{"id":711,"date":"2009-04-26T17:14:00","date_gmt":"2009-04-26T14:14:00","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/"},"modified":"2009-04-26T17:14:00","modified_gmt":"2009-04-26T14:14:00","slug":"postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/","title":{"rendered":"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard"},"content":{"rendered":"<div><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" style=\"float: left;\" src=\"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT\" width=\"155\" height=\"205\" border=\"0\" \/><\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Bir gev\u015feme, vazge\u00e7me d\u00f6nemindeyiz. Zaman\u0131n renginden s\u00f6z ediyorum. Sanatlarda ve di\u011fer alanlarda denemeleri, deneyleri durdurmak i\u00e7in, d\u00f6rt bir taraftan s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131yoruz. Ger\u00e7ek\u00e7ilik ak\u0131mlar\u0131n\u0131 y\u00fccelten ve yeni bir \u00f6zelli\u011fin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan yana olan bir sanat tarih\u00e7isini okudum. Resim piyasas\u0131nda Transavangardizm&#8217;i yay\u0131p, satan bir sanat ele\u015ftirmenini okudum. Mimarlar\u0131n, postmodernizm ad\u0131 alt\u0131nda, Bauhaus projesinden yakay\u0131 s\u0131y\u0131rmakta olduklar\u0131n\u0131 okudum: \u0130\u015flevcilik banyosundan sonra, su ile birlikte bebe\u011fi deneyi de d\u00f6k\u00fcyorlar. Bir yeni filozofun, komik bir adland\u0131rmayla yahudi-hiristiyanizmi dedi\u011fi ke\u015ffini ve bununla, bug\u00fcne kadar h\u00fck\u00fcm s\u00fcrmesini sa\u011flad\u0131\u011f\u0131m\u0131z inan\u00e7s\u0131zl\u0131\u011fa bir son vermek istedi\u011fini okudum, Haftal\u0131k bir Frans\u0131z dergisinde &#8220;Mile Plateaux&#8221;dan** pek memnun kal\u0131nmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 okudum: \u00d6zellikle insan bir felsefe kitab\u0131 okudu\u011funda, bir par\u00e7a adamla \u00f6d\u00fcllendirilse, hi\u00e7 de fena olmazm\u0131\u015f! A\u011f\u0131r top bir tarih\u00e7inin kaleminden, 60&#8217;l\u0131, 70&#8217;li y\u0131llar\u0131n yazar ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerinin, dil kullan\u0131m\u0131nda ter\u00f6r\u00fc hakim k\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 okudum: Oysa verimli bir tan\u0131\u015fman\u0131n ko\u015fullar\u0131 yeniden in\u015fa edilmeliymi\u015f. Bunun i\u00e7in de entellekt\u00fcellere ortak bir konu\u015fma bi\u00e7imi, tarih\u00e7ilerin konu\u015fma bi\u00e7imi empoze edilmeliymi\u015f.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Bel\u00e7ikal\u0131 gen\u00e7 bir dil filozofunu okudum: Konu\u015fan makinalar\u0131n meydan okumas\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda, k\u0131ta d\u00fc\u015f\u00fcncesinin, ger\u00e7eklik kayg\u0131s\u0131n\u0131 bu makinalara terketti\u011fine; g\u00f6ndermelere dayal\u0131 (r\u00e9f\u00e9rentiel) bir paradigman\u0131n yerine, dile g\u00f6nderen (adlinguistique) bir paradigmay\u0131 (s\u00f6zler \u00fcst\u00fcne s\u00f6z s\u00f6yleme, yaz\u0131lar \u00fcst\u00fcne yaz\u0131 yazma, metinler aras\u0131l\u0131k) yerle\u015ftirdi\u011fine inan\u0131yor ve bundan da yak\u0131n\u0131yordu. Dil yeniden sa\u011flam bir \u015fekilde, g\u00f6ndergenin rotas\u0131na yerle\u015ftirilmeliymi\u015f. Yetenekli bir tiyatro bilimciyi okudum. Fantazi ve oyunlar\u0131yla postmodernizmin, iktidar kar\u015f\u0131s\u0131nda hele iktidar\u0131n, kayg\u0131l\u0131 bir kamuoyu taraf\u0131ndan, n\u00fckleer sava\u015f, tehlikesi kar\u015f\u0131s\u0131nda totaliter bir g\u00f6za\u00e7t\u0131rmama politikas\u0131 izlemeye y\u00fcreklendirdi\u011fi bir d\u00f6nemde fazla bir a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 yaz\u0131yordu.Yeni-muhafazakarlar dedi\u011fi kimselere kar\u015f\u0131 modernli\u011fin savunmas\u0131n\u0131 \u00fcstlenen me\u015fhur bir feylezofu okudum. Bunlar\u0131n, postmodernizm bayra\u011f\u0131 alt\u0131nda, tamamlanmadan kalm\u0131\u015f modern projeden Ayd\u0131nlanma projesinden kurtulmay\u0131 istediklerine inan\u0131yor. Ona kal\u0131rsa, Aufkl\u00f6rung&#8217;un (Ayd\u0131nlanma) Popper ve Adorno gibi son partizanlar\u0131 bile, projeyi ancak hayat\u0131n \u00f6zel bir tak\u0131m alanlar\u0131nda savunabilmi\u015fler: The Open Society&#8217;nin (A\u00e7\u0131k Toplum) yazar\u0131 politika, Aesthetische Theorie&#8217;nin yazar\u0131 da sanat alan\u0131nda&#8230; Modernlik e\u011fer ba\u015far\u0131s\u0131z olduysa, bu, J\u00fcrgen Habermas&#8217;a g\u00f6re (o oldu\u011funu \u00e7\u0131kartm\u0131\u015fs\u0131nd\u0131r), hayat\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, uzmanlar\u0131n kesin yetkisine terkedilmi\u015f, uzmanl\u0131k alanlar\u0131nda par\u00e7alanmaya b\u0131rakmas\u0131ndand\u0131r. Bu par\u00e7alanma s\u00fcrecinde, somut birey ise &#8220;y\u00fcceli\u011fini yitirmi\u015f anlam'&#8221;\u0131 ve &#8220;yap\u0131s\u0131zla\u015fm\u0131\u015f bi\u00e7im&#8221;i, bir \u00f6zg\u00fcrle\u015fme olarak de\u011fil, Baudelaire&#8217;in y\u00fczy\u0131l \u00f6nce s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fi o devasa can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 tonunda ya\u015famaktad\u0131r.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Filozofumuz, Albrecht Wellmer&#8217;in bir saptamas\u0131n\u0131 izleyerek, k\u00fclt\u00fcr\u00fcn par\u00e7alanmas\u0131 ve hayattan kopmas\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7arenin, ancak estetik ya\u015fant\u0131n\u0131n stat\u00fcs\u00fcnde bir de\u011fi\u015fime gidilerek bulunabilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor. S\u00f6z konusu &#8220;de\u011fi\u015fiklik, estetik ya\u015fant\u0131n\u0131n art\u0131k ba\u015fl\u0131ca ifadesini be\u011feni yarg\u0131lar\u0131nda bulmay\u0131p, hayat\u0131n tarihi bir konumunu incelemekle kullan\u0131lmas\u0131n\u0131&#8221;, yani &#8220;varolman\u0131n sorunlar\u0131yla ili\u015fkilendirilmesini&#8221; i\u00e7eriyor. B\u00f6ylelikle bu ya\u015fant\u0131, estetik ele\u015ftirininkinden farkl\u0131 bir dil oyununa kat\u0131lacak; bili\u015fsel (cognitive) giri\u015fimlere ve de\u011ferlere ili\u015fkin beklentilere m\u00fcdahale edecek ve bu farkl\u0131 anlar\u0131n (moment) kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 g\u00f6nderme bi\u00e7imini de\u011fi\u015ftirecektir. Netice itibar\u0131yla Habermas&#8217;\u0131n sanatlardan ve sa\u011flad\u0131klar\u0131 ya\u015fant\u0131dan talep etti\u011fi, bilginin, eti\u011fin ve politikan\u0131n s\u00f6ylemlerini ay\u0131ran u\u00e7urumun \u00fczerine bir k\u00f6pr\u00fc atmak, bir ya\u015fant\u0131 birli\u011fini sa\u011flayacak bir yol a\u00e7malar\u0131d\u0131r.