{"id":5907,"date":"2011-04-05T12:19:28","date_gmt":"2011-04-05T09:19:28","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/"},"modified":"2011-04-05T12:19:28","modified_gmt":"2011-04-05T09:19:28","slug":"dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/","title":{"rendered":"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><img decoding=\"async\" src=\"images\/stories\/czeslaw-milosz.jpg\" border=\"0\" style=\"float: left;\" \/>\u00c7a\u011fda\u015flar\u0131m\u0131z\u0131n zihinlerinde olan bitene nas\u0131l ula\u015fabiliriz? Ger\u00e7i fikirlerini, kan\u0131lar\u0131n\u0131, inan\u00e7lar\u0131n\u0131, dil yoluyla ilettikleri her \u015feylerini bilebiliriz. Ama dil de pek g\u00fcvenilir bir \u015fey de\u011fildir, \u00e7\u00fcnk\u00fc genellikle \u00e7ok daha derin bir d\u00fczeyde yer alan d\u00fc\u015f\u00fcnce de\u011fi\u015fimlerinin, zihnin de\u011fi\u015fen d\u00fcnyaya bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 uyumlanma faaliyetlerinin gerisinde kal\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Y\u00fczy\u0131l\u0131m\u0131zda dinin kaderine hep hayranl\u0131kla bakm\u0131\u015f\u0131md\u0131r. \u0130nananlarla inanmayanlar\u0131n s\u00f6ylediklerine de\u011fil de bu s\u00f6zlerin arkas\u0131nda var oldu\u011funu tahmin etti\u011fim \u015feylere hayranl\u0131k duymu\u015fumdur. Herhalde hepimiz ayn\u0131 \u00e7a\u011fda ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re, kafalar\u0131m\u0131zda evrenin de onun i\u00e7indeki insan\u0131n da bir yeri vard\u0131r, bu imgeler bize \u015fimdi de ge\u00e7mi\u015fte de dinsel hayal g\u00fcc\u00fcn\u00fcn nas\u0131l i\u015fledi\u011fini g\u00f6stermi\u015ftir. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde dinsel hayal g\u00fcc\u00fc, Dante&#8217;nin zaman\u0131ndaki gibi olamaz ama y\u00fcz ya da iki y\u00fcz y\u0131l \u00f6ncekinden de farkl\u0131 olmak zorundad\u0131r. Baz\u0131 d\u0131\u015f g\u00f6stergeler bunun fark\u0131nda oldu\u011fumuzu g\u00f6stermektedir: \u00d6rne\u011fin kiliseye giderken, vaazda cehennem alevleri aras\u0131nda \u00e7ile \u00e7ekenlerin \u0131st\u0131raplar\u0131n\u0131 dinlemeyi beklemeyiz, oysa bir zamanlar kiliseye gidenlerin dinledi\u011fi bu olurdu. Ama bu t\u00fcr d\u0131\u015f g\u00f6stergelerin say\u0131s\u0131 azd\u0131r ve herhalde ilahiyat\u00e7\u0131larla papazlar\u0131n dili de dindarlar\u0131n d\u00fczenlenmemi\u015f hayallerinden biraz farkl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">\u00c7a\u011fda\u015f insan\u0131n dinsel hayallerine ancak dolayl\u0131 olarak s\u0131z\u0131labilir, bunu ancak dilin de\u011fi\u015fen bi\u00e7imleriyle, bir de resim ve m\u00fczikle yapmak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Diyelim ki insan zihninin belli bir d\u00f6nem i\u00e7inde t\u00fcm yaratt\u0131klar\u0131, bir ortak epistem i\u00e7inde baz\u0131 ba\u011flarla birbirine ba\u011fl\u0131d\u0131r, b\u00f6ylece biz bir resme bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda ya da bir m\u00fczik dinledi\u011fimizde, bunun hangi d\u00f6nemde yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu tam\u0131 tam\u0131na bilebiliriz. Hangi eseri ele al\u0131rsan\u0131z al\u0131n, g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc kadar da &#8220;tek ba\u015f\u0131na bir ada&#8221; de\u011fildir. Tam tersine, Samuel Beckett&#8217;in insani ko\u015fullara o umutsuz bak\u0131\u015f\u0131yla g\u00fcn\u00fcm\u00fcz k\u00f6ktendincili\u011fi aras\u0131nda birtak\u0131m yeralt\u0131 ba\u011flar\u0131 vard\u0131r, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte hi\u00e7bir ortak yanlar\u0131 olmasa da bu b\u00f6yledir. \u0130\u015fte i\u00e7i kof, canl\u0131s\u0131 ka\u00e7m\u0131\u015f kabuklara benzeyen vaazlarla yaz\u0131lar\u0131n olgusu buradan kaynaklanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bilim devrimi yava\u015f yava\u015f dinsel hayalg\u00fcc\u00fcn\u00fc a\u015f\u0131nd\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6nce