{"id":6033,"date":"2011-06-02T12:50:41","date_gmt":"2011-06-02T09:50:41","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/"},"modified":"2024-04-28T20:51:27","modified_gmt":"2024-04-28T17:51:27","slug":"aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/","title":{"rendered":"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods &#8211; Ted Grant"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"wp-image-8031 size-thumbnail alignleft\" src=\"http:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant-150x150.jpg\" alt=\"\" width=\"150\" height=\"150\" \/>Dil ve \u00c7ocu\u011fun D\u00fc\u015f\u00fcncesi<\/p>\n<p>Genel olarak insan d\u00fc\u015f\u00fcncesinin geli\u015fimiyle insan bireyinin dil ve d\u00fc\u015f\u00fcncesinin \u00e7ocukluk ve ergenlikten yeti\u015fkinli\u011fe varan s\u00fcre\u00e7 i\u00e7indeki geli\u015fimi aras\u0131nda belli bir benzerlik g\u00f6ze \u00e7arpar.<\/p>\n<p>Engels, Maymundan \u0130nsana Ge\u00e7i\u015fte Eme\u011fin Rol\u00fc\u2019nde bu hususa de\u011finmi\u015ftir:<\/p>\n<p>T\u0131pk\u0131 embriyonun ana rahmindeki geli\u015fmesinin tarih\u00e7esinin, hayvan atalar\u0131m\u0131z\u0131n solucandan ba\u015flayarak milyonlarca y\u0131la yay\u0131lan bedensel evrim tarihinin k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f bir tekrar\u0131ndan ibaret olmas\u0131 gibi, insan yavrusunun zihinsel geli\u015fimi de, atalar\u0131m\u0131z\u0131n, en az\u0131ndan daha yak\u0131n olanlar\u0131n\u0131n, zihinsel geli\u015fiminin daha da k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f bir tekrar\u0131ndan ibarettir.[12]<\/p>\n<p>Embriyondan yeti\u015fkine do\u011fru geli\u015fmeyi inceleyen bilim dal\u0131na ontojeni, t\u00fcrler aras\u0131ndaki evrimsel ili\u015fkileri inceleyen dala ise filojeni denmektedir. Her ikisi de ilgin\u00e7 bi\u00e7imde birbirine ba\u011fl\u0131d\u0131r, ama aynadaki kaba bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fc gibi de\u011fil. \u00d6rne\u011fin, rahimdeki geli\u015fimi boyunca insan\u0131n embriyosu bir bal\u0131\u011fa, bir amfibiye, bir memeliye benzemekte ve hayvan evrimini an\u0131msatan a\u015famalardan ge\u00e7iyor g\u00f6r\u00fcnmektedir. T\u00fcm insanlar bir\u00e7ok bak\u0131mdan birbirlerine benzerler, \u00f6zellikle de beyin maddeleri ve yap\u0131lar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan. Kimyasal, anatomik ve fizyolojik olarak \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde az farkl\u0131l\u0131k vard\u0131r. Gebelikte, d\u00f6llenmi\u015f yumurta iki bo\u015f h\u00fccre topuna do\u011fru geli\u015fir. \u0130lk g\u00f6r\u00fclebilir geli\u015fme on sekiz g\u00fcn i\u00e7inde ger\u00e7ekle\u015fir, bu toplar\u0131n birbirlerine de\u011fdikleri nokta kal\u0131nla\u015farak n\u00f6ral oluk haline gelir. \u00d6n par\u00e7a sonralar\u0131 bir beyne do\u011fru geli\u015fmek \u00fczere b\u00fcy\u00fcr. Ard\u0131ndan g\u00f6zler, burun ve kulaklar haline gelecek olan di\u011fer farkl\u0131la\u015fmalar ger\u00e7ekle\u015fir. Gebeli\u011fin \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc haftas\u0131nda kalp at\u0131\u015f\u0131n\u0131n ba\u015flamas\u0131yla birlikte ilk olarak embriyo ya\u015fam\u0131nda kan dola\u015f\u0131m\u0131 ve sinir sistemi \u00e7al\u0131\u015fmaya ba\u015flar.<\/p>\n<p>N\u00f6ral oluk, bir kanal ve sonra da bir t\u00fcp haline gelir. Zaman i\u00e7inde bu olu\u015fum omurili\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015fecektir. Kafa ucunda, \u00f6n beyin, orta beyin ve arka beyini olu\u015fturmak \u00fczere t\u00fcpte \u015fi\u015flikler belirir. Her \u015fey merkezi sinir sisteminin h\u0131zl\u0131 geli\u015fimi i\u00e7in d\u00fczenlemi\u015ftir. Nihai h\u00fccresel yap\u0131ya do\u011fru ilerleyen h\u00fccre b\u00f6l\u00fcnme h\u0131z\u0131nda nitel bir s\u0131\u00e7rama olur. Embriyo 13 mm uzunlu\u011fa ula\u015ft\u0131\u011f\u0131nda, beyin, be\u015f-kabarc\u0131kl\u0131 bir beyin \u015fekline b\u00fcr\u00fcn\u00fcr. G\u00f6rsel sinirleri ve g\u00f6zleri olu\u015fturan saplar ortaya \u00e7\u0131kar. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc ay\u0131n sonunda serebral korteks ve beyincik kadar, talamus ve hipotalamus da ay\u0131rt edilebilir bir hale gelir. Be\u015finci ayla birlikte bo\u011fumlu korteks \u015fekillenmeye ba\u015flar. Do\u011fumdan sonra daha da geli\u015fecek olmas\u0131na ra\u011fmen t\u00fcm temel \u00f6\u011feler dokuzuncu ayda geli\u015fmi\u015flerdir. O anda dahi beynin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131, bir yeti\u015fkinin 1300 il\u00e2 1500 graml\u0131k beyin a\u011f\u0131l\u0131\u011f\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, yaln\u0131zca 350 gram civar\u0131ndad\u0131r. Beyin alt\u0131 ayda yeti\u015fkindeki a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n %50\u2019sine, bir y\u0131lda %60\u2019\u0131na ve alt\u0131 y\u0131lda %90\u2019\u0131na ula\u015f\u0131r. On ya\u015f\u0131nda yeti\u015fkin beynin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131n %95\u2019ine ula\u015f\u0131r. Beynin h\u0131zl\u0131 geli\u015fimi kafa b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcnde kendini d\u0131\u015fa vurur. Bir bebe\u011fin kafa b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc yeti\u015fkinle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda bedeni i\u00e7in b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Yeni do\u011fmu\u015f bir bebe\u011fin beyni yeti\u015fkinlikteki durumuna di\u011fer herhangi bir organdan daha yak\u0131nd\u0131r. Do\u011fumda, beyin toplam v\u00fccut a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131n %10\u2019nu olu\u015ftururken, yeti\u015fkinde bu oran yaln\u0131zca %2\u2019dir.<\/p>\n<p>Beynin fiziksel yap\u0131s\u0131 (biyokimyas\u0131, h\u00fccre mimarisi ve elektriksel devresi) beynin \u00e7evreye verdi\u011fi tepkilerin etkisiyle de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011frar. D\u00fc\u015f\u00fcnceler ve an\u0131lar, sinir sistemindeki karma\u015f\u0131k de\u011fi\u015fimler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla beyinde kodlan\u0131rlar. B\u00f6ylece, beyin etkile\u015fiminin t\u00fcm s\u00fcre\u00e7leri, e\u015fsiz bir bilin\u00e7 \u2013kendinin fark\u0131nda olan madde\u2013 olgusuna yol a\u00e7arlar. Kanadal\u0131 psikolog Donald Hebb\u2019e g\u00f6re, anahtar iki sinir h\u00fccresi aras\u0131ndaki sinaptik ba\u011flarda yatmaktad\u0131r, ki bu g\u00f6r\u00fc\u015f g\u00fcn\u00fcm\u00fczde yayg\u0131n olan d\u00fc\u015f\u00fcncenin temelini olu\u015fturur. Sinapslar aras\u0131ndaki kendine \u00f6zg\u00fc devre dizileri ve ate\u015fleme kal\u0131plar\u0131 belle\u011fi kodlayabilir, ama bu, mutlaka tek bir beyin a\u011f\u0131na lokalize olmayacakt\u0131r. Her iki yar\u0131 k\u00fcrede ve bir\u00e7ok kez kodlanabilir. Bireyin t\u00fcm \u00e7evresi, \u00f6zellikle geli\u015fiminin ilk y\u0131llar\u0131nda, beyinsel s\u00fcre\u00e7ler ve davran\u0131\u015flar \u00fczerinde s\u00fcrekli olarak benzersiz etkiler b\u0131rak\u0131r. \u201c\u00d6zellikle \u00e7ocukluk d\u00f6nemindeyken, \u00e7evredeki en k\u00fc\u00e7\u00fck bir de\u011fi\u015fim,\u201d diyor Rose, \u201cbeynin kimyas\u0131 ve i\u015fleyi\u015finde uzun-d\u00f6nemli de\u011fi\u015fimlere yol a\u00e7abilir.\u201d<\/p>\n<p>Beyinle \u00e7evre aras\u0131ndaki bu diyalektik etkile\u015fim olmasayd\u0131, bireyin geli\u015fimi basit\u00e7e genetik kodun emrinde olurdu. Bireylerin davran\u0131\u015flar\u0131 \u00f6nceden kodlanm\u0131\u015f ve en ba\u015f\u0131ndan itibaren \u00f6ng\u00f6r\u00fclebilir olurdu. Ne var ki \u00e7evre, geli\u015fimde belirleyici bir rol oynamaktad\u0131r. De\u011fi\u015ftirilmi\u015f bir ko\u015fullar dizisi bireyde \u00e7ok belirgin bir de\u011fi\u015fime yol a\u00e7abilir.