{"id":6940,"date":"2018-07-30T14:37:23","date_gmt":"2018-07-30T11:37:23","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/"},"modified":"2018-07-30T14:37:23","modified_gmt":"2018-07-30T11:37:23","slug":"kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/","title":{"rendered":"Kavramsal Ki\u015filikler &#8211; Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify;\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" style=\"float: left;\" src=\"images\/stories\/deleuze.jpg\" width=\"155\" height=\"205\" \/>Descartes\u2019\u0131n cogito&#8217;su kavram olarak yarat\u0131ld\u0131, ama \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar\u0131 vard\u0131. Bu bir kavram\u0131n daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131 varsaymas\u0131 gibi de\u011fildir (\u00f6rne\u011fin, &#8220;insan&#8221;, &#8220;hayvan&#8221; ve &#8220;ak\u0131ll\u0131&#8221; kavramlar\u0131n\u0131 varsayar). Burada \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar z\u0131mnidirler, \u00f6zneldirler, kavram\u00f6ncesidirler, ve bir d\u00fc\u015f\u00fcnce imgesi olu\u015ftururlar: d\u00fc\u015f\u00fcnmenin ne demek oldu\u011funu herkes bilir. Herkesin d\u00fc\u015f\u00fcnme imk\u00e2n\u0131 vard\u0131r, herkes do\u011fruyu ister&#8230; \u015eu iki \u00f6\u011feden; kavram ve ayn\u0131 gruptan kavramlar taraf\u0131ndan doldurulacak olan d\u00fc\u015f\u00fcnce imgesi ya da i\u00e7kinlik d\u00fczlemi&#8217;nden (cogito ve ona ba\u011flanabilecek kavramlar) ba\u015fka bir \u015fey var m\u0131? Descartes \u00f6rne\u011finde, yarat\u0131lm\u0131\u015f cogito\u2019dan ve d\u00fc\u015f\u00fcncenin \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015f imgesinden ba\u015fkaca bir \u015fey var m\u0131? Sahiden de ba\u015fka \u015fey, zaman zaman ortaya \u00e7\u0131kan, ya da g\u00f6r\u00fcn\u00fcp kaybolan ve kavramla kavram\u00f6ncesi d\u00fczlem aras\u0131nda, birinden \u00f6tekine giderek, mu\u011flak, arac\u0131 bir varolu\u015fa sahip gibi g\u00f6r\u00fcnen, az bu\u00e7uk gizemli bir \u015fey var. \u015eimdilik, Budala&#8217;d\u0131r bu \u015fey: Ben \u00f6znesini kullanan odur, cogito&#8217;yu ortaya atan odur, ama ayn\u0131 zamanda \u00f6znel \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar\u0131 elinde tutan ya da d\u00fczlemi \u00e7izen de odur. Budala, kamusal hocaya (iskolastik) kar\u015f\u0131t olarak \u00f6zel d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrd\u00fcr: hoca, durmamacas\u0131na \u00f6\u011fretilmi\u015f kavramlara (insanak\u0131ll\u0131 hayvan) g\u00f6ndermeler yaparken, \u00f6zel d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, herkesin do\u011frudan do\u011fruya kendisi i\u00e7in sahip oldu\u011fu do\u011fu\u015ftan gelen g\u00fc\u00e7lerle bir kavram olu\u015fturur (d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum). i\u015fte size \u00e7ok garip bir ki\u015filik tipi, kendisi arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, &#8220;do\u011fal \u0131\u015f\u0131k&#8221; arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcnmek isteyen ve d\u00fc\u015f\u00fcnen ki\u015fi. Budala bir kavramsal ki\u015filiktir. Soruya daha da kesinlik kazand\u0131rabiliriz: cogito\u2019nun \u00f6nc\u00fcleri var m\u0131? Budala ki\u015fili\u011fi nereden geliyor, nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kt\u0131, H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n &#8220;iskolastik&#8221; \u00f6rg\u00fctleni\u015fine kar\u015f\u0131, Kilise&#8217;nin otoriter \u00f6rg\u00fctleni\u015fine kar\u015f\u0131 tepkime sonucu, bir H\u0131ristiyan atmosfer i\u00e7inde mi do\u011fdu? Acaba Aziz Augustinus\u2019ta bile izleri bulunur mu? Acaba Nicolas de Cuse m\u00fc ona kavramsal ki\u015filik olman\u0131n t\u00fcm de\u011ferini veriyor? Bundan \u00f6t\u00fcr\u00fc bu filozof cogito&#8217;ya yak\u0131n olsa gerektir, yine de onu kavram olarak berrakla\u015ft\u0131ramam\u0131\u015ft\u0131r . Her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u0131kta, felsefe tarihi bu ki\u015filiklerin, d\u00fczlemler boyunca sergiledikleri s\u0131\u00e7ray\u0131\u015flar\u0131n, kavramlar boyunca g\u00f6sterdikleri \u00e7e\u015fitliliklerin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131ndan ge\u00e7mek zorundad\u0131r. Ve felsefe hi\u00e7 durmadan kavramsal ki\u015filikleri ya\u015fat\u0131r, onlara hayat verir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Budala, bir ba\u015fka d\u00f6nemde, bir ba\u015fka ba\u011flam i\u00e7inde, yine H\u0131ristiyan, ama bu kez Rus olarak yeniden ortaya \u00e7\u0131kar. Slavla\u015fm\u0131\u015f haliyle, yine tuhaf ki\u015fi ya da \u00f6zel d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr olarak kalm\u0131\u015ft\u0131r, ama tuhafl\u0131\u011f\u0131 de\u011fi\u015fmi\u015ftir. Dostoyevski&#8217;de \u00f6zel d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrle kamu hocas\u0131 aras\u0131ndaki yeni bir z\u0131tla\u015fman\u0131n g\u00fcc\u00fcn\u00fc bulan Chestov olmu;^t\u0131^r,2. Eski budala onlara kendili\u011finden ula\u015faca\u011f\u0131 bellilikler istiyordu: bu arada her \u015feyden, 3+2=5&#8217;den bile \u015f\u00fcphede olacakt\u0131; Do\u011fa&#8217;n\u0131n b\u00fct\u00fcn do\u011frular\u0131ndan \u015f\u00fcphelenecekti. Yeni budala bellilik falan istemez, 3+2=5&#8217;e asla &#8220;boyun e\u011fmeyecektir&#8221;, sa\u00e7ma&#8217;y\u0131 ister o ayn\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnce imgesi de\u011fildir bu. Eski budala do\u011fru&#8217;yu istiyordu, ancak yenisi sa\u00e7may\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncenin en \u00fcst\u00fcn g\u00fcc\u00fcne, yani yaratmak fiiline \u00e7evirmek ister. Eski budala ak\u0131ldan ba\u015fka bir \u015feye hesap vermek istemiyordu, ama, Sokrates&#8217;ten \u00e7ok Ey\u00fcb&#8217;e yak\u0131n olan yeni budala, &#8220;Tarihin her kurban\u0131 i\u00e7in&#8221; kendisine hesap verilmesini ister; bunlar ayn\u0131 kavramlar de\u011fillerdir. O, Tarih&#8217;in do\u011frular\u0131n\u0131 asla kabul etmeyecektir. Eski budala, neyin anla\u015f\u0131labilir neyin anla\u015f\u0131lmaz, neyin akla uygun neyin de\u011fil, neyin yitirilmi\u015f neyin kazan\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu kendi kendisine kavramak istiyordu, ama yeni budala yitirilmi\u015fin, anla\u015f\u0131lmaz olan\u0131n, sa\u00e7man\u0131n yeniden kendisine verilmesini ister. Besbelli ki, o art\u0131k ayn\u0131 ki\u015filik de\u011fildir, bir s\u0131\u00e7rama ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. Ve yine de incecik bir iplik iki budalay\u0131 birbirine ba\u011flar, sanki, \u00f6tekinin akl\u0131 kazand\u0131\u011f\u0131 anda \u00e7oktan yitirmi\u015f oldu\u011fu \u015feyi ikinci yeniden bulsun diye, birincinin akl\u0131 yitirmesi gerekirmi\u015f gibi. Rusya&#8217;da, \u00e7\u0131ld\u0131rm\u0131\u015f bir Descartes m\u0131 yoksa?\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Kavramsal ki\u015filik, kendisi i\u00e7in pek ender olarak, veya yan\u0131lsama yoluyla belirebilir. Yine de oradad\u0131r; ve, ad\u0131 konmam\u0131\u015f bile olsa, yeralt\u0131nda bile kalsa, okur taraf\u0131ndan her zaman yeniden ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmak zorundad\u0131r. Bazen, belirdi\u011fi zaman bir \u00f6zel ad ta\u015f\u0131r: Sokrates, platonculu\u011fun ba\u015fl\u0131ca kavramsal ki\u015fili\u011fidir. Bir\u00e7ok filozof diyaloglar yazd\u0131, ama diyalogdaki ki\u015filiklerle kavramsal ki\u015filikleri birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmak tehlikelidir: ancak adland\u0131rma bak\u0131m\u0131ndan rastla\u015f\u0131rlar bunlar ve rolleri ayn\u0131 de\u011fildir. Diyalogdaki ki\u015filik kavramlar\u0131 sergiler: en basit durumda, aralar\u0131ndan, sevimli biri, yazar\u0131n temsilcisidir, oysa az ya da \u00e7ok sevimsiz olan \u00f6tekiler, yazar\u0131n onlara getirece\u011fi ele\u015ftirilere veya onlarda yapaca\u011f\u0131 de\u011fi\u015fikliklere zemin haz\u0131rlamak \u00fczere, kavramlar\u0131n\u0131 sergiledikleri ba\u015fka felsefelere g\u00f6ndermeler yaparlar. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k kavramsal ki\u015filikler, yazar\u0131n i\u00e7kinlik d\u00fczlemini \u00e7izen devinimleri harekete ge\u00e7irirler ve bizatihi kavramlar\u0131n\u0131 yarat\u0131\u015f\u0131nda devreye girerler. Ayn\u0131 \u015fekilde, &#8220;sevimsiz&#8221; olduklar\u0131 durumlarda bile, d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz filozofun \u00e7izdi\u011fi d\u00fczleme ve yaratt\u0131\u011f\u0131 kavramlara b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ait olarak sevimsizdirler: o zaman bu d\u00fczleme \u00f6zg\u00fc tehlikeleri, k\u00f6t\u00fc alg\u0131lar\u0131, k\u00f6t\u00fc duygulan\u0131mlar\u0131 ve hatta bundan \u00e7\u0131kan olumsuz devinimleri i\u015faretlerler ve itici vasf\u0131 o felsefenin kurucu \u00f6zelli\u011fi olarak kalan \u00f6zg\u00fcn kavramlar\u0131 bizzat esinlendirirler. D\u00fczlemin olumlu devinimleri, \u00e7ekici kavramlar ve sevimli ki\u015filikler; b\u00fct\u00fcn bir felsefece Einf\u00fchlung i\u00e7in bu haydi haydi b\u00f6yledir. Ve \u00e7o\u011funlukla, binlerinden \u00f6tekilere, \u00e7ok b\u00fcy\u00fck kaypakl\u0131klar vard\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Kavramsal ki\u015filik filozofun temsilcisi olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, hatt\u00e2 bunun tersi ge\u00e7erlidir: filozof, ba\u015fl\u0131ca kavramsal ki\u015fisiyle, tavassut\u00e7ular ve felsefesinin hakiki \u00f6zneleri olan b\u00fct\u00fcn \u00f6tekilerin, zarf\u0131d\u0131r yaln\u0131zca. Kavramsal ki\u015filikler filozofun &#8220;\u00f6tekiad&#8221;lan [hiteronymes], filozofun ad\u0131ysa, yaratt\u0131\u011f\u0131 ki\u015filiklerin s\u0131radan l\u00e2kab\u0131d\u0131r. Ben art\u0131k ben de\u011filimdir de, beni bir\u00e7ok noktada ge\u00e7en bir d\u00fczlem boyunca, d\u00fc\u015f\u00fcncenin, kendini g\u00f6rme\u011fe ve kendini geli\u015ftirme\u011fe y\u00f6nelik bir yatk\u0131nl\u0131\u011f\u0131y\u0131md\u0131r. Kavramsal ki\u015fili\u011fin soyut bir kimlikle\u015ftirmeyle, bir simge ya da bir alegoriyle uzaktan yak\u0131ndan ili\u015fi\u011fi yoktur, zira kavramsal ki\u015filik ya\u015far, diretir. Filozof, kavramsal ki\u015filiklerinin mizac\u0131ncad\u0131r. O ki\u015filikler tarihsel olarak, mitoljik olarak veya g\u00fcncel olarak olduklar\u0131ndan daha ba\u015fka \u015fey haline gelirlerken, kavramsal ki\u015fili\u011fine veya ki\u015filiklerine d\u00f6n\u00fc\u015fmek, filozofun kaderidir (Platon&#8217;un Sokrates&#8217;i, Nietzsche&#8217;nin Dionysos&#8217;u, Cuse&#8217;\u00fcn Budala&#8217;s\u0131). Kavramsal ki\u015filik, filozof i\u00e7in ge\u00e7erli olan bir felsefenin halinegeli\u015fi veya \u00f6znesidir, \u00f6yle ki Nietzsche&#8217;nin &#8220;Deccal&#8221;i veya &#8220;\u00c7arm\u0131ha gerilmi\u015f