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Benim sorum, Habermas&#8217;\u0131n nas\u0131l bir birlik tasarlad\u0131\u011f\u0131. Modern projenin izlenmesiyle ama\u00e7lanan, g\u00fcndelik hayat\u0131n ve d\u00fc\u015f\u00fcncenin t\u00fcm \u00f6\u011felerinin, organik bir b\u00fct\u00fcnde oldu\u011fu gibi, sinesinde yerlerini bulacaklar\u0131 sosyo-kult\u00fcrel bir birli\u011fin olu\u015fumu mu? Yoksa bilgi, etik ve politikan\u0131n heterojen dil oyunlar\u0131 aras\u0131nda a\u00e7\u0131lmas\u0131 \u00f6ng\u00f6r\u00fclen ge\u00e7itin kendisi de, bunlarla ayn\u0131 d\u00fczeyde yer alan, di\u011fer bir dil oyunu mu? Ve e\u011fer b\u00f6yleyse, nas\u0131l olup da, bunlar\u0131n etkin bir sentezini ger\u00e7ekle\u015ftirebilecek?<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Hegelci bir ilhama dayanan birinci hipotez, &#8220;diyalektik olarak b\u00fct\u00fcnle\u015ftiren bir ya\u015fant\u0131&#8221; nosyonunu sorgulam\u0131yor. \u0130kinci hipotez, &#8220;Yarg\u0131 G\u00fcc\u00fcn\u00fcn Ele\u015ftirisinin (I. Kant, \u00e7.n.) ruhuna daha yak\u0131n, ama t\u0131pk\u0131 onun gibi, postmodernli\u011fin, Ayd\u0131nlanma d\u00fc\u015f\u00fcncesine, tarihin birle\u015ftirici bir ere\u011fi ve bir \u00f6znesi oldu\u011fu fikirlerine dayatt\u0131\u011f\u0131, zorlu sorgulamadan ge\u00e7mek zorunda. Sadece Wittgenstein ve Adorno de\u011fil, ama profes\u00f6r Habermas taraf\u0131ndan okunma onuruna eri\u015femeyerek, hi\u00e7 de\u011filse yeni-muhafazakarlar diye k\u0131r\u0131k not almaktan yakay\u0131 s\u0131y\u0131rabilen Frans\u0131z ya da Frans\u0131z olmayan bir tak\u0131m d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler de, i\u015fte bu sorgulaman\u0131n \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yap\u0131yorlar.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Ger\u00e7ek\u00e7ilik<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Ba\u015ftan sona s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fim taleplerin hepsi \u00f6zde\u015f de\u011filler. Hatt\u00e2 zaman zaman birbirinin kar\u015f\u0131t\u0131 \u015feyleri dile getiriyor olmalar\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn. Kimileri postmodernlik ad\u0131na, kimileri de postmodernli\u011fi ala\u015fa\u011f\u0131 etmek i\u00e7in ileri s\u00fcr\u00fcl\u00fcyor. G\u00f6nderge (ve nesnel ger\u00e7eklik) ya da anlam (ve g\u00fcvenilebilir a\u015fk\u0131nl\u0131k) ya da daha (ve bir kamu) ya da g\u00f6nderen (\u00f6znel ifade g\u00fcc\u00fc) ya da ileti\u015fimsel konsensus (ve de\u011fi\u015fimler i\u00e7in genel bir kod, mesela tarihi s\u00f6ylem t\u00fcr\u00fcnden) sa\u011flanmas\u0131n\u0131 istemek; bunlar zorunlu olarak, bir ve ayn\u0131 \u015fey de\u011filler. Ama yine de sanatsal denemeleri ask\u0131ya almaya \u00e7a\u011f\u0131ran, de\u011fi\u015fik bi\u00e7imlerdeki davetiyeler, i\u00e7lerinde ayn\u0131 d\u00fczene \u00e7a\u011fr\u0131y\u0131, ayn\u0131 birlik, g\u00fcvenli ve pop\u00fclarite (&#8220;izleyici bulma&#8221; anlam\u0131nda, \u00f6ffentlickheit) arzusunu bar\u0131nd\u0131r\u0131yorlar. Sanat\u00e7\u0131lar\u0131 ve yazarlar\u0131 yeniden cemaat\u0131n sinesine d\u00f6nd\u00fcrmek; ya da onlara en az\u0131ndan e\u011fer cemaat\u0131n hasta oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyorsa iyile\u015ftirme sorumlulu\u011funu y\u00fcklemek gerekti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyor.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Bu ortak e\u011filimin kesin bir belirtisi var: T\u00fcm bu yazarlar i\u00e7in, hi\u00e7bir \u015fey avangardlar\u0131n miras\u0131n\u0131 tasfiye etmekten daha acil de\u011fil. \u00d6zellikle s\u00f6zde &#8220;transavangard\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n&#8221; sab\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131n arkas\u0131nda yatan da bu. \u0130talyan bir ele\u015ftirmen taraf\u0131ndan Frans\u0131z meslekta\u015flar\u0131na verilen cevaplar, bu konudaki t\u00fcm ku\u015fkular\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131yor. Sanat\u00e7\u0131 ve ele\u015ftirmenler, avangardlara cepheden sald\u0131rmaktansa, onlar\u0131 birbirlerine kar\u0131\u015ft\u0131rmay\u0131 ye\u011fliyorlar. Bu, avangardlar\u0131 tasfiye etmek i\u00e7in daha emin bir yol gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00f6ylelikle en sinik eklektisizmi, sanki sonu\u00e7ta daha \u00f6nceki ara\u015ft\u0131rmalar\u0131n k\u0131smi bir a\u015f\u0131lmas\u0131ym\u0131\u015f gibi g\u00f6sterebiliyorlar. Oysa avangardlara a\u00e7\u0131ktan s\u0131rt \u00e7evirmeyi isteselerdi, yeni-akademizm g\u00fcl\u00fcn\u00e7l\u00fc\u011f\u00fcne d\u00fc\u015fme tehlikesiyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalabilirlerdi Her ne kadar salonlar ve akademiler, burjuvazinin tarihteki yerini ald\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemde bir t\u00fcr g\u00fcnahtan ar\u0131nma misyonu g\u00f6rebildiler ve realizm \u00f6rt\u00fcs\u00fc alt\u0131nda, plastik ve edebi do\u011fru tutum \u00f6d\u00fcllerini belirleyebildilerse de, bizzat kapitalizmin kendisi, al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f nesneleri, sosyal hayat\u0131n rollerini ve kurumlar\u0131n\u0131 ger\u00e7ek d\u0131\u015f\u0131 k\u0131lmakta \u00f6yle bir g\u00fcce sahip ki, realist denilen temsiller (representations) ger\u00e7ekli\u011fi art\u0131k sadece nostalji ve ac\u0131 alay kipinde, bir tatminden \u00e7ok, bir ac\u0131 vesilesi olarak g\u00fcndeme getirebiliyorlar. Ger\u00e7ekli\u011fin deneyime de\u011fil, ama ancak sondaj ve denemelere malzeme olabilecek kadar istikrars\u0131z ve k\u0131r\u0131lgan k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 bir d\u00fcnyada klasisizm pek m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Bu tema Walter Benjamin okurlar\u0131na tan\u0131d\u0131k gelecek Ama yine de i\u00e7eri\u011fini do\u011fru anlamak gerekiyor. Foto\u011fraf, resme d\u0131\u015fardan y\u00f6neltilen bir meydan okuma de\u011fildi; end\u00fcstriyel sinema da, anlat\u0131ya dayal\u0131 (narratif) edebiyat i\u00e7in, b\u00f6yle d\u0131\u015ftan gelen bir tehdit olu\u015fturmuyordu. Foto\u011fraf, Quattrocento (\u0130talya&#8217;da 15.yy sanat \u00e7a\u011f\u0131. \u00e7.n.) taraf\u0131ndan geli\u015ftirilmi\u015f, g\u00f6r\u00fclebilir olan\u0131n d\u00fczenlenmesi program\u0131n\u0131n belirli y\u00f6nlerini tamaml\u0131yor, sinema ise 18.yy&#8217;dan beri b\u00fcy\u00fck olu\u015fum (Bildung) romanlar\u0131n\u0131n idealini olu\u015fturan artzamanl\u0131l\u0131klar\u0131n organik b\u00fct\u00fcnlerce kapsanmas\u0131 i\u015fini m\u00fckemmelle\u015ftirmeye imk\u00e2n veriyordu. Mekani\u011fin ve end\u00fcstriyelin, elin ve zanaatin) yerini almas\u0131, kendi ba\u015f\u0131na bir felaket de\u011fildi. Tabii e\u011fer sanat\u0131n \u00f6z\u00fcnde dahiyane bir bireysellik taraf\u0131ndan kullan\u0131lan se\u00e7kin, zanaatkarca bir istidat oldu\u011funa inan\u0131lm\u0131yorsa.