<\/p>\n<p>G\u00f6zler, El ve Beyin<\/p>\n<p>\u00c7ocukta dil ve d\u00fc\u015f\u00fcncenin geli\u015fimi, ilk kez \u0130svi\u00e7reli epistemolog* Jean Piaget\u2019nin \u00e7\u0131\u011f\u0131r a\u00e7an \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda kapsaml\u0131 bir incelemeye t\u00e2bi tutulmu\u015ftu. Teorilerinin baz\u0131 y\u00f6nleri, \u00f6zellikle de \u00e7ocuklar\u0131n bir a\u015famadan di\u011ferine ge\u00e7i\u015f bi\u00e7imini yorumlay\u0131\u015f\u0131ndaki esneklik yoksunlu\u011fu ele\u015ftiri konusu olmu\u015fsa da, onun \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131, neredeyse g\u00f6zard\u0131 edilmi\u015f bir alanda \u00f6nc\u00fc \u00e7al\u0131\u015fmalar niteli\u011findeydi ve teorilerinin bir\u00e7o\u011fu ge\u00e7erlili\u011fini halen \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde korumaktad\u0131r. Hegel\u2019in genel olarak diyalektik d\u00fc\u015f\u00fcncenin sistematik bir sergileni\u015fini sunan ilk ki\u015fi olmas\u0131 gibi, Piaget de do\u011fumdan \u00e7ocuklu\u011fa, oradan da ergenli\u011fe kadar olan geli\u015fmenin diyalektik s\u00fcrecine dair bir fikir veren ilk ki\u015fiydi. Her iki sistemin de bar\u0131nd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 kusurlar\u0131n, bu insanlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n olumlu i\u00e7eri\u011fini karartmas\u0131na izin verilmemelidir. Piaget\u2019nin a\u015famalar\u0131 \u015f\u00fcphesiz olduk\u00e7a \u015fematik ve ara\u015ft\u0131rma y\u00f6ntemleri de bir o denli sorgulanmaya a\u00e7\u0131k olsa bile, yine de bunlar, erken insan geli\u015fimine genel bir bak\u0131\u015f olarak de\u011fer ta\u015f\u0131maktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>Piaget\u2019nin teorileri, davran\u0131\u015f\u00e7\u0131lar\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015flerine bir tepkiydi, davran\u0131\u015f\u00e7\u0131 ekol\u00fcn \u00f6nde gelen temsilcisi Skinner, \u00f6zellikle 1960\u2019larda ABD\u2019de etkiliydi. Davran\u0131\u015f\u00e7\u0131 yakla\u015f\u0131m lineer bir k\u00fcm\u00fclatif geli\u015fme kal\u0131b\u0131na dayanan b\u00fct\u00fcn\u00fcyle mekanik bir yakla\u015f\u0131md\u0131r. Bu yakla\u015f\u0131ma g\u00f6re, \u00e7ocuklar, uzman \u00f6\u011fretmenler ve m\u00fcfredat planlamac\u0131lar taraf\u0131ndan olu\u015fturulan, lineer bir i\u00e7erik program\u0131na t\u00e2bi tutulduklar\u0131nda en verimli \u015fekilde \u00f6\u011frenirler. Skinner\u2019in e\u011fitim teorileri kapitalist zihniyete cuk oturmaktad\u0131r. Bu teoriye g\u00f6re \u00e7ocuklar sadece \u00f6d\u00fcllendirildiklerinde \u00f6\u011frenirler, t\u0131pk\u0131 bir i\u015f\u00e7inin ancak fazla mesaiye kald\u0131\u011f\u0131nda fazla para almas\u0131 gibi.<\/p>\n<p>Davran\u0131\u015f\u00e7\u0131lar dilin geli\u015fimi konusunda tipik bir mekanik g\u00f6r\u00fc\u015f benimsemi\u015flerdi. Noam Chomsky, Skinner\u2019in bebeklerin ilk birka\u00e7 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc (esas olarak isim s\u00f6zc\u00fckleri) nas\u0131l \u00f6\u011frendi\u011fini uygun bi\u00e7imde a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131na, ama bunlar\u0131n nas\u0131l bir araya getirildi\u011fini a\u00e7\u0131klamad\u0131\u011f\u0131na dikkat \u00e7ekiyordu. Dil yaln\u0131zca s\u00f6zc\u00fck dizileri de\u011fildir. Dil tam da, belli bir dinamik ili\u015fki i\u00e7indeki s\u00f6zc\u00fckler bile\u015fimidir, ki onu \u00f6ylesine zengin, etkili, esnek ve karma\u015f\u0131k bir ara\u00e7 yapan da budur. Burada b\u00fct\u00fcn en kesin bi\u00e7imde kendi par\u00e7alar\u0131n\u0131n toplam\u0131ndan b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Yabanc\u0131 dil \u00f6\u011frenmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f her yeti\u015fkinin kat\u0131laca\u011f\u0131 gibi, iki ya\u015f\u0131nda bir \u00e7ocu\u011fun gramer kurallar\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmesi ger\u00e7ekten inan\u0131lmaz bir h\u00fcnerdir.<\/p>\n<p>Bu kaba ve mekanik dogmayla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda Piaget\u2019nin teorileri ileri do\u011fru b\u00fcy\u00fck bir ad\u0131m\u0131 temsil etmektedir. Piaget, \u00f6\u011frenmenin \u00e7ocuklarda do\u011fal olarak bulundu\u011funu a\u00e7\u0131klad\u0131. T\u00fcm \u00e7ocuklarda zaten mevcut olan bu e\u011filimleri a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak \u00f6\u011fretmenin i\u015fidir. Dahas\u0131 Piaget, hakl\u0131 olarak, \u00f6\u011frenme s\u00fcrecinin lineer bir \u00e7izgi olmad\u0131\u011f\u0131na, nitel k\u0131r\u0131lmalarla kesintiye u\u011frad\u0131\u011f\u0131na dikkat \u00e7ekti. Piaget\u2019nin orijinal a\u015famalar\u0131 tart\u0131\u015fmaya a\u00e7\u0131k olsa da, bu diyalektik yakla\u015f\u0131m\u0131n genel olarak ge\u00e7erli oldu\u011funa ku\u015fku yoktur. Piaget\u2019nin \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda de\u011ferli olan \u015fey, \u00e7ocu\u011fun geli\u015fiminin \u00e7eli\u015fkili bir s\u00fcre\u00e7 olarak sunulmas\u0131 ve bu s\u00fcre\u00e7 i\u00e7indeki her a\u015faman\u0131n bir \u00f6ncekine dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131n, bu bir \u00f6nceki a\u015faman\u0131n da hem a\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 hem de muhafaza edildi\u011finin savunulmas\u0131d\u0131r. Genetik olarak ko\u015fullanm\u0131\u015f altyap\u0131, daha ilk andan itibaren \u00e7evreyle diyalektik bir etkile\u015fime giren haz\u0131r malzeme sunar. Yeni do\u011fmu\u015f bebek bilin\u00e7li de\u011fildir, ama acilen giderilmeyi talep eden derin ve k\u00f6kl\u00fc biyolojik i\u00e7g\u00fcd\u00fclerce y\u00f6nlendirilir. Bu g\u00fc\u00e7l\u00fc hayvan i\u00e7g\u00fcd\u00fcleri yok olmazlar, etkinliklerimizin alt\u0131nda yatan bilin\u00e7siz bir alt tabaka olarak dururlar.<\/p>\n<p>Hegel\u2019in dilini kullanacak olursak, burada kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kan \u015fey, kendinde varl\u0131ktan kendisi i\u00e7in varl\u0131\u011fa; potansiyelden ger\u00e7e\u011fe, yal\u0131t\u0131k, savunmas\u0131z, bilin\u00e7siz varl\u0131ktan, do\u011fa g\u00fc\u00e7lerinin bir oyunca\u011f\u0131ndan, bilin\u00e7li bir insan varl\u0131\u011f\u0131na ge\u00e7i\u015ftir. Kendisinin bilince var\u0131\u015fa do\u011fru ilerleyen hareket, Piaget\u2019nin do\u011fru bi\u00e7imde a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 gibi, farkl\u0131 a\u015famalardan ge\u00e7en bir m\u00fccadeledir. Yeni do\u011fmu\u015f bebek kendini \u00e7evresinden a\u00e7\u0131k\u00e7a ay\u0131rt edemez. Ancak yava\u015f yava\u015f kendisiyle d\u0131\u015f d\u00fcnya aras\u0131ndaki ayr\u0131m\u0131n fark\u0131na var\u0131r. \u201cDo\u011fumdan dilin edinilmesine kadar ge\u00e7en d\u00f6nem,\u201d diye yaz\u0131yor Piaget, \u201cola\u011fan\u00fcst\u00fc bir zihinsel geli\u015fme d\u00f6nemidir.\u201d Ba\u015fka bir yerde, varl\u0131\u011f\u0131n ilk 18 ay\u0131n\u0131 \u201ck\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6l\u00e7ekte bir Copernicus devrimi\u201d olarak tan\u0131ml\u0131yor.[13] Bu s\u00fcrecin kavran\u0131lmas\u0131 gereken anahtar\u0131, \u00f6zne (kendisi) ve nesne (ger\u00e7eklik) aras\u0131nda cisimle\u015fen ili\u015fkinin yava\u015f yava\u015f ayd\u0131nlan\u0131\u015f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Vigotski ve Piaget<\/p>\n<p>Piaget\u2019yi ilk ve en iyi \u015fekilde ele\u015ftiren ki\u015fi, 1924-34 d\u00f6neminde Piaget\u2019nin d\u00fc\u015f\u00fcncelerine tutarl\u0131 bir alternatif geli\u015ftiren Sovyet e\u011fitimcisi Vigotski idi. Trajiktir ki, Vigotski\u2019nin d\u00fc\u015f\u00fcnceleri Sovyetler Birli\u011fi\u2019nde ancak Stalin\u2019in \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra yay\u0131mland\u0131 ve Bat\u0131da 1950\u2019lerde ve 60\u2019larda tan\u0131narak, Jerome Bruner gibi bir\u00e7oklar\u0131 \u00fczerinde g\u00fc\u00e7l\u00fc bir etki yaratt\u0131. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde onun d\u00fc\u015f\u00fcnceleri e\u011fitimciler aras\u0131nda geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde kabul g\u00f6rmektedir.<\/p>\n<p>Vigotski, jestlerin dilin geli\u015fimindeki \u00f6nemli rol\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klamakla, zaman\u0131n\u0131n \u00e7ok ilerisinde oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015fti. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, dilin k\u00f6kenlerini a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturan psikolinguistler (ruhdilbilimciler) taraf\u0131ndan son zamanlarda yeniden diriltilmi\u015ftir. Bruner ve di\u011ferleri, jestlerin, \u00e7ocukta dilin sonraki geli\u015fimine muazzam bir etki yapt\u0131\u011f\u0131na dikkat \u00e7ekmi\u015flerdir. Piaget, \u00e7ocu\u011fun geli\u015fiminde biyolojik y\u00f6ne daha fazla vurgu yaparken, Vigotski, Bruner ve di\u011ferleri gibi, daha \u00e7ok k\u00fclt\u00fcr \u00fczerine yo\u011funla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. K\u00fclt\u00fcrde aletlerin \u00e7ok \u00f6nemli bir rol\u00fc vard\u0131r; bu aletler ister ilk hominidlerin sopa ve ta\u015flar\u0131 olsun, ister g\u00fcn\u00fcm\u00fcz \u00e7ocu\u011funun kur\u015fun kalem, silgi ve kitaplar\u0131.<\/p>\n<p>Son ara\u015ft\u0131rmalar, bebeklerin Piaget\u2019nin d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcnden daha erken bir a\u015famada belli yetenekleri sergilediklerini g\u00f6stermi\u015ftir. Biyoloji temelinden gelmi\u015f birisi olarak \u00e7ocuk geli\u015fiminin bu y\u00f6n\u00fcne a\u011f\u0131rl\u0131k vermesi ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olan Piaget\u2019nin \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck bebekler hakk\u0131ndaki d\u00fc\u015f\u00fcnceleri a\u015f\u0131lm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor, ama ara\u015ft\u0131rmas\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc ge\u00e7erlili\u011fini korumaktad\u0131r. Vigotski soruna ba\u015fka bir a\u00e7\u0131dan yakla\u015ft\u0131, ama ortak noktalar vard\u0131. \u00d6rne\u011fin, Piaget\u2019nin kendi \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131nda \u201cduyu-motor aktiviteler\u201din \u2013ba\u015fka bir oyunca\u011fa ula\u015fmak i\u00e7in bir t\u0131rm\u0131\u011f\u0131n kullan\u0131lmas\u0131 gibi\u2013 tasla\u011f\u0131n\u0131 \u00e7izmesi gibi, Vigotski de, \u00e7ocuklu\u011fun ilk y\u0131llar\u0131na dair incelemesinde, \u201cdilsel olmayan d\u00fc\u015f\u00fcnce\u201d \u00fczerinde durur. Bunun yan\u0131 s\u0131ra bebeklerin anla\u015f\u0131lmaz sesleri (\u201cbebek-dili\u201d) dikkat \u00e7ekicidir. \u0130ki \u00f6\u011fe bir araya geldi\u011finde dilde patlamal\u0131 bir geli\u015fme olur. Yeni y\u00fcr\u00fcmeye ba\u015flayan \u00e7ocuk, her yeni deneyiminin ad\u0131n\u0131 bilmek ister. Vigotski farkl\u0131 bir rota tuttursa da, yolu Piaget a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>B\u00fcy\u00fcme s\u00fcreci beceriksizlikten beceriklili\u011fe do\u011fru lineer bir ilerleme de\u011fildir: Yeni do\u011fmu\u015f bir bebek, ya\u015fabilmek i\u00e7in sonraki yeti\u015fkinin minik bir versiyonu olarak de\u011fil yeni do\u011fmu\u015f bir bebek olarak becerikli olmal\u0131d\u0131r. Geli\u015fme yaln\u0131zca nicel olmay\u0131p, i\u00e7inde nitel d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmlerin oldu\u011fu \u2013rne\u011fin meme emmesiyle kat\u0131 yiyecek \u00e7i\u011fneme aras\u0131nda, ya da, duyu-motor ile bili\u015fsel davran\u0131\u015f aras\u0131nda\u2013 bir s\u00fcre\u00e7tir.[14]<\/p>\n<p>Ancak yava\u015f yava\u015f, uzun bir d\u00f6nem boyunca ve zorlu bir al\u0131\u015fma ve \u00f6\u011frenme s\u00fcreciyle birlikte \u00e7ocuk, k\u00f6r duyumlar\u0131n ve g\u00fcd\u00fclerin bir boh\u00e7as\u0131, aciz bir nesne olmaktan \u00e7\u0131kar ve bilin\u00e7li, kendi kendini y\u00f6neten \u00f6zg\u00fcr bir fail haline gelir. \u0130\u015fte, tek bir bebe\u011fin geli\u015fimiyle insan t\u00fcr\u00fcn\u00fcn geli\u015fimi aras\u0131ndaki \u00e7arp\u0131c\u0131 paralelli\u011fi sa\u011flayan \u015fey de, bilin\u00e7sizlikten bilin\u00e7lili\u011fe, \u00e7evreye tam ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131ktan \u00e7evreye egemen olmaya ge\u00e7i\u015f i\u00e7in verilen bu sanc\u0131l\u0131 m\u00fccadeledir. Elbette bu paralelli\u011fin kusursuz oldu\u011funu ima etmek yanl\u0131\u015f olurdu. Her analoji ancak belirli s\u0131n\u0131rlar i\u00e7inde ge\u00e7erlidir. Ama en az\u0131ndan baz\u0131 noktalarda bu t\u00fcr paralelliklerin ger\u00e7ekten de varoldu\u011fu sonucuna kar\u015f\u0131 durmak zordur. Alt d\u00fczeyden \u00fcst d\u00fczeye, basitten karma\u015f\u0131\u011fa, bilin\u00e7sizlikten bilin\u00e7lili\u011fe; bu \u00f6zellikler ya\u015fam\u0131n evriminde s\u00fcrekli olarak tekrar ederler.<\/p>\n<p>Hayvanlar, insanlara g\u00f6re duyulara daha fazla t\u00e2bidirler ve daha iyi duyma, g\u00f6rme ve koku alma duyusuna sahiptirler. G\u00f6r\u00fc\u015f keskinli\u011finin \u00e7ocuklu\u011fun son d\u00f6nemlerinde y\u00fcksek bir noktaya ula\u015fmas\u0131 ve ard\u0131ndan gerilemesi dikkat \u00e7ekicidir. Di\u011fer taraftan, y\u00fcksek entelekt\u00fcel fonksiyonlar ya\u015fam boyunca, ya\u015fl\u0131l\u0131\u011fa dek geli\u015fmeyi s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrler. \u0130nsanlar\u0131n bilin\u00e7sizlikten ger\u00e7ek bilin\u00e7lilik d\u00fczeyine ge\u00e7ti\u011fi yolun izini s\u00fcrmek, bilimin en b\u00fcy\u00fcleyici ve \u00f6nemli g\u00f6revlerinden biridir.<\/p>\n<p>Bebek, do\u011fumda yaln\u0131zca refleksleri bilir. Ama bu hi\u00e7 de pasiflik anlam\u0131na gelmez. Varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ilk an\u0131ndan itibaren bebe\u011fin \u00e7evresiyle ili\u015fkisi aktif ve pratiktir. Yaln\u0131zca kafas\u0131yla de\u011fil t\u00fcm v\u00fccuduyla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Beyin ve bilincin geli\u015fmesi do\u011frudan do\u011fruya pratik etkinli\u011fe ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130lk reflekslerden birisi emmedir. Burada bile deneyimden \u00f6\u011frenme mevcuttur. Piaget, bebe\u011fin bir ya da iki haftadan sonra ba\u015flang\u0131\u00e7takinden daha iyi emdi\u011fine dikkat \u00e7eker. Sonra \u00e7ocu\u011fun nesneleri tan\u0131maya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 bir ayr\u0131\u015ft\u0131rma s\u00fcreci gelir. Daha sonra bebek yaln\u0131zca d\u00fc\u015f\u00fcncede de\u011fil eylemde de ilk genellemelerini yapmaya ba\u015flar. O yaln\u0131zca memeyi emmez, havay\u0131 ve sonra kendi parmaklar\u0131n\u0131 da emer. \u0130spanyollar\u0131n bir s\u00f6z\u00fc vard\u0131r: \u201cBa\u015fparma\u011f\u0131m\u0131 emmem\u201d, bunun anlam\u0131 \u201captal de\u011filim\u201ddir. \u0130\u015fin do\u011frusu bir ba\u015fparma\u011f\u0131 a\u011fza sokmak bir bebek i\u00e7in olduk\u00e7a zor bir i\u015ftir, ki genellikle ancak ikinci ayda ortaya \u00e7\u0131kar ve el ile beyin aras\u0131ndaki belirli bir e\u015fg\u00fcd\u00fcm d\u00fczeyini g\u00f6steren \u00f6nemli bir ad\u0131m olu\u015fturur.<\/p>\n<p>Do\u011fumun hemen sonras\u0131nda \u00e7ocuk dikkatini belirli nesneler \u00fczerinde odaklamakta zorluk \u00e7eker. Belirli nesneler \u00fczerinde ancak yava\u015f yava\u015f yo\u011funla\u015fabilir hale gelir ve nerede olduklar\u0131n\u0131 sezinleyerek onlar\u0131 g\u00f6rmek i\u00e7in ba\u015f\u0131n\u0131 hareket ettirir. Bruner taraf\u0131ndan analiz edilen bu geli\u015fme, ilk iki ya da \u00fc\u00e7 ay i\u00e7erisinde ger\u00e7ekle\u015fir ve yaln\u0131zca g\u00f6rsel alan\u0131 de\u011fil etkinli\u011fi de i\u00e7erir: g\u00f6zlerin, ba\u015f\u0131n ve v\u00fccudun dikkati \u00e7eken nesneye do\u011fru y\u00f6nelmesi. Ayn\u0131 zamanda a\u011f\u0131z, g\u00f6rme ve el hareketi aras\u0131ndaki ba\u011flant\u0131 haline gelir. Yava\u015f yava\u015f, g\u00f6rsel olarak y\u00f6neldi\u011fi bir nesneye ula\u015fma-tutma-getirme s\u00fcreci ba\u015flar, ki bu s\u00fcre\u00e7 her zaman eli a\u011fza getirmeyle sonu\u00e7lan\u0131r.<\/p>\n<p>Yeni do\u011fmu\u015f bir bebek i\u00e7in d\u00fcnya her \u015feyden \u00f6nce emilecek bir \u015feydir. Sonra, bak\u0131lacak ve dinlenecek bir \u015fey ve yeterli bir e\u015fg\u00fcd\u00fcm d\u00fczeyine ula\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda da hareket ettirilecek bir \u015feydir. Bu, hen\u00fcz bilin\u00e7 diyebilece\u011fimiz \u015fey de\u011fildir, ama bilincin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131d\u0131r. Bu basit \u00f6\u011felerin al\u0131\u015fkanl\u0131klar ve organize alg\u0131lar halinde birle\u015fmesi i\u00e7in \u00e7ok uzun bir geli\u015fme s\u00fcreci gerekir. Daha sonra, sistematik parmak emmeyi, ba\u015f\u0131n bir sesin geldi\u011fi y\u00f6ne do\u011fru \u00e7evrilmesini, hareketli bir nesneyi g\u00f6zlerle izlemeyi (ki bir genelleme ve sezinleme d\u00fczeyini g\u00f6sterir) g\u00f6r\u00fcyoruz. Be\u015f hafta ya da daha uzun bir s\u00fcre sonra bebek g\u00fclmeye ba\u015flar ve \u2013bebe\u011fin bir ki\u015fi ya da hatta bir nesne kavram\u0131na sahip oldu\u011fu anlam\u0131nda al\u0131namazsa da\u2013 di\u011ferlerine g\u00f6re baz\u0131 insanlar\u0131 tan\u0131r. Bu, en temel duyu-alg\u0131lama a\u015famas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Nesnel d\u00fcnya ile ili\u015fkilerinde bebe\u011fin \u00f6n\u00fcnde iki olas\u0131l\u0131k vard\u0131r: \u015eeyleri (ve insanlar\u0131) kendi etkinliklerinin i\u00e7ine dahil etmek ve b\u00f6ylelikle maddi d\u00fcnyay\u0131 \u00f6z\u00fcmsemek ya da \u00f6znel istek ve itkilerini d\u0131\u015f d\u00fcnyaya g\u00f6re ayarlamak, yani ger\u00e7ekli\u011fe uydurmak. \u00c7ok erken ya\u015ftan itibaren bebek a\u011fz\u0131na sokmak suretiyle d\u00fcnyay\u0131 kendisine \u201c\u00f6z\u00fcmsemeye\u201d \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Daha sonra, d\u0131\u015f ger\u00e7ekli\u011fe uyarlanmay\u0131 \u00f6\u011frenir, yava\u015f yava\u015f farkl\u0131 nesneleri ay\u0131rt etmeye ve alg\u0131lamaya ve onlar\u0131 hat\u0131rlamaya ba\u015flar. Deneyim yoluyla, eri\u015fme ve tutma gibi bir dizi i\u015flemi kotarma yetene\u011fini kazan\u0131r. Mant\u0131ksal zek\u00e2 ilk \u00f6nce somut i\u015flemlerden, pratikten ortaya \u00e7\u0131kar ve ancak \u00e7ok sonralar\u0131 soyut \u00e7\u0131kar\u0131mlara var\u0131r.