Dionysos&#8221;u imzalad\u0131\u011f\u0131 gibi, Cuse ya da hatt\u00e2 Descartes &#8220;Budala&#8221;y\u0131 imzasalar gerekir. G\u00fcndelik hayattaki s\u00f6zel eylemler, asl\u0131nda altta yeralan bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ki\u015fiye tan\u0131kl\u0131k eden psikososyal tiplere g\u00f6ndermede bulunurlar: Cumhurba\u015fkan\u0131 olarak seferberlik ilan ediyorum, seninle baban olarak konu\u015fuyorum&#8230; Ayn\u0131 \u015fekilde, felsefece ba\u011flant\u0131 da, bir kavramsal ki\u015fili\u011fin orada hep Ben \u00f6znesini tel\u00e2ffuz etti\u011fi, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131sta kullan\u0131lan bir s\u00f6zel eylemdir: Budala olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum, Zerd\u00fc\u015ft olarak istiyorum, Dionysos olarak raks ediyorum, A\u015f\u0131k olarak talepte bulunuyorum. Bergsongil s\u00fcre bile bir ko\u015fucuya gereksinir. Felsefece s\u00f6zcelemde, bir \u015fey onu s\u00f6yleyerek yap\u0131lmaz, ama, bir kavramsal ki\u015filik arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, devinimi d\u00fc\u015f\u00fcnerek devinim ger\u00e7ekle\u015ftirilir. Bu nedenle kavramsal ki\u015filikler s\u00f6zcelemin ger\u00e7ek ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131lar\u0131d\u0131r. Kimdir Ben \u00f6znesi?, her zaman bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Nietzsche&#8217;yi anmam\u0131z\u0131n nedeni, sevimli (Dionysos, Zerd\u00fc\u015ft) ya da sevimsiz (Isa, Rahip, \u00dcst\u00fcn insanlar, sevimsiz haliyle bizzat Sokrates&#8230;), kavramsal ki\u015filiklerle onun kadar i\u015f g\u00f6rm\u00fc\u015f pek az filozofun bulunmas\u0131d\u0131r. Nietzsche&#8217;nin, neredeyse kavramlardan vazge\u00e7ti\u011fine bile inan\u0131labilir. Oysa, d\u00fc\u015f\u00fcncenin imgesini ala\u015fa\u011f\u0131 eden (do\u011fruluk istencinin ele\u015ftirisi) yeni bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemi (g\u00fc\u00e7l\u00fcl\u00fck istencinin ve ebedi d\u00f6n\u00fc\u015f&#8217;\u00fcn sonsuz devinimleri) \u00e7izdi\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fcde, muazzam ve yo\u011fun kavramlar (&#8220;g\u00fc\u00e7ler&#8221;, &#8220;de\u011fer&#8221;, &#8220;halinegeli\u015f&#8221;, &#8220;ya\u015fam&#8221;, ve &#8220;h\u0131n\u00e7&#8221;, &#8220;k\u00f6t\u00fc niyet&#8221;&#8230; gibi itici kavramlar) yarat\u0131r. Ancak i\u015fe kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lan kavramsal ki\u015filikler onda asla im\u00e2 edilmi\u015f olarak kalmazlar. Ortaya \u00e7\u0131kmalar\u0131n\u0131n kendili\u011finden bir kaypakl\u0131k i\u00e7erdi\u011fi do\u011frudur, \u00f6yle ki pek \u00e7ok okur Nietzsche&#8217;yi bir ozan, bir keramet taslay\u0131c\u0131, ya da bir mitos yarat\u0131c\u0131s\u0131 gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Ne ki, kavramsal ki\u015filikler, Nietzsche&#8217;de ve ba\u015fkalar\u0131nda, mitoscul kimlikle\u015ftirmeler olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, tarihsel ki\u015filer, edebi veya romanesk kahramanlar da de\u011fillerdir. Nietzsche&#8217;deki Dionysos&#8217;un mitoslara aidiyeti, Platon&#8217;daki Sokrates&#8217;in tarihsel Sokrates olu\u015fundan fazla de\u011fildir. Halinegelmelk olmak de\u011fildir ve Nietzsche Dionysos halinegelirken, ayn\u0131 anda Dionysos da filozof halinegelir. Burada da ilk ba\u015flayan Platon&#8217;du: Sokrates&#8217;i filozof halinegetirirken, ayn\u0131 anda Sokrates haline geldi.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Kavramsal ki\u015filiklerle estetik fig\u00fcrler aras\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131k \u00f6ncelikle \u015fundan ibarettir: birinciler kavramlar\u0131n g\u00fc\u00e7leri, \u0130kincilerse duygulam ve alg\u0131lamlar\u0131n g\u00fc\u00e7leridir. Birinciler D\u00fc\u015f\u00fcnceVal\u0131k&#8217;\u0131n (numen) bir imgesi olan bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemi \u00fczerinde i\u015f g\u00f6r\u00fcrler, \u00f6tekiler, Evren imgesi (fenomen) olan bir kompozisyon d\u00fczlemi \u00fczerinde&#8230; D\u00fc\u015f\u00fcncenin ve roman\u0131n, ama ayn\u0131 zamanda resmin, yontunun ve m\u00fczi\u011fin b\u00fcy\u00fck estetik fig\u00fcrleri, kavramlar\u0131n g\u00fcndelik g\u00f6r\u00fc\u015flerden ta\u015ft\u0131\u011f\u0131 oranda, s\u0131radan duygulan\u0131mlardan ve alg\u0131lamalardan ta\u015fan duygulamlar meydana getirirler. Melville, bir roman\u0131n bir dolu ilgin\u00e7 karakter yan\u0131nda, bir uzay k\u00fcmesindeki tek g\u00fcne\u015f gibi, \u015feylerin ba\u015flang\u0131c\u0131 gibi, ya da gizli bir evreni karanl\u0131klardan \u00e7\u0131karan fener gibi, bir tek \u00f6zg\u00fcn Fig\u00fcr ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyordu: kaptan Ahab, ya da Bartleby (3K Kleist&#8217;\u0131n evreni, ono oklar bibi delip ge\u00e7en, ya da Hombourg&#8217;un veya Perth6sil\u00a3e&#8217;mn fig\u00fcrlerinin dikildi\u011fi yerde, aniden ta\u015fla\u015f\u0131veren duygulamlarla kkiedilml\u015ftir. Fig\u00fcrlerin benzerlik ya da retorikle hi\u00e7bir ili\u015fi\u011fi yoktur, ancak bunlar, bir evren kompozisyonu d\u00fczlemi \u00fczerinde, sanat\u0131n, ta\u015ftan ve madenden, tellerden ve r\u00fczg\u00e2rlardan, \u00e7izgilerden ve renklerden duygulamlar \u00fcretebilmesinin ko\u015fuludur. Sanat ve felsefe kaosu keserler ve onunla kap\u0131\u015f\u0131rlar, ama bu ayn\u0131 kesim d\u00fczlemi, kaosun ayn\u0131 bi\u00e7imde doldurmas\u0131 de\u011fildir; orada evrenin y\u0131ld\u0131z k\u00fcmeleriyle kaplanmas\u0131, ya da duygulam ve alg\u0131lamlar vard\u0131r, burada i\u00e7kinlik karma\u015f\u0131kla\u015fmalar\u0131 ya da kavramlar. Sanat felsefeden daha az d\u00fc\u015f\u00fcnmez, ama duygulam ve alg\u0131lamlar arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bu da, iki b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn, her ikisini de birlikte g\u00f6t\u00fcren bir halinegeli\u015f i\u00e7inde, onlar\u0131 birliktebelirleyen bir yo\u011funluk i\u00e7inde, \u00e7o\u011fu kez i\u00e7i\u00e7e ge\u00e7melerine engel olmaz. Don Juan&#8217;\u0131n teatral ve m\u00fczikal fig\u00fcr\u00fc, Kierkegaard&#8217;la birlikte kavramsal ki\u015filik halinegelir, ve Nieizsche&#8217;deki Zerd\u00fc\u015ft ki\u015fili\u011fi, \u015fimdiden b\u00fcy\u00fck bir m\u00fczik ve tiyatro fig\u00fcr\u00fcd\u00fcr. Sanki birinden \u00f6tekine, yaln\u0131zca ittifaklar de\u011fil, ama \u00e7atalla\u015fmalar ve birbirinin yerine ge\u00e7meler de meydana geliyormu\u015f gibidir bu. \u00c7a\u011fda\u015f d\u00fc\u015f\u00fcncede, felsefenin ba\u011fr\u0131ndaki kavramsal ki\u015filiklerin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 en derinlemesine ke\u015ffedenlerden biri de Michel Gu^rin&#8217;dir; ama o, duygulam\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncenin i\u00e7ine yerle\u015ftiren bir &#8220;logodram&#8221;, ya da bir &#8220;fig\u00fcroloji&#8221; i\u00e7inde tan\u0131mlar bunlar\u0131 (4). \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u015fekilde tan\u0131mland\u0131\u011f\u0131nda, duygulam, kavram\u0131n duygulam\u0131 oldu\u011fu \u00f6l\u00e7\u00fcde, kavram da, duygulam kavram\u0131 olabilir. Sanat\u0131n kompozisyon d\u00fczlemiyle felsefenin i\u00e7kinlik d\u00fczlemi, i\u00e7 i\u00e7e ge\u00e7ebilirler, \u00f6yle ki, birinin a\u00e7\u0131klar\u0131n\u0131 \u00f6tekinin b\u00fct\u00fcnl\u00fckleri doldurur. Ger\u00e7ekten, her bir \u015f\u0131kta, d\u00fczlem ve onu dolduran \u015fey, t\u0131pk\u0131 g\u00f6receli olarak ayr\u0131, g\u00f6receli olarak ayr\u0131\u015f\u0131k iki k\u0131s\u0131m gibidir. Demek ki, bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr kesin bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcncenin anlam\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirebilir, yeni bir d\u00fc\u015f\u00fcnce imgesi kotarabilir, yeni bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemi \u00e7atabilir; ama, onu dolduracak yeni kavramlar yaratacak yerde, ona daha ba\u015fka \u00e7abalar, \u015fiirsel, romanesk, ya da hatt\u00e2 resimsel veya m\u00fczikal, daha ba\u015fka b\u00fct\u00fcnl\u00fckler yerle\u015ftirir. Ve ayn\u0131 \u015fekilde bunun tersini de ya<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">(3) Melville, B\u00fcy\u00fck Doland\u0131r\u0131c\u0131.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">(4) Michel Gu\u00f6rin, La terreur et la pitt\u00e2 (Deh\u015fet ve Ac\u0131ma), Actes Sud Yay.\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">par. Bir kompozisyon d\u00fczlemi \u00fczerine ta\u015f\u0131nm\u0131\u015f kavramsal ki\u015filik, bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemine s\u00fcr\u00fcklenmi\u015f estetik fig\u00fcr olarak Igitur, tam tam\u0131na b\u00f6yle bir durumdur: \u00f6zel ad\u0131 bir ba\u011fla\u015f\u0131md\u0131r onun. Bu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler &#8220;yar\u0131 yar\u0131ya&#8221; filozofturlar, ama ayn\u0131 zamanda filozoftan da daha fazla bir \u015feydirler ve bununla birlikte birer bilge de\u011fillerdir. \u0130\u015fte H\u00f6lderlin, Kleist, Rimbaud, Mallarm\u00f6, Kafka, Michaux, Pessoa, Artaud ve de Melville&#8217;den Lawrence ya da Miller&#8217;a kadar nice \u0130ngiliz ve Amerikal\u0131 romanc\u0131; dengesiz ayaklar\u0131n ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 yap\u0131tlar\u0131 ne kadar da g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr; okur, hayranl\u0131klar i\u00e7inde spinozac\u0131l\u0131\u011f\u0131n roman\u0131n\u0131 yazm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 ke\u015ffeder onlar\u0131n&#8230; \u015e\u00fcphesiz, sanatla felsefenin bir bire\u015fimini yapm\u0131yorlar. \u00c7atalla\u015ft\u0131r\u0131yorlar, durmamacas\u0131na \u00e7atalla\u015ft\u0131r\u0131yorlar. Bunlar, do\u011fal fark\u0131 yok etmeyen, onun yerini almayan, tersine &#8220;atletikJik&#8221;lerinin b\u00fct\u00fcn kaynaklar\u0131n\u0131 bizatihi o farkl\u0131l\u0131k i\u00e7ine yerle\u015fmek \u00fczere seferber eden melez dahiler, s\u00fcrekli bir g\u00fc\u00e7 g\u00f6sterisi i\u00e7inde gerilmi\u015f akrobatlard\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Besbelli ki, kavramsal ki\u015filikler (ve de estetik fig\u00fcrler), burada da yine sonu gelmez s\u0131zmalar olmakla birlikte, psikososyal tiplere indirgenemezler. Simmel ard\u0131ndan da Goffman, anklavlar i\u00e7inde ya da bir toplumun k\u0131y\u0131s\u0131nda ya\u015fayan, \u00e7o\u011funlukla dura\u011fan g\u00f6r\u00fcnmeyen bu tiplere ili\u015fkin ara\u015ft\u0131rmay\u0131 alabildi\u011fine derinle\u015ftirdiler: yabanc\u0131, d\u0131\u015flanm\u0131\u015f, g\u00f6\u00e7men, ge\u00e7erken u\u011frayan, yerli, \u00fclkesine d\u00f6nen ki\u015fi&#8230; (5). Aneddot tpplama merak\u0131nda n de\u011fil elbette. Bize \u00f6yle geliyor ki, bir toplumsal