{"id":6936,"date":"2018-07-27T13:44:35","date_gmt":"2018-07-27T10:44:35","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/"},"modified":"2018-07-27T13:44:35","modified_gmt":"2018-07-27T10:44:35","slug":"ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/","title":{"rendered":"\u0130deoloji &#8211; Din &#8211; Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" style=\"float: left;\" src=\"images\/stories\/Eric-Hobsbawm.jpg\" width=\"155\" height=\"205\" \/>&#8220;Bana, yak\u0131c\u0131 duygular\u0131n\u0131 ve d\u00fcnyevi h\u0131rslar\u0131n\u0131, imanla, umutla ve merhametle so\u011futmu\u015f; yery\u00fcz\u00fcn\u00fc bir hac yolculu\u011fu, \u00f6teki ya\u015fam\u0131 ger\u00e7ek baba topra\u011f\u0131 olarak g\u00f6ren; yoksulluklar\u0131n\u0131 ve ac\u0131lar\u0131n\u0131 H\u0131ristiyanca kahramanl\u0131kla sevmeyi ve onlara g\u00f6\u011f\u00fcs germeyi \u00f6\u011frenmi\u015f; b\u00fct\u00fcn ezilenlerin ilk do\u011fan\u0131 \u0130sa Mesih&#8217;i seven, ona tapan ve evrenin kurtulu\u015funu onun \u00e7ekti\u011fi ac\u0131da g\u00f6ren bir halk niyaz eyle. Derim; bu kal\u0131ptan d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f bir halk niyaz et ki sosyalizmi yenmek kolayca m\u00fcmk\u00fcn olmakla kalmas\u0131n, bir daha ak\u0131llara dahi getirilmesin&#8230;&#8221; Civilta Cattolica<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">&#8220;Fakat Napoleon ilerlemeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131nda, sapk\u0131n Molokan k\u00f6yl\u00fcler, onun, eski ilahilerinde anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi sahte \u00e7ar\u0131 devirmek ve ger\u00e7ek Beyaz \u00c7ar\u0131 tahta ge\u00e7irmek \u00fczere [Tanr\u0131 taraf\u0131ndan] g\u00f6revlendirilmi\u015f Yeho\u015fafat vadisinin aslan\u0131 oldu\u011funa inan\u0131yorlard\u0131. O y\u00fczden Tambov eyaletinin Molokanlar\u0131, Napoleon&#8217;u kar\u015f\u0131lamak, sayg\u0131lar\u0131n\u0131 sunmak ve beyaz kaftan giydirmek \u00fczere aralar\u0131ndan bir heyet se\u00e7tiler.&#8221; Haxhausen,Studienueber&#8230;<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">\u0130nsanlar\u0131n d\u00fcnya hakk\u0131ndaki d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri ba\u015fka bir \u015fey, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken kulland\u0131klar\u0131 terimlerse daha ba\u015fka bir \u015feydir. Tarihin b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde ve (belki de \u00c7in ba\u015fl\u0131ca istisnay\u0131 olu\u015fturmak \u00fczere) d\u00fcnyan\u0131n b\u00fcy\u00fck k\u0131sm\u0131nda bir avu\u00e7 e\u011fitimli ve \u00f6nyarg\u0131lardan ar\u0131nm\u0131\u015f insan\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda herkesin d\u00fcnyay\u0131 tasarlarken kulland\u0131klar\u0131 terimler, \u2018H\u0131ristiyan&#8217; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn baz\u0131 \u00fclkelerde \u2018k\u00f6yl\u00fc&#8217; hatta \u2018insanla ayn\u0131 anlama gelmesine neden olacak kadar geleneksel dinin terimleriydi. Bu durum, 1848&#8217;den \u00f6nceki bir evrede, (her ne kadar \u00e7ifte devrimin d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc b\u00f6lgeler d\u0131\u015f\u0131nda pek \u00f6yle de\u011filse de) Avrupa&#8217;n\u0131n \u00e7o\u011fu b\u00f6lgesinde ortadan kalkt\u0131. Din, hi\u00e7 kimsenin kendisinden ka\u00e7amayaca\u011f\u0131, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn \u00f6tesindeki her \u015feyi kapsayan g\u00f6ky\u00fcz\u00fc gibi bir \u015feyken; b\u00fcy\u00fck, ama s\u0131n\u0131rl\u0131 ve insani bir g\u00f6\u011f\u00fcn durmadan de\u011fi\u015fen bir \u00f6zelli\u011fi olarak bulut k\u00fcmesini and\u0131ran bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcme b\u00fcr\u00fcnd\u00fc. Bu de\u011fi\u015fmenin pratik sonu\u00e7lar\u0131, sonradan san\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan daha belirsiz ve karars\u0131z olmakla birlikte, b\u00fct\u00fcn ideolojik de\u011fi\u015fiklikler aras\u0131nda di\u011ferleriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lamayacak kadar derindi; ve nereden bak\u0131lsa, en benzersiz olan\u0131 da buydu.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Benzersiz olan, ku\u015fkusuz kitlelerin laikle\u015fmesiydi. Soylu bayanlar di\u011fer hemcinsleri gibi sofuluklar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrseler de, alt tabakalara \u00f6rnek olacak bi\u00e7imde ayinsel g\u00f6revlerin titizlikle yerine getirilmesiyle birlikte giden kibarca bir dinsel kay\u0131ts\u0131zl\u0131k, uzunca bir zamand\u0131r \u00f6zg\u00fcrle\u015fmi\u015f olan soylular aras\u0131nda bilinmeyen bir \u015fey de\u011fildi. Kibar ve e\u011fitimli erkekler, var olman\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir i\u015flevi olmasa ve insan i\u015flerine do\u011frudan kar\u0131\u015fmasa ya da m\u00fcltefit bir kabulleni\u015fin d\u0131\u015f\u0131nda herhangi bir tap\u0131nma bi\u00e7imi gerektirmese de, teknik olarak y\u00fcce bir varl\u0131\u011fa inanmaktayd\u0131lar. Fakat geleneksel dinle ilgili g\u00f6r\u00fc\u015fleri, horlama ve a\u00e7\u0131k bir husumet ta\u015f\u0131yordu; samimi tanr\u0131tan\u0131mazlar olduklar\u0131n\u0131 ilan etmeye haz\u0131rd\u0131lar. B\u00fcy\u00fck matematik\u00e7i Laplace, Tanr\u0131y\u0131 semavi sisteminde nereye oturttu\u011funu soran Napoleon&#8217;a b\u00f6yle bir hipoteze gereksinmesi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015fti. Samimi tanr\u0131tan\u0131mazl\u0131k, onsekizinci y\u00fczy\u0131l sonlar\u0131n\u0131n zihinsel modalar\u0131n\u0131 yaratan ayd\u0131nlanm\u0131\u015f \u00e2limler, yazarlar ve soylu beyler aras\u0131nda yine de g\u00f6rece seyrek rastlanan bir durum olmakla birlikte, samimi H\u0131ristiyanl\u0131k bundan da seyrek bir durumdu. Onsekizinci y\u00fczy\u0131l sonunda se\u00e7kinler aras\u0131nda boy atmakta olan bir din varsa, o da ussalc\u0131, ayd\u0131nlanmac\u0131 ve kilise kar\u015f\u0131t\u0131 Farmasonluktu.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Kibar ve e\u011fitimli s\u0131n\u0131ftan erkekler aras\u0131nda yayg\u0131n bir e\u011filim olan H\u0131ristiyanl\u0131ktan uzakla\u015fma tavr\u0131, onyedinci y\u00fczy\u0131l sonuyla onsekizinci y\u00fczy\u0131l ba\u015flar\u0131na dek uzanmaktad\u0131r ve \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131, yararl\u0131 kamusal etkiler yaratm\u0131\u015ft\u0131r: Bat\u0131 ve Orta Avrupa&#8217;y\u0131 y\u00fczy\u0131llarca me\u015fgul etmi\u015f cad\u0131 mahkemelerinin yerini bu kez sapk\u0131nl\u0131k ve ink\u00e2rc\u0131lara kar\u015f\u0131 autos-da-fe&#8217;nin [yani putperest ve inan\u00e7s\u0131zlar\u0131 yakan mahkemelerin] almas\u0131 bunu yeterince kan\u0131tlamaktad\u0131r. Ancak onsekizinci y\u00fczy\u0131l ba\u015flar\u0131nda bu durum, alt, hatta orta tabakalar\u0131 pek etkilemedi. K\u00f6yl\u00fcl\u00fck, y\u00fczeydeki H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n ard\u0131nda h\u00e2l\u00e2 varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcren daha eski tanr\u0131lar ve ruhlar bir yana, Bakire&#8217;nin, Azizlerin ve Kutsal Kitap&#8217;\u0131n diliyle konu\u015fmayan ideolojilerin t\u00fcm\u00fcyle d\u0131\u015f\u0131ndayd\u0131. Eskiden beri sapk\u0131nl\u0131\u011fa yatk\u0131n olan zanaatk\u00e2rlar aras\u0131nda dind\u0131\u015f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnceler heyecan yaratmaktayd\u0131, i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 i\u00e7inde en inat\u00e7\u0131 ayd\u0131nlar\u0131, Jacob B\u00f6hme gibi gizemcileri yaratm\u0131\u015f olan ayakkab\u0131c\u0131lar\u0131n, her t\u00fcr tanr\u0131 hakk\u0131nda ku\u015fku duymaya ba\u015flad\u0131klar\u0131 g\u00f6r\u00fclmekteydi. Viyana&#8217;daki Jakobenlere yak\u0131nl\u0131k duyan tek zanaatk\u00e2r grubu onlard\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc tanr\u0131ya inanmad\u0131klar\u0131 s\u00f6yleniyordu. Kentlerdeki vas\u0131fs\u0131z yoksullarsa (belki Paris ve Londra gibi birka\u00e7 Kuzey Avrupa kenti d\u0131\u015f\u0131nda) son derece dindar ya da bo\u015f inan\u00e7l\u0131 insanlar olarak kald\u0131lar.