Copernicus darbesi gelmi\u015f, d\u00fcnyay\u0131 merkez mevkiinden devirmi\u015f, ard\u0131ndan Newton, sonsuz uzay ve sonsuz zaman kavramlar\u0131n\u0131 ortaya getirmi\u015ftir. Yeni kozmoloji, eskisinin, yani Tanr\u0131 benzeri yarat\u0131lm\u0131\u015f olan, o benzerlik sayesinde &#8220;Yeniden Do\u011fu\u015f&#8221;la kurtulan insan\u0131n imtiyaz\u0131na dayal\u0131 olan\u0131n\u0131n yerine ge\u00e7mi\u015ftir. Yeni kozmoloji her nas\u0131lsa insan\u0131, galaksilerin dev boyutlar\u0131 i\u00e7inde eritmi\u015f, insan orada, kendine istisnai bir rol vermi\u015f k\u00fcstah bir benek\u00e7ik haline gelmi\u015ftir. Hayat bilimlerinin ise daha da y\u0131k\u0131c\u0131 oldu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Descartes&#8217;a g\u00f6re hayvanlar birer makinenin i\u00e7inde ya\u015f\u0131yordu; demek ki onlarla, \u00f6l\u00fcms\u00fcz ruha sahip insanlar aras\u0131ndaki engel h\u00e2l\u00e2 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcl\u00fcyordu. O engeli kald\u0131rmak i\u00e7in evrim teorisine ihtiy\u00e2\u00e7 vard\u0131, kiliseler de tehlikeyi hemen sezdiler. (E\u011fer hik\u00e2yeye inan\u0131rsak, Darwin ba\u015flang\u0131\u00e7ta T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8217;ni yay\u0131nlamakta, dindar kar\u0131s\u0131n\u0131n yalvarmalar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden g\u00fc\u00e7l\u00fc karars\u0131zl\u0131klar ge\u00e7irmi\u015ftir.) &#8220;Daha a\u015fa\u011f\u0131&#8221; t\u00fcrlerle insan aras\u0131ndaki farklar bulan\u0131kla\u015fmaya ba\u015flarken, ahlaki d\u00fczenle ilgili ciddi sorular ortaya \u00e7\u0131kmaktayd\u0131. E\u011fer hayat\u0131n t\u00fcm\u00fc baz\u0131 belli kanunlar i\u00e7indeyse, bunlar\u0131n aras\u0131nda &#8220;en g\u00fc\u00e7l\u00fclerin sa\u011f kalmas\u0131&#8221; kanunu da varsa ayn\u0131 kanun insanlar aras\u0131ndaki (ya da s\u0131n\u0131flar, uluslar aras\u0131ndaki) m\u00fccadeleler i\u00e7in de ge\u00e7erli olmak zorundayd\u0131, ahlak\u00e7\u0131larla insanc\u0131llar\u0131n g\u00f6zya\u015flar\u0131 da hi\u00e7bir i\u015fe yaramayacakt\u0131. Y\u00fczy\u0131l\u0131m\u0131z\u0131n tipik \u00f6zelli\u011fi olan soyk\u0131r\u0131mlar, insan\u0131 da do\u011fan\u0131n her saniye soyunu t\u00fcketti\u011fi say\u0131s\u0131z canl\u0131lardan farkl\u0131 g\u00f6rmemenin, onu bir biyolojik varl\u0131k olarak g\u00f6rmenin bir yan etkisi de olabilir. Beri yandan baz\u0131 sorular da bizi ters y\u00f6ne y\u00f6neltmektedir: E\u011fer biz hayvanlarla bu kadar yak\u0131n akrabaysak, onlar asl\u0131nda bizim karde\u015fimizse, o zaman insan, ac\u0131lara kar\u015f\u0131 itirazlar\u0131n\u0131 seslendirirken, Hazreti Ey\u00fcp gibi yak\u0131n\u0131p dururken, t\u00fcm yarat\u0131klar ad\u0131na konu\u015fmamal\u0131 m\u0131yd\u0131? Onlar da ac\u0131 \u00e7ekiyor, onlar da \u00f6l\u00fcyor; ama onlara ba\u011f\u0131\u015flama gelmiyordu. Bunun yaln\u0131z insana ihsan edildi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmek, do\u011fru bir \u015fey miydi?<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bilimin ilerlemesi; gen\u00e7lerin e\u011fitiminde garip bir ikilik yaratm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7ocuklar okulda ampirik d\u00fc\u015f\u00fcnceyle e\u011fitilmekte, onlara a\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131, d\u00fcnyan\u0131n maddesel nedenler ve etkilerle y\u00f6netildi\u011fi bi\u00e7iminde olduk\u00e7a tutarl\u0131 bir g\u00f6r\u00fc\u015f i\u015flenmektedir. Sonra soka\u011fa \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131nda, \u00e7evrelerini bilimin icatlar\u0131n\u0131 kullanan teknoloji \u00fcr\u00fcnleriyle sar\u0131lm\u0131\u015f bulurlar, b\u00f6ylelikle bilimsel metotlar\u0131n otoritesini onaylam\u0131\u015f olurlar. Oysa o \u00f6\u011frencilerin b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu, en az\u0131ndan ismen, \u00e7e\u015fitli dinsel mezheplerin \u00fcyesidir ve \u00e7at\u0131\u015fan iki \u00f6neriyi bir \u015fekilde