alan, yap\u0131lar ve i\u015flevler ta\u015f\u0131makla birlikte, s\u0131rf bu nedenle Socius&#8217;u etkileyen birtak\u0131m devinimler hakk\u0131nda bizi do\u011frudan bilgilendirmez. Hayvanlarda yurtluklar edinmeyi, buralar\u0131 terketmeyi veya buralardan \u00e7\u0131kmay\u0131 ve hatt\u00e2 daha ba\u015fka t\u00fcrden bir \u015feyin \u00fczerinde ba\u015fka yurtluklar olu\u015fturmay\u0131 \u00f6ng\u00f6ren bu faaliyetlerin \u00f6nemini esasen bilmekteyiz (etnologlar bir hayvan\u0131n oyun arkada\u015f\u0131n\u0131n veya dostunun &#8220;onun evi de\u011ferinde&#8221; oldu\u011funu, ya da ailenin &#8220;hareket edebilen bir yurtluk&#8221; oldu\u011funu s\u00f6ylerler). \u0130nsan\u0131ms\u0131lar i\u00e7in bu haydi haydi b\u00f6yledir: do\u011fum eylemiyle birlikte, \u00f6n aya\u011f\u0131n\u0131 yurtsuzla\u015ft\u0131r\u0131r, onu bir el haline getirmek \u00fczere topraktan kopar\u0131r ve sonra onu dallar ve aletler \u00fczerinde yeni ba\u015ftan yurtland\u0131r\u0131r. Bu kez bir sopa, yurtsuzla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir dald\u0131r. Herkesin, her ya\u015fta, en b\u00fcy\u00fck s\u0131navlarda oldu\u011fu gibi en k\u00fc\u00e7\u00fck \u015feylerde de, kendisine nas\u0131l bir yurtluk arad\u0131\u011f\u0131n\u0131, yurtsuzla\u015fmalara g\u00f6\u011f\u00fcs gerdi\u011fini veya bunu s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve, bir an\u0131, feti\u015f ya da d\u00fc\u015f, hemen hemen her bir \u015feyin \u00fczerinde yeni ba\u015ftan yurtland\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmek gerekir. Bu g\u00fc\u00e7l\u00fc dinamizmalar nakaratlarla dile getirilir: Ka<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">(5) Bkz. Isaac ^sepKin, Simmel ve Gofiman&#8217;a at\u0131flarda bulunan \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeleri: Le passant considerable, Librairie de Meridiens.\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">nada&#8217;daki kul\u00fcbem&#8230; gidiyorum elveda&#8230;, evet benim, gelmem gerekiyordu&#8230; Birincil olan\u0131n hangisi oldu\u011funu s\u00f6ylemek bile m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir ve her t\u00fcrl\u00fc yurtluk belki de daha \u00f6nceki bir yurtsuzla\u015fmay\u0131 varsayar; ya da hepsi ayn\u0131 zamandad\u0131r. Toplumsal alanlar her \u00fc\u00e7 devinimin de birbirine kar\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fclmez d\u00fc\u011f\u00fcmlerdir; \u00f6yleyse, onlar\u0131 \u00e7\u00f6zmek i\u00e7in, hakiki tipler veya ki\u015filikler te\u015fhis etmek gerekir. Tacir herhangi bir yurtlukta al\u0131m yapar, ama \u00fcr\u00fcnleri meta halinde yurtsuzla\u015ft\u0131r\u0131r ve ticaret yollar\u0131 \u00fczerinde yeniden yurtlan\u0131r. Kapitalizmde, sermaye ya da m\u00fclkiyet yurtsuzla\u015f\u0131r, topra\u011fa ait olmaktan \u00e7\u0131kar ve \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131 \u00fczerinde yeniden yurtlan\u0131r, beri yandaysa emek \u00fccret i\u00e7inde yeniden yurtlanm\u0131\u015f &#8220;soyut&#8221; emek haline gelir: bu nedenle Marx yaln\u0131zca sermayeden, emekten s\u00f6z etmez, ama KAP\u0130TAL\u0130ST diye, PROLETER diye, sevimsiz veya sevimli, hakiki psikososyal tipler kotarma gere\u011fini duyar. E\u011fer Yunan d\u00fcnyas\u0131n\u0131n \u00f6zg\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ara\u015ft\u0131racaksak, Yunanl\u0131lar\u0131n ne t\u00fcr yurtluklar \u00e7att\u0131klar\u0131n\u0131, nas\u0131l yurtsuzla\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131, neyin \u00fczerinde yeniden yurtland\u0131klar\u0131n\u0131 kendi kendimize sormam\u0131z ve bunun i\u00e7in de tastamam Yunan olan tipleri (\u00f6rne\u011fin Dost?) \u00e7ekip \u00e7\u0131karmam\u0131z gerekecektir. Belli bir anda, belli bir toplumdaki iyi tipleri se\u00e7mek her zaman kolay de\u011fildir: sinolog T\u00f6kei&#8217;nin ayr\u0131nt\u0131l\u0131 portresini \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 D\u0131\u015flanm\u0131\u015f fig\u00fcr\u00fc, T\u00e7eu \u00c7in imparatorlu\u011fundaki azatl\u0131 k\u00f6le, bir yurtsuzla\u015fma tipi olarak b\u00f6yledir. Psikososyal tiplerin tam tam\u0131na \u015fu anlamla y\u00fckl\u00fc olduklar\u0131n\u0131 san\u0131yoruz: en \u00f6nemsiz ya da en \u00f6nemli ko\u015fullarda, yurtluklar\u0131n olu\u015fumlar\u0131n\u0131, yurtsuzla\u015fman\u0131n vekt\u00f6rlerini, yeniden yurtlanman\u0131n y\u00f6ntemlerini alg\u0131lan\u0131r k\u0131lmak.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Ancak, yaln\u0131zca fiziksel veya zihinsel de\u011fil, ama tinsel de olan yaln\u0131zca g\u00f6receli de\u011fil, ama daha sonra belirlenecek bir anlam i\u00e7inde mutlak olanyurtluklar ve yurtsuzla\u015fmalar da yok mu? D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, filozof, ya da sanat\u00e7\u0131 taraf\u0131ndan an\u0131msat\u0131lan Vatan ya da S\u0131la hangisidir? Felsefe, apriori&#8217;nin de, do\u011fu\u015ftanl\u0131\u011f\u0131n da, belle\u011fe vuru\u015fun da tan\u0131kl\u0131k ettikleri gibi, bir S\u0131la&#8217;dan ayr\u0131labilemez. Ama neden bu vatan, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fc bir S\u00fcrg\u00fcn durumuna getirerek bilinmeyen, yitirilmi\u015f, unutulmu\u015f bir vatan olur? Ona, yurtlukla e\u015fde\u011ferde ve kendievi gibi kabul edilebilecek olan \u015feyi kim verecektir? Felsefece nakaratlar hangileri olacakt\u0131r? D\u00fc\u015f\u00fcncenin Toprak&#8217;la ba\u011flant\u0131s\u0131 nedir? Yolculuk etmesini sevmeyen Atinal\u0131, Sokrates, sanki platonculu\u011fun en az\u0131ndan iki kavramsal ki\u015fili\u011fe gereksinimi varm\u0131\u015f\u00e7as\u0131na, gen\u00e7li\u011finde Eleal\u0131 Parmenides, ya\u015fl\u0131l\u0131\u011f\u0131ndaysa, onun yerini alan Yabanc\u0131 taraf\u0131ndan y\u00f6nlendirildi (6). \u00d6l\u00fcler \u00fclkesinden d\u00f6n\u00fcyor<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">(6) Platon&#8217;da Yabanc\u0131&#8217;n\u0131n ki\u015fili\u011fi i\u00e7in, J.F. Matt\u00a3i, L&#8217;tiranger et te simutacre (Yabana ve Aldanma), PUF Yay.\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">mu\u015f havas\u0131yla, ne menem bir yabanc\u0131 var filozofun i\u00e7inde? Kavramsal ki\u015filiklerin rolleri budur; d\u00fc\u015f\u00fcncenin yurtluklar\u0131n\u0131, yurtsuzla\u015fmalar\u0131n\u0131 ve yeniden yurtlanmalar\u0131n\u0131 ortaya \u00e7\u0131karmak. Kavramsal ki\u015filikler d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerdir, yaln\u0131zca d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerdir ve ki\u015fiselle\u015ftirmeci belirticileri, d\u00fc\u015f\u00fcncenin diyagramsal belirticileri ve kavramlar\u0131n yo\u011fun belirticileriyle s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya birle\u015fir. Bizden \u00f6nce belki de varolmam\u0131\u015f, \u015fu ya da bu kavramsal ki\u015filik d\u00fc\u015f\u00fcnmektedir i\u00e7imizde. \u00d6rne\u011fin, bir kavramsal ki\u015filik kekeliyor dendikte, bu art\u0131k belli bir dilde kekeleyen bir tip de\u011fil, ama b\u00fct\u00fcn bir dili kekeleten ve kekelemeyi dil olarak bizatihi d\u00fc\u015f\u00fcncenin belirticisi yapan bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrd\u00fcr: o zaman da ilgin\u00e7 olan, &#8220;yaln\u0131zca kekeleyebilen bu d\u00fc\u015f\u00fcnce neyin nesi?&#8221; sorusudur. Yine \u00f6rne\u011fin, Dost bir kavramsal ki\u015filiktir, ya da Yarg\u0131\u00e7, Yasakoyucu b\u00f6yledir dendikte; s\u00f6z konusu olan asla \u00f6zel, kamusal veya yarg\u0131sal durumlar de\u011fil, ama hak olarak d\u00fc\u015f\u00fcncenin ve yaln\u0131zca d\u00fc\u015f\u00fcncenin pay\u0131na d\u00fc\u015fen \u015feydir. Kekeme, dost, yarg\u0131\u00e7, somut varolu\u015flar\u0131n\u0131 yitirmezler, tersine, d\u00fc\u015f\u00fcncenin \u015fu ya da bu kavramsal ki\u015filikle olan ger\u00e7ek al\u0131\u015fveri\u015findeki i\u00e7 ko\u015fullar\u0131 olarak yeni bir varolu\u015f kazan\u0131rlar. Bunlar d\u00fc\u015f\u00fcnme al\u0131\u015ft\u0131rmalar\u0131 yapan iki dost de\u011fillerdir, d\u00fc\u015f\u00fcncenin kendi kendisinde payla\u015f\u0131l\u0131p al\u0131\u015ft\u0131rma yapabilmesi i\u00e7in, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcn bir dost olmas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnce zorlamaktad\u0131r. Bizatihi d\u00fc\u015f\u00fcncedir dostlar aras\u0131ndaki bu d\u00fc\u015f\u00fcnce payla\u015f\u0131m\u0131n\u0131 zorlayan. Bunlar art\u0131k ampirik, psikolojik ve toplumsal belirlemeler de\u011fil, soyutlamalar hi\u00e7 de\u011fil, ama tavassut\u00e7ular, d\u00fc\u015f\u00fcncenin kristalleri veya tohumlar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">&#8220;Mutlak&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc do\u011fru gibi g\u00f6r\u00fcnse bile, d\u00fc\u015f\u00fcncenin yurtsuzla\u015ft\u0131rmalar\u0131n\u0131n ve yeniden yurtland\u0131rmalar\u0131n\u0131n psikososyal&#8217;e a\u015fk\u0131n oldu\u011funa inanmayaca\u011f\u0131m\u0131z gibi, onun bunlara indirgenece\u011fine, ya da bunlar\u0131n bir soyutlamas\u0131, bir ideolojik ifadesi oldu\u011funa da inanmayaca\u011f\u0131z. Su, daha \u00e7ok bir ba\u011fla\u015f\u0131m, s\u00fcrekli bir g\u00f6nderme ve de\u011fi\u015ftirme sistemidir. Kavramsal ki\u015filiklerin belirticileri, i\u00e7inde ortaya \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 tarihsel d\u00f6nem ve ortamla, sadece psikososyal tiplerin \u00f6l\u00e7\u00fcmlenmelerine izin verdi\u011fi ba\u011flant\u0131lara sahiptir. Ama, bunun tersine, psikososyal tiplerin fiziksel ve zihinsel devinimleri, patolojik belirtileri, ili\u015fkisel tutumlar\u0131, varolu\u015fsal kipleri, yarg\u0131sal stat\u00fcleri, ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcnen ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f bir belirlemeye elveri\u015fli hale gelirler, bu da onlar\u0131, bireylerin ya\u015fanm\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131ndan oldu\u011fu kadar bir toplumun tarihsel \u015feyleri durumundan da kopar\u0131p, kavramsal ki\u015filiklerin belirticileri, ya da, kendine \u00e7izdi\u011fi d\u00fczlem \u00fczerindeki veya yaratt\u0131\u011f\u0131 kavramlar alt\u0131ndaki d\u00fc\u015f\u00fcncenin olaylar\u0131 k\u0131lar. Kavramsal ki\u015filikler ve psikososyal tipler birbirlerine g\u00f6ndermede bulunurlar ve asla birbirlerine kar\u0131\u015fmaks\u0131z\u0131n birlikte olurlar.