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Fakat, ussalc\u0131, ileri d\u00fc\u015f\u00fcnceli, gelenek kar\u015f\u0131t\u0131 bir ayd\u0131nlanma ideolojisi, y\u00fckselmekte olan orta s\u0131n\u0131f\u0131n d\u00fcnyayla ilgili \u015femas\u0131na m\u00fckemmelen uymakla birlikte, din d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 orta tabakalar aras\u0131nda bile yayg\u0131n bir olgu de\u011fildi. Bu ideoloji, soylu bir topluma \u00f6zg\u00fc ahlak d\u0131\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve aristokrasiyi \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131rmaktayd\u0131. Ger\u00e7ekten de ilk ger\u00e7ek \u2018\u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler&#8217; olan onyedinci y\u00fczy\u0131l ortalar\u0131n\u0131n libertinleri, adlar\u0131n\u0131n halkta yaratt\u0131\u011f\u0131 \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131ma tam olarak uymaktayd\u0131lar: Moliere&#8217;in Don Juan&#8217;\u0131, sadece tanr\u0131tan\u0131mazl\u0131kla cinsel \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn bir bile\u015fimi olarak de\u011fil, sayg\u0131de\u011fer burjuvan\u0131n bundan duydu\u011fu korkuyu da resmeder. Bacon ve Hobbes gibi b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde orta s\u0131n\u0131f ideolojisinin habercisi olan d\u00fc\u015f\u00fcnsel bak\u0131mdan en c\u00fcretk\u00e2r d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerin, ayn\u0131 zamanda eski ve \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f bir toplumla birlikte an\u0131l\u0131yor olmalar\u0131 gibi bir paradoksal durumun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in yeterince neden vard\u0131. Y\u00fckselen orta s\u0131n\u0131f\u0131n ordular\u0131n\u0131n, sava\u015fmak i\u00e7in disiplinli, g\u00fc\u00e7l\u00fc ve sade ahlaka sahip bir \u00f6rg\u00fctlenmeye gereksinmeleri vard\u0131. Kuramsal olarak bilinemezcilik ya da tanr\u0131tan\u0131mazl\u0131k bununla eksiksiz bi\u00e7imde uyu\u015fmaktayd\u0131, bunun i\u00e7in H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 gerekmiyordu; ve onsekizinci y\u00fczy\u0131l\u0131n filozoflar\u0131 [philosophes], y\u0131lmadan usanmadan, (\u00f6rneklerini soylu vah\u015filer aras\u0131nda bulduklar\u0131) \u2018do\u011fal&#8217; ahlak\u0131n ve bireysel \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcn sahip oldu\u011fu y\u00fcksek ki\u015fisel \u00f6l\u00e7\u00fctlerin H\u0131ristiyanl\u0131ktan daha iyi oldu\u011funu tan\u0131tlamaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. Fakat eski tip dinin s\u0131nanm\u0131\u015f, g\u00fcvenilir \u00fcst\u00fcnl\u00fckleriyle, ahlak\u0131n do\u011fa\u00fcst\u00fc yapt\u0131r\u0131m\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmak, sadece, toplumsal bak\u0131mdan yararl\u0131 bo\u015f inan\u00e7lar olmadan ya\u015fayamayacak, genelde cahil ve aptal g\u00f6r\u00fclen \u00e7al\u0131\u015fan yoksullar i\u00e7in de\u011fil, bizzat orta s\u0131n\u0131f i\u00e7in de uygulamada b\u00fcy\u00fck tehlikeler i\u00e7eriyordu.<br \/>Fransa&#8217;da devrim sonras\u0131 ku\u015faklar\u0131n ya\u015fam\u0131, (\u2014Robespierre&#8217;in 1794&#8217;te yapt\u0131\u011f\u0131 gibi\u2014 Rousseaucu bir \u2018y\u00fcce varl\u0131k tap\u0131s\u0131&#8217;, H\u0131ristiyan olmayan ussalc\u0131 temeller \u00fczerine kurulmu\u015f \u00e7e\u015fitli s\u00f6zde dinler gibi) H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa denk H\u0131ristiyan olmayan bir burjuva ahlak\u0131 yaratma \u00e7abalar\u0131yla doludur, Fakat yine de bu \u00e7abalarda (Saint-Simoncular ve Comte&#8217;un \u2018insanl\u0131k dini&#8217; gibi) ayinler ve tap\u0131lar varl\u0131klar\u0131n\u0131 korumaktayd\u0131. Sonu\u00e7ta eski dinsel tap\u0131lar\u0131n d\u0131\u015f, y\u00fczeysel yanlar\u0131n\u0131 koruma gayretine son verildi; ama (\u2018dayan\u0131\u015fma&#8217; gibi \u00e7e\u015fitli ahlaki kavramlara) ve hepsinden \u00f6te rahipli\u011fin dind\u0131\u015f\u0131 dengini olu\u015fturan \u00f6\u011fretmenlere dayanan bi\u00e7imsel bir dind\u0131\u015f\u0131 ahlak kurma \u00e7abas\u0131 s\u00fcrd\u00fc. Her k\u00f6yde \u00f6\u011frencilerinin kafas\u0131n\u0131 Roma Devrim ve Cumhuriyet ahlak\u0131yla dolduran, k\u00f6y papaz\u0131n\u0131n resmi hasm\u0131, yoksul, \u00f6zgeci ilkokul \u00f6\u011fretmeni, ayn\u0131 zamanda burjuva istikrar\u0131n\u0131n yerle\u015fmesinden kaynaklanan (nereden bak\u0131lsa yetmi\u015f y\u0131ll\u0131k) siyasal sorunlar\u0131 toplumsal devrimin temellerine dayanarak \u00e7\u00f6zecek olan \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc Cumhuriyet&#8217;e kadar muzaffer olamad\u0131. Fakat bu \u00f6\u011fretmen tipi [instituteur], \u201cba\u015fl\u0131ca s\u0131n\u0131flar\u0131n e\u011fitiminden sorumlu olanlara, Cicero ile Sallustius&#8217;un \u2018devleti kurmak&#8217;tan (instituere civitatem) ve \u2018devletlerin ahlaki temellerini atmak&#8217;tan (instituere civitatum mores) dem vuran s\u00f6zlerini yans\u0131layacak bi\u00e7imde instituteur [kurucu] denecektir\u201d diyen Condorcet&#8217;in 1792 tarihli yasas\u0131nda zaten \u00f6rt\u00fck olarak yer almaktad\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">\u015eu halde burjuvazi, ideolojik bak\u0131mdan s\u00f6z\u00fcn\u00fc sak\u0131nmayan \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerden olu\u015fan bir az\u0131nl\u0131k ile Protestan, Yahudi ve Katolik dindar bir \u00e7o\u011funluk aras\u0131nda b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015f olarak kald\u0131. Ancak tarihsel bak\u0131mdan yeni olan \u015fuydu: Bu ikisinden \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnce yanl\u0131lar\u0131, di\u011feriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lamayacak kadar dinamik ve etkindi. Din, sadece nicelik a\u00e7\u0131s\u0131ndan o b\u00fcy\u00fck g\u00fcc\u00fcn\u00fc s\u00fcrd\u00fcrmekle ve ileride g\u00f6rece\u011fimiz gibi daha da g\u00fc\u00e7lenmekle birlikte, art\u0131k egemen de\u011fildi, geri \u00e7ekilmekteydi; ve g\u00fcn\u00fcm\u00fcze dek de \u00e7ifte devrimin d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc bir d\u00fcnyan\u0131n \u00e7er\u00e7evesi i\u00e7inde kald\u0131. Yeni ABD&#8217;nin yurtta\u015flar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck k\u0131sm\u0131n\u0131n (\u00e7o\u011funlu\u011fu Protestan olmak \u00fczere) \u015fu ya da bu dine inand\u0131klar\u0131na ku\u015fku yoktur; ancak Cumhuriyet&#8217;in Anayasas\u0131, bilinemezcili\u011fin anayasas\u0131d\u0131r ve b\u00fct\u00fcn de\u011fi\u015ftirme \u00e7abalar\u0131na kar\u015f\u0131n \u00f6yle de kalm\u0131\u015ft\u0131r. Ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z d\u00f6nemin \u0130ngiliz orta s\u0131n\u0131flar\u0131 aras\u0131nda Protestan dindarlar\u0131n, bilinemezci radikallerin olu\u015fturdu\u011fu az\u0131nl\u0131ktan \u00e7ok daha kalabal\u0131k oldu\u011fu ve giderek de say\u0131lar\u0131n\u0131n artt\u0131\u011f\u0131 ku\u015fku g\u00f6t\u00fcrmez bir ger\u00e7ektir. Fakat bu \u00e7a\u011f\u0131n edimsel kurumlar\u0131na bi\u00e7imlerini veren, Wilberforce&#8217;dan \u00e7ok Bentham olmu\u015ftur.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Laik ideolojinin dinsel ideoloji \u00fczerindeki bu tayin edici zaferinin en a\u00e7\u0131k kan\u0131t\u0131, ayn\u0131 zamanda onun en \u00f6nemli sonucudur da. Amerikan ve Frans\u0131z Devrimleri arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla belli ba\u015fl\u0131 siyasal ve toplumsal d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmler laikle\u015ftirildi. Onalt\u0131nc\u0131 ve onyedinci y\u00fczy\u0131l Hollanda ve \u0130ngiliz Devrimleri&#8217;nin ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 meseleler h\u00e2l\u00e2 ister ortodoks ister mezhep\u00e7i ister sapk\u0131n olsun, H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n geleneksel dili i\u00e7inde tart\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Amerikan ve Frans\u0131z [Devrim] ideolojilerindeyse Avrupa tarihi ilk kez H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n \u00f6nemini yitirdi\u011fine tan\u0131k oldu. \u00d6len bald\u0131r\u0131\u00e7\u0131plak kahramanlardan, eskileri and\u0131ran aziz ve \u015fehit tap\u0131lar\u0131 yaratmaya \u00e7al\u0131\u015fan birka\u00e7 folklorik \u00e7abay\u0131 bir yana b\u0131rak\u0131rsak, 1789&#8217;un dili, simgeleri, giysisi tamamen H\u0131ristiyan d\u0131\u015f\u0131yd\u0131. Asl\u0131na bak\u0131l\u0131rsa Romal\u0131yd\u0131. Ayn\u0131 zamanda devrimin bu laik niteli\u011fi, kendi tekil ideolojik bi\u00e7imlerini geni\u015f kitlelere dayatan liberal orta s\u0131n\u0131f\u0131n siyasal hegomonyas\u0131na i\u015faret etmekteydi. Frans\u0131z Devrimi&#8217;nin d\u00fc\u015f\u00fcnsel \u00f6nderlerinin, devrimi ger\u00e7ekle\u015ftiren kitlelerin aras\u0131ndan gelmedikleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, devrimin ideolojisinin, g\u00f6sterdi\u011finden daha fazla bir gelenek\u00e7ilik emaresi g\u00f6steremeyecek olmas\u0131nda anla\u015f\u0131lmaz bir yan yoktur. \u2014<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Demek ki burjuvazinin zaferi, Frans\u0131z Devrimi&#8217;ni, onsekizinci y\u00fczy\u0131l ayd\u0131nlanmas\u0131n\u0131n bilinemezci ya da laik ahlak ideolojisiyle boyad\u0131 ve bu devrimin \u00fcslubu, sonraki b\u00fct\u00fcn toplumsal devrim hareketlerinin genel dili oldu, bu laikli\u011fi onlara da ta\u015f\u0131d\u0131. \u00d6zellikle Saint- Simon gibi ayd\u0131nlarla, aralar\u0131nda terzi Weitling (1808-1871) gibi birka\u00e7 eski H\u0131ristiyan- kom\u00fcnist mezhep\u00e7inin bulundu\u011fu \u00f6nemsiz istisnalar d\u0131\u015f\u0131nda, yeni i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n ve ondokuzuncu y\u00fczy\u0131l sosyalist hareketlerinin ideolojisi ba\u015f\u0131ndan itibaren laikti. D\u00fc\u015f\u00fcncelerinde k\u00fc\u00e7\u00fck artizanlar\u0131n ve yoksul el i\u015f\u00e7ilerinin radikal-demokrat \u00f6zlemlerini dile getiren Thomas Paine, insan Haklar\u0131 Kitab\u0131 (1791) kadar, \u0130ncil&#8217;in Tanr\u0131n\u0131n kelam\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kan\u0131tlamak amac\u0131yla halk diliyle kaleme ald\u0131\u011f\u0131 Ak\u0131l \u00c7a\u011f\u0131 (1794) kitab\u0131yla da tan\u0131nmaktad\u0131r. 1820&#8217;lerin makinistleri, Robert Owen&#8217;\u0131n pe\u015finden sadece kapitalizm \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesi nedeniyle de\u011fil, inan\u00e7s\u0131z biri olmas\u0131ndan dolay\u0131 gittiler ve Owenc\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u00e7\u00f6kmesinden uzun zaman sonra da Owenc\u0131lar\u0131n Halls of Science&#8217;\u0131 ussalc\u0131 propaganday\u0131 kentlere yaymaya devam etti. Dindar sosyalistler olmu\u015ftur ve bug\u00fcn de vard\u0131r; dindar