Kültür Sanat Edebiyat Felsefe
Cuma, Temmuz 12, 2024
No menu items!
Ana SayfaEdebiyatYalnız Seni Arıyorum – Nahit Hanım’a Mektuplar I Orhan Veli Kanık

Yalnız Seni Arıyorum – Nahit Hanım’a Mektuplar I Orhan Veli Kanık

Boğaz’ın bir ucunda, Sarıyer’de, yalnızlık ve yoksulluk içinde yaşayan bir adam … Sıkboğaz eden parasızlıkla boğuşurken bile sevdasıyla soluklanmayı, gönül işçiliğiyle geçinmeyi öğrenmiş bir adam … Şiirle, sevdalarla, dostluklarla, at yarışlarıyla, sandal gezintileriyle,
Karadeniz rüzgarıyla, yosun kokularıyla, alaca gemilerle, gökyüzünün mavisiyle, durmaksızın havayı karalayan martılarla ve elbette “rakı şişesindeki balıklarla avunan bir adam … Orhan Veli: Şiirlerinde şairaneliğe sert darbeler indirirken mektuplarında koyu bir kederi imbiklerden geçiren efkarlı şair.
“Orhan Veli tamam da, Nahit Hanım kimdir?” derseniz, “Orhan Veli’nin 36 yıllık ömrünün en büyük sevdası” denebilir. Sanat ve edebiyat ortamlarında ”Nahit Hanım” diye bilinen Nahit Gelenbevi Ankara ve İstanbul’ da öğretmenlikle geçirmiş ömrünü (1909-2002). Eğitimci Halil Vedat Fıratlı ve şair Arif Damar ile evlilikler yaşamış. Çocuğu olmamış ama Samet Ağaoğlu “Rönesans gibi kadın”, Cemal Süreya ise “Cumhuriyet dönemi küçük burjuva duyarlığının anası” diye söz etmiş ondan. Nihayet dönüp baktığımızda, edebiyat mahfillerinde “Orhan Veli’nin sevgilisi” diye ünlenmesinin yanı sıra 1930’lardan 1990’1ara, tam altmış yıl boyunca evini bir sanat albümüne çevirmiş; hakkında şiirler (Sabahattin Ali, Orhaı1 Veli, Arif Damar, Gülten Akın) ve yazılar yazılmış; Atatürk’le üç defa dans etmiş bir hanımefendi portresi ile karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Besbelli, ketumiyet ve dirayet sahibi bir hanımmış: Aşkını röportaj yoluyla ifşa etmesi ve özellikle de bu mektupları yayımlaması için, dostları ve gazeteciler tarafından sıkıştırılmasına rağmen, Orhan Veli’nin ardından yaşadığı 52 yıl boyunca bu kırık aşk hikayesini kalbine ve bu aşkın delillerini ise sandığına gömmüş – bir define gibi!

Benzersiz biri Nahit Hanım. Eşi, karşılığı yok. Hiç değilse kendi konumundaki kişiler arasında. Bir an Salim Rıza Kırkpınar’ı düşündüm. Salim Rıza Hoca’yla belli yönlerde koşutlukları yok değil. Yine de Nahit Hanım’ın hikayesi başka. Koşulunu hayat stratejisi ve kozu haline getirmiş bir insan Nahit Hanım. Özlemi şimdiki zamandır onun, şu an. Hem dramatik, hem başarılı bir hayat. Nedense Orhan Veli’nin, ölümünden sonra müsveddesi
diş fırçasına sarılı bir kağıtta bulunan tamamlanmamış “Aşk Resmigeçiti” adlı şiiri, bende her zaman Nahit Hanım’ın yüzünü çağrıştırmıştır:

Hiçbirine bağlanmadım
Ona bağlandığım kadar.
Sade kadın değil, insan.
Ne kibarlık budalası,
Ne malda mülkte gözü var.
Hür olsak der,
Eşit olsak der.
İnsanları sevmesini bilir
Yaşamayı sevdiği kadar.

ORHAN VELİ’DEN NAHİT HANIM’A MEKTUPLAR

[İstanbul, tarihsiz] Çarşamba
Nahit,
Bir haftadan fazla oluyor. Sana bir mektup yazmıştım. Bugüne kadar cevap alacağımı umuyordum. Yoksa bana susarak mı mukabele ediyorsun. Böyle ise çok müteessir olacağım. Çünkü senin mektuplarına ne kadar ihtiyacım olduğunu zannederim söylemiştim. Ankara ‘ya gelmemin bazı şartlara bağlı olduğunu yazmakla acaba seni müşkül vaziyette
mi bıraktım. Belki de bunun için yazmadın. Ama ne lüzum var? Benim Ankara’ya gelmem zaruret değil ya. Ben burada kalırsam senin bana olan dostluğun devam edemez mi? Dostluğu arkadaşlık manasında almıyorum. Evvelden beri mevcut olan şekilde bir dostluk. Emin ol, dünyada hiçbir şeyden zevk almıyorum. Bütün bu tatsız günler içinde yalnız seni
arıyorum. Bir müddet de böylesine tahammül edeyim. Bu bir türlü düzelmeyen bedbin hava, biliyorum, seni artık bıktırdı. Ama ne yapayım. Değişemiyorum. Bu zayıf irade ile hayattan zevk alabilmek ancak mucizelerle kabil olacak. Ben asker iken(1) bir mektup yazmıştın. Orada “Mucizeler beklemeye hakkımız yok mu?” diyordun. Zaten kala kala bir o hakkımız kaldı galiba. Bu üzüntülerden yorulur da belki günün birinde isyan eder, böyle bir mucizeyi kolaylaştırabiliriz. Bu mektubumu aldığın vakit her halde cevap ver Nahit. Birkaç şey olsun söyle. İstersen bana darıl. Eskisi gibi sitemlerde bulun. Sesini duymuş gibi olayım. Senden cevap almadıkça hiçbir şey yazmayacağım. Daha doğrusu yazamayacağım. Çünkü içimdekilerden başka hayatım yok. Ne anlatayım. Biliyorsun, bir seneden beri şiir yazmıyorum. Son günlerde bir tane yazdım. Sana onu da gönderiyorum. Fakat bunu okurken halime raptetmeye kalkma.

Şiir şu:
Adını henüz koymadım(2)
Garibim
Ne bir güzel var avutacak gönlümü
Bu şehirde,
Ne de bir tanıdık çehre;
Bir tren sesi duymaya göreyim,
İki gözüm,
İki çeşme.

Söylediğim gibi, mektubunu bekliyorum Nahit. Sevgi ile gözlerinden öperim.
Orhan Veli

1 Askerliğini, 1942-44 arası iki buçuk yıl süreyle. Gelibolu Ortaköy’de emir subayı olarak yaptı.

2 Bu şiirin “Tren Sesi” başlığı altında, kendi imzasıyla yayımladığı ilk kitabı
Vazgeçemediğim’de (Marmara Kitabevi, 1945) yer alması bu tarihsiz mektubun
1944 ya da 1945’te, Ankara’da Tercüme Odası’nda çalışmaya başlamadan önce,
İstanbul’dayken yazıldığını gösteriyor.

Yalnız Seni Arıyorum – Nahit Hanım’a Mektuplar I Orhan Veli Kanık

RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments