{"id":723,"date":"2010-08-28T01:00:00","date_gmt":"2010-08-27T22:00:00","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/wordpress\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/"},"modified":"2010-08-28T01:00:00","modified_gmt":"2010-08-27T22:00:00","slug":"siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/","title":{"rendered":"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz"},"content":{"rendered":"<div style=\"text-align: justify;\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg\" border=\"0\" width=\"155\" height=\"205\" style=\"float: left;\" \/>Modern \u00e7a\u011f\u0131n -g\u00f6zlerimizin \u00f6n\u00fcnde son nefesini vermekte olan \u015fu \u00e7a\u011f\u0131n- ay\u0131r\u0131c\u0131 niteli\u011finin d\u00fcnyay\u0131 insan\u0131n \u00fczerine bina etmek, bilinci, evrenin yap\u0131s\u0131n\u0131n \u00fczerinde durdu\u011fu kaya ve har\u00e7 k\u0131lmak oldu\u011fu s\u0131k s\u0131k s\u00f6ylendi. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz \u00e7a\u011fda\u015f felsefe bu d\u00fc\u015f\u00fcnceyi t\u00fcm\u00fcyle benimsemiyor. Ama en ayk\u0131r\u0131s\u0131 oldu\u011funa inanabilece\u011fimiz d\u00fc\u015f\u00fcnce bile, bilin\u00e7te, tarihin nihai ve en y\u00fcce fethini g\u00f6rmektedir. Marks\u2019\u0131n d\u00fcnyay\u0131 bilin\u00e7 \u00fczerine oturtmad\u0131\u011f\u0131 do\u011fruysa da, o yine de tarihi, uzun bir yolculuk, bitti\u011fi noktada d\u00fc\u015fk\u00fcn insan\u0131n en sonunda kendine, yani kendi bilincine egemen olmay\u0131 ba\u015faraca\u011f\u0131 bir uzun y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f haline getirir. O zaman art\u0131k, bilin\u00e7 \u00fcretimin yasalar\u0131yla belirlenmi\u015f olmayacak ve Engels\u2019in \u00fcnl\u00fc form\u00fcl\u00fcyle s\u00f6ylersek, \u201c\u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn zorunlulu\u011fu\u201d ad\u0131m\u0131 at\u0131lm\u0131\u015f olacakt\u0131r. Tarihi ili\u015fkileri insan y\u00f6netti\u011finde, toplumsal varolu\u015f da, onlar\u0131n y\u00fck\u00fcn\u00fc \u00e7ekecek yerde, bilin\u00e7li y\u00f6nlendirilecektir, yoksa, bug\u00fcn g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, bunun tersi ya\u015fanmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>En nesnel ve en zorlu bilimlerin, herhangi bir engelle kar\u015f\u0131la\u015fmaks\u0131z\u0131n, b\u00f6ylesi bir d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00e7evresinde geli\u015fmi\u015f olmas\u0131ndan hayranl\u0131k duyulabilir. Ancak bunun nedeni,modern \u00e7a\u011flar biliminin, antik Yunan kavray\u0131\u015f\u0131ndan farkl\u0131 olarak, do\u011fan\u0131n safiyane bir yorumu -yani, do\u011fal d\u00fcnyan\u0131n nas\u0131l g\u00f6rmekteysek \u00f6ylecene yorumlan\u0131\u015f\u0131- olmaktan \u00e7ok, bir tak\u0131m olgular\u0131n do\u011frulanmas\u0131na imk\u00e2n veren nesnel ko\u015fullar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131 olu\u015fudur. Yunanl\u0131lar i\u00e7in Do\u011fa, en ba\u015fta g\u00f6r\u00fclebilir bir ger\u00e7eklikti: o, g\u00f6zlerimizin g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015feydi; bizim i\u00e7inse bir tepkiler ve g\u00fc\u00e7lendiriciler d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc, bir g\u00f6r\u00fcnmez ili\u015fkiler a\u011f\u0131d\u0131r. Modern bilim, ger\u00e7eklik parsellerini se\u00e7er ve her \u015feyden ay\u0131r\u0131r, ancak g\u00f6zlem i\u00e7in bir tak\u0131m uygun ko\u015fullar yaratt\u0131\u011f\u0131 zaman deneylerine kalk\u0131\u015f\u0131r. Bilim, bir bak\u0131ma, \u00fczerinde i\u015flem yapt\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7e\u011fi ke\u015ffetmektedir. Marks\u2019\u0131n, tarihi evrimin tamamlanmas\u0131nda insan t\u00fcr\u00fcne verdi\u011fi nihai misyon -bilincin \u00f6zerkli\u011fi ve varolu\u015fu yaratmada ve de\u011fi\u015ftirmede sahip oldu\u011fu, neredeyse yaradansal imk\u00e2n- ger\u00e7e\u011fin belirli kesimlerinde, daha \u015fimdiden modern insan taraf\u0131ndan ger\u00e7ekle\u015ftirilmi\u015ftir. Modern bilimsel d\u00fc\u015f\u00fcnceye g\u00f6re, nesnel ger\u00e7ek, ayn\u0131 zamanda da bilincin bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc ve \u00fcr\u00fcnlerinin en m\u00fckemmelidir.<\/p>\n<p>\u0130ster bilinci evrenin temeli yaps\u0131n, isterse d\u0131\u015f d\u00fcnyan\u0131n, daha \u00f6nce bir bilin\u00e7 verisine indirgenmeden etkilenmeyece\u011fini \u00f6ne s\u00fcrs\u00fcn, ya da tarihi, bilinci belirleyen ve onu sakatlayan \u015feyden a\u015fama a\u015fama kurtulu\u015f olarak g\u00f6rs\u00fcn, modern insan, evrenin ve kendi kendisinin kar\u015f\u0131s\u0131nda, ge\u00e7mi\u015ftekinden t\u00fcm\u00fcyle farkl\u0131 bir konuma sahiptir. Kopernikus devrimi, onun, evrenin merkezi de, yarad\u0131l\u0131\u015f\u0131n hakimi de olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterdi. Onu, hal edilmi\u015f ve yetim, ama kendine d\u00fcnyevi bir ikamet sa\u011flayabilecek g\u00fc\u00e7te b\u0131rakt\u0131. Bu tavr\u0131n ilk sonucu, bilindi\u011fi gibi, hayat\u0131n do\u011frulanmas\u0131 ve tarihin temeli olan kavramlar\u0131n yitirilmesiydi. Sadele\u015ftirdi\u011fimizde, kutsal, tanr\u0131sal ya da a\u015fk\u0131n s\u00f6zc\u00fckleriyle ifade etti\u011fimiz, o karma\u015f\u0131k inan\u00e7 sistemlerini s\u00f6ylemek istiyorum. Bu de\u011fi\u015fiklik yaln\u0131zca d\u00fc\u015f\u00fcnceler -her ne kadar cisimsiz veya saf d\u00fc\u015f\u00fcncelerden s\u00f6z edilemezse de- alan\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kmad\u0131, ama, daha az belirli ve \u00e7ok daha fazla etkili beyinsel inan\u00e7lar b\u00f6lgesinde de oldu. Tarihi, hatta devrimci bir de\u011fi\u015fiklikti bu, zira bir de\u011ferler d\u00fcnyas\u0131n\u0131n bir ba\u015fkas\u0131 yerine ikamesi anlam\u0131na geliyordu. Her devrim, kaybolmu\u015f kutsall\u0131klar\u0131 ikameye y\u00f6nelik, g\u00fcvenilir ve sars\u0131lmaz ilkeler \u00fczerinde yeni bir d\u00fczen kurmay\u0131 \u00f6zler. Devrim, ayn\u0131 anda imans\u0131zl\u0131k ve kutsamad\u0131r. Devrimci hareket bir imans\u0131zl\u0131kt\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc eski sembolleri y\u0131kar; ama bu yozlu\u011fa, hep, o g\u00fcne de\u011fin kutsal d\u0131\u015f\u0131 gibi kabul edilmi\u015f olan\u0131n kutsanmas\u0131 e\u015flik eder: devrim k\u00fcf\u00fcr\u2019\u00fc kutsar. B\u00fcy\u00fck reformcular, birer k\u00fcf\u00fcr ehli olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcrler, \u00e7\u00fcnk\u00fc kutsal gizleri, birer bo\u015fluk veya tamamlanmam\u0131\u015f hakikatler olmakla su\u00e7lay\u0131p, kirletmektedirler. Ve, ayn\u0131 anda da, o g\u00fcne kadar bilinmeyen ya da imana ayk\u0131r\u0131 diye kabul edilen hakikatleri kutsalla\u015ft\u0131r\u0131rlar. Buda, kastlar\u0131 reddeder ve Upani\u015fad\u2019lar\u0131n metafizi\u011finin aldat\u0131c\u0131 oldu\u011funu duyurur: ben yoktur ve atman da, aynalar\u0131n hayal k\u0131r\u0131c\u0131 bir oyunudur; \u0130sa, Judaizmle iplerini kopar\u0131r ve b\u00fct\u00fcn insanlara kurtulu\u015fu \u00f6nerir; Lao-tse, Konf\u00fc\u00e7y\u00fcs\u00e7\u00fc erdemlerle e\u011flenip onlar\u0131 mahk\u00fbm ederken, d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n g\u00fcnah diye g\u00f6sterdikleri \u015feyi ulular. Her devrim, kendisi de yeniden kutsal ilkeye d\u00f6n\u00fc\u015fen bir k\u00fcf\u00fcr\u2019\u00fcn kutsanmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7a\u011fda\u015f devrim tarihte benzeri g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir \u00f6zellik ta\u015f\u0131yor: \u00fczerinde temellendi\u011fi ilkeleri kutsamadaki g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc. Ger\u00e7ekten de, R\u00f6nesans\u2019tan ve \u00f6zellikle de \u00e7a\u011fda\u015fl\u0131\u011f\u0131n utkusunu anlat\u0131p duran Frans\u0131z \u0130htilali\u2019nden beri, tarihin can veren nefesi dokundu\u011fu anda unufak oluveren harici mitoslar ve dinler birbirini izliyor. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n ya da bilimin dininin u\u011frad\u0131\u011f\u0131 yenilgileri an\u0131msatmak m\u0131 gerekir? Ve k\u00fcf\u00fcr\u2019\u00fc, yeni ilkelerin kutsan\u0131\u015f\u0131 izleyemedi\u011fi i\u00e7in, bir bo\u015fluk olu\u015ftu bilin\u00e7te. Bu bo\u015flu\u011fun ad\u0131, laik d\u00fc\u015f\u00fcncedir. Laik d\u00fc\u015f\u00fcnce ya da tarafs\u0131zl\u0131k. Zira, \u201ctanr\u0131lar\u0131n \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc yerde, ucubeler do\u011far\u201d. Bizim ucubelerimiz soyut ve ac\u0131mas\u0131z. Vatan bir topluluk, bir toprak, somut ve elle tutulur bir b\u00fct\u00fcn olmaktan \u00e7\u0131kt\u0131, t\u00fcm be\u015feri de\u011ferlerin kurban edildi\u011fi bir fikir haline geldi: ulus. Eski -zalim veya adil, ama her zaman i\u00e7in \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi serbest- efendinin yerine, bir fikir gibi \u00f6l\u00fcms\u00fcz, bir makine gibi \u015fa\u015fmaz, her ikisi gibi kimliksiz ve de hi\u00e7bir \u015fey onu e\u011fip b\u00fckemedi\u011fi, yok edemedi\u011fi i\u00e7in de, ne yalvarmalar\u0131n, ne \u015fiddetin eri\u015febildi\u011fi Devlet ge\u00e7ti. Ko\u015futunda, tekni\u011fe tap\u0131nma ruhlar\u0131 sarmakta ve eski, b\u00fcy\u00fcl\u00fc inan\u00e7lar\u0131n yerini almakta. Ne ki b\u00fcy\u00fc, iki y\u00f6nl\u00fc bir ilkeye dayan\u0131r: evren, ritmin komuta etti\u011fi hareket halindeki bir b\u00fct\u00fcnd\u00fcr; ve insan, bu b\u00fct\u00fcnle, ya\u015fayan bir ili\u015fki i\u00e7indedir. Her \u015fey de\u011fi\u015fir, \u00e7\u00fcnk\u00fc her \u015fey birbiriyle ileti\u015fim halindedir. De\u011fi\u015fim, insan\u0131n da terimlerinden bir tanesi oldu\u011fu, o engin ya\u015famsal toplulu\u011fun ifadesidir. E\u011fer benzerliklerin kap\u0131lar\u0131n\u0131 a\u00e7an do\u011fru s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc biliyorsak, kendi kendimizi d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrebiliriz, ta\u015f ya da y\u0131ld\u0131z olabiliriz. B\u00fcy\u00fcl\u00fc insan evrenle d\u00fczenli bir ileti\u015fim halindedir, onda kendisini tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 ve onun \u00fczerinde etkili olabildi\u011fi bir b\u00fct\u00fcn\u00fcn par\u00e7as\u0131d\u0131r. Modern insan, t\u0131pk\u0131 atas\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fcl\u00fc form\u00fcllerden yararland\u0131\u011f\u0131 gibi, teknikten yararlan\u0131yor, ama buna kar\u015f\u0131n teknik, hi\u00e7bir kap\u0131y\u0131 a\u00e7m\u0131yor ona. Tersine, do\u011fayla ve t\u00fcrde\u015fleriyle her t\u00fcrden temas imk\u00e2n\u0131n\u0131 da kapat\u0131yor: do\u011fa, niteliklerin ortadan \u00e7ekilerek saf niceliklere d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc, karma\u015f\u0131k bir nedensellik ili\u015fkileri sistemi haline geliyor; ve insan\u0131n t\u00fcrde\u015fleri de ki\u015fi olmaktan \u00e7\u0131k\u0131yor, aletlere, ara\u00e7lara d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyorlar. \u0130nsan\u0131n do\u011fayla ve ba\u015fkas\u0131yla olan ba\u011f\u0131, \u00f6z\u00fcnde onu otomobiline, telefonuna ya da yaz\u0131 makinesine ba\u011flayandan farkl\u0131 de\u011fil. Nihayet, en kabas\u0131ndan safl\u0131k da -bunu siyasal mitoslarda g\u00f6rmekteyiz- pozitif akl\u0131n \u00f6teki y\u00fcz\u00fcd\u00fcr. Hi\u00e7 kimsenin inanc\u0131 yok, ama hayalleri var. G\u00fcn\u00fcn birinde hayaller u\u00e7up gidiyor ve ortada yaln\u0131zca bo\u015fluk kal\u0131yor: nihilizm ve baya\u011f\u0131l\u0131k. Laik ya da burjuva d\u00fc\u015f\u00fcncenin tarihine, Balzac\u2019\u0131n roman\u0131n\u0131n ad\u0131 verilebilir: Yitirilmi\u015f Hayaller.<\/p>\n<p>Burjuva devrimi \u00f6nce insan haklar\u0131n\u0131 ilan etti, sonra da onlar\u0131, \u00f6zel m\u00fclkiyet ve \u00f6zel giri\u015fim ad\u0131na, ayaklar alt\u0131na ald\u0131; \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc kutsal ve aziz ilan etti ve onu paran\u0131n oyunlar\u0131na teslim etti; halklar\u0131n egemenli\u011fini ve insanlar\u0131n e\u015fitli\u011fini \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc, sonra gezegeni fethetti, eski imparatorluklar\u0131 esaret i\u00e7inde eritti, Asya\u2019da, Afrika\u2019da ve Amerika\u2019da s\u00f6m\u00fcrge rejiminin deh\u015fetlerini yerle\u015ftirdi. Burjuva ideallerinin nihai kaderi istisnai de\u011fildir. \u0130mparatorluklar ve kiliseler, memurlar\u0131n\u0131 ve adamlar\u0131n\u0131, eski devrimcilerle onlar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131 aras\u0131ndan dev\u015firiyorlar. B\u00f6ylece ger\u00e7ek sorun, ilkelerin mukadder yozla\u015fmas\u0131nda de\u011fil, bunlar\u0131n bir s\u0131n\u0131f veya bir grup yarar\u0131na zoral\u0131m\u0131nda da de\u011fil, ama as\u0131l bu ilkelerin do\u011fas\u0131nda yat\u0131yor. E\u011fer insan \u00f6z\u00fc itibar\u0131yla de\u011fi\u015fimse, asla ula\u015famadan hep kendine geli\u015f olan varl\u0131ksa ve ancak \u00f6lmek i\u00e7in d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcne son veriyorsa, nas\u0131l d\u00fcnyan\u0131n temeli olabilirdi? Her devrimci hareketin kendi i\u00e7inde ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 \u00e7eli\u015fkiden nas\u0131l kurtulmal\u0131? Belki de bunun \u00fcstesinden, yaln\u0131zca bir tek devrim, b\u00fct\u00fcn devrimlerin kayna\u011f\u0131ndaki ilkeye dayanacak bir devrim gelebilir: de\u011fi\u015fiklik. Yaln\u0131zca \u201cdevrimin devrimini\u201d ger\u00e7ekle\u015ftirmek \u00fczere kendi kendine d\u00f6nebilecek bir hareket, Sezarvari \u015fiddetin veya burjuva aldatmacalar\u0131n\u0131n i\u00e7ine do\u011fru, o ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz d\u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fc \u00f6nleyebilir. B\u00f6yle bir devrim, i\u015fte, ele\u015ftirel akl\u0131n ruhban ortodokslu\u011funa, devrim an\u0131n\u0131n kutsal tarihe, y\u00f6neticinin despota ve \u00f6lm\u00fc\u015f kahraman\u0131n da ilahla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f mumyaya d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesini imkans\u0131zla\u015ft\u0131rd\u0131. \u00c7a\u011fda\u015f devrimi ondan \u00f6ncekilerden farkl\u0131 k\u0131lan \u015fey, ba\u015flang\u0131\u00e7taki ideallerin yozla\u015fmas\u0131ndan ya da kurtar\u0131c\u0131 ilkelerin yeni bask\u0131 ara\u00e7lar\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ferek soysuzla\u015fmas\u0131ndan \u00e7ok, insan\u0131 toplumun temeli olmaya hasretmedeki g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fckt\u00fcr. Ve bu g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fck de eski g\u00fc\u00e7leri devirmek i\u00e7in kullan\u0131lan ara\u00e7lar\u0131n karakterinden kaynaklanmaktad\u0131r: ele\u015ftirel ak\u0131l, ak\u0131lc\u0131 ku\u015fku.