olmas\u0131na kar\u015f\u0131n ayn\u0131 zamanda sosyalist de olan y\u0131\u011f\u0131nla insan vard\u0131r. Fakat modern emek hareketlerinin ve sosyalist hareketlerin bask\u0131n ideolojileri, onsekizinci y\u00fczy\u0131l ussalc\u0131l\u0131\u011f\u0131na dayanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi kitleler esasen dindar kalmaya devam ederken, geleneksel H\u0131ristiyan bir toplumda yeti\u015fmi\u015f kitlelerin do\u011fal devrimci \u00fcsluplar\u0131n\u0131n (toplumsal sapk\u0131nl\u0131k, biny\u0131lc\u0131l\u0131k ve benzerleri gibi) bir ba\u015fkald\u0131r\u0131 \u00fcslubu olmas\u0131, \u0130ncil&#8217;in bir fesat kayna\u011f\u0131 haline gelmesi, daha da \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131d\u0131r. Ne var ki, yeni emek hareketine ve sosyalist hareketlere h\u00e2kim olan laiklik, ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde yeni ve daha temel bir olgu olan yeni proletaryan\u0131n dine kar\u015f\u0131 kay\u0131ts\u0131z tavr\u0131na dayanmaktayd\u0131. End\u00fcstri Devrimi d\u00f6neminde yeti\u015fmi\u015f \u00e7al\u0131\u015fan s\u0131n\u0131flar\u0131n ve kentli kitlelerin, modern \u00f6l\u00e7\u00fctlerle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda dinin \u00e7ok daha fazla etkisi alt\u0131nda olduklar\u0131na ku\u015fku yoktur; fakat ondokuzuncu y\u00fczy\u0131l\u0131n ilk yar\u0131s\u0131n\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fctleriyle \u00f6rg\u00fctl\u00fc dinden bu uzakl\u0131klar\u0131n\u0131n, cehaletlerinin ve kay\u0131ts\u0131zl\u0131klar\u0131n\u0131n bir benzeri daha yoktu. B\u00fct\u00fcn siyasal e\u011filimlerden g\u00f6zlemciler bu konuda ayn\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncededirler. 1851 tarihli \u0130ngiliz Din Say\u0131m\u0131, bu durumun \u00e7a\u011fda\u015flar\u0131n\u0131 deh\u015fete s\u00fcr\u00fckledi\u011fini ortaya koydu. Bu uzakl\u0131\u011f\u0131n b\u00fcy\u00fck k\u0131sm\u0131, geleneksel yerle\u015fik kiliselerin, insanlar\u0131n topland\u0131klar\u0131 yerlerle \u2014b\u00fcy\u00fck kentler ve yeni end\u00fcstriyel yerle\u015fimler\u2014 ve onlar\u0131n kendi deneyimlerine ve uygulamalar\u0131na yabanc\u0131 toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131yla \u2014proletaryayla\u2014 u\u011fra\u015fmakta d\u00fcped\u00fcz ba\u015far\u0131s\u0131z olmas\u0131ndan ileri gelmekteydi. 1851&#8217;de Sheffield&#8217;da ya\u015fayanlar\u0131n ancak %34&#8217;\u00fc, Liverpool ve Manchester&#8217;dakilerin ancak %31.2&#8217;si, Birmingham&#8217;da ya\u015fayanlar\u0131n sadece %29&#8217;u i\u00e7in ibadet yeri vard\u0131. K\u00f6ydeki bir papaz\u0131n kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 sorunlar\u0131n, end\u00fcstri kentlerinde ya da bu kentlerin teneke mahallelerinde ya\u015fayan ruhlar\u0131n sa\u011falt\u0131m\u0131na bir yarar\u0131 olmuyordu.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">O nedenle yerle\u015fik kiliseler bu yeni topluluklar\u0131 ve s\u0131n\u0131flar\u0131 ihmal ettiler ve (\u00f6zellikle Katolik ve Lutherci \u00fclkelerde) sonunda onlar\u0131 ele ge\u00e7irecek olan yeni emek hareketlerinin laik inac\u0131na terk ettiler (1848&#8217;de kiliselerin b\u00f6yle davranmad\u0131\u011f\u0131 \u00fclkelerdeyse i\u015f\u00e7ileri imans\u0131zl\u0131ktan kurtarma d\u00fcrt\u00fcs\u00fc fazla g\u00fc\u00e7l\u00fc de\u011fildi.) Protestan mezhepler, \u0130ngiltere gibi mezhep\u00e7ili\u011fin olduk\u00e7a yerle\u015fik dinsel-siyasal bir g\u00f6r\u00fcng\u00fc olu\u015fturdu\u011fu \u00fclkelerde daha ba\u015far\u0131l\u0131yd\u0131. Buna kar\u015f\u0131n bu mezheplerin, toplumsal \u00e7evrenin, ren\u00e7berler, madenciler ve bal\u0131k\u00e7\u0131lar aras\u0131nda oldu\u011fu gibi geleneksel k\u00fc\u00e7\u00fck kent ya da k\u00f6y havas\u0131na daha yak\u0131n oldu\u011fu yerlerde \u00e7ok ba\u015far\u0131l\u0131 olduklar\u0131na ili\u015fkin y\u0131\u011f\u0131nla kan\u0131t bulunmaktad\u0131r. \u00d6te yandan end\u00fcstrinin \u00e7al\u0131\u015fan s\u0131n\u0131flar\u0131 aras\u0131nda bu mezhepler asla bir az\u0131nl\u0131k olman\u0131n \u00f6tesine ge\u00e7emediler. Bir grup olarak i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n \u00f6rg\u00fctl\u00fc dinle ili\u015fkisinin, d\u00fcnya tarihinin \u00f6nceki herhangi bir yoksul kitlesinden \u00e7ok daha az oldu\u011funa ku\u015fku yoktur.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">O nedenle 1789&#8217;dan 1848&#8217;e kadarki d\u00f6nemin genel e\u011filimi, etkili bir laikle\u015fme y\u00f6n\u00fcndeydi. Bilim kendini, evrim alan\u0131na girdi\u011finde oldu\u011fu gibi, giderek Kutsal Yaz\u0131 ile \u00e7at\u0131\u015fma i\u00e7inde buldu (15. B\u00f6l\u00fcmle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131n). \u00d6zellikle 1830&#8217;lardan itibaren T\u00fcbingen profes\u00f6rleri taraf\u0131ndan daha \u00f6nce g\u00f6r\u00fclmemi\u015f dozda \u0130ncil&#8217;e uygulanan tarihsel bilginlik, Tanr\u0131 taraf\u0131ndan yaz\u0131lmasa bile onun taraf\u0131ndan esinlenen tek bir metni, insan\u0131n belgelemi\u015f olmas\u0131ndan kaynakl\u0131 b\u00fct\u00fcn kusurlar\u0131yla birlikte tarihsel bir belge derlemesine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrd\u00fc. Lachmann&#8217;\u0131n Novum Testamentum&#8217;u (1842-1852), \u0130ncil&#8217;in g\u00f6zle tan\u0131kl\u0131\u011fa dayanan anlat\u0131mlar oldu\u011funu yads\u0131m\u0131\u015f ve \u0130sa Mesih&#8217;in niyetinin yeni bir din kurmak oldu\u011funun kesin olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmi\u015fti. David Strauss&#8217;un tart\u0131\u015fmal\u0131 eseri Life of Jesus (1835), do\u011fa\u00fcst\u00fc \u00f6\u011feyi \u0130sa&#8217;n\u0131n ya\u015fam\u00f6yk\u00fcs\u00fcnden \u00e7\u0131kar\u0131p att\u0131. 1848&#8217;de e\u011fitimli Avrupal\u0131lar, Charles Darwin&#8217;in yarataca\u011f\u0131 \u015foka neredeyse haz\u0131rd\u0131lar. \u00c7e\u015fitli siyasal rejimlerin, yerle\u015fik kiliselerin m\u00fclkleriyle yasal ayr\u0131cal\u0131klar\u0131na, ruhbana ve di\u011fer dini simalara y\u00f6nelik do\u011frudan sald\u0131r\u0131lar\u0131, bu e\u011filimi g\u00fc\u00e7lendirdi ve \u2014Roma Katolik kilisesine, ba\u011fl\u0131 \u00fclkelerde\u2014 giderek h\u00fck\u00fcmetlerle \u00f6teki laik kurulu\u015flarda, o g\u00fcne dek b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde dinsel kurumlara b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f \u2014\u00f6zellikle e\u011fitim ve sosyal refah gibi\u2014 i\u015flevleri devralma y\u00f6n\u00fcnde bir e\u011filim belirdi. 1789 ile 1848 aras\u0131nda manast\u0131rlar kapat\u0131ld\u0131 ve Napoli&#8217;den Nikaragua&#8217;ya dek hepsinin m\u00fclkleri sat\u0131\u015fa \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131. Elbette Avrupa d\u0131\u015f\u0131nda fatih beyazlar, ya \u20141830&#8217;larda Hindistan&#8217;da kocas\u0131 \u00f6len kad\u0131nlar\u0131n yak\u0131lma t\u00f6resini ve taglar\u0131n ayinlerde insan kurban etme g\u00f6reneklerini bast\u0131ran \u0130ngiliz idareciler gibi\u2014 bo\u015f inanca kar\u015f\u0131 ayd\u0131nlanman\u0131n inanm\u0131\u015f savunucular\u0131 olarak ya da sadece hangi \u00f6nlemlerin kurbanlar\u0131 \u00fczerinde etkili olabilece\u011fi hakk\u0131nda hemen hi\u00e7bir fikirleri olmad\u0131\u011f\u0131ndan, ba\u011fl\u0131lar\u0131n\u0131n ya da kurbanlar\u0131n\u0131n dinlerine do\u011frudan sald\u0131r\u0131ya ge\u00e7tiler.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Salt say\u0131sal olarak al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, fiilen daralmalar\u0131 s\u00f6z konusu olmad\u0131k\u00e7a, b\u00fct\u00fcn dinlerin n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131na ko\u015fut olarak geni\u015fledikleri g\u00f6r\u00fclmektedir. Ancak ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z d\u00f6nemde iki din t\u00fcr\u00fc yay\u0131lma konusunda \u00f6zel bir yetenek g\u00f6stermi\u015ftir: \u0130slam ve mezhep\u00e7i Protestanl\u0131k. Arkas\u0131na Avrupa&#8217;n\u0131n askeri, siyasal ve ekonomik istilac\u0131 g\u00fc\u00e7lerini alarak Avrupa d\u0131\u015f\u0131nda ger\u00e7ekle\u015ftirdikleri misyonerlik faaliyetlerinde g\u00f6zlenen bariz art\u0131\u015fa ra\u011fmen, Katolik olsun Protestan olsun \u00f6teki H\u0131ristiyan dinlerin yay\u0131lma konusundaki kesin ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131klar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, bu yay\u0131lmac\u0131l\u0131k daha da g\u00f6z al\u0131c\u0131 olmaktad\u0131r. Ger\u00e7ekten de devrimi ve Napoleon&#8217;u i\u00e7ine alan ony\u0131llarda, Protestan misyonerli\u011finin sistemli olarak b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde Anglo-Saksonlar taraf\u0131ndan ba\u015flat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na tan\u0131k olunmaktad\u0131r. Baptist Misyoner Toplulu\u011fu (1792), Mezhepler Aras\u0131 Londra Misyonerlik Cemiyeti (1795), Evanjelik Kilisesi Misyonerlik Cemiyeti (1799), \u0130ngiliz ve Yabanc\u0131 \u0130ncil Cemiyeti&#8217;ni (1804); Amerikan Yabanc\u0131 Misyonerler Komisyonu Kurulu (1810), Amerikan Baptistleri (1814), Wesleyanlar (1813-18), Amerikan \u0130ncil Toplulu\u011fu (1816), \u0130sko\u00e7 Kilisesi (1824), Birle\u015fik Presbiteryenler (1835), Amerikan Metodist Piskoposlar\u0131 (1819) ve di\u011ferleri izledi. Hollanda Misyoner Cemiyeti (1797) ile Basel Misyonerleri&#8217;nin (1815) \u00f6nc\u00fc niteli\u011findeki \u00e7abalar\u0131na ra\u011fmen, k\u0131tadaki Protestanlar daha sonraki tarihlerde geli\u015fme g\u00f6stermi\u015flerdir: 1820&#8217;lerde Berlin ve Ren cemiyetleri; otuzlarda Leipzig ve Bremen cemiyetleri, 1842&#8217;de de Norve\u00e7 Misyonerler Cemiyeti kuruldu. Misyonerlik faaliyetleri durgun ve \u00f6nemsiz boyutlarda olan Roma Katolikli\u011fiyse sonradan bir canlanma i\u00e7ine girdi.