uyumland\u0131rmak zorundad\u0131rlar, me\u011fer ki (giderek daha s\u0131k oldu\u011fu gibi) bilimsel \u00e7e\u015fitlilik y\u00f6n\u00fcn\u00fc se\u00e7sinler. Din savunucular\u0131ndan baz\u0131lar\u0131 bilim adamlar\u0131yla polemi\u011fe girmekte, kuramlar\u0131 sorgulamaktad\u0131rlar: \u00d6rne\u011fin, evrim teorisine kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmaktad\u0131rlar. Bununla birlikte, genel \u00e7izgi farkl\u0131d\u0131r: Bilimle dinin birbiriyle \u00e7eli\u015femeyece\u011fini, \u00e7\u00fcnk\u00fc dinin bir inan\u00e7 meselesi oldu\u011funu, ger\u00e7ek verilere dayal\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyar\u0131z. Ne yaz\u0131k ki tutarl\u0131l\u0131k bizim yap\u0131m\u0131zda var olan bir \u00f6zelliktir ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerimizi s\u00fcrekli olarak iki paralel ray \u00fczerinde hareket halinde tutmak bize zor gelmektedir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bununla birlikte bug\u00fcn hi\u00e7 kimse dinin sonunun geldi\u011fini ilan edemez, hatta H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n sonunun geldi\u011fini bile ilan edemez. B\u00f6yle tahminler on dokuzuncu y\u00fczy\u0131lda kula\u011fa olabilir gibi gelmi\u015f, bu arada pozitivist Auguste Comte, &#8220;bilimsel bir kilise&#8221;nin temellerini kuracak kadar da ileri gitmi\u015ftir. Kiliseye gidenlerin say\u0131s\u0131 de\u011fi\u015febilir, Katolik Polonya, \u0130rlanda ve \u0130talya gibi \u00fclkelerde g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u00e7ok y\u00fcksek say\u0131lardan, Katolik Fransa&#8217;da ve Protestan \u0130sve\u00e7&#8217;teki \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fck say\u0131lara kadar gidebilir ama d\u00fcnyan\u0131n baz\u0131 y\u00f6relerindeki kay\u0131plar, di\u011fer y\u00f6relerdeki yeni cemaatlerin hevesiyle telafi edilmektedir, Afrika ve Latin Amerika buna \u00f6rnektir. Papa \u0130kinci John Paul&#8217;un seyahatleri ve bu seyahatlerde cezbedebildi\u011fi kalabal\u0131klar, ku\u015fkucular\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeye itmek zorundad\u0131r. Dikkate de\u011fer bir nokta da teknolojik kafal\u0131 Amerika&#8217;da insanlar\u0131n \u00e7o\u011funun kendilerini dindar saymas\u0131, ister H\u0131ristiyan, ister Yahudi, ister Asya dinlerinin birine, \u00f6rne\u011fin Budizme mensup olsunlar, dindar olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemeleridir. Rusya&#8217;da Ortodoks kilisesinin, u\u011fram\u0131\u015f oldu\u011fu H\u0131ristiyan tarihinde e\u015fi g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bask\u0131lardan sonra dirili\u015fi de insani ihtiya\u00e7lar\u0131n ne kadar daimi oldu\u011funun bir i\u015faretidir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">O halde besbelli ki bilimin dinsel hayalg\u00fcc\u00fcne sald\u0131r\u0131s\u0131 sorunun ancak bir tek unsurunu olu\u015fturmaktad\u0131r. Bana \u00f6yle geliyor ki bug\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcncemizi on sekizinci y\u00fczy\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, olay\u0131 fazla basitle\u015ftirmekten ka\u00e7\u0131nmam\u0131za yard\u0131mc\u0131 olabilecek birtak\u0131m imalar bulabiliriz. O y\u00fczy\u0131la Mant\u0131k \u00c7a\u011f\u0131 denirdi. Bizim bilimselteknolojik uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n izi geriye do\u011fru s\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde, o \u00e7a\u011f\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr ve bilim adamlar\u0131n\u0131n ortaya koydu\u011fu temellere var\u0131lmaktad\u0131r. Ama g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte, o zamanki insanlar\u0131n ya\u015fay\u0131\u015f\u0131n\u0131 incelerken, kendi al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131 ge\u00e7mi\u015f zamana g\u00f6re yorumlama hatas\u0131n\u0131n kurban\u0131 olabiliyoruz. O y\u00fczy\u0131l hakk\u0131nda bizi as\u0131l \u015fa\u015f\u0131rtmas\u0131 gereken \u015fey, o d\u00f6nemin iyimserli\u011fi olmal\u0131d\u0131r. Bu iyimserlik, bug\u00fcnk\u00fc k\u00f6t\u00fcmserli\u011fin tam z\u0131dd\u0131d\u0131r ama biz bunun her zaman fark\u0131na varmay\u0131z, \u00e7\u00fcnk\u00fc o k\u00f6t\u00fcmserlik bizim d\u00fc\u015f\u00fcncelerimize \u00e7ok i\u015flemi\u015f durumdad\u0131r. O s\u0131ralar insan mant\u0131\u011f\u0131, var olan olgulara yakla\u015f\u0131rken kendi g\u00fcc\u00fcne son derece g\u00fcvenmi\u015ftir, \u00e7\u00fcnk\u00fc Tanr\u0131 ona kendi yaratt\u0131klar\u0131n\u0131n mucizesini ke\u015ffetme g\u00f6revini vermi\u015f bulunmaktad\u0131r. Bu a\u00e7\u0131dan bak\u0131nca, o \u00e7a\u011f\u0131n sevapk\u00e2r &#8220;Mant\u0131k \u00c7a\u011f\u0131&#8221; oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliriz. Isaac Newton \u00e7ok inan\u00e7 sahibi bir adamd\u0131. T\u00fcrlerin s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 icat etmi\u015f olan \u0130sve\u00e7li b\u00fcy\u00fck botanik \u00e2limi Carolous Linnaeus, Systema Naturae&#8217;sine Kitab\u0131 Mukaddes&#8217;ten (Latince) bir al\u0131nt\u0131yla ba\u015flamaktad\u0131r: &#8220;Ah, Yehova! Yapt\u0131klar\u0131n ne kadar derin! B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 bilgeli\u011finle yapm\u0131\u015fs\u0131n: B\u00fct\u00fcn d\u00fcnya senin zenginliklerinle dolu!&#8221; Bug\u00fcn &#8220;Mant\u0131k \u00c7a\u011f\u0131&#8221; bilimcilerinin ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnden ku\u015fkulanma, onlar\u0131n Tanr\u0131 inanc\u0131n\u0131, asl\u0131nda materyalist olan felsefelerinin bir maskesi gibi g\u00f6rme e\u011filimi vard\u0131r. Bununla birlikte, onlar\u0131n yaz\u0131lar\u0131na egemen olan atmosferde olsun, o d\u00f6nemdeki g\u00fczel sanatlar ve m\u00fczi\u011fin \u00fcslubunda olsun, bir\u00e7ok g\u00f6sterge bunun tersini i\u015faret etmektedir. D\u00f6nemin t\u00fcm eserlerinde yayg\u0131n olan ve altta yatan \u015fey, d\u00fczendir. Tanr\u0131, gezegenlerin hareketleri i\u00e7in ihlal edilmez kurallar koymu\u015ftur. Ayn\u0131 zamanda bitkilerin yeti\u015fmesini, hayvan organizmalar\u0131n\u0131n i\u015fleyi\u015fini ve insan\u0131n d\u00fcnyadaki hayat\u0131n\u0131 da evrensel ritme g\u00f6re ayarlam\u0131\u015ft\u0131r. Baz\u0131 fikirler, \u00f6rne\u011fin her insan\u0131n ink\u00e2r edilmez haklar\u0131 gibi fikirler, sosyal varl\u0131\u011f\u0131n de\u011fi\u015fen bi\u00e7imlerinin alt\u0131nda bir istikrar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 belli etmektedir. On sekizinci y\u00fczy\u0131l\u0131n kendine d\u00fczeni merkez alan epistem&#8217;i, en iyi ifadesini m\u00fczikte bulur. Benim kan\u0131mca en iyi m\u00fczik, 1800 tarihinde sona ermi\u015ftir. Buna itiraz edecek olanlar bile, en az\u0131ndan m\u00fczi\u011fin o tarihte yeni bir y\u00f6ne y\u00f6neldi\u011fini kabul etmek zorundad\u0131rlar.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">On sekizinci y\u00fczy\u0131l\u0131n baz\u0131 \u00fclkelerde birtak\u0131m dindar hareketlerin, Mason loncalar\u0131 kanal\u0131yla baz\u0131 manevi de\u011ferlerin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 (\u00f6rne\u011fin Mozart&#8217;\u0131n Sihirli Fl\u00fct&#8217;\u00fcndeki lonca gibi) getirmi\u015f oldu\u011funu unutmamak gerekir. Bu loncalar\u0131n baz\u0131lar\u0131 da kendilerini &#8220;mistik loncalar&#8221; bi\u00e7iminde ortaya koymu\u015flard\u0131r. O \u00e7a\u011f ayn\u0131 zamanda mistik yazarlar\u0131n da \u00e7a\u011f\u0131d\u0131r. Claude de SaintMartin, Emanuel Svvedenborg, William Blake, o d\u00f6nemin insanlar\u0131d\u0131r. Acaba bunun nedeni, bilim devriminin hen\u00fcz tam anlam\u0131yla yerle\u015fmemi\u015f, anla\u015f\u0131lamam\u0131\u015f olmas\u0131ndan m\u0131d\u0131r (yoksa anla\u015f\u0131l\u0131p da ona kar\u015f\u0131 direnilmesinden, Blake&#8217;in \u015feytan \u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fc dedi\u011fi Bacon, Newton ve Locke&#8217;a kar\u015f\u0131 m\u00fccadele etti\u011fi gibi