<\/p>\n<p>Ak\u0131lc\u0131 ele\u015ftiri, her zaman ki\u015fisel ve toplumsal planda, bir \u00f6zg\u00fcrle\u015fme arac\u0131 oldu. Buda, kendisini gelene\u011fin ele\u015ftirisi olarak sunar ve dinleyicilerinden, s\u00f6ylediklerini daha \u00f6nce deneyin mihengine vurmadan kabullenmemelerini ister. Budac\u0131l\u0131\u011f\u0131n -en az\u0131ndan ilk \u015fekliyle- d\u00fcnyan\u0131n temellerini a\u00e7\u0131klamaya kalk\u0131\u015fmad\u0131\u011f\u0131, ama bize bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu \u00f6nerdi\u011fi do\u011frudur. Guathama\u2019n\u0131n birtak\u0131m sorular kar\u015f\u0131s\u0131ndaki suskunlu\u011fu bundand\u0131r: \u201cDinsel hayat, evrenin edebili\u011fi dogmas\u0131na da, onun yokolabilir karakterine de ba\u011fl\u0131 de\u011fildir&#8230; Bu alandaki d\u00fc\u015f\u00fcncemiz ne olursa olsun, ger\u00e7ek \u015fudur ki do\u011fuyoruz, \u00f6l\u00fcyoruz, ya\u015flan\u0131yoruz ve sefalet, ac\u0131 ve umutsuzluk \u00e7ekiyoruz\u201d. Doktrin, bu belalar\u0131n ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 hedefler ve ele\u015ftirinin de a\u00e7\u0131k se\u00e7ik bir i\u015flevi vard\u0131r: insan\u0131 ayd\u0131nlatmak, onu ben\u2019in aldat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan ve buradan kalkarak da, arzudan kurtarmak. \u00c7a\u011fda\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnce, bunun tam tersine, ele\u015ftirel ak\u0131lda kendi dayana\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyor. Dinin yaratt\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k olarak, akl\u0131n yap\u0131lar\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131yor; onun cennetleri zaman\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda, \u00f6teki hayatta veya zamansal ak\u0131\u015f\u0131 yads\u0131yan o nurlanma an\u0131nda de\u011fil, ama zaman\u0131n ta i\u00e7inde, tarihsel s\u0131ralan\u0131\u015f\u0131n i\u00e7inde: bunlar toplumsal \u00fctopyalar. Mitos tarihin d\u0131\u015f\u0131nda yer al\u0131rken, \u00fctopya hemen burac\u0131kta, aram\u0131zdan ve \u00f6nceden belli bir zamanda, yani gelecekte, ger\u00e7ekle\u015fecek bir vaattir. Ama \u00fctopyalar, ak\u0131lc\u0131 akl\u0131n \u00fcr\u00fcnleri olarak, ak\u0131lc\u0131 ele\u015ftiriye de a\u00e7\u0131kt\u0131rlar. Kendi kendini ak\u0131lc\u0131 olarak tan\u0131mlayan -ya da \u00f6yle olmaya y\u00f6nelen- bir toplum, olsa olsa ele\u015ftireldir, yerinde duramazd\u0131r, zira ak\u0131l, her \u015feyden \u00f6nce ele\u015ftiri ve s\u0131namad\u0131r. Bu y\u00fczden ilkelerle -her toplumda bulunan- ger\u00e7ek aras\u0131ndaki uzakl\u0131k, bizde ger\u00e7ek bir \u00e7eli\u015fkiye d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyor. Ve bu, \u00fcstesinden gelinemeyecek bir \u00e7eli\u015fki. Liberal Devlet, s\u0131nama \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc ve ele\u015ftirel akl\u0131n kullan\u0131lmas\u0131na dayan\u0131r; bu ilkeleri yads\u0131mak, onun tarihsel me\u015frulu\u011funu ve de bizzat varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yads\u0131mak olurdu. Bunlardan ba\u015fkaca onu do\u011frulayan hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Ve buna ra\u011fmen, Devlet ve y\u00f6netici s\u0131n\u0131f, o s\u0131nay\u0131c\u0131 ak\u0131l ne zaman toplumsal d\u00fczeni sarsacak olsa, kuvvet kullanmakta duraksamazlar. O zaman s\u00f6zc\u00fckler de anlamlar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftiriyor, iki t\u00fcrl\u00fc anla\u015f\u0131l\u0131r hale geliyorlar: bask\u0131, sorgulama \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc ad\u0131na y\u00fcr\u00fct\u00fclmektedir. Eski toplumlarda iktidar\u0131n kullan\u0131lmas\u0131 hi\u00e7bir ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc gerektirmiyordu; zira bu iktidar\u0131n temelleri tart\u0131\u015f\u0131lm\u0131yordu; oysa modern iktidar\u0131n temelleri, \u00f6zellikle tart\u0131\u015f\u0131l\u0131r olma imk\u00e2n\u0131nda yat\u0131yor. Burjuva vicdan\u0131n\u0131 kurcalayan ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn ve gayr\u0131 me\u015fruluk duygusunun k\u00f6keni budur i\u015fte&#8230; Burjuvan\u0131n toplumu y\u00f6netmek \u00fczere takt\u0131\u011f\u0131 r\u00fctbeler de pek a\u00e7\u0131k de\u011fildir; bir el\u00e7abuklu\u011funun, bir g\u00f6z boyamac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr bunlar. Monar\u015fiyi ve soylulu\u011fu taht\u0131ndan ala\u015fa\u011f\u0131 ederken kulland\u0131\u011f\u0131 ele\u015ftiri, bug\u00fcn ona, onlar\u0131n yerini i\u015fgal etme imk\u00e2n\u0131n\u0131 vermekte. O bir f\u0131rsat\u00e7\u0131d\u0131r. Asla kabuk ba\u011flayamayan gizli bir yara gibi, modern toplum da kendi i\u00e7inde, onu yads\u0131yan ve kendi kendini yok saymaks\u0131z\u0131n ve imha etmeksizin yok saymas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir ilke ta\u015f\u0131yor. Ele\u015ftiri, onun ayn\u0131 zamanda hem g\u0131das\u0131, hem a\u011f\u0131s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu denemenin ba\u015flar\u0131nda, \u015fiirin en birincil i\u015flevinin, ki buna tarihsel i\u015flevi ad\u0131 verilebilir, kutsalla\u015ft\u0131rma ya da ki\u015fisel veya ortak bir an\u0131n\u0131n arketipe d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesi oldu\u011funu g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131m. Bu anlamda, halklar\u0131 ortaya \u00e7\u0131karan, sahiden de \u015fiirsel kelamd\u0131r. Destans\u0131z bir toplum olabilemez, \u00e7\u00fcnk\u00fc onda kendisini g\u00f6rece\u011fi, tan\u0131yaca\u011f\u0131, bulaca\u011f\u0131 kahramans\u0131z toplum olmaz. Jacob Burckhardt, modern toplumun destan\u0131n\u0131n roman oldu\u011funu fark eden ilk ki\u015filerden biriydi. Ne ki bu \u00f6nermeyle kald\u0131, itiraf ve otobiyografiden felsefi denemeye kadar uzanan, en \u00e7e\u015fitli ifade bi\u00e7imlerine a\u00e7\u0131k, \u00e7atall\u0131 bir t\u00fcr\u00fcn, destan olarak tan\u0131mlanmas\u0131ndaki \u00e7eli\u015fkiyi a\u00e7\u0131klamad\u0131.