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Dinsizlere \u0130ncillerin adeta boca edilmesinin ve dini ticaretin, Avrupa ve Amerika&#8217;n\u0131n dinsel, toplumsal ve ekonomik tarihiyle bir ilgisi vard\u0131r. Bizim burada sadece, 1848&#8217;de Hawaii gibi Pasifik&#8217;teki baz\u0131 adalar d\u0131\u015f\u0131nda fazla kayda de\u011fer sonu\u00e7lar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtmemiz yeterlidir. 1820&#8217;lerde \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerine kavu\u015fmu\u015f Amerikal\u0131 k\u00f6lelerin kurduklar\u0131 devletler olan Liberya ve (1790&#8217;larda k\u00f6le kar\u015f\u0131t\u0131 ajitasyon sayesinde dikkat \u00e7eken) Sierra Leone&#8217;de birka\u00e7 s\u0131\u00e7rama tahtas\u0131 elde edildi. Avrupal\u0131lar\u0131n G\u00fcney Afrika&#8217;da yerle\u015ftikleri yerlerin civar\u0131nda (yerle\u015fik yerel \u0130ngiliz Kilisesi ile Hollanda Reform Kilisesi&#8217;nden olmayan) yabanc\u0131 misyonerler, Afrikal\u0131lara din de\u011fi\u015ftirtmeye ba\u015flad\u0131lar. Fakat \u00fcnl\u00fc misyoner ve k\u00e2\u015fif David Livingstone 1840&#8217;ta Afrika&#8217;ya yelken a\u00e7t\u0131\u011f\u0131nda, bu k\u0131tan\u0131n ilk sakinleri h\u00e2l\u00e2 H\u0131ristiyanl\u0131kla temasa ge\u00e7mi\u015f de\u011fildi.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Oysa \u0130slam, bu din a\u00e7\u0131s\u0131ndan son derece karakteristik olan zorla din de\u011fi\u015ftirmeye ba\u015fvurmadan ya da \u00f6rg\u00fctl\u00fc bir misyonerlik faaliyetini arkas\u0131na almadan sessiz, yava\u015f, ama emin bir bi\u00e7imde yay\u0131lmaya devam etmekteydi. Hem do\u011fuya do\u011fru, Endonezya&#8217;ya ve Kuzeybat\u0131 \u00c7in&#8217;e, hem de Sudan&#8217;dan Senegal&#8217;e, daha k\u00fc\u00e7\u00fck boyutta da Hint Okyanusu&#8217;nun i\u00e7 sahillerinden ba\u015flayarak bat\u0131ya do\u011fru yay\u0131ld\u0131. Geleneksel toplumlarda din gibi temel nitelikteki bir \u015fey de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011frad\u0131\u011f\u0131nda, \u00e7ok b\u00fcy\u00fck sorunlarla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kal\u0131naca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Afrika&#8217;n\u0131n i\u00e7lerinin d\u0131\u015f d\u00fcnyayla olan ticaretini neredeyse tekellerinde bulunduran ve bu sayede kalabal\u0131kla\u015fan M\u00fcsl\u00fcman tacirlerin, \u0130slam\u0131n yeni halklar\u0131n g\u00fcndemine girmesinde katk\u0131lar\u0131 oldu. Topluluk ya\u015fam\u0131n\u0131 alt\u00fcst eden k\u00f6le ticareti, toplumsal yap\u0131lar\u0131\u00a0 yeniden birle\u015ftirmenin g\u00fc\u00e7l\u00fc bir arac\u0131 oldu\u011fundan \u0130sl\u00e2mi \u00e7ekici hale getirdi. \u2014 Ayn\u0131 zamanda Muhammed&#8217;in dini, Sudan&#8217;\u0131n yar\u0131 feodal ve askeri topluluklar\u0131na da seslendi ve bu dinin kazand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k, militanl\u0131k ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck duygusunun k\u00f6leli\u011fi dengelemek gibi bir yarar\u0131 oldu. M\u00fcsl\u00fcman zenciler, k\u00f6t\u00fc k\u00f6lelerdi: Bahia&#8217;ya (Brezilya) ithal edilen Haussa (ve di\u011fer Sudanl\u0131lar), 1807 ile (\u00e7o\u011funun \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc ya da gerisin geri Afrika&#8217;ya g\u00f6nderildi\u011fi) 1835 &#8216;teki b\u00fcy\u00fck ayaklanma aras\u0131ndaki zaman diliminde dokuz kez ba\u015fkald\u0131rd\u0131lar. K\u00f6leler, ancak son d\u00f6nemlerde ticarete a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f olan bu b\u00f6lgelerden uzak durmay\u0131 \u00f6\u011frendiler.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Afrika \u0130slam\u0131&#8217;nda beyazlara direni\u015f \u00f6\u011fesinin \u00e7ok az oldu\u011fu a\u00e7\u0131k olmakla birlikte (o zamana dek bu b\u00f6lgede fazla bir direni\u015fe rastlanmam\u0131\u015ft\u0131), G\u00fcneydo\u011fu Asya&#8217;da \u00f6teden beri ya\u015famsal bir rol oynamaktayd\u0131. Burada (bir kez daha t\u00fcccarlar\u0131n \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnde) \u0130slam, uzun zaman \u00f6nce yerel tap\u0131lara ve baharat adalar\u0131n\u0131n gerileyen Hinduizmine kar\u015f\u0131; ayn\u0131 zamanda Hindula\u015fm\u0131\u015f penslere kar\u015f\u0131 halk\u0131n bir kar\u015f\u0131 koyma arac\u0131 olmakla birlikte, daha \u00e7ok Portekizlilere ve Hollandal\u0131lara kar\u015f\u0131 \u2018bir t\u00fcr \u00f6n-milliyet\u00e7ilik&#8217; arac\u0131 olarak geli\u015fmi\u015fti. Giderek hareket alanlar\u0131 daralan bu prensler, Hollandal\u0131lar\u0131n ba\u011fl\u0131lar\u0131 ya da arac\u0131lar\u0131 durumuna d\u00fc\u015ft\u00fck\u00e7e, \u0130slam da halk\u0131n ba\u011fr\u0131nda daha derine k\u00f6k salmaya ba\u015flad\u0131. Hollandal\u0131larsa, Endonezya prenslerinin din \u00f6\u011fretmenleriyle ittifak kurarak, Yogyakarta Prensi&#8217;nin Java Sava\u015f\u0131&#8217;nda (1825-1830) oldu\u011fu gibi, genel bir halk ayaklanmas\u0131 ba\u015flatabileceklerini \u00f6\u011frendiler. Bunun sonucunda, defalarca yerel egemenlerle yak\u0131n bir ittifak kurma politikas\u0131na ya da dolayl\u0131 egemenli\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015f yapt\u0131lar. Bu arada ticaretin ve deniz ta\u015f\u0131mac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n geli\u015fmesiyle birlikte G\u00fcneydo\u011fu Asya m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131yla Mekke aras\u0131nda kurulan s\u0131k\u0131 ili\u015fkiler, hac\u0131lar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131n artmas\u0131na, Endonezya m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n\u0131n ortodoksla\u015fmas\u0131na, hatta Arap Vahabili\u011finin militan ve canland\u0131r\u0131c\u0131 etkilerine a\u00e7\u0131k hale gelmelerine neden oldu.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bu d\u00f6nemde \u0130slama yay\u0131lma g\u00fcc\u00fcn\u00fcn b\u00fcy\u00fck k\u0131sm\u0131n\u0131 veren \u0130slam i\u00e7indeki reform ve canlanma hareketlerine, ayn\u0131 zamanda, Avrupa&#8217;n\u0131n geni\u015flemesinin yaratt\u0131\u011f\u0131 etkiyi ve eski Muhammed\u00e7i toplumlar\u0131n (\u00f6zellikle de T\u00fcrk ve \u0130ran imparatorluklar\u0131n\u0131n) bunal\u0131m\u0131n\u0131 ve belki de \u00c7in \u0130mparatorlu\u011fu&#8217;nun artan bunal\u0131m\u0131n\u0131 yans\u0131tan bir olgu olarak da bak\u0131labilir. P\u00fcriten Vahabiler, onsekizinci y\u00fczy\u0131l ortalar\u0131nda Arabistan&#8217;da ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131. 1514&#8217;te Arabistan&#8217;\u0131 fethettiler ve Mehmet Ali&#8217;nin bat\u0131l\u0131la\u015fan M\u0131s\u0131r\u0131&#8217;yla Bat\u0131l\u0131 ordular\u0131n birle\u015fik g\u00fc\u00e7leri taraf\u0131ndan durduruluncaya kadar Suriye&#8217;yi fethedebilecek hale geldiler. Ama \u00f6\u011fretileri, do\u011fuya, \u0130ran&#8217;\u0131n, Afganistan&#8217;\u0131n ve Hindistan&#8217;\u0131n i\u00e7lerine kadar yay\u0131ld\u0131. Vahabilikten esinlenen Cezayirli bir din adam\u0131 olan Sidi Muhammed bin Ali el Sunusi, 1840&#8217;lardan itibaren Tripoli&#8217;den Sahra \u00e7\u00f6l\u00fcne dek yay\u0131lan benzer bir hareket geli\u015ftirdi. Cezayir&#8217;de Abd\u00fclkadir, Kafkaslarda \u015eeyh \u015eamil, Frans\u0131zlara ve Ruslara kar\u015f\u0131 dinsel-siyasal direni\u015f hareketleri yaratt\u0131lar (7. B\u00f6l\u00fcme bak\u0131n\u0131z) ve sadece Peygamberin ortaya koydu\u011fu bi\u00e7imiyle saf \u0130slama d\u00f6nmekle kalmay\u0131p Bat\u0131l\u0131 yenilikleri de b\u00fcnyesine almaya \u00e7al\u0131\u015fan bir panislamc\u0131l\u0131k yaratmay\u0131 umdular. 1840&#8217;larda \u0130ran&#8217;da, milliyet\u00e7i ve devrimci heterodoksisi \u00e7ok daha belirgin olan Ali Muhammed&#8217;in Bab hareketi ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Di\u011fer \u015feyler aras\u0131nda bu hareketin \u0130ran Zerd\u00fc\u015ftili\u011finin baz\u0131 eski uygulamalar\u0131na geri d\u00f6nmek ve kad\u0131nlar\u0131n pe\u00e7elerini kald\u0131rmak gibi bir e\u011filimi vard\u0131.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">\u0130slamdaki mayalanma ve yay\u0131lma, salt din tarihi a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, 1789&#8217;dan 1848&#8217;e kadarki d\u00f6nemi \u0130slam\u0131n d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda canlanmas\u0131 bi\u00e7iminde tarif edebilece\u011fimiz \u00f6l\u00e7\u00fclere vard\u0131. Ger\u00e7i d\u00f6nemin sonlar\u0131nda bu t\u00fcrden pek \u00e7ok \u00f6zelli\u011fe sahip \u00c7in&#8217;deki b\u00fcy\u00fck Taiping isyan\u0131n\u0131n e\u015fi\u011fine geliyoruz ama, H\u0131ristiyanl\u0131k d\u0131\u015f\u0131ndaki dinler aras\u0131nda \u0130slam\u0131n kitlesel hareketinin bir benzeri daha yoktu. \u0130ngiliz Hindistan\u0131&#8217;nda \u2014\u00f6zellikle Ram Mohan Roy&#8217;un (1772-1833) Brahmo Samaj&#8217;\u0131 gibi\u2014 k\u00fc\u00e7\u00fck dinsel ayd\u0131n reform hareketleri ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Birle\u015fik Devletler&#8217;de beyazlara yenilen yerli kabileleri, y\u00fczy\u0131l\u0131n ilk on y\u0131l\u0131nda Tecumseh \u00f6nderli\u011finde bilinen en b\u00fcy\u00fck Ova Yerlileri konfederasyonunun sava\u015f\u0131na ve \u0130roki ya\u015fam tarz\u0131n\u0131 beyaz Amerikan toplumunun bozucu etkilerine kar\u015f\u0131 korumak amac\u0131yla kurulan Handsome Lake&#8217;in dinine (1799) ilham kayna\u011f\u0131 olmu\u015f, beyazlara kar\u015f\u0131 vahye dayal\u0131 dinsel- toplumsal direni\u015f hareketleri geli\u015ftirmeye ba\u015flad\u0131lar. Baz\u0131 H\u0131ristiyan, \u00f6zellikle Quaker unsurlar\u0131 da benimseyen bu peygamberi resmen tan\u0131ma onuru, ger\u00e7ek ayd\u0131nlanman\u0131n nadir simalar\u0131ndan biri olan Thomas Jefferson&#8217;a aittir. Ne var ki, geli\u015fmi\u015f bir kapitalist uygarl\u0131kla animist halklar aras\u0131ndaki do\u011frudan temas, yirminci y\u00fczy\u0131la \u00f6zg\u00fc bir durum olan bu t\u00fcr kehanet\u00e7i ve biny\u0131lc\u0131 hareketler ortaya \u00e7\u0131karacak boyutta de\u011fildi.