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Meydan okuma, \u00f6ncelikle, akademizmin resme ve anlat\u0131ya dayal\u0131 ger\u00e7ek\u00e7ili\u011fe verdi\u011fi bilin\u00e7leri ku\u015fkudan koruma g\u00f6revini, foto\u011fraf ile sineman\u0131n \u00e7ok daha iyi, \u00e7abuk ve y\u00fczbinlerce defa daha etkili bir da\u011f\u0131t\u0131mla yarine getirebilmelerinden ileri geliyordu. S\u00f6zkonusu olan g\u00f6ndergenin sabitle\u015ftirilmesi, tan\u0131nabilir bir anlamla donanaca\u011f\u0131 bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131na g\u00f6re d\u00fczenlenmesi; imaj ve sekanslar\u0131n \u00e7abucak de\u015fifre edilmesini sa\u011flayarak, al\u0131c\u0131n\u0131n kendi kimli\u011finin bilincine ve ba\u015fkalar\u0131ndan gelecek onaya kolayca ula\u015fmas\u0131na imkan veren s\u00f6zdizimi (syntax) ve s\u00f6z da\u011farc\u0131\u011f\u0131n\u0131n (lexique) tekrarlanmas\u0131 oldu\u011funda, sinema ile foto\u011fraf\u0131n, roman ve resme \u00fcst\u00fcn gelmeleri ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu imaj ve sekans yap\u0131lar\u0131 herkes aras\u0131nda ortak bir ileti\u015fim kodu olu\u015ftururlar. B\u00f6ylelikle ger\u00e7eklik etkileri ya da dilerseniz ger\u00e7ek\u00e7ili\u011fin fantazmalar\u0131 diyelim \u00e7o\u011fal\u0131r.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Ressam ve romanc\u0131, e\u011fer varolan\u0131n destek\u00e7ileri haline gelmek istemiyorlarsa ki bu durumda \u00f6nemsiz, min\u00f6r olacaklard\u0131r bu tedaviye y\u00f6nelik i\u015flevleri reddetmek zorundalar. Resmetme ve anlatma sanat\u0131n\u0131n, daha \u00f6ncekilerden devrald\u0131\u011f\u0131 kurallar\u0131 sorgulamal\u0131lar. Bu kurallar \u00e7ok ge\u00e7meden onlara &#8220;do\u011fru&#8221; olmay\u0131 engelleyen, aldatma, ba\u015ftan \u00e7\u0131karma, rahatlatma ara\u00e7lar\u0131 olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler. Resim ya da edebiyat ortak ad\u0131 alt\u0131nda, \u015fimdiye dek benzeri g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir ayr\u0131m vuku bulur. Sanat\u0131n kurallar\u0131n\u0131 yeniden g\u00f6zden ge\u00e7irmeyi reddedenler, yerle\u015fik hastal\u0131kl\u0131 ger\u00e7eklik arzusunu, kendisini tatmin edebilecek durum ve nesnelerle &#8220;uygun kurallar&#8221; arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ili\u015fkilendirip, kendilerine kitle konformizminde yer edinirler. Pornografi, film ve foto\u011fraf\u0131n tam da bu ama\u00e7 i\u00e7in kullan\u0131lmas\u0131d\u0131r. Ve giderek kitle ileti\u015fiminin meydan okumas\u0131n\u0131 g\u00f6\u011f\u00fcsleyemeyen t\u00fcm anlat\u0131 ve imaj sanatlar\u0131 i\u00e7in, genel bir model haline gelmektedir.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Plastik ve anlat\u0131sal sanatlar\u0131n kurallar\u0131m sorgulamay\u0131 kabul eder ve yeri geldi\u011finde yap\u0131tlar\u0131n\u0131 yaymak yoluyla, ku\u015fkular\u0131 payla\u015fmaya al\u0131\u015fan sanat\u00e7\u0131 ve yazarlar ise, ger\u00e7eklik ve kimlik kayg\u0131s\u0131ndaki amat\u00f6rlerce g\u00fcvenilir bulunmamaya mahkum olmu\u015f, izlenilme garantisini kaybetmi\u015f durumdad\u0131rlar. Avangardlar\u0131n diyalekti\u011fini, end\u00fcstriyel ve kitle ileti\u015fimsel realizmlerin resmetme ve anlatma sanatlar\u0131na y\u00f6neltti\u011fi meydan okumaya bu \u015fekilde ba\u011flamak m\u00fcmk\u00fcn. Duchamp&#8217;\u0131n ready made&#8217;i, ressam ve hatt\u00e2 sanat\u00e7\u0131 mesleklerinin bu aral\u0131ks\u0131z geri \u00e7ekili\u015f s\u00fcrecine i\u015faret etmekten ba\u015fka bir \u015fey yapm\u0131yordu. Thierry de Duve&#8217;\u00fcn keskin bir kavray\u0131\u015fla belirtti\u011fi modern esteti\u011fin sordu\u011fu &#8216;g\u00fczel nedir&#8217; sorusu de\u011fil, &#8216;sanatsal (ya da edebi) olan nedir&#8217; sorusudur.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Ger\u00e7ek\u00e7ilik ki tek tan\u0131m\u0131, sanattaki de dahil olmak \u00fczere, ger\u00e7eklik sorununun es ge\u00e7ilmesini ho\u015f g\u00f6rmektir her zaman akademizm ile kitsch aras\u0131nda bir yerde bulunur. \u0130ktidar\u0131n ad\u0131 parti oldu\u011funda, neo-klasik tamamlay\u0131c\u0131s\u0131yla birlikte ger\u00e7ek\u00e7ilik, deneysel avangard \u00fczerindeki zaferini iftira ve yasaklama yoluyla elde eder. Ancak yine de partinin istedi\u011fi, se\u00e7ti\u011fi ve yayd\u0131\u011f\u0131 &#8216;uygun&#8217; anlat\u0131, imaj ve formlar\u0131n, bunlar\u0131, ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fc ve s\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n uygun ila\u00e7lar\u0131 olarak talep edecek bir izleyici kitlesine ihtiyac\u0131 vard\u0131r. \u0130ki sava\u015f aras\u0131 Alman toplumunda ve devrim sonras\u0131 Rus toplumundaki ger\u00e7eklik, yani birlik, basitlik ve iletilebilirlik talebi, gerek yo\u011funluk, gerekse devaml\u0131l\u0131k bak\u0131m\u0131ndan farkl\u0131d\u0131r. Bu da Nazi ve Stalinci ger\u00e7ek\u00e7ilikleri birbirinden ay\u0131ran bir \u015feyler oldu\u011funa i\u015faret ediyor.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Sanatsal denemelere kar\u015f\u0131 sald\u0131r\u0131, politik d\u00fczey taraf\u0131ndan y\u00fcr\u00fct\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde tamam\u0131yla gericidir: Estetik yarg\u0131ya, \u015fu ya da bu yap\u0131t\u0131n, g\u00fczelin yerle\u015fik kurallar\u0131na uygunlu\u011fu \u00fcst\u00fcne karar vermek d\u00fc\u015fer sadece. Yap\u0131t\u0131n, kendini bir sanat nesnesi k\u0131lan \u00f6zelliklerden ve amat\u00f6rlerle bulu\u015fabilme olas\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan kayg\u0131lanmas\u0131 gereklili\u011finin yerini, yap\u0131ttan ve al\u0131c\u0131y\u0131 bir defada ve her zaman i\u00e7in belirleyen a priori g\u00fczel \u00f6l\u00e7\u00fctlerinin politik akademizm taraf\u0131ndan bilinip, empoze edilmesi al\u0131r. B\u00f6ylelikle kategorilerin estetik yarg\u0131daki kullan\u0131mlar\u0131 ile bilgi yarg\u0131s\u0131ndaki kullan\u0131mlar\u0131 \u00f6zde\u015fle\u015fir. Kant gibi s\u00f6ylersek, ikisi de &#8220;belirleyici yarg\u0131lar&#8221; haline gelir: \u0130fade \u00f6nce anl\u0131kta &#8220;iyice bi\u00e7imlendirilir&#8221; ve sonra deneyimden sadece bu ifadenin kapsayabilece\u011fi durumlar al\u0131konur.