<\/p>\n<p>Roman\u0131n \u00f6zelli\u011fi, en ba\u015fta dilinden kaynaklan\u0131r. Nesir midir bu dil? Destanlar d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek olursa, elbette \u00f6yledir. Ama roman, d\u00fczyaz\u0131n\u0131n klasik t\u00fcrleriyle -deneme, s\u00f6ylev, bilimsel makale, mektup ya da tarihsel anlat\u0131- k\u0131yasland\u0131\u011f\u0131 anda, ayn\u0131 yasalara boyun e\u011fmedi\u011fi fark edilir. Naz\u0131m ve nesire ayr\u0131lm\u0131\u015f b\u00f6l\u00fcmde, nesir yazar\u0131n\u0131n, ritmin ba\u015ftan \u00e7\u0131kar\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131 sava\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 saptam\u0131\u015ft\u0131m. Nesir yazar\u0131n\u0131n yap\u0131t\u0131, dilin ritmik do\u011fas\u0131na kar\u015f\u0131 s\u00fcrekli bir tepkime i\u00e7indedir. Felsefeci d\u00fc\u015f\u00fcnceleri ak\u0131lc\u0131 bir d\u00fczene g\u00f6re s\u0131ralar; tarih\u00e7i olaylar\u0131 ayn\u0131 d\u00fcz kat\u0131l\u0131kla anlat\u0131r. Romanc\u0131 ne kan\u0131tlar, ne de anlat\u0131r: bir d\u00fcnyay\u0131 yeniden yarat\u0131r. Bir olay\u0131 aktard\u0131\u011f\u0131 do\u011fruysa da -ve o burada tarih\u00e7iye benzer-, nesnesi anlatmak de\u011fil, ama bir an\u0131, ya da bir dizi anlar\u0131 yeni ba\u015ftan ya\u015famak, bir d\u00fcnyay\u0131 yeni ba\u015ftan yaratmakt\u0131r. Dilin ritmik g\u00fc\u00e7lerine ve imgenin d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcc\u00fc erdemlerine bunun i\u00e7in ba\u015fvurur. Yap\u0131t\u0131, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bir imgedir. B\u00f6ylece, bir yandan d\u00fc\u015fler ve \u015fiirsel i\u015f g\u00f6r\u00fcr; di\u011fer yandan, mek\u00e2nlar\u0131, olgular\u0131 ve ruhlar\u0131 betimler. Onun alan\u0131, \u015fiirinkine ve tarihinkine, imgenin ve co\u011frafyan\u0131nkine, mitosun ve psikolojininkine kom\u015fu bir aland\u0131r. Hem ritim hem bilin\u00e7 sorgulamas\u0131, hem ele\u015ftiri hem imge, roman sahiden de \u00e7etrefillidir. \u00d6z\u00fcndeki \u015faibe, d\u00fczyaz\u0131 ve \u015fiir, kavram ve mitos aras\u0131ndaki s\u00fcrekli git-gelinden \u00f6t\u00fcr\u00fcd\u00fcr. \u00c7etrefillilik ve \u015faibe, roman\u0131n, \u00e7\u00f6z\u00fcmleme ve ak\u0131l, yani nesir \u00fczerine kurulmu\u015f bir toplumun destans\u0131 t\u00fcr\u00fc olmas\u0131ndan kaynaklan\u0131r.<\/p>\n<p>Destan kahraman\u0131 bir arketip, bir modeldir. Arketipler olarak, Akhilleus ve Siegfried yaralanabilinemezdirler; insan olarak, her \u00f6l\u00fcml\u00fcn\u00fcn kaderi gibidir onlar\u0131nki de: \u00f6l\u00fcm\u00fcn ya da bozgunun, kahraman\u0131n bedenine veya ruhuna s\u0131zd\u0131\u011f\u0131 gizli \u00e7atlak&#8230; Akhilleus\u2019un topu\u011fu \u00f6l\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn m\u00fchr\u00fc, be\u015feri do\u011fas\u0131n\u0131n i\u015faretidir. Ve kaderin okuyla, vurulup d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcnde, tanr\u0131sal do\u011fas\u0131n\u0131 yeniden bulur: kahramanl\u0131k, tanr\u0131sall\u0131\u011f\u0131n yeniden fethidir. Kahraman\u0131n i\u00e7inde iki \u00e2lem, do\u011fa\u00fcst\u00fc olanla be\u015feri olan \u00e7at\u0131\u015fmaktad\u0131r, ama bu kavga herhangi bir \u00e7etrefillilik gerektirmez. S\u00f6z konusu olan, bir ruhu payla\u015fmaya \u00e7al\u0131\u015fan ve sonunda birinden birinin kazanaca\u011f\u0131, iki ilkedir. Romanda b\u00f6yle bir \u015fey olamaz. Don Ki\u015fot\u2019taki ak\u0131l ve delilik, Rastignac\u2019taki kibir ve a\u015fk, Benigna\u2019daki nekeslik ve c\u00f6mertlik, tek bir tuvali olu\u015fturur. Swann i\u00e7in k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011f\u0131n nerede son bulup a\u015fk\u0131n nerede ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 asla bilinemeyecektir. \u00d6yleyse, b\u00fct\u00fcn bu ki\u015filikler, Akhilleus\u2019un, EI Cid\u2019in ya da Roland\u2019\u0131n olduklar\u0131 anlamda, birer arketip olamazlar. Akl\u0131 y\u00fcr\u00fcten ve ku\u015fkulanan kahramanlar\u0131n destan\u0131, budala m\u0131 yoksa bilge mi, aziz mi yoksa \u015feytan m\u0131 olduklar\u0131n\u0131 bilemedi\u011fimiz, ku\u015fkulu kahramanlar\u0131n destan\u0131&#8230; Pek \u00e7o\u011fu ku\u015fkucudur, daha ba\u015fkalar\u0131 d\u00fcped\u00fcz isyank\u00e2r ve toplum d\u00fc\u015fman\u0131 ve hepsi de i\u00e7inde ya\u015fad\u0131klar\u0131 d\u00fcnya ile a\u00e7\u0131k ya da gizli sava\u015f halinde. Kendi kendisiyle kavgal\u0131 bir toplumun destan\u0131. <\/p>\n<p>Ne Akhilleus, ne El Cid, zamanlar\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcncelerinden, inan\u00e7lar\u0131ndan ve kurumlar\u0131ndan ku\u015fku duyarlar. Destan\u0131n kahramanlar\u0131 kendi evrenlerinde rahatt\u0131r ve onunla ili\u015fkileri, bitkinin kendisini besleyen toprakla olan ili\u015fkisidir. Arjuna, evrensel d\u00fczeni sorgulamaya kalk\u0131\u015fmaz, toplumsal s\u0131ralan\u0131\u015f\u0131 da; Roland, efendisine kar\u015f\u0131 ba\u015ftan a\u015fa\u011f\u0131 sadakattir. Destan kahraman\u0131 asla ba\u015fkald\u0131rmaz ve kahramanl\u0131k eylemi de, genelde, efsanevi bir hata y\u00fcz\u00fcnden bozulmu\u015f olan atavi d\u00fczeni yeniden kurmaya y\u00f6neliktir. Uliseus\u2019un d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn anlam\u0131 b\u00f6yledir, ya da trajedide, Orestes\u2019in intikam\u0131n\u0131n anlam\u0131&#8230; Adalet, do\u011fal d\u00fczenin anlamda\u015f\u0131d\u0131r. Bunun kar\u015f\u0131s\u0131nda, roman kahraman\u0131n\u0131n kendinden ku\u015fkulan\u0131\u015f\u0131, onu \u00e7evreleyen ger\u00e7ekli\u011fe yay\u0131lmaktad\u0131r. Don Ki\u015fot ve \u015eanso\u2019nun g\u00f6rd\u00fckleri yelde\u011firmenleri midir, yoksa devler mi? Cervantes, bize burada, sanki se\u00e7enek yok der gibidir: bunlar, devler ve yelde\u011firmenleridir. Roman\u0131n ger\u00e7ek\u00e7ili\u011fi, bu ger\u00e7ekli\u011fin Don Ki\u015fot\u2019un d\u00fc\u015fleri ve fantazyalar\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131 olmas\u0131n\u0131n ku\u015fkusunu i\u00e7eren, ger\u00e7e\u011fin bir ele\u015ftirisi olu\u015fudur. Odette sevici midir? Gilberte do\u011fruyu mu s\u00f6ylemektedir? Mathilde, Julien Sorel\u2019i sevmekte midir? Smerdiakov, ya\u015fl\u0131 Karamazov\u2019u \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f m\u00fcd\u00fcr? Nerede b\u00fct\u00fcn bunlarda ger\u00e7ek ve ne tuhaf bir ger\u00e7ek\u00e7ilik bu romanc\u0131lar\u0131nki? Bu kahramanlar\u0131 sarmalayan \u00e2lem, en az onlar kadar \u00e7etrefildir.<\/p>\n<p>Destansal idealden roman\u0131n idealine ge\u00e7i\u015f, Ariostes ve Cervantes\u2019te a\u00e7\u0131k se\u00e7ik g\u00f6r\u00fcnmekte. Roland, yaln\u0131zca epik \u015fiirin bir parodisi de\u011fil, \u015f\u00f6valyece tav\u0131r idealinin de tiye al\u0131n\u0131\u015f\u0131d\u0131r. D\u00f6rtl\u00fcklerin yetkinli\u011fi, imgelerdeki parlakl\u0131k ve bulu\u015fun hayret verici zenginli\u011fi, alayc\u0131 tonun vurgulanmas\u0131na katk\u0131da bulunur. Ariostes\u2019in idealizmi bir ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131c\u0131l\u0131kt\u0131r. Ger\u00e7ek destan, ger\u00e7ek\u00e7i olur; Akhilleus, her ne kadar Tanr\u0131larla konu\u015fuyor ve Ulisseus cehenneme iniyorsa da, onlar\u0131n ger\u00e7ekli\u011finden kimse ku\u015fkulanmaz. Buradaki ger\u00e7ek, mitosa dair olanla insan\u00fcst\u00fcn\u00fcn bir kar\u0131\u015f\u0131m\u0131d\u0131r, \u00f6yle ki, g\u00fcncelden ola\u011fan\u00fcst\u00fcye ge\u00e7i\u015f, fark edilmez bile: Diomede\u2019nin, sava\u015fta Afrodit\u2019i yaralamas\u0131ndan daha do\u011fal bir \u015fey olamaz. Ariostes\u2019de, her \u015fey ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Ve de duygularla y\u00fcce olgular