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Protestan mezhep\u00e7ili\u011finin yay\u0131lmac\u0131 hareketi, neredeyse t\u00fcm\u00fcyle geli\u015fmi\u015f kapitalist uygarl\u0131\u011f\u0131n var oldu\u011fu \u00fclkelerle s\u0131n\u0131rl\u0131 kald\u0131 ve bu bak\u0131mdan \u0130slam\u0131n yay\u0131lma hareketinden farkl\u0131yd\u0131. Bu t\u00fcrden baz\u0131 hareketler (\u00f6rne\u011fin Alman pietizmi ya da \u0130ngiliz evanjelizmi gibi), kendi yerle\u015fik devlet kiliseleri \u00e7er\u00e7evesinde kald\u0131klar\u0131ndan, \u00e7aplar\u0131n\u0131 \u00f6l\u00e7ebilmek olanaks\u0131zd\u0131r. Ancak b\u00fcy\u00fck olduklar\u0131na ku\u015fku yoktur. 1851&#8217;de \u0130ngiltere ve Galler&#8217;deki Protestanlar\u0131n kabaca yar\u0131s\u0131, \u0130ngiliz Kilisesi d\u0131\u015f\u0131ndaki dinsel ayinlere gidiyorlard\u0131. Mezheplerin kazand\u0131\u011f\u0131 bu ola\u011fan\u00fcst\u00fc zafer, esas olarak 1790&#8217;dan, ya da daha kesin olarak Napoleon Sava\u015flar\u0131&#8217;n\u0131n son y\u0131llar\u0131ndan itibaren ger\u00e7ekle\u015fen dinsel geli\u015fmelerin sonucuydu. Bu anlamda, 1790&#8217;da Wesleyan Metodistlerinin Birle\u015fik Krall\u0131k&#8217;taki \u00fcye say\u0131s\u0131 zar zor 59.000&#8217;i buluyordu; 1850&#8217;deyse \u00e7e\u015fitli dallar\u0131yla birlikte bu say\u0131n\u0131n on kat\u0131na ula\u015fm\u0131\u015flard\u0131. Birle\u015fik Devletler&#8217;de de \u00e7ok benzer bir kitlesel din de\u011fi\u015ftirme s\u00fcreciyle, eski egemen kiliseler pahas\u0131na Baptistlerin, Metodistlerin ve daha az \u00f6l\u00e7\u00fcde de Presbiteryenlerin say\u0131s\u0131nda art\u0131\u015f olmu\u015ftu; 1850&#8242; d e ABD&#8217;deki b\u00fct\u00fcn kiliselerin yakla\u015f\u0131k d\u00f6rtte \u00fc\u00e7\u00fc, bu \u00fc\u00e7 mezhebe aitti. Yerle\u015fik kiliselerin sars\u0131lmas\u0131, mezheplerin ortaya \u00e7\u0131karak egemen dinlerden ayr\u0131lmas\u0131, ayn\u0131 zamanda \u0130sko\u00e7ya (1843&#8217;teki \u2018B\u00fcy\u00fck B\u00f6l\u00fcnme&#8217;), Hollanda, Norve\u00e7 ve ba\u015fka \u00fclkelerde de bu d\u00f6nemin din tarihine damgas\u0131n\u0131 vurmaktad\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Protestan mezhep\u00e7ili\u011finin co\u011frafi ve toplumsal s\u0131n\u0131rlar\u0131na ili\u015fkin nedenler bellidir. Roma Katolik Kilisesi&#8217;ne ba\u011fl\u0131 \u00fclkelerde halk mezheplerinin geli\u015febilece\u011fi bir ortam ve gelenek var olmad\u0131. Buralarda yerle\u015fik kiliseden ya da egemen dinden benzer bir kopu\u015fun, mezhep b\u00f6l\u00fcnmesinden \u00e7ok (\u00f6zellikle erkekler aras\u0131nda) H\u0131ristiyanl\u0131ktan kitlesel bir kopu\u015f bi\u00e7imini almas\u0131 \u00e7ok daha olas\u0131yd\u0131.\u2014 (Buna kar\u015f\u0131n Anglo-Sakson \u00fclkelerdeki Protestan kaynakl\u0131 din adam\u0131 kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131, k\u0131ta \u00fclkelerindeki tanr\u0131tan\u0131maz kaynakl\u0131 din adam\u0131 kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131n\u0131n e\u015fde\u011ferini olu\u015fturmaktayd\u0131.) Dinsel canlanmac\u0131l\u0131k, olas\u0131l\u0131kla, Roma Katolik dininin kabul etti\u011fi \u00e7er\u00e7eve i\u00e7inde yeni bir duygusal tap\u0131, keramet sahibi bir aziz ya da hac hareketi bi\u00e7imini alacakt\u0131. Ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z d\u00f6nemde bir iki aziz, \u00f6rne\u011fin Fransa&#8217;da Cure d&#8217;Ars (1786-1859) geni\u015f ilgi toplad\u0131. Do\u011fu Avrupa&#8217;n\u0131n Ortodoks H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 mezhep\u00e7ili\u011fe daha uygundu; Rusya&#8217;da da geri bir toplumun ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131klar, on yedinci y\u00fczy\u0131l sonlar\u0131ndan itibaren bir\u00e7ok yeni mezhebin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na neden oldu. Bir\u00e7oklar\u0131, \u00f6zellikle de kendini had\u0131m eden Skoptsi, Ukraynal\u0131 Doukhoborlar ve Molokanlar, onsekizinci y\u00fczy\u0131l sonlar\u0131n\u0131n ve Napoleon d\u00f6neminin \u00fcr\u00fcnleriydiler; \u2018Eski \u0130nananlar&#8217;, onyedinci y\u00fczy\u0131ldan beri vard\u0131. Ne ki, genelde mezhep\u00e7ili\u011fin en \u00e7ekici geldi\u011fi s\u0131n\u0131flar \u2014k\u00fc\u00e7\u00fck el i\u015f\u00e7ileri, sat\u0131c\u0131lar, ticari \u00fcretim yapan \u00e7ift\u00e7iler ve burjuvazinin di\u011fer habercileri ya da bilin\u00e7li k\u00f6yl\u00fc devrimcileri\u2014, hen\u00fcz b\u00fcy\u00fck \u00e7apta bir mezhep hareketi yaratabilecek kadar kalabal\u0131k de\u011fillerdi.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Protestan \u00fclkelerdeyse durum daha farkl\u0131yd\u0131. Uzun zamand\u0131r yerle\u015fmi\u015f mezhep\u00e7i bir gelenek var olsa da, buralarda (hele \u0130ngiltere ve ABD&#8217;de) ticari ve end\u00fcstriyel toplumun etkisi daha g\u00fc\u00e7l\u00fcyd\u00fc. Ahlaki kat\u0131l\u0131\u011f\u0131 yan\u0131nda, herkese a\u00e7\u0131k olmamas\u0131 (d\u0131\u015flay\u0131c\u0131 olmas\u0131) ve Tanr\u0131 ile insan aras\u0131ndaki bireysel ileti\u015fimi \u00f6ne \u00e7\u0131karmas\u0131, onu giri\u015fimciler ve k\u00fc\u00e7\u00fck i\u015fadamlar\u0131 i\u00e7in \u00e7ekici k\u0131ld\u0131 ya da onlar\u0131 yeti\u015ftiren bir okul oldu. Kasvetli ve amans\u0131z cehennem ve lanetlenme teolojisiyle, sert bir ya\u015famla sa\u011flanacak kurtulu\u015f teolojisi, zorlu bir \u00e7evrede zorlu bir ya\u015fam s\u00fcrd\u00fcrmekte olan insanlar (\u00f6rne\u011fin s\u0131n\u0131r boylar\u0131nda ya\u015fayan insanlar, denizciler, tek ba\u015flar\u0131na \u00e7al\u0131\u015fan k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ift\u00e7iler, madenciler, s\u00f6m\u00fcr\u00fclen zanaatk\u00e2rlar) i\u00e7in onu \u00e7ekici hale getirdi. Bu mezhep, toplumsal ya da dinsel hiyerar\u015finin olmad\u0131\u011f\u0131 demokratik, e\u015fit\u00e7i bir inananlar toplulu\u011funa d\u00f6n\u00fc\u015ferek bu sayede ortalama insana da seslenebildi. K\u0131l\u0131 k\u0131rk yaran dinsel t\u00f6renlere ve bilgince \u00f6\u011fretilere d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131, amat\u00f6r k\u00e2hinliklere ve vaazlara olanak verdi. K\u00f6kl\u00fc biny\u0131lc\u0131l\u0131k gelene\u011fi, toplumsal ba\u015fkald\u0131r\u0131n\u0131n ilkel bir bi\u00e7imiyle kendini ifade etti. Son olarak duygusal bak\u0131mdan zorlu bir s\u00fcre\u00e7 olan ki\u015fisel \u2018din de\u011fi\u015ftirme&#8217; \u00f6\u011fesi ta\u015f\u0131mas\u0131, yo\u011fun isterik bir kitlesel dini \u2018canlanmac\u0131l\u0131k&#8217; yolu sunmaktayd\u0131 ve insanlar bu sayede, kitlesel bo\u015falmalar i\u00e7in benzeri \u00e7\u0131k\u0131\u015f kap\u0131lar\u0131 b\u0131rakmayan ve ge\u00e7mi\u015fte var olmu\u015f bu t\u00fcrden subaplar\u0131 da ortadan kald\u0131ran bir toplumun yaratt\u0131\u011f\u0131 gerilimlerden kurtulmaktayd\u0131lar.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">\u2018Canlanmac\u0131l\u0131k&#8217;, her \u015feyden \u00f6nce mezheplerin yay\u0131lmas\u0131na hizmet etti. \u00d6zellikle \u0130ngiltere&#8217;de Protestan muhalefetin yay\u0131lmas\u0131 ve bir r\u00f6nesans d\u00f6nemine girmesi y\u00f6n\u00fcndeki itki, John Wesley&#8217;in (1703-1791) yo\u011fun duygusal, usd\u0131\u015f\u0131, ki\u015fisel kurtulu\u015f hareketiyle onun Metodistlerinden geldi. Bu nedenden dolay\u0131 yeni mezhepler ve e\u011filimler ba\u015flang\u0131\u00e7ta siyaset d\u0131\u015f\u0131, hatta k\u00f6t\u00fc d\u0131\u015f d\u00fcnyaya s\u0131rtlar\u0131n\u0131 \u00e7evirip laik yap\u0131s\u0131nda herhangi bir toplu de\u011fi\u015fiklik yapma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 reddedecek bi\u00e7imde kendine yeterli bir grup ya\u015fam\u0131na ya da ki\u015fisel kurtulu\u015fa y\u00f6neldiklerinden son derece tutucuydular. \u2018Siyasal&#8217; enerjilerini, genelde yabanc\u0131 misyonerliklerin say\u0131s\u0131n\u0131, k\u00f6le kar\u015f\u0131t\u0131 ve \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fcl\u00fck yanl\u0131s\u0131 propaganday\u0131 art\u0131rmak gibi ahlaki ve dinsel kampanyalar i\u00e7in harcad\u0131lar. Amerikan ve Frans\u0131z devrimleri d\u00f6neminde siyasal olarak etkin ve radikal mezhep\u00e7ilerse, tersine, onyedinci y\u00fczy\u0131ldan beri var olan, durgun ya da hatta onsekizinci y\u00fczy\u0131l ussalc\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n etkisi alt\u0131nda entelekt\u00fcel bir Yaradanc\u0131l\u0131\u011fa do\u011fru evrilen (Presbiteryenler, Kongregasyonalistler, \u00dcniteryenler, Quakerlar gibi) daha eski, daha su kat\u0131lmad\u0131k ve daha sakin muhalif ve p\u00fcriten topluluklara aittiler. Bu yeni Metodist mezhep\u00e7ilik t\u00fcr\u00fc, devrim kar\u015f\u0131t\u0131yd\u0131 ve ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z d\u00f6nemde \u0130ngiltere&#8217;nin devrime olan ba\u011f\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131 bile \u2014yanl\u0131\u015f bir bi\u00e7imde\u2014 onlar\u0131n artan etkilerine yorulmu\u015ftur.