<\/p>\n<p>Piaget, \u00e7ocu\u011fun geli\u015fiminde net bi\u00e7imde tan\u0131mlanm\u0131\u015f alt\u0131 \u201ca\u015fama\u201d saptad\u0131. Beslenme gibi temel g\u00fcd\u00fcsel e\u011filimleri i\u00e7eren refleksler ya da kal\u0131t\u0131msal fonksiyonlar a\u015famas\u0131. Yiyecek edinme ihtiyac\u0131 do\u011fu\u015ftan gelen ve yeni do\u011fmu\u015f \u00e7ocu\u011fun reflekslerini kontrol eden g\u00fc\u00e7l\u00fc bir itkidir. \u0130nsanlar\u0131n t\u00fcm hayvanlarla payla\u015ft\u0131klar\u0131 ortak bir \u00f6zelliktir bu. Y\u00fcksek d\u00fc\u015f\u00fcncenin unsurlar\u0131ndan yoksun olan yeni do\u011fmu\u015f bebek, yine de do\u011fal bir materyalisttir; fiziksel d\u00fcnyan\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na sa\u011flam inanc\u0131n\u0131, t\u00fcm hayvanlarla tamamen ayn\u0131 \u015fekilde ifade eder, onu yiyerek. Zeki filozoflar\u0131n, insanlar\u0131, d\u0131\u015f\u0131m\u0131zda bir maddi d\u00fcnya olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ger\u00e7ekte s\u00f6yleyemeyece\u011fimize ikna etmeyi ba\u015farmalar\u0131 i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir entelekt\u00fcel incelik g\u00f6stermeleri gerekir. Bu s\u00f6z\u00fcmona karma\u015f\u0131k ve b\u00fcy\u00fck felsefi sorun, asl\u0131nda bir bebek taraf\u0131ndan m\u00fcmk\u00fcn olan tek yolla, pratik yoluyla \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>\u00c7ocuk iki ya\u015f\u0131ndan itibaren sembolik d\u00fc\u015f\u00fcnme ve \u00f6n kavramsal temsil d\u00f6nemine girer. \u00c7ocuk resim g\u00f6r\u00fcnt\u00fclerini ger\u00e7ek \u015feylerin yerini alan semboller olarak kullanmaya ba\u015flar. Buna paralel olarak dilin geli\u015fmesi gelir. Bir sonraki a\u015fama d\u00fcnyadaki di\u011fer referans noktalar\u0131n\u0131n tan\u0131nd\u0131\u011f\u0131 ve e\u015fzamanl\u0131 olarak tutarl\u0131 bir dilin geli\u015fti\u011fi ko\u015fullu temsil a\u015famas\u0131d\u0131r. Bunu yedi ya\u015f\u0131ndan on iki ya\u015f\u0131na kadar s\u00fcren i\u015flemsel d\u00fc\u015f\u00fcnme takip eder. \u00c7ocuk nesneler aras\u0131ndaki ili\u015fkileri tan\u0131maya ve daha soyut kavramlarla u\u011fra\u015fmaya ba\u015flar.<\/p>\n<p>\u00c7ocu\u011fun zihinsel geli\u015fiminin anahtar\u0131n\u0131 sunan \u015fey, tam da pratik ve do\u011fu\u015ftan gelen genetik olarak ko\u015fullanm\u0131\u015f e\u011filimlerin etkile\u015fimidir. Piaget\u2019nin ikinci a\u015famas\u0131, ilk \u201corganize alg\u0131lar\u0131n\u201d ve temel nitelikteki \u201cfarkl\u0131la\u015fm\u0131\u015f duygular\u0131n\u201d e\u015flik etti\u011fi temel motor al\u0131\u015fkanl\u0131klar a\u015famas\u0131d\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc a\u015fama \u201cduyu-motor zek\u00e2\u201d ya da pratik (ki konu\u015fmadan \u00f6nce gelir) a\u015famas\u0131d\u0131r. Daha sonra bireyler aras\u0131ndaki kendili\u011finden ili\u015fkileri, \u00f6zellikle yeti\u015fkinlere itaati i\u00e7eren \u201c\u00f6n sezgisel zek\u00e2\u201d a\u015famas\u0131; mant\u0131\u011f\u0131n ve ahl\u00e2ki ve toplumsal duygular\u0131n geli\u015fimini i\u00e7eren \u201csomut entelekt\u00fcel i\u015flemler\u201d a\u015famas\u0131 (7 il\u00e2 11 ya da 12 ya\u015f aras\u0131); ve son olarak, soyut entelekt\u00fcel i\u015flemler \u2013ki\u015fili\u011fin olu\u015fumu, yeti\u015fkinler toplumuna duygusal ve entelekt\u00fcel entegrasyon (ergenlik)\u2013 a\u015famas\u0131 gelir.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n ilerlemesi genelde d\u00fc\u015f\u00fcncenin geli\u015fimine, \u00f6zelde de bilim ve teknolojinin geli\u015fimine s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Rasyonel soyut d\u00fc\u015f\u00fcnme kapasitesi kolay olu\u015fmaz. Bug\u00fcn bile bir\u00e7ok insan\u0131n akl\u0131, somutun tan\u0131d\u0131k d\u00fcnyas\u0131n\u0131 geride b\u0131rakan d\u00fc\u015f\u00fcnceye isyan etmektedir. Bu yetenek \u00e7ocu\u011fun zihinsel geli\u015fiminde olduk\u00e7a ge\u00e7 ortaya \u00e7\u0131kar. Bunu, \u00e7ocuklar\u0131n, perspektif yasalar\u0131na vs. g\u00f6re g\u00f6rmeleri gereken \u015feyi de\u011fil de, ger\u00e7ekten g\u00f6rd\u00fckleri \u015feyi yans\u0131tt\u0131klar\u0131 resimlerinde g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Mant\u0131k, etik, ahl\u00e2k, hepsi \u00e7ocu\u011fun entelekt\u00fcel geli\u015fiminde ge\u00e7 ortaya \u00e7\u0131karlar. \u0130lk d\u00f6nemde her eylem, her hareket, her d\u00fc\u015f\u00fcnce zorunlulu\u011fun \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr. \u201c\u00d6zg\u00fcr irade\u201d kavram\u0131n\u0131n \u00e7ocu\u011fun zihinsel etkinlikleriyle hi\u00e7 bir ilgisi yoktur. A\u00e7l\u0131k ve yorgunluk, en k\u00fc\u00e7\u00fck bebekte dahi yiyecek ya da uyku iste\u011fine yol a\u00e7ar.<\/p>\n<p>En ilkel d\u00fczeyde dahi olsa bir soyut d\u00fc\u015f\u00fcnme kapasitesine sahip olu\u015f, \u00f6zneyi hem uzayda hem de zamanda en uzak olaylar\u0131n dahi hakimi k\u0131lar. Bu, ilk insanlar i\u00e7in oldu\u011fu kadar \u00e7ocuklar i\u00e7in de do\u011frudur. En eski atalar\u0131m\u0131z kendilerini di\u011fer hayvanlardan ya da cans\u0131z do\u011fadan net bir bi\u00e7imde ay\u0131rm\u0131yorlard\u0131. Ger\u00e7ekten de onlar hayvanlar \u00e2leminden b\u00fct\u00fcn\u00fcyle \u00e7\u0131kmam\u0131\u015flard\u0131 ve b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde do\u011fa g\u00fc\u00e7lerinin insaf\u0131na kalm\u0131\u015flard\u0131. Kendinin fark\u0131nda olu\u015fun unsurlar\u0131, maymunlarda olmasa bile en yak\u0131n akrabam\u0131z olan \u015fempanzelerde var g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Ama soyut d\u00fc\u015f\u00fcnce potansiyeli yaln\u0131zca insanlarda tam ifadesine ula\u015f\u0131yor. Bu, insano\u011flunun temel ay\u0131rt edici \u00f6zelliklerinden biri olan dile s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n beyin hacminin %80\u2019ini olu\u015fturan neo-korteks, beynin gruplarla ili\u015fkilerden sorumlu k\u0131sm\u0131d\u0131r ve genel olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmeyle ilgilidir. Toplumsal ya\u015fam, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve dil aras\u0131nda s\u0131k\u0131 bir ba\u011flant\u0131 vard\u0131r. Yeni do\u011fmu\u015f bir bebe\u011fin kendisini merkez alan do\u011fas\u0131, yerini yava\u015f yava\u015f, kendi yasalar\u0131, kendi gerekleri ve kendi s\u0131n\u0131rlamalar\u0131yla bir d\u0131\u015f d\u00fcnyan\u0131n, insanlar\u0131n ve toplumun varoldu\u011funu kavramaya b\u0131rak\u0131r. Epey sonra, \u00fc\u00e7 il\u00e2 alt\u0131 ay aras\u0131nda, Piaget\u2019ye g\u00f6re ilk bas\u0131nc\u0131 ve sonra da elle hareket ettirmeyi i\u00e7eren tutma a\u015famas\u0131 ba\u015flar. Bu, bebe\u011fin g\u00fc\u00e7lerinin katlanmas\u0131na ve yeni al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131n olu\u015fumuna yol a\u00e7an tayin edici bir ad\u0131md\u0131r. Bundan sonra geli\u015fim h\u0131zlan\u0131r. Piaget s\u00fcrecin diyalektik do\u011fas\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir:<\/p>\n<p>\u201cAyr\u0131m noktas\u0131 her zaman bir refleks d\u00f6ng\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Ama bu d\u00f6ng\u00fcn\u00fcn i\u015fleyi\u015fi, ses \u00e7\u0131kartmaks\u0131z\u0131n kendisini yinelemekten ziyade, yeni unsurlar\u0131 bir araya getiren ve ilerici farkl\u0131la\u015fmalar sayesinde bu unsurlarla hep daha geni\u015f organize b\u00fct\u00fcnl\u00fckler olu\u015fturan bir \u00f6zelli\u011fe sahiptir.\u201d Demek ki, \u00e7ocu\u011fun geli\u015fimi lineer bir \u00e7izgi ya da bir k\u0131s\u0131rd\u00f6ng\u00fc de\u011fil, uzun s\u00fcren yava\u015f de\u011fi\u015fim d\u00f6nemlerinin ani ileri s\u0131\u00e7ramalarla kesintiye u\u011frad\u0131\u011f\u0131 ve her a\u015faman\u0131n nitel bir ilerleme i\u00e7erdi\u011fi bir helezondur.<\/p>\n<p>Piaget\u2019nin \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc a\u015famas\u0131 \u201cpratik zek\u00e2\u201d ya da \u201cduyu-motor a\u015fama\u201dd\u0131r. Bu \u201ca\u015famalar\u0131n\u201d kesin karakteri ve resmedili\u015fi elbette tart\u0131\u015fmaya a\u00e7\u0131kt\u0131r, ama genel yakla\u015f\u0131m \u00e7izgisi ge\u00e7erlili\u011fini korur. Zek\u00e2, nesnelerin elle hareket ettirilmesiyle s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya ili\u015fkilidir. Beynin geli\u015fimi do\u011frudan do\u011fruya elle ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Piaget\u2019nin dedi\u011fi gibi: \u201cAma bu, \u00f6zellikle nesnelerin elle hareket ettirilmesine uygulanan ve eylem tasar\u0131m\u0131nda s\u00f6zc\u00fckler ve kavramlar yerine, yaln\u0131zca alg\u0131lar ve organize hareketlerden yararlanan bir pratik zek\u00e2 sorunudur.\u201d[15] Bundan da g\u00f6r\u00fcyoruz ki, t\u00fcm insan bilgisinin temeli, deneyim, faaliyet ve pratiktir. \u00d6zellikle eller belirleyici bir rol oynamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Dilin Do\u011fu\u015fu<\/p>\n<p>Bebekler, konu\u015fma tam olarak geli\u015fmeden \u00f6nce, isteklerini d\u0131\u015fa vurmak i\u00e7in g\u00f6z temas\u0131, \u00e7\u0131\u011fl\u0131klar ve v\u00fccut dilinin di\u011fer \u00f6\u011feleri gibi her t\u00fcrden i\u015fareti kullan\u0131rlar. Ayn\u0131 \u015fekilde, ilk hominidlerin de konu\u015fmadan \u00f6nce birbirleri aras\u0131nda i\u015faretle\u015fmek i\u00e7in ba\u015fka ara\u00e7lar\u0131 kullanm\u0131\u015f olmalar\u0131 gerekti\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu t\u00fcr bir ileti\u015fim di\u011fer hayvanlarda ve \u00f6zellikle \u00fcst primatlarda da mevcuttur, ama konu\u015fma yaln\u0131zca insanlara \u00f6zg\u00fcd\u00fcr. \u00c7ocu\u011fun, dilin alt\u0131nda yatan karma\u015f\u0131k kal\u0131plar ve mant\u0131kla birlikte konu\u015fmaya hakim olmak i\u00e7in verdi\u011fi uzun m\u00fccadele bilincin edinilmesiyle e\u015fanlaml\u0131d\u0131r. Benzer bir yol ilk insanlar taraf\u0131ndan da kat edilmi\u015f olmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan bebe\u011finin g\u0131rtla\u011f\u0131, insans\u0131 maymunlar ve di\u011fer memelilerdeki gibi, ses olu\u011fu a\u015fa\u011f\u0131da olacak \u015fekilde d\u00fczenlenmi\u015ftir. Bu yolla hayvanlar\u0131nkine benzer \u00e7\u0131\u011fl\u0131klar atabilir, ama hen\u00fcz d\u00fczg\u00fcn konu\u015famaz. Bunun avantaj\u0131, bo\u011fulmaks\u0131z\u0131n ayn\u0131 anda hem \u00e7\u0131\u011fl\u0131k atabilmesi hem de yemek yiyebilmesidir. Daha sonra ses olu\u011fu evrim boyunca ger\u00e7ekle\u015fen bir s\u00fcreci yans\u0131tarak yukar\u0131 do\u011fru hareket eder. \u0130nsan konu\u015fmas\u0131n\u0131n, bir\u00e7ok ge\u00e7i\u015fsel bi\u00e7im olmaks\u0131z\u0131n bir \u00e7\u0131rp\u0131da ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Konu\u015fman\u0131n geli\u015fimi, t\u0131pk\u0131 insan bebe\u011finin geli\u015fiminde g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi, hi\u00e7 ku\u015fkusuz h\u0131zl\u0131 geli\u015fim d\u00f6nemlerini de i\u00e7eren milyonlarca y\u0131ll\u0131k bir s\u00fcreye yay\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Dil olmaks\u0131z\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnce varolabilir mi? Bu, \u201cd\u00fc\u015f\u00fcnce\u201d ile ne kast edildi\u011fine ba\u011fl\u0131d\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcncenin unsurlar\u0131 hayvanlarda ve \u00f6zellikle belirli ileti\u015fim ara\u00e7lar\u0131na da sahip olan \u00fcst memelilerde mevcuttur. \u015eempanzelerin aras\u0131ndaki ileti\u015fim d\u00fczeyi olduk\u00e7a karma\u015f\u0131kt\u0131r. Ama bunlar\u0131n hi\u00e7birisinde, insan\u0131n d\u00fczeyinin uza\u011f\u0131ndan bile ge\u00e7ecek t\u00fcrden bir dilden ya da bir d\u00fc\u015f\u00fcnceden bahsedemeyiz. \u00dcstteki alttakinden geli\u015fir ve onsuz varolamaz. \u0130nsan konu\u015fmas\u0131n\u0131n k\u00f6kenleri bebe\u011fin tutars\u0131z seslerindedir, ama bu ikisini \u00f6zde\u015fle\u015ftirmek aptalca olurdu. Ayn\u0131 \u015fekilde dilin insan \u0131rk\u0131ndan \u00f6nce de varoldu\u011funu g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015fmak bir hatad\u0131r.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnce i\u00e7in de do\u011frudur. Eri\u015filemeyen bir nesneye ula\u015fmak i\u00e7in bir \u00e7ubuk kullanmak zekice bir davran\u0131\u015ft\u0131r. Ama \u00e7ocu\u011fun geli\u015fiminde b\u00f6ylesi bir davran\u0131\u015f olduk\u00e7a ge\u00e7 \u2013yakla\u015f\u0131k 18. ayda\u2013 ortaya \u00e7\u0131kar. Bu davran\u0131\u015f, \u00f6nceden d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f bir hedefi ger\u00e7ekle\u015ftirmek i\u00e7in e\u015fg\u00fcd\u00fcml\u00fc bir hareketle bir aletin \u2013bir \u00e7ubuk\u2013 kullan\u0131lmas\u0131n\u0131 i\u00e7erir. Kas\u0131tl\u0131, planl\u0131 bir eylemdir. Bu t\u00fcr bir faaliyet insans\u0131 maymunlar ve hatta maymunlar aras\u0131nda bile g\u00f6r\u00fclebilir. Yiyecek toplama etkinli\u011fine yard\u0131mc\u0131 olarak, haz\u0131r bulunan nesnelerin \u2013ubuklar, ta\u015flar vb.\u2013 kullan\u0131m\u0131 hakk\u0131nda \u00e7ok \u015fey yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7ocuk, on ikinci ayda, \u201cne oldu\u011funu g\u00f6rmek\u201d i\u00e7in bir nesneyi farkl\u0131 y\u00f6nlere atarak deney yapmay\u0131 \u00f6\u011frenir.<\/p>\n<p>Bu etkinlik, sonu\u00e7 elde etmek i\u00e7in tasarlanm\u0131\u015f tekrarlanan ama\u00e7l\u0131 bir etkinliktir. Neden ve sonucun fark\u0131na var\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir (bunu yaparsam \u015fu olur). Bu bilgilerin hi\u00e7biri do\u011fu\u015ftan de\u011fildir. Deneyim yoluyla \u00f6\u011frenilir. Neden ve sonu\u00e7 kavram\u0131n\u0131 kavramak \u00e7ocu\u011fun 12-18 ay\u0131n\u0131 al\u0131r. Bilginin en g\u00fc\u00e7l\u00fc par\u00e7as\u0131! \u0130lk insanlar\u0131n, t\u00fcm ak\u0131lc\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncenin ve ama\u00e7l\u0131 eylemin ger\u00e7ek temeli olan bu ayn\u0131 dersi \u00f6\u011frenmeleri milyonlarca y\u0131l alm\u0131\u015f olmal\u0131. Do\u011fa hakk\u0131ndaki bilgimizin b\u00f6ylesine g\u00f6z kama\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 zirvelere ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman\u0131m\u0131zda, baz\u0131 bilimciler ve filozoflar\u0131n, nedenselli\u011fin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yads\u0131mak suretiyle d\u00fc\u015f\u00fcnceyi ger\u00e7ekte ilkel ve \u00e7ocuk\u00e7a bir d\u00fczeye do\u011fru geri s\u00fcr\u00fcklemeyi istemeleri haydi haydi sa\u00e7mad\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7ocu\u011fun ya\u015fam\u0131n ilk iki y\u0131l\u0131nda, uzay, nedensellik ve zaman kavramlar\u0131n\u0131n olu\u015ftu\u011fu bir entelekt\u00fcel devrim ger\u00e7ekle\u015fir. Ve bu devrim, Kant\u2019\u0131n tasavvur etti\u011fi gibi g\u00f6kten zembille inmez, bizzat pratik ve fiziksel d\u00fcnyan\u0131n deneyimlerinin do\u011frudan bir sonucu olarak \u015fekillenir. T\u00fcm insan bilgisi, en soyut olanlar da dahil d\u00fc\u015f\u00fcncenin t\u00fcm kategorileri buradan t\u00fcretilir. Bu materyalist anlay\u0131\u015f \u00e7ocu\u011fun geli\u015fimi taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131k\u00e7a kan\u0131tlan\u0131r. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta bebek ger\u00e7eklik ve kendisi aras\u0131nda ayr\u0131m yapmaz. Ama belirli bir noktada, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015feyin kendisi d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey oldu\u011funun ve g\u00f6r\u00fc\u015f alan\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131nda da varolmaya devam edece\u011finin fark\u0131na var\u0131r. Bu b\u00fcy\u00fck bir at\u0131l\u0131md\u0131r; zek\u00e2n\u0131n \u201cCopernicus devrimi\u201d. Maddi d\u00fcnyan\u0131n varolmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ya da bunun kan\u0131tlanamayaca\u011f\u0131n\u0131 iddia eden filozoflar s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn tam anlam\u0131yla \u00e7ocuk\u00e7a bir d\u00fc\u015f\u00fcnceyi dile getirmektedirler.<\/p>\n<p>Anne oday\u0131 terk etti\u011finde a\u011flayan bebek, g\u00f6r\u00fc\u015f sahas\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131 diye annesinin yok olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlar. A\u011flama eyleminin annesini geri getirece\u011fini bildi\u011finden a\u011flar. \u00c7ocuk bir ya\u015f\u0131na kadar g\u00f6r\u00fc\u015f alan\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda olan \u015feyin ger\u00e7ekten de yok oldu\u011funa inan\u0131r. \u0130kinci y\u0131l\u0131n sonunda art\u0131k neden ve sonucu bilmektedir. Nas\u0131l ki d\u00fc\u015f\u00fcnceyi eylemden ay\u0131ran bir \u00c7in Seddi yoksa, ayn\u0131 \u015fekilde \u00e7ocu\u011fun entelekt\u00fcel ya\u015fam\u0131yla duygusal geli\u015fimi aras\u0131nda da mutlak bir ayr\u0131m \u00e7izgisi yoktur. Duygular ve d\u00fc\u015f\u00fcnceler ger\u00e7ekte birbirinden ayr\u0131lamaz. Bunlar insan davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n tamamlay\u0131c\u0131 iki y\u00f6n\u00fcn\u00fc olu\u015ftururlar. \u0130rade unsuru olmaks\u0131z\u0131n hi\u00e7bir b\u00fcy\u00fck giri\u015fimin ba\u015far\u0131ya ula\u015fmayaca\u011f\u0131n\u0131 herkes bilir. Duygular insan eylemi ve d\u00fc\u015f\u00fcncesi i\u00e7in en g\u00fc\u00e7l\u00fc manivelad\u0131r ve insan geli\u015fiminde temel bir rol oynarlar. Ama her a\u015famada, \u00e7ocu\u011fun entelekt\u00fcel geli\u015fimi \u00e7\u00f6z\u00fclmez bir bi\u00e7imde etkinli\u011fe ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Zekaya dayal\u0131 davran\u0131\u015f ortaya \u00e7\u0131kt\u0131k\u00e7a, akl\u0131n duygusal durumlar\u0131 eylemlerle ili\u015fkilenir; ne\u015felilik ya da h\u00fcz\u00fcn bilerek yap\u0131lan eylemlerin ba\u015far\u0131s\u0131 ya da ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ile ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Dilin do\u011fu\u015fu, bireyin davran\u0131\u015f ve deneyiminde hem entelekt\u00fcel hem duygusal bak\u0131mdan muazzam bir de\u011fi\u015fimi temsil eder. Nitel bir s\u0131\u00e7ramad\u0131r bu. Dile sahip olmak, Piaget\u2019den al\u0131nt\u0131larsak \u201cge\u00e7mi\u015f eylemlerini anlat\u0131 bi\u00e7iminde yeniden in\u015fa etme ve gelecekteki eylemlerini s\u00f6zl\u00fc sunumlar arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla \u00f6nceden g\u00f6sterme yetene\u011fini\u201d yarat\u0131r. Dil sayesinde ge\u00e7mi\u015f ve gelecek bizim i\u00e7in ger\u00e7ek haline gelir. \u015eimdinin s\u0131n\u0131rlamalar\u0131n\u0131n \u00f6tesine ge\u00e7ebilir, bilin\u00e7li bir plana g\u00f6re tasarlayabilir, \u00f6ng\u00f6rebilir ve m\u00fcdahale edebiliriz.