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u0130ktidar\u0131n ad\u0131 parti de\u011fil de sermaye oldu\u011funda, transavangardc\u0131 ya da Jencks&#8217;\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 anlamda postmodern \u00e7\u00f6z\u00fcm, anti-modern olandan daha elveri\u015fli g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Eklektizm \u00e7a\u011fda\u015f genel k\u00fclt\u00fcr\u00fcn s\u0131f\u0131r derecesini olu\u015fturuyor Reggea dinleniyor, western seyrediliyor, \u00f6\u011flen Mc Donald&#8217;da yeniyor, ak\u015fam yerel mutfaklar\u0131n tad\u0131na bak\u0131l\u0131yor. Tokyo&#8217;da parizyen parf\u00fcmler kullan\u0131l\u0131yor, Hong Kong&#8217;da r\u00e9tro giyiniliyor. Bilgi televizyon oyunlar\u0131na malzeme olmu\u015f durumda. Eklektik yap\u0131tlar i\u00e7in al\u0131c\u0131-izleyici bulmak kolay. Sanat kendini kitsch k\u0131larak, amat\u00f6r\u00fcn be\u011fenisinde h\u00fck\u00fcm s\u00fcren d\u00fczensizli\u011fi poh pohluyor. Galeri sahibi, sanat\u00e7\u0131, ele\u015ftirmen, hepsi bu &#8216;ne olursa olsunculuk&#8217;ta anla\u015f\u0131yorlar. Zaman, gev\u015femenin ve rahatl\u0131\u011f\u0131n zaman\u0131. Ama bu &#8216;ne olursa olsun&#8217; realizmi, ger\u00e7ekte paran\u0131n realizmi; estetik \u00f6l\u00e7\u00fctlerin yoklu\u011funda, yap\u0131tlar\u0131n de\u011ferini, k\u00e2rl\u0131l\u0131klar\u0131yla \u00f6l\u00e7mek m\u00fcmk\u00fcn ve yararl\u0131 oluyor. Nas\u0131l ki sermaye, al\u0131m g\u00fcc\u00fcne sahip olmalar\u0131 ko\u015fuluyla, kendini b\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7lara uydurabiliyorsa, bu realizm de kendini b\u00fct\u00fcn e\u011filimlere uydurabiliyor. Be\u011feniye gelince, vakit ge\u00e7irmek ya da vurgun yapmak i\u00e7in, ince olmak gerekmiyor. Estetik aray\u0131\u015f \u00e7ifte tehdit alt\u0131nda: Bir yandan &#8220;k\u00fclt\u00fcr politikas\u0131&#8221; di\u011fer yandan sanat ve yay\u0131n pazar\u0131. Ona kimi zaman biri, kimi zaman da di\u011feri, y\u00f6netildikleri kamu taraf\u0131ndan mevcudiyeti onaylanm\u0131\u015f, konulara uygun yap\u0131tlar vermesini tavsiye ediyor. Ve iyi yap\u0131lm\u0131\u015f olmalar\u0131 i\u00e7in bu yap\u0131tlar\u0131n, kamunun, i\u00e7inde neden bahsedildi\u011fini tan\u0131yabilece\u011fi, anlat\u0131lmak isteneni anlayabilece\u011fi, her durumda bunlar\u0131 kabul ya da reddedebilece\u011fi ve hatt\u00e2 m\u00fcmk\u00fcnse kabul ettiklerinin ona bir avuntu, bir destek sa\u011flayabilece\u011fi bir bi\u00e7imde yap\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 gerekiyor.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Y\u00fcce ve Avangard<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Mekanik ve end\u00fcstriyel sanatlar\u0131n g\u00fczel sanatlarla ili\u015fkisi \u00fczerine yapt\u0131\u011f\u0131m yorum, her ne kadar kendi plan\u0131 i\u00e7inde kabul edilebilir olsa da, senin de teslim edece\u011fin gibi, olduk\u00e7a toplumbilimsellestirici ve tarihselle\u015ftirici, yani tek\u00e7izgisel kal\u0131yor. Benjamin ve Adorno&#8217;nun \u00fcst\u00fc \u00f6rt\u00fck bir bi\u00e7imde s\u00f6ylediklerinin \u00fczerinde dururken, \u015funu da hat\u0131rlamak gerek ki, bilim ve end\u00fcstri de, ger\u00e7ekli\u011fe y\u00f6nelik ku\u015fkunun kar\u015f\u0131s\u0131nda, sanat ve edebiyattan daha fazla korunmu\u015f de\u011filler. Aksine inanmak, bilimler ve teknolojilerin \u015feytani i\u015flevselcili\u011fine ili\u015fkin a\u015f\u0131r\u0131 h\u00fcmanist bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye kap\u0131lmak olur. Tekno-bilimin, bug\u00fcnk\u00fc bask\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131, yani bili\u015fsel s\u00f6zcelerin teknik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcn\u00fc olu\u015fturan, m\u00fcmk\u00fcn en \u00fcst performans\u0131 elde etmek amac\u0131na yo\u011fun ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131 yads\u0131namaz. Ama mekanik ve end\u00fcstriyel, \u00f6zellikle geleneksel olarak sanat\u00e7\u0131ya ayr\u0131lm\u0131\u015f alana girdiklerinde, art\u0131k iktidar etkilerinden tamamen farkt\u0131 bir \u015feyin ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131s\u0131 olurlar. Bilimsel bilginin ve kapitalist ekonominin \u00fcr\u00fcn\u00fc olan nesneler ve d\u00fc\u015f\u00fcnceler, kendileriyle birlikte, varolma olanaklar\u0131n\u0131n ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011fu kurallardan birini de yayarlar. Taraflar\u0131n bilgiler ve angajmanlar \u00fcst\u00fcne vard\u0131klar\u0131 konsensusun tan\u0131kl\u0131k etti\u011finin d\u0131\u015f\u0131nda, bir ger\u00e7ekli\u011fin varolmamas\u0131 kural\u0131d\u0131r bu.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Bu kural\u0131n sonu\u00e7lan da k\u00fc\u00e7\u00fcmsenecek gibi de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu kural, akl\u0131n ger\u00e7eklikle ilgili olarak, sahip oldu\u011funa inand\u0131\u011f\u0131 metafizik, dini ve politik g\u00fcvencelerin d\u0131\u015f\u0131na ger\u00e7ekli\u011fin ka\u00e7\u0131\u015f\u0131n\u0131n, bilim adam\u0131 ve sermaye y\u00f6neticilerinin politikalar\u0131nda b\u0131rakm\u0131\u015f oldu\u011fu izdir. Ger\u00e7ekli\u011fin bu geri \u00e7ekili\u015fi, kapitalizmin ve bilimin do\u011fu\u015fu i\u00e7in vazge\u00e7ilmezdir. Aristocu hareket teorisine y\u00f6nelik bir ku\u015fku olmaks\u0131z\u0131n fizik; korporatizm, merkantilizm ve f\u00eezyokratizmin \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fclmesi olmadan da end\u00fcstri olamaz. Hangi tarihte ba\u015flam\u0131\u015f olursa olsun modernlik, ba\u015fka ger\u00e7ekliklerin icad edilmesiyle birlikte, ger\u00e7ekli\u011fin azger\u00e7ekli\u011fi&#8217;nin ke\u015ffedilmesi ve inanc\u0131n sars\u0131lmas\u0131 olmaks\u0131z\u0131n ilerlemez.