\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Kavramsal ki\u015filiklerin belirticilerine ili\u015fkin derlenecek hi\u00e7bir liste eksisiz olabilemez, zira durmadan yenileri do\u011far ve de bunlar i\u00e7kinlik d\u00fczlemleriyle birlikte de\u011fi\u015fiklik g\u00f6sterirler. Ve, belli bir d\u00fczlem \u00fczerinde, bir ki\u015fili\u011fi ortaya \u00e7\u0131karmak \u00fczere \u00e7e\u015fitli t\u00fcrden belirticiler birbirine kar\u0131\u015f\u0131r. Patetik belirticiler oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyoruz: Budala, kendisiyle d\u00fc\u015f\u00fcnmek isteyen ki\u015fi ve de\u011fi\u015febilen, ba\u015fka bir anlam alabilen bir ki\u015filik. Ama ayn\u0131 zamanda da bir Deli, bir t\u00fcr deli, d\u00fc\u015f\u00fcncenin i\u00e7inde bir d\u00fc\u015f\u00fcnme iktidars\u0131zl\u0131\u011f\u0131 bulan, kataleptik d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr ya da &#8220;mumya&#8221;. Ya da bir b\u00fcy\u00fck manyak, d\u00fc\u015f\u00fcnceden \u00f6nce gelen \u015feyi, bir Zatenburada&#8217;y\u0131 arayan, ama bizatihi d\u00fc\u015f\u00fcncenin ba\u011fr\u0131nda arayan, \u00e7\u0131ld\u0131ran biri&#8230; Felsefeyle \u015fizofreni s\u0131k s\u0131k birbirlerine yakla\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131; ama kimi vakada \u015fizofren, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcn i\u00e7inde yo\u011funlukla ya\u015fayan ve onu d\u00fc\u015f\u00fcnmeye zorlayan bir kavramsal ki\u015filiktir, kimi vakada, ya\u015fayan\u0131 saklayan ve d\u00fc\u015f\u00fcncesini ondan \u00e7alan bir psikososyal tiptir. Ve bazen de, sanki \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc bir olaya, ta\u015f\u0131nmas\u0131 \u00e7ok zor bir ya\u015fanm\u0131\u015fl\u0131k durumu kar\u015f\u0131l\u0131k verirmi\u015f gibi, bu ikisi birlikte olurlar, kucakla\u015f\u0131rlar.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">\u0130li\u015fkisel belirticiler vard\u0131r: &#8220;Dost&#8221;, ama dostuyla, rekabet ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131 bir sevilen \u015feyin arac\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan ba\u015fkaca bir ili\u015fkisi olmayan bir dost. \u015eey ya da kavram i\u00e7in \u00e7eki\u015fen, &#8220;Talip&#8221; ve &#8220;Rakip&#8221;tir; ama kavram, bilin\u00e7siz, uyuyakalm\u0131\u015f bir duyulur bedene, kavramsal ki\u015filiklere eklenen &#8220;O\u011flan&#8221;a gereksinir. \u015eimdiden bir ba\u015fka d\u00fczlem \u00fczerinde de\u011fil miyiz, zira sevgi t\u0131pk\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeye zorlayan \u015fiddet, &#8220;Seven Sokrates&#8221; gibidir; oysa ki dostluk yaln\u0131zca bir par\u00e7ac\u0131k iyi niyet beklemiyor muydu? Ve bu kez bir &#8220;Ni\u015fanl\u0131 k\u0131z&#8221;\u0131n, mahv\u0131na ko\u015fma pahas\u0131na, ama bir yandan da filozofun kendisi de kad\u0131n &#8220;halinegelirken&#8221;, kavramsal ki\u015filik rol\u00fcn\u00fc \u00fcstlenmesine nas\u0131l engel olmal\u0131? Kierkegaard&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi (veya Kleist&#8217;\u0131n ya da Proust&#8217;un), bir kad\u0131n, kendinin ne oldu\u011funu bilen bir dosttan daha ye\u011flenesi de\u011fil midir? Peki, ya kad\u0131n\u0131n kendisi de filozof haline gelirse ne olur? Ya da d\u00fc\u015f\u00fcnceye i\u00e7sel olacak ve &#8220;evlenmi\u015f Sokrates&#8221;i kavramsal ki\u015filik yapacak, bir &#8220;\u00c7ift&#8221; olursa? Me\u011fer ki yeni ba\u015ftan, ama fazlas\u0131yla s\u0131k\u0131 bir s\u0131navdan, dile getirilmez bir felaketten sonra, yani bir kez daha yeni bir ba\u011flamda, d\u00fc\u015f\u00fcncenin yeni bir hakk\u0131n\u0131 olu\u015fturan kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bir daral, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bir yorgunluk i\u00e7inde (Yahudi olmu\u015f Sokrates) &#8220;Dost&#8221;a g\u00f6nderilmi\u015f olmayal\u0131m. Birlikte ileti\u015fen ve birbirlerini yeniden an\u0131msayan iki dost de\u011fil, ama tersine, d\u00fc\u015f\u00fcnceyi yarabilecek, onu kendi kendisinde b\u00f6lebilecek bir unutkanl\u0131\u011fa ya da s\u00f6z yitimine u\u011fram\u0131\u015f dostlar. Ki\u015filikler yay\u0131l\u0131rlar ve \u00e7atallan\u0131rlar, birbirlerine \u00e7arparlar, yer de\u011fi\u015ftirirler&#8230; f7).<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">(7) Burada sadece \u00f6zet g\u00f6ndermeler bulunmaktad\u0131r: Yunanl\u0131lardaki Eros ve muhabbet ili\u015fkisi\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Dinamik belirticiler vard\u0131r: e\u011fer ilerlemek, t\u0131rmanmak, inmek kavramsal ki\u015filiklerin dinamizmalar\u0131ysa, Kierkegaard tarz\u0131 atlamak, Nietzsche gibi dans etmek, Melville gibi dalmak da, birbirlerinden yenilmez felsefe atletleri i\u00e7in \u00f6teki dinamizmalard\u0131r. Ve e\u011fer bug\u00fcn sporlar\u0131m\u0131z yo\u011fun s\u0131\u00e7ramalar g\u00f6steriyorsa, e\u011fer enerji \u00fcreticisi eski faaliyetler, tam tersine, varolan erkesel [\u00f6nerg\u00f6tique] demetler \u00fczerinde yerle\u015fen al\u0131\u015ft\u0131rmalara yer a\u00e7\u0131yorsa, bu yaln\u0131zca tipin i\u00e7indeki bir s\u0131\u00e7rama de\u011fildir, bunlar, dalgada ya da karda, yeni varl\u0131k maddeleriyle &#8220;kayan&#8221; ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fc kavramsal ki\u015filik olarak bir t\u00fcr surf\u00e7\u00fc yapan bir d\u00fc\u015f\u00fcncenin i\u00e7ine s\u0131zan, daha ba\u015fka dinamik belirticilerdir; o halde, yeni bir kavramsal ki\u015filikte kendini ifade eden saf dinamik farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131karmak i\u00e7in, sportif tipin erkesel de\u011ferinden vazge\u00e7iyoruz.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">D\u00fc\u015f\u00fcnce, hak olarak pay\u0131na d\u00fc\u015fen \u015feyi durmamacas\u0131na talep etti\u011fi, ve de Sokrates\u00f6ncesi filozoflardan beri Adaletle kap\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde, yarg\u0131sal belirticiler vard\u0131r: ancak bu, felsefenin trajik Yunan mahkemesinden \u00e7ekip kopard\u0131\u011f\u0131 \u015fekliyle, \u0130ddia makam\u0131n\u0131n, ya da hatta \u015eik\u00e2yet\u00e7inin erki midir? Ve kendisi bizzat su\u00e7lanmad\u0131k\u00e7a, filozofun Yarg\u0131\u00e7 olmas\u0131, dahas\u0131 Tanr\u0131&#8217;n\u0131n adaleti i\u00e7inde g\u00f6revli doktor olmas\u0131, uzun bir s\u00fcre yasaklanmayacak m\u0131d\u0131r? Leibniz filozofu, her yandan tehdit edilen bir tanr\u0131n\u0131n Avukat\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131nda, yeni bir kavramsal ki\u015filik mi beliriyor? Ya da ampiristlerin, Soru\u015fturmac\u0131 ile ortaya att\u0131klar\u0131 ilgin\u00e7 ki\u015filik neyin nesi? Ak\u0131l bir yanda bir mahkeme olu\u015ftururken filozofu da Yarg\u0131\u00e7 yapan Kant&#8217;t\u0131r, ama acaba bu, belirleyici bir yarg\u0131c\u0131n yasama erki midir, yoksa d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcmleyen bir yarg\u0131c\u0131n i\u00e7tihad\u0131, yarg\u0131 erki mi? Birbirinden \u00e7ok farkl\u0131, iki kavramsal ki\u015filik. Me\u011fer ki d\u00fc\u015f\u00fcnce; t\u0131pk\u0131 Adaletin Masumiyetle e\u015fit oldu\u011fu ve Masum&#8217;un art\u0131k kendini do\u011frulamak zorunda olmayan kavramsal ki\u015filik, kendisine kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir \u015fey yap\u0131lamayan bir t\u00fcr oyun\u00e7ocu\u011fu, tek bir a\u015fk\u0131nl\u0131k yan\u0131lsamas\u0131n\u0131n kalmas\u0131na bile izin vermeyen bir Spinoza haline geldi\u011fi bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemi \u00fczerindeki Alice gibi, her \u015feyi, yarg\u0131\u00e7lar\u0131, avukatlar\u0131, \u015fik\u00e2yet\u00e7ileri, su\u00e7lay\u0131c\u0131lar\u0131 ve su\u00e7lananlar\u0131 tersy\u00fcz etmesin. Yarg\u0131\u00e7 ve masumun birbirine kar\u0131\u015fmas\u0131, yani varl\u0131klar\u0131n i\u00e7eriden yarg\u0131lanmalar\u0131 gerekmiyor: Yasa veya De\u011ferler ad\u0131na falan de\u011fil, hatta vicdanlar\u0131n\u0131n gere\u011fi olarak da de\u011fil, ama varolu\u015flar\u0131n\u0131n t\u00fcm\u00fcyle i\u00e7kin k\u0131staslar\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla (&#8220;\u0130yili\u011fin ve K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn \u00f6tesinden, en az\u0131ndan bu, iyi ve k\u00f6t\u00fc olan\u0131n \u00f6tesinden demek de\u011fil&#8230;&#8221;).<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Kierkegaard&#8217;daki Ni\u015fanl\u0131 ve Ba\u015ftan\u00e7\u0131kanc\u0131nm oynad\u0131\u011f\u0131 role; Klossowski&#8217;ye g\u00f6re \u00c7ift&#8217;in d\u00fc\u015f\u00fcnsel i\u015flevine (Les lois de l&#8217;hospitaliti \/ Konukseverli\u011fin Yasalar\u0131, Gallimard); Michele Le Doeuffe g\u00f6re kad\u0131nflozofun olu\u015fturulmas\u0131na (L&#8217;&amp;ude et le rouet \/ \u00d6\u011frenim ve \u00d6reke, Seuil Yay.); Blanchot&#8217;daki Dost&#8217;un yeni ki\u015fili\u011fine.\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Ger\u00e7ekten de varolu\u015fsa! belirticiler vard\u0131r: Nietzsche, felsefenin varolu\u015f kipleri ya da ya\u015fam olabilirlikleri ke\u015ffetti\u011fini s\u00f6yl\u00fcyordu. Bu nedenle bir felsefenin portresini \u00e7izmek i\u00e7in, t\u0131pk\u0131 Laerteli Diogenes&#8217;in, filozoflar\u0131n yald\u0131zl\u0131 menk\u0131besini anlatt\u0131\u011f\u0131 ba\u015fucu kitab\u0131n\u0131 yazarak ba\u015fard\u0131\u011f\u0131 gibi, Empedokles ve yanarda\u011f\u0131, Diogenes ve f\u0131\u00e7\u0131s\u0131 t\u00fcr\u00fcnden, birka\u00e7 ya\u015famsal anekdot yeterlidir. Buna, modern filozoflardan bir\u00e7o\u011funun fazlas\u0131yla kentsoylu ya\u015fam\u0131 \u00f6rnek g\u00f6sterilerek kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131lacakt\u0131r; ama Kant&#8217;\u0131n ceketask\u0131s\u0131, Akl\u0131n sistemine uyan, ya\u015famsal bir anekdot de\u011fil midir r? Ve Spinoza&#8217;n\u0131n \u00f6r\u00fcmceklerin kavgalar\u0131na olan d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc de, bunlar\u0131n, \u00fcst\u00fcn ethologia olarak Ethika&#8217;n\u0131n sistemi i\u00e7indeki kipsel ba\u011flant\u0131lar\u0131 t\u00fcm\u00fcyle yeniden \u00fcretmelerinden \u00f6t\u00fcr\u00fcd\u00fcr. \u0130\u015fin do\u011frusu \u015fu ki, bu anekdotlar yaln\u0131zca bir filozofun toplumsal ya da hatta psikolojik bir tiplemesine (Empedokles&#8217;in prensi veya Diogenes&#8217;in k\u00f6lesi) g\u00f6ndermede bulunmazlar, daha \u00e7ok onda ya\u015fayan kavramsal ki\u015filikleri ortaya \u00e7\u0131kar\u0131rlar. Ya\u015fam olabilirlikleri ya da varolu\u015f kipleri, ancak kavramsal ki\u015filiklerin g\u00fcc\u00fcn\u00fc geli\u015ftiren bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemi \u00fczerinde ke\u015ffedilebilirler. Filozoflar\u0131n y\u00fcz\u00fc ve bedeni, onlara, \u00e7o\u011fu zaman tuhaf bir hava, \u00f6zellikle de, sanki onlar\u0131nkiyle g\u00f6ren bir ba\u015fkas\u0131ym\u0131\u015f\u00e7as\u0131na, g\u00f6zlerine bir tuhaf hava veren, bu ki\u015filikleri bar\u0131nd\u0131r\u0131r. Ya\u015famsal anekdotlar bir kavramsal ki\u015fili\u011fin, hayvanlarla, bitkilerle, ya da kayalarla olan ba\u011flant\u0131s\u0131 anlat\u0131r ve bu ba\u011flant\u0131 uyar\u0131nca filozofun kendisi de beklenmeyen bir\u015fey halinegelir ve tek ba\u015f\u0131na edinemeyece\u011fi, trajik ve komik bir yo\u011funluk kazan\u0131r. Biz filozoflar, yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z ki\u015filiklerle her zaman bir ba\u015fka \u015fey halinegelir ve de park veya hayvanat bah\u00e7esi olarak yeniden do\u011far\u0131z.