s\u00f6z konusu oldu\u011fu i\u00e7in, onlar\u0131, en ba\u015fta o ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131l\u0131klar\u0131 groteskle\u015ftirir. Y\u00fcce grotesk mizaha yak\u0131nd\u0131r ama, hen\u00fcz mizah de\u011fildir. Ne Homeros, ne de Virgillius mizah\u0131 tan\u0131yabildiler; Ariostes, sanki onu duyumsam\u0131\u015f gibidir, ama mizah, ancak Cervantes\u2019le ete kemi\u011fe b\u00fcr\u00fcn\u00fcr. Cervantes, mizah arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, modern toplumun Homeros\u2019u olmu\u015ftur. Mizah, Hegel\u2019e g\u00f6re, \u00f6znelli\u011fi nesnel d\u00fczen i\u00e7ine s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmaktan ibarettir; ele\u015ftirel bir \u00f6zelli\u011fin s\u00f6z konusu oldu\u011fu eklenebilir buna. Bu y\u00fczden, Cervantes\u2019in en acayip ki\u015fileri bile, i\u00e7inde bulunduklar\u0131 durumun belli bir bilincine sahiptir; ve bu, ele\u015ftirel bir bilin\u00e7tir. Bu ele\u015ftirel bilin\u00e7 kar\u015f\u0131s\u0131nda, ger\u00e7ek, t\u00fcm\u00fcyle ona boyun e\u011fmeden titrer: bir an i\u00e7in yelde\u011firmenleri birer dev olurlar, daha b\u00fcy\u00fck bir a\u00e7\u0131k se\u00e7iklikle, yeniden yelde\u011firmeni olmak \u00fczere&#8230; Mizah, dokundu\u011fu \u015feyi belirsizle\u015ftirir: ger\u00e7eklik ve de\u011ferleri \u00fczerinde z\u0131mni bir yarg\u0131d\u0131r bu, onlar\u0131 varl\u0131k ve de\u011fil-varl\u0131k aras\u0131nda salland\u0131r\u0131p duran, bir t\u00fcr ge\u00e7ici korkudur. Ariostes\u2019in d\u00fcnyas\u0131, t\u0131pk\u0131 kahramanlar\u0131 gibi, k\u00fcstah\u00e7as\u0131na ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Cervantes\u2019in yap\u0131t\u0131nda, ger\u00e7eklik ve fantazya, delilik ve sa\u011fduyu aras\u0131nda, s\u00fcrekli bir gel-git vard\u0131r. Salt kendi varl\u0131\u011f\u0131yla, Kastilyal\u0131 ger\u00e7ekli\u011fi Don Ki\u015fot\u2019u bir manken, ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131 bir ki\u015filik yapar \u00e7\u0131kar\u0131r; ama birdenbire, \u015eanso ku\u015fkulan\u0131r ve art\u0131k, Aldonza Dulsine midir yoksa tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 k\u00f6yl\u00fc k\u0131z\u0131 m\u0131, Calvileno bir sava\u015f at\u0131 m\u0131d\u0131r yoksa bir odun par\u00e7as\u0131 m\u0131, bilemez hale gelir. \u015eimdi titreyip duran ve varolmam\u0131\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnen, Kastilyal\u0131 ger\u00e7ekli\u011fidir. Don Ki\u015fot ile d\u00fcnyas\u0131 aras\u0131ndaki eri\u015fimsizlik, geleneksel destanda oldu\u011fu gibi, ilkelerden birinin utkusuyla de\u011fil, ama onlar\u0131n birbiri i\u00e7inde kayna\u015fmalar\u0131yla \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fcr. Bu kayna\u015fma mizaht\u0131r. Mizah, modern d\u00fc\u015f\u00fcncenin b\u00fcy\u00fck ke\u015ffidir. Trajik \u00e7at\u0131\u015fmaya tekab\u00fcl eden \u015feydir ve bizim b\u00fcy\u00fck romanlar\u0131m\u0131z, bu bak\u0131mdan, s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015f\u00fclmeksizin Yunan tiyatrosuyla yak\u0131nla\u015ft\u0131r\u0131labilir. Ne ki mizah\u0131n bu eriyi\u015fi, bizi felce u\u011frat\u0131r, \u00e7\u00f6z\u00fcc\u00fc bir etki yarat\u0131r. Bu, ge\u00e7ici, elle tutulur bir sonucu olmayan bir sentezdir.<\/p>\n<p>Kendi kendini ele\u015ftiri \u00fczerine bina eden bir toplumun destan\u0131 olarak roman, bizatihi bu toplum \u00fczerine z\u0131mni bir yarg\u0131d\u0131r. O, demin de g\u00f6rd\u00fck, her \u015feyden \u00f6nce ger\u00e7e\u011fin ger\u00e7ekli\u011fine dair bir sorudur. Bu soru -yaln\u0131zca sorulmu\u015f olmas\u0131 nedeniyle muhtemel b\u00fct\u00fcn yan\u0131tlar\u0131 d\u0131\u015flayan, yan\u0131ts\u0131z bir sorudur- her t\u00fcrl\u00fc toplumsal d\u00fczeni kemiren bir asittir. Cervantes\u2019in roman\u0131nda, feodal d\u00fcnyan\u0131n bi\u00e7imsiz bir konuma yerle\u015ftirildi\u011fi do\u011fruysa bile, yazar\u0131n ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 \u00e7a\u011f da, bundan daha \u00e7ok bir ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle ele al\u0131nm\u0131\u015f de\u011fildir. K\u0131rm\u0131z\u0131 ve Kara, kahramanl\u0131k ta\u015f\u0131yan bir d\u00fcnyaya duyulan a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik \u00f6zlemi yans\u0131t\u0131r ve Julien Sorel, bu \u00f6zlem ad\u0131na kendisini \u00e7evreleyen ger\u00e7ekli\u011fi mahk\u00fbm eder; ancak, ayn\u0131 \u015fekilde, Mathilde\u2019in y\u00fcz\u00fc de ge\u00e7mi\u015fin mahk\u00fbm edili\u015fi de\u011fil midir? Roman\u0131n d\u00fcnyas\u0131 ile eski \u015fiirin d\u00fcnyas\u0131 aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131tl\u0131k, Balzac\u2019da daha da belirginle\u015fir. Yap\u0131t\u0131, \u0130lahi Komedya\u2019ya bir kar\u015f\u0131l\u0131kt\u0131r. T\u0131pk\u0131 onun gibi, \u0130nsanl\u0131k Komedyas\u0131\u2019n\u0131n da kendi cehennemi, cenneti, araf\u0131 vard\u0131r. Ne ki Dante\u2019nin \u015fiiri bir \u015fark\u0131d\u0131r ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n \u00f6vg\u00fcs\u00fcyle son bulur. Balzac\u2019\u0131n yap\u0131t\u0131 i\u00e7in bunlar s\u00f6ylenemez. Y\u00fckselmekte olan bir s\u0131n\u0131f\u0131n betimleni\u015fi, \u00e7\u00f6z\u00fcmleni\u015fi, \u00f6yk\u00fcs\u00fc, su\u00e7lar\u0131n\u0131n, tutkular\u0131n\u0131n, gizli vazge\u00e7i\u015flerinin anlat\u0131s\u0131 olarak \u0130nsanl\u0131k Komedyas\u0131, ansiklopediden ve destandan, efsanevi yarat\u0131l\u0131\u015ftan ve marazi olan\u0131n incelenmesinden, kronikten ve tarihi denemeden bir \u015feyler ta\u015f\u0131r. Esin ve bilimsel ara\u015ft\u0131rman\u0131n, \u00fctopya ve ele\u015ftirinin metisidir. Efsanevi bir \u00f6yk\u00fc, tarihin i\u00e7inde canlanm\u0131\u015f ve yarg\u0131 halinde sona eren bir efsanedir. <br \/>Toplumun, kendi kendisini, ilkeleriyle birlikte mahk\u00fbm etti\u011fi bir Son h\u00fck\u00fcm. Y\u00fczy\u0131l sonra, bir ba\u015fka romanda, olay\u0131 anlatan ki\u015fi Guermantes prensinin konutundaki bir toplant\u0131da bulunurken, Proust da ayn\u0131 tav\u0131rdad\u0131r ve ya\u015fatmak istemi\u015f oldu\u011fu toplumu mahk\u00fbm eder. Roman, kendi kendisine cephe alan ve kendi kendisini \u00fc\u00e7 t\u00fcrde yads\u0131yan bir destand\u0131r: d\u00fczyaz\u0131 taraf\u0131ndan par\u00e7alanan \u015fiirsel dil olarak; mizah ve \u00e7\u00f6z\u00fcmlemenin \u00e7etrefille\u015ftirdi\u011fi kahramanlar\u0131n ve d\u00fcnyalar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 olarak; nihayet \u015fark\u0131 olarak, zira neyi hasretmeye ve y\u00fcceltmeye y\u00f6nelse, bunlar\u0131n her biri \u00e7\u00f6z\u00fcmleme nesnesine ve sonu\u00e7ta ses getirmeyen mahk\u00fbmiyete d\u00f6n\u00fc\u015fmektedir.