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Ne var ki, yeni mezheplerin toplumsal niteli\u011fi, d\u00fcnyadan el etek \u00e7ekmeyi \u00f6neren teolojik g\u00f6r\u00fc\u015fleriyle uyu\u015fmad\u0131. Kendilerini kabule en haz\u0131r olanlar, bir yanda g\u00fc\u00e7l\u00fc ve zengin olanlarla \u00f6te yanda geleneksel toplumun kitleleri aras\u0131nda kalm\u0131\u015f, yani orta s\u0131n\u0131fa y\u00fckselmek \u00fczere olanlarla yeni olu\u015fmakta olan bir proletaryaya kar\u0131\u015fmak \u00fczere olan iki arada kalm\u0131\u015f k\u00fc\u00e7\u00fck ve ba\u011f\u0131ms\u0131z insanlardan olu\u015fma bir kitleydi. B\u00fct\u00fcn bu insanlar\u0131n temel siyasal y\u00f6nelimleri, Jakoben ya da Jeffersoncu bir radikalizme ya da en az\u0131ndan \u0131l\u0131ml\u0131 bir orta s\u0131n\u0131f liberalizmine do\u011fruydu. O nedenle \u0130ngiltere&#8217;de \u2018Uyu\u015fmazc\u0131l\u0131k&#8217; [Nonkonformizm], ABD&#8217;de h\u00e2kim Protestan kiliseler, (her ne kadar \u0130ngiliz Metodistleri aras\u0131nda kurucular\u0131n\u0131n Torycili\u011fi, ancak 1848&#8217;de sona eren yar\u0131m y\u00fczy\u0131ll\u0131k bir ayr\u0131lmalar ve i\u00e7 bunal\u0131mlar s\u0131ras\u0131nda alt edilebilmi\u015fse de solda siyasal bir g\u00fc\u00e7 olarak yerlerini ald\u0131lar.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Ba\u015flang\u0131\u00e7taki, var olan d\u00fcnyay\u0131 reddetme tavr\u0131, ancak \u00e7ok yoksul ya da durumlar\u0131 \u00e7ok sallant\u0131da olanlar aras\u0131nda devam etti. Fakat d\u00fcnyan\u0131n sona erece\u011fine dair biny\u0131lc\u0131 kehanet bi\u00e7imini alan ve (Kutsal Kitap&#8217;ta belirtilenlere uyan) emarelerini Napoleon sonras\u0131 d\u00f6nemin s\u0131kmalar\u0131nda buldu\u011funa inanan ilkel bir devrimci reddiye de vard\u0131. \u0130ngiltere&#8217;de Irvingistler, bunun 1835&#8217;le 1838 aras\u0131nda olaca\u011f\u0131n\u0131 ilan ettiler; ABD&#8217;de Yedinci G\u00fcn Adventistlerinin kurucusu William Miller ise, d\u00fcnyan\u0131n sonunun 1843&#8217;te ya da 1844&#8217;te gelece\u011fini duyurdu\u011funda 50.000 izleyicisinin ve 30.000 vaizinin oldu\u011fu s\u00f6ylenir. Bireylere ait istikrarl\u0131, k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7iftliklerin ve k\u00fc\u00e7\u00fck bir ticaretin bulundu\u011fu ve dinamik bir kapitalist ekonominin etkisinin g\u00fc\u00e7l\u00fc bir bi\u00e7imde hissedildi\u011fi (New York \u00e7evresi gibi) b\u00f6lgelerde bu biny\u0131lc\u0131 mayalanma \u00f6zellikle g\u00fc\u00e7l\u00fcyd\u00fc. Bu geli\u015fmenin en dramatik \u00fcr\u00fcn\u00fc, vahyini 1820&#8217;lerde New York&#8217;un Palmyra b\u00f6lgesi yak\u0131nlar\u0131nda alan ve halk\u0131n\u0131 uzaklardaki Siyon&#8217;a g\u00f6t\u00fcrmek \u00fczere yola \u00e7\u0131kan ve sonunda onlar\u0131 Utah \u00e7\u00f6llerine getiren peygamber Joseph Smith taraf\u0131ndan kurulan Ahir Zaman Ermi\u015fleri (Mormonlar) idi.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bunlar ayn\u0131 zamanda, ister ya\u015famlar\u0131ndaki kat\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve s\u0131k\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131 hafifletti\u011fi (Essex fabrikalar\u0131nda \u00e7al\u0131\u015fan k\u0131zlar\u0131 g\u00f6zlemleyen bir han\u0131mefendinin dedi\u011fi gibi, \u201cba\u015fka hi\u00e7bir e\u011flence olmad\u0131\u011f\u0131nda dinsel canlanma e\u011flencenin yerini tutar\u201d), ister toplu dinsel birli\u011fi, birbirinden farkl\u0131 bireylerden ge\u00e7ici bir topluluk yaratt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in olsun, canlanma toplant\u0131lar\u0131ndaki toplu isterinin cezbine kendine kapt\u0131ran gruplard\u0131. Modern bi\u00e7imiyle canlanmac\u0131l\u0131k, s\u0131n\u0131r boylar\u0131nda ya\u015fayan Amerikal\u0131lar\u0131n yarat\u0131\u015f\u0131yd\u0131. \u2018B\u00fcy\u00fck Uyan\u0131\u015f&#8217;, 1800&#8217;lerde Appalachians&#8217;daki dev \u2018kamp toplant\u0131lar\u0131&#8217;yla ba\u015flad\u0131 \u2014Kane Ridge, Kentucky&#8217;de yap\u0131lan b\u00f6yle bir toplant\u0131ya (1801) k\u0131rk vaizle birlikte on, yirmi bin aras\u0131 insan kat\u0131ld\u0131. G\u00fcnlerce s\u00fcren orgiastik isterinin derecesini tahayy\u00fcl etmek \u00e7ok zordur; \u201ctitreme n\u00f6betine yakalanm\u0131\u015f\u201d kad\u0131nlar erkekler t\u00fckeninceye kadar dans eder, binlercesi vecde gelir, \u201canla\u015f\u0131lmaz sesler \u00e7\u0131kart\u0131r\u201d ya da k\u00f6pekler gibi ulurlard\u0131. Uzak diyarlarda ya\u015f\u0131yor olmak, sert do\u011fal ya da toplumsal \u00e7evre ya da b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n bile\u015fimi, canlanmac\u0131 harekete olanak verdi ve gezgin vaizler bunu Avrupa&#8217;ya g\u00f6t\u00fcrerek 1808&#8217;den sonra Wesleyanlardan ayr\u0131lan \u0130lk Metodistler ad\u0131 verilen ve \u00f6zellikle \u0130ngiltere&#8217;nin kuzeyindeki madenciler ve k\u00fc\u00e7\u00fck da\u011f \u00e7ift\u00e7ileri aras\u0131nda, Kuzey Denizi bal\u0131k\u00e7\u0131lar\u0131, \u00e7ift\u00e7iler, Midlands&#8217;deki kederli a\u011f\u0131r end\u00fcstri i\u015f\u00e7ileri aras\u0131nda yay\u0131lan proleter-demokrat bir hareketin do\u011fmas\u0131na neden oldular. Bu t\u00fcr dinsel isteri n\u00f6betleri, ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z b\u00fct\u00fcn zaman diliminde d\u00f6nem d\u00f6nem ya\u015fand\u0131; G\u00fcney Galler&#8217;de 1807-09,1828-30, 1839-42, 1849 ve 1859&#8217;da patlak verdi ve mezheplerin say\u0131s\u0131nda b\u00fcy\u00fck art\u0131\u015flar g\u00f6r\u00fcld\u00fc. Elbette bunlar\u0131 tek bir nedene ba\u011flamak olanaks\u0131zd\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 (bizim ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z d\u00f6neme rastlayan Wesleyanlar\u0131n h\u0131zla ilerleyen yay\u0131lma d\u00f6nemlerinden biri d\u0131\u015f\u0131nda hepsi), vahim gerilim ve huzursuzluk d\u00f6nemlerine, baz\u0131lar\u0131ysa tersine \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fcden \u00e7\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemlere rastgeldi ve kimi zaman da kolera salg\u0131n\u0131 gibi, ba\u015fka H\u0131ristiyan \u00fclkelerde de benzer dinsel g\u00f6r\u00fcng\u00fclere yol a\u00e7an toplumsal felaketler taraf\u0131ndan h\u0131zland\u0131r\u0131ld\u0131lar. <\/p>\n<p>O nedenle, tamamen dinsel a\u00e7\u0131dan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, d\u00f6nemimizi, artan laikle\u015fmenin ve (Avrupa&#8217;da) dine kar\u015f\u0131 tak\u0131n\u0131lan kay\u0131ts\u0131z tutumun, en uzla\u015fmaz, usd\u0131\u015f\u0131 ve duygusal bak\u0131mdan en zorlay\u0131c\u0131 bi\u00e7imleriyle dinde ortaya \u00e7\u0131kan canlanmalarla sava\u015ft\u0131\u011f\u0131 bir d\u00f6nem olarak g\u00f6rmemiz gerekir. Bu sava\u015f\u0131n bir ucunda Tom Paine, di\u011fer ucunda William Miller yer al\u0131r. 1830&#8217;larda Alman filozof Feuerbach&#8217;\u0131n (1804-1872) d\u00fcped\u00fcz tanr\u0131tan\u0131maz mekanik materyalizminin kar\u015f\u0131s\u0131nda, orta\u00e7a\u011f ba\u015flar\u0131ndaki azizlerin ya\u015famlar\u0131n\u0131n harfiyen do\u011fru oldu\u011funu savunan gen\u00e7lerden kurulu \u2018Oxford Hareketi&#8217; bulunmaktayd\u0131.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Ancak efsaneleri ger\u00e7ek kabul eden [literal], militan, eski moda dine bu geri d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn \u00fc\u00e7 y\u00f6n\u00fc vard\u0131. Kitleler i\u00e7in bu, esas olarak, orta s\u0131n\u0131f liberalizminin so\u011fuk ve gayr\u0131 insani bask\u0131c\u0131 toplumuyla ba\u015fa \u00e7\u0131kman\u0131n bir y\u00f6ntemiydi: Marx&#8217;\u0131n ifadesiyle (ama bunlar\u0131 sadece Marx s\u00f6ylemi\u015f de\u011fildi) bu, \u201ckalpsiz d\u00fcnyan\u0131n kalbi, ruhsuz ko\u015fullar\u0131n ruhu&#8230; halk\u0131n afyonuydu.\u201d\u00a0 Dahas\u0131, bu hareket, bunlardan tamamen yoksun bir \u00e7evrede toplumsal ve zaman zaman da e\u011fitsel ve siyasal kurumlar olu\u015fturmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131 ve siyasal bak\u0131mdan azgeli\u015fmi\u015f insanlar aras\u0131nda onlar\u0131n ho\u015fnutsuzluklar\u0131na ve \u00f6zlemlerine ilkel bir ifade kazand\u0131rd\u0131. Onun literalizmi, duygusall\u0131\u011f\u0131 ve bo\u015f inanca dayal\u0131 yap\u0131s\u0131, hem ussal hesab\u0131n egemen oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn bir topluma hem de dini kendi imgesine g\u00f6re e\u011fip b\u00fcken \u00fcst s\u0131n\u0131flara kar\u015f\u0131 bir ba\u015fkald\u0131r\u0131yd\u0131.