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">A\u015fk\u0131nl\u0131k yan\u0131lsamalar\u0131 bile bize ya\u015famsal anekdotlar sa\u011flar, ya\u015famsal anekdotlar olarak hizmet ederler. Zira, a\u015fk\u0131n\u0131 i\u00e7kinlik i\u00e7inde anlatmakla b\u00f6b\u00fcrlenirken, i\u00e7kinlik d\u00fczlemini bizatihi i\u00e7kinlik olarak yeniden doldurmaktan ba\u015fkaca bir \u015fey yapm\u0131yoruz: Kierkegaard d\u00fczlemin d\u0131\u015f\u0131na atlar, ancak o atlama an\u0131ndaki havada kal\u0131\u015f\u0131nda, devinimin bir duraklama an\u0131nda ona &#8220;yeniden verilmi\u015f&#8221; olan \u015fey, yitirilmi\u015f ni\u015fanl\u0131 veya o\u011fuldur, i\u00e7kinlik d\u00fczlemi \u00fczerindeki varolu\u015ftur ( K Kierkegaarb bunu s\u00f6ylemekte hi\u00e7 duraksamaz: a\u015fk\u0131nl\u0131k i\u00e7in, bir par\u00e7ac\u0131k &#8220;feragat&#8221; yeterdi, ama i\u00e7kinli\u011fin de yeniden verilmi\u015f olmas\u0131 gerekir fazladan. Pascal\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Tanr\u0131&#8217;n\u0131n a\u015fk\u0131n varolu\u015fu i\u00e7in bahis tutar, ancak bahsin konusu, \u00fczerinde bahis tutulan \u015fey, Tanr\u0131&#8217;n\u0131n varoldu\u011funa inanan ki\u015finin i\u00e7kin varolu\u015fudur. Yaln\u0131zca bu varolu\u015f, Tanr\u0131&#8217;n\u0131n varolmad\u0131\u011f\u0131na inanan ki\u015finin varolu\u015fu olumsuza yuvarlan\u0131rken i\u00e7kinlik d\u00fczlemini ku\u015fatmaya, sonsuz devinimi kazanmaya, yo\u011funluklar\u0131 \u00fcretmeye ve yeniden \u00fcretmeye muktedirdir. Tam burada Fran\u00e7ois Jullien&#8217;in \u00c7in d\u00fc\u015f\u00fcncesi hakk\u0131nda s\u00f6yledi\u011fi \u015fey, a\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n orada g\u00f6receli oldu\u011fu ve bir &#8220;i\u00e7kinlik mutlakla\u015ft\u0131rmas\u0131&#8221;ndan ba\u015fkaca bir \u015feyi temsil etmedi\u011fi s\u00f6ylenebilir (10V Varolu\u015f kiplerinin, birinin \u00f6tekinden &#8220;daha iyi&#8221; oldu\u011funa karar vermek \u00fczere, onlar\u0131 k\u0131yaslayacak, eleyecek a\u015fk\u0131n de\u011ferlere gereksindiklerini d\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in en ufak bir gerek\u00e7emiz bile yoktur. Tersine, ancak i\u00e7kin k\u0131staslar vard\u0131r, ve bir ya\u015fam olabilirli\u011fi, kendinde, bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemi \u00fczerinde \u00e7izdi\u011fi devinimlere, yaratt\u0131\u011f\u0131 yo\u011funluklara g\u00f6re \u00f6l\u00e7\u00fcmlenir; \u00e7izmeyen ve yaratmayan at\u0131l\u0131r. Bir varolu\u015f kipi, \u0130yilik&#8217;ten ve K\u00f6t\u00fcl\u00fck&#8217;ten ve de her t\u00fcrl\u00fc a\u015fk\u0131n de\u011ferden ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak iyi ya da k\u00f6t\u00fcd\u00fcr, soylu ya da baya\u011f\u0131, dolu ya da bo\u015ftur: varolu\u015f derecesinden, ya\u015fam\u0131n yo\u011funlu\u011fundan ba\u015fkaca bir k\u0131stas asla yoktur. Sonsuz devinimleri \u00e7ok iyi tan\u0131yan ve Eski Ahit&#8217;ten, Sokrates&#8217;e kafa tutabilecek yeni kavramsal ki\u015filikler \u00e7\u0131karan Pascal ve Kierkegaard&#8217;\u0131n iyi bildikleri \u015fey budur i\u015fte. Kierkegaard&#8217;\u0131n &#8220;iman\u0131n \u015f\u00f6valyesi&#8221;, atlayan ki\u015fi, ya da Pascal&#8217;in bahis\u00e7isi, zarlar\u0131 atan ki\u015fi, bir a\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n veya bir iman\u0131n adamlar\u0131d\u0131r. Ne ki, durmamacas\u0131na i\u00e7kinli\u011fi doldururlar yeni ba\u015ftan: bunlar, bu iki filozof \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde de\u011ferli ve art\u0131k Tanr\u0131&#8217;n\u0131n a\u015fk\u0131n varolu\u015fuyla de\u011fil, ama yaln\u0131zca Tanr\u0131&#8217;n\u0131n varoldu\u011funa inanan ki\u015finin varolu\u015funun getirdi\u011fi sonsuz say\u0131daki i\u00e7kin olabilirliklerle ilgilenen filozoflard\u0131r veya daha do\u011frusu tavassut\u00e7ular, kavramsal ki\u015filiklerdir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bu bir ba\u015fka i\u00e7kinlik d\u00fczlemi olsayd\u0131 sorun da de\u011fi\u015fecekti. Nedeni de, Tanr\u0131&#8217;n\u0131n varolmad\u0131\u011f\u0131na inanan ki\u015finin olumsuz devinim olarak h\u00e2l\u00e2 eski d\u00fczleme ait oldu\u011fu i\u00e7in, o durumda \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flayabilecek olmas\u0131 de\u011fildir. Ama, yeni d\u00fczlem \u00fczerinde, sorun bu kez d\u00fcnyaya inanan ki\u015fiyi, d\u00fcnyan\u0131n varolu\u015funa bile de\u011fil de, hayvanlara ve kayalara daha yak\u0131n olan, birtak\u0131m yeni varolu\u015f kiplerini daha hayata ge\u00e7irtmek \u00fczere, devinimler ve yo\u011funluklar halindeki kendi olabilirliklerine inanan ki\u015fiyi ilgilendirebilir. Bu d\u00fcnyaya, \u015fu ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z hayata inanmak, en zorlu \u00f6devimiz, ya da bug\u00fcn i\u00e7kinlik d\u00fczlemimiz \u00fczerinde ke\u015ffedilmeyi bekleyen bir varolu\u015f kipinin \u00f6devi haline gelmi\u015f olabilir. Ampirist d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrme budur (insanlar\u0131n d\u00fcnyas\u0131na inanmamak i\u00e7in bir dolu nedenimiz var, bir ni\u015fanl\u0131y\u0131, bir o\u011fulu ya da bir tanr\u0131y\u0131 yitirmekten de beter olarak, d\u00fcnyay\u0131 yitirdik biz&#8230;) Evet, sorun de\u011fi\u015fti.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">(10) Fran\u00e7ois Jullien, Proc^s ou cr^ntion (Dava ya da Yarat\u0131), Seuil Yay., s. 18,117.\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Kavramsal ki\u015filikle i\u00e7kinlik d\u00fczlemi kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 \u00f6nvarsay\u0131m durumundad\u0131rlar. Bazen ki\u015filik d\u00fczlemden \u00f6nceymi\u015f gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, bazen de onu izliyormu\u015f gibi. Nedeni de iki kez ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131, iki kez m\u00fcdahale etmesidir. Bir yandan kaosun i\u00e7ine dalar, oradan bir i\u00e7kinlik d\u00fczleminin diyagramsal belirticileri k\u0131laca\u011f\u0131 belirlemeler \u00e7\u0131kar\u0131r: sanki rastlant\u0131kaos&#8217;un i\u00e7inden bir avu\u00e7 zar kap\u0131p bir masan\u0131n \u00fczerine f\u0131rlat\u0131yordur. \u00d6te yandan, d\u00fc\u015fen her zarla, masa sanki gelen say\u0131lara uygun olarak yanl\u0131yormu\u015fcas\u0131na, onun \u015fu ya da bu b\u00f6lgesini doldurmaya gelen bir kavram\u0131n yo\u011fun belirticilerini bulu\u015fturur. Ki\u015fiselle\u015fmeci belirticileriyle birlikte, demek ki kavramsal ki\u015filik kaos ile i\u00e7kinlik d\u00fczleminin diyagramsal belirticileri aras\u0131nda, ama bir yandan da d\u00fczlem ve onu dolduran kavramlar\u0131n yo\u011funsal belirticileri aras\u0131nda devreye girer. lgitur. Kavramsal ki\u015filikler i\u00e7kinlik d\u00fczlemlerini birbirlerinden ay\u0131rdeden ya da birbirine yakla\u015ft\u0131ran bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131 kurarlarken, ayn\u0131 zamanda her d\u00fczlemin ayn\u0131 gruptan kavramlarla doldurulmu\u015f oldu\u011fu ko\u015fullar\u0131 da ortaya \u00e7\u0131kar\u0131rlar. Her d\u00fc\u015f\u00fcnce bir Olu\u015fkarar\u0131&#8217;d\u0131r (Fiat), bir zar at\u0131m\u0131n\u0131 ortaya s\u00fcrer: konstr\u00fcktivizm budur. Ne ki, bu \u00e7ok karma\u015f\u0131k bir oyundur, \u00e7\u00fcnk\u00fc zar\u0131 atmak geri d\u00f6n\u00fc\u015fl\u00fc ve birbiri i\u00e7inde katlanm\u0131\u015f sonsuz devinimlerden olur, \u00f6yle ki d\u00fc\u015f\u00fc\u015f ancak sonsuz h\u0131zda, bu devin imlerin yo\u011fun ordinatlar\u0131na uyan sonlu formlar yarat\u0131larak vap\u0131labilir: her kavram daha \u00f6nceden varolmayan bir say\u0131d\u0131r. Kavramlar d\u00fczlemden t\u00fcremezler, onlar\u0131 d\u00fczlem \u00fczerinde yaratmak i\u00e7in kavramsal ki\u015filik gerekir, t\u0131pk\u0131 d\u00fczlemin kendisini \u00e7izmek i\u00e7in de gerekti\u011fi gibi, ama iki i\u015flem, kendi kendisini i\u015flemden ayr\u0131 bir i\u015flemci gibi sunan ki\u015filik i\u00e7inde birbirine kar\u0131\u015fmaz.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Her biri de\u011fi\u015fken e\u011frilikli d\u00fczlemler say\u0131s\u0131zd\u0131rlar, ve ki\u015filikler taraf\u0131ndan kurulmu\u015f bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131na g\u00f6re, biraraya gelir veya da\u011f\u0131l\u0131rlar. Her ki\u015fili\u011fin, ayn\u0131 d\u00fczlem \u00fczerinde ya da bir ba\u015fkasmda, daha ba\u015fka ki\u015filikleri ortaya \u00e7\u0131karabilecek, bir\u00e7ok belirticileri bulunur: bir kavramsal ki\u015filikler yay\u0131lmas\u0131 vard\u0131r. Bir d\u00fczlem \u00fczerinde sonsuz say\u0131da olabilir kavramlar vard\u0131r: devingen k\u00f6pr\u00fcler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla bunlar birbirleriyle eklemlenir, t\u0131n\u0131lan\u0131rlar, ancak e\u011frilik de\u011fi\u015fimlerine g\u00f6re nas\u0131l bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm ald\u0131klar\u0131n\u0131 \u00f6nceden bilmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Kendi kendilerini salvolarca yarat\u0131r ve durmadan \u00e7atallan\u0131rlar. Sonsuz olumsuz devinimlerin, d\u00fc\u015f\u00fcncenin kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 riziko ve tehlikeleri , onu \u00e7evreleyen sahte alg\u0131lar\u0131 ve k\u00f6t\u00fc duygular\u0131 ifade etmek suretiyle, olumlular taraf\u0131ndan sarmalanm\u0131\u015f olmalar\u0131 nedeniyle, oyun daha bir karma\u015f\u0131kt\u0131r; ayn\u0131 zamanda, sevimlilere s\u0131k\u0131s\u0131k\u0131ya yap\u0131\u015fan ve de bunlar\u0131n kurtulmay\u0131 ba\u015faramad\u0131\u011f\u0131, sevimsiz kavramsal ki\u015filikler vard\u0131r (maymun&#8221;undan&#8221; ya da soytar\u0131s\u0131ndan kurtulamayan Zerd\u00fc\u015ft, \u0130sa&#8217;dan ayr\u0131lmayan Diyonisos de\u011fil yaln\u0131zca, ama sofist&#8221;inden&#8221; farkl\u0131la\u015famayan Sokrates, k\u00f6t\u00fc taklitlerinin komplolar\u0131n\u0131 engelleyemeyen ele\u015ftirici filozof da); nihayet \u00e7ekici olanlar\u0131n i\u00e7inde tutulmu\u015f, ama d\u00fczlem \u00fczerinde al\u00e7ak ya da bo\u015f yo\u011funluk b\u00f6lgeleri \u00e7izen ve durmamacas\u0131na kendilerini yal\u0131tan, kendilerini uyumsuzla\u015ft\u0131ran, ba\u011flant\u0131lar\u0131 koparan itici kavramlar vard\u0131r (a\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n kendisinin de &#8220;kendi&#8221; kavramlar\u0131 yok mu?). Ancak bir vekt\u00f6ryel da\u011f\u0131l\u0131m\u0131n da \u00f6tesinde, d\u00fczlem, ki\u015filik ve kavram imleri kaypakt\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc birbirleri i\u00e7inde katlan\u0131rlar, kucakla\u015f\u0131rlar ya da kom\u015fudurlar. Bu nedenle felsefe her zaman ad\u0131m ad\u0131m ilerler.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Felsefe, her biri \u00f6teki ikisine yan\u0131t veren, ama kendi ba\u015f\u0131na ele al\u0131nmas\u0131 gereken \u00fc\u00e7 \u00f6\u011fe sunar: \u00e7izmek zorunda oldu\u011fu felsefe\u00f6ncesi d\u00fczlem (i\u00e7kinlik), icadetmek ve ya\u015fatmak zorunda oldu\u011fu felsefeyak\u0131n\u0131 ki\u015filik veya ki\u015filikler (\u00fcsteleme), yaratmak zorunda oldu\u011fu felsefece kavramlar (tutarl\u0131l\u0131k). \u00c7izmek, icadetmek, yaratmak; felsefece teslis budur i\u015fte. Diyagramsal, ki\u015fiselle\u015fmeci ve yo\u011fun belirticiler. T\u0131nlamalar\u0131na ya da devingen k\u00f6pr\u00fcler atmalar\u0131na g\u00f6re, onlar\u0131 birbirlerine eklemleyen ayn\u0131 bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemini kaplayan kavram gruplar\u0131 vard\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcncenin sonsuz devinimlerinin birbiri i\u00e7inde katlan\u0131\u015f\u0131na ve e\u011frilik de\u011fi\u015fimleri ortaya \u00e7\u0131karmalar\u0131na, ya da tersine ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lamayan de\u011fi\u015fiklikleri se\u00e7melerine g\u00f6re, d\u00fczlem aileleri vard\u0131r. D\u00fc\u015fmanca bile olsa, ayn\u0131 bir d\u00fczlem \u00fczerindeki ve bir grup i\u00e7indeki rastla\u015fma olabilirliklerine g\u00f6re, ki\u015filik tipleri vard\u0131r. Ama, bunun ayn\u0131 grup mu, ayn\u0131 tip mi, ayn\u0131 aile mi oldu\u011funu belirlemek, \u00e7o\u011fu zaman zordur. Bunun i\u00e7in, ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na &#8220;tat&#8221; almay\u0131 bilmek gerekir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Hi\u00e7biri \u00f6tekilerden t\u00fcremedi\u011fine g\u00f6re, \u00fc\u00e7\u00fc i\u00e7in bir ortakuyarlama gerekiyor. Kavramlar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131n\u0131 d\u00fczenleyen bu felsefece ortakuyarlama yetisine tat ad\u0131 verilir. E\u011fer d\u00fczlemin \u00e7izimine Ak\u0131l, ki\u015filiklerin icad\u0131na imgelem, kavramlar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131na Anlak diyorsak, tat hen\u00fcz belirlenmemi\u015f kavram\u0131n, hen\u00fcz belirsizliklerde dola\u015fan ki\u015fili\u011fin, hen\u00fcz saydaml\u0131klardaki d\u00fczlemin \u00fc\u00e7l\u00fc yetisi olarak ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Bu y\u00fczden yaratmak, icadetmek, \u00e7izmek gerekir, ama tat, yap\u0131sal olarak farkl\u0131l\u0131k g\u00f6steren \u00fc\u00e7 merci aras\u0131ndaki rab\u0131tan\u0131n kural\u0131 gibidir t\u0131pk\u0131. \u015e\u00fcphesiz bu bir \u00f6l\u00e7me yetisi de\u011fildir. \u0130\u00e7kinlik d\u00fczlemini ortaya \u00e7\u0131karan bu sonsuz devinimlerde, kenarlar\u0131 olmayan bu h\u0131zland\u0131r\u0131lm\u0131\u015f \u00e7izgilerde, bu meyil ve e\u011friliklerde, ayr\u0131ca her zaman a\u015f\u0131r\u0131, bazen sevimsiz olan bu ki\u015filiklerde, ya da d\u00fczensiz formlar\u0131, tiz yo\u011funluklar\u0131 bulunan, bir t\u00fcr &#8220;tiksinme&#8221; telkin edebilecek \u00f6l\u00e7\u00fcde c\u0131rtlak ve barbar renkler ta\u015f\u0131yan bu kavramlarda (\u00f6zellikle itici kavramlarda) hi\u00e7bir \u00f6l\u00e7\u00fc bulamay\u0131z. Yine de, b\u00fct\u00fcn \u015f\u0131klarda felsefece tat olarak ortaya \u00e7\u0131kan \u015fey, iyi yap\u0131lm\u0131\u015f kavram\u0131n sevgisidir. &#8220;iyi yap\u0131lm\u0131\u015f&#8221; diye, kavram\u0131n \u0131l\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131na de\u011fil, ama kavramsal faaliyetin kendi kendinde s\u0131n\u0131n bulunmad\u0131\u011f\u0131, yaln\u0131zca \u00f6teki iki s\u0131n\u0131rs\u0131z faaliyette s\u0131n\u0131r tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 bir t\u00fcr at\u0131l\u0131m\u0131na, dalgalan\u0131m\u0131na diyoruz. E\u011fer kavramlar haz\u0131r bi\u00e7imde \u00f6nceden varolsalard\u0131, g\u00f6zlemlenecek s\u0131n\u0131rlar\u0131 da olurdu; ama &#8220;felsefe\u00f6ncesi&#8221; d\u00fczlem bile, yaln\u0131zca, \u00f6nceden varsay\u0131lm\u0131\u015f olarak \u00e7izildi\u011fi ve de \u00e7izilmeksizin \u00f6nceden varolmayaca\u011f\u0131 i\u00e7in b\u00f6yle adland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00dc\u00e7 faaliyet de kesenkes e\u015fzamanl\u0131d\u0131r ve de yaln\u0131zca ortak\u00f6l\u00e7\u00fcmlenemezlik ili\u015fkileri i\u00e7indedir. Kavramlar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131n\u0131n, gelip doldurduklar\u0131 d\u00fczlemden ba\u015fkaca s\u0131n\u0131r\u0131 yoktur, ama d\u00fczlemin kendisi s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r, ve \u00e7izimi yaln\u0131zca eklemlemek zorunda oldu\u011fu yarat\u0131lacak kavramlara veya tutmakla y\u00fck\u00fcml\u00fc oldu\u011fu icadedilecek ki\u015filiklere uyar. T\u0131pk\u0131 resimde oldu\u011fu gibi: canavarlar ve c\u00fcceler i\u00e7in bile, iyi \u00e7izilmelerini gerektiren bir tattan s\u00f6z edilebilir; bu da tats\u0131zla\u015ft\u0131r\u0131lmalar\u0131 demek de\u011fil, ama bi\u00e7imsiz kenarlar\u0131n\u0131n derinin dokusuyla, ya da tohumu ta\u015f\u0131yan madde olarak dalgalar\u0131n\u0131 ge\u00e7er gibi g\u00f6r\u00fcnd\u00fckleri bir Toprak par\u00e7as\u0131yla ili\u015fkileri ba\u011flam\u0131nda \u00e7izilmeleri demektir. B\u00fcy\u00fck ressamlarda renklerin yarat\u0131lmas\u0131n\u0131 \u0131l\u0131ml\u0131la\u015ft\u0131racak yerde, tersine bu yaratmay\u0131, bunlar\u0131n, kenarlardan olu\u015fmu\u015f fig\u00fcrlerle ve tekrenkten, e\u011friliklerden, giriftliklerden olu\u015fmu\u015f d\u00fczlemlerle rastla\u015ft\u0131\u011f\u0131 noktaya kadar g\u00f6t\u00fcren bir renk tad\u0131 vard\u0131r. Van Gogh sar\u0131y\u0131, ancak ay\u00e7i\u00e7e\u011fiadam\u0131 icadederek, ve sonsuz say\u0131daki k\u00fc\u00e7\u00fck virg\u00fcller d\u00fczlemini \u00e7izerek s\u0131n\u0131rs\u0131za kadar iter. Renklerin tad\u0131, hem onlara yakla\u015fman\u0131n gerektirdi\u011fi sayg\u0131ya, hem i\u00e7inden ge\u00e7ilmesi ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz uzun bekleyi\u015fe, ama ayn\u0131 zamanda da onlar\u0131 vareden s\u0131n\u0131rs\u0131z yaratmaya tan\u0131kl\u0131k eder. Bu, kavramlar\u0131n tad\u0131 i\u00e7in de b\u00f6yledir: filozof belirlenmemi\u015f kavrama yaln\u0131zca kayg\u0131 ve sayg\u0131yla yakla\u015f\u0131r, at\u0131lmak i\u00e7in uzun s\u00fcre duraksar, ne ki, ancak, tek cetveli \u00e7izdi\u011fi bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemi ve tek pergeli de ya\u015fatt\u0131\u011f\u0131 tuhaf ki\u015filikler oldu\u011fu halde, onlar\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fczce yaratarak kavram belirleyebilir. Felsefece tat, yaratman\u0131n yerini de tutmaz, onu \u0131l\u0131ml\u0131 da k\u0131lmaz; tam tersine, kavramlar\u0131 bi\u00e7imlendiren bir tada \u00e7a\u011fr\u0131 \u00e7\u0131karan, as\u0131l onlar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131d\u0131r. Belirlenmi\u015f kavramlar\u0131n \u00f6zg\u00fcrce yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, belirlenmemi\u015f kavramdan duyulan tada muhta\u00e7t\u0131r. Tat, bu erktir, kavram\u0131nerkindevarl\u0131k&#8217;t\u0131r: falanca kavram, falanca bile\u015ftiriciler, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz &#8220;ak\u0131lc\u0131 ve akla uygun&#8221; nedenler y\u00fcz\u00fcnden yarat\u0131lm\u0131\u015f, se\u00e7ilmi\u015f de\u011fillerdir. Nietzsche, kavramlar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131yla tastamam felsefece bir tat aras\u0131ndaki bu ili\u015fkiyi sezmi\u015fti ve e\u011fer filozof kavramlar\u0131 yaratan ki\u015fiyse, bu, hemen hemen hayvans\u0131 bir i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel &#8220;sapere&#8221; gibi bir tat yetisi sayesindedir her filozofa, ad\u0131n\u0131n \u00fczerine kaz\u0131nm\u0131\u015f bir iz, yap\u0131tlar\u0131n\u0131n \u00e7\u0131kagelece\u011fi bir duyarl\u0131k gibiymi\u015f\u00e7esine, birtak\u0131m sorunlara ula\u015fma hakk\u0131n\u0131 veren bir Olu\u015fkarar\u0131 (Fiat) ya da bir Kader (Fatum) (**).<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bir kavram ba\u015fka kavramlarla eklemlenmedik\u00e7e ve \u00e7\u00f6zd\u00fc\u011f\u00fc veya \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcne katk\u0131da bulundu\u011fu bir soruna ba\u011flanmad\u0131k\u00e7a, anlamdan yoksundur. Ancak felsefece sorunlarla bilimsel sorunlar\u0131 birbirinden ay\u0131rmak \u00f6nemlidir. Felsefenin &#8220;sorular&#8221; sordu\u011funu s\u00f6ylemekle fazlaca bir \u015fey kazanm\u0131\u015f olmayaca\u011f\u0131z, zira sorular biliminkilere indirgenemeyecek sorunlar\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in birer s\u00f6zc\u00fckt\u00fcr sadece. Kavramlar \u00f6nermesel olmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in, \u00f6nermelerin, biliminkilerle \u00f6z\u00fcmlenebilecek yay\u0131lma ko\u015fullar\u0131n\u0131 ilgilendirecek sorunlara da g\u00f6ndermede bulunamazlar. E\u011fer yine de felsefece kavram \u00f6nermeye \u00e7evrilmek istenirse, bu ancak az ya da \u00e7ok do\u011frumsu ve hi\u00e7bir bilimsel de\u011fer ta\u015f\u0131mayan g\u00f6r\u00fc\u015fler \u015feklinde olabilir. Ancak b\u00f6ylece, zaman\u0131nda Yunanl\u0131lar\u0131n da kar\u015f\u0131la\u015fm\u0131\u015f olduklar\u0131 bir g\u00fc\u00e7l\u00fc\u011fe \u00e7arp\u0131yoruz. Hatta bu, felsefenin bir Yunan i\u015fi olarak an\u0131lmas\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00f6stergesidir: Yunan sitesi dostu ya da rakibi toplumsal ili\u015fki olarak y\u00fcceltir, bir i\u00e7kinlik d\u00fczlemi \u00e7izer, ama ayn\u0131 zamanda da \u00f6zg\u00fcr g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc (doxa) egemen k\u0131lar. O zaman da felsefe, g\u00f6r\u00fc\u015flerden, bunlar\u0131 de\u011fi\u015ftiren ve bilimden de farkl\u0131la\u015fan bir &#8220;bilme&#8221; \u00e7\u0131kartmak zorundad\u0131r. Felsefece sorun \u015fu halde, kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya getirilebilen g\u00f6r\u00fc\u015flere, k\u00e2h baz\u0131lar\u0131n\u0131 \u00f6tekilere k\u0131yasla daha bilgece bularak, k\u00e2h her birinin do\u011fruluk pay\u0131n\u0131 belirleyerek, her bir \u015f\u0131k i\u00e7in bir do\u011fruluk de\u011feri bi\u00e7ebilen mercii bulmaktan ibaret olacakt\u0131r. Ad\u0131na diyalektik denilen ve felsefeyi sonu gelmez tart\u0131\u015fmalara indirgeyen \u015feyin anlam\u0131 her zaman bu oldu (12\\ Bu, tema\u015fa edilen t\u00fcmellerin, onlar\u0131 bilme kat\u0131na y\u00fckseltmek \u00fczere rakip g\u00f6r\u00fc\u015flerin kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 de\u011ferlerini \u00f6l\u00e7t\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kabul eden Platon felsefesinde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr; Platon&#8217;un, aporetik (\u015f\u00fcpheci) denilen diyaloglar\u0131nda varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyuran \u00e7eli\u015fkilerin, Aristoteles&#8217;i daha o zamandan, sorunlar\u0131n diyalektik ara\u015ft\u0131rmas\u0131n\u0131 ileti\u015fim t\u00fcmellerine (topikler) do\u011fru y\u00f6nlendirme\u011fe zorlad\u0131\u011f\u0131 do\u011frudur. Kant&#8217;da da yine, sorun, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcmlemenin t\u00fcmelleri arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, kar\u015f\u0131t g\u00f6r\u00fc\u015flerin elenmesi veya b\u00f6l\u00fcnmesinden ibaret olacakt\u0131r; ta ki Hegel, rakip g\u00f6r\u00fc\u015fler aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fkiden, kendi kendilerinde ve mutlak i\u00e7inde devinebilen, tema<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">(11) Nietzsche, MusarionAusgabe, XVI, s. 35. Nietzsche s\u0131kl\u0131kla bir felsefece tad\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fc eder, ve &#8216;sage&#8217; (bilge) s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc &#8220;sapere&#8221; fiilinden t\u00fcretir (&#8220;sapiens&#8221;, tad\u0131c\u0131, &#8220;sisyphos&#8221; tat duygusu alabildi\u011fine incelmi\u015f \/ &#8220;subtil&#8221; hale gelmi\u015f ki\u015fi): Yunan Tragedyas\u0131 \u00c7a\u011f\u0131nda felsefenin Do\u011fu\u015fu.