<\/p>\n<p>Fransa\u2019n\u0131n, roman\u0131n se\u00e7kin \u00fclkesi olmas\u0131ndan daha ola\u011fan bir \u015fey olamaz. Frans\u0131zca, halen ya\u015fayan dillerin en \u00e7\u00f6z\u00fcmsel olan\u0131d\u0131r ve modern d\u00fc\u015f\u00fcnce, bu \u00fclkede, ba\u015fkalar\u0131nda oldu\u011fundan daha fazla belirginlik ve a\u00e7\u0131kl\u0131kla bi\u00e7imlenmi\u015ftir. Avrupa\u2019n\u0131n geri kalan k\u0131sm\u0131nda, tarih, s\u0131\u00e7ramalar, kopu\u015flar ve \u00f6l\u00fc anlarla ilerlemi\u015f gibidir; Fransa\u2019da, en az\u0131ndan 17. y\u00fczy\u0131ldan 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n ilk \u00e7eyre\u011fine kadar uzanan d\u00f6nem i\u00e7inde, her \u015fey tam zaman\u0131nda gelmi\u015fe benzer: Akademi Ansiklopedi\u2019yi haz\u0131rlar, o \u0130htilali, \u0130htilal \u0130mparatorlu\u011fu ve bu b\u00f6ylece gider. \u0130spanya, \u0130talya, Almanya ve hatta \u0130ngiltere, b\u00f6ylesine ak\u0131\u015fkan ve tutarl\u0131 bir tarihe sahip de\u011fillerdir. Belki bu izlenim aldat\u0131c\u0131d\u0131r ve \u00e7a\u011f\u0131m\u0131za \u00f6zg\u00fc, tarihsel perspektife dayan\u0131yor. Ama, Fransa tarihini modern Bat\u0131 toplumunun evriminin modeli olarak kabul etmek \u015fayet a\u015f\u0131r\u0131 ka\u00e7arsa, Frans\u0131z roman\u0131n\u0131n ger\u00e7ek bir arketip olarak kavranmas\u0131 \u00f6yle say\u0131lamaz. Elbette, ne Cervantes, ne Perez Caldos, ne Dickens ne Melville, ne Tolstoy ne Dostoyevski unutulabilir. Ama hi\u00e7bir \u00fclke, hi\u00e7bir dil, Laclos\u2019tan Proust\u2019a, dev romanc\u0131lar\u0131n b\u00f6ylesine aras\u0131 kesilmeksizin art arda s\u0131ralan\u0131\u015f\u0131na sahiptir. Bu yarat\u0131larda, Frans\u0131z toplumu, kendi kendisini seyrediyor ve pe\u015f pe\u015fe kendini ilahla\u015ft\u0131r\u0131p, kendi kendisini sorguluyor. Kendi kendisini terenn\u00fcm ediyor, ama ayn\u0131 zamanda da kendi kendisini yarg\u0131lay\u0131p, mahk\u00fbm ediyor.<\/p>\n<p>Modern toplumun bunal\u0131m\u0131 -ki bu bunal\u0131m d\u00fcnyam\u0131z\u0131n ilkelerinin ve her \u015feyden \u00f6nce de, ak\u0131lc\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncenin bunal\u0131m\u0131- romanda, t\u0131pk\u0131 \u015fiire d\u00f6n\u00fc\u015f gibi yans\u0131d\u0131. Cervantes\u2019in ba\u015flatt\u0131\u011f\u0131 hareket, ters y\u00f6nde olmakla birlikte, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde de Joyce\u2019da yineleniyor. Proust\u2019ta, Kafka\u2019da yineleniyor. Cervantes, roman\u0131, b\u00fcrlesk epik \u015fiirden kopar\u0131r; onun d\u00fcnyas\u0131, t\u0131pk\u0131 \u015fafa\u011f\u0131nki gibi, karars\u0131zd\u0131r, bize \u00f6nerdi\u011fi ger\u00e7ekli\u011fin yan\u0131lt\u0131c\u0131 niteli\u011fi de bundand\u0131r. Onun d\u00fczyaz\u0131s\u0131 kimi zaman m\u0131sraya yakla\u015f\u0131r, yaln\u0131zca belli bir s\u0131kl\u0131kla on bir ve sekiz hecelili\u011fe d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in de\u011fil, ama yan\u0131 s\u0131ra, \u015fiirsel bir dilin f\u00fctursuzca kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131yla. \u015eiire olan d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, \u00f6zellikle, yap\u0131tlar\u0131n\u0131n en eksiksiz olan\u0131 diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc ve ger\u00e7ek birer \u015fiir say\u0131lacak b\u00f6l\u00fcmlerle dolu Persileus ve Sigismonde\u2019un \u00d6devleri\u2019ndeki dilin durulu\u011funda ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. \u00c7\u00f6z\u00fcmlemeci akl\u0131n fetihleri geni\u015fledik\u00e7e, roman da \u015fiirin dilini terk eder ve d\u00fczyaz\u0131n\u0131n diline yakla\u015f\u0131r. Ne ki ele\u015ftiri, kendi kendisine yads\u0131maya ko\u015fuludur. D\u00fczyaz\u0131, kendini d\u00fczyaz\u0131 olarak ink\u00e2r ediyor. Madame Bovary\u2019nin yazar\u0131, ayn\u0131 zamanda Salambo ve Konuksever Aziz Julien\u2019in Menk\u0131besi\u2019nin de yazar\u0131. Akl\u0131n utkular\u0131, Tolstoy\u2019da, Dostoyevski\u2019de, Swift veya Henry James\u2019de g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, ayn\u0131 zamanda da yenilgileri. Y\u00fczy\u0131l\u0131n ba\u015f\u0131ndan beri, roman, yeniden \u015fiir olmaya y\u00f6neliyor. Proust\u2019un yap\u0131t\u0131n\u0131n, a\u011f\u0131r ritmi ve i\u015fleyi\u015fi \u015fiirsel esinle benze\u015fmeler g\u00f6stermekten geri durmayan bir belle\u011fin yaratt\u0131\u011f\u0131 imgeleriyle, \u015fiirsel karakterine i\u015faret etmek gereksiz. Ya da s\u00f6ze, s\u00f6ylemsel d\u00fc\u015f\u00fcncenin s\u00fcregidi\u015fini koparan bir \u00f6zerklik tan\u0131mak i\u00e7in Joyce\u2019un giri\u015fti\u011fi deneyi an\u0131msatmak&#8230; Kafka\u2019n\u0131n d\u00fcnyas\u0131, Takdiri \u0130lahi\u2019nin, Calderon\u2019un tiyatrosunda Selamet\u2019inkiyle ayn\u0131 rol\u00fc oynad\u0131\u011f\u0131 bir Cehennemi komedidir. D. H. Lawrence ve Faulkner b\u00fcy\u00fck romanc\u0131lar m\u0131d\u0131r bilemem, ama ikisinin de ozanlar\u0131n soyundan geldi\u011fine eminim. \u015eiire bu d\u00f6n\u00fc\u015f, Ernst J\u00fcnger gibi baz\u0131 Alman yazarlar\u0131nda, daha bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcr halde. \u00d6telerde, egemen olan \u015fey ritmik dalgalar\u0131n istilas\u0131ndan \u00e7ok, kahramanl\u0131k evreninin yeni ba\u015ftan fethi. Malraux\u2019nun kahramanlar\u0131, eylemlerinin ta g\u00f6be\u011finde ku\u015fkuya kap\u0131l\u0131rlar -ama ku\u015fkulanmamay\u0131 isterlerdi. \u0130nsanl\u0131k Durumu\u2019nda, Tro\u00e7ki\u2019yi hop oturtup hop kald\u0131ran bir t\u00fcmce vard\u0131r: \u201cMarksizm bir felsefe de\u011fil, ama bir kaderdir\u201d. Ben bu t\u00fcmcede, gelecekteki bir tiyatronun n\u00fcvesini g\u00f6r\u00fcyorum, zira modern d\u00fc\u015f\u00fcncenin ve ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z tarihin \u00e7eli\u015fkilerini bir araya getiriyor.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 e\u011filimleri, \u00e7a\u011fda\u015f tiyatroda da g\u00f6zlemlemek m\u00fcmk\u00fcn. Romantizmin sona eri\u015finden beri, tiyatro, d\u00fczyaz\u0131n\u0131n y\u00f6r\u00fcngesinde d\u00f6nmekteydi; \u0130bsen, bu hareketin en tepe noktas\u0131n\u0131 i\u015faretler. Ama Strindberg ile birlikte \u015fiir, sert\u00e7e ve alayi\u015fle geri geliyor. Shaw, ele\u015ftirici atalardan gelen sonuncu b\u00fcy\u00fck dramaturg idi ve ard\u0131llar\u0131n\u0131n, Synge, Yeats ve Eliot adlar\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131malar\u0131 manidard\u0131r. Onlarda, t\u0131pk\u0131 Garcia Lorca\u2019da oldu\u011fu gibi, \u015fiirsel ritim d\u00fczyaz\u0131ya \u00fcst\u00fcn gelmekte ve tiyatro yeniden \u015fiir olmakta. Nihayet, bu d\u00f6nemin iki merkezi dramaturgu, Paul Claudel ve Bertolt Brecht, her \u015feyden \u00f6nce, birer \u015fairdir. Modern tiyatroyu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcnce, adlar\u0131n\u0131 neredeyse istemeden yan yana getirmenin \u00f6\u011fretece\u011fi \u015feyler yok de\u011fil. Ya\u015farlarken, her \u015fey onlar\u0131 birbirinin z\u0131tt\u0131 k\u0131l\u0131yordu: estetik, felsefe, inan\u00e7lar ve ki\u015fisel kader. Ve bununla birlikte, her biri, kendince, modern d\u00fcnyay\u0131 yads\u0131maktad\u0131r. Her ikisi de, Uzakdo\u011fu\u2019nun gelene\u011finde, bizim tiyatromuzun tarafs\u0131z sahnesini anlaml\u0131 bir mek\u00e2na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmelerine imk\u00e2n verecek bir i\u015faretler sistemi ararlar ve de bulurlar. Her ikisi de, en m\u00fckemmel