m\u00fccadele edilmesinden midir)? M\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ama ne olursa olsun, bizim kaderimizi atalar\u0131m\u0131z\u0131n kaderiyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, belli bir zaman dilimi i\u00e7inde pek \u00e7ok e\u011filimin bir arada var oldu\u011fu sonucuna varabiliriz. Bir sonraki, yani on dokuzuncu y\u00fczy\u0131l, kendinden \u00f6ncekiyle ortak birtak\u0131m e\u011filimleri sergilerken, bilimsel Weltanschauung diyebilece\u011fimiz \u015feyi de daha \u00f6nceki bilim adamlar\u0131n\u0131n birbirine uyumlu g\u00f6r\u00fc\u015flerinden \u00e7ok farkl\u0131 bi\u00e7imde geli\u015ftirmi\u015ftir. De\u011ferlerin y\u0131k\u0131lmas\u0131, Friedrich Nietzsche&#8217;nin &#8220;Avrupa nihilizmi&#8217;ni ilan etmesine yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r ki, bu konuda Nietzsche&#8217;nin adeta kehanette bulundu\u011fu da s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">G\u00fcn\u00fcm\u00fczde de pek \u00e7ok ak\u0131m, y\u00fcksele al\u00e7ala, bir arada var olabilmektedir, baz\u0131 alanlarda on dokuzuncu y\u00fczy\u0131l\u0131n bilimi doruk noktas\u0131na y\u00fckselirken, baz\u0131lar\u0131nda da gerileme halinde oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclmektedir. \u015eair ve romanc\u0131lar\u0131n umutsuzluk, bezginlik, evrensel mant\u0131ks\u0131zl\u0131k gibi konular\u0131 dile getiren yaz\u0131lar\u0131n\u0131 her edebiyat ele\u015ftirmeni bilir. Bunlar d\u00fcnyay\u0131 ve insan hayat\u0131n\u0131 bilimsel yakla\u015f\u0131mla ele almay\u0131 \u00f6\u011frenmi\u015f olan eski d\u00f6nem insanlar\u0131d\u0131r ama bu yakla\u015f\u0131m da de\u011ferler a\u00e7\u0131s\u0131ndan hi\u00e7bir olumlu \u015fey sunamamaktad\u0131r. Bu \u00e7a\u011f\u0131n \u00f6nemli \u015fairleri, umutsuz nihilistlerdir, belki onlara a\u00e7\u0131k s\u00f6zl\u00fcl\u00fckleri nedeniyle hayranl\u0131k duyulabilir. Bunlardan birka\u00e7\u0131n\u0131n ad\u0131n\u0131 vermek gerekirse; Gottfried Benn, Samuel Beckett, Philip Larkin, diyebiliriz. Bu kadar \u00e7ok say\u0131da \u015fair ve ressam\u0131n Marksist olu\u015fu da bu insanlar\u0131n bir anlam aramas\u0131yla, arad\u0131klar\u0131 anlam\u0131 kom\u00fcnizmin erken a\u015famada getirece\u011fi huzurda bulmas\u0131yla a\u00e7\u0131klanabilir. Buna \u00f6rnek de; Paul Eluard, Pablo Neruda, Rafael Alberti, Pablo Picasso ve daha pek \u00e7ok ba\u015fka isimdir. Edebiyat ve resmi bir \u00f6l\u00e7\u00fct olarak kullan\u0131rsak, bir insan\u0131n bireysel varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n abs\u00fcrd ve nedenden yoksun g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc sonucuna varabiliriz; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu, insan\u0131n hayat\u0131n\u0131 da kapsayan, genel bir b\u00fct\u00fcn olarak g\u00f6rebilece\u011fimiz hayat, bir ilahi g\u00fc\u00e7 taraf\u0131ndan de\u011fil, bir raslant\u0131 sonucu ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Bug\u00fcn kom\u00fcnist \u00fctopyas\u0131n\u0131n \u00e7\u00f6kmesinden sonra, umutsuzluk duygusunun daha da yo\u011funla\u015fmas\u0131n\u0131, buna da \u00e7\u0131lg\u0131n bir t\u00fcketicilik e\u011filiminin e\u015flik etmesini bekleyebiliriz.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">B\u00f6yle bir durumda insanlar\u0131n dine d\u00f6n\u00fc\u015f nedenlerinden birincisi, manevi d\u00fczen arad\u0131klar\u0131 i\u00e7in olabilir. Bu a\u00e7\u0131dan, Katolik Kilisesi&#8217;nin \u00f6\u011fretilerinde yer alm\u0131\u015f olan de\u011fi\u015fim \u00e7ok \u00f6nemlidir. Y\u00fcz y\u0131l ya da iki y\u00fcz y\u0131l \u00f6nce, vaazlar\u0131n ba\u015fkonusu ruhun kurtulu\u015fuydu. Son birka\u00e7 on y\u0131lda ise daha \u00e7ok, insan\u0131n topluma kat\u0131lmas\u0131n\u0131 dinliyoruz. \u00d6yle \u00e7ok dinliyoruz ki; din adamlar\u0131n\u0131n t\u00fcm hevesi, baz\u0131 sosyal &#8220;ama\u00e7lara&#8221;, \u00f6rne\u011fin yoksullar\u0131n \u00f6zg\u00fcrle\u015fmesine, ulusal ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011fa ya da k\u00fcrtaj kar\u015f\u0131t\u0131 kampanyalara y\u00f6nelmi\u015f gibi g\u00f6z\u00fckmektedir. Geleneksel olarak dikey y\u00f6nelimli olan din, \u015fimdi yatayla\u015f\u0131yor, nedeni de b\u00fcy\u00fck ihtimalle, H\u0131ristiyan metafizi\u011fine temel olacak imgelerin bulunmamas\u0131 oluyor. Ama yine de bu yatay y\u00f6nelim genellikle vaizlerin s\u00f6zlerini i\u00e7i bo\u015fmu\u015f gibi g\u00f6steriyor, \u00e7\u00fcnk\u00fc din adamlar\u0131 \u00f6ylesine sosyal aktivist ki bunlar\u0131n ayn\u0131 zamanda tefekk\u00fcr\u00fcn ve iman\u0131n adam\u0131 olduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek zor geliyor.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Sosyal bir kurum olarak din, daha derin bir manevi hayatla e\u015fanlama gelemez, hatta \u00f6yle bir hayat\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemlerde, ge\u00e7ici olarak ortaya \u00e7\u0131kabilen bir \u015feydir. Bug\u00fcn kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kan temel soru, on dokuzuncu y\u00fczy\u0131l biliminin sald\u0131r\u0131s\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda yere serilmi\u015f olan dinsel hayalg\u00fcc\u00fcn\u00fcn dirilip dirilemeyece\u011fidir. Tarihin herhangi bir an\u0131nda yer alm\u0131\u015f zihniyet de\u011fi\u015fiklikleri hep yava\u015f olmu\u015ftur, bug\u00fcn bile y\u00fczy\u0131l\u0131n sonuna vard\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, genellikle birbirine kar\u015f\u0131t oldu\u011funu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz pek \u00e7ok e\u011filimin birbiriyle \u00e7apraz ge\u00e7i\u015flerini ay\u0131klay\u0131p dola\u015f\u0131kl\u0131klar\u0131 a\u00e7mak olduk\u00e7a zordur. Ama biz yine de, \u00f6rne\u011fin 1900&#8217;de bulundu\u011fumuzla ayn\u0131 noktada de\u011filiz. Yeni fizi\u011fi, (Fritjof Capra&#8217;n\u0131n Fizi\u011fin Taosu&#8217;nda oldu\u011fu gibi) uyumun yeniden sa\u011flanmas\u0131 yolunda bir m\u00fcjde olarak g\u00f6renlere kat\u0131lmay\u0131 ku\u015fkuyla kar\u015f\u0131lar\u0131m. (Ne de olsa, Tao da e\u011fer evrenin uyum duygusu de\u011filse nedir?) Ama biyokimyac\u0131 Jacques Monod&#8217;nun Rastlant\u0131 ve Zorunluluk&#8217;u kar\u015f\u0131s\u0131nda daha da m\u00fcstehzi oluyorum, Monod&#8217;nun, bilimin bizi yaln\u0131z gidi\u015fi olan bir yola oturttu\u011fu yolundaki umutsuz s\u00f6z\u00fc kar\u015f\u0131s\u0131nda ne diyece\u011fimi bilemiyorum: &#8220;On dokuzuncu y\u00fczy\u0131l bilim adamlar\u0131n\u0131n bizi kesinlikle yukar\u0131ya, insano\u011flu i\u00e7in g\u00f6rkemli bir ayd\u0131nl\u0131\u011fa g\u00f6t\u00fcrece\u011fini s\u00f6yledikleri bu yolun sonunda, kar\u015f\u0131m\u0131zda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz yaln\u0131zca karanl\u0131k bir u\u00e7urumdur.&#8221; Bence Jacques Monod, bilimin bir kere daha soluk kesen, mucizevi bir karma\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n e\u015fi\u011finde durdu\u011fu bu d\u00f6nemde, ge\u00e7mi\u015fin tutumlar\u0131na bir mersiye yazm\u0131\u015f. Bu y\u00f6n de\u011fi\u015fiminin sorumlusu da yeni fizik. Asl\u0131nda William Blake, Nevvton&#8217;un mutlak uzay ve mutlak zaman&#8217;ma sald\u0131r\u0131rken hakl\u0131yd\u0131. Herhalde Einstein&#8217;\u0131n g\u00f6relilik kuram\u0131n\u0131 da insan ruhunu o t\u00fcm\u00fcyle &#8220;objektif&#8221; bo\u015fluk gibi bask\u0131c\u0131, insan zihninden ay\u0131r\u0131c\u0131 bir kavramdan kurtard\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, sevin\u00e7le kar\u015f\u0131lard\u0131. Bu bi\u00e7imde g\u00f6r\u00fclen bir evren, Blake&#8217;e g\u00f6re, &#8220;Ulro Diyar\u0131&#8221;, yani &#8220;\u00d6l\u00fcm \u00dclkesi&#8221;ydi. Orada g\u00f6r\u00fclen her \u015fey bir &#8220;hayalet&#8221;ti, ebediyete kapal\u0131 ve \u00f6l\u00fcyd\u00fc. Kuantum teorisi, oradan \u00e7\u0131kar\u0131lacak sonu\u00e7lardan ayr\u0131 olarak ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, indirgemecilik