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bu kitlelerden do\u011fan orta s\u0131n\u0131f i\u00e7inse din, g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ahlaki destek, geleneksel toplumun nefret ve horlamalar\u0131na kar\u015f\u0131 toplumsal varl\u0131klar\u0131n\u0131n bir hakl\u0131la\u015ft\u0131r\u0131m\u0131 ve yay\u0131lmalar\u0131n\u0131n bir arac\u0131 olabildi. Din onlar\u0131 (mezhep\u00e7i olduklar\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde) bu toplumun prangalar\u0131ndan kurtarmaktayd\u0131. Kazan\u00e7lar\u0131na, saf ussal \u00f6z\u00e7\u0131kardan [bencillikten] \u00e7ok daha b\u00fcy\u00fck bir ahlaki etiket kazand\u0131rmakta, bask\u0131 alt\u0131na ald\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131 tak\u0131nd\u0131klar\u0131 sert tutumu me\u015frula\u015ft\u0131rmakta, dinsizlere uygarl\u0131k g\u00f6t\u00fcrme i\u015fiyle mal ticaretini birle\u015ftirmekteydi.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Monar\u015filer ve aristokratlar, daha do\u011frusu toplumsal piramidin tepesinde bulunanlar i\u00e7inse, din, toplumsal istikrar anlam\u0131na gelmekteydi. Frans\u0131z Devrim i&#8217;nden, taht\u0131n en g\u00fc\u00e7l\u00fc payandas\u0131n\u0131n Kilise oldu\u011funu \u00f6\u011frenmi\u015flerdi. G\u00fcney \u0130talyanlar, \u0130spanyollar, Tiroll\u00fcler ve Ruslar gibi okuryazar olmayan dindar halklar, yabanc\u0131lara, imans\u0131zlara ve devrimcilere kar\u015f\u0131 kiliselerini ve y\u00f6neticilerini savunmak i\u00e7in silaha sar\u0131lm\u0131\u015flar, rahipler de onlar\u0131 kutsam\u0131\u015f, hatta baz\u0131 durumlarda ba\u015flar\u0131na ge\u00e7erek onlar\u0131 y\u00f6nlendirmi\u015flerdi. Cahil ve dindar halklar, Tanr\u0131n\u0131n onlara uygun g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc yoksulluk i\u00e7erisinde yak\u0131nmadan ya\u015fayabilmekte, yine Tanr\u0131n\u0131n ba\u015flar\u0131na verdi\u011fi y\u00f6neticilerin idaresi alt\u0131nda, akl\u0131n bozucu etkilerinden uzak, basit, ahlakl\u0131 ve d\u00fczene uygun bir ya\u015fam s\u00fcrebilmekteydiler. 1815&#8217;den sonra tutucu y\u00f6netimler \u2014k\u0131ta Avrupas\u0131&#8217;ndaki hangi h\u00fck\u00fcmet tutucu de\u011fildi ki?\u2014 i\u00e7in dinsel duyarl\u0131l\u0131klar\u0131 ve kiliseleri te\u015fvik, polis karakollar\u0131 kurmakla ve sans\u00fcrle birlikte, uygulad\u0131klar\u0131 politikan\u0131n ayr\u0131lmaz bir par\u00e7as\u0131yd\u0131; rahipler, polisler ve sans\u00fcr, Devrime kar\u015f\u0131 tepkinin [Reaksiyon] \u00fc\u00e7 ana dayana\u011f\u0131n\u0131 olu\u015furmaktayd\u0131.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Yerle\u015fik y\u00f6netimlerin \u00e7o\u011fu i\u00e7in, Jakobenli\u011fin tahtlar\u0131 tehdit etti\u011fi, kiliselerinse onlar\u0131 korudu\u011fu yeterince a\u00e7\u0131kt\u0131. Ancak romantik ayd\u0131n ve ideologlardan olu\u015fan bir grup i\u00e7in taht ile mihrap aras\u0131ndaki ittifak\u0131n daha derin bir anlam\u0131 vard\u0131: Eski, organik, canl\u0131 toplumu, akl\u0131n ve liberalizmin a\u015f\u0131nd\u0131rmalar\u0131na kar\u015f\u0131 koruyordu ve birey bunu, bu trajik a\u00e7maza ussalc\u0131lar\u0131n sunduklar\u0131ndan \u00e7ok daha uygun bir \u00e7\u00f6z\u00fcm olarak g\u00f6rmekteydi. Fransa&#8217;da ve \u0130ngiltere&#8217;de taht ile mihrap aras\u0131ndaki ittifak i\u00e7in yap\u0131lan hakl\u0131la\u015ft\u0131rmalar\u0131n b\u00fcy\u00fck bir siyasal \u00f6nemi olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, trajik ve ki\u015fisel, romantik bir din aray\u0131\u015f\u0131 da s\u00f6z konusu de\u011fildi. (\u0130nsan kalbinin derinliklerinin en \u00f6nemli k\u00e2\u015fifi, Danimarkal\u0131 Soren Kierkegaard (1813-55), k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u00fclkedendi ve \u00e7a\u011fda\u015flar\u0131n\u0131n pek az ilgisini \u00e7ekmi\u015fti. (Ancak \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra \u00fcne kavu\u015fmu\u015ftur.) Ne ki, monar\u015fik tepkinin kaleleri olan Alman prensliklerinde ve Rusya&#8217;da romantik-reaksiyoner ayd\u0131nlar; memurlar, bildiri ve programlar\u0131n haz\u0131rlay\u0131c\u0131lar\u0131 olarak ve monarklar\u0131n zihinsel dengesizlikler g\u00f6sterdikleri yerlerde (\u00f6rne\u011fin Rusya&#8217;da I. Alexander, Prusya&#8217;da IV. Frederick William) \u00f6zel dan\u0131\u015fman olarak siyasal ya\u015famda k\u0131smen de olsa bir rol oynad\u0131lar. Ancak b\u00fct\u00fcn olarak al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda Friedrich Gentz ve Adam M\u00fcller gibiler \u00f6nemsiz simalard\u0131 ve (Metternich&#8217;in g\u00fcvensiz bakt\u0131\u011f\u0131) dinsel orta\u00e7a\u011fc\u0131l\u0131klar\u0131, krallar\u0131n bel ba\u011flad\u0131\u011f\u0131 polislere ve sans\u00fcrc\u00fclere tebli\u011f edilen biraz gelenek\u00e7i bir tarzdan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi. Avrupa&#8217;y\u0131 1815&#8217;ten sonra d\u00fczen i\u00e7inde tutacak olan Rusya, Prusya ve Avusturya aras\u0131ndaki Kutsal \u0130ttifak, kendi yok ad\u0131 var bir ha\u00e7l\u0131 gizemcili\u011fine de\u011fil, her bozguncu hareketin Rusya, Prusya ya da Avusturya ordular\u0131 taraf\u0131ndan ezilmesi gibi basit bir karara dayanmaktayd\u0131. \u00dcstelik ger\u00e7ekten tutucu olan h\u00fck\u00fcmetler, reaksiyoner bile olsalar hi\u00e7bir ayd\u0131na ve ideolo\u011fa g\u00fcvenmeme e\u011filimindeydiler; \u00e7\u00fcnk\u00fc bir kez itaat etmek yerine d\u00fc\u015f\u00fcnmek ilke haline geldi\u011finde, son da ba\u015flam\u0131\u015f demekti. Metternich&#8217;in sekreteri Friedrich Gentz&#8217;in, 1819&#8217;da Adam M\u00fcller&#8217;e yazd\u0131\u011f\u0131 gibi: \u201c\u015eu \u00f6neriyi savunmaktan vazge\u00e7mi\u015f de\u011filim: \u2018Bas\u0131n\u0131n k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmamas\u0131 i\u00e7in \u00f6n\u00fcm\u00fczdeki y\u0131l hi\u00e7bir \u015fey bas\u0131lmamal\u0131d\u0131r&#8217;. \u015eayet bu ilke, Y\u00fcce Mahkeme&#8217;nin kabul edece\u011fi birka\u00e7 istisnai durum d\u0131\u015f\u0131nda ba\u011flay\u0131c\u0131 bir kural olarak uygulanacak olursa, k\u0131sa zamanda Tanr\u0131ya ve Hakikate giden yolu bulaca\u011f\u0131m\u0131zdan eminim.\u201d\u00a0<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Ancak, liberalizm kar\u015f\u0131t\u0131 ideologlar\u0131n sahip olduklar\u0131 \u00e7ok az da olsa siyasal \u00f6nemin nedeni, liberalizmin deh\u015fetinden ger\u00e7ek anlamda tanr\u0131sal ve organik bir ge\u00e7mi\u015fe do\u011fru hicretlerinin hayli bir dinsel ilgi g\u00f6rmesinden kaynaklan\u0131yordu; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00fcst s\u0131n\u0131f\u0131n duyarl\u0131 gen\u00e7leri aras\u0131nda Roma Katolikli\u011finin belirgin bir bi\u00e7imde canlanmas\u0131na neden olmu\u015ftu. Protestanl\u0131k bile bireycili\u011fin, ussalc\u0131l\u0131\u011f\u0131n ve liberalizmin \u00f6nc\u00fcl\u00fc de\u011fil miydi? E\u011fer ger\u00e7ek anlamda dinsel bir toplum tek ba\u015f\u0131na ondokuzuncu y\u00fczy\u0131l\u0131n hastal\u0131\u011f\u0131na \u015fifa olacaksa, bu ancak Katolik orta\u00e7a\u011f\u0131n ger\u00e7ekte Hristiyan toplumu olmal\u0131yd\u0131. \u2014 Her zaman oldu\u011fu gibi Gentz, konuya uymayan bir a\u00e7\u0131kl\u0131kla Katolikli\u011fin \u00e7ekicili\u011fini \u015f\u00f6yle ifade ediyordu:<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">\u201cBug\u00fcn katlanmakta oldu\u011fumuz b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin birinci, ger\u00e7ek ve tek kayna\u011f\u0131 Protestanl\u0131kt\u0131r. Ussall\u0131kla s\u0131n\u0131rl\u0131 kalsayd\u0131 ho\u015fg\u00f6rebilir ya da ho\u015f g\u00f6rmek zorunda kalabilirdik; \u00e7\u00fcnk\u00fc ak\u0131l y\u00fcr\u00fctme e\u011filimi insan\u0131n do\u011fas\u0131nda vard\u0131r. Oysa h\u00fck\u00fcmetler Protestanl\u0131\u011f\u0131 bir kez caiz bir din bi\u00e7imi, H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n ifadelerinden biri, bir insan hakk\u0131 olarak kabul ettiler mi; Devlet i\u00e7inde, hatta tek ger\u00e7ek kilisenin y\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131 \u00fczerinde ona yer a\u00e7t\u0131lar m\u0131, d\u00fcnyan\u0131n dinsel, ahlaki ve siyasal d\u00fczeni hemen y\u0131k\u0131lacakt\u0131r&#8230; B\u00fct\u00fcn Frans\u0131z Devrimi, hatta Almanya&#8217;da patlamak \u00fczere olan daha k\u00f6t\u00fcs\u00fc, bu ayn\u0131 kaynaktan do\u011fmu\u015flard\u0131r.\u201d<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">B\u00f6ylece soylu gen\u00e7 gruplar, kendilerini akl\u0131n deh\u015fetinden kurtar\u0131p Roma&#8217;n\u0131n kollar\u0131na b\u0131rakt\u0131lar; bek\u00e2rl\u0131k yeminine, \u00e7ilecili\u011fe, Kilise Babalar\u0131n\u0131n yaz\u0131lar\u0131na, ya da sadece tutkulu bir vazge\u00e7i\u015fle Kilisenin s\u0131cak ve estetik olarak doyurucu ayinlerine kucak a\u00e7t\u0131lar. Beklenece\u011fi gibi, \u00e7o\u011fu nlu\u011fu Protestan \u00fclkelerden gelmi\u015fti: Alman romantikleri genellikle Prusyal\u0131yd\u0131lar. Ger\u00e7i gen\u00e7 ate\u015fli \u00fcyelerinin, \u00fcniversitelerin en obsk\u00fcrantist ve reaksiyoner ruhunu ifade ettikleri ve \u2014yetenekli \u00f6\u011frenci J. H. Newman (1801-1890) gibi\u2014 Roma Kilisesi&#8217;ne kat\u0131ld\u0131klar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde, 1830&#8217;lar\u0131n \u2018Oxford Hareketi&#8217; nitelik olarak \u0130ngiliz olmakla birlikte Anglo-Sakson okurun bu konuda en yak\u0131ndan tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 \u00f6rnektir. Geri kalanlar\u0131, ger\u00e7ek bir Katolik Kilisesi oldu\u011funu \u00f6ne s\u00fcrd\u00fckleri Anglikan Kilisesi i\u00e7inde \u2018ayinciler&#8217; bi\u00e7iminde bir uzla\u015fma ve dayanak noktas\u0131 buldular ve, \u2018bodur&#8217; ve \u2018geni\u015f&#8217; kilise adamlar\u0131n\u0131n deh\u015fet dolu bak\u0131\u015flar\u0131 \u00f6n\u00fcnde, c\u00fcppeler, buhurdanlar ve ba\u015fka \u2018Papasal&#8217; i\u011fren\u00e7liklerle s\u00fcslenmeye ba\u015flad\u0131lar. Bu yeni d\u00f6nmeler, dinlerini bir aile armas\u0131 olarak g\u00f6ren itibarl\u0131 aileler ile \u00f6teden beri Katolik olan soylular i\u00e7in ve giderek \u0130ngiliz Katolikli\u011finin ana g\u00f6vdesini olu\u015fturmaya ba\u015flayan \u0130rlandal\u0131 g\u00f6\u00e7men i\u015f\u00e7iler i\u00e7in tam bir bilmeceydiler. \u00d6te yandan bu gen\u00e7lerin soylu \u00e7abalar\u0131, Vatikan&#8217;\u0131n dikkatli ve ger\u00e7ek\u00e7i din g\u00f6revlileri taraf\u0131ndan tam olarak takdir edilemedi. Fakat iyi ailelerden geldiklerinden ve \u00fcst s\u0131n\u0131flar\u0131n din de\u011fi\u015ftirmesi pek\u00e2l\u00e2 a\u015fa\u011f\u0131 s\u0131n\u0131flara da \u00f6rnek olabilece\u011finden, Kilisenin fetih g\u00fcc\u00fcn\u00fcn cesaret verici bir i\u015fareti olarak memnunlukla kar\u015f\u0131land\u0131lar.