yap\u0131tlar\u0131nda, d\u00fc\u015f\u00fcncenin ve eylemin, ki\u015finin ve s\u00f6z\u00fcn, ba\u015fat tiyatroya \u00f6rnek al\u0131nas\u0131 karakterini veren o kayna\u015fmas\u0131n\u0131, ba\u015farm\u0131\u015flard\u0131r. Zira tiyatro, eylemin s\u00f6zle ve s\u00f6z\u00fcn de eylemle kan\u0131tlan\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Demem o ki, tiyatro, dilin eylemler halinde nesnelle\u015ftirilmesi ve ayn\u0131 zamanda da bunun tersidir: s\u00f6z eyleme \u0131\u015f\u0131k tutar, onu ayd\u0131nlat\u0131r, olaya yans\u0131t\u0131r onu. Sonu\u00e7 olarak, d\u00fczyaz\u0131 ile \u015fiir, kutsama ve \u00e7\u00f6z\u00fcmleme, \u015fark\u0131 ve ele\u015ftiri aras\u0131ndaki kavga, modern toplumun \u015fafa\u011f\u0131ndan bu yana gizli kalm\u0131\u015f bu kavga, \u015fiirin utkusuyla tamamlan\u0131yor. Bu ger\u00e7ek, hatta Brecht\u2019te de do\u011fru: \u00fcnl\u00fc \u201cVerfremdungs\u201d (Brecht tiyatrosunda, oyuncunun canland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ki\u015filikle, seyirciyle ve sahnedeki dramatik eylemle \u201caras\u0131na mesafe koymas\u0131\u201d \u00c7ev. notu.) sahnede cereyan eden \u015feyin ger\u00e7ekli\u011fi \u00fczerine yarg\u0131m\u0131z\u0131 eritmeye y\u00f6nelik de\u011fildir; tersine, bizi eylemle birle\u015fmeye veya ona kar\u015f\u0131 durmaya \u00e7a\u011f\u0131r\u0131r. Ama \u015fiirin utkusu, modern \u00e7a\u011f\u0131n sonunun da i\u015fareti. \u00c7a\u011fda\u015f roman ve tiyatro, bir do\u011fumu kutlam\u0131yor, ama d\u00fcped\u00fcz bir cenaze t\u00f6renine kat\u0131l\u0131yorlar: kendi \u00f6z d\u00fcnyalar\u0131n\u0131n ve onun do\u011furdu\u011fu bi\u00e7imlerin cenaze t\u00f6renine.<\/p>\n<p>\u015eiir, insanl\u0131k durumunun a\u00e7\u0131mlan\u0131\u015f\u0131 ve bir somut tarihi deneyin kutsan\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Modern roman ve tiyatro, onu reddettikleri zaman bile, kendi d\u00f6nemlerine tutunmaktad\u0131rlar. Onu reddederken, onu kutsalla\u015ft\u0131r\u0131rlar. Lirik \u015fiirin kaderi daha ba\u015fkad\u0131r. Eski tanr\u0131lar ve bilin\u00e7 taraf\u0131ndan yads\u0131nm\u0131\u015f nesnel ger\u00e7eklik bir kez \u00f6ld\u00fcklerinde, \u015fiirin terenn\u00fcm edece\u011fi hi\u00e7bir \u015fey kalmam\u0131\u015ft\u0131r, kendi olu\u015fu say\u0131lmazsa. Ozan \u015fark\u0131y\u0131 terenn\u00fcm eder. Ama \u015fark\u0131 ileti\u015fimdir. Monolo\u011fun pe\u015finden ancak sessizlik gelebilir, ya da hepsinin aras\u0131ndan umutsuz ve a\u015f\u0131r\u0131 bir ser\u00fcven: \u015fiir art\u0131k, s\u00f6z\u00fcn de\u011fil, ama hayat\u0131n i\u00e7inde ete kemi\u011fe b\u00fcr\u00fcnecek bundan b\u00f6yle. \u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak.<\/p>\n<p>\u00c7eviren Turhan ILGAZ<\/p><\/div>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Modern \u00e7a\u011f\u0131n -g\u00f6zlerimizin \u00f6n\u00fcnde son nefesini vermekte olan \u015fu \u00e7a\u011f\u0131n- ay\u0131r\u0131c\u0131 niteli\u011finin d\u00fcnyay\u0131 insan\u0131n \u00fczerine bina etmek, bilinci, evrenin yap\u0131s\u0131n\u0131n \u00fczerinde durdu\u011fu kaya ve har\u00e7 k\u0131lmak oldu\u011fu s\u0131k s\u0131k s\u00f6ylendi. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz \u00e7a\u011fda\u015f felsefe bu d\u00fc\u015f\u00fcnceyi t\u00fcm\u00fcyle benimsemiyor. Ama en ayk\u0131r\u0131s\u0131 oldu\u011funa inanabilece\u011fimiz d\u00fc\u015f\u00fcnce bile, bilin\u00e7te, tarihin nihai ve en y\u00fcce fethini g\u00f6rmektedir. Marks\u2019\u0131n d\u00fcnyay\u0131 [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[134],"tags":[],"class_list":{"0":"post-723","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","6":"category-kuram"},"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO Premium plugin v24.9 (Yoast SEO v24.9) - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz - narteks.net<\/title>\n<meta name=\"robots\" content=\"index, follow, max-snippet:-1, max-image-preview:large, max-video-preview:-1\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"Modern \u00e7a\u011f\u0131n -g\u00f6zlerimizin \u00f6n\u00fcnde son nefesini vermekte olan \u015fu \u00e7a\u011f\u0131n- ay\u0131r\u0131c\u0131 niteli\u011finin d\u00fcnyay\u0131 insan\u0131n \u00fczerine bina etmek, bilinci, evrenin yap\u0131s\u0131n\u0131n \u00fczerinde durdu\u011fu kaya ve har\u00e7 k\u0131lmak oldu\u011fu s\u0131k s\u0131k s\u00f6ylendi. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz \u00e7a\u011fda\u015f felsefe bu d\u00fc\u015f\u00fcnceyi t\u00fcm\u00fcyle benimsemiyor. Ama en ayk\u0131r\u0131s\u0131 oldu\u011funa inanabilece\u011fimiz d\u00fc\u015f\u00fcnce bile, bilin\u00e7te, tarihin nihai ve en y\u00fcce fethini g\u00f6rmektedir. Marks\u2019\u0131n d\u00fcnyay\u0131 [&hellip;]\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"narteks.net\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2010-08-27T22:00:00+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg\" \/>\n<meta name=\"author\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:creator\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:site\" content=\"@narteks\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Yazan:\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"Tar\u0131k\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:label2\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\" \/>\n\t<meta name=\"twitter:data2\" content=\"27 dakika\" \/>\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/\"},\"author\":{\"name\":\"Tar\u0131k\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\"},\"headline\":\"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz\",\"datePublished\":\"2010-08-27T22:00:00+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/\"},\"wordCount\":5484,\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg\",\"articleSection\":[\"Kuram\"],\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/\",\"name\":\"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz - narteks.net\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#primaryimage\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#primaryimage\"},\"thumbnailUrl\":\"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg\",\"datePublished\":\"2010-08-27T22:00:00+00:00\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/\"]}]},{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#primaryimage\",\"url\":\"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg\",\"contentUrl\":\"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg\"},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"name\":\"Anasayfa\",\"item\":\"https:\/\/narteks.net\/\"},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"name\":\"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz\"}]},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#website\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"name\":\"narteks.net\",\"description\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\"},\"alternateName\":\"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":{\"@type\":\"EntryPoint\",\"urlTemplate\":\"