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Bu &#8220;azger\u00e7eklik&#8221;, tarihselle\u015ftirici bir yoruma d\u00fc\u015fmeden, ne anlama gelir? Deyimin elbette Nietzsche&#8217;nin nihilizm olarak adland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 \u015feyle bir akrabal\u0131\u011f\u0131 var. Ama ben, Kant\u00e7\u0131 &#8216;y\u00fcce&#8217; temas\u0131nda, Nietzsche&#8217;ci perspektif\u00e7ilikten daha \u00f6nceki bir bi\u00e7imleni\u015fini g\u00f6r\u00fcyorum. Modern sanat\u0131n (buna edebiyat da dahil) dayana\u011f\u0131n\u0131, avangardlar\u0131n mant\u0131\u011f\u0131n\u0131n da aksiyomlar\u0131n\u0131, y\u00fccenin esteti\u011finde buldu\u011fumu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum \u00f6zellikle. Kant&#8217;a g\u00f6re, y\u00fcce duygusu ki ayn\u0131 zamanda y\u00fccenin duygusudur, g\u00fc\u00e7l\u00fc ve anla\u015f\u0131lmaz, ikircikli bir duygudur: Ayn\u0131 zamanda hem haz, hem de ac\u0131 ihtiva eder. Daha do\u011frusu, burada haz ac\u0131dan kaynaklan\u0131r. Ba\u015fkalar\u0131n\u0131n nevroz ya da mazo\u015fizm olarak adland\u0131rd\u0131klar\u0131 bu \u00e7eli\u015fki, Augustinus ve Descartes&#8217;dan geleli ve Kant&#8217;\u0131n da radikal bir bi\u00e7imde sorgulamad\u0131\u011f\u0131 \u00f6zne felsefesi gelene\u011fi i\u00e7inde, \u00f6znenin yetiler-kavramla\u015ft\u0131rma yetisi ile &#8220;g\u00f6sterme&#8221; (pr\u00e9senter) yetisi-aras\u0131nda bir \u00e7at\u0131\u015fma olarak geli\u015fir. Bilgi, \u00f6nce s\u00f6zcenin anla\u015f\u0131labilirli\u011fi ve sonra da kendisine &#8220;uygun d\u00fc\u015fen&#8221; &#8220;durumlar\u0131n deneyden elde edilebilirli\u011fi ile ko\u015fullanm\u0131\u015ft\u0131r. G\u00fczelli\u011fin varolma ko\u015fulu ise, duyarl\u0131k taraf\u0131ndan, \u00f6nceden verili hi\u00e7bir kavramsal belirlenme olmaks\u0131z\u0131n iletilen &#8220;durum&#8221;(sanat yap\u0131t\u0131) kar\u015f\u0131s\u0131nda, bu yap\u0131t\u0131n uyand\u0131rd\u0131\u011f\u0131, her t\u00fcrl\u00fc yarardan ba\u011f\u0131ms\u0131z haz duygusunun ilke olarak evrensel (pratik olarak da belki hi\u00e7bir zaman sa\u011flanamayacak) bir konsensusa \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yor olmas\u0131d\u0131r.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Be\u011feni b\u00f6ylece kavramla\u015ft\u0131rma kapasitesi ile, kavrama tekab\u00fcl eden bir nesneyi g\u00f6z\u00f6n\u00fcne getirme, g\u00f6sterme yetisi aras\u0131nda, Kant&#8217;\u0131n &#8216;refleksif&#8217; yarg\u0131 dedi\u011fi yarg\u0131 t\u00fcr\u00fcne yol a\u00e7an belirlenmemi\u015f, kurals\u0131z bir uyumun, haz kipi alt\u0131nda ya\u015fanabilece\u011fine tan\u0131kl\u0131k eder. Y\u00fcce ise ba\u015fka bir duygudur. \u00d6ncekilerin aksine, imgelem, prensipte bile olsa, kavrama uygun d\u00fc\u015fen bir nesne g\u00f6stermekte ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa u\u011frad\u0131\u011f\u0131nda, &#8216;y\u00fcce&#8217; ortaya \u00e7\u0131kar. Evren (varolan\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc) ide&#8217;sine sahibiz, ama buna bir \u00f6rnek g\u00f6stermek yetene\u011finden yoksunuz. Basit (b\u00f6l\u00fcnmez) ide&#8217;sine sahibiz, ama bu ide&#8217;yi kendisine bir \u00f6rnek te\u015fkil edecek, duyumsanabilir bir nesne arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla g\u00f6r\u00fcn\u00fcr k\u0131lam\u0131yoruz. Mutlak olarak b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc, mutlak olarak g\u00fc\u00e7l\u00fcy\u00fc kavramla\u015ft\u0131rabiliyoruz, ama bu mutlak b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve g\u00fcc\u00fc &#8220;g\u00f6sterme&#8221;ye y\u00f6nelik her t\u00fcrl\u00fc g\u00f6sterim ac\u0131 verecek kadar yetersiz g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor bize. Dolay\u0131s\u0131yla t\u00fcm bunlar, yani g\u00f6sterimleri imkans\u0131z ide&#8217;ler, ger\u00e7ekli\u011fe (deneye) ili\u015fkin hi\u00e7bir \u015fey bildirmiyorlar, g\u00fczellik duygusunu uyand\u0131ran, yetilerin \u00f6zg\u00fcr uyumunu da, imkans\u0131z k\u0131l\u0131yorlar, be\u011feninin olu\u015fumunu ve sabitle\u015fmesini engelliyorlar. Bunlar\u0131n g\u00f6sterilmez olduklar\u0131 s\u00f6ylenebilir.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Diderot&#8217;nun deyimiyle, &#8220;k\u00fc\u00e7\u00fck tekni\u011fi&#8221;ni g\u00f6sterilemezin varoldu\u011funu g\u00f6stermeye hasretmi\u015f sanat\u0131, modern olarak adland\u0131raca\u011f\u0131m. Kavramla\u015ft\u0131r\u0131labilir, ama ne g\u00f6r\u00fclebilir ne de g\u00f6sterilebilir bir \u015feyin varoldu\u011funu g\u00f6stermek: \u0130\u015fte modern resmin davas\u0131 bu. Ama g\u00f6r\u00fclebilemez bir \u015feyin varoldu\u011fu nas\u0131l g\u00f6sterilecek? Bizzat Kant, g\u00f6sterilemez olan\u0131n m\u00fcmk\u00fcn bir i\u015faretini bi\u00e7imsizlik, bi\u00e7im yoklu\u011fu diye adland\u0131rarak, izlenecek y\u00f6n\u00fc g\u00f6steriyor. \u0130mgelemin sonsuzun (di\u011fer bir g\u00f6sterilemez) bir g\u00f6sterimini ararken kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131, i\u00e7i bo\u015f soyutlama&#8217;yla ilgili olarak da, bu soyutlaman\u0131n bizzat kendisinin, sonsuzun bir g\u00f6sterimi, olumsuz g\u00f6sterimi oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyor. &#8220;&#8230; Hi\u00e7 suretini yapmayacaks\u0131n, vs&#8230;&#8221; (\u00c7\u0131k\u0131\u015f 20,4)&#8217;dan, mutla\u011f\u0131n her t\u00fcrl\u00fc g\u00f6sterimini yasaklamas\u0131 anlam\u0131nda, \u0130ncil&#8217;in en y\u00fcce b\u00f6l\u00fcm\u00fc olarak s\u00f6z ediyor. Y\u00fcce resim esteti\u011finin bir eskizini yapmak i\u00e7in bu g\u00f6zlemlere eklenecek \u00e7ok bir \u015fey yok asl\u0131nda: Resim olarak elbette bir \u015fey &#8220;g\u00f6sterecek&#8221;, ama olumsuz olarak, fig\u00fcrasyon ve temsilden ka\u00e7\u0131nacak, bir Malev\u0131tch karesi gibi beyaz olacak; g\u00f6sterecek, ama g\u00f6rmeyi imkans\u0131z k\u0131larak, hazz\u0131 ancak ac\u0131 vererek \u00fcretecek. Resmin avangardlar\u0131 kendilerini, g\u00f6r\u00fcn\u00fcr g\u00f6sterimlerle, g\u00f6sterilemez olan\u0131 ima etmeye vakfettikleri \u00f6l\u00e7\u00fcde, yukar\u0131daki a\u00e7\u0131klamalarda onlar\u0131n aksiyomlar\u0131n\u0131 buluyoruz. Bu g\u00f6revin (ad\u0131na ya da sayesinde), savunulmas\u0131 ve hakl\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 i\u00e7in \u00f6ne s\u00fcr\u00fclen nedenlerin olu\u015fturdu\u011fu sistemler, b\u00fcy\u00fck bir dikkati hakkediyorlar, ama bunlar, y\u00fcceyi me\u015fru k\u0131lmak, yani maskelemek i\u00e7in, yine y\u00fcceye y\u00f6nelik bir e\u011filimden yola \u00e7\u0131karak \u015fekillenebiliyorlar. S\u00f6zkonusu nedenler, Kant&#8217;\u00e7\u0131 &#8221;y\u00fcce&#8217; felsefesinde i\u00e7erileri, ger\u00e7ekli\u011fin kavramla ortak \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc (incommensurabilite) dikkate al\u0131nmad\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece a\u00e7\u0131klanamazlar.