<\/p>\n<p>Dil toplumsal ya\u015fam\u0131n bir \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr. \u0130nsan\u0131n toplumsal etkinli\u011fi dil olmaks\u0131z\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Dil, \u015fu ya da bu bi\u00e7imde, en eski insan toplumlar\u0131nda, en eski zamanlardan beri varolmu\u015f olsa gerektir. Bizatihi d\u00fc\u015f\u00fcnce bir t\u00fcr \u201ci\u00e7 dildir.\u201d Dil sayesinde insan\u0131n ger\u00e7ek toplumsal ili\u015fki olana\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar, yaln\u0131zca taklit etmenin aksine, \u00f6\u011frenilebilen ve \u00f6nce s\u00f6zl\u00fc sonra da yaz\u0131l\u0131 bir bi\u00e7imde ku\u015faktan ku\u015fa\u011fa aktar\u0131labilen bir k\u00fclt\u00fcr ve gelene\u011fin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 s\u00f6z konusu olur. Dil ayn\u0131 zamanda antipati, sempati, a\u015fk ve sayg\u0131n\u0131n daha tutarl\u0131 ve geli\u015fmi\u015f bi\u00e7imde ifade edilebildi\u011fi ger\u00e7ek insan ili\u015fkilerini m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lar. Bu unsurlar ilk alt\u0131 aydan itibaren taklit bi\u00e7iminde n\u00fcve halinde mevcutturlar. Telaffuz edilen ilk s\u00f6zc\u00fckler genellikle yal\u0131t\u0131k isim s\u00f6zc\u00fcklerdir. Sonra \u00e7ocuk s\u00f6zc\u00fckleri bir araya getirmeyi \u00f6\u011frenir. \u0130simler yava\u015f yava\u015f fiillerle ve s\u0131fatlarla ba\u011flan\u0131r. Son olarak, mant\u0131ksal d\u00fc\u015f\u00fcncenin son derece karma\u015f\u0131k kal\u0131plar\u0131n\u0131 gerektiren gramer ve s\u00f6zdiziminde ustala\u015fma gelir. T\u00fcr i\u00e7in oldu\u011fu kadar tek tek bireyler i\u00e7in de muazzam bir nitel s\u0131\u00e7ramad\u0131r bu.<\/p>\n<p>\u00c7ok k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar\u0131n ger\u00e7ek anlamda dil olmayan, ama s\u0131rf yeti\u015fkinlerin konu\u015fmas\u0131n\u0131 taklit deneylerini ve \u00e7abalar\u0131n\u0131 temsil eden seslerden olu\u015fan \u201c\u00f6zel\u201d bir dile sahip olduklar\u0131 s\u00f6ylenebilir. D\u00fczg\u00fcn konu\u015fma bu seslerden geli\u015fir, ama bu ikisini birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmamak gerekir. Dil ger\u00e7ek do\u011fas\u0131 itibariyle \u00f6zel de\u011fil toplumsald\u0131r. Toplumsal ya\u015fam ve kolektif etkinlikten, en ba\u015fta da, en eski zamanlardan beri t\u00fcm toplumsal ya\u015fam\u0131n temelinde yatan \u00fcretim i\u015fbirli\u011finden ayr\u0131\u015ft\u0131r\u0131lamaz. Dil ileri do\u011fru muazzam bir s\u0131\u00e7ramay\u0131 temsil eder. S\u00fcre\u00e7 bir kez ba\u015flad\u0131 m\u0131 bilincin geli\u015fimini muazzam \u00f6l\u00e7\u00fcde h\u0131zland\u0131r\u0131r. Bu olgu \u00e7ocu\u011fun geli\u015fiminde de g\u00f6r\u00fclebilir.<\/p>\n<p>Dil insan etkinli\u011finin toplumsalla\u015fmas\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131n\u0131 temsil eder. Ondan \u00f6nce, ilk \u00f6n-insanlar \u00e7\u0131\u011fl\u0131klar, beden dili ve di\u011fer jestler gibi ba\u015fka ara\u00e7larla ileti\u015fim kurmu\u015f olmal\u0131lar. Ger\u00e7ekten de modern insanlar, \u00f6zellikle b\u00fcy\u00fck gerilim ve duygu anlar\u0131nda b\u00f6yle yapmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrler. Ama bu t\u00fcr bir \u201cdilin\u201d s\u0131n\u0131rlar\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Acil durumlar\u0131n \u00f6tesine ge\u00e7mekte tamamen yetersizdir. \u0130\u015fbirli\u011fi temelinde \u00fcretime dayanan en basit insan topluluklar\u0131n\u0131n ihtiya\u00e7 duydu\u011fu karma\u015f\u0131kl\u0131k, soyut d\u00fc\u015f\u00fcnce ve planlama d\u00fczeyi bile b\u00f6ylesi ara\u00e7larla ifade edilemez. Ancak dil arac\u0131l\u0131\u011f\u0131ylad\u0131r ki, \u015fimdinin darl\u0131\u011f\u0131ndan kurtulmak, ge\u00e7mi\u015fi hat\u0131rlamak ve gelece\u011fi \u00f6ng\u00f6rmek m\u00fcmk\u00fcn olur. Ancak dil arac\u0131l\u0131\u011f\u0131ylad\u0131r ki, ba\u015fkalar\u0131yla ger\u00e7ekten insani bir ileti\u015fim bi\u00e7imini in\u015fa etmek, ki\u015finin \u201ci\u00e7 ya\u015fam\u0131n\u0131\u201d ba\u015fkalar\u0131yla payla\u015fmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olur. Bu y\u00fczden, tek konu\u015fan hayvan olan insandan farkl\u0131 oldu\u011funu belirtmek i\u00e7in \u201cdilsiz hayvanlardan\u201d s\u00f6z ederiz.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcncenin Toplumsalla\u015fmas\u0131<\/p>\n<p>Dil sayesinde \u00e7ocuk, insan k\u00fclt\u00fcr\u00fcn\u00fcn zenginli\u011fine a\u00e7\u0131l\u0131r. Di\u011fer hayvanlarda genetik kal\u0131t\u0131m fakt\u00f6r\u00fc bask\u0131nken, insan toplumunda k\u00fclt\u00fcrel fakt\u00f6r belirleyicidir. \u0130nsan yavrusu, yeti\u015fkinlere, \u00f6zellikle de onu ya\u015fam\u0131n, toplumun ve d\u00fcnyan\u0131n gizlerine b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde dil arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ayak bast\u0131ran ebeveynlerine b\u00fct\u00fcn\u00fcyle boyun e\u011fdi\u011fi \u00e7ok uzun bir \u201c\u00e7\u0131rakl\u0131k\u201d d\u00f6neminden ge\u00e7mek zorundad\u0131r. \u00c7ocuk kendisini, kopyalanacak ve taklit edilecek haz\u0131r bir modelle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya bulur. Daha sonralar\u0131 bu, \u00f6zellikle oyun arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, di\u011fer yeti\u015fkinleri ve \u00e7ocuklar\u0131 da i\u00e7erecek \u015fekilde geni\u015fler. Bu toplumsalla\u015fma s\u00fcreci kolay ya da otomatik de\u011fildir, ama t\u00fcm entelekt\u00fcel ve ahl\u00e2ki geli\u015fimin temelidir. T\u00fcm ebeveynler k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar\u0131n kendi kendilerine oynarlarken nas\u0131l da kendi kendilerine olduk\u00e7a ne\u015feli olarak uzun \u201ckonu\u015fmalar\u201d yapt\u0131klar\u0131n\u0131 zevkle g\u00f6zlemi\u015ftir. \u00c7ocu\u011fun geli\u015fimi, ilkel benmerkezcilik durumundan kopma ve ba\u015fkalar\u0131na ve genel olarak d\u0131\u015f ger\u00e7ekli\u011fe ba\u011flanma s\u00fcreciyle s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Piaget\u2019nin orijinal \u015femas\u0131nda, iki y\u0131ldan yedi y\u0131la kadar olan d\u00f6nem, basit \u201cpratik\u201d (\u201cduyu-motor\u201d) zek\u00e2 evresinden d\u00fc\u015f\u00fcnceye ge\u00e7i\u015fi g\u00f6stermektedir. Bu s\u00fcre\u00e7 ikisi aras\u0131ndaki her t\u00fcrl\u00fc ge\u00e7i\u015fsel bi\u00e7imle karakterize olur. Bu durum kendisini mesel\u00e2 oyunda a\u00e7\u0131\u011fa vurur. Yedi ya\u015f\u0131ndan on iki ya\u015f\u0131na de\u011fin oyunlar, diyelim hayli bireysel olan oyuncak bebeklerle oynaman\u0131n aksine, ortak ama\u00e7lar\u0131 i\u00e7eren kurallarla belirir. \u0130lk bebekli\u011fin mant\u0131\u011f\u0131, yeti\u015fkinlerde de h\u00e2l\u00e2 varolan ve Hegel\u2019in \u201cdolays\u0131z\u201d d\u00fc\u015f\u00fcnce dedi\u011fi sezgi olarak tan\u0131mlanabilir. Ebeveynlerin iyi bildi\u011fi daha ge\u00e7 bir a\u015famada \u00e7ocuk neden diye sormaya ba\u015flar. Bu \u00e7ocuksu merak, ak\u0131lc\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncenin ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r. \u00c7ocuk art\u0131k yaln\u0131zca \u015feyleri olduklar\u0131 gibi almay\u0131 istememekte, onlar i\u00e7in ak\u0131lc\u0131 bir temel aramaktad\u0131r. Her \u015feyin bir nedeni oldu\u011funu kavramakta ve bunun ne oldu\u011funu da anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmaktad\u0131r. \u201cB\u201dnin \u201cA\u201ddan sonra oldu\u011fu basit ger\u00e7e\u011fiyle