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}\"},\"query-input\":{\"@type\":\"PropertyValueSpecification\",\"valueRequired\":true,\"valueName\":\"search_term_string\"}}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#organization\",\"name\":\"narteks.net\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/\",\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"contentUrl\":\"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png\",\"width\":300,\"height\":90,\"caption\":\"narteks.net\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/\"},\"sameAs\":[\"https:\/\/x.com\/narteks\",\"https:\/\/instagram.com\/narteksnet\"]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca\",\"name\":\"Tar\u0131k\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"inLanguage\":\"tr\",\"@id\":\"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"contentUrl\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Tar\u0131k\"},\"sameAs\":[\"http:\/\/narteks.net\"],\"url\":\"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/\"}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO Premium plugin. -->","yoast_head_json":{"title":"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz - narteks.net","robots":{"index":"index","follow":"follow","max-snippet":"max-snippet:-1","max-image-preview":"max-image-preview:large","max-video-preview":"max-video-preview:-1"},"canonical":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/","og_locale":"tr_TR","og_type":"article","og_title":"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz","og_description":"Modern \u00e7a\u011f\u0131n -g\u00f6zlerimizin \u00f6n\u00fcnde son nefesini vermekte olan \u015fu \u00e7a\u011f\u0131n- ay\u0131r\u0131c\u0131 niteli\u011finin d\u00fcnyay\u0131 insan\u0131n \u00fczerine bina etmek, bilinci, evrenin yap\u0131s\u0131n\u0131n \u00fczerinde durdu\u011fu kaya ve har\u00e7 k\u0131lmak oldu\u011fu s\u0131k s\u0131k s\u00f6ylendi. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz \u00e7a\u011fda\u015f felsefe bu d\u00fc\u015f\u00fcnceyi t\u00fcm\u00fcyle benimsemiyor. Ama en ayk\u0131r\u0131s\u0131 oldu\u011funa inanabilece\u011fimiz d\u00fc\u015f\u00fcnce bile, bilin\u00e7te, tarihin nihai ve en y\u00fcce fethini g\u00f6rmektedir. Marks\u2019\u0131n d\u00fcnyay\u0131 [&hellip;]","og_url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/","og_site_name":"narteks.net","article_published_time":"2010-08-27T22:00:00+00:00","og_image":[{"url":"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg","type":"","width":"","height":""}],"author":"Tar\u0131k","twitter_card":"summary_large_image","twitter_creator":"@narteks","twitter_site":"@narteks","twitter_misc":{"Yazan:":"Tar\u0131k","Tahmini okuma s\u00fcresi":"27 dakika"},"schema":{"@context":"https:\/\/schema.org","@graph":[{"@type":"Article","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#article","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/"},"author":{"name":"Tar\u0131k","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca"},"headline":"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz","datePublished":"2010-08-27T22:00:00+00:00","mainEntityOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/"},"wordCount":5484,"commentCount":0,"publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg","articleSection":["Kuram"],"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"CommentAction","name":"Comment","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#respond"]}]},{"@type":"WebPage","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/","url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/","name":"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz - narteks.net","isPartOf":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#website"},"primaryImageOfPage":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#primaryimage"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#primaryimage"},"thumbnailUrl":"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg","datePublished":"2010-08-27T22:00:00+00:00","breadcrumb":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#breadcrumb"},"inLanguage":"tr","potentialAction":[{"@type":"ReadAction","target":["https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/"]}]},{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#primaryimage","url":"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg","contentUrl":"http:\/\/www.aula-virtual.mx\/STA\/file.php\/1\/imagenes\/Octavio_paz.jpg"},{"@type":"BreadcrumbList","@id":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/2010\/08\/28\/siirsel-kelam-artik-tarihi-kutsallastirmayacak-ama-kendi-basina-tarih-ve-hayat-olacak-octavio-paz\/#breadcrumb","itemListElement":[{"@type":"ListItem","position":1,"name":"Anasayfa","item":"https:\/\/narteks.net\/"},{"@type":"ListItem","position":2,"name":"\u015eiirsel kelam, art\u0131k tarihi kutsalla\u015ft\u0131rmayacak, ama kendi ba\u015f\u0131na tarih ve hayat olacak | Octavio Paz"}]},{"@type":"WebSite","@id":"https:\/\/narteks.net\/#website","url":"https:\/\/narteks.net\/","name":"narteks.net","description":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","publisher":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization"},"alternateName":"K\u00fclt\u00fcr Sanat Edebiyat Felsefe","potentialAction":[{"@type":"SearchAction","target":{"@type":"EntryPoint","urlTemplate":"https:\/\/narteks.net\/?s={search_term_string}"},"query-input":{"@type":"PropertyValueSpecification","valueRequired":true,"valueName":"search_term_string"}}],"inLanguage":"tr"},{"@type":"Organization","@id":"https:\/\/narteks.net\/#organization","name":"narteks.net","url":"https:\/\/narteks.net\/","logo":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/","url":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","contentUrl":"https:\/\/narteks.net\/wp-content\/uploads\/narteks.png","width":300,"height":90,"caption":"narteks.net"},"image":{"@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/logo\/image\/"},"sameAs":["https:\/\/x.com\/narteks","https:\/\/instagram.com\/narteksnet"]},{"@type":"Person","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/61f37d9834294b72d31d274e7ed79bca","name":"Tar\u0131k","image":{"@type":"ImageObject","inLanguage":"tr","@id":"https:\/\/narteks.net\/#\/schema\/person\/image\/","url":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","contentUrl":"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/50865afb55632c4ae467e0af0930f6510aa2297d8014be502a55b14f3b7550cf?s=96&d=mm&r=g","caption":"Tar\u0131k"},"sameAs":["http:\/\/narteks.net"],"url":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/author\/narbak\/"}]}},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/723","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=723"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/723\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=723"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=723"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/narteks.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=723"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}