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">(12) Bkz. Br\u00a3hier, &#8220;Felsefede sorun nosyonu&#8221;, Etudes de philosophe antique (Antik Felsefe Arat\u0131rmalan), PUF Yay.\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">\u015fa edebilen, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcmleyebilen, ileti\u015febilen bilim\u00fcst\u00fc \u00f6nermeler (g\u00f6r\u00fc\u015flerin kavram\u0131n a\u015famalar\u0131 oldu\u011fu spak\u00fclatif \u00f6nerme) \u00e7\u0131kartmak \u00fczere, yararlanmay\u0131 ak\u0131l edene kadar&#8230; Ne ki, diyalekti\u011fin en b\u00fcy\u00fck tutkular\u0131 i\u00e7inde ve b\u00fcy\u00fck diyalektik\u00e7ilerin dehalar\u0131 ne \u00f6l\u00e7\u00fcde olursa olsun, ko\u015fullar\u0131n en sefiline, Nietzsche&#8217;nin avam\u0131n sanat\u0131, ya da felsefedeki zevksizlik olarak tan\u0131lad\u0131\u011f\u0131 duruma d\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcr: kavram\u0131n basit g\u00f6r\u00fc\u015fler olarak \u00f6nermelere indirgenmesi; i\u00e7kinlik d\u00fczleminin yanl\u0131\u015f alg\u0131lar ve k\u00f6t\u00fc duygulan\u0131mlar i\u00e7inde yutulmas\u0131 (a\u015fkml\u0131\u011f\u0131n ya da t\u00fcmellerin yan\u0131lsamalar\u0131); s\u00f6z\u00fcmona \u00fcst\u00fcn bir g\u00f6r\u00fc\u015ften ba\u015fkaca bir \u015fey olu\u015fturmayan bir bilme modeli, Urdoxa; ekol \u00f6nderlerinin ya da profes\u00f6rlerin, kavramsal ki\u015filiklerin yerini al\u0131\u015f\u0131. Diyalektik tastamam felsefece bir s\u00f6ylemsellik getirdi\u011fi iddias\u0131ndad\u0131r, ama bunu ancak g\u00f6r\u00fc\u015fleri birbirine ekleyerek yapabilir. G\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc istedi\u011fi kadar bilmeye do\u011fru a\u015fmaya u\u011fra\u015fs\u0131n, g\u00f6r\u00fc\u015f delip ge\u00e7mekte, delip ge\u00e7meye devam etmektedir. Bir Urdoxa&#8217;n\u0131n kaynaklar\u0131yla bile, felsefe bir doksografi olarak kalmaktad\u0131r. Her bilgin ki\u015finin neden d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bilmeden d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc (Olay) \u00f6\u011frendi\u011fimiz Orta\u00e7a\u011f Quodlibet&#8217;lerinden, tart\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f Sorulardan y\u00fckselen de, yan\u0131t yerine ge\u00e7en \u00f6nermelerde yeni ba\u015ftan aktar\u0131lmakla yetinildi\u011fi i\u00e7in, sorunun ne oldu\u011fu asla bilinemeden (Aristoteles&#8217;te, Des\u0131artes&#8217;ta, Leibniz&#8217;de t\u00f6z&#8230;) \u00e7\u00f6z\u00fcmlerin s\u0131rayla g\u00f6zden ge\u00e7irildi\u011fi pek \u00e7ok felsefe tarihinde de buldu\u011fumuz, hep ayn\u0131 karasevdad\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">E\u011fer felsefe do\u011fas\u0131 gere\u011fi ayk\u0131r\u0131salsa, bu en az do\u011fru g\u00f6r\u00fcnen g\u00f6r\u00fc\u015flerin yan\u0131n\u0131 tuttu\u011fu ya da \u00e7eli\u015fkili g\u00f6r\u00fc\u015fleri korudu\u011fu i\u00e7in de\u011fil, ama g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn de, hatta \u00f6nermenin de alan\u0131na girmeyen bir \u015feyi ifade etmek \u00fczere, standart bir dilin t\u00fcmcelerinden yararland\u0131\u011f\u0131 i\u00e7indir. Kavram elbette ki bir \u00e7\u00f6z\u00fcmd\u00fcr, ama yan\u0131t verdi\u011fi sorun kendi yo\u011funluk\u00e7u tutarl\u0131l\u0131k ko\u015fullar\u0131nda yatar, yoksa, bilimde oldu\u011fu gibi, yay\u0131lmac\u0131 \u00f6nermelerin g\u00f6nderim ko\u015fullar\u0131nda de\u011fil. E\u011fer kavram bir \u00e7\u00f6z\u00fcmse, felsefece sorunun ko\u015fullar\u0131, varsayd\u0131\u011f\u0131 i\u00e7kinlik d\u00fczleminin \u00fczerinde (d\u00fc\u015f\u00fcncenin imgesinde hangi sonsuz devinime g\u00f6ndermektedir?) ve sorunun bilinmezleri de, seferber etti\u011fi kavramsal ki\u015filiklerde (hangi ki\u015filik ama?) bulunur. Bilgi kavram\u0131 gibi bir kavram\u0131n, ancak g\u00f6ndermede bulundu\u011fu bir d\u00fc\u015f\u00fcnce imgesine ve gereksindi\u011fi bir kavramsal ki\u015fili\u011fe k\u0131yasla anlam\u0131 vard\u0131r; ba\u015fka bir imge, ba\u015fka bir ki\u015filik, ba\u015fka kavramlar talep eder (\u00f6rne\u011fin inan\u00e7, ve Soru\u015fturmac\u0131). Bir \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn, kendi ko\u015fullar\u0131 ve kendi bilinmezleri i\u00e7inde belirlenmesi gereken bir sorundan ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak anlam\u0131 yoktur, ancak bu ko\u015fullar\u0131n ve belirsizliklerin de kavramlar olarak belirlenebilir \u00e7\u00f6z\u00fcmlerden ba\u011f\u0131ms\u0131z anlamlar\u0131 olmaz. \u00dc\u00e7 merci de birbirlerinin i\u00e7indedir, ama do\u011falar\u0131 bir<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">ve ayn\u0131 de\u011fildir, birbirleri i\u00e7inde yitip gitmeksizin bir arada ya\u015far, varl\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrler. Bir felsefece sorunun ne oldu\u011funun anla\u015f\u0131lmas\u0131na onca katk\u0131da bulunan Bergson, iyi bir \u015fekilde ortaya konmu\u015f olan sorunun \u00e7\u00f6z\u00fclm\u00fc\u015f bir sorun oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyordu. Ancak bu demek de\u011fildir ki bir sorun, \u00e7\u00f6z\u00fcmlerinin g\u00f6lgesinden ya da ona eklemlenen ikinci bir olgudan ibarettir; \u00e7\u00f6z\u00fcm de, soruna ili\u015fkin bir l\u00e2fazanl\u0131ktan ya da sorunun \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesel sonucundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Bu, daha \u00e7ok, konstr\u00fcksiyonizmi ortaya \u00e7\u0131karan \u00fc\u00e7 faaliyetin, k\u00e2h biri k\u00e2h \u00f6teki \u00f6nce ve sonra gelmek \u00fczere, durmamacas\u0131na birbirlerini kesmeleri, n\u00f6bet de\u011fi\u015ftirmeleri demektir; bunlardan biri \u00e7\u00f6z\u00fcm \u015f\u0131kk\u0131 olarak kavramlar\u0131 yarat\u0131rken, \u00f6teki bir sorunun ko\u015fullar\u0131 olarak bir d\u00fczlem ve o d\u00fczlem \u00fczerindeki bir devinimi \u00e7izer, daha \u00f6teki de sorunun bilinmezi olarak bir ki\u015filik icadeder. Sorunun (\u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn kendisinin de bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011fu) b\u00fct\u00fcn\u00fc, her zaman i\u00e7in, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc y\u00fcr\u00fcrl\u00fckteyken \u00f6teki ikisini yaratmaktan ibarettir. D\u00fc\u015f\u00fcnce&#8217;nin, &#8220;ilk&#8221;in ve zaman&#8217;\u0131n, Platon&#8217;dan Kant&#8217;a, nas\u0131l \u00e7\u00f6z\u00fcmler, ama farkl\u0131 sorunlar belirleyen \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar ba\u011flam\u0131nda \u00e7\u00f6z\u00fcmler belirleyebilen, farkl\u0131 kavramlar kazand\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fck; zira ayn\u0131 terimler, bir kez kavramlar olarak \u00e7\u00f6z\u00fcmlerde, bir ba\u015fka kez \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015f olarak sorunlarda, bir ba\u015fka kez de arac\u0131 olarak, tavassut\u00e7u olarak bir ki\u015filikte, ama her kezinde indirgenemez bir \u00f6zg\u00fcn form alt\u0131nda, iki, hatta \u00fc\u00e7 kez ortaya \u00e7\u0131kabilirler.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Hi\u00e7bir kural ve \u00f6zellikle de hi\u00e7bir tart\u0131\u015fma bunun en iyi d\u00fczlem mi, uygun ki\u015filik mi, yerinde kavram m\u0131 oldu\u011funu \u00f6nceden s\u00f6yleyemeyecektir, zira \u00f6teki ikisinin ba\u015far\u0131l\u0131 olup olmad\u0131\u011f\u0131na karar verecek olan her biridir, ama, biri yarat\u0131lm\u0131\u015f, bir ba\u015fkas\u0131 icadedilmi\u015f, \u00f6teki \u00e7izilmi\u015f olarak her biri kendi pay\u0131na yap\u0131land\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olmak zorundad\u0131r. &#8220;Ba\u015far\u0131s\u0131z&#8230; Ba\u015far\u0131l\u0131&#8230;&#8221; denilebilecek sorunlar ve \u00e7\u00f6z\u00fcmler, ancak ad\u0131m ad\u0131m ve ortakuyumlar\u0131n\u0131 izleyerek kurulur. Konstr\u00fcktivizm, t\u0131pk\u0131 &#8220;yanl\u0131\u015f sorunlar&#8221; denilen ve d\u00fczlemi \u00e7evreleyen yan\u0131lsamalar\u0131n yay\u0131c\u0131s\u0131 olan \u015feyin kayna\u011f\u0131 olarak b\u00fct\u00fcn t\u00fcmelleri, tema\u015fay\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcmlemeyi, ileti\u015fimi yads\u0131d\u0131\u011f\u0131 gibi, zorunlu yap\u0131land\u0131rmalar\u0131 geciktirecek her t\u00fcrl\u00fc tart\u0131\u015fmay\u0131 da safd\u0131\u015f\u0131 eder. \u00d6nceden s\u00f6ylenebilecek \u015fey bundan ibarettir. Bir \u00e7\u00f6z\u00fcm bulmu\u015f oldu\u011fumuza inanabiliriz, ama d\u00fczlemin \u00f6nceden g\u00f6remedi\u011fimiz yeni bir e\u011frili\u011fi, gelip b\u00fct\u00fcne yeniden hamle ettirir ve yeni sorunlar\u0131, ardarda gelen itmelerle i\u015f g\u00f6ren ve gelecek, yarat\u0131lacak kavramlar\u0131 yoklayan yeni bir sorunlar tak\u0131m\u0131n\u0131 ortaya koyar (bunun daha \u00e7ok bir \u00f6ncekinden ayr\u0131lan yeni bir d\u00fczlem mi oldu\u011funu dahi bilmeyiz). Tersine, yeni bir kavram\u0131n, i\u00e7kinlik masas\u0131n\u0131n \u00fczerin<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">de bir t\u00fcr eklenti gibi peydahlanan bir sorunu bu kez kendisi belirleme\u011fe \u00e7al\u0131\u015farak, kom\u015fu olduklar\u0131 san\u0131lan iki kavram aras\u0131na t\u0131pk\u0131 bir k\u00f6\u015fe gibi sapland\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclebilir. Felsefe b\u00f6ylece