tatmin olmamaktad\u0131r. Onun neden oldu\u011funu bilmek istemektedir. B\u00f6ylelikle \u00fc\u00e7 il\u00e2 yedi ya\u015f aras\u0131ndaki \u00e7ocuk, baz\u0131 modern filozoflardan daha ak\u0131ll\u0131 oldu\u011funu g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>Geleneksel olarak belli bir b\u00fcy\u00fc ve \u015fiir havas\u0131 verilen sezgi, ger\u00e7ekte d\u00fc\u015f\u00fcncenin en geri bi\u00e7imidir, ki \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar i\u00e7in ve d\u00fc\u015f\u00fck bir k\u00fclt\u00fcrel geli\u015fim d\u00fczeyine sahip insanlar i\u00e7in karakteristik bi\u00e7im budur. duyular\u0131n sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 izlenimlerden olu\u015fan sezgi, bizi belirli bir olaya kar\u015f\u0131 \u201ckendili\u011finden\u201d, yani d\u00fc\u015f\u00fcnmeden tepki vermeye k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131r. Mant\u0131\u011f\u0131n ve tutarl\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncenin s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131 onun semtine u\u011framaz. Bu sezgiler bazen g\u00f6zal\u0131c\u0131 bi\u00e7imde ba\u015far\u0131l\u0131 olabilmektedir. Bu durumlarda, \u201cesin parlamas\u0131n\u0131n\u201d apa\u00e7\u0131k kendili\u011finden do\u011fas\u0131, \u201ci\u00e7ten\u201d gelen ve il\u00e2hi olarak esinlenmi\u015f gizemli bir sezi\u015f yan\u0131lsamas\u0131n\u0131 do\u011furur. Ger\u00e7ekte sezgi, ruhun karanl\u0131k derinlerinden de\u011fil, bilimsel tarzda olmasa da imgeler vb. bi\u00e7iminde edinilmi\u015f deneyimin i\u00e7selle\u015ftirilmesinden kaynaklan\u0131r.<\/p>\n<p>Kayda de\u011fer bir ya\u015fam deneyimi olan insan, karma\u015f\u0131k bir duruma dair son derece k\u0131t bilgilere dayanarak s\u0131k s\u0131k do\u011fru bir de\u011ferlendirmeye varabilir. Benzer bi\u00e7imde bir avc\u0131 izini s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc hayvanlar hakk\u0131nda neredeyse bir \u201calt\u0131nc\u0131 his\u201d sergileyebilir. Ger\u00e7ekten b\u00fcy\u00fck beyinler s\u00f6z konusu oldu\u011funda esin parlamalar\u0131n\u0131n bir deha niteli\u011fini temsil etti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. T\u00fcm bu durumlarda kendili\u011finden d\u00fc\u015f\u00fcnce olarak g\u00f6r\u00fcnen \u015fey asl\u0131nda y\u0131llar\u0131n deneyim ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin dam\u0131t\u0131lm\u0131\u015f \u00f6z\u00fcd\u00fcr. Ne var ki salt sezgi, \u00e7o\u011funlukla tatmin edicilikten son derece uzak, y\u00fczeysel ve bozuk bi\u00e7imli bir bilgiye yol a\u00e7ar. \u00c7ocuklarda \u201csezgi\u201d muhakeme, tan\u0131mlama ve h\u00fck\u00fcm vermeyi becermeden \u00f6nceki d\u00fc\u015f\u00fcncenin ilkel, ham evresine i\u015faret eder. O kadar yetersizdir ki, bu evreyi \u00e7ok \u00f6nce geride b\u0131rakm\u0131\u015f yeti\u015fkinlerin g\u00f6z\u00fcnde genellikle komik g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. T\u00fcm bu durumlarda gizemli hi\u00e7bir \u015feyin olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemeye bile gerek yoktur.<\/p>\n<p>Ya\u015fam\u0131n\u0131n ilk a\u015famalar\u0131nda \u00e7ocuk kendisiyle fiziksel \u00e7evresini birbirinden ay\u0131rt etmez. G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi, \u00f6zne (\u201cben\u201d) ile nesneyi (fiziksel d\u00fcnya) birbirinden ay\u0131rt etmeye ancak yava\u015f yava\u015f ba\u015flar. Kendisi ile kendi \u00e7evresi aras\u0131ndaki ger\u00e7ek ili\u015fkiyi, nesneleri elleriyle hareket ettirmek ve di\u011fer fiziksel i\u015flemler sayesinde pratik i\u00e7erisinde anlamaya ba\u015flar. \u0130lkel birlik darmada\u011f\u0131n olur ve kafa kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcler, sesler ve nesneler bollu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. \u00c7ocuk ancak bu andan sonra \u015feyler aras\u0131ndaki ba\u011flant\u0131lar\u0131 kavramaya ba\u015flar. Deneyler, \u00e7ocuklar\u0131n eylemde her zaman s\u00f6zc\u00fcklerde oldu\u011fundan daha geli\u015fmi\u015f olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u201cSaf entelekt\u00fcel eylem\u201d diye bir \u015fey yoktur. K\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklarda bu \u00e7ok a\u00e7\u0131kt\u0131r. Kalp ile kafay\u0131 kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya koymak \u00e7ok alel\u00e2dedir. Bu da yanl\u0131\u015f bir kar\u015f\u0131tl\u0131kt\u0131r. Duygular entelekt\u00fcel sorunlar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcnde bir rol oynar. Bilimciler kavran\u0131lmas\u0131 en g\u00fc\u00e7 e\u015fitliklerin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcnde heyecana kap\u0131l\u0131rlar. Farkl\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnce ekolleri, felsefi, sanatsal vb. sorunlar hakk\u0131nda ate\u015fli tart\u0131\u015fmalar i\u00e7erisine girerler. \u00d6rne\u011fin a\u015fk, iki insan aras\u0131nda \u00fcst d\u00fczey bir anlay\u0131\u015f\u0131 gerektirir. Hem ak\u0131l hem de duygular rol oynar. Biri di\u011ferini \u00f6nvarsayar ve \u015fu ya da bu \u00f6l\u00e7\u00fcde birbirlerine m\u00fcdahale edip \u015fartland\u0131r\u0131rlar.<\/p>\n<p>Toplumsalla\u015fma derecesi ilerleyip geli\u015ftik\u00e7e \u00e7ocuk, Piaget\u2019nin \u201cki\u015filer aras\u0131 duygular\u201d \u2013insanlar aras\u0131ndaki duygusal ili\u015fkiler\u2013 dedi\u011fi ihtiyac\u0131n giderek daha \u00e7ok fark\u0131na var\u0131r. Burada, bizzat toplumsal ba\u011f\u0131n, cezbetme ve iticilik gibi \u00e7eli\u015fkili unsurlar ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. \u00c7ocuk bunu \u00f6nce ebeveynleri ve ailesine ili\u015fkin olarak \u00f6\u011frenir, ard\u0131ndan da daha geni\u015f toplumsal gruplarla s\u0131k\u0131 ba\u011flar kurar. Sempati ve antipati duygular\u0131 geli\u015fir, bu duygular eylemlerin toplumsalla\u015fmas\u0131yla ilintilenir ve ahl\u00e2ki duygular ortaya \u00e7\u0131kar; iyi ve k\u00f6t\u00fc, do\u011fru ve yanl\u0131\u015f, ki bunlar \u201cho\u015fland\u0131klar\u0131m\u201d ya da \u201cho\u015flanmad\u0131klar\u0131mdan\u201d \u00e7ok daha \u00f6te bir \u015fey anlam\u0131na gelir. Bunlar \u00f6znel de\u011fil, toplumdan t\u00fcretilmi\u015f nesnel kriterlerdir.<\/p>\n<p>Bu g\u00fc\u00e7l\u00fc ba\u011flar, daha en ba\u015f\u0131ndan itibaren i\u015fbirli\u011fine dayanan toplumsal \u00fcretime ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011fa dayanan insan toplumunun evriminin \u00f6nemli bir par\u00e7as\u0131d\u0131r. Bu olmaks\u0131z\u0131n insanl\u0131k asla hayvanlar \u00e2leminden \u00e7\u0131kamazd\u0131. Ahl\u00e2ki de\u011ferler ve gelenekler dil arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla \u00f6\u011frenilir ve ku\u015faktan ku\u015fa\u011fa aktar\u0131l\u0131r. Bununla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, biyolojik kal\u0131t\u0131m fakt\u00f6r\u00fc, insano\u011flunun yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 hammadde olarak kalmaya devam etse bile, t\u00fcm\u00fcyle ikincil bir fakt\u00f6r olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p>Yedi ya\u015f\u0131ndan itibaren ger\u00e7ek bir okul e\u011fitiminin ba\u015flamas\u0131yla birlikte \u00e7ocuk g\u00fc\u00e7l\u00fc bir toplumsalla\u015fma ve i\u015fbirli\u011fi duygusu geli\u015ftirmeye ba\u015flar. Kurall\u0131 oyunlarda bu kendisini g\u00f6sterir; en basit bir misket oyunu bile karma\u015f\u0131k bir kurallar dizisini bilme ve kabullenmeyi gerektirir. Etik kurallar\u0131 ve toplum yasalar\u0131 gibi, bu oyun kurallar\u0131 da kendi ayaklar\u0131 \u00fczerinde durabilmek i\u00e7in herkes taraf\u0131ndan kabul edilmelidir. Kurallar\u0131 ve bu kurallar\u0131n nas\u0131l uygulanaca\u011f\u0131n\u0131 bilmek, dilin gramer ve s\u00f6zdizimi kurallar\u0131 kadar karma\u015f\u0131k bir \u015feyi kavramakla at ba\u015f\u0131 gider.<\/p>\n<p>Piaget \u015fu \u00f6nemli g\u00f6zlemde bulunur, \u201ct\u00fcm insan davran\u0131\u015flar\u0131 ayn\u0131 anda hem toplumsal hem de bireyseldir.\u201d Bu noktada kar\u015f\u0131tlar\u0131n birli\u011finin en \u00f6nemli \u00f6rne\u011fiyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yay\u0131z. D\u00fc\u015f\u00fcnceyi varl\u0131\u011f\u0131n ya da bireyi toplumun kar\u015f\u0131s\u0131na koymak tamamen yanl\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar birbirlerinden ayr\u0131lamazlar. \u00d6zne ve nesne aras\u0131ndaki ili\u015fkide ve birey ile \u00e7evre (toplum) aras\u0131ndaki ili\u015fkide arac\u0131 olan etken insan\u0131n pratik faaliyetidir (emek). D\u00fc\u015f\u00fcncelerin ileti\u015fimi dildir (d\u0131\u015fsalla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f yans\u0131tma). Di\u011fer taraftan d\u00fc\u015f\u00fcncenin kendisi, i\u00e7selle\u015ftirilmi\u015f toplumsal ili\u015fkidir. Yedi ya\u015f\u0131ndayken \u00e7ocuk, bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131n e\u015fg\u00fcd\u00fcm\u00fcn\u00fc m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lan bir ili\u015fkiler sisteminden ibaret olan mant\u0131\u011f\u0131 anlamaya ba\u015flar.