kar\u015f\u0131t\u0131d\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc akl\u0131, ger\u00e7e\u011fin dokusu i\u00e7inde yeniden ortakyarat\u0131c\u0131 durumuna geri getirmektedir. Bu da insan\u0131 galaksilerin kocamanl\u0131\u011f\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6nemsiz bir benek olarak k\u00fc\u00e7\u00fcmseme tutumundan uzakla\u015fmakta, evrensel tiyatroda ona bir kere daha \u00f6nemli bir rol vermektedir ki esasen o vizyon da her dinin esas\u0131d\u0131r (Blake&#8217;in \u0130lahi \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131, Kabala&#8217;nm Adam Kadmon&#8217;u, H\u0131ristiyan mezheplerinin Logos \u0130sa&#8217;s\u0131 gibi).<br \/>Benim gibi inanan biri i\u00e7in, evrenin esrar\u0131n\u0131n anahtar\u0131, insan\u0131n esrar\u0131d\u0131r, yoksa bunun tersi ge\u00e7erli de\u011fildir. Ya da daha do\u011frusu, esrar\u0131n her par\u00e7as\u0131, di\u011fer par\u00e7as\u0131n\u0131n bir fonksiyonudur. On sekizinci y\u00fczy\u0131l bilim adamlar\u0131mn objektif bir d\u00fczen aramakta g\u00f6sterdikleri heves bug\u00fcn pek saf g\u00f6z\u00fckmektedir; ama ben y\u00fczy\u0131l\u0131m\u0131z\u0131n sonunda umudun dirili\u015fi gibi bir \u015feyi de sezmekteyim. Bir ihtimal vard\u0131r ki pe\u015fin pe\u015fin saf d\u0131\u015f\u0131 b\u0131rak\u0131lmas\u0131 do\u011fru olmaz: Bilim, indirgemecilikten ve kaba maddecilikten uzakla\u015fabilir ama olaylar\u0131n durumu dinsel hayalg\u00fcc\u00fcne yine de yard\u0131mc\u0131 olmayacakt\u0131r. Bilim belki mucizelere yeniden yer verecek bir d\u00fcnyay\u0131 ara\u015ft\u0131rabilir ama bulgular\u0131n\u0131 anlat\u0131rken geni\u015f halk kitlelerinin anlayamayaca\u011f\u0131, g\u00f6rselli\u011fe de d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclemeyecek bir dil kullanabilir. Bir zamanlar bilim, kendi mitine taraftar toplayabilecek kadar g\u00fc\u00e7l\u00fc oldu\u011funu ortaya koymu\u015ftur.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">B\u00f6yle bir durumda, \u00e7e\u015fitli din ve mezhepler giderek daha \u00e7ok yatayla\u015facak, yerel, ulusal ve sosyal \u00e7evrenin tutsa\u011f\u0131 durumuna girecek, siyasal g\u00fc\u00e7lerle ittifaklara y\u00f6nelecektir. Bana \u00f6yle geliyor ki Amerikan k\u00f6ktendincili\u011fi bu t\u00fcr geli\u015fmelerin bir \u00f6rne\u011fi olabilir, ayr\u0131ca korkar\u0131m Polonya&#8217;daki Katolikli\u011fin de bir\u00e7ok bak\u0131mdan farkl\u0131 olmakla birlikte, benzer bir gelece\u011fi i\u015faret eden b\u00f6l\u00fcmleri vard\u0131r. Yoksa Latin Amerika&#8217;ya m\u0131 bakmal\u0131y\u0131z? \u0130rlanda&#8217;ya m\u0131? Japonya&#8217;da \u015eintoizmin ulusal din olarak \u00e7izdi\u011fi kadere mi? \u00d6nceden konu\u015fmamak daha g\u00fcvenli olur. Pek \u00e7ok \u015fey, her \u00fclkedeki ciddi din d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bunu s\u00f6ylerken, her tarafta bol bol rastlanan, dindar zihinli sosyal reformculardan s\u00f6z etmiyorum, t\u00fcm esaslar\u0131n yeniden ilan edilmesi gereken b\u00f6yle bir zamanda, &#8220;Varolu\u015f&#8221;un temel muammalar\u0131n\u0131 ele alacak ki\u015filerden s\u00f6z ediyorum.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>\u00c7a\u011fda\u015flar\u0131m\u0131z\u0131n zihinlerinde olan bitene nas\u0131l ula\u015fabiliriz? Ger\u00e7i fikirlerini, kan\u0131lar\u0131n\u0131, inan\u00e7lar\u0131n\u0131, dil yoluyla ilettikleri her \u015feylerini bilebiliriz. Ama dil de pek g\u00fcvenilir bir \u015fey de\u011fildir, \u00e7\u00fcnk\u00fc genellikle \u00e7ok daha derin bir d\u00fczeyde yer alan d\u00fc\u015f\u00fcnce de\u011fi\u015fimlerinin, zihnin de\u011fi\u015fen d\u00fcnyaya bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 uyumlanma faaliyetlerinin gerisinde kal\u0131r. Y\u00fczy\u0131l\u0131m\u0131zda dinin kaderine hep hayranl\u0131kla bakm\u0131\u015f\u0131md\u0131r. \u0130nananlarla inanmayanlar\u0131n s\u00f6ylediklerine de\u011fil de bu [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[54],"tags":[],"class_list":{"0":"post-5907","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-din"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"\u00c7a\u011fda\u015flar\u0131m\u0131z\u0131n zihinlerinde olan bitene nas\u0131l ula\u015fabiliriz? Ger\u00e7i fikirlerini, kan\u0131lar\u0131n\u0131, inan\u00e7lar\u0131n\u0131, dil yoluyla ilettikleri her \u015feylerini bilebiliriz. Ama dil de pek g\u00fcvenilir bir \u015fey de\u011fildir, \u00e7\u00fcnk\u00fc genellikle \u00e7ok daha derin bir d\u00fczeyde yer alan d\u00fc\u015f\u00fcnce de\u011fi\u015fimlerinin, zihnin de\u011fi\u015fen d\u00fcnyaya bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 uyumlanma faaliyetlerinin gerisinde kal\u0131r. Y\u00fczy\u0131l\u0131m\u0131zda dinin kaderine hep hayranl\u0131kla bakm\u0131\u015f\u0131md\u0131r. \u0130nananlarla inanmayanlar\u0131n s\u00f6ylediklerine de\u011fil de bu [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2011-04-05T09:19:28+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:width\" content=\"300\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:height\" content=\"90\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:type\" content=\"image\/png\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"16 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz\",\"datePublished\":\"2011-04-05T09:19:28+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/\"},\"wordCount\":3153,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"articleSection\":[\"Din\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/\",\"name\":\"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"datePublished\":\"2011-04-05T09:19:28+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/\"]}]},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz","og_description":"\u00c7a\u011fda\u015flar\u0131m\u0131z\u0131n zihinlerinde olan bitene nas\u0131l ula\u015fabiliriz? Ger\u00e7i fikirlerini, kan\u0131lar\u0131n\u0131, inan\u00e7lar\u0131n\u0131, dil yoluyla ilettikleri her \u015feylerini bilebiliriz. Ama dil de pek g\u00fcvenilir bir \u015fey de\u011fildir, \u00e7\u00fcnk\u00fc genellikle \u00e7ok daha derin bir d\u00fczeyde yer alan d\u00fc\u015f\u00fcnce de\u011fi\u015fimlerinin, zihnin de\u011fi\u015fen d\u00fcnyaya bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 uyumlanma faaliyetlerinin gerisinde kal\u0131r. Y\u00fczy\u0131l\u0131m\u0131zda dinin kaderine hep hayranl\u0131kla bakm\u0131\u015f\u0131md\u0131r. \u0130nananlarla inanmayanlar\u0131n s\u00f6ylediklerine de\u011fil de bu [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2011-04-05T09:19:28+00:00","og_image":[{"width":300,"height":90,"url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","type":"image\/png"}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"16 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz","datePublished":"2011-04-05T09:19:28+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/"},"wordCount":3153,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"articleSection":["Din"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/","name":"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"datePublished":"2011-04-05T09:19:28+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/"]}]},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/04\/05\/dinsel-hayal-gucuyle-bilimsel-yenilik-arasindaki-tarihi-gerilim-czeslaw-milosz\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Dinsel hayal g\u00fcc\u00fcyle bilimsel yenilik aras\u0131ndaki tarihi gerilim | Czeslaw Milosz"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/5907","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=5907"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/5907\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=5907"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=5907"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=5907"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}