s\u00fcrekli bir bunal\u0131m i\u00e7inde ya\u015far. D\u00fczlem sars\u0131nt\u0131larla, kavramlar salvolarla ve ki\u015filikler gemlemelerle i\u015f g\u00f6r\u00fcrler. Do\u011fas\u0131 gere\u011fi sorunsal olan, \u00fc\u00e7 merciin ili\u015fkisidir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Bir sorunun iyi bir \u015fekilde ortaya konup konmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bir \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn uygun olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, do\u011fru \u015f\u0131k m\u0131 oldu\u011funu, bir ki\u015fili\u011fin ya\u015fay\u0131p ya\u015fayamaca\u011f\u0131n\u0131 \u00f6nceden s\u00f6ylemek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc felsefece faaliyetlerden her biri yaln\u0131zca \u00f6teki ikisinde k\u0131stas\u0131n\u0131 bulur, felsefe bu y\u00fczden ayk\u0131r\u0131sal\u0131n i\u00e7inde geli\u015fir. Felsefe bilmekten ibaret de\u011fildir ve felsefeyi esinlendiren \u015fey de hakikat de\u011fil, ama ba\u015far\u0131 veya ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131k i\u00e7in karar verecek olan ilgin\u00e7, Dikkatede\u011fer, ya da \u00d6nemli kategorileri gibi kategorilerdir. \u0130mdi ba\u015far\u0131 ya da ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131k yap\u0131land\u0131rmazdan \u00f6nce bilinemez. Nice felsefe kitab\u0131 i\u00e7in yanl\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemeyece\u011fiz, zira bu hi\u00e7bir \u015fey demek de\u011fildir, ama \u00f6nemsiz de, yarars\u0131z da diyebiliriz, \u00e7\u00fcnk\u00fc i\u015fte hi\u00e7bir kavram yaratmam\u0131\u015flard\u0131r, bir d\u00fc\u015f\u00fcnce imgesi getirmemi\u015flerdir, ya da \u00fczerinde durma\u011fa de\u011fecek bir ki\u015filik do\u011furmam\u0131\u015flard\u0131r. Yaln\u0131zca \u00f6\u011fretmenler, sayfan\u0131n kenar\u0131na &#8220;yanl\u0131\u015f&#8221; diye yazabilirler, hepsi o; ne ki okurlar \u00f6nem ve yarar konusunda, yani okunmak \u00fczere kendilerine verilen \u015feyin yenili\u011fi konusunda, daha \u00e7ok ku\u015fku duyarlar. Bunlar Zihnin kategorileridir. Melville, b\u00fcy\u00fck bir romanesk ki\u015filik bir Orijinal, bir Tek olmak zorundad\u0131r, diyordu; bir kavramsal ki\u015filik de \u00f6yle olmal\u0131d\u0131r. Sevimsizken bile, dikkatede\u011fer olmak zorundad\u0131r; iticiyken bile, bir kavram ilgin\u00e7 olmak zorundad\u0131r. Nietzsche, &#8220;k\u00f6t\u00fc niyet&#8221; kavram\u0131n\u0131 yap\u0131land\u0131rd\u0131\u011f\u0131nda, onda d\u00fcnya \u00fczerinde varolabilecek en tiksindirici \u015feyi g\u00f6rebiliyordu, yine de, &#8220;insan i\u015fte burada ilgin\u00e7 hale gelmeye ba\u015fl\u0131yor!&#8221; diye seslenmekten geri durmad\u0131, ve ger\u00e7ekten de, yeni bir kavramsal ki\u015filik (rahip) ve d\u00fc\u015f\u00fcncenin yeni bir imgesiyle (nihilizmin olumsuz belirticileriyle kavranm\u0131\u015f erk istenci) ili\u015fki halinde, insan i\u00e7in insana uyan yeni bir kavram yaratm\u0131\u015f oldu\u011funu biliyordu (13&gt;.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">Ele\u015ftiri, en olumlusundan yaratma kadar, yeni kavramlar (ele\u015ftirilen \u015feyin kavramlar\u0131) i\u00e7erir. Kavramlar\u0131n canl\u0131 maddeleri \u00fczerine kaz\u0131nm\u0131\u015f d\u00fczensiz kenarlar\u0131 olmak gerekir. Do\u011fas\u0131 gere\u011fi ilgin\u00e7 olmayan nedir? Tutars\u0131z kavramlar, Nietzsche&#8217;nin &#8220;bi\u00e7imsiz ve ak\u0131\u015fkan kavram karalamas\u0131&#8221; dedi\u011fi \u015fey mi yoksa, tersine, fazlas\u0131yla d\u00fczenli, donmu\u015f, kemikle\u015fmi\u015f kavramlar m\u0131? En \u00e7ok t\u00fcmellik i\u00e7eren, ebedi formlar ya da de\u011ferler gibi sunulan kavramlar, bu<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">(13) Nietzsche, Ahl\u00e2k\u0131n Soybilimi, I, 6.\u2003<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\">ba\u011flamda en kemikle\u015fmi\u015f, en az ilgin\u00e7 olanlard\u0131r. Her t\u00fcrl\u00fc yaratmay\u0131 korkutmak \u00fczere konmu\u015f iskeletler \u00f6rne\u011fi, yap\u0131l\u0131p haz\u0131rlanm\u0131\u015f eski kavramlar; bu kavramlar\u0131n kendilerinden \u00f6d\u00fcn\u00e7 al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 eski filozoflar\u0131n, kendi zamanlar\u0131nda, modernlerin yapmas\u0131 engellenmek istenen \u015feyi yapt\u0131klar\u0131n\u0131, yani kavramlar\u0131n\u0131 yaratt\u0131klar\u0131n\u0131 ve de, \u00e7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n ele\u015ftiricisi veya tarih\u00e7isi gibi, kemikleri temizleyip, raspalamakla yetinmediklerini g\u00f6rmeden, ortada sallanmakla yetinilirse hi\u00e7bir olumlu \u015fey yap\u0131lmaz, ne ki ele\u015ftiri ve tarih alan\u0131nda da bir \u015fey yap\u0131lmaz. E\u011fer, uyuyakalm\u0131\u015f bir kavram\u0131 uyand\u0131rmay\u0131 \u00f6neremiyorsa, onu kendi aleyhine \u00e7evirme pahas\u0131na bile olsa, bu kavram\u0131 yeni bir sahnede oynatam\u0131yorsa, felsefe tarihi bile ba\u015ftan sona ilgin\u00e7likten uzak demektir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong>Kavramsal Ki\u015filikler &#8211; Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE &#8211; Felix GUATTARI<\/strong><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Descartes\u2019\u0131n cogito&#8217;su kavram olarak yarat\u0131ld\u0131, ama \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar\u0131 vard\u0131. Bu bir kavram\u0131n daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131 varsaymas\u0131 gibi de\u011fildir (\u00f6rne\u011fin, &#8220;insan&#8221;, &#8220;hayvan&#8221; ve &#8220;ak\u0131ll\u0131&#8221; kavramlar\u0131n\u0131 varsayar). Burada \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar z\u0131mnidirler, \u00f6zneldirler, kavram\u00f6ncesidirler, ve bir d\u00fc\u015f\u00fcnce imgesi olu\u015ftururlar: d\u00fc\u015f\u00fcnmenin ne demek oldu\u011funu herkes bilir. Herkesin d\u00fc\u015f\u00fcnme imk\u00e2n\u0131 vard\u0131r, herkes do\u011fruyu ister&#8230; \u015eu iki \u00f6\u011feden; kavram ve ayn\u0131 gruptan kavramlar taraf\u0131ndan [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[62],"tags":[],"class_list":{"0":"post-6940","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-gilles-deleuze"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Kavramsal Ki\u015filikler - Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Kavramsal Ki\u015filikler - Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"Descartes\u2019\u0131n cogito&#8217;su kavram olarak yarat\u0131ld\u0131, ama \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar\u0131 vard\u0131. Bu bir kavram\u0131n daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131 varsaymas\u0131 gibi de\u011fildir (\u00f6rne\u011fin, &#8220;insan&#8221;, &#8220;hayvan&#8221; ve &#8220;ak\u0131ll\u0131&#8221; kavramlar\u0131n\u0131 varsayar). Burada \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar z\u0131mnidirler, \u00f6zneldirler, kavram\u00f6ncesidirler, ve bir d\u00fc\u015f\u00fcnce imgesi olu\u015ftururlar: d\u00fc\u015f\u00fcnmenin ne demek oldu\u011funu herkes bilir. Herkesin d\u00fc\u015f\u00fcnme imk\u00e2n\u0131 vard\u0131r, herkes do\u011fruyu ister&#8230; \u015eu iki \u00f6\u011feden; kavram ve ayn\u0131 gruptan kavramlar taraf\u0131ndan [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2018-07-30T11:37:23+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:width\" content=\"300\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:height\" content=\"90\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:type\" content=\"image\/png\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"45 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Kavramsal Ki\u015filikler &#8211; Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE\",\"datePublished\":\"2018-07-30T11:37:23+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/\"},\"wordCount\":9065,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"articleSection\":[\"Gilles DELEUZE\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/\",\"name\":\"Kavramsal Ki\u015filikler - Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"datePublished\":\"2018-07-30T11:37:23+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/\"]}]},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Kavramsal Ki\u015filikler &#8211; Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Kavramsal Ki\u015filikler - Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Kavramsal Ki\u015filikler - Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE","og_description":"Descartes\u2019\u0131n cogito&#8217;su kavram olarak yarat\u0131ld\u0131, ama \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar\u0131 vard\u0131. Bu bir kavram\u0131n daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131 varsaymas\u0131 gibi de\u011fildir (\u00f6rne\u011fin, &#8220;insan&#8221;, &#8220;hayvan&#8221; ve &#8220;ak\u0131ll\u0131&#8221; kavramlar\u0131n\u0131 varsayar). Burada \u00f6nvarsay\u0131lm\u0131\u015flar z\u0131mnidirler, \u00f6zneldirler, kavram\u00f6ncesidirler, ve bir d\u00fc\u015f\u00fcnce imgesi olu\u015ftururlar: d\u00fc\u015f\u00fcnmenin ne demek oldu\u011funu herkes bilir. Herkesin d\u00fc\u015f\u00fcnme imk\u00e2n\u0131 vard\u0131r, herkes do\u011fruyu ister&#8230; \u015eu iki \u00f6\u011feden; kavram ve ayn\u0131 gruptan kavramlar taraf\u0131ndan [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2018-07-30T11:37:23+00:00","og_image":[{"width":300,"height":90,"url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","type":"image\/png"}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"45 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Kavramsal Ki\u015filikler &#8211; Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE","datePublished":"2018-07-30T11:37:23+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/"},"wordCount":9065,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"articleSection":["Gilles DELEUZE"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/","name":"Kavramsal Ki\u015filikler - Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"datePublished":"2018-07-30T11:37:23+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/"]}]},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2018\/07\/30\/kavramsal-kisilikler-felsefe-nedir-gilles-deleuze\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Kavramsal Ki\u015filikler &#8211; Felsefe Nedir | Gilles DELEUZE"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/6940","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=6940"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/6940\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=6940"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=6940"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=6940"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}