcz devlet adamlar\u0131n\u0131n geli\u015fmi\u015f kitle ileti\u015fim ara\u00e7lar\u0131 yoluyla s\u00fcrekli kendilerini g\u00f6sterip ki\u015filere do\u011frudan do\u011fruya hitap etmeleri gibi farkl\u0131, hatta kar\u015f\u0131t y\u00f6ntemler) iktidar \u00fczerinde olumlu bir inanc\u0131 ya da daha do\u011frusu salt bir bi\u00e7imde iktidar inanc\u0131n\u0131 yarat\u0131r, besler ve yeniden \u00fcretirler. Demek ki iktidar\u0131n hegemonik olmas\u0131yla birlikte insanlar, iktidara yaln\u0131zca fiziksel olarak de\u011fil, duygusal olarak da ba\u011flan\u0131rlar ve bunun sonucunda iktidar olgusunun i\u00e7erdi\u011fi kullukk\u00f6lelik a\u011f\u0131n\u0131n i\u00e7ine kendi istekleriyle saplan\u0131p kal\u0131rlar. Ancak, buraya kadar s\u00f6ylediklerimiz g\u00f6n\u00fcll\u00fc kullu\u011fu a\u00e7\u0131klamada yeterli de\u011fildir. Bunun ger\u00e7ekle\u015fmesi i\u00e7in gereken zorunlu bir ko\u015ful daha vard\u0131r: Bu, La Boetie\\&#8217;nin tan\u0131m\u0131yla \\&#8221;h\u00fckmetmenin deste\u011finin ve temelinin\\&#8221; kurulmas\u0131 ya da bir ba\u015fka deyi\u015fle siyasal iktidar\u0131n kurumsalla\u015f\u0131p, merkezile\u015fip egemen devlet olarak belirmesidir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>S\u00f6yiev\\&#8217;de, tek bir ki\u015finin, \\&#8221;bir\\&#8221;in milyonlarca insana h\u00fckmetmesi, adland\u0131ramayacak kadar do\u011faya ayk\u0131r\u0131 bir olgu ve boyun e\u011fenler a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir erdemsizlik olarak g\u00f6steriliyor. La Boetie, ilk \u00f6nce, bu durumun insanl\u0131\u011f\u0131n korkakl\u0131\u011f\u0131ndan, al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131ndan kaynaklan\u0131p kaynaklanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirlemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Yan\u0131t\u0131 olumsuzdur: iki hatta on ki\u015fi tek,bir insandan korkabilir, fakat milyonlar\u0131n s\u0131rf korktuklar\u0131ndan dolay\u0131 kulu\u011fuk\u00f6leli\u011fi benimsemeleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Korkakl\u0131\u011f\u0131n da [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[157],"tags":[],"class_list":{"0":"post-4741","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-sizden-gelenler"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>HEGEMONYA | Etienne De La Boetie - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"S\u00f6yiev&#8217;de, tek bir ki\u015finin, &#8221;bir&#8221;in milyonlarca insana h\u00fckmetmesi, adland\u0131ramayacak kadar do\u011faya ayk\u0131r\u0131 bir olgu ve boyun e\u011fenler a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir erdemsizlik olarak g\u00f6steriliyor. La Boetie, ilk \u00f6nce, bu durumun insanl\u0131\u011f\u0131n korkakl\u0131\u011f\u0131ndan, al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131ndan kaynaklan\u0131p kaynaklanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirlemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Yan\u0131t\u0131 olumsuzdur: iki hatta on ki\u015fi tek,bir insandan korkabilir, fakat milyonlar\u0131n s\u0131rf korktuklar\u0131ndan dolay\u0131 kulu\u011fuk\u00f6leli\u011fi benimsemeleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Korkakl\u0131\u011f\u0131n da [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2010-10-27T01:06:20+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:width\" content=\"300\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:height\" content=\"90\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:type\" content=\"image\/png\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"36 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie\",\"datePublished\":\"2010-10-27T01:06:20+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/\"},\"wordCount\":7125,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"articleSection\":[\"Sizden Gelenler\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/\",\"name\":\"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"datePublished\":\"2010-10-27T01:06:20+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/\"]}]},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie","og_description":"S\u00f6yiev&#8217;de, tek bir ki\u015finin, &#8221;bir&#8221;in milyonlarca insana h\u00fckmetmesi, adland\u0131ramayacak kadar do\u011faya ayk\u0131r\u0131 bir olgu ve boyun e\u011fenler a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir erdemsizlik olarak g\u00f6steriliyor. La Boetie, ilk \u00f6nce, bu durumun insanl\u0131\u011f\u0131n korkakl\u0131\u011f\u0131ndan, al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131ndan kaynaklan\u0131p kaynaklanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirlemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Yan\u0131t\u0131 olumsuzdur: iki hatta on ki\u015fi tek,bir insandan korkabilir, fakat milyonlar\u0131n s\u0131rf korktuklar\u0131ndan dolay\u0131 kulu\u011fuk\u00f6leli\u011fi benimsemeleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Korkakl\u0131\u011f\u0131n da [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2010-10-27T01:06:20+00:00","og_image":[{"width":300,"height":90,"url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","type":"image\/png"}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"36 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie","datePublished":"2010-10-27T01:06:20+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/"},"wordCount":7125,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"articleSection":["Sizden Gelenler"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/","name":"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"datePublished":"2010-10-27T01:06:20+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/"]}]},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/10\/27\/hegemonya-etienne-de-la-boetie\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"HEGEMONYA | Etienne De La Boetie"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4741","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=4741"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4741\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=4741"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=4741"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=4741"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}