<\/p>\n<p>\u00c7ok parlak bir pasajda Piaget bu a\u015famay\u0131 Yunan felsefesinin ilk d\u00f6nemleriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131r, bu ilk d\u00f6nemde \u0130yon materyalistleri d\u00fcnyan\u0131n ussal bir kavray\u0131\u015f\u0131na ula\u015fmak i\u00e7in mitolojiden kopmu\u015flard\u0131:<\/p>\n<p>\u0130lk a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kanlar (birle\u015ftiricilerin yeni a\u00e7\u0131klama bi\u00e7imleri) aras\u0131nda, tam da mitolojik a\u00e7\u0131klamalar\u0131n geriledi\u011fi \u00e7a\u011fda Yunanl\u0131lar\u0131n sergiledi\u011fine kaydade\u011fer bir benzerlik g\u00f6sterenler oldu\u011funu g\u00f6rmek \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Burada \u00e7ok \u00e7arp\u0131c\u0131 bir bi\u00e7imde, daha geli\u015fiminin en ba\u015flar\u0131nda tek tek her \u00e7ocu\u011fun d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f bi\u00e7iminin nas\u0131l genel olarak insan d\u00fc\u015f\u00fcncesinin geli\u015fimiyle kaba bir paralellik ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. \u0130lk a\u015famalarda ilkel animizmle paralellikler vard\u0131r, \u00e7ocuk g\u00fcne\u015fin do\u011fdu\u011fu i\u00e7in parlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Daha sonra, bulutlar\u0131n dumandan ya da havadan geldi\u011fini; ta\u015flar\u0131n topraktan yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 vb. tasavvur eder. Bu, maddenin do\u011fas\u0131n\u0131, su, hava vb. \u015feyler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla a\u00e7\u0131klama giri\u015fimlerini hat\u0131rlatmaktad\u0131r. Bunun b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi \u015furada yatar ki, bunlar, evreni, din ya da b\u00fcy\u00fc arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla de\u011fil de, materyalist, bilimsel ara\u00e7larla a\u00e7\u0131klamaya d\u00f6n\u00fck \u00e7ocuksu \u00e7abalard\u0131r. Yedi ya\u015f\u0131ndaki \u00e7ocuk zaman, mek\u00e2n, h\u0131z vb. kavramlar\u0131 kavramaya ba\u015flar. Ne var ki bu zaman al\u0131r. Kant\u2019\u0131n, zaman ve mek\u00e2n kavramlar\u0131n\u0131n do\u011fu\u015ftan geldi\u011fini ileri s\u00fcren teorisinin aksine, \u00e7ocuk b\u00f6ylesi soyut d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, bu d\u00fc\u015f\u00fcnceler kendisine deneysel olarak g\u00f6sterilmedi\u011fi s\u00fcrece kavrayamaz. Demek ki idealizmin yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131, bizzat insan d\u00fc\u015f\u00fcncesinin geli\u015fim s\u00fcrecinin inceleni\u015fiyle g\u00f6sterilebilir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Dil ve \u00c7ocu\u011fun D\u00fc\u015f\u00fcncesi Genel olarak insan d\u00fc\u015f\u00fcncesinin geli\u015fimiyle insan bireyinin dil ve d\u00fc\u015f\u00fcncesinin \u00e7ocukluk ve ergenlikten yeti\u015fkinli\u011fe varan s\u00fcre\u00e7 i\u00e7indeki geli\u015fimi aras\u0131nda belli bir benzerlik g\u00f6ze \u00e7arpar. Engels, Maymundan \u0130nsana Ge\u00e7i\u015fte Eme\u011fin Rol\u00fc\u2019nde bu hususa de\u011finmi\u015ftir: T\u0131pk\u0131 embriyonun ana rahmindeki geli\u015fmesinin tarih\u00e7esinin, hayvan atalar\u0131m\u0131z\u0131n solucandan ba\u015flayarak milyonlarca y\u0131la yay\u0131lan bedensel evrim tarihinin k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f bir [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[48],"tags":[],"class_list":["post-6033","post","type-post","status-publish","format-standard","category-evrim"],"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods - Ted Grant - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods - Ted Grant\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"Dil ve \u00c7ocu\u011fun D\u00fc\u015f\u00fcncesi Genel olarak insan d\u00fc\u015f\u00fcncesinin geli\u015fimiyle insan bireyinin dil ve d\u00fc\u015f\u00fcncesinin \u00e7ocukluk ve ergenlikten yeti\u015fkinli\u011fe varan s\u00fcre\u00e7 i\u00e7indeki geli\u015fimi aras\u0131nda belli bir benzerlik g\u00f6ze \u00e7arpar. Engels, Maymundan \u0130nsana Ge\u00e7i\u015fte Eme\u011fin Rol\u00fc\u2019nde bu hususa de\u011finmi\u015ftir: T\u0131pk\u0131 embriyonun ana rahmindeki geli\u015fmesinin tarih\u00e7esinin, hayvan atalar\u0131m\u0131z\u0131n solucandan ba\u015flayarak milyonlarca y\u0131la yay\u0131lan bedensel evrim tarihinin k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f bir [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2011-06-02T09:50:41+00:00\" \/>\n<meta property=\"article:modified_time\" content=\"2024-04-28T17:51:27+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"http:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant-150x150.jpg\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"38 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods &#8211; Ted Grant\",\"datePublished\":\"2011-06-02T09:50:41+00:00\",\"dateModified\":\"2024-04-28T17:51:27+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/\"},\"wordCount\":7528,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant-150x150.jpg\",\"articleSection\":[\"Evrim\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/\",\"name\":\"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods - Ted Grant - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant-150x150.jpg\",\"datePublished\":\"2011-06-02T09:50:41+00:00\",\"dateModified\":\"2024-04-28T17:51:27+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant.jpg\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant.jpg\",\"width\":220,\"height\":293},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods &#8211; Ted Grant\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods - Ted Grant - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods - Ted Grant","og_description":"Dil ve \u00c7ocu\u011fun D\u00fc\u015f\u00fcncesi Genel olarak insan d\u00fc\u015f\u00fcncesinin geli\u015fimiyle insan bireyinin dil ve d\u00fc\u015f\u00fcncesinin \u00e7ocukluk ve ergenlikten yeti\u015fkinli\u011fe varan s\u00fcre\u00e7 i\u00e7indeki geli\u015fimi aras\u0131nda belli bir benzerlik g\u00f6ze \u00e7arpar. Engels, Maymundan \u0130nsana Ge\u00e7i\u015fte Eme\u011fin Rol\u00fc\u2019nde bu hususa de\u011finmi\u015ftir: T\u0131pk\u0131 embriyonun ana rahmindeki geli\u015fmesinin tarih\u00e7esinin, hayvan atalar\u0131m\u0131z\u0131n solucandan ba\u015flayarak milyonlarca y\u0131la yay\u0131lan bedensel evrim tarihinin k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f bir [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2011-06-02T09:50:41+00:00","article_modified_time":"2024-04-28T17:51:27+00:00","og_image":[{"url":"http:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant-150x150.jpg","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"38 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods &#8211; Ted Grant","datePublished":"2011-06-02T09:50:41+00:00","dateModified":"2024-04-28T17:51:27+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/"},"wordCount":7528,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant-150x150.jpg","articleSection":["Evrim"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/","name":"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods - Ted Grant - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant-150x150.jpg","datePublished":"2011-06-02T09:50:41+00:00","dateModified":"2024-04-28T17:51:27+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#primaryimage","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant.jpg","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/Ted_Grant.jpg","width":220,"height":293},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2011\/06\/02\/aklin-dogusu-2bolum-alan-woods-ted-grant\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Akl\u0131n Do\u011fu\u015fu (2.B\u00f6l\u00fcm) | Alan Woods &#8211; Ted Grant"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/6033","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=6033"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/6033\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":8032,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/6033\/revisions\/8032"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=6033"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=6033"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=6033"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}