Kültür Sanat Edebiyat Felsefe
Salı, Eylül 1, 2026
No menu items!
Ana SayfaErkan Küçük (Makale)Ful Yaprakları; Erkan Küçük

Ful Yaprakları; Erkan Küçük

İstanbul DT tarafından sahnelenen Civan Canova’nın yazıp Turgay Kantürk’ün yönettiği ‘Ful Yaprakları’ adlı oyun, tekerlekli sandalyeye mahkum olan Madonna’nın yüz yüze hiç görüşmediği Richard’la, internet ortamında, yalan üzerine kurulu olan ilişkileri üzerinden gerçeklik, yalan, oyun, özgürlük, arzu vb. gibi kavramların sorgulanması üzerine şekillenen bir oyun.

Bu sorgulamayı kendi cenahımızdan yürütmeye çalışalım.
Gerçeklik nedir? Bize hiçbir şeyin gerçek olmadığını ve her şeyin dil alanında kurgulandığı söylendiğinde hissedeceğimiz boşluk duygusu gerçek midir? Muğlak, nesnelliğini yitirmiş daha doğrusu hiç bir öncülü kabul etmeyen sıvılaşmış, akış içinde bir dünyaya davet ediliyoruz. Nihilizmin kaypak uzamında yaşamak.

Kendilerini, belirlenmiş bir hakikate demirlemiş olan modern aklın insanı için bu hiçleştirici söylem, hiç kuşkusuz değerlere ve hakikate yönelik vahşi bir saldırıdır. Zilsiyah bir karanlığı yaşam olarak takdim etmenin savunusu kötülüktür ussal insan için. Her şeyin yalan sarmalında devindiği yer, tanımsızlığın, hiçleştiriciliğin özneliğinde aklın mezar alanıdır. İnsan, değerlerini yitirince kimliğini de, dolayısıyla varlığını da yitirir.

Kayıp bir dönemde yaşıyoruz. İnsanı kendi sayısallığında boğan, sonsuz bir maske olasılığıyla nesnelliği öteleyen bir dönem. Dilin dilediğince, hiçbir engel tanımadan at koşturduğu ve sözün nesnesini şekillendirdiği bir zaman bu. Nesnenin kendinden memnuniyetsizliğini dilin ebruli gücüyle boyaması, insanın eksik bir varlık oluşuyla ilgili bir durum. Bunu ‘Ful Yaprakları’ oyununun tüm karakterleri için söyleyebiliriz. Özürlü kadının tüm hayalleri kendi hareket yoksunluğundan kaynaklı bedensel aktiviteye yöneliktir. Yaşayamadığı cinselliğini porno yıldızı olma arzusuyla dışa vurur. Diğer yandan internet paravanının arkasından karşıdaki kişiye balerin olduğunu söyler. Karşısındaki adam da aynen özürlü kız gibi trajik hakikati yalanla yıkmaya çalışır. Bunu çoğu kez bir felsefeci edasıyla sürdürür. Yalanı bir başka yalanla bozar. Bir domino oyunu gibi sürekli sözün düşüşünü görürüz. Herkes kendi oyununu oynar durur. Yalan ile gerçek arasındaki gerilim kişileri huzursuz eder.

Oyunun alt metninde var olan özgürlük ve zorunluluk ikilemi sorunu özellikle Richard’ın sözlerinde belirginlik kazanıyor.’Tanrı bizi sınıyor’ diye yazıyor duvara Richard; bu söz esasında oyunun ana izleğini de ifşa ediyor. Her şeyin bir oyundan ibaret olduğunu ve gerçeklikle yalanın iç içeliğini vurgulayan anlatı, sahnedeki ekranda beliren oyun yazarı Civan Canova’nın ‘Ful Yaprakları’ oyununu yazma anının gösterilmesi, özgürlük ve belirlenim mefhumuyla karşı karşıya olduğumuzu ifade eder. Bir yanda Tanrı, elinde kalemi, insanların kaderlerini dilediğince şekillendirirken insan oğlu da sahnede farkında olmadan yaşamak adını verdikleri bir oyunu sürdürmektedirler.

Oyunun savunusunda özgürlük bir kurgu olarak sunulur. Oyundaki en özgür kişi yaşamın bu özgürlük yoksunluğunun farkında olan ve onunla oyun oynayarak bu trajediyle baş etmeye çalışan Richard’dır. O, bir aydınlatıcı olarak, bir yalvaç gibi diğerlerini de aydınlatmaya çalışır. Son eylemi intihar ise tek özgür davranış olarak, bir başkaldırı olarak kendini gösterecektir. Oynanan oyundan tek çıkış yolu bir kukla olan bedeni işlevsiz kılmaktır.

Oyunun felsefi altyapısında post modern değersizlik ve nihilizm olduğu kadar Spinozist bir tanrısal belirlenimcilikte iyiden iyiye hissediliyor. Temel öznenin zorunluluk olduğu bir yaşam alanında belirleyiciliğini, dolayısıyla özne olma gücünü kaybeden insanın trajedisini sunuyor ‘Ful Yaprakları.’

Oyunun sonu post modern umutsuzluğu içinde barındırsa da anlatımında kullandığı dil ile başarılı bir yapıt olduğunu söyleyebiliriz. Görüntü çağında yaşayan bizler için tiyatro sahnesinde karakterlerin konuşmalarını ekranlar yoluyla görselleştirerek sunması izleyişi kolaylaştırıyor. Özgürlük ve zorunluluk ikilemi üzerine düşünmek isteyenler için kaçırılmaması gereken bir oyun diyorum.

ERKAN KÜÇÜK
dramaturji@gmail.com

İlgili Makaleler

Son Yüklenen