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Farkl\u0131 avangardlar\u0131n, insanlar\u0131 ger\u00e7ekli\u011fe inand\u0131rma ara\u00e7lar\u0131 olan resim tekniklerini dikkatle inceleyerek, ger\u00e7ekli\u011fi nas\u0131l adeta a\u015fa\u011f\u0131lay\u0131p, k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fcklerinin ayr\u0131nt\u0131l\u0131 analizine burada girmek istemiyorum. B\u00f6lgesel ton, desen, zevklerin kar\u0131\u015f\u0131m\u0131, \u00e7izgisel perspektif, ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131n\u0131n ve aletin do\u011fas\u0131, &#8220;kurulu\u015f&#8221;, resmi asma bi\u00e7imi, m\u00fcze: Avangardlar, d\u00fc\u015f\u00fcnceyi bak\u0131\u015fa kul eden ve onu g\u00f6sterilemezden uzakla\u015ft\u0131ran g\u00f6sterimin hilelerini a\u00e7\u0131\u011fa vurmaya devam ediyorlar. E\u011fer Marcuse Habermas da, bu ger\u00e7eksizle\u015ftirme \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131, avangardlar\u0131 karakterize eden, bask\u0131c\u0131 &#8220;kar\u015f\u0131 y\u00fcceltme&#8221;nin (desublimation) bir y\u00f6n\u00fc olarak anl\u0131yorsa, bu, Kant\u00e7\u0131 y\u00fcceyi, Freudcu y\u00fcceltme ile kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131yor olmas\u0131ndan ve esteti\u011fin, onun i\u00e7in g\u00fczelin esteti\u011fi olarak kalmas\u0131ndad\u0131r.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Postmodern<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Pek\u00e2la \u00f6yleyse postmodern nedir? \u0130maj\u0131n ve anlat\u0131n\u0131n kuralar\u0131na y\u00f6neltilmi\u015f ba\u015fd\u00f6nd\u00fcr\u00fcc\u00fc sorgulama \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda, ald\u0131\u011f\u0131 ya da alamad\u0131\u011f\u0131 yer nedir? Modernin bir par\u00e7as\u0131n\u0131 olu\u015fturdu\u011fu muhakkak: Devral\u0131nan her \u015feyden, bu daha ge\u00e7en g\u00fcnden devral\u0131nm\u0131\u015f olsa bile, (modo, modo diye yaz\u0131yordu. P\u00e9trone) ku\u015fkulan\u0131lmal\u0131d\u0131r. C\u00e9zanne hangi uzama \u00e7atar? \u0130zlenimcilerinkine. Picasso ve Braque&#8217;\u0131 \u00d6fkelendiren nesne ise Cesanne&#8217;\u0131nkidir. Duchamp ise 1912&#8217;de, k\u00fcbist bile olsa, bir tablo yapmak gerekti\u011fi \u00f6nvarsay\u0131m\u0131n\u0131 bir kenara b\u0131rak\u0131r. Buren de, Duchamp&#8217;m yap\u0131t\u0131nda dokunulmadan kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc ba\u015fka bir \u00f6nvarsay\u0131m\u0131 sorguya \u00e7eker Yap\u0131t\u0131n sunulu\u015f mekan\u0131.Ku\u015faklar \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir h\u0131zlanmayla ko\u015fu\u015ftururlar. Bir yap\u0131t ancak \u00f6nce postmodernse, modern olabilir. B\u00f6yle anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, postmodernlik nihayetine varm\u0131\u015f modernizm de\u011fil, do\u011fum halindeki modernizmdir ve bu s\u00fcreklilik arz eder.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Yine de kelimenin bu bir miktar mekanist kabul\u00fcyle yetinmek istemem. E\u011fer modernli\u011fin, ger\u00e7e\u011fin geri \u00e7ekili\u015fi i\u00e7inde, g\u00f6sterilebilir ile kavramsalla\u015ft\u0131r\u0131labilirin y\u00fcce ili\u015fkisine g\u00f6re geli\u015fti\u011fi do\u011fruysa, bu ili\u015fkinin i\u00e7inde, m\u00fczisyen gibi konu\u015fursak, iki farkl\u0131 makam ay\u0131rdedilebilir. Bir yandan g\u00f6sterme yetisinin g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc, insani \u00f6znenin ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 mevcudiyet (presence) nostaljisi ve bu \u00f6zneyi her \u015feye ra\u011fmen harekete ge\u00e7iren karanl\u0131k ve beyhude istem vurgulanabilir. Ya da \u00f6te yandan, kavramsalla\u015ft\u0131rma yetisinin g\u00fcc\u00fc, b\u00f6yle s\u00f6ylemek gerekirse, insand\u0131\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 (Apollinaire&#8217;in modern sanat\u00e7\u0131lardan talep etti\u011fi niteliktir bu) insand\u0131\u015f\u0131 \u00e7\u00fcnk\u00fc insani duyarl\u0131k ya da imgelemin, insan\u0131n kavramla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131na uyum sa\u011flay\u0131p sa\u011flayamamas\u0131, anl\u0131\u011f\u0131n belirleyebilece\u011fi bir \u015fey de\u011fildir ve yeni, sanatsal, resimsel ya da bamba\u015fka oyun kurallar\u0131 icat etmenin yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 haz ve varl\u0131k \u00e7o\u011falmas\u0131 da vurgulanabilir. Baz\u0131 adlar\u0131n avangarda tarih tablosu \u00fczerinde karikat\u00fcrel bir da\u011f\u0131l\u0131m\u0131, sana s\u00f6ylemek istedi\u011fimi a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatacakt\u0131r Melankoli taraf\u0131nda Alman d\u0131\u015favurumcular\u0131, yenilik (novatio) taraf\u0131nda Picasso Braque; birinci tarafta Malevitch, ikicisinde Lissitzky, birincide Chirico, di\u011ferinde Duchamp. Bu iki makam\u0131 ay\u0131ran farkl\u0131l\u0131k \u00e7ok c\u00fczi olabilir, bunlar \u00e7o\u011fu zaman ayn\u0131 yap\u0131tta ve neredeyse ay\u0131rdedilemez bir bi\u00e7imde bir arada bulunurlar, ama yine de bu iki makam, d\u00fc\u015f\u00fcncenin kaderinin uzun s\u00fcreden beri i\u00e7inde bi\u00e7imlendi\u011fi ve bi\u00e7imlenece\u011fi, \u00fcz\u00fcnt\u00fc ile deneme aras\u0131ndaki ihtilafa (differend) tan\u0131kl\u0131k ederler.<\/p>\n<p>Yetisinin g\u00fcc\u00fc, b\u00f6yle s\u00f6ylemek gerekirse, insand\u0131\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 (Apollinaire&#8217;in modern sanat\u00e7\u0131lardan talep etti\u011fi niteliktir bu) insand\u0131\u015f\u0131 \u00e7\u00fcnk\u00fc insani duyarl\u0131k ya da imgelemin, insan\u0131n kavramla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131na uyum sa\u011flay\u0131p sa\u011flayamamas\u0131, anl\u0131\u011f\u0131n belirleyebilece\u011fi bir \u015fey de\u011fildir ve yeni, sanatsal, resimsel ya da bamba\u015fka oyun kurallar\u0131 icat etmenin yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 haz ve varl\u0131k \u00e7o\u011falmas\u0131 da vurgulanabilir. Baz\u0131 adlar\u0131n avangarda tarih tablosu \u00fczerinde karikat\u00fcrel bir da\u011f\u0131l\u0131m\u0131, sana s\u00f6ylemek istedi\u011fimi a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatacakt\u0131r Melankoli taraf\u0131nda Alman d\u0131\u015favurumcular\u0131, yenilik (novatio) taraf\u0131nda Picasso Braque; birinci tarafta Malevitch, ikicisinde Lissitzky, birincide Chirico, di\u011ferinde Duchamp. Bu iki makam\u0131 ay\u0131ran farkl\u0131l\u0131k \u00e7ok c\u00fczi olabilir, bunlar \u00e7o\u011fu zaman ayn\u0131 yap\u0131tta ve neredeyse ay\u0131rdedilemez bir bi\u00e7imde bir arada bulunurlar, ama yine de bu iki makam, d\u00fc\u015f\u00fcncenin kaderinin uzun s\u00fcreden beri i\u00e7inde bi\u00e7imlendi\u011fi ve bi\u00e7imlenece\u011fi, \u00fcz\u00fcnt\u00fc ile deneme aras\u0131ndaki ihtilafa (differend) tan\u0131kl\u0131k ederler.