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Ancak \u00f6rg\u00fctl\u00fc din i\u00e7inde \u2014en az\u0131ndan Roma Katolikli\u011fi, Protestanl\u0131k ve Yahudilik\u2014 bile liberalizmin kazmac\u0131lar\u0131 ve madencileri i\u015f ba\u015f\u0131ndayd\u0131lar. Roma Kilisesi&#8217;nde onlar\u0131n ba\u015fl\u0131ca eylem alan\u0131 Fransa ve en \u00f6nemli simalar\u0131 da, romantik tutuculuktan, onu sosyalizme yakla\u015ft\u0131racak olan devrimci bir halk \u00fclk\u00fcle\u015ftirmesine ge\u00e7en Hugu es-Felicite-Robert de Lamennais (1782-1854) idi. Lamennais&#8217;in Paroles d&#8217;un Croyant&#8217;\u0131 (1834), Katoliklik gibi stat\u00fckoyu savunan son derece g\u00fcvenilir bir silahla arkalar\u0131ndan han\u00e7erlenmeyi beklemeyen h\u00fck\u00fcmetler aras\u0131nda karga\u015fa yaratt\u0131 ve bir s\u00fcre sonra da Roma taraf\u0131ndan lanetlendi. Ancak liberal Katoliklik, her zaman Roma&#8217;daki en ufak bir de\u011fi\u015fikli\u011fi biraz de\u011fi\u015ftirerek de olsa Kilisesine yans\u0131tan Fransa&#8217;da ya\u015famaya devam etti. \u0130talya&#8217;da da 1830&#8217;lar\u0131n ve 1840&#8217;lar\u0131n g\u00fc\u00e7l\u00fc devrimci ak\u0131m\u0131, Papan\u0131n birle\u015ftirdi\u011fi liberal \u0130talya&#8217;n\u0131n \u015fampiyonu Gioberti (1801-52) ve Rosmini gibi baz\u0131 Katolik d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrleri girdab\u0131na \u00e7ekti. Ancak Kilisenin ana g\u00f6vdesi giderek artan ve militan bir bi\u00e7imde liberalizm kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131na kayd\u0131.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Protestan az\u0131nl\u0131klar ve mezhepler, \u00f6zellikle siyaset ba\u011flam\u0131nda liberalizme \u00e7ok daha yak\u0131n davrand\u0131lar: Bir Frans\u0131z Huguenot&#8217;u olmak, en az\u0131ndan \u0131l\u0131ml\u0131 bir liberal olmak demekti (Louis Philippe&#8217;in Ba\u015fbakan\u0131 Guizot b\u00f6yle biriydi). Anglikan ve Lutherci kiliseler gibi Protestan devlet kiliseleri, siyasal bak\u0131mdan daha tutucuydu; ama ilahiyatlar\u0131, Kutsal Kitap \u00e2limli\u011fine ve ussalc\u0131 ara\u015ft\u0131rmalara fazla diren\u00e7 g\u00f6sterememi\u015fti. Liberal ak\u0131m b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcn\u00fc hi\u00e7 ku\u015fku yok ki Yahudiler \u00fczerinde duyurdu. Her \u015feyden \u00f6nce siyasal ve toplumsal \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerini ona bor\u00e7luydular. K\u00fclt\u00fcrel asimilasyon, b\u00fct\u00fcn kurtulmu\u015f Yahudilerin amac\u0131yd\u0131. Ayd\u0131nlar aras\u0131nda \u00e7o\u011fu, Karl Marx&#8217;\u0131n babas\u0131 ya da (yine de Yahudilerin en az\u0131ndan sinagoga gitmeyi kestiklerinde d\u0131\u015f d\u00fcnyan\u0131n g\u00f6z\u00fcnde Yahudi olmaktan \u00e7\u0131kmayacaklar\u0131n\u0131n fark\u0131na varan) \u015fair Heinrich Heine gibi en a\u015f\u0131r\u0131 olanlar, H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa ve bilinemezcili\u011fe ge\u00e7mek \u00fczere eski dinlerini terk ettiler. K\u00fc\u00e7\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc de Yahudili\u011fin zay\u0131f bir liberal bi\u00e7imini geli\u015ftirdi. Ancak k\u00fc\u00e7\u00fck kentlerde getto ya\u015fam\u0131na egemen olan Tevrat ile Talmud de\u011fi\u015fmeden kald\u0131.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong>\u0130deoloji: Din &#8211; Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848\u00a0|\u00a0Eric Hobsbawm<\/strong><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>&#8220;Bana, yak\u0131c\u0131 duygular\u0131n\u0131 ve d\u00fcnyevi h\u0131rslar\u0131n\u0131, imanla, umutla ve merhametle so\u011futmu\u015f; yery\u00fcz\u00fcn\u00fc bir hac yolculu\u011fu, \u00f6teki ya\u015fam\u0131 ger\u00e7ek baba topra\u011f\u0131 olarak g\u00f6ren; yoksulluklar\u0131n\u0131 ve ac\u0131lar\u0131n\u0131 H\u0131ristiyanca kahramanl\u0131kla sevmeyi ve onlara g\u00f6\u011f\u00fcs germeyi \u00f6\u011frenmi\u015f; b\u00fct\u00fcn ezilenlerin ilk do\u011fan\u0131 \u0130sa Mesih&#8217;i seven, ona tapan ve evrenin kurtulu\u015funu onun \u00e7ekti\u011fi ac\u0131da g\u00f6ren bir halk niyaz eyle. Derim; bu [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[54],"tags":[],"class_list":{"0":"post-6936","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-din"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>\u0130deoloji - Din - Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"\u0130deoloji - Din - Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"&#8220;Bana, yak\u0131c\u0131 duygular\u0131n\u0131 ve d\u00fcnyevi h\u0131rslar\u0131n\u0131, imanla, umutla ve merhametle so\u011futmu\u015f; yery\u00fcz\u00fcn\u00fc bir hac yolculu\u011fu, \u00f6teki ya\u015fam\u0131 ger\u00e7ek baba topra\u011f\u0131 olarak g\u00f6ren; yoksulluklar\u0131n\u0131 ve ac\u0131lar\u0131n\u0131 H\u0131ristiyanca kahramanl\u0131kla sevmeyi ve onlara g\u00f6\u011f\u00fcs germeyi \u00f6\u011frenmi\u015f; b\u00fct\u00fcn ezilenlerin ilk do\u011fan\u0131 \u0130sa Mesih&#8217;i seven, ona tapan ve evrenin kurtulu\u015funu onun \u00e7ekti\u011fi ac\u0131da g\u00f6ren bir halk niyaz eyle. Derim; bu [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2018-07-27T10:44:35+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:width\" content=\"300\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:height\" content=\"90\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:type\" content=\"image\/png\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"39 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"\u0130deoloji &#8211; Din &#8211; Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm\",\"datePublished\":\"2018-07-27T10:44:35+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/\"},\"wordCount\":7904,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"articleSection\":[\"Din\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/\",\"name\":\"\u0130deoloji - Din - Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"datePublished\":\"2018-07-27T10:44:35+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/\"]}]},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"\u0130deoloji &#8211; Din &#8211; Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"\u0130deoloji - Din - Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"\u0130deoloji - Din - Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm","og_description":"&#8220;Bana, yak\u0131c\u0131 duygular\u0131n\u0131 ve d\u00fcnyevi h\u0131rslar\u0131n\u0131, imanla, umutla ve merhametle so\u011futmu\u015f; yery\u00fcz\u00fcn\u00fc bir hac yolculu\u011fu, \u00f6teki ya\u015fam\u0131 ger\u00e7ek baba topra\u011f\u0131 olarak g\u00f6ren; yoksulluklar\u0131n\u0131 ve ac\u0131lar\u0131n\u0131 H\u0131ristiyanca kahramanl\u0131kla sevmeyi ve onlara g\u00f6\u011f\u00fcs germeyi \u00f6\u011frenmi\u015f; b\u00fct\u00fcn ezilenlerin ilk do\u011fan\u0131 \u0130sa Mesih&#8217;i seven, ona tapan ve evrenin kurtulu\u015funu onun \u00e7ekti\u011fi ac\u0131da g\u00f6ren bir halk niyaz eyle. Derim; bu [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2018-07-27T10:44:35+00:00","og_image":[{"width":300,"height":90,"url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","type":"image\/png"}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"39 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"\u0130deoloji &#8211; Din &#8211; Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm","datePublished":"2018-07-27T10:44:35+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/"},"wordCount":7904,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"articleSection":["Din"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/","name":"\u0130deoloji - Din - Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"datePublished":"2018-07-27T10:44:35+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/"]}]},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/27\/ideoloji-din-devrim-cagi-1789-1848-eric-hobsbawm\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"\u0130deoloji &#8211; Din &#8211; Devrim \u00c7a\u011f\u0131 1789-1848 | Eric Hobsbawm"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/6936","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=6936"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/6936\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=6936"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=6936"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=6936"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}