<\/p><\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Proust&#8217;un yap\u0131t\u0131 ve Joyce&#8217;unki, ikisi de mevcudiyete kendini teslim etmeyen bir \u015feye im\u00e2da bulunurlar. Yak\u0131n bir zaman \u00f6nce Paola Fabbri&#8217;nin dikkatimi \u00e7ekti\u011fi bu im\u00e2, belki de y\u00fccenin esteti\u011fine ait yap\u0131tlar i\u00e7in vazge\u00e7ilmez bir ifade bi\u00e7imidir. Proust&#8217;da bu im\u00e2n\u0131n bedelini \u00f6demek i\u00e7in, zaman\u0131n a\u015f\u0131r\u0131 yo\u011funlu\u011fu tehdidi alt\u0131ndaki bilincin \u00f6zde\u015fli\u011finden vazge\u00e7ilir. Oysa Joyce&#8217;da, kitab\u0131n ve edebiyat\u0131n a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011f\u0131na maruz kalm\u0131\u015f yaz\u0131 tarz\u0131n\u0131n \u00f6zde\u015fli\u011fidir bu bedeli \u00f6deyen. Proust g\u00f6sterilemezi, s\u00f6zdizimi ve s\u00f6z da\u011farc\u0131\u011f\u0131 bak\u0131m\u0131ndan, b\u00fct\u00fcnsel bir dil ve i\u015flem \u00f6\u011felerinin b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011funu kullanarak, yine de romanesk anlat\u0131m t\u00fcr\u00fcne ait bir \u00fcslup arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla g\u00fcndeme getirir. Edebi kurumun, Proust&#8217;a Balzac ve Flaubert&#8217;den miras kalan bi\u00e7imi alt\u00fcst edilmi\u015ftir ku\u015fkusuz: \u015e\u00f6yle ki, kahraman bir ki\u015filik de\u011fil, o zaman\u0131n i\u00e7 bilincidir, Flaubert taraf\u0131ndan bozulan \u00f6yk\u00fclemenin artzamanl\u0131\u011f\u0131 da, anlat\u0131m i\u00e7in se\u00e7ilen sesten \u00f6t\u00fcr\u00fc yeniden sorgulanm\u0131\u015f olur. Ama bu arada kitab\u0131n birli\u011fi, s\u00f6z konusu bilincin odysea&#8217;s\u0131, b\u00f6l\u00fcmden b\u00f6l\u00fcme geri at\u0131lm\u0131\u015f olsa da, bozulmu\u015f de\u011fildir. Yaz\u0131 tarz\u0131n\u0131n, bitimsiz anlat\u0131m\u0131n labirenti boyunca kendi kendiyle \u00f6zde\u015f kalmas\u0131, Tin&#8217;in Fenomenolojisi&#8217;nin birli\u011fi ile kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131labilecek bu birli\u011fi sa\u011flamaya yeter. Joyce ise g\u00f6sterilemezi bizzat yaz\u0131 tarz\u0131nda, g\u00f6sterende sezdirtir. Bilinen anlat\u0131m ve hatt\u00e2 \u00fcslup operat\u00f6rleri gam\u0131, b\u00fct\u00fcn\u00fcn birli\u011fini koruma kaygusu olmaks\u0131z\u0131n riske at\u0131l\u0131r; yeni operat\u00f6rler denenir. Edebi dilin grameri ve s\u00f6z hazinesi art\u0131k veri olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p, g\u00f6sterilmeze at\u0131fta bulunmay\u0131 engelleyen (Nietzsche&#8217;nin dedi\u011fi gibi) bir sofuluktan do\u011fan rit\u00fceller, kat\u0131l\u0131klar olarak belirir.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\"><span style=\"white-space: pre;\">\u00a0<\/span><\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u0130\u015fte ihtilaf: Modern estetik bir y\u00fcce esteti\u011fidir, ama nostaljiktir, g\u00f6sterilemeze sadece namevcut bir i\u00e7erik olarak at\u0131fta bulunmaya imkan verir. Ama bi\u00e7im, tan\u0131nabilir istikrar\u0131 ile bakana ve okuyana teselli ve haz i\u00e7in malzeme sunmaya devam eder. Oysa bu duygular, hakiki y\u00fcce duygusunu olu\u015fturmazlar. Y\u00fcce, hazz\u0131n ve ac\u0131n\u0131n \u00f6zg\u00fcn bir bile\u015fimidir; akl\u0131n her t\u00fcrl\u00fc g\u00f6sterimi a\u015fmas\u0131n\u0131n hazz\u0131 ve imgelemin ya da duyarl\u0131\u011f\u0131n kavramla boy \u00f6l\u00e7\u00fc\u015fememesinin ac\u0131s\u0131d\u0131r.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Bu durumda postmodern, modernin i\u00e7inde g\u00f6sterilmezi, bizzat g\u00f6sterimin kendinde \u00f6ne \u00e7\u0131karan; uygun formlar\u0131n tesellisi ile imkans\u0131z\u0131n nostaljisini hep birlikte ya\u015famaya elveren be\u011feni konsensusunu reddeden; yeni g\u00f6sterimleri, tad\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmak i\u00e7in de\u011fil, ama g\u00f6sterilemezin varoldu\u011funu daha iyi hissettirmek i\u00e7in ara\u015ft\u0131rand\u0131r. Postmodern bir yazar ya da sanat\u00e7\u0131, bir filozof konumundad\u0131r, yazd\u0131\u011f\u0131 metin, \u00fcretti\u011fi yap\u0131t, prensip olarak, \u00f6nceden yerle\u015fmi\u015f kurallar taraf\u0131ndan y\u00f6netilmez ve belirli bir yarg\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, bilinen kategorilerin bu metne, bu yap\u0131ta uygulanmas\u0131yla yarg\u0131lanamaz. Bu kurallar ve kategoriler, yap\u0131t\u0131n aramakta olduklar\u0131d\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla sanat\u00e7\u0131 ve yazar, kurals\u0131z ve yap\u0131lm\u0131\u015f olacak olan&#8217;\u0131n kurallar\u0131n\u0131 olu\u015fturmak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Bu y\u00fczdendir ki, yap\u0131t ve metin olay niteli\u011fini ta\u015f\u0131rlar. Ve yine bundan \u00f6t\u00fcr\u00fcd\u00fcr ki, yarat\u0131c\u0131lar\u0131 i\u00e7in gecikirler ya da bu da ayn\u0131 kap\u0131ya \u00e7\u0131kar seferberlikleri hep \u00e7ok erken ba\u015flar. Postmodernin, &#8216;gelecek zaman\u0131n ge\u00e7mi\u015fi&#8217; paradoksuyla anla\u015f\u0131lmas\u0131 gerekir.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Bana \u00f6yle geliyor ki, deneme (Montaigne) postmodern fragman (Athaeneum &#8211; Schlegel karde\u015flerin kurduklar\u0131, Alman Romantikleri&#8217;nin dergisi. \u00e7.n.) ise moderndir.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Son olarak, \u015funu a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtmek gerek: Bize d\u00fc\u015fen ger\u00e7ekli\u011fi sa\u011flamak de\u011fil, g\u00f6sterilemeyen kavranabilir i\u00e7in yeni imalar icat etmektir. Bu g\u00f6revden, &#8220;dil oyunlar\u0131&#8221; aras\u0131nda en ufak bir uzla\u015fma bile sa\u011flamas\u0131 beklenemez. Kant yetiler ad\u0131 alt\u0131nda, dil oyunlar\u0131n\u0131 bir u\u00e7urumun ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve ancak a\u015fk\u0131n bir yan\u0131lsaman\u0131n (Hegel&#8217;inki) onlar\u0131 ger\u00e7ek bir birlik i\u00e7inde b\u00fct\u00fcnle\u015ftirmeyi umabilece\u011fini biliyordu. Ama ayn\u0131 zamanda, bu yan\u0131lsaman\u0131n bedelinin ter\u00f6r oldu\u011funu da bilmekteydi. 19. ve 20.yy&#8217;lar, ter\u00f6rden yana g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fc yeterince doyurdu. Kavram ile duyular\u0131n, saydam deneyim ile iletilebilir deneyimin uzla\u015fmas\u0131na duyulan nostaljinin, bir ve b\u00fct\u00fcn nostaljisinin bedelini yeterince \u00f6dedik. Genel gev\u015feme ve \u00e7at\u0131\u015fma talebinin alt\u0131nda ter\u00f6re yeniden ba\u015flama, ger\u00e7ekli\u011fi kucaklama fantazmas\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirme arzusunun homurdand\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyuyoruz, Cevap; B\u00fct\u00fcne kar\u015f\u0131 sava\u015fal\u0131m, g\u00f6sterilemeze tan\u0131kl\u0131k edelim, ihtilaflar\u0131 \u015fiddetlendirelim, ismin onurunu kurtaral\u0131m.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\n<div>\u00a0<\/div>\n<div>J.-F. Lyotard<\/div>\n<div>\u00a0<\/div>\n<div>Thomas E. Carol&#8217;a<\/div>\n<div>Milano, 15 May\u0131s 1982<\/div>\n<div>Bir Talep<\/div>\n<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">T\u00fcrk\u00e7esi: Dumrul Sabuncuo\u011flu<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">\u00a0<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">NOTLAR<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">* Le Postmoderne expliqu\u00e9 aux enfants; ed. Galil\u00e9e, 1986 Paris.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">** Deleuze\/Guattari&#8217;nin kitaplar\u0131.<\/div>\n<div style=\"text-align: justify;\">Kaynak: Postmodernizm, Jameson, Lyotard, Habermas, Zek\u00e2, 1990, K\u0131y\u0131 Yay\u0131nlar\u0131<\/div>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Bir gev\u015feme, vazge\u00e7me d\u00f6nemindeyiz. Zaman\u0131n renginden s\u00f6z ediyorum. Sanatlarda ve di\u011fer alanlarda denemeleri, deneyleri durdurmak i\u00e7in, d\u00f6rt bir taraftan s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131yoruz. Ger\u00e7ek\u00e7ilik ak\u0131mlar\u0131n\u0131 y\u00fccelten ve yeni bir \u00f6zelli\u011fin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan yana olan bir sanat tarih\u00e7isini okudum. Resim piyasas\u0131nda Transavangardizm&#8217;i yay\u0131p, satan bir sanat ele\u015ftirmenini okudum. Mimarlar\u0131n, postmodernizm ad\u0131 alt\u0131nda, Bauhaus projesinden yakay\u0131 s\u0131y\u0131rmakta olduklar\u0131n\u0131 okudum: \u0130\u015flevcilik [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[43],"tags":[],"class_list":{"0":"post-711","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-postmodernizm"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"Bir gev\u015feme, vazge\u00e7me d\u00f6nemindeyiz. Zaman\u0131n renginden s\u00f6z ediyorum. Sanatlarda ve di\u011fer alanlarda denemeleri, deneyleri durdurmak i\u00e7in, d\u00f6rt bir taraftan s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131yoruz. Ger\u00e7ek\u00e7ilik ak\u0131mlar\u0131n\u0131 y\u00fccelten ve yeni bir \u00f6zelli\u011fin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan yana olan bir sanat tarih\u00e7isini okudum. Resim piyasas\u0131nda Transavangardizm&#8217;i yay\u0131p, satan bir sanat ele\u015ftirmenini okudum. Mimarlar\u0131n, postmodernizm ad\u0131 alt\u0131nda, Bauhaus projesinden yakay\u0131 s\u0131y\u0131rmakta olduklar\u0131n\u0131 okudum: \u0130\u015flevcilik [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2009-04-26T14:14:00+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"26 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard\",\"datePublished\":\"2009-04-26T14:14:00+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/\"},\"wordCount\":5272,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT\",\"articleSection\":[\"Postmodernizm\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/\",\"name\":\"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT\",\"datePublished\":\"2009-04-26T14:14:00+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#primaryimage\",\"url\":\"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT\",\"contentUrl\":\"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT\"},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard","og_description":"Bir gev\u015feme, vazge\u00e7me d\u00f6nemindeyiz. Zaman\u0131n renginden s\u00f6z ediyorum. Sanatlarda ve di\u011fer alanlarda denemeleri, deneyleri durdurmak i\u00e7in, d\u00f6rt bir taraftan s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131yoruz. Ger\u00e7ek\u00e7ilik ak\u0131mlar\u0131n\u0131 y\u00fccelten ve yeni bir \u00f6zelli\u011fin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan yana olan bir sanat tarih\u00e7isini okudum. Resim piyasas\u0131nda Transavangardizm&#8217;i yay\u0131p, satan bir sanat ele\u015ftirmenini okudum. Mimarlar\u0131n, postmodernizm ad\u0131 alt\u0131nda, Bauhaus projesinden yakay\u0131 s\u0131y\u0131rmakta olduklar\u0131n\u0131 okudum: \u0130\u015flevcilik [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2009-04-26T14:14:00+00:00","og_image":[{"url":"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"26 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard","datePublished":"2009-04-26T14:14:00+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/"},"wordCount":5272,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT","articleSection":["Postmodernizm"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/","name":"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT","datePublished":"2009-04-26T14:14:00+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#primaryimage","url":"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT","contentUrl":"https:\/\/encrypted-tbn0.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcTlVOopuSxBnbAbfqAl59VmfoHQJLNkRc7KaVPOCOEMH-X29rYT"},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2009\/04\/26\/postmodern-nedir-sorusuna-cevap-j-f-lyotard\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"Postmodern Nedir Sorusuna Cevap | J.-